Kalın Kafa ne demek? | Kalın Kafa anlamı nedir? | Kalın Kafa

Kalın Kafa anlamı nedir?

Kalın Kafa ne demek?

Kalın Kafa anlamı nedir?

Kalın Kafa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kalin kafa

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentminded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty- headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. narrow- minded. petty minded. small minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. pigheaded. bul headed. headstrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinionated. recalcitrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rich. influential.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alnı ak, dürüst erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın kafalı, anlayışsız, dangalak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kaydedicilerde, silme kafası, kaydetme/oynatma kafasından biraz uzakta yer aldığında video düzenlemesi mümkün değildir. Döner silme kafası, video kafası diski üzerinde bulunur ve kaseti tam kayıt konumunda siler. Hareketli silme kafaları Video8, Video Hi8 ve yüksek kaliteli VHS kaydedicilerde standarttır. Sonuçta bu özelliğe sahip kaydediciler, video düzenlemesi için idealdir ve mükemmel ekleme-kesme işlemleri yapabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yeni Hyper MIG (metal-in-gap) video kafaları, aydınlık sinyalini %30, renkseme sinyalini de %10 oranında güçlendirerek paraziti önemli ölçüde azaltmakta ve daha yüksek video performansı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Başın ve boynun arka tarafı, ense. 2. Arka, geri. 3. Baş, Ar. re’s, Fars. ser: İnsan, koyun kafası. 4. Baş kemiği, beyni çeviren kemik, Ar. kıhf, cimcime: Toprağın içinden pek eski birtakım kafalar çıktı. 5. Zekâ, kabiliyet, akıl, anlayış: O adamda kafa vardır; onda kitap yazacak kafa yoktur. 6. Aptallık, akılsızlık: Na kafa. Sende bu kafa varken bir iş göremezsin. At kafalı = Ahmak. Kafa almamak = Anlayamamak. Boş kafalı = Cahil, bilgisiz. Kafa tutmak = Terslemek, dinlememek, istememek. Her kafadan bir ses çıkıyor = Herkes başka bir reyde bulunup kimse kimseyi dinlemiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. brains. bean. intelligence. cast of mind. chump. coconut. conk. costard. end. headpiece. knob. nob. noddle. noggin. noodle. nut. onion. pate. poll. potato. savvy. sconce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. crumpet. head. loaf. mind. nut. brain. brains. intelligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. mind. mental attitude. intelligence. brain. habit. headpiece. knob. noddle. noggin. understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قفا] baş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congenial. kindred. sport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kindred spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kafa-dârân). Birine uyan, arkası sıra giden, tâbî, peyk, gayret-keş: O falânın kafadârıdır; kendisi gibi birtakım kafadarları vardır. 2. Arkadaş, refik, dost, yardak (başlıca kötüleme, küçümseme veya takdir makamında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ad lib. off the cuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonkers. crackers. nuts. up the pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Yumuşakçaların sekiz kollu önemli bir sınıfı: Mürekkep balığı denilen hayvan, kefadanbacaklılar sınıfındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddy. bud. buddy buddy. buddy-buddy. crony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buddy. intimate friend. chum. crony. intimate. like-minded. congenial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindred spirit. like-minded. after one's own heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyma, peyklik, gayretkeşlik, yardaklık: Kendisine kafadarlık edecek birtakım eksik akıllılar bulmuş. 2. Arkadaşlık, yoldaşlık, dostluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kafası olan: Koca kafalı = Aptal, anlayışsız. 2. Bilgili, anlayışlı: Kafalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed. brainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), cKafes» in Arapça’laşmışıdır. bk. Kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squiffy. tiddly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). DüşUnüşü, anlayışı ve kavrayışı kıt olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brainless. fucker. harebrained. stupid. thickheaded. blockheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintelligent. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. unintelligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). İnsanda ve omurgalı hayvanlarda beyni muhafaza eden kemikten kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium. skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skull. cranium. pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapı ve derinliği fazla olan, yoğun, tok, kaba, Ar. kesif, galîz: Kalın ağaç, tahta, İp, kumaş, duvar. 2. Koyu, sulu olmayan, kıvamlı: Kalın yoğurt, pekmez. 3. mec. Terbiye olmamış, kaba, galîz, sert: Kalın adam. 4. Zekâsı olmayan: Kalın zihin, kalın kafa, kalın kafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick. stout. coarse. dense. grave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fat. leathery. rich. stout. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldface. thick. bold. coarse. fat. full. murky. stout. c family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. obtuse. slow. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick headed. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep voice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lubricating oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade bağırsakları zayıf olanlarda görülen bir hastalıktır. Bazen iltihapla birlikte ülser de görülür. Buna tıp dilinde ülserli kolit denir. Hastalık aniden başlayıp, hiç beklenmedik bir anda kaybolabilir. Hastada aniden veya yavaş yavaş gelen ishal görülür. Dışkısı kanlıdır. Hasta, karın ağrılarından şikayet eder, ateşi de yüksektir. Doktora başvurmak şarttır. Bu arada istirahat etmek ve bol vitaminli gıdalar almak gerekir. Alkol, fazla miktarda meşrubat ve süt içilmez. Çekirdek gibi kabuklu şeyler yenmez. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Enginar, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tane enginar doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden önce birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Martıya benzeyen eti lezzetli bir cins dere kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

becoming thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha kalın olmak: Bu fanilalar yıkandıkça kalınlaştı. 2. mec. Servet ve kuvvet kazanmak: Ahmed Bey son zamanlarda kalınlaştıkça kalınlaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to become thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çap ve derinIiğini artırmak, daha kalın etmek: Bu ipi biraz daha kalınlatmalı, kalınlaştırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thicken. to thicken. to make thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken. to make sth thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kalınlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çap ve derinlik fazlalığı, yoğunluk, Ar. gılzet: Bu ipin, bu ağacın kalınlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickness. stoutness. thick. crassness. denseness. density. diameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickness. coarseness. deepth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickness. coarseness. deepness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalma işi mümkün oliTrak oturulmak, dinlenilmek, vakit geçirilmek: Buraıft kaç gün kalınacak?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay. to stop. to rest. to spend the night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. R.). Levreğe benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artmış miktar. Ar. bakıyye. 2. Nişan, alâmet, eser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. rest. residue. ruins. carcase. carcass. end. hangover. relic. remnant. residual. rump. waif. spoils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. hangover. oddment. relic. remains. remnant. residue. ruin. rump. trace. wreckage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. remnant. leftovers. ruin. ruins. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachycephalic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-art ekseni, yan eksenine göre kısa olan insan, brakisefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadman's skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totenkopf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türkçe’de «man» ve «mank» iri ve kocaman demektir). 1. Koca kafalı ahmak, alık, sersem: Mankafa adam. 2. Şiddetli ve müzmin sakağıya uğramış (beygir): Bu at mankafa olmuş. 3. İri, battal: Mankafa karpuz. Mankafabalığı = Bir balık cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhead. stupid. thickheaded. blockheaded. dozy. booby. dunce. blockhhead. obtuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockheaded. stupid. blockhead. chump. dim. dolt. opaque. purblind. thick. thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıklık, sarsemllk. Ar. gabâvet. 2. Beygirde şiddetli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kifâyet» ten masdar). Bir hizmet ve iyiliğe karşı edilen iyilik, iyilikle karşılama: Ettiği hizmetin mükâfatını gördü: Ettiğim iyiliğin mükâfatı bu mudur? (Arapça’da «mücâzât» ile aynı mânâda olduğu hâlde dilimizde «mücâzât» bunun zıddı olarak kullanılır): Hizmet edenlere mükâfat ve kabahat edenlere mücâzat olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrot. reward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. prize. recompense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ödül. Değerlendirici, sevindirici davranış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sakafe»den imef.). Vakıfların binalardan gelen geliri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «sakf»dan) (m. musakkaf). Damlı mülkler. Üzeri damla örtülmüş gayri menkul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kılı kırk yararcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [موشکافانه] kılı kırk yararak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکافات] ödül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset her takıldığında video kafasını otomatik olarak temizler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Dürüst, doğru iyi tanınmış kimsel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hono u rable mention. consolation stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by