Kad ne demek? | Kad anlamı nedir? | Kad

Kad anlamı nedir?

Kad ne demek?

Kad anlamı nedir?

Kad | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kad

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kâd-ı Hindi = Sint ağacından çıkan kabız yapıcı bir madde, Fr. cachou.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KADD) (i. A.). Boy, boy bos: Kadd-i bâlâ = Uzun boy. Sehî-kad = Düzgün boylu. Serv-kad = Servi boylu. Kadd, kaameti mevzûn — Boyu bosu yerinde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قد] boy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma hızını kontrol ederek, bozulmayı engelleyin ve herhangi bir dersi, semineri veya röportajı kolayca yazıya dökün.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah’ın kulu.-Kadir; Allah’ın isimlerindendir. (bkz.Kadir).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abracadabra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). İlimler, fenler meclisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Akademi tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. academical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academical. academic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graduate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akademizm sözcüğü, bir sanat dalında, her türden yeni atılımı yadsıyarak, değişmez olduğu varsayılan; onaylanmış, standartlaşmış ilke ve kurallara uygun olarak çalışmak anlamında kullanılır. Yeni sanatsal arayışlara karşı çıkan bir tutumu ifade ettiği için, sözcük olumsuz niteliktedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. alâka: ilişik. F. dâşten: tutmak) alâkası ve ilişiği olan, münasebetli, hissedar: Bu işle ben de alâkadarım. Yeni yapılan fabrikayla siz de alâkadar mısınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interested. concerned. involved. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connected. concerned. interested. involved. appertaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه دار] ilgili, alakalı. alâkadar etmek ilgilendirmek. alâkadar olmak ilgilenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [علاقه داران] ilgililer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek kadr = derece, mertebe). Kıymet ve derecesi yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی قدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğ(Erkek İsmi) 2.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. behindhand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind. rearward. on the reverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.) («Arka» dan. Aslı: Arka-daş). 1. Dost, yakın, tanıdık, refik, ortak. 2. Muavin, yardımcı, yamak. 3. Bir işte birlikte bulunanlardan her biri: Yol arkadaşı, okul arkadaşı. Arkadaş değil, arka taşı = Yük olan, eziyet veren arkadaş için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consociate. friend. pal. buddy. bud. fellow. companion. mate. comrade. associate. bedfellow. brother. chap. chum. compeer. consociate. familiar. feller. helpmate. helpmeet. sidekick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ally. associate. buddy. chap. companion. company. comrade. date. fellow. friend. mate. pal. partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chummy. companionable. jovial. sociable. social.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who values friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. pally. comradely. companionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expansive. forthcoming. friendly. kindly. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

like friends. in a friendly manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Refakat, refiklik, şeriktik. Arkadaşlık etmek = Refakat etmek, beraber bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship. comradeship. company. companionship. fellowship. good fellowship. amity. association. camaraderie. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. amity. attachment. companionship. company. comradeship. fellowship. friendship. society. togetherness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be a friend of. to accompany.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avocado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much. the same amount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında bir dönüşü tamamladığında geçen süredir. Bunu herkes bilir. Aslında tam da öyle değildir. Çünkü dünya kendi ekseni etrafında dönüşü sırasında yörüngesi üzerinde güneşin etrafında da döndüğünden, güneşten bakıldığında bir tam devri için geçen süre farklı gözlemlenir.

Neyse şimdi biz bunu karıştırmayalım ve bugün bütün dünyanın kabul ettiği zaman sistemine bakalım; o Bir yıl 12 aydır. o Bir yıl 52 haftadır o Bir ay 28-31 gündür. o Bir ay 4-5 haftadır. o Bir hafta 7 gündür. o Bir gün 24 saattir. o Bir saat 60 dakikadır. o Bir dakika 60 saniyedir. o Bir saniye 100 mili saniyedir.

Görüldüğü gibi, bir gün kaç saniyedir diye sorulduğunda bile kafadan hesaplanamayacak kadar karışık bir bölünme. Önce gün 24’e, sonra 60’a, sonra bir daha 60’a bölünüyor. Saniyeden sonraki bölünmeler ise ondalık sistemle gidiyor. İşte çocukların zaman hesaplarında zorlanmalarının sebebi.

Bir günde niçin 24 saat olduğunu kimse bilmiyor. Bu rakamın güneş saatini ilk kullanan Mısırlılardan kaynaklandığı sanılıyor. Yere dikilen yüksek bir taşın gölgesi sabah batıya, akşam doğuya düşüyordu ve Mısırlılar bu arayı altıya bölmüşlerdi. Dolayısı ile bir gün 24 bölüm oluyordu.

12 sayısı 2, 3, 4 ve 6 ile bölünebildiğinden, o zamanlar en çok kullanılan sayı birimi idi ki, bugün bile düzine adı altında sayı birimi olarak kullanılmaktadır.

Mısırlılar ayrıca 30 günlük ay ve 360 günlük yıl takvimini uyguluyorlardı.

Bugün bir dairenin 360 dereceye bölünmesinin sebebinin de bu olduğu sanılıyor. Yaklaşık 3 bin yıl önce, bugün Irak olarak bilinen yerde yaşayan, Babilliler ise 60 sayısını matematik sistemlerinde temel olarak almışlardı. 2, 3, 4, 6, 12, 15, 20 ve 30 ile bölünebilen ve 360’ı da bölen bu sayı dakika ve saniyenin birimi olarak alındı. O zamanlar için onluk sistem, yani on sadece 2 ve 5’e bölünebilen zavallı bir sayı idi.

Saniyenin bölümleri ise o devirlerde ölçülemiyordu, ölçülebilmeye başlandığında ise dünya ondalık sisteme geçmişti ve bu esas alındı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den., ask. muhasara, denizden kuşatma, abluka; f. denizden abluka etmek, kuşatmak; etrafını çevirmek. blockader i. abluka eden düşman gemisi. run the blockade ablukayı yarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over head and heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this much. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus far.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchantress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hag. witch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kuzey Amerika'ya mahsus bir cins baştankara. (zool). Parus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şapkaya takılan rozet veya düğme, kokart.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çuhadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇUHADARLIK (i.). Çuhadar hizmet ve vazifesi. Kapı çuhadarlığı = Kapı çukadarı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décadence

çöküş

Devletlerin veya uygarlıkların son bulması, mahvolması.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (alaria esculenta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(carrageen): Esmer su yosunlarından bir çeşit deniz bitkisidir. Kullanıldığı yerler: Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kademesini değiştirmeden konuşma dosyanızın çalma hızını kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grass widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorceé. widow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feme discovert. widow. widowed woman. relict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

, Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Dursaliha).*

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkulan ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi birçok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim insanları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemelerin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

El yazısına bakarak yazanın kadın mı, yoksa erkek mi olduğunu tespit edemezsiniz. Bir el yazısının analizi sonucu, yazanın kişiliği, karakteri, hissi durumu, açıklığı, akıl durumu, enerjisi, motivasyonu, korkuları ve savunması, hayal gücü ve uyumluluğu gibi bir çok konuda fikir sahibi olunabilir ama cinsiyeti konusunda bir karar verilemez. Gerçi kadınların ve erkeklerin el yazılarında ayrı ayrı bazı karakterleri benzer şekilde kullandıkları bilinmektedir ama bu tüm bir yazı hakkında tatmin edici bir fikir vermez.

El yazısı analizi kişinin şuuraltında yatanlar hakkında az çok ipucu verebilir ama bu da bir noktaya kadardır. El yazısından sadece cinsiyet değil ırk, din ve hatta yazanın solak mı, yoksa sağ elini mi kullandığı da tespit edilemez.

Bu konu nörobiyoloji dalında çalışanların da ilgisini çekmiş ve bilim adamları sinirkaslarının reaksiyonlarını sınıflandırmaya çalışmışlardır. Bazı sinirkası reaksiyonlarının benzer kişiliklere ve beyin ikazlarına sahip insanlarda olduğunu görmüşler, buradan da yazı tarzı ile kişilik arasında bir bağlantı olabileceğini saptamışlardır.

El yazısı insandan insana değişir. Her çocuğa ilkokulda harflerin yazılması belirli bir kalıpta öğretilmesine rağmen, çocuklar çok kısa sürede kendi bireysel özelliklerini harflere ve yazı şekillerine yansıtırlar. Zamanla insan olgunluğa erişince kendi kişiliğine özel ve bakıldığında yazanın kim olduğunu ele verecek yazı stili oluşur.

Aslında çok azımız düşündüğümüz gibi yazarız. El yazımız düşüncemizden ziyade kişiliğimizi yansıtır. El yazısını analiz etme artık sosyal bir bilim dalı olarak kabul edilmektedir. Eğitimli ve tecrübeli bir analizci yüzde 85-95 doğrulukla yazının sahibi (cinsiyeti değil) hakkında bilgi verebilmektedir. Bu analizcilere iş başvurularında, firmalara ve devlete adam almada hatta mahkemenin yaptırdığı tatbikatlarda başvurulmaktadır.

Sahte imzalar da benzer bir konudur. Sahtekar taklit ettiği imzaya kendi yazı stilinden de bir şeyler katar. Çoğu kez bu sahte imzalar kolaylıkla ayırt edilebilir. Sahte imzayı atan, imzayı çok incelemiş, imzayı atış şeklini ve kalem hareketlerinin sırasını çok iyi uygulamışsa bile imzanın sahte olduğu tespit edilebilir, ancak sahte imzayı atan hakkında bilgi edinilemez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homemaker. housewife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء قدیمه] eski zamanlar, eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ازمنهء متقدمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. ferkadân). Kuzey Kutbuna yakın olan iki parlak yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tes.). (bk.) Ferkad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İtibar ve değer sâhibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [گران قدر] kıymetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired woman. charwoman. daily help. daily woman. daily woman / help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş sistemimiz, bizim Güneş adını verdiğimiz tek bir yıldız ve onun etrafında dönen dokuz gezegen, bu gezegenlerin etrafında dönen 60’dan fazla uydu (Ay), yine Güneş’in etrafında dönen gezegen olarak kabul edilemeyecek kadar küçük 5 bin civarında astroit, sayısız göktaşı, toz ve parçalardan oluşur. Güneş bu sistemdeki enerjinin de tek güç kaynağıdır.

Güneş’e baktığımızda katı bir maddeymiş gibi görürüz ama aslında yanan bir gaz kütlesinden başka bir şey değildir. Bilim insanlarına göre Güneş’ten söz ederken yüzey kelimesini kullanmak hatalıdır çünkü Güneş tamamen gazdan oluşmuştur. Güneş’in fotoğraflarında görülen keskin köşeler ise gazın yoğunluğunun birdenbire arttığı yerlerdir.

Güneş evreni dolduran milyarlarca yıldızdan biridir. Üstelik tamamıyla sıradan bir yıldızdır. Gezegenimizin de içinde bulunduğu Samanyolu galaksisinde tam 200 milyar güneş bulunuyor. Bizim güneşimiz de bunlardan farklı bir oluşum değil.

Güneş bize çok yakın (150 milyon kilometre) olduğu için çok büyük ve parlak görünür. Güneşten sonra bilinen en yakın yıldızın, bu mesafenin 250 bin katı daha uzakta olduğu düşünülürse, Güneş’e burnumuzun dibinde diyebiliriz.

Dünyamızdan bakınca Güneş sabitmiş gibi görünür ama o da kendi ekseni etrafında döner. Dönüş yönü dünyanınkine göre terstir. Katı bir cisim olmadığından ekvatoru üzerindeki bir nokta 24,5 günde tam dönüş yaparken daha kuzeydeki bir noktası 31 günde yapar. Yani kutuplarına gittikçe dönüş hızı yavaşlar.

Güneş’in ısı ve ışık olarak yaydığı enerji, merkezinin hemen çevresinde sürüp giden nükleer tepkime (hidrojen bombasında olduğu gibi) yani hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşürken çıkardığı büyük enerjidir. Güneş tarafından saniyede yakılan hidrojen miktarı 564 milyon tondur. Bunun yüzde 0,7’si ise doğrudan enerjiye çevrilmekte, ısı ve ışın yayınımına gitmektedir.

Yeryüzünde yaşam Güneş ışınlarına bağlı olduğuna göre, Güneş’in insanlar için gerekli olan enerjiyi daha ne kadar zaman sürdürebileceğini bilmek hakkımızdır. Güneş’in şu andaki enerji durumunda önümüzdeki 5 milyar yılda önemli bir değişiklik olmayacak, aynı şekilde ısı ve ışık vermeye devam edecektir.

Daha sonra genleşmeye başlayacak, sıcaklığı bugünküne göre yüzdde 20 artacak dev bir kızıl yıldıza dönüşecektir. O zaman yeryüzündeki sıcaklık dayanılmaz bir yüksekliğe ulaşacak, okyanuslar kaynayıp buharlaşacak ve gezegenimiz bizim bildiğimiz türden bir hayatın var olduğu bir yer olmaktan çıkacaktır. Ancak 5 milyar yıl hayli uzun bir zaman süresidir, şimdiden telaşa kapılmaya gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. staff college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Kaderden, kader icabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. accidentally tesadüfen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسب القدر] kaderden ileri gelen, kadere bak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life companion. yokemate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (c. hem-kademân). Ayakdaş, arkadaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [هم قد] boydaş, aynı boyda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ayağı uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Yakma, tutuşturma, Ar. Iş’Al: Kandili ikad etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu konuda daha güncel ve romantik bir hikaye var. Biliyorsunuz insanda beş ana duyu var: Dokunma, görme, koklama, tat alma ve işitme. Yemeğe gidilen bir restoranda şarap ısmarlanırsa, garson şarabı getirdikten sonra bardağa bir parmak koyar ve kontrol etmesi için doğrudan erkeğe uzatır. Hiç bir kadının da itiraz etmediği bu durum gerçekten anlaşılmazdır. Çünkü dünyadaki aroma ve tat alma uzmanlarının çoğu kadındır.

Neyse biz gelelim restorana... Kadehin soğuk temasıyla dokunma duyusu tatmin edildikten sonra kadeh havalı bir şekilde göz hizasına kadar kaldırılıp şarabın rengine bakılır. Görme duyusu kontrolünden sonra kadeh burun hizasından bir sağa bir sola gezdirilerek koklanır.

Minik bir yudum alarak tadını da algıladınız. Zaten şaraptan pek anlamıyorsunuz. Garsonun da mantarını açtığı şarabı kendisi içmezse başka birine verecek hali yok. Mecburen ‘mükemmel’ diyorsunuz. Ama hala bir duyu kaldı, işitme duyusu. İşte o duyuyu da kadehleri tokuşturup, ‘çınnn’ sesini duyduktan sonra tatmin ediyoruz.

Hikaye gerçekten romantik ama işin aslı biraz değişik. Antik çağlarda bir insanın düşmanını yemeğe davet edip, onu ortadan kaldırmak için zehirli bir içki sunması görülmemiş bir şey değildi. Ev sahibi içkisinin zehirsiz olduğunu ispat etmek için kendi içkisini havaya kaldırır ve misafirin içkisinden bir miktarını kendi bardağına dökmesine müsaade ederdi. Her iki kişi de içkilerini aynı anda içerek birbirlerine olan güvenlerini gösterirlerdi.

Misafir ev sahibine olan güveninin çok fazla olduğunu göstermek için bardaklar havada yan yana geldiğinde, kendi içkisinden onun bardağına bir şey dökmez, bardağını yavaşça onun bardağına vururdu. Duyulan ‘çın’ sesi gerçek bir güvenin ifadesi idi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «nakd»den masdar) (c. intikadât). Edebî ve fennî eserlerin tarafsız bir görüşle incelenmesi sonuna fikir ileri sürülmesi: Intikad, edebiyatın eleğidir (sonraları intikad yerine tenkid kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انتقاد] eleştiri, tenkit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. «akd» dan masdar). 1. Bağlanma, Osm. akdedilme. 2. Teşkil olunma, kurulma: Meclisin in’ikadı (mün’akid olmak tabiri daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انعقاد] bağlanma. 2.toplanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesswoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) itikat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقاد] inanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادات] inançlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتقادیات] inançla ilgili şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) inanç besleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), eski çıtkırıldım delikanlı, züppe, cicibey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. catena). 1. Vaktiyle küreğe verilen esirlerin ayağına vurulan zincirli halka, pranga. 2. Bir tür çok iri at. bk. Katana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (Arapça miktar demek olan «kadr»den). 1. Miktar ve sayı bildirir: İstediği kadar; istediği miktar ve derecede; yetecek kadar yemek; oturacak yer. 2. Yaklaşma ve tahmin bildirir: Onlar yirmi kadar idiler; bin kadar tuğla lâzım. 3. Son, netice bildirir: Sabaha kadar, ne vakte kadar? Bir iki seneye kadar. İşaret isimleri ve «ne» kelimesiyle mürekkep kelimeler teşkil eder; O kadar, bu kadar, şu kadar: Ne kadar = Kaç, ne miktarda? Şu kadar ki, şu kadar var ki = Şu farkla kî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as much as. as far as. so. as much as. up to. until. till. inasmuch as. so long as. until. till. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as. as big as. as much as. until. till. by. up to. to. as far as. about. or so. something like. amount. degre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as much as. as many as. up to. by. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir ülkedeki arazi ve mülklerin yerini, yüzölçümünü, sınırlarını belirtip planlama işi: Kadastro memuru. Kadastro çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadastral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land survey. cadastral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadastre. land registry. cadaster cadastre. land surveying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), insan veya hayvan ölüsü, ceset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadaver. carcass. carcase. corpse. dead body. subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadaver. corpse. carcass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpse. carcass. cadaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDAİF) (i. A. c.) (m. kadife). (Halk dilinde kadayıf). Şeker şerbetiyle pişirilip tatlı yapılmak üzere çeşitli şekillerde dökülmüş hamur: Tel kadayıf = Tel gibi ince dökülmüşü. Ekmek kadayıfı = Yassı, daire şeklinde olup birbiri üstüne ikisi birlikte ve koyu şerbetle büyük tabakta pişirilerek arasına kaymak konulan cinsi. Yassı kadayıf = Ufak daire şeklinde olup yumurta ile tavada pişirileni. Deniz kadayıfı = Bir çeşit yosun ki, öksürük için haşlanıp suyu içilir, ciğerotu. bk. Kadife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of sweet pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadayıf yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قد] boy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kadeh yapan, yapıcı. 2. (kadh’den) Kötüleyen, zemmeden, yeren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çakmak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Allah, mukaddes ve mübârek eylesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Kuds» tan geçmiş zaman kipinin 3. müfret erkek şahsı). Muazzez ve mübarek etsin! Kaddes-Ailah sırrehu = Allah sırrını muazzez etsin! (Evliyâ ve büyük mutasavvuflar hakkında söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekdâh). 1. Bardak, kâse; su, şarap vesaire içmeye mahsus her çeşit kab, Fars. câm, piyâle: Bir kadeh su, bir kadeh şarap. Idâre-i ekdâh etmek = İçki içmek, işret eylemek. 2. Rakı ve konyak gibi içki içmeye mahsus billûr, cam vesaireden küçük bardak: Rakı kadehi; kadeh takımı. 3. (botanik) Çiçeklerin çanağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. goblet. bowl. chalice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalice. goblet. glass. cup. wineglass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass. tumbler. goblet. wine glass. cup. pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدح] bardak. 2.içki kadehi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kadeh kıran. mec. Sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Küçük kadeh, küçük peymâne. 2. (botanik) Çiçek çanağı-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Meşelerde, meyveyi ortasına kadar içine alan küçük kadeh şeklindeki kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akdâm). 1. Ayak Fars. pâ Kadem basmak, vaz’-ı kadem etmek = Ayak basmak. 2. Adım, hatve: Kadem atmak. 3. 32 santimlik mesafe ölçüsü: Yirmi kadem boyu vardır. İngiliz kademi = Metrenin üçte biri. 4. Uğur, meymenet, yemin: Kadem getirmek = Uğurlu olmak; kadem getirdiniz. Kadembûsî = Eskiden ayak öpme merasimi. Sâbit-kadem — Ayak direyen. Hoş-kadem= Uğurlu, kademli. Kadem-rân = Adım atan, yürüyen, ilerleyen. Kadem-rence = Zahmet, tenezzül: Fakirhaneye kadem-rence buyurulursa. Kadem-keş = Ayağını çeken, içtinap eden, çekilip bir daha yanaşmayan: Bizimki içkiden kadem-keş oldu. Kadem-nihâde — Ayak basmış, gelmiş, mec. doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدم] adım. 2.ayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Ayak. 2.Adım. 3.Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. 4 Uğur. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak öpme (töreni).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak çeken, gitmek istemeyen, yanaşmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak basıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Ayak basmış, gelmiş, vâsıl olmuş, doğmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Basamak, merdiven ayağı, derece: Kademe kademe yükselmek; bahçeyi kademe kademe yükseltmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. grade. stage. bracket. echelon. remove. stair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

degree. scale. step. rank. grade. stair. rung basamak. echelon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

step. degree. echelon. tier. gradin. rung of a ladder. functional grade. stair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدمه] basamak. 2.derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in stages. gradual. differential. progressive. fractional. cascade. in echelon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded. in steps. in echelons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by or in echelons. stopped. gradual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kademiyye) (anatomi). Ayağa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayakbastı parası. 2. (hukuk) Hükümet emrini tebliğ eden memura eskiden ödenen vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğurlu, meymenetli, mes’ut, mübarek: Dünyaya gelen çocuk uğurlu kademli olsun!

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.İlerleyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(halk ağzında: KUDÜMSÜZ) (i.). Uğursuz, meymenetsiz, Ar. meş’Üm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bütün mahlukların, Allah nezdinde tesbit edilmiş olan hallerinin cereyan şekli: Kaderde bu da varmış; kader böyleymiş; kaderde ne varsa o olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatal. destiny. fate. providence. doom. predestination. dispensation. fatality. fortune. karma. lot. moira. foreordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fate. predestination. fortune. predestination alınyazısı. yazgı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fatality. fate. eternal preordinance. chance. doom. fortune. karma. lot. lottery. portion. predestination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cadre , pool , squad , cadres.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدر] ilahî takdir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İman esaslarından, Allah’ın bütün yaratıklar için hüküm ve irade ettiği hallerin oluş şekli, alın yazısı, takdir. 2.Talih, baht. 3.Kötü talih. 4.Güç kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist. fatalist fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fatalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T. felsefe). Hâdiselerin Allah tarafından önceden ve değişmez bir şekilde tesbit edildiğine inanan felsefî görüş, cebriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kaderiyye). 1. Kadere ait. 2. Mûtezile mezhebinin bir dalı ki, bunlar cebriyye mezhebinin aksini savunurlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaderi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.A.). Zem, yerme, Ar. taan (Arapça’da bir adamın soy sopunu yalanlamak).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدح] kötüleme, kınama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslında: KâADİ, KAAZİ) (e ). (i. A.) (c. kuzât) («kazâ» dan if.). 1. İfave icra eden: Kaadi-i-hâcât = Herkesin dileğini, isteğini yerine getiren, Tanrı. 2. Şer’İ hâkim, eskiden şer’İ mahkeme reisi, şerîate göre muhakeme ile hükmeden adam: Kadı efendi. Kaadi-l-kuzât = Kadılar kadısı, Ortaçağ İslâm devletlerinde en büyük kadı, bütün kadıların reisi ve Amiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی] dinî yargıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cadi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hüküm, karar, hakimlik. 2.Seri devlette, mahkeme reisi. İlim sahibi yetkili. Kadı İyaz: (İyaz b. Musa b. Ümran es-Sebtî (1083-1149). Meşhur fıkıh ve hadis bilgini. İspanya’da Gırnata kadılığı yaptı. 20’yi aşkın eseri vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Kadılar kadısı, bk. Kad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Güneşte veya dumanda kurutulmuş et, pastırma. 2. Etleri dökülmüş ve kemikten ibaret kalmış insan veya hayvan bedeni, isklelet. 3. mec. Pek kuru ve zayıf adam (son iki mânâ Türkçe’ye mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدید] kurutulmuş et, kadit. 2.canlı cenaze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâDİFE) (i. A.) (c. kadâif). 1. İpek, pamuk veya yünden örgülü parlak, hafif tüylü lüks kumaş. 2. Kadifeden mâmûl: Kadife elbise. Kadifeçiçeği = Yaprakları örgülü çiçek çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velvet. velvet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velour. velvet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

velvet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüzü ince sık tüylü, parlak ve yumuşak kumaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marigold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadı unvan ve vazifesi, Ar. kazâ: Kadılık pek mes’uliyetli bir vazifedir. 2. Bir kadı’nın dairesi, bir kadı’nın hükmü geçen yer, kaza: Orası bir kadılık yeridir (şimdi: kaymakamlık, ilçe).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی القضات] başkadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kadîme) (c. kudemâ). 1. Eski, Ar. atıyk, Fars. dîrîn: Zamân-ı kadîm; târîh-ı kadîm; ezmine-i kadîme (eski zamanlar). 2. Başlangıcı olmayan, ezelî: Cenâb-ı Hak kadîmdir; Alem kadîm olamaz; Kelâm-ı Kadîm. 3. (hukuk) Evvelini bilir kimse olmayan. 4. Çok eski zaman: Kadîmden beri. Min’el-kadîm = Eskiden beri. (c.). 1. Eski adamlar, eski zaman adamları: Kudemânın yıldızlar hakkında tamamen yanlış inannışları vardı. 2. Eskiler, kıdem bakımından ileri gelenler: Kudemây-ı ricâl-i devletten; kudemâdan bir zat. 3. (m. gibi). Yaşlı ve vekarlı adam, ağır başlı, eski tarz ve kıyafette adam: Kudemâ kıyafeti; kudemâ tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arapça erkek ayak basan. ulaşan. varan. ezeli. evvelsiz. Çok eski zamanlara ait eski atik. yıllanmış.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیم] eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ayak basan, ulaşan, varan. 2.Ezeli, evvelsiz. 3.Çok eski zamanlara ait eski atik. 4.Yıllanmış. - Kelam-ı Kadim, Kur’an-ı Kerim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kazm»dan if.) (mü. kaadıma). Kemirici: Hayvân-ı kadım; hayvânât-ı kadıma = Kemirici hayvan, hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. askerlik). İleri karakol. Ar. mukaddimet-ül-ceyş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski zamanda: Kadîmen karada seyahat vasıtası hayvandan ibaretti. 2. Eskiden beri. Ar. minei-kadîm: O arazi kadîmen çayır idi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیما] eskiden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in Arapça kaidesi ile yaptıkları bir kelimedir). Eskiden mevcut olan, eskiden bulunan, daimî: Kadîmi bir bina; bizde kadîmî bir bahçıvan vardır, eskiden, Ar. mine’l-kedîm, daima: O, kadîmî bizde oturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden kibar karısı, hanım. 2. Osmanlı padişahlarının ilk dört eşi: Kadın-efendi hazretleri. Baş-kadın-efendi = Padişahın birinci zevcesi. Kadın-efendiler, Avrupa protokolünde imparatoriçe değil, kraliçe derecesinde sayılırlardı. XVII. asırdan önce kadın-efendi yerine haseki denirdi. 3. insanın dişisi: Kadınlara mahsus salon; kadınların yeri ayrıdır. 4. Eskiden hanımdan aşağı olarak bir unvan: Kâhya (kethudâ) kadın, aşçı-kadın, bacıkadın. Kadınbudu = Yumurtaya bulanmış pirinçli ve kıymalı bir çeşit köfte. Kadıntuzluğu = Bir cins bitki, anberbâris. Kadın kadıncık = Terbiyeli, toplu ve kendi halinde kadın. Kadıngöbeği = Bir cins hamurlu tatlı. Kadın-nine = Büyükanne ve kayınvalide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. woman. lady's. female. petticoat. woman. female. she. dame. broad. distaff. hen. jane. petticoat. gyno-. gynous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bird. dame. female. girl. lady. skirt. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady. woman. female. matron. feminine. feme. lollipop men , lollipop lady. petticoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Yetişkin dişi insan. 2.Evlenmiş kadın. 3.Evli ve itibarlı kadın, hanım.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lady killer. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecological diseases. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couturier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress maker. dressmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir köfte cinsi. bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meat and rice croquettes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın tarz ve usûlünde: Kadınca konuşuyorlardı; kadınca bazı hareketleri vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanlike. unmanly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanly. womanish. womanlike. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kadın: Kadın kadıncık, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadınlara düşkün, kadın düşkünü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak ve ortası çukur bir hamur tatlısı, bk. Kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feminine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. womankind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womankind. womenfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlandığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin almayacağı kadar pahalı idi. Zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı. Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı Bu nedenle, terziler dügmeleri hizmetçilerin sağına, hanımların ise soluna gelecek şekilde diker oldular.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kadın olmak hususu: Kadınlık zor iştir. 2. Hakkıyle kadın olmak hususu: Gereği gibi kadınlık nedir bilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femaleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanhood. womanliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanhood. feminity. muliebrity. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminate. feminine. womanlike. womanish. ladylike. unmanly. lydian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camp. effeminate. feminine. womanish. womanly. sissy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanish. feminine. effeminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sarıçalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudret» den smüş.). Çok kudret sahibi, her şeye muktedir (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Tanrı’nın 99 adından biridjr, başkası hakkında kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kadr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kudret» den if.). Kudret ve kuvvet sahibi, muktedir: Ben bu işe kadir değilim; ona kim kadir olabilir? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mighty. powerful. strong. capable of. able.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قادر] güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قدیر] çok güçlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, kıymet, itibar. 2.Parlaklık. 3.Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü. 4.Allah’ın isimlerinden. Kur’an-ı Kerim’de 50’ye yakın yerde geçmektedir. Başına”abd” takısı olarak “Abdülkadir” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Night of Power. the 27th of Ramadan when the Koran was revealed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kadr = değer, Fars. dânisten = bilmek). Değerli adamların değerini bilen ve anlayan, takdir edebilen: Bir vezir-i kadr-dân idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerbilir, vefalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’la güçlenen. Gücünü Allah’tan alan. 2.Ebu’l-Ahmed b. İshak. Abbasi halifesi (Öl. 1031). Halife Muktedir’in torunu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدردان] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değerli adamları takdir etmek hassası: Kadirdanlık büyük bir meziyettir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. denizcilik). Eski bir çeşit kürekli harp gemisi ki, lüzumuna göre hem yelken, hem kürekle çekilir ve her küreğini, kürek mahkûmu dört suçlu veya esire çektirirlerdi. Kadırga limanı = Vaktiyle kürekli harb gemilerine üs vazifesi gören liman. Kadırgabalığı — Balina denilen büyük deniz hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaadiriyye). Abdülkadir Geylânî’nin kurduğu büyük tarikat: Tarîk-ı Kaadirî; Tarîkat-ı Kaadiriyye = Bu tarîkate mensup edam: Kadiriler, Kadiri dervişi. Kadiri dergâhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. F.). Kadiri tekkesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2.Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciative of merit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدرشناس] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadir, değer bilirlik, Ar. vefâ, Fars. kadr-şinâsî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) değerbilirlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skin and bones. a mere skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hep olduğu yerde kalan büyük fıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Cd senbolü ile gösterilen, 8,6 yoğunluğunda eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk talâffuzu: KâDİR) (i. A.). 1. Değer, zâtî kıymet, miktar: Herkesin kadrini anlamalı; san’atkârın kadri büyüktür. 2. itibar, haysiyet: Kendi kadir ve itibarını muhafaza etmek. 3. Rütbe, pâye: Alî-kadr = Rütbe ve pâyesi yüksek. 4. Miktar, kemiyet, derece: Alâ-kadr’-ül-imkân = İmkân derecesinde, mümkün olduğu kadar. Karınca kaderince = Karınca gücüne göre. Leyle-i Kadr = Ramazan’ın yirmi yedinci gecesi ki, Kur’an-ı Kerîm’in ilk Ayetinin indiği gecedir. Türkçe Kadir Gecesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قدر] değer. 2.şeref. 3.derece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadirdanlık, değerli adamları takdir etme, kadir bilirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., Ar. kadr = değer, Fars. şinâhten = tanımak). Değerli adamları tanıyan, seven, tutan: Pek kadrşinâs bir zattır, bk. Kadirşinaslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Değerli adamları tanıma, takdir etme, değerlerini anlama: Türkler kadirşinastırlar. Kadir bilme, kadir tanıma: Ibrâz-ı kadr-şinâsi ederek = Kadir bilirlik göstererek, bk. Kadirşinaslık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katrat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Her türlü resimsel düzenin çerçeve sınırlarının belirlenmesi işlemi. Özellikle fotoğraf sanatı ürünleri için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Saat, pusula gibi cihazların ibre, yazı, rakam veya başka işeretlerinin bulunduğu levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial. dial plate. face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face. dial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدردان] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin kudreti, gücü. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değer, itibar. 2.Onur, şeref, haysiyet, meziyet. 3.Rütbe, derece.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Değerli, itibarlı, can, ruh. - Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) – Değerli hükümdar, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. quadrille). İkisi bir tarafta, ikisi karşı tarafta olarak dörder kişi yani erkek-kadın ikişer çift ile oynanılan alafranga bir çeşit eski dans: Kadril oynamak; iyi kadril bilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrille.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kadri).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. I.). 1. Bir işin yürütülmesi için gereken bir cinsten şeylerin, bilhassa insanların tamamı, bütünü. 2. Kadrodaki yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. framework. staff. payroll. personnel. cadre. stable. strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff. personnel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the permanent staff. the long-term employees of a place. cadre. descriptive listing of permanent positions (within a government office or d.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the permanent staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the permanent staff. listed as permanent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدرشناس] değerbilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of date. null and void. barred by the statute of limitations. statute barred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanların sıkılınca geleneksel olarak başvurdukları üç şey alkol, nikotin ve kahvedir. Alkol alınmasına ve sigara içilmesine sağlık kuruluşlarınca karşı çıkılmasına karşılık kahve içme alışkanlığı hiç bir zaman benzeri eleştirilerle karşılaşmamıştır. Halbuki fazla miktarda kahve içimi de anormal zihinsel durumlar oluşturabilir, kafeinin birden kesilmesi kendine özgü olumsuz belirtiler ortaya çıkarabilir.

Günlük hayatımızda başlıca kafein kaynakları, kahve, çay, çikolata, kakao ve kolalı içeceklerdir. Kafein en çok kahvede bulunur, çayda ise kahvenin yarısı ile beşte biri kadardır. Bir fincan kahvede 85-100 miligram, bir bardak çayda 60 miligram, kolalı içeceklerin litresinde ise 100-130 miligram kafein bulunur. Bu nedenle kafein üzerindeki araştırmalar kahve üzerinde yoğunlaşmıştır.

Kafeinli içecekler içildiklerinde vücut tüm kafeini emer, kandaki seviyesi 15-45 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. Alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık beş saattir. Kafein kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırır, bu maddeler enerjiye çevrilerek vücut direncini arttırırlar. Kafein sinir sistemine uyarıcı etki yapar, uykuya olan reaksiyon zamanını uzatır, canlılığı arttırır.

Bir insan kısa sürede 6-7 fincan kahve içerse, kafeine bağlı, huzursuzluk, uykusuzluk, ishal, kalp çarpıntısı gibi belirtiler görülebilir. Ancak kafein zehirlenmesi olabilmesi için günde 80-100 fincan kahve, 125 bardak çay veya 200 kutu kolalı içecek içilmesi gerekmektedir ki bu da pratikte mümkün değildir.

5-10 gramlık kafein tozu erişkin bir kişiyi öldürebilmektedir. Kafein zehirlenmesi belirtileri sıkıntı, kusma, kalp çarpıntısı ve komadır. Kalbin durması ve solunum yetersizliği nedeniyle ölüm bile meydana gelebilir.

Aşırı kahve alımının şeker, gut, mide, bağırsak ve idrar yolları hastalıklarına da yol açtığı ileri sürülmüş ama bu hastalıkların hiçbirinin nedeni ile aşın kafein alımı arasındaki ilişki kanıtlanamamıştır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کار قدیم] eski el işi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام قدیم] Kur’ân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قرون قدیمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canından bezmiş gibi, cansız; alakasız, uyuşuk, tembel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, eski Eyvah !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuûd» dan im.). 1. Oturulacak yer. 2. Oturak yeri, geri, kıç, Fars. dübür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İng.). Kırık taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macadam. macadamized road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. mikdâr). Miktarlar, (bk.) Miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rukud»dan im.) (c. merâkıd). 1. Yatak, yatacak yer. 2. Mezar, kabir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرقد] mezar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Avrupa dillerinde «Japonya imparatoru» mânâsında kullanılan, fakat Japonca’da bu mânâya gelmiyen kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mikado. mahjong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The popular designation of the hereditary sovereign of Japan. the emperor of Japan; when regarded as a religious leader the emperor is called tenno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A steam locomotive with a 2-8-2 wheel arrangement, 2 pony truck wheels up front, 8 driving wheels in the middle and 2 trailing truck wheels at the rear under the firebox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ancient name for the Emperor of Japan, widely used in the West in the 19th Century and popularized by Gilbert and Sullivan in their operetta 'The Mikado,' but not used in Japan, where the emperor was and is customarily referred to as Tenno, 'Son of Hea

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Locomotive with 2-8-2 wheel arrangement. the emperor of Japan; when regarded as a religious leader the emperor is called tenno.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spelicans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japon imparatoru, mikado.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [من القدیم] eskiden beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den imef.) (mü. mukaddeme). 1. Önde bulunan, ileride olan, önden giden. 2. Eski, zamanca ileride bulunan, zıddı: muahhar: İskender’ in zamanı Hazret-i Isâ’dan çok mukaddemdir. 3. Değeri fazla olan, mertebesi daha yüksek veya lüzumu daha çok: İş eğlenceden mukaddemdir. 4. İki kısımdan mürekkep olan her şeyin birinci kısmı. 5. (mantık) iki kaziyyeden mürekkep kıyasın birinci kaziyyesi. Diğerine «tâlî» derler. 6. (askerlik) imparatorluk devrinde redif askerinin bölündüğü iki sınıftan birincisi: Önce mukaddem ve sonra tâlî sınıf silâh altına alınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدم] önde. 2.önce, önceki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bundan evvel, önce: Bu kelime mukaddemâ kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدما] önceden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukaddemât). 1. Maksada girişmeden önce söylenen ve maksadın ifadesine esas alınan söz: Önce bir mukaddeme yaptı, sonra mevzua girdi. 2. Bir kitabın asıl metninden önceki yazı, önsöz, Osm. dîbâce, medhal: Mukaddeme-! İbni Haldûn. 3. (askerlik) Ordunun ileride bulunan kısmı: Mukaddemetüi-ceyş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Hz.Peygamberin isimlerinden).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kader» den imef.) (mü. mukaddere). 1. Tayin ve takdir olunmuş, belirli ölçüde. 2. İlâhî kadere göre, Tanrı’ca takdir olunmuş: Mukadder ne ise o olur. 3. Kader, kazâ, ezelî hüküm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predestined. foreordained. fated. providential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş. 2.Yazılı, yazılıp belirlenmiş ilahi taktir. 3.Yazılı olmayıp sözün gelişinden anlaşılan. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Hz.Peygamberin isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Tanrı’ca takdir olunmuş işler: Mukadderât-ı ilâhiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

things that are fated to happen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدرات] yazgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuds» den imef.) (mü. mukaddese). Takdis olunmuş, kutlu. Beyt-i Mukaddes = Kudüs’teki Mescid-i Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacred. holy kutsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. sacred. sacral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدس] kutsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz. Mübarek, kutsal kitaplar, Kur’an, Tevrat, Zebur, İncil. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mukaddes mefhumların bütünü, (bk.) Mukaddes.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقدسات] kutsal değerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kadem» den if.). Takdim eden, bir büyük zâtın huzûruna götürüp veren: Mukaddim-i arî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقدمه] giriş. 2.önsöz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kavd» dan imef.) (mü. münkade). İnkıyâd eden, tâbi olan, baş eğen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «akd» den if.) (mü. mûtekide). 1. İnanan, bir şeye itikadı olan: Tenasühe mûtekid bir mezhep. 2. İtikat sahibi, inancı doğru ve sağlam, dindar: MÜtekid bir zattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kudüm» dan if.) (mü. mütekaddime). 1. Karşılıklı, karşı karşıya olan, biri diğerinin karşısında bulunan, ileri geçen, baştaki: Bu iş diğerlerine mütekaddimdir. 2. Geçmiş eski, eskimiş. 3. Takdim olunan, sunulan, birinin önüne ve huzuruna götürülen: Filân tarafından mütekaddim hediyeler. (I. A. c. mütekaddlmîn). 4. Eski adam: Mütekaddimînin söylediğine bakılırsa, zıddı: müteahhir, müteahhirîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متقدم] geçmiş, eski.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A. «nakd»den imüb.). I. Paranın sağlamını kalpından ayıran. 2. Bir şeyin iyisini fenasından ayırabilen. 3. mec. Tenkitçi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقاد] eleştirmen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ne.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılan istatistik çalışmalarına göre dünya genelinde kadınlar erkeklerden daha uzun bir hayat süresine sahiptirler. Tarihte 60 - 70 yıl ve daha öncesine gidersek iki unsur öne çıkıyor: Savaşlarda ölenlerden dolayı azalan erkek nüfusu ve yalnız erkeklerin çalışabileceği yıpratıcı işlerden dolayı erkeklerin ömürlerinin kısalması.

Zamanımız için artık bu iki unsur da çok geçerli değil. Dünya savaşları dönemi bitti, yerel savaşlarda askerler kadar kadın ve çocuklar da ölüyor. Kadın ile erkek arasında iş güçlüğü kalmadı. Uzun yıllar aynı ortamda aynı işi yapanlar incelenmiş ve kadınların yine erkeklere göre daha uzun süre yaşadıkları tespit edilmiştir.

Aslında pek çok canlının dişisi erkeğine göre daha uzun ömürlüdür. Kadın vücudu zarif, yumuşak ve güzeldir. Erkeğin ki ise daha geniş, iri, bol kaslı ve kuvvetlidir. Bu nedenle erkek daha hızlı koşar, daha fazla ağırlık kaldırır yani fiziken daha güçlüdür.

Ancak zarafet ve çekiciliğin altında kadın büyük bir biyolojik üstünlük gizler. Dişiler daha anne karnında iken bile daha dayanıklıdırlar. Ceninlerde, erken doğumlarda, bebeklerde, kızların ölüm oranı erkeklere göre daha azdır. Büyüme çağında kızlar oğlanlardan daha çabuk gelişir ve belli bir yaşa kadar da daha çabuk büyürler.

Kadınların daha sağlıklı ve uzun ömürlü olma avantajlarının ardında insan türünün evrimsel devamlılığı ve gelişimi de vardır. İnsanlar oldukça yavaş ürerler. Kadınların gebeliği 9 ay gibi hayli uzun sürer ve sonucunda genellikle tek bir çocuk doğar. Neslin devamı için erkekten çok kadına iş düştüğünden, kadının verimlilik süresince birbiri ardına çocuk doğurabilmesi için kendisine doğa tarafından bu gizli güç ve dayanıklılık avantajı verilmiştir.

Günümüzdeki bilimsel araştırmalar üç noktada yoğunlaşıyor. İnsan dünyaya geldiği zaman hücrelerinde 23 çift kromozom taşır. Bunlardan yirmi üçüncüsü, yani cinsiyet kromozomu kadınlarda iki tane ‘X’ iken erkeklerde ‘XY’dir. ‘Y’ kromozomu ‘X’ den daha küçük olup, içindeki genler yüzde 3-6 daha azdır. Renk körlüğü, hemofili gibi hastalıklar sadece erkeklerde görülürken kadının fazla genleri bu hastalıkları önlemede rol oynar.

İkinci husus ise kadınların ‘estrojen’, erkeklerin ise ‘androjen’ diye bilinen cinsiyet hormonlarını daha fazla salgılamalarıdır. Estrojen hormonu kandaki yağ miktarını azaltmakta bu nedenle kadınlarda kalp ve damar hastalıkları daha az görülmektedir.

Kadınlarda üçüncü uzun ömür mekanizması, hemen her türlü bakteriyel enfeksiyonlara karşı dayanıklılıktır.

Bütün bunlara ek olarak kadınların uzun ömürlü olma oranları yıllar geçtikçe daha da artmakta, ortalama yaşam süresi uzadıkça kadın ile erkek ömrü süresi arasındaki fark daha da açılmaktadır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sifir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. so. such. that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). O kadar, o miktarda, o derecede: Ol kadar yağmur yağdı ki, oluklar almadı, ol kadar yalvardığını hâlde dinlemedi (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Fars. pîş = ön, Ar. kadem = ayak). Tekke mukabelelerinde Ayîne başlayan derviş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yalnızca iki hoparlör kullanarak surround ses efekti elde edilmesini sağlayan benzersiz Sony işleme yöntemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. ses taklidi). Vurma sesini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Satranç oyununda İah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihinin 7. yüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.

Satrancın ilk olarak 6. yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu Hinduların ‘chaturunga’ (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor. ‘Chaturunga’ sözcüğü Sanskritce’de ‘dört kol’, ‘dört kollu ordu’ veya ‘dört silah’ anlamına gelmektedir.

O zamanki Hint ordusu dört bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari, Avrupa’da ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.

İaturanga Hindistan’dan önce İran’a geçti ve geçerken ismi. ‘şatrang’ oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupa’ya getirdiler. Araplar oyuna ‘şatranj’ veya ‘al-şah-mat’ (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi Türkçeye Arapçadan girmiştir.

İlk oynanış şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla ilerleyebiliyordu.

Asırdan asıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupa’ya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu ama hareket imkanı hala kısıtlıydı. Bununla belki o yıllarda Avrupa’da yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir.

Bu şekli ile satranç oyunu çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı.

Bu, çok çağdaş ve demokratik bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüîlüsü piyade, işlerinde sebat eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupa’da gün geçtikçe gelişen demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. İah artık örneği çok az kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.

Gerçeği oyunda iken ikinci bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Satranç oyununda Şah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihinin 7. yüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.

Satrancın ilk olarak 6. yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu Hinduların ‘chaturunga’ (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor. ‘Chaturunga’ sözcüğü Sanskritce’de ‘dört kol’, ‘dört kollu ordu’ veya ‘dört silah’ anlamına gelmektedir.

O zamanki Hint ordusu dört bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari, Avrupa’da ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.

Şaturanga Hindistan’dan önce İran’a geçti ve geçerken ismi ‘şatrang’ oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupa’ya getirdiler. Araplar oyuna ‘şatranj’ veya ‘al-şah-mat’ (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi Türkçeye Arapçadan girmiştir.

İlk oynanış şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla ilerleyebiliyordu.

Asırdan aşıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupa’ya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu ama hareket imkanı hala kısıtlıydı. Bununla belki o yıllarda Avrupa’da yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir.

Bu şekli ile satranç oyunu çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı.

Bu, çok çağdaş ve demokratik bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüllüsü piyade, işlerinde sebat eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupa’da gün geçtikçe gelişen demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. Şah artık örneği çok az kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.

Gerçeği oyunda iken ikinci bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki!


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قد] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سروقد] servi boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow soldier. companion at arms. companion / comrade in arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birdenbire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman of the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooker. pinchpin. streetwalker. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., ask. şarampol, etrafı kazık veya sırıklarla çevrilmiş yer; f. şarampolla çevirmek veya muhafaza etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A ). Mukaddes olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıdem» den). 1. Önce gelme. 2. ileri geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antecedence. precedence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mübarek, mukaddes kılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقدم] öncelik. 2.öne geçme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

öne geçmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sesimiz telefonda ses hızı ile gitmez. Telefonun ağız kısmı denilen mikrofona konuştuğumuzda, ses burada elektrik akımına çevrilir. Karşı tarafın telefonunda tekrar sese çevrilene kadar yolculuğunu elektrik akımı olarak yapar.

Bilindiği gibi elektriğin hızı ışık hızı ile aynıdır. Dolayısıyla ses telefonda ışık hızı ile yol alır. 5 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşınızla telefonla konuşurken onun bulunduğu yerde gök gürlerse, şimşeğin ışığının gökgürültüsünden önce gelmesi gibi, gökgürültüsünün telefondaki sesi de havadan gelen sesine göre daha önceden kulağımıza ulaşır.

Ses hızı, deniz seviyesinde, kuru ve sıfır derecedeki havada saniyede 331,4 metredir. Bakır kablo içinde ise saniyede 3500 metre kadardır. Yani sesimiz telefonda ışık hızı ile değil de ses hızı ile gitseydi (ki bu mümkün değildir) 600 kilometre uzaklıktaki bir arkadaşımız konuştuklarımızı telefonda 3 dakika sonra duyabilirdi. Düşünebiliyor musunuz böyle bir konuşma sonunda gelecek telefon faturasını?


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

char.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cleaning woman. charwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazen çocuğa alınan bir uçan balon elinden kaçabilir. Hep beraber havada yükselen balona bakakalınır. Bu balon havada ne kadar yükselecektir acaba?

Uçan balonların doldurma uçları ne kadar iyi bağlanmış olursa olsun, çok az da olsa hava daha doğrusu helyum kaçırırlar. Havadan çok daha hafif helyum gazı ile şişirilen bu balonların ağızlarından kaçırdıklarını eve getirdiğimiz ve tavana yapışıkmış gibi havada duran balonun sabah olunca porsuyup yere inmiş olduğunu görünce anlarız.

Balonun ağzının ideal bir biçimde bağlanmış olduğunu kabul etsek bile havada yükselebileceği mesafe yine de sınırlıdır. Yükseldikçe hava basıncı azaldığından ve balonun iç basıncı dışındakinden daha yüksek kaldığından balon yükseldikçe şişmeye başlar. Sonunda balonun yapıldığı malzemeye, hacmine ve malzemenin kalınlığına bağlı olarak belirli bir yükseklikte patlar.

Küçük uçan balonlar en çok 10 bin metreye, sepetinde insan taşıyan büyük balonlar 30 bin metreye, bilim insanları tarafından içinde ölçüm aletleriyle birlikte yollanan araştırma balonları da 40 bin metreye kadar yükselebilirler.

Balonların belirli yükseklikte dış basıncın azlığına dayanamayıp patlamalarından bazı bilimsel gözlemlerde de faydalanılır. Hava tahmin balonlarına bağlı hava sıcaklığını, basıncını ve nem oranını ölçen aletler vardır. Bu balonlar yaklaşık 30 bin metre yükseklikte patlayacak şekilde yapılmışlardır. Aletler açılan bir paraşütle yere yumuşak iniş yaparlar. Hem üzerlerindeki değerler kaydedilir hem de oldukça pahalı olan bu ölçüm aletlerinin tekrar kullanılabilmeleri sağlanır.

Bu ölçüm aletleri bir tarlanın ortasına, bir ağacın tepesine veya bir vadi yatağına da düşebilirler. Onları bulanların ilgili makamlara götürmeleri artık aletlerin ne olduklarını anlamalarına veya insaflarına kalmıştır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ukde). Ukdeler, düğümler, (bk.) Ukde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [والاقدر] saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وضع قدیم] eski konum, eski durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Parlak, aydınlık, ışıklı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adi, alelade, sıradan, bayağı, günlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Arabî takvimin cn birinci ayı (aslı: zü’l-kaade).

Türkçe Sözlük by