Kalk Borusu ne demek? | Kalk Borusu anlamı nedir? | Kalk Borusu

Kalk Borusu anlamı nedir?

Kalk Borusu ne demek?

Kalk Borusu anlamı nedir?

Kalk Borusu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kalk borusu

Türkçe - İngilizce Sözlük

reveille.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1930`larda Oscar Dominguez`in (1906-1958) Gerçeküstücülük akımının otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlı boyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reveille.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden savaşlarda ok ve kılıca karşı öne tutulup vücudu muhafazaya yarayan savunma silâhı olup, çeşitleri vardır; madenden veya gergedan ve fil derisinden yapılırdı: Kalkan kullanmak. Kalkanotu = Deveotu çeşidinden öksürükotu. Kalkanbalığı = Meşhur yassı ve büyük balık ki, düğme gibi birtakım nasırlı kemikleri ve beyaz eti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outgoing. shield. turbot. aegis. buckler. mantlet. splasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield. turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield carried by a warrior. rising. shield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thyroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schilddrüse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr. jeoloji). Kireç taşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calcaire

min. kireç taşı

Kireç ocağında işlenerek kireç elde edilen, kalsiyum karbon tuzundan bileşik kayaç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone kireçtaşı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcareous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkmış, dik, dik duran, yatık zıddı: Kalkık yaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raised. risen. lifted. erect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raised. upturned. peeling. upturned bristling. standing on end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(.). Sıçramak, fırlamak, hoplamak, şaha kalkmak: At, balık kalkıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalkınmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkınmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconstruction. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. progress. improvement. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improvement. progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development pace. rate of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuvvet bulmak, refaha ulaşmak, hâli iyileşmek: O tacir hayli düşmüş iken kalkındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progress. to progress. to develop. to advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to make progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

departure. start. takeoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rising. manner of rising. departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İddia ile bir işe girişmek. Had ve iktidar üstü bir işe başlamak, Osm. kıyâm eylemek: Kendisi daha talebe iken kitap yazmaya kalkıştı; benim aleyhimde dâvâya kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. commit. dare. to attempt. to try. to dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to try to (do sth that is beyond one's power or outside one's authority. to dare. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıçratmak, fırlatmak, şahlatmak: Seğirtip atını kalkıtan şehsüvar. Çobankalkıtan = Bir bitki, Fr. tribulus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkıyanotu = Kolgan dahi denilen bir cins diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkmak işi. bk. Kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayak üzeri durma vaziyeti almak, Osm. kıyâm etmek: Öğretmen girerken bütün talebeler kalkar; saygı için ayağa kalkmak. 2. Yatma vaziyetini bozmak, oturmak: Yatmaktan usanmadın mı, kalk artık; yatmakta iken kalkıp oturdu. 3. Uyanmak, yataktan çıkmak: Sabah kaçta kalkıyorsunuz? 4. Yükselmek, yukarı çıkmak: Bu salıncağın bir tarafı inince öbür tarafı kalkar. 5. Kabarmak, şişip ayrılmak: Bütün yüzümün derisi kalktı. 6. Gitmek, hareket etmek, yola çıkmak: Tren kalktı; yarın buradan erken kalkarsak akşam varırız; vapur kaçta kalkar? 7. Dik durmak, dik vaziyet almak: Tüylerim kalktı; hayvan art ayakları üzerine kalktı; yağmurdan yatmış olan ekinler yine kalktı. 8. Yok olmak, lağv ve fesholunmak, artık bulunmamak veya kullanılır halde olmamak: Onun vücudu kalktı; o Adet şimdi kalktı; kara gümrüğü çoktan kalkmıştı. 9. Hastalıktan kurtulup yatağı terketmek: Hastanız daha kalkmadı mı? Doktor bir haftaya kadar kalkacağını tahmin ediyor. 10. Ayaklanmak, Osm. tuğyân, gulüvvetmek: İkide birde kalkar. 11. Şiddetlenmek: Rüzgâr, fırtına, dalga kalktı. 12. Doğmak, tulü etmek: Şimdi güneş kaçta kalkar? Sabahleyin Zühre’nln kalktığını seyrettim. Ayağa kalkmak = 1. Ayak üstü olmak, Osm. kıyâm etmek. 2. Ayaklanmak. Denize kalkmak = Deniz yolculuğuna çıkmak. DSşe kalka = Düşüp kalkarak, zahmetle yürüyerek, Fars. üftân ü htzân. Kalkıp kalkıp oturmak, hop oturup hop kalkmak = Fazla hiddet etmek, tehevvüre gelmek. Merak kalkmak = Meraka dokunmak, meraklanmak: Merakım kalktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get a hard on. have a hard on. lift off. get up. rise. stand up. start. straighten up. arise. leave. lift. pull away. stand on. stand upon. straighten. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arise. cock. depart. rise. to stand up. to get up. to rise. to depart. to leave. to move off hareket etmek. to take off. to lift off. to run. to recover. to be about again. to end. to be cancelled. to be abolished. to be annulled. to attempt. to try. to d

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go up. to rise. to stand up. to rise to one's feet. to get up. to get out of bed. arise. cock. leave. lie. stand. tilt up. to be up. uprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trachea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe. throttle. venting pipe. windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head chute. waste drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صيقلدار] yaldızcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water carriage / carrier / pipe / tube. water carriage. water carrier. water pipe. water tube.

Türkçe - İngilizce Sözlük by