Kame ne demek? | Kame anlamı nedir? | Kame

Kame anlamı nedir?

Kame ne demek?

Kame anlamı nedir?

Kame | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kame

Türkçe Sözlük

(a uzun) bk. Kamet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A low ridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kâm, istek, arzu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Kısırlık, verimsizlik, neticesizlik, kesintiye uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

failure. sterility. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقامت] verimsizlik, durgunlaştırma, aksatma. 2.kısırlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Acılık, acı tat. 2. Acı hıyar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dekametre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y). On metrelik uzunluk birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decameter. decametre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A «kıyâm»dan masdar). (İkamet ile aynı kelime olduğu halde dilimizde mânâ ve kullanılış yeri büsbütün ayrıdır). 1. Oturtma, iskân: O yerde bir bölük asker ikame etmek elzemdir. 2. Kaldırma, kıyâm ettirme, ayakta durdurma. 3. Meydana koyma: Delil ikame etmeye hâcet yoktur. Ikame-i hüccet = Protesto. İkame-I dâvâ = Dava açma, davaya kalkışma. İkame-i salât = Namaz kılma, namaza durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

substitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

substitution. stationing. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replacement. substitution. appointment. establishment. opening. appointment of a substitute or reversionary heir. substitute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقامه] kaldırma. 2.oturma. 3.yerine koyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerine koymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan masdar). 1. Oturma: İstanbul’da ikamet eden. Kışın şehirde, yazın yalı ve köşkte ikamet hoş olur. 2. (fıkıh) Cemaatla namaza başlanacağı vakit müezzinin seslenişi: İkamet getirmek. 3. Osmanlı devrinde siyasi bakımdan İstanbul’da oturması mahzurlu görülenlerin sürgün olmaksızın, ekseriya bir maaş veya görevle, padişah veya hükümet emriyle İstanbul dışında bir şehirde oturtulması: Filân yerde ikamete memur (eski kitaplarda mukim yerine «ikamet-sâz» ve «Ikamet-güzin» gibi alaca tâbirler kullanılması gülünçtür).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residing. stay. dwelling. habitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitation. residence. dwelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence. residing. abode. habitation. inhabitancy. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقامت] oturma. 2.namaza durma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dwell. to reside. to live (in a building , at a place. abide. domiciliate. hang out. inhabit. to hold state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İKAMET-GEH (i. F.). Oturulan yer, mesken: Yazlık ikametgâhı güzel bir yalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abode. domicile. dwelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

residence. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اقامتگاه] oturma yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kıyâm» dan masdar). 1. Doğruluk, dürüstlük, eğrilik zıddı: Çizginin, yolun, hattın istikameti. 2. Doğru, namuslu davranış, doğruluk, Ar. sıdk: İstikametten ayrılmamalı; istikamet insanı selâmete çıkarır. 3. Bir şeyin bir tarafa doğru uzanması, yön, yönelme: Sıra dağların istikameti doğudan batıya doğrudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction yön. doğrultu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direction. straightness. uprightness. integrity. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استقامت] doğruluk. 2.dürüstlük. 3.yön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yön vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. camellia). Kalın yaprak1! bir ağacın verdiği büyük ve sarımsı dolgun yapraklı çiçek ki, pek makbûldür: Kamelya ağacı, çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camellia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camellia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Çaygillerden, büyük beyaz, kırmızı veya penbe renkte çiçekler açan dayanıklı yapraklı bir bitki. 2.Yabangülü, çingülü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ay, Arzin tek uydusu: Ay, Fars. meh, mâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon ay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمر] ay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Ay. 2.Sadık hizmetkâr. 3.Kur’an-ı Kerim’in 54.suresi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Fotoğraf veya alıcı sinema makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera. camera alıcı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera. cameraman. cinematograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem), Al. arkadaş; ( ünlem )Alman askerinin teslim sözü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cameraman

sin. ve TV çekimci

Alıcıyı doğrudan doğruya çalıştıran ve yöneten, alıcı hareketlerini gerçekleştiren, görüntülerin filme alınmasını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameraman. film cameraman. movie man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kameriyye). Ay’a ait: Devr-i kameri = Ayin dönmesi. Sene-i kameriyye = Ay ile hesaplanan sene. ŞuhOr-i kameriyye = Ayin birer devrinden ibaret olan aylar. e. Hurûf-ı kameriyye = Arapça’da kelimenin beşında harf-i târlfle beraber oldukları vakit harf-i tarifin lâmı okunan harfler ki elif, be, cim, ha, hı, ayn, gayn, fe, kaf, kef, mim, vâv, he, ye harfleridir: El-bâb, el-ayn gibi. Diğerlerine hurûf-ı şemslyye denir. Bu iki isim «el-kamer ve’ş-şems» kelimelerinden çıkmıştır. Hangi harflerin hurûf-ı kameriyye’den, hangilerinin hurûf-ı şemsiyye’den olduğunu bilmek, eski harfleri doğru okumak için mutlak bir zarurettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summerhouse. arbour. bower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bower. arbor. alcove. pergola. summer house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Mehtapta oturulmak üzere üstü örtülü ve etrafı açık çardak veya küçük köşk: Bahçenin bir tarafında güzel bir kameriye yaptırmış; bizi kameriyede kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قمریه] çardak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cameroon. cameroonian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cameroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cameroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Afrika’da, güneybatıda Gine Körfezi, kuzeybatıda Nijerya, kuzeydoğuda Cad, doğuda Orta Afrika Cumhuriyeti, güneyde Kongo ile çevrilidir.

Coğrafi konumu: 6 00 Kuzey enlemi, 12 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: toplam: 475,440 km².

Kara: 469,440 km².

Su: 6,000 km².

Sınırları: toplam: 4,591 km.

sınır komşuları: Orta Afrika Cumhuriyeti 797 km, Cad 1,094 km, Kongo Cumhuriyeti 523 km, Ekvator Gine 189 km, Gabon 298 km, Nijerya 1,690 km.

Sahil şeridi: 402 km.

İklimi: Yıl boyunca süren sıcak bir iklim görülür. Yağışlar güneyden kuzeye doğru gidildikçe azalır.

Arazi yapısı: Sık ormanlarla kaplı yaylalar kuzeye doğru yükselir. Kuzeydeki savan düzlükler, Cad Gölü Havzası`na yaklaştıkça alçalır. Batı bölgesi ise dağlarla kaplıdır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Fako 4,095 m.

Doğal kaynakları: petrol, boksit, demir, kereste - ağaç ürünleri, alüminyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %12.54.

Sürekli ekinler: %2.52.

Diğer: %84.94 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 260 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Zehirli gazların yayılmasına neden olan volkanik etkinlik.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 17,340,702 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %41.2 (erkek 3,614,430; kadın 3,531,047).

15-64 yaş: %55.5 (erkek 4,835,453; kadın 4,796,276).

65 yaş ve üzeri: %3.2 (erkek 260,342; kadın 303,154) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.04 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 63.52 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 51.16 yıl.

Erkek: 50.98 yıl.

Kadın: 51.34 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %6.9 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyıcıları: 560,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 49,000 (2003 verileri).

Ulus: Kamerunlu.

Nüfusun etnik dağılımı: Kamerun Yerlileri %31, Ekvatoral Bantu %19, Kirdi %11, Fulani %10, Kuzeybatılı Bantu %8, Doğulu Nigritic %7, diğer Afrikalılar %13, Afrikalı olmayanlar %1.

Din: Yerel inançlar %40, Hıristiyan %40, Müslüman %20.

Diller: 24 büyük Afrika dil grubu, İngilizce (resmi), Fransızca (resmi).

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %79.

Erkek: %84.7.

Kadın: %73.4 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kamerun Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kamerun.

Eski adı: Fransız Kamerun’u.

ingilizce: Cameroon.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Yaounde.

İdari bölmeler: 10 bölgeye ayrılır; Adamaoua, Centre, Est, Extreme-Nord, Littoral, Nord, Nord-Ouest, Ouest, Sud, Sud-Ouest.

Bağımsızlık günü: 1 Ocak 1960 (Fransız yönetiminden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet günü, 20 May (1972).

Anayasa: 20 Mayıs 1972 tarihinde referandum geçirilerek kabul edilmiştir; Ocak 1996 Tarihinde yeniden gözden geçirilip düzeltilmiştir.

Hukuk siste


Ülke by

Türkçe Sözlük

(e uzun) (i. A.) (Ar. terkiplerde «kame» şeklinde bulunur). Boy, insanın ayakta durduğu haldeki uzunluğu, vücudun uzunluk bakımından durumu: Kamet-l bâlâ = Yüksek boy. Kamet-i dilcû = Gönül çeken boy bos, Kadd-ü kameti mevzun; mevzûn-ül-kame = Ölçülü, uygun boy bosa sahip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.). Cemaatle namaz esnasında müezzinin «kadd-ü-kametüs-salât» diyerek ezan okuması ki, namazın fâtihası hükmündedir: Kamet getirmek = Ezan okuyup «kadd-ü-kamet-üs-salât» demek. mec. Kameti artırmak = Herkesin işitebileceği surette sesini yükseltmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain in the Himalayas in northern India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountain in the Himalayas in northern India.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قامت] boy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kıyâm» dan im. mü.) (c. makamât). 1. Meclis, cemiyet. 2. Bir meclis ve toplulukta söylenen nutuk. 3. Nutuk şeklinde ve her biri ayrıca bir bahse ait makalelerin her biri: Harirî’nin sekizinci mekamesi; makamât-ı Hartrt; makamat meydanı (bu isimde Arapça’da birçok kitaplar vardır ki, sahiplerinin isimleriyle tanınır). 4. Tasavvufta yüksek mevki. Sâhib-i makamât = Yüksek mevkie erişmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bazı VAIO dizüstü bilgisayar modellerinde bulunan ve gelişmiş video konferansı olanağı sağlayan dahili kamera. Net görüntü aktarımı ile kesintisiz iletişim için, en uygun şekilde LCD’nin üst çerçevesine yerleştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i.) Bozukluk, noksanlık, sakatlık, yanlışlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سقامت] sakatlık. 2.yanlışlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قامت] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سنهء قمریه] kamerî yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by