Kabz ü Bast ne demek? | Kabz ü Bast anlamı nedir? | Kabz ü Bast

Kabz ü Bast anlamı nedir?

Kabz ü Bast ne demek?

Kabz ü Bast anlamı nedir?

Kabz ü Bast | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kabz bast

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kapanıp açılma, daralıp genişleme (tasavvufta kullanılan ünlü terim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encashment. legal right of collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخذ و قبض] alıp sahip çıkma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mermeri, kaymak taşı. Oriental alabaster Bektaşi taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşli bir loğusalık hastalığı, loğusa humması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yere gelen insan veya eşyadan vergi olarak alınan para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yayma, serme, döşetme, açma: Bast-ı mekal etmek = Söz açmak. Bast-ı mukeddimât etmek = Mukaddemeler serdetmek, söze başlangıç yapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بسط] yayma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı ağaçların hasır yapmak için kullanılan iç kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. first. foremost. in the first instance. at the outset. for starters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first. first of all. most of all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. in front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head doctor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Yeniden, ilk noktadan başlayarak: Şunu bana baştan anlatır mısın?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over. afresh. anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially. baş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all over. anew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from top to bottom. from head to foot. throughead. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from end to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. corrupt. pervert. seduce. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. corrupt. deprave. inveigle. mislead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crude. perfunctory. slapdash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carelessly. in a perfunctory way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from beginning to end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir çeşit iskete kuşu (Parus maior). 2. Baştan kara etmek. (bk.) Baş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). piç, nikahsız doğan çocuk; (argo) alçak herif, kepaze kimse; (s). gayri meşru (çocuk); sahte, hakiki olmayan, kalp; alışılmışın dışında; matb. normal boyda olmayan. bastardy (i). piçlik. bastardly (s). gayri meşru olarak doğan; hileli; bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca bastarda) (denizcilik). Bir cins küçük gemi, kadırganın küçüğü. Geminin başındaki ufkî direk. Ş ile baştarda da denmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir nevi harb gemisi, (bk.) Bastarda.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). piç olduğunu ispat etmek; alçaltmak; şerefi lekelenmek, alçaltılmak; değiştirip kıymetini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teyellemek, eğreti dikmek; ahçı. eti pişerken tereyağı v.b. ile yağlayarak yumuşatmak; (k.dili). dayak atmak; dövmek. basting (i). teyelleme; azarlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Et suyu veya kıyma ile pişmiş sebze: Bamya bastısı, kabak bastısı. Külbastı = Izgarada pişen et. 2. Bir şeyin üzerine basan: Kaşbastı = Üzerinden geçecek surette başa meyilli bağlanan sargı. Dalbastı — Ağırlığı ile ağacın dalını bastıracak surette iri kiraz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a vegetable stew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu; bacakları kısa veya çarpık kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pestil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Paris'teki Bastil hapishanesi; k.h. hapishane olarak kullanılan herhangi bir kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde Balkanların bazı yerlerinde devlet arazisinden tapu ile ve mirasla geçen tarla.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dayak, falaka; sopa, falaka değneği; f falakaya yatırmak; dayak atmak, dövmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kale burcu; tabya; sağlamlaştlrılmış yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Baskı altına konmak, ezdirilmek: Asma yaprakları fıçı içine bastırılır. 2. Tabettirilmek: Bu kitap ilk defa olarak bastırılıyor. 3. Söndürmek: Yangın bastırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be printed. to be raided. to be suppressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Bastırmak işi. (bk.) bastırmak. 2. Pastırma, tuz ve çemenle bastırılıp iste veya güneşte kurutulmuş et: Kayseri bastırması. mec. Bastırmasını çıkarmak = Çok döğmek. Şimdi «pastırma» denmektedir, (bk.) Pastırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement. compression. depression. repression. stranglehold. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damping. pressing. pressure. suppresion. depression. weighing. restraining. banking. overtake. blanketing. extinquishing. extinction. outbalancing. squashing. overwhelming. quenching. damper. action. compression. attenuation. choking. inducing. tamping. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vasıtayla basmak, ezdirmek: Bu toprağı ayakla bastırmalı. 2. Vasıtayla basmak, tab’etmek, söndürmek: Yangını bastırdılar. 4. Galebe çalmak, geçmek, üstünlük göstermek, tefevvuk etmek: Hilekârlıkta arkadaşlarını bastırdı. 5. Örtbas etmek, saklamak: Onun kabahatlarını bastırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depress. push down. compress. weigh down. weigh. allay. alleviate. appease. assuage. bear against. beat down. bottle up. burke. choke. crucify. drown. extinguish. flow. gulp. gulp down. hold down. keep down. keep in. keep under. outtalk. overbear. po.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. contain. dampen. depress. jam. overtake. overwhelm. print. push. quash. quell. ram. relieve. repress. squash. squelch. stay. stifle. to have printed. to make sb print. to subdue. to repress. to stifle. to contain. to put sth down. to suppress. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth printed. to let sb stand on to force down. to come all at once. to damp. to press. to supress. to depress. to weight. to restrain. to choke. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. bastone). 1. Değnek, asâ, el değneği, alafranga zarif değnek. 2. Bazı gemilerin başındaki yatık direğin gemiden dışarıya doğru uzanan parçası. 3. Baston francala = Dar ve uzun biçimli francala çeşidi. Baston yutmuş = Dimdik duran veya yürüyen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. rod. walking stick. staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rod. stick. walking stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A staff or cudgel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Baton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An officer bearing a painted staff, who formerly was in attendance upon the king's court to take into custody persons committed by the court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walking stick. cane. crooked stick. walking staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wooden or rattan stick or cane of varying lengths used in the Filipino martial arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Başok).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. abartmalı söz veya konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. abartmalı saçma, yüksekten atılan, şişirilmiş (söz ,konuşma). bombastically z. şişirilmiş bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde KABIZ) (i. A.). !. El ile tutma, ele alma, kavrama. 2. Alma, Ar. ahz, tesellüm: Bu parayı ahz ve kabzettiğimi gösteren senettir. 3. Bir kişinin ruhu Azrail tarafından alınma, ölüm. Ar. fevt, vefât, irtihâl, Falan tarihte kabz olundu; ruhu kabzedildi; Azrail kabz-ı ervâhâ (ruhları almaya) memurdur. 4. Tutgunluk, peklik, Inkıbâz: Kabza uğradı (bu mânâ ile Türkçe’de isim gibi de kullanılıp «kabızlık» suretinde ifade olunur). Kabız oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبض] tutma, kavrama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kapanıp açılma, daralıp genişleme (tasavvufta kullanılan ünlü terim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pençe, avuç. 2. Bir şeyin tutulacak yeri: Kılıç kabzası. 3. Bir avuç dolusu, bir tutam: Bir kabza toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. hilt. stock. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. butt. hilt. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبضه] sap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı yanlış bir terkiptir; kaabız-ı mâl olmalıydı). Meyve ve sebze yetiştiricileriyle manavlar arasındaki aracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman in fruit. vegetables. fish. wholesale. income collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middleman's business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki kat dalyan ağı çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift katlı dalyan ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşin üzerinde ıskarada pişmiş et parçası. 2. Koyunun belkemiği ucundaki et: Külbastı pişirmek, koyun, sığır külbastısı. Sahan külbastısı = Sahanda kendi suyu ile pisio kızarmış et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. cutlet. grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külbastıya yarar: Külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (leh.) dövmek, dayak atmak; fena azarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden bir yere gelen yolcudan veya eşyadan alınan vergi.

Türkçe Sözlük by