Kak ne demek? | Kak anlamı nedir? | Kak

Kak anlamı nedir?

Kak ne demek?

Kak anlamı nedir?

Kak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kak

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru olup kakırdayan şey, bilhassa meyve kurusu: Armut kakı, dut kakı (yalnız Anadolu’da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya ağacın kabuğunu gagalar, uzun gagalı ve kargaya benzer küçükçe bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapsucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A. c.) (m. «Akar»). Dilimizde kullanılmaz. Tıpta kullanılan kökler vesaire: Akâkıyr-ı tıbbiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back street. back alley. back / side street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in wonder. to gawp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stand in bewilderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hakkı ile, liyâkatli olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cul-de-sac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead end. blind alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczâ saklanılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dükkân). Dükkanlar, (bk.) Dükkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دکاکين] dükkanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (i. A. hâk’ten imüb). Maden, şimşir vesaire üzerine çelik kalemle yazı, resim ve çeşitli şekiller oymak sanatını bilen ve yapan adam. Fr. graveur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حکاک] mühürcü. 2.kazıyıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maden vesaire üzerine çelik kalemle oyma sanatı: Hakkâklık mühim bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «hak» tan masdar. Hakkı yerine getirme, icra etme: Ihkak-ı hak etmek. Daima hak ismiyle beraber kullanılır. Asıl mânâsı hak gözüyle bekmaktır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احقاق] hakkını verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احقاق حق] hakkını verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fekk» ten masdar). 1. Ayrılma, koparılıp ayrı düşme: Parmağın elden infikâki. 2. Yerinden ayrılma, işini, yerini terketme: Valinin vilâyet merkezinden infikâki. Bir tacir dükkânından infikâk etmez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفکاک] ayrılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şakk» dan masdar). 1. Yarılma, çatlama, ikiye ayrılma. 2. (tıp) Çeşitli organların İsimlerine uydurularak birtakım hastalıkların isimlerini teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انشقاق] yarılma, bölünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yarılmak, bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Birini esir tutma ve köle etme: Canlı ele geçen düşmanları istirkak ederlerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «hakk» tan masdar). 1. Haklı ve lâyık olma, değme, liyakat, hakketme: Emekli maaşına istihkakı vardır; terfie istihkak hakketmedi. Erbib-ı istihkak = Müstahak olanlar; hak kazanmış olanlar. Bit-irs-vel-istihkak = Hem miras suretiyle, hem de hak ettiği halde. 2. Hak edilen para, işlemiş maaş: Sizin istihkakınız ne kadardır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ration. title. deserving. merit. right. share. due.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remuneration. claim. claims. money earned. meriting. deserving sth. merit. due. fee. renumeration. allowance. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استحقاق] hak etme. 2.hak edilmiş şey.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «şakk» tan masdar) (c. iştikakât). Bir kökten türeyen kelimelerin birbirleriyle ve asıllarıyla olan münâsebetleri ve meydana geliş şekilleri; ilm-i iştikak: Bundan bahseden ilim, Fr. etimologie.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشتقاق] türeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. iştikakıyye). İştikak kaidesine ve etimolojiye ait veya muvafık olan, Fr. itimologique: Iştikaki kaideler; iştikak! tedkikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hustle. rough. rough up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hustle and bustle. jostle. scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arap çöreği: Şam keki. bk. Kek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çocuk dilinde). 1. Pislik, neces: Çocuğun kakası var, kakasını edecek. 2. Kötü, fena: Kaka bebek = Yaramaz çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. dejection. evacuation. excreta. faecal matter. faeces. rejectamenta. stool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. faeces. dirty. bad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A New Zealand parrot of the genus Nestor, especially the brown parrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excrement. dirty. filthy. bratty. turd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Manda etinden yapma kaba pastırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kakıp durmak, itelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to defecate. to go potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötüleşmek, fenalaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vuran. Ağaçkakan = Gagasiyle ağaçların kabuğunu gagalayan bir kuş çeşidi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (bir Meksika yerli dilinden). Amerika’da ve oradan alınarak Afrika’da yetişen kahveye benzer bir tane ki, toz hâlinde sütle ve sade olarak kahve gibi içilir ve başlıca çikolata imalinde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacao. cocoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cacao. soft commodities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cocoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindbademi): İkiçenekliler sınıfının sterculiaceae familyasından, vatanı tropik Amerika olan bir ağacın meyvesidir. Kakao ağacı 4-10 metre boyundadır. Yaprakları derimsidir. Çiçekleri her mevsimde açar. Meyvelerinin içinde kestane büyüklüğünde tohumları vardır. Tohumlarının içeriğinde teobromin denilen alkoloid vardır. Bu madde uyarıcıdır. Tohumlarından kakao yağı çıkarılır. Kozmetik sanayiide ve eczacılıkta fitil yapmakta kulanılır. Tohumlarının yağı alındıktan sonra elde edilen kakao tozuna çikolata denir. Kullanıldığı yerler: Uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir. İdrar söktürür. Vücuttaki zehirlerin dışarı atılmasını sağlar. Böbrek iltihaplarını giderir. Fazla içildiği takdirde çarpıntı ve baş ağrısı yapar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Sevimsiz, kendisini bir şey sanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakavan olma hali yahut kakavanca davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being stuck-up and stupid. being old and peevish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. botanik). Güveyfeneri denilen bîr cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık avlamakta kullanılan bir çeşit zıpkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurularak çakılmak: Bu toprağa kazık kakılamaz; bu kapıya bir çivi kakılmış. 2. (madenî eşya) Arkadan vurularak kabartma yapılmak: Bu kutunun kapağı fena kakılmış. 3. Tahta vesaireye altın, gümüş tel ve pulları veya çivileri sokularak süslenilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ermine. weasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). As denilen hayvanın başka bir adı. Nefîs kürk verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kızmak, azarlamak, paylamak, Osm. tâzîr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başa kakılan şey. bk. Kakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kuru şeylerin birbirlerine dokunmaları sonunda çıkan sesi taklit ve tasvir eder: Kuru dallar kakır kakır ediyordu. Art arda gelip sıfat gibi de kullanılarak pek kuru demektir: Bu deriler kakır kakır olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuzey ülkelerinde yaşayan büyük bir cins dağ sıçanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kakır kakır eden kuru ve gevrek (şey). 2. Eritilen içyağının kalan kuru ve kavrulmuş maddesi. Kıkırdak: Kıkırdak böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (kuru şeyler) Birbirlerine temas ederek kuru bir ses çıkarmak, kakır kakır etmek: Bu cevizler ne çok kakırdıyor. 2. mec. Çok üşümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru şeyleri biribirlerine temas ettirerek ses çıkartmak: Şu cevizleri kakırtdatmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru şeylerin temasından veya bir kuru tahta vesairenin kırılmasından çıkan ses ve gürültü: Bu cevizler, bu pervazlar ne kadar kakırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirini dürtüp iterek hırpalaşmak: İtişip kakışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push and shove each other. to horse around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dürtüp iterek hırpalamak, dürtüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kakmak işi. 2. Arkasından mil veya kalıpla vurularak kabartma resimlerle süslenmiş: Kakma tepsi, zarf. 3. Tahta vesaire üzerine altın ve gümüş tel ve çivileri sokularak süslenmiş: Altın kakma, gümüş kakma baston, silâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inlaid. mounted. embossment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inlay. push. rush. shove. inlaying. driving in. nailing. inlaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inlaid. inlay work. push. shove. mosaic. impression. incrustation. toreutic. mounted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakma işleri yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inlayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental inlaying. relief work. marquetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornamental inlaying. work of an inlayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurmak, itmek, çalmak. 2. Vurarak sokmak, içeri almak: Çivi, kazık kakmak. 3. Maden levhalarının arkasına mil veya kalıpla vurarak yüzünü kabartmak, kabartma çiçeklerle süslemek: Bu kutuları kakmakla yaparlar. 4. Tahta vesaireden şeylere altın ve gümüş tel ve çivilerini sokup yerleştirerek telkârî işler yapmak: Trabzon’da silâh ve baston gibi şeylere gümüşten güzel şeyler kakarlar. Başa kakmak = Yapılan bir iyiliği yüze vurmak: Ettiğin iyiliği başıma kakacaksan hiç etmemeliydin. Kazık kakmak = mec. Bağlanmış gibi yerleşip durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mount. to push. to prod. to drive in. to nail. to inlay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push. to give a push to. to tap sth in. to inlay. emboss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzerinde kakma işi bulunan: Sedef kakmalı dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorated with. inlaid work. inlaid. embossed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru, sıska: Ne kaknem bir kadınl

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugly and shrewish. very thin. dried up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğu mitolojisinde gagasından nağmeler çıktığına inanılan büyük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cacophonie

ed. ses uyumsuzluğu

Bazı sözlerde, söz öbeklerinde, boğumlanma yerleri aynı veya birbirine yakın seslerin tekrarlanması sonucu söyleyişin güçlüğe uğraması, kulağı rahatsız etmesi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bireylere mutsuzluk getirecek şekilde yönetilen toplum kale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atlasçiçeğigiîlerden, birçok çeşitleri bulunan dikenli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus. cactus atlasçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cactus family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saç, Ar. zülf, yüzün iki yanına veya alna sarkan saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hint’ten gelir baharattan bir cins tane: Küçük kakule, salkık kakule = çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardamom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cardamon): İkiçenekliler sınıfının, zencefilgiller familyasından bir bitkidir. Hindistan’da ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Meyvesi 1-2 cm boyunda bir kapsüldür. İçinde birbiri üzerine oturan siyah, prizmatik tohumları vardır. Meyveler tamamen olgunlaşmadan toplanır. İçeriğinde sineol, terpineol ve asetat vardır. Kullanıldığı yerler: Ferahlık verir. İştah açar. Mide rahatsızlıklarını ve gazları giderir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafına sarkar saçları olan, zülüflü, mec. Kâküllü belâ = İçinden çıkılması zor dertler ve engeller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kuzey ülkelerinde bulunan sansar ve gelinciğe benzer boz ve siyah kuyruklu bir hayvan ki, kürkü pek makbuldür, bk. Kakım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاکل] perçem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Fena kokan yer, kokmuş yar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coward. cowardly. chicken. chicken hearted. fainthearted. scary. pusillanimous. timid. chicken-hearted. chicken-livered. craven. dastardly. faint. fearful. funky. gutless. hen-hearted. lily-livered. pigeonhearted. poor-spirited. recreant. skulking. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken. chickenhearted. coward. craven. spineless. timid. timorous. worm. yellow. cowardly. yellow-bellied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. fearful. timid. fearful person. / adj. chicken hearted. coward. craven. currish. dastardly. faint. faint hearted. gutless. lily livered. nervous. pigeon livered. poor-spirited. recreant. scary. shy. sneaking. timorous. tremulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dastard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkan adamın hâli. Ar. havf. 2. Cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. timidity. cowardliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. fearfulness. timidity. cold feet. pantophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cowardly. cop out. to show the white feather. funk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (Lat. saxicola).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den) (zooloji). Orta boy bir şebek cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hakk»dan imef.) (mü. muhakkaka). 1. Tahkik olunmuş, araştırılmış, doğruluğu ve gerçekliği anlaşılmış, doğru, gerçek, sahih, müsbet: O haber muhakkaktır. 2. Şüphesiz, tereddütsüz, mutlak: Yarın muhakkak gideceğiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. sure. doubtless. sure as death. infallible. safe. certainly. absulutely. surely. sure enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. indubitable. sure. certainly. surely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certain. certainly. sure. undoubtedly. for certain. doubtless. indisputable. by all manner of means. surely. unassailable. unquestionable. unquestioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محقق] doğru. 2.kesin. 3.mutlaka.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rikkat» ten imef.) (mü. murakkaka). İncelmiş, ince. Ar. rakik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Y.). Nakışta kullanılan bir çeşit pamuk ipliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gevşeklik, zaaf, kuvvetsizlik. 2. Söyleyişte eksiklik, doğr. söyleyemeyiş, tutukluk, hafif kekeme! Dilinde rekâket vardır. Rekâket-i lisân = Konuşmada tutukluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رکاکت] kekemelik. 2.söz kusuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çene altı. Ar. gabgab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz ile kulak arasındaki çukurca ve yumuşakça kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

double chin. dewlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temporal. temple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sâkk yazan kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). İhtilif, anlaşmazlık, bir mesele üzerinde birleşememe: Aralarına şikak düştü, girdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zukak»tan). Şehir ve kasaba içinde evler arasındaki yol. Sokak lâkdırısı, havadisi = Ehemmiyetsiz ve itibarsız söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

st. st. street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avenue. street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ragamuffin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street boy. guttersnipe. street arab. urchin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman of the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooker. pinchpin. streetwalker. tart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the man in the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زقاق] sokak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by