Kac ne demek? | Kac anlamı nedir? | Kac

Kac anlamı nedir?

Kac ne demek?

Kac anlamı nedir?

Kac | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kac

Türkçe Sözlük

(i. F. botanik). Bir çeşit küçük çam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). 1. Sayı hakkında sorgu edatı: Kaç kişi? Kaç koyun? Kaç gün? (Miktar sualinde ise «ne kadar» kullanılır: Ne kadar su? Ne kadar yağ? gibi). 2. Sual inkârı suretinde çokluk ve mübalâğa gösterir: Kaç kere söyledim. Kaç ağaç dikeceğiz? Yani çok söyledim, çok ağaç diktik. Birkaç = Bazı, bir miktar, bir takım, belirli olmayan, fakat birçok olan sayıyı gösterir: Birkaç kişi geldi; birkaç kere gittim. Kaça = Ne kadar para karşılığında, ne fiyatla? Bunu kaça veriyorsunuz? Kaça aldınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl «kaçmak» fiilinin emir kipi olup, bu tâbirde kullanılır): Kaçgöç = NA-mahremlik, kadının yabancı erkekten kaçması: Bir evde kaçgöç olmaması için yabancı bulunmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many. many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how much ? how many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاج] çam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antiquarian. antiquary. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old curiosity shop. dealer in antiques. antiquarian. art shop. curio dealer. dealer in antiquities. antique dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tuhaflık. 2. Antika olma hali. (i.). Antika eşya satıcısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. draft-evader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Söyleyen, konuşan. 2.Akıl veren. 3.Ozan, şair.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sırt ağrısı; (tıb). bel romatizması Iumbaqo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banka hissedarı, bankada görevli veya banka işleri uzmanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. bank employer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. bank employee. shroff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Barka denilen büyük sandalı kullanan adam. Sandalcı, kayıkçı, flokacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ayrıca, ayrı olarak, tek başına, müstakillen: O, başkaca geldi. 2. Mahsusan, re’sen, suret-i mahsusada: Sizin için başkaca getirteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somewhat different. further.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir iki tane, üç beş kadar: Birkaç adam, birkaç ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. several. a few. a number of. one or two. several.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

few. several. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few. several. some. various.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a few of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Caka satmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ses taklidi). Kılıç, bıçak ve benzeri şeylerin çarpışmasından çıkan ses. Çâkâçâk da denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چکاچاک] kılıç şakırtısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forthcoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Hileyle dolap kuran. Ar. dessâs, Fars. hîlekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trickster. schemer. plotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fabrika sahibi, bir fabrikayı idare eden adam: Kâğıt fabrikacısı, fabrikacılarla muhabere etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show off. swanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vızıltıcı, vızıltılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disquit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Gemi direğinin ayağı, ayaklığı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu deneyi ilk olarak ABD Caiifornia’da Larry Walters, bildiğimiz çocuklar için olan uçan balonlarla değil meteoroloji balonları ile yapmıştır. Larry 42 tane balonu kendine bağlamış, kendisi de alimünyum bir sandalyeye oturmuş, emniyet olsun diye de yere bir halatla bağlanmış.

Tam yükselmeye başlarken yere bağlı halat kopmuş ve kontrolsuz bir şekilde 5 bin metreye kadar yükselmiş. Bundan sonra yanında bulunan tabanca ile yüksekliği kontrol için balonları tek tek patlatmaya başlamış. Bu arada yanında bulunan telsizle yakından geçebilecek uçakları ikaz etmeyi de ihmal etmemiş.

Balonları tek tek patlatarak inerken biraz da şanssızlığından, balonları bağlayan teller elektrik hatlarına takılmış ama sonunda yere sağ salim inmeyi başarmış. Bu üstün başarısından dolayı takdir bekleyen Larry’e ulusal havacılık kurallarını ihlal etti diye ilgililer çok kızmışlar ve cezalandırmaya karar vermişler. Bu hikayenin gerisi bilinmiyor ama biz hesap yolu ile kaç uçan balon bir insanın ayağını yerden kesebilir bulabiliriz. Bir litre helyum 0,18 gramdır. Bir litre hava l gramdır diye bilinir ama onun yüzde 80’inin nitrojen olduğunu düşünürsek bir litre hava, hemen hemen saf nitrojen kadar yani 1,25 gramdır diyebiliriz. Yani bir litre helyum, bir litre havadan yaklaşık l gram daha hafiftir.

30 santimetre çapındaki bir balonu tam küresel düşünüp hacmini hesap edersek 14.137 santimetreküp yani 14 litre eder. Helyumun bir litresi havadan l gram hafif olduğuna göre bu balon ucuna bağlanan 14 gram ağırlığı havaya kaldırabilir (balonun kendi ağırlığı ve ip ihmal edilerek).

Diyelim ki çocuğunuz 30 kilogram ağırlığında. Her biri 14 gram kaldırma gücündeki balonlardan 2.150 tanesini alıp eline verirseniz, bir anda yanınızdan kaybolup havalandığını görebilirsiniz, tabii teorik olarak.

Eğer daha büyük, 3 metre çapında bir kaç balon bulabilir ve helyumla şişirebilirseniz 55 kilogram ağırlığındaki eşinizi kaldırmaya 4 tanesi yetecektir.

30 metre çapındaki bir balon ise 14 ton ağırlığı kaldırabilir. Bu nedenle balon, zeplin türü hava araçlarının hacimleri çok büyüktür. Aslında bir litresinin ağırlığı 0,09 gram olan hidrojen bu işler için idealdir ama çok yanıcıdır, en ufak bir kıvılcım, patlamasına neden olabilir.

Hindenburg zeplininin bu nedenle başına gelenlerden dolayı zeplinle yolculuk tarihe karışmıştır. Helyum gazı kullanılarak tekrar eski günlerine dönmesi ümitle beklenmektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how much.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how much ?. what's the price?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kap kaçak şeklinde, kep sözüyle birlikte kullanılır, bk. Kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçan, izinsiz ayrılan, firarî. 2. Kaçırılmış, gümrük veya resim vermemek için gizliden getirilip satılan: Kaçak mal; kaçak tütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggled. contraband. illegal. fugitive. runaway. furtive. on the lam. run. truant. deserter. runaway. escapee. leakage. absconder. escape. fugitive. leak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bootleg. breakaway. contraband. escape. fugitive. runaway. deserter. leak. leakage. smuggled. illegal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband. smuggled. illicit. leakage. absconder. bootleg. contact fault. deserter. escapee. fugitive. runaway. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband good. smuggled goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yasaklara uymayarak bir memlekete gümrüksüz mal sokan veya mal kaçıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggler. contrabandist. runner. trafficker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçakçının işi, yasak malı kaçırma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggling. contraband. running.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraband. smuggling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smuggling. illegal trafficking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run contraband. to engage in smuggling. to smuggle. to traffic in contraband goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçma hâli, firar, firârîlik: Asker kaçağı olduğu haber alınıp yakalandı. 2. Gümrükten veya resimden kaçırılmış olma: Bu tütünün kaçaklığı bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mısır unundan yapılan bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Firar eder gibi davranma: Kaçamak göstermek. 2. işe gitmeyiş, tatil: O, ara sıra kaçamak ediyor. 3. Bahane, vesile, özür: Bir kaçamak yolu bulmak. 4. Kaçacak yer, Ar. melce, melâz. 5. Otlaklarda hayvan sığınağı, küçük ağıl. 6. Çobanların yaptıkları haşlanmış mısır unundan ibaret bir çeşit yiyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual. evasive. furtive. running. salvo. stealthy. surreptitious. casually. subterfuge. evasion. escapade. run. hanky-panky. loophole. shift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. furtive. shift. subterfuge. extra-marital affair. extra-marital escapade. pretext. excuse. loophole. refuge. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subterfuge. pretext. evasion. escape. opportunity. equivocation. escapade. loophole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evet ve hayır demeden ve her iki tarafa da çekilebilen cevap veya davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive. elusive. vague. non-committal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Zaman sorgusuna mahsus edat ki, bugün eskimiz, hattâ bırakılmıştır. Ne vakit, ne zaman ki, vaktâ ki: Kaçan geldi? Kaçan eve döndüm, bir de ne göreyim?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç sıfatının üleştirme şekli: Hamallar kaçar para alacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how much each.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Bir çeşit saplı yemek tenceresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden ve hâlen bazı yerlerde, Müslüman kadınların erkeklere görünmemeleri, bir arada oturup konuşmaktan kaçınmaları Adeti. bk. Kaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

how many of them.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yana çarpılmış, çarpık. 2. Pek de akıllı olmayan, delişmen, savruk: Kaçıktır, söylediğini bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balmy. barmy. bats. batty. bonkers. cracked. crackers. crackpot. crank. cuckoo. dotty. freak. goofy. loony. lunatic. mad. madcap. mental. nut. nutcase. nuts. nutshell. peculiar. potty. queer. screwy. touched. unbalanced. funny. daft. off one's head. ladde

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fool. crazy. mad. eccentric. abnormal. a run. warped. crooked. no all there. bats. batty. crackbrain. crackers. daft. fey. lunatic. moonstruck. one one's nut. nuts. off one's onion. up the pole. off one's rocker. screwy. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delişmenlik, savrukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness. crookedness. brain crack. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Firar edilmek, kaçma işinin mümkün olması. Oradan kaçılamaz; gündüzün kaçılır mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look for an excuse to avoid doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç derecede bulunan: Bu ay senenin kaçıncı ayıdır? Ayın kaçıncı günü gideceğiz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which. how manyth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

After how many.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. cold. fatal. fated. fateful. imperious. indispensable. ineluctable. inextricable. irremissible. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fateful. foregone. indispensable. inevitable. inextricable. necessary. unavoidable. inescapable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unavoidable. inevitable. fatal. fateful. ineluctable. urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inevitability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urgency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention. abstinence. evasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoiding. avoidance. abstention. evasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekinmek, Osm. ictinâb etmek: O adam bu yolda hizmetten kaçınmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken out. keep clear of. steer clear of. avoid. abstain. refrain. spare. beware. stand aside. sidestep. evade. balk. baulk. beg. dodge. elude. eschew. flee. flee from. flinch. forbear. funk. get out of. refuse. shirk. short-circuit. shun. stand al.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain. avoid. cheat. circumvent. flinch. forbear. refrain. scruple. shrink. shun. abstain form. to avoid. to keep away from. to get out of. to shun. to refrain. to abstain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain. to avoid. to shun. to abstain from. to be reluctant. to keep away from. balk. beware. cop out. deny. evade. flee. flinch. funk. shy. take evasive action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leakage. leak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Firar ettirilmek, diğeri vasıtasiyle kaçmaya sevk olunmak: Hapishaneden arkadaşları tarafından kaçırıldı. 2. Gümrük veya vergi vermemek üzere gizliden geçirilmek: Gümrükten mal kaçırılmamak için bir tedbir lâzım. 3. Dikkatsizlikle kaybedilmek: Fırsat kaçırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be kidnapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gümrük vermeksizin gizlice mal geçirilmesi: Kaçırmanın cezası vardır. 2. Gümrük vermeksizin geçirilen, kaçak: Kaçırma mal; kaçırma tütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letting escape. missing. abduction. smuggling. kidnapping. evasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abduction. kidnapping. snatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mal kaçıran, kaçakçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaçmasına sebep olmak, kaçmasına yardım etmek, firar ettirmek: Hapishaneden adam kaçırmak büyük bir suçtur. 2. Gümrük vermeksizin gizlice mal geçirmek: Gümrükten mal kaçırmak; tütün kaçırmak. 3. Dikkatsizlikle ve gafletle söylemek: Ağzından kaçırdı. 4. Kaybetmek: Fırsatı kaçırdık. 5. Kaçmaya mecbur etmek: Nihayet kendisini kaçırdık. 6. Saklı, gizli tutmak, göstermemek, kapalı gezdirmek: Karısını benden kaçırıyor. Alta kaçırmak = Üstüne etmek. Ucunu alta kaçırmak = İflâs etmek (eskimiştir). Tadını kaçırmak == Tadsızlık etmek, can sıkmak. Aklını kaçırmak = Çıldırmak. Kız kaçırmak = Ekseriya evlenmek niyetiyle kızı baba evinden gizlice alıp kaçmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let escape. miss. abduct. kidnap. snatch. exude. give off. hijack. ladder. lose. ooze. rape. ravish. shuffle. slip. spirit away. spoil. whisk. make off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladder. lose. miss. smuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let slip. to kidnap. to abduct. to make or let escape. to drive away. to leak. to miss. to lose. to smuggle. to hide from a tax-gatherer. to go off one's head. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıta siyle firar ettirmek: Muhafazasına memuı olanların gönlünü ederek kendisini kaçırt tılar. 2. Gümrük ve vergi vermeksizin ge çirtmek, gizlice ithal veya ihraç ettirmek: Rençberlerine tütün kaçırtıyor. 3. Dikkatsizlikle geçirtmek, kaybettirmek: Siz benim zihnimi meşgul ederek ağzımdan birkaç söz kaçırttınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let escape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmak işi, firar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), bk. Kaçışmak, kaçış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. breakaway. escape. flight. getaway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. evasion. running away. break. flight. lam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birden dağılıp her biri bir tarafa gitmek, ürkerek dağılıp perişan olmak: Kuşlar kaçıştılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flee in confusion. to disperse. stampede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmış, kaçak, firari, düşmana kaçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runaway. deserter. fugitive. truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç parçadan meydana gelme, kaç sayı vesairesi olan: Elinizdeki kâğıt kaçlıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaç kuruş, lira kıymetinde veya kaç metre boyunda yahut kaç adetten mürekkep: Kaçlık kumaş, kaçlık direk, kaçlık kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worth how many liras ? At what price ? How old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmak işi. bk. Kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. break. flight. getaway. bunk. elopement. lapse. scamper. scuttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. flight. escape. running away. desertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Firar etmek, gizlice gitmek: Hapishaneden kaçtı; askerden birkaç er kaçmış; çocuk okuldan kaçtı. 2. Habersiz Savuşup gitmek: Yanımda idi ne vakit kaçtı göremedim. 3. Koşup sür’ atle gitmek: Köpeklerin korkusundan bir kaçıyordu kil 4. Çekinmek, karışmak istememek, Osm. ictinâb etmek: Ben hizmetten kaçmam lâkin elimden gelmiyor; masraftar kaçıyor. 5. (kadınlar erkeğe) Görünmemek, örtünmek, tesettür etmek: Kızı bu sene kaçmaya başladı, benden kaçmıyor. 6. Zail olmak, ortadan kalkmak: Keyfim kaçtı. 7. Girmek, nüfuz etmek: Kulağıma su, pire kaçtı. 8. Biraz bir tarafa gelmek: Şuradaki ipi al sağa kaç. Ağızdan kaçmak = Dikkatsizlikle söylenmek: Ağızımdan bir söz kaçtı. Sancağa kaçmak — Gemi seyir yolundan sağ tarafa salmak. İskeleye kaçmak = Sol tarafa salmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take flight. light out. escape. run away. run. desert. flee. slip off. slip. abscond. blow. bolt. make a bolt for it. break. break away. bunk. decamp. defect. elope. fade. fly. fly away. get away. go by. hook it. lam. lapse. leg it. nip off. pack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. desert. duck. elude. escape. flee. flinch. funk. hare. sag. scamp. shrink. shun. slip. trot. to run away. to get away. to flee. to escape. to break away. to break out. to bolt. to abscond. to make off. to do a bunk. to elope. to run away with sb. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abscond. escape. to escape from. to evade. to run away from. to desert. to avoid. to flee from. to sneak off from. to skip out of. to run. to leak out. to veil herself before men. to go away inadvertently. to run swiftly. to leave. (water , dus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manda etinden yapma kaba pastırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing by snatching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing by snatching. purse-snatching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snatcher. snatch thief. fly-by-nighter. fly-by-night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snatch-and-run thief. purse-snatcher. one who makes big profits out of shoddy work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a snatch-and-run thief. purse-snatching. making big profits out of shoddy work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyüklük ve yolcu taşıma kapasitesi bakımından otomobil ve otobüs arasında yer alan bir nakil vasıtası, minibüs. 2.. Bir çeşit iskambil oyunu. 3. Kalabalık yerlerde birinden bir şey kapıp kaçmak şeklindeki hırsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealing by snatching. minibus. getaway van. station wagon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açılıp kapanır iğreti merdiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Demircilerin kızgın demiri tuttukları kerpeten ve maşa gibi büyük demir Aletleri. 2. Istakoz gibi bazı hayvanların, tutup sıkmaya ve hattâ kesmeye mahsus organları: İstakoz kıskacıyle parmağımı sıkıp koparacak oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. clamp. claw. gripper. nipper. snare. barnacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clamp. claw. forceps. pincers. pliers. pincer. chela. vice. folding steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincer. pincers. pliers. forceps. claw. chela. stepladder. clamp. nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı. 2. Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar. 3. İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Düzkanatlılardan karnında çatal şeklinde iki uzantı bulunan bir böcek (forficula auricularia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merkezden dışa yönelen, santrifüj, (bk.) Santrifüj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal. centrifugal santrifüj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centrifugal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooky player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapulcu, yağmacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a politician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous criminal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâtifeci, şaka yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jesting. playful. humoristic. facetious. jocose. jocular. puckish. quizzical. waggish. jester. humorist. funster. wisecracker. banterer. bel esprit. buffoon. joker. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jocular. playful. quizzical. sly. sportive. waggish. joker. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaka gibi görünerek. Şaka olsun diye: Şakacıktan arabayı bozdular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good humoredness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şapka yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hatmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hat shop. hatmaker. hatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Ağırlık merkezinin üstündeki bir noktadan asılan ve denge hâlinden biraz ayrıldıktan sonra serbest bırakılınca düzgün bir gidip gelme hareketi yapmaya başlayan cisim, Ar. rakkas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendulum rakkas. pandül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. bob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade unionist. member of a syndicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trade unionism. union business. syndicalism. syndication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şişe vesaire ağzını tıkamaya mahsus tıpa. 2. Vaktiyle işkence maksadıyla suçluların ağızlarına tıkılan çeşitli şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopper. plug. gag. tampon. cork. wadding. bung. filler. packing. spigot. spill. stopple. wad. plug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bung. plug. stopper. tap. wad. plug of cloth. gag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork. plug. stopper. tap. wad. tampon. peg. spigot. gag. clog. dowel. stopple. spile. faucet. bung. fill- up. pad. wadding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escaped lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tokmak: Çamaşır tokacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tokaçla dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax evasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax exile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax evasion. tax fraud. tax evasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsı sağlamak için yakılan her çeşit madde, Ar. mahrûkat.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by