Kah, Keh, Geh ne demek? | Kah, Keh, Geh anlamı nedir? | Kah, Keh, Geh

Kah, Keh, Geh anlamı nedir?

Kah, Keh, Geh ne demek?

Kah, Keh, Geh anlamı nedir?

Kah, Keh, Geh | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kah keh geh

Türkçe Sözlük

(i. F.) Saman. Kâhkeşân, kehkeşân = Samanuğrusu, Samanyolu (samançeken). Kâhrübâ, kehrübâ = Samankapan, kehribar, bk. Keh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmatlı, bilen, vâıf: Bu sırra agâh mısın? Ben, bu işten Agâh değildim. 2. Uyanık, müteyakkız, basiretli. Bu ikinci mânâ ile sıfat terkibi dahi teşkil eder: Dil Agâh = Kalbi uyanık, gönül adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Malûmat, vukuf, haberdarlık. 2. Uyanıklık, teyakkuz, basiret.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگه] haberdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Agâh, Agâhî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آگهی] haberdarlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fırın, ekmekçi dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk hakanı (683-734). Babası Kutluğ İlteriş Han’dır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğlence yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) dâm-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Daniş-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Dergâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Baca, duman yeri, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ejhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. A.). Fakihlik. Fıkıh ilminde bilgi sahibi olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقاهت] fıkıhçılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun okunur) (i. T. A.). Fıkıh ilminde bilgi sahibi olan. Eskiden nesir dilinde müftülere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Latîfecilik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکاحت] şakacılık, muziplik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik). Demirin tırnağını kaldırmak için geminin kenarına bağlı eğri demir askı, matafora. Fişka etmek = Demirin tırnağını kaldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. fakıyh). Fakîhler, İslâm hukukçuları, (bk.) Fakîh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فقها] fıkıhçılar, islam hukukçuları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zaman, vakit, bazen, bazı defa, bazı vakit, kimi vakit: Gâh bulunur, gâh bulunmaz. Gâh olur ki... Gâh gâh, geh, geh = Vakit vakit, ara sıra. Bi-gSh = Vakitsiz. Nâ-gih = Ansızın. Gâh 0 bi-gâh = Vakitli vakitsiz, (bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bazı Farsça kelimelere katılarak zaman veya mekân gösteren mürekkep kelimeden meydana gelir: Seyir-gâh = Seyir yeri. Namaz-gâh = Namaz yeri. Seher-gâh = Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گه] kimi zaman, bazı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAh ve gâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Cehennem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beşik, Ar. mehd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گهواره] beşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Musevi dinindeTalmud'da bulunan kuralların toplamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (c. havânık) (Farsça hân-gâh’dan Arapça’laşmış). Tekke, dergâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خانقاه] tekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Musevi dininde aşıklar bayramı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpi, ufak bostan kirpisi, (zool). Erinaceus europaeus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hooka i. nargile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Şen ve gönül açan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (aygır). 1. Dişisini gebe bırakma, dölleme, (botanik) 2. İncir ve hurma gibi ağaçların çiçeğine erkeğinin tohumu gidip meyve vermesini sağlama.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [القاح] aşılama, dölleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yeni ilkeler, kanunlar koyan hükümdar, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A., «nikâh» dan). Bir kadını nikâhla alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) GAh, geh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاخ] köşk, kasır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاه] saman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Saman. Kâhkeşân, kehkeşân = Samanuğrusu, Samanyolu (samançeken). Kâhrübâ, kehrübâ = Samankapan, kehribar, bk. Keh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahpe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قحبه] fahişe, 2.alçak, namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahpelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاهگل] sıva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kahr» den imüb.). Fazlasıyle hakreden, yerlere, batıran, mahveden, kahredici kudret sahibi. Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir. Allah seni «Kahhâr» ismiyle kahretsin: Mâruf bedduâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قهار] kahredici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Ziyadesiyle kahreden, kahredici, yok edici batırıcı. 2.Allah’ın isimlerinden. - İsim olarak kullanılmaz. - (bkz.Abdülkahhar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Kahharcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru poğça nev’inden üç köşeli çarşı böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kühûlet» ten) (c. kevâhil). 1. Kühûlet sâhibi, olgun, orta yaşlı. 2. Ağır, hareketli, gayretsiz, tembel, durgun, râkid. Bahr-i kâhil = Durgun deniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاهل] tembel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kehânet» ten if). (c. kâhene). Eski Isrâl11iler’de vesair bazı dinlerde gaibden haber vermek iddiasında bulunan rûhânî reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diviner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prophet. seer. sibyl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاهن] gaipten haber veren, kehanette bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Gaipten haber veren kâhin tavır ve usûlünde, kâhincesine, kâhine yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Eski isrâilliler’de vesair bazı dinlerde gaibden haber vermek iddiasında bulunan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gaipten haber vermek iddiasında bulunan insanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kahır» dan if.) (mü. kahire). 1. Kahreden, zor ve cebreyleyen, mahveden: Kuvve-i kaahire, satvet-i kaahire. 2. Üstün gelen, galip, muzaffer. 3. Def ve izâle den: Kahir-üs-sümûm = Panzehir: Mısr-ı Kahire ve Kahire = Mısır’ın başkenti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. sorrow. remorse. distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grief. deep sorrow. great distress. unjust treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قهر] yok etme. 2.çok üzülme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاهر] kahreden, yok eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Allah’ın sıfatlarındandır. Kur’an-ı Kerim’de iki yerde geç(Erkek İsmi) 2.Kahredici, zorlayan. 3.Yok eden. 4.Ezici kuvvet. Kahir Billah: Abbasi halifesi. (Ebu Mansur Muhammed el-Mutezid). Muktedir’in kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overwhelming majority. crushing majority. whooping majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kahretmek, çok üzülüp teessüf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sesle ve çok gülme: Kahkaha ile güldü, kahkahayı koyuverdi. 2. Sarmaşık gibi tırmanır, mor ve kırmızı çiçek açar bir çeşit çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. laugh. guffaw. haw-haw. heehaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. laugh. laughter. snort. loud laughter. chuckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laughter. guffaw. hilarity. laugh. roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gale. hysterics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden, beyaz çiçekler açan bir süs bitkisi, gündüzsefası, çit sarmaşığı (convolvulus persicum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(çitsarmaşığı): Çitsarmaşığıgiller familyasından, uçları mavi çizgili beyaz çiçekler açan bir çeşit sarmaşıktır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Hazmı kolaylaştırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arkasını çevirmeyerek ve savaşarak çekilme (bunun yerine ric’at-ı kahkariyye daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kahkariyye). Arkasını çevirmeyerek ve daima harp ederek dönmek hareketine ait; ric’at-ı kahkariyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Namussuz kadın. Ar. fâhişe, zâniye. 2. Fâhişe tabiatlı, fâhişe gibi vefasız ve sebatsız, dönek, hilekâr: Kahpe adamdır. Kahpeoğlu = Maksadına erişmek için her alçaklığı kabûl eder, alçakça becerikli adam: Kahpeoğlu herif bunu da yaptı!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitute. harlot. whore orospu. fickle. perfidious dönek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harlot. whore. prostitute. backstabbing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قحبه] fahişe. 2.alçak, namussuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fickle fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fâhişelik. 2. mec. Fâhişeye yakışır hâl ve tabiat, vefasızlık, sebatsızlık, hilekârlık, döneklik: Ben öyle kahpeliği sevmem; kahpelikle beni bu kadar vakit oyalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a whore. double-crossing. a stab in the back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to double-cross sb. to stab sb in the back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قهر] yok etme. 2.çok üzülme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zorlama, zorla bir iş yaptırma, Ar. cebir, icbâr. 2. Galip gelip batırma, mahv ve helâk etme, yok etme, tenkil: Düşmanlarını kahretti; kötü adamları Allah kahreder. 3. (Türkçe) Bir mahrumiyet ve mağduriyetten dolayı kendisini yiyecek surette keder etme, böyle bir keder ve infialden müteessir olma, keder içine işleme: Çalışmasının mükâfatını görmediğinden kahretti; kahrından telef oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiğit, pehlivan, bahâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic. brave. stouthearted. stout. doughty. hero. character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave. character. chivalrous. hero. valiant. heroine. protagonist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hero. brave. heroine. gallant. lion hearted. old horse. paladin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قهرمان] yiğit

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yiğit, cesur, (bahadır). 2.Hüküm sahibi, iş buyuran. 3.Fars mitolojisinde Rüstem’in yendiği kimse. - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

17. yüzyılda Macaristan’ın Sobatzka Kalesi’nin Osmanlı muhafızları çok sevdikleri bir koçu özenle besliyorlardı. İkinci Viyana Kuşatması ile başlayan felaketli devirde kale Almanlar tarafından kuşatıldı. Kurtuluş imkanı göremeyen askerler bir sabah vakti kaleden fırlayarak düşmanı yarıp Budin yoluna doğru yöneldiler. Onlarla beraber fırlayan koç da sahiplerini yalnız bırakmamış iri boynuzları ile önüne çıkan düşman askerini yaralayarak, kendini tutturmadan askerlerle beraber Budin’e gelmişti. Bu gazi ve cengaver koç Budin’de büyük bir şöhret kazandı. Ancak ne yazık ki aynı yılın kurban bayramında kesildi!

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kahramân’ın c.). Kahramanlar, yiğitler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Yiğitçe, yiğitlikle, bahâdırâne: Bir tavr-ı kahramânâne ile; kahramânâne hücum etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroic. heroically. valiant. valiantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kahramanlık, yiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yiğitlik, bahâdirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heroism. bravery. deed. exploit. feat. gallantry. prowess. valor. valour. achievements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. chivalry. exploit. gallantry. heroism. heroic deed. feat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bravery. exploit. gallantry. heroism. prowess. valour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorla, cebren, üstün kuvvetle: Kendisini o işte kahren kullandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.). 1. Perişan etmek, ezmek. 2. Kendisine dert etmek, içlenmek, çok üzülmek. 3. Beddua etmek. 4. Çok üzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. oppress. overwhelm. confound. blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overpower. to overwhelm. to crush. to cast sb down. to distress. to upset. to feel sorrow. to be depressed. to curse ilenmek. beddua etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overpower. to crush. to distress sb greatly. inwardly to grieve deeply. confound. spite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damned. cursed. goddamned. goddamn. confounded. flaming. fucking. godforsaken. ruddy. heck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damned. cursed. goddamned. goddamn. confounded. flaming. fucking. godforsaken. ruddy. heck. blasted. bloody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the devil of it. what the hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A .T.). 1. Mahvolmak, çok ezilmek. 2. mec. Çok üzülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be grieved. to be depressed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inwardly to grieve deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damn with!. down with !.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاهربا] kehribar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yağmur azlığı, kuraklık, kuraklıktan ürün yetişmemekle bunun neticesi olan açlık: Kaht-ü galâ = Kaht senesi (dilimizde «kıt» ve «kıtlık» bundan galattır, bk. Kıt, kıtlık). Kaht-ı sâl = Kuraklık ve kıtlık senesi, kaht-ü galâ senesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قحط] kıtlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Fırat nehri kollarından birinin adı, Malatya’da aynı isimle yerleşim bölgesi vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). Sabah ve ikindi vakitleri yenilen hafif yemek. bk. Kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakfast food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for eating at breakfast. set aside for breakfast. food for breakfast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yemen’den çıkıp şimdi en büyük kısmı Amerika kıtasında bilhassa Brezilya’da yetişen bir tane ki, kavrulup döğüldükten sonra suda haşlanıp içilir: Yemen kahvesi, Brezilya kahvesi, toz kahve, kuru kahve: Kavrulmuş kahve. 2. Bu tanenin kavrulmuş tozundan pişirilen şerbet: Kahve içmek; kahve pişirmek; şekerli, sade, alafranga, alaturka kahve. 3. Kahve içilen umumî yer, kahvehane: Mahalle kahvesi; kahvede oturmak; kahve peykelerinde yatmak. Kahvaltı = 1. Aslında aç karnına kahve içmemek için kahveden önce yenen kısa yemek. 2. Yemek vaktinin dışında ve sofra haricinde tepsi ile çıkarılıp yenen şey: Bir parça kahvaltı edelim; sabahleyin biraz kahvaltı ettim! Kahveocağı = Büyük dairelerde kahve pişirilen oda, kahveci odası: Efendisini salona aldılar, o da kahveocağına girdi. Kahve parası = Bahşiş: Arabacıya bir kahve parası ver. Kahve tepsisi, ibriği, cezvesi, fincanları, takımı = Kahveye mahsus şeyler. Kahverengi = Boz ile koyu sarı arasında bir renk. Kuru kahve = Kavrulup döğülmüş kahve, kahve tozu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee. mocha. java.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee. coffee tree. coffee bean. coffeehouse. café.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee. café (serving only coffee , tea or soft drinks. cafe. soft commodities. commodity collateral loan. dope. coffee house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قهوه] kahve.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(coffea): İkiçenekliler sınıfının, kökboyasıgiller familyasından, vatanı Afrika olan, fakat Asya ve Amerika’nın tropik bölgelerinde yetiştirilen, 20 kadar çeşidi olan bir ağaçtır. En çok bilineni Arabistan kahvesi’dir. 7-8 metre boyunda bir ağaçtır. Yaprakları sivri uçlu olup, kenarları dalgalıdır. Çiçekleri beyaz ve hoş kokuludur. Meyvesi kiraza benzer; içinde ince iki çekirdek bulunur. Her çekirdeğin içinde aynı şekilde bir tohum vardır. Tohumlarında, kafein alkoloidleri vardır. Kullanıldığı yerler: Kandolaşımını sağlar. Uykuyu kaçırır, düşünmeyi kolaylaştırır. Yarımbaş ağrılarını dindirir. Uyuşturucu maddelerle zehirlenmelerde faydalıdır. Boğmaca öksürüğünü keser. Nikris ağrılarını teskin eder. Tansiyonu yüksek olanların kahve içmemesi tavsiye edilir. Ayrıca fazla miktarda içildiğinde uykusuzluk, sinir bozukluğu ve çarpıntı yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortune told by inspecting the grounds remaining in one's coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee cup. demitasse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İçine döğülmüş kahve konulan kap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden bir büyük dairede kahve pişirip konak halkı ile gelip gidenlere vermekle görevli ağa; kahvecibaşı ve bu arada padişahın kahvecibaşısı. 2. Umumî bir kahvehane tutup idare eden adam. Kurukahvecl = Kavrulup döğülmüş toz kahve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keeper of a coffeehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grower. processor or seller of coffee. café owner or manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahve pişirip satan veya umumî bir kahvehane idare eden adamın meslek ve meşguliyeti: Eğlence yerlerinde kahvecilik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahve içilip oturulan yer, kahve: Kahvehâne havadisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffeehouse. cafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffeehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

café (serving only coffee , tea or soft drinks. cafe. coffee house. coffee stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavrulmuş kahvenin renginde olan. bk. Kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. brown. coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brownish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kethudâ» dan galat), bk. Kethudâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major domo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housekeeper. steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

major domo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Efendi, emir. 2.Ev sahibi, aile reisi. 3.Çiftlik yöneticisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kethudâlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mahçup, utangaç tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİHANET) (i. A.) Eski ibrânîler’de, Yunanlılar’da vesair eski kavimlerde bazı ruhanîlerin ve kimselerin çeşitli vasıtalara başvurmak iddiasıyle gaaipten haber vermeleri: İslâm’da kehânet yasak ve haramdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oracular. sibylline. soothsaying. divination. augury. prophecy. oracle. prediction. denouncement. omen. portent. presage. prognostic. prognostication. second sight. vaticination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omen. prediction. prophecy. soothsaying. augury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prediction. soothsaying. prophesy. augury. omen. presage. prognostication. prophecy. second sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کهانت] falcılık, kahinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a prediction. cast. predict. prophesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کهنه] kahinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kühûf). 1. in, mağara, Ar. gaar. 2. mec. Sığınacak yer, Ar. melce, melâz. 3. (tıp). Vücutta mağara gibi oyuk yer ki tabiî veya bir hastalıktan hâsıl olur: Kehf-i rie = Veremden akciğerde açılan oyuk. Eshâb-ı kehf = Uzun müddet bir mağarada uyumuş olan meşhur yedi kişi ile köpekleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کهف] mağara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kihâlet» ten imüb.). 1. Gözlere sürme süren, sürmeci. 2. (tıp) Göz doktoru, Fr. oculiste.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کحال] göze sürme çeken. 2.göz hekimi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz hekimliği, göz hastalıklarına mahsus doktorluk: Kehhâllık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (keh = saman, keşân = çekenler). Gökteki samanuğrusu, hacılar yolu, Samanyolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کهکشان] samanyolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kehle). Kemâlini bulmuş, olgunluk yaşına erişmiş, otuz ile elli yaşları arasında bulunan, olgun adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kahl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bit: Kehle tutmak, baş kehlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channeling , gorge , throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitlenmek, bit tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kehlesi olan, bitli, bit tutmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (güher = elmas, barîden = yağdırmak). 1. Cevher yağdıran, pek faydalı. 2. bk. Kehrübâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber. amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber. amber samankapan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kehribar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.).«İşler yolunda» mânâsını ifade etmekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Hurma ve incir gibi bazı meyve ağaçlarının erkeğinden dişisine yetiştirilmesi şart olan aşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kühl.dan imef.) (mü. mükâhhale). Kühl (sürme) sürülmüş, sürmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nikâh» tan masdar) (c. münâkehât). Nikâh kıyışma. islâm hukukunda nikâha ait bahisler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «makh» tan imef.) (mü. münakkaha). 1. Soyulmuş, ayıklanmış, temizlenmiş. 2. En iyi kısmı seçilmiş, seçkin. 3. İdare maksadiyle fazlası kesilmiş (mesraf).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ansızın olan, oluveren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ansızın, birden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GAH) (i. F ). 1. Vakitsiz, münasip vakitte olmayan. 2. Ansız, ansızın. Agâh ve nâgâh = Vakitli vakitsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GEH) (I. F.) (bk.) NAgâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NA-GEHAN) (i. F.). Ansız, ansızın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ناگهان] ansızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ansızın, birdenbire.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Hastalığı geçirdikten sonraki toparlanma zamanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقاهت] hastalıktan sonraki tehlikeli geçiş dönemi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakış, bakma, nazar. Atf-ı nigâh etmek = Nazar atmak, şöyle bir bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nigâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نگه] bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bakan ve muhafaza eden, muhafız, bekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gözcülük, bekçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Himaye eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Resmî evlenme: Nikâh kıymak. Nikâh etmek = 1. Evlenmek. 2. Evlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuptials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedding. civil wedding. marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Nikâhla almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nikâhlı hâle gelmek. 2. Birbirine varmak üzere nikâhları kıyılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get married.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhı kıyılmış karı veya koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nikâhı kıyılmamış, nikâhsız yaşayan (ekseriya kadın hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big cup of Turkish coffee. very strong coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Sığınacak yer, Ar. melce, müttekâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brekker. petit déjeuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. seher = sabah, Fars. gâh, geh = vakit). Sabah vakti, sabah vaktinde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık ve derinin tütsü ile kurutulduğu yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sahne görevlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bahis için ortaya konan parayı muhafaza eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. külhan ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( A.B.D.) net maaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. teferrüc, Fars. gâh, geh = yer). Eğlenmek için gezinmeye mahsus yer, eğlenme, dinlenme yeri: Bu şehrin teferrücgâhları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dayanacak yer, Fars. istinad-gâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقاحت] arsızlık, utanmazlık, hayasızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beygir; çok çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by