Kama ne demek? | Kama anlamı nedir? | Kama

Kama anlamı nedir?

Kama ne demek?

Kama anlamı nedir?

Kama | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kama

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Duvara, kereste vesaireye kakılan büyücek tahta çivi. 2. Tahta vesaire yarıp açmak için ucu sivri ve arkası kalın ekseriya üç köşeli tahta veya demir takoz. 3. iki tarafı keskin, ucu sivri ve enli bıçak, bir çeşit hançer, Ar. cenbiye: Kama çekmek; karne kamaya gelmek — Kama ile vuruşmak. 4. Bazı oyunlarda yenilen adamın yüzüne konulan leke ve işaret: Kama basmak = Galip gelmek, yenmek. Balta kaması = Sivri uçlu tarafı. Top kaması = Topların kuyruklarında kapak işini gören bir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wedge. dagger. cotter. fid. spline. stiletto.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dagger. wedge. poniard. dirk. cleat. cotter. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Hindoo Cupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

He is represented as a beautiful youth, with a bow of sugar cane or flowers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Desire; animal passion; god of love and erotic desire; opposite of Mara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dagger. dirk. wedge. cleat. key. poniard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pleasure--including, but not only, sexual pleasure One of the four traditional goals of life which Hinduism recognizes Along with artha, kama is said to be one of the paths of desire, a course of life charted by egoistic desire of the individual for finit

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A farming sickle that farmers in Okinawa converted to a weapon to combat the oppressing Japanese military. Desire of the senses, especially sexual desire The craving which arises from the false belief in an ego or self separate from the rest of manifestat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Endeavour, moral desire; one of the Four Goals of Human Life together with Dharma, Artha, Moksha , ,. worldly enjoyment and pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Korea Auto Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The god of love Parshvanatha T.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Desire or lust. scythes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hindu God of Love. god of love and erotic desire; opposite of Mara.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut AVKIMAK (f.). Sıkıp ufaltmak, eğmek, ezmek ufalanmak, dağılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash dispenser. cashomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated teller machine. automated teller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalkamak işi. (bk.) Çalkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallayıp karıştırmak, savurmak: Buğdayı kalburun içinde çalkamak. 2. (bir kabı) Temizlemek için içinde su olduğu halde hızla sallayıp karıştırmak: Bardağı çalka, ilâç şişesini çalkamalı. 3. Ağzın içinde suyu hareket ettirmek, gargara yapmak: Ağızı çalkamak. 4. (mideyi) döndürmek. 5. (yalpa) Gemiyi sarsmak: Vapur bütün gün bizi çalkadı durdu. 7. (kuluçka tavuk) Yumurtayı oynatıp üstlerine oturmak. 8. Kayganalık yumurtayı döğmek: Yumurtayı iyice çalkamalı. 9. Yayıkta sütü döğmek. 10. (bozuk süt) Çocuğa dokunup zayıflatmak: Şu çocuğu süt çalkamış. 8. (oyuncu) Raksda debelenmek, göbek atmak: Dansöz çok iyi çalkıyordu (şimdi bütün bu mânâlar İçin çalkamak yerine çalkalamak kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agitate. to float. to rinse. to shake. to vibrate. to beat. to wash out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashy. glaring. meteoric. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaring. gorgeous. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. istihkâm), istihkâmlar, siperler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Top, tüfek tamircisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Top kaması yapan ya da onaran kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. to split with a wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekserin (demir çivinin) ucunu perçin etmek. mec. Ekserini kımamak = LAkırdısını ağzına tıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Süprüntülük. 2. (hi.) Kudüs’te Hıristiyanlarca pek kutsal meşhur kilise («Kumâme» okunması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dağların doruğuna yakın olan yerl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kamar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. camara). 1. Vapur odası. Yan kamara = Güvrtenin iki yanındaki kamaraların beheri; kaptan kamarası; birinci kamara. 2. Avrupa devletlerinde millet meclisi: italya kamarasında; İngiltere’nin Lordlar, Avam Kamarası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. chamber. house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's cabin. a House in the British parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kızıl Deniz’de Yemen kıyılan yakınında bir ada.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İsp.). Herhangi bir yetki sahibini perde arkasından yöneten kimseler, Osm. ricâl-i gayb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camarilla. power behind the throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Gemilerde yolcuların hizmetine bakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy. steward (on a ship. cabin attendant. steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (diş) Ekşi bir şeyi ısırmaktan kesmez ve uyuşuk bir hâle gelmek: Bir erik yemekten dişlerim kamaştı. 2. (göz) Parlak bir şeye bakmaktan kararıp görmez olmak: Kara, güneşe bakmaktan gözlerim kamaştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dazzled. to be set on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dazzled. to be set on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ekşi şeyle dişleri kesmez ve gıcıklatır bir hâle komak: Bir erik yedim dişlerimi kamaştırdı. 2. Işığın fazlalığı gözleri görmez etmek, vurmak: Kar gözlerimi kamaştırdı; gözleri kamaştıracak derecede parlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set on edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dazzle. to set one's teeth on edge. blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. c.) (aslında «makame» nin cem’i ise de dilimizde «makam» ın cem’i gibi de kullanılır). Makamât-ı »liyyeye başvurmak; makamât-ı mübâreke; musiki makamatı; makamât-ı Harîrî. (bk.) Makam, makame.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقامات] makamlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plugging. stopping. obstruction. choking up. stoppage. obturation. occlusion. sealing. springing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstruction. stopping. clogging. barrage. choke. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Bir şişe vesaire ağzını tıpa vesaire ile basarak kapamak, bir deliği bir şeyle kapamak: Şu şişeyi tıkamalı; su yolunu, boruyu tıkamışlar; şiş boğazını tıkadı. Ağzını tıkamak = Susmaya mecbur etmek, iskât. Lâkırdıyı ağzına tıkamak = Sözünün yanlışlığını ortaya koyuvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. plug. choke up. choke. obstruct. block. block up. stop up. clog. stuff. bung. bung up. congest. engorge. foul. foul up. glut. hold. jam. obturate. occlude. plug up. seal off. spike. spile. stopple. tampon. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. chock. choke. clog. cover. jam. obstruct. plug. stop. stuff. wad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stop. to clog. to congest. to obstruct. to stuff. to block. to lock. to stopple. to cork. to seal. to tamp. to shut in. to shut down. to occlude. to obturate. to jam. to smother. bung up. choke. choke up. close. cram. stop up. trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıkamak işi, gusul: Bu kadının çamaşır yıkaması pek iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustration. wash. washing. washing up. washing-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash. washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. wash. washing. washout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı: yuykamak). Su ile temizlemek: El, ayak, baş, çamaşır yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. clean down. launder. lave. lustrate. scrub. sluice. splash. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. wash. to wash. to develop. to bathe. cleanse. to develop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

develop. scrub. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by