Kan Taşı ne demek? | Kan Taşı anlamı nedir? | Kan Taşı

Kan Taşı anlamı nedir?

Kan Taşı ne demek?

Kan Taşı anlamı nedir?

Kan Taşı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kan tasi

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DVD ya da benzer bir kaynaktan 5.1 Surround Ses bilgisi alan bir giriş. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Tümleşik Dolby® Digital/MPEG-2 dekoderinden ayrı bir amplifikatöre 5.1 Surround Ses sinyali sağlayan bir analog çıkış. 5.1 Surround Ses, iki ön kanal, iki arka kanal, bir merkez ve bir subwoofer kanallarından oluşmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (Acaralp).

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Açma düğmesine bastığınızda, disk otomatik olarak çıkartılacaktır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عدیم الامکان] imkânsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da doğan Avrupalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekseriya ağacın kabuğunu gagalar, uzun gagalı ve kargaya benzer küçükçe bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapsucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woodpecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phlegm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the habit of using a particular expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ahlâk bakımından.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [احمقانه] ahmakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yıldız kümesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyaz cins anber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Akarsu. 2.Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Daha çok yaz geceleri gökyüzünde hızla geçip giden ışıklı iz, şahap. Bunlar, göktaşlarının, atmosfere girince sürtünmeyle akor halini almasından meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally disordered person. mentally ill / disordered / defective. mental patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fizik). Kendilerine has şekilleri olmayıp, içinde bulundukları kabın şeklini alan, sıvı veya gaz halindeki maddelerin ortak özelliği, seyyal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علاقدرالامکان] olabildiğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek mekân = yer). Yeri ve rütbe ve makamı yüksek olan (mecazen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Alışmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye alışmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. routine. custom. consuetude. habitude. practice. praxis. use. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction. custom. habit. practice. ritual. wont.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. convention. consuetude. custom. groove. habituation. practice. second nature. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alkane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçukluların egemenliğindeki İznik’te Ebu’l-Kasım’ın donanma komutanı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sığırdili; havacıva, (bot). Alkanna tinctoria; kızıllık otu, öküzdili, (bot). Anchusa officinalis mountain alkanet öküzdili, (bot). Arnica montana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Amerika’dan gelen, menşei orası olan kaba bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar where drinks are served.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unbleached and coarse calico.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

american english.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

Yabancı Kelime

Fr. américanisme

Amerikancılık

Amerikancı olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İngiliz kilisesine bağlı olan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İngiliz kilisesinin itikad yolu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soy.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz, ari kandan gelen. 2.Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law of supply and demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (i.). İkinci başkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşı boyasının madeni, ezilmemişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile kalın okunur) (i. A. c.) (m. Aşık) (Farsça kaidesiyle yapılmış çokluk). Aşıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاشقان] aşıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Aşıklara yakışır hal ve surette: Aşıkane şarkılar. Aşıkane bir nârâ attı. Aşıkane tavır ve hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı görme arasındaki süre normaldir. Fakat kanama çoktur ve normal süresinden fazla devam eder. Nedenleri çeşitlidir: rahimde ur, rahim çarpıklığı, yorgunluk, sinir bozukluğu, ateşli hastalıklar veya evlilik hayatındaki uyuşmazlıklardan kaynaklanabilir. Aşağıdaki reçeteler aybaşı kanaması olduğu günler kullanılmaz.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, limon

Hazırlanışı : 2 Adet limon uzunlamasına kesilir. Suyu sıkılır üzerine üç kahve kaşığı süzme bal ilave edilir, içilir. Günde üç kere uygulanabilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). göz ucuyla, yan yan (bakış); güvensizlikle; beğenmeyerek. Iook askance göz ucuyla bakmak, yan bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Aybaşı kanının normal miktarı; sağlam kadınlarda 7-77 gram arasında değişir. Çoğunda 27-75 gram arasındadır. Ortalama miktar 50 gram kabul edilir. Aybaşı kanının yukarıda belirtilen miktarlardan az olması, çoğunlukla ruhsal durumla veya kansızlıkla ilgilidir.

Tedavi için gerekli malzeme : İncir yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 4 adet taze incir yaprağı konur. 15 dakika kaynatılır. Sonra süzülür. Günde üç kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Genç bir kız buluğ çağına geldiği halde, aybaşı görmeye başlamamışsa, aybaşı yokluğundan söz edilir. Bu durum karaciğer hastalıklarından, kansızlıktan veya tiroit bezi bozukluğundan kaynaklanabilir. Öncelikle nedeni bulmak gerekir. Normal aybaşı gören kadının da; kansızlık, karaciğer rahatsızlıkları, beslenme bozuklukları, veya tiroid bezi hastalıkları sonucu aybaşı kanamaları kesilebilir. Öte yandan aybaşı yokluğu, gebeliğin veya menapozun işareti olabilir. Aybaşı yokluğunun nedeni gebelik değilse aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : Bir cezve suya bir kahve kaşığı kekik konur. Kaynatılıp süzülür. Ilık ılık içilir. Aynı işlem günde üç kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal olarak zamanı geldiği halde aybaşı kanaması başlamazsa; gebelik, kansızlık, tiroid veya karaciğer hastalıkları akla gelebilir. Ayrıca yorgunluk, sinirlilik veya adetten kesilme de düşünülebilir. Yorgunluk ve sinirlilikten kaynaklanan gecikmelerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yumurta, elma kompostosu

Hazırlanışı : Hergün, 1 tane rafadan yumurta yenir. 3 su bardağı elma kompostosu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, asil, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Önemli bir hastalığın işareti olabilir. Önce kanamanın nedenini tespit ettirmek gerekir. Kısa sürede kesilmeyen kanamalarda mutlaka doktora başvurmak gerekir. Doktora başvuruncaya kadar aşağıdaki reçetelerden biri kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 adet havuç, önce soğuk suyla yıkanır, sonra rendelenir. Suyu içilir.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümet üyelerinden her biri. Devletin görmekle mükellef bulunduğu hizmetlerden birini idare etmek üzere başbakan tarafından milletvekilleri arasından veya dışarıdan seçilen ve devlet başkalarınca tasdik edilerek iş başına getirilen kimse, nâzır, vekil: Devlet bakanı, millî eğitim bakanı v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. onlooking. minister. secretary of state. secretary. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. minister. secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister. secretary. state secretary. cabinet officer. officer of state. viewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BEKANAK (i.). Koyun ve keçi ve sığır gibi hayvanların çatal tırnağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). – Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakanın yönetimi altındaki dairelerin bütünü veya bu dairelerin bulunduğu yer, vekâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministerial. ministry. department. secretaryship. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. office. portfolio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ministry. cabinet post. department. government department. executive department. governing department. office. ministerial office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarp ve ard ardına veya ormanla kaplı dağ veya sıradağ. Rumeli’ni (Bulgaristan’ı) batıdan doğuya geçen sıradağ ki, bundan dolayı o ülkeye Balkan yarımadası denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balkan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balkan. balkanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an inhabitant of the Balkan Peninsula of or denoting or relating to the Balkan countries or their inhabitants or the Balkan peninsula or the Balkan Mountains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As applied to dialects of Romani, includes those which developed south of Moldavia and Wallachia They are spoken today mainly in Greece and Bulgaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peninsula located in south-eastern Europe, including Macedonia and Greece, plus what became Bulgaria; controlled by Byzantine Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Turkish word meaning mountain The Balkans include several mountain ranges The region has been called the Powder Keg of Europe because many wars began there. an inhabitant of the Balkan Peninsula. of or denoting or relating to the Balkan countries or the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Balkan, Balkan devletlerine veya bu memleketlerde oturanlara ait; Balkan yarımadasına veya dağlarına ait. the Balkans Balkan Devletleri; Balkan Dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sarp ve ormanlık sıradağları. 2.Avrupa’nın güneydoğu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya’yı içerir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ing. -ise (f). Balkanlaştırmak; birbirlerine düşman olan muhtelif ufak devletlere bölmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

native or inhabitant of the Balkans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balkanları olan, dağlık: Balkanlık bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2.Hareketli kumul. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father of the bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Hükümet başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. premier. chancellor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chancellor. premier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime minister. chancellor. minister president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). 1. Başbakan olanın görevi. 2. Başbakanın makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premiership. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime ministry. office of Prime Minister. the prime minister's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k). Bir topluluğun, bir derneğin veya bir toplantının başında bulunan kimse, reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president. chairman. chieftain. chairperson. chief executive. dean. head. moderator. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairman. chief. head. leader. president. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief. president. chairman / chairwoman. chairman. chieftain. front. governor. chief magistrate. moderator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assistant foreman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice chairman. vice president. deputy chairman. vice-chairman. vice chairman. deputy chief. vice- president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkan olma ha li. 2. Başkanın vazifesi veya makamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential. presidentship. presidency. chairmanship. chieftainsy. headship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chairmanship. presidency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preside. to act as chairman / chairwoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

office of a chairman. office of president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presidential system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz, Baygüç).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur’un 1386’da Kars’ı Karakoyunlular’dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. Anadolu-Azerbaycan sahasının en eski aşığıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacı Bektaş Velî’ye mensup tarikatte bulunan adam, Bektaşî dervişi, babası: Bu tarikatın dervişi, şeyhi. Bektaşî üzümü = Üzümün bir nevi. mec. Kayıtsız, rind.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bektaşî Raksârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bektaşî tarikatı ve bu tarikata mensubiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenküzümü cinsinden bir çalı. Taşkırangillerden olan bitkinin yemişi de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mayor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbershop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şakıma, parıldama. 2.Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, bozulmaz, yemin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apoplexy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cerebral hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Beycan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mekânsız, evsiz. Ar. lâ-mekân. 2. Serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whetstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilgin soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مکان] yersiz. 2.aylak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu kanlar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur. Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır. Böbrek taşlarını düşürmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 1 kahve kaşığı gliserin konur. Karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

department chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. volkan’dan). Yanardağ, ateş, lav saçan dağ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yanardağ, volkan.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Çeşitli nedenlerden kaynaklanan burun kanamalarına tıp dilinde epistaksis denir. Genç erkeklerde genellikle ergenlik dönemlerinde, genç kızlarda ise, çoğunlukla aybaşı kanamaları sırasında görülür. Bir de; yüksek tansiyonun neden olduğu burun kanamaları vardır. Gençlerde görülen ve önemli olmayan burun kanamaları çok kolay durdurulur ve korkulacak bir şey yoktur. Tansiyon yüksekliğinden kaynaklanan ve genellikle orta yaşlarda görülen burun kanamalarını durdurmak ise biraz zordur. Yapılacak ilk iş hastayı hemen oturtmak, başını öne doğru hafifçe eğip, burnunun kanayan deliğini on dakika kadar bastırmak, bu sırada ağızdan nefes almasını ve yutkunmasını söylemektir. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden de faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turşu suyu.

Hazırlanışı : 1 su bardağı turşu suyu az aralarla burna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosebleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saman nezlesi ve sinüzitte görüldüğü gibi, başka bir hastalığın da belirtisi olabilir. Burun tıkanıklığını gidermek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya, su

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya, 2 çorba kaşığı papatya çiçeği konur. Kaynatılır. Buharı derin derin solunur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağı yakalayan, çağdaş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çığırtkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rounded pebble. pudding stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mavi hareli kanatan olan bir ördek çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. aslı «çalışgan»), 1. çalışan, gayret eden. Ar. mukdim: Çalışkan adamdır. 2. Çok işleyen, çok iş gören: Çalışkan rençber. Dersine ve tahsile ehemmiyet vererek devam eden çalışkan talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardworking. diligent. industrious. studious. active. full of action. earnest. arduous. assiduous. energetic. labored. laborious. laboured. sedulous. strenuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligent. energetic. industrious. sedulous. studious. hard-working.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard working. industrious. hard-working. assiduous. diligent. energetic. hard. laborious. operose. sedulous. studious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalışkan olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industriousness. diligence. assiduity. sedulity. strenuousness. studiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diligence. assiduity. energy. industry. study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallanmak, hareket etmek, karışmak: Kalabalık çalkandı. 2. Dalgalanmak, temevvüç etmek, dalga vurmak, talazlanmak: Deniz çalkanıyordu. 3. Alt üst olmak: Gemi çalkanıyor, midem çalkandı. 4. Yürürken iki yana sallanmak: Çalkanarak yürüyordu. S. (yumurta) Bozulmak, cılk olmak: Çalkanmış yumurta (şimdi bütün bu mânâlar için çalkalanmak kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çarpıntı, dalgalanma. Deniz çalkantısı. 2. Mide bozukluğu, sürme. 3. Yumurta gibi bir şeyin bir kabın içinde döğülmesi va bu döğülen şey. Kalbur çalkantı» = Kalburun üstünde kalan çörçöp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. fluctuation. nausea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. swash. turbulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CAME-GAN) (i. F.). 1. Camla çevrilmiş veya örtülmüş yer. 2. Mağazaların önünde nümûnelik eşya teşhir edilen yer, vitrin: Camekândaki örnekleri satmazlar. 3. Hamamın girişinde seçkin müşterilerin soyunup giyinmesine mahsus camlı çerçevelerle bölünmüş hücreler: Cemekânda soyundum. 4. Sebze vesaire tohumlarının soğuktan muhafaza altında ekilmeleri için altı toprak ve üstü camlı çerçeve İle örtülü uzun ve alçak sandık, ser: Camekân içinde ekilir. 5. Camlı bölme: Camekânla ayrılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جامکان] hamamda soyunma odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [جامکان] camlı bölme. 2.vitrin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyu temiz, asil kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (yanlış bir terkiptir). Mekânı cennet olan, cennete nail, firdevs-Aşiyân, merhum (Osmanlı hükümdarları hakkında kullanılırdı): Cennetmekân Kanunî Sultan Süleyman Han.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جنت مکان] mekanı cennet olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kanatlı ve emici ağızlan olen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), i. Çığırtkan. 2. Seyirci veya alıcı çekmek için oyun yerlerinde, dükkânların kapılarında övücülük eden kimse. 3. mec. Çıkarı olduğu için birini övüp koruyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. decoy bird. crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tout. noisy advertiser. decoy duck. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çığırtkanın yaptığı iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outgoing. rising. resultant. subtrahend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtrahend. going out. outgoing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascendant. ascending. emerging. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çobankesesi): Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden yabanî bir bitki ve bunun torbayı andıran meyvesi (capsella pastoris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

president of a republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Presidency of a Republic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checker board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkerboard. chessboard. draught board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atherosclerosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset hızında kısa süreli hız değişikliklerini önlemek için kaset sürücünün döner mekanizması, kayışlar yerine doğrudan motorlarla döndürülmektedir. Bu sayede daha güvenilir, doğru kaset hareketi ve en iyi ses kalitesi elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Üniversitelerde bir fakültenin başkanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean of a faculty in a university. dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deputy dean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deanship. a dean's office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bülûğa ermiş. Ar. şâb, genç: Bir delikanlı gördüm. Köyün delikanlıları oynuyorlardı. 2. Yiğit, cesur, babayiğit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juvenescent. youth. young man. adolescent. teenager. teen. teeny. boy. killer. lad. laddie. pup. conceited pup. puppy. sapling. a slip of a boy. sprig. stripling. whelp. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kid. lad. sapling. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

youth. young man. adolescent. blade. blood. boy. lad. laddie. stripling. young person. youngster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gençlik, Ar. şebâb. 2. Cesaret, yiğitlik, babayiğitlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild youth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. sounding board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deri üzerinde ufak bir şişlik veya bir türlü iyileşmeyen bir yara şeklinde başlayabilen bir çeşit kanserdir. Şişlik, başlangıçta ufak bir yumru şeklindedir. Bir süre sonra aynı yer açılır ve yara haline dönüşür, sonra kabuk bağlar. Bu gibi durumlarda telaşlanmamak; ancak acele etmek gerekir. Erken tedavi edildiği takdirde iyileşir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Menekşe yaprağı.

Hazırlanışı : 10 tane menekşe yaprağı, havanda iyice dövülür, lapa haline getirilir. Kanserli yere sürülür. Aynı işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government minister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minister of state. Secretary of State.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of state. head of / of the state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Köylü, çiftçi. 2. Köy muhtarı (Arapça’ya da geçmiştir ve «dehâkîn» suretinde Arapça çokluğu da vardır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دهقان] çiftçi. 2.köy ağası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dinamik Kanal İndeksi seçilirken, izlenen program ekranın ortasına gelir ve etrafında diğer kanalların gösterildiği on iki küçük görüntü belirir. Bunlar saniyede bir kez olmak üzere sırasıyla güncellenir. Joystik uzaktan kumanda ile istenen kanal seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.. Doğuhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük kadeh. (bk.) Dost-kâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. dekâkîn). 1. Ufak tacirlerin satacakları eşyayı içine koydukları yer ki, önü açık bir hücreden ibarettir. Mağazanın küçüğü ve tek gözlüsüdür. 2. Bazı san’atkârların işledikleri ve yaptıkları şeyleri sattıkları yer: Demirci, bakırcı, marangoz dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shop. stand. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Küçük dükkân, dükkâncık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir dükkânda oturup eşya satan küçük tâcir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shopkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Durualp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Alt kanatları üstekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Mekânı cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun okunur) (i. A. c.) (müfredi uknum az kullanılmıştır). Asıllar, esaslar: Ekaanîm-i selâse = Hıristiyanların Baba (Tanrı), Oğul (İsâ) ve ROhu’lKuds’ten mürekkep olduğuna inandıkları Tanrı (yalnız bu tabirde geçer, aslı LAtince’ye benzer bir kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. İ.). Arap harfleri ile gösterilen ve birkaç çeşidi olan eski Türk notası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Edgü).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Efe soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breadboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag. hand baggage / luggage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromechanical. electromechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Al kanlı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rükn). Rüknler, direkler, (bk.) Rükn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great men. high officials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ارکان] direkler. 2.temeller, esaslar. 3.ileri gelenler, üst düzeyde bulunanlar. 4.önderler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstl(Erkek İsmi) 2.General ya da amiral aşamasındaki askerl(Erkek İsmi) 3.Yol, yöntem, adet, usûl. 4.Temel esaslar. Rükünler, direkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Devletin ileri gelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Ordunun sevk ve idaresiyle meşgul en yüksek askerî makam, genelkurmay.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارکان حربيهء عموميه] genel kurmay başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Namazın usulleri. 2. Yol, usûl, Adâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kurmay: Erkân-ı harp zabiti = Kurmay subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attache case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فریقان] tüm veya korgeneraller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Falan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. fevkaniyye). 1. Üstünde olan, üstlük: Fevkaani ev: Ust katı olan. 2. (gramer) Üstten noktası olan (harf): NÜn-ı fevkaniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فوقانی] üstteki, yukarıdaki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. fréquence

fiz. sıklık

Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency. periodicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency. frequency sıklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Alıcının, doğrudan kanal girilerek programlanmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A.). 1. Kur’an-ı Kerîm. 2. Yanlış ve doğru, iyi ile kötü arasındaki farkları gösteren şeyler, (bk.) Fürkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. fark’tan). Hakkı bâtıldan ayırdığı ve ayırttığı için Kur’an-ı Kerîm hakkında kullanılmıştır. Yevm-ül-fürkan = Bedr Savaşı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرقان] Kur’ân. 2.iyi ile kötünün ayrıldığı yerleri gösteren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. fürkaniyye). Kur’an-ı Kerîm’e ait: Ayât-ı fürkaniyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heated marble platform on which one lies to sweat in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Uzayda gezegenler arasında dolaşan küçük gök cisimleri. Bunlar atmosfere girince sürtünmekten akkor haline gelip parlak ışıklar saçarak yanıp kül olur yahut yere düşerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çay, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kaynak suya, 1 kahve kaşığı çay konur. 5 dakika bekletilip süzülür. Bu suya batırılan gazlı bez ile kompres yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayçiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. helianthus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower. sunflower ayçiçeği.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bol kan. Genç, taze, gelişmiş, serpilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Yürek oynaması, çarpıntı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خفقان] yürek çarpıntısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkler’de büyük han, hanlar hanı, imparator, büyük imparator. Kaan ve kağan kelimelerinin Ar. Fars. telâffuzuna uydurulmuş şeklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

khan. turkish ruler. emperor. sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

khan. emperor. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Eski Türk ve Moğol hükümdarlarının kullandığı unvanlardan biri, hanlar hanı. 2.Kağan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.) (mü. hâkaniyye). Hâkana mensup ve ait, Ar. sultânî, Fars. şâhâne: Tapu ve kadastro idaresi. Hudûd-ı hâkanî = Osmanlı devleti hududu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hâkan olma hali. 2. Hâkanla idare şekli. 3. Hâkanın hakimiyetindeki ülke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ikinci a uzun) (i. A.) (Türkler’in Ar. kaide ile yaptıkları bir kelimedir). Hakka yakın muamele, hakka uyma ve tâbi olma, adalet, insaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice. equity nasfet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equity. justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقانيت] doğruluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adalet ve insafa yakın olan, Adil, Adilâne: Hakkaniyetli adam; hakkaniyetli karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Adaletsizlik, insafsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hutch. pasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Hani? (bk.) Kanda, kanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı çalıştırma için kullanılan düşük sürtünmeli bir tuştur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. impeccable. irreproachable. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. irreproachable. unerring. watertight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless. free of error. unerring. not at fault. impeccable. irreproachable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air map. weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. F.) (yanlış tâbir). Hazâkatle, mahirâne. Doktorum pek hâzikane ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir canlı sistemde bulunan, kendi kendini ayarlama ve bazı hallerde onarım gücü olan mekanizma ve yetenektir. Bu sibernetik sistemlerdeki “geri bildirim” (feedback) mekanizması olarak da nitelenebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tabiatça, ahlâk cihetiyle: Hulkan babasına benzer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel, esas; bir şeyin asıl niteliği; tıb. dolaşım güçlüğünden ileri gelen birikme. hypostat'ic(al) s. esaslı; özdenligi olan; tıb. kan tıkanmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu kiliselerinde en mukaddes yeri cemaatin bulunduğu kısımdan ayıran üç kapılı ve üstünde azizlerin resimleri bulunan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda kan görülmesine tıp dilinde hematuri denir. İdrar renginin kanlı olması; yenilen şeylerdeki boyalardan olabileceği gibi, herhangi bir hastalığın işareti de olabilir. Bu nedenle bir doktora gitmekte fayda vardır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Dereotu, tuz.

Hazırlanışı : Bir öğünde yenebilecek kadar bol suyla yıkanmış dere otuyla salata yapılır. Az tuz ilave edilerek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar) (tıp). 1. Şırınga kullanma. 2. Bir organa kan birikmesiyle oranın şişip kızarması, Osm. terâküm-i dem, Fransızca: congestion.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age insurance. social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «yakîn» den masdar). Yakın bilme, sağlam biliş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Sağlam biliş, bilme. – Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin board. notice board. billboard. bill poster. sign board. show board. bulletin board. billboard. indicator board. poster panel. poster site. showboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İlk kan. 2.İran’da İlhanlılar’dan sonra bir devlet kuran Türk hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Aralık ayı, Osm. kanûn-ı evvel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mekânet» ten masdar-ı if’Al). Mümkün olma, olabilecek halde bulunma, iktidar dahilinde oluş: Bu işin imkânı vardır, mümkündür, olabilir. İmkânı yok = Mümkün değildir, olamaz, imkân dışındadır. Adem-1 imkân = Mümkün olmayış, imkânsızlık. Adim-Ül-imk&n = İmkânsız, Ar. muhâl (Türkçe imkânsız’ dan tercümedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امکان] olanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İmkânı olmayan, mümkün olmayan, Ar. muhâl (mümkünsüz demek yanlış ve çirkindir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imposible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mümkün olmayış, Osm. adem-i imkân, muhâl olma: Bu İşin imkânsızlığı önceden belliydi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Feldspat cinsinden, eridiği zaman inci gibi tane tane olan volkanik cam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan masdar). 1. Yerleştirme, mesken ve vatan kazandırma: Iskân-ı muhacirin = Göçmenleri yerleştirme, filân yere Kafkas göçmenlerini iskân ettiler, göçebelerin iskânı. 2. Ahali kazandırma, ahali yerleştirmekle imar: Anadolu’nun boş yerlerini iskân etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

housing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اسکان] yerleştirme. 2.yerleştirilme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yerleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Bir çeşit kâğıt oyunu: Iskanbil oynamak. 2. Umumiyetle oyun kâğıdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). 1. Denizin derinlik derecesini anlamak için gemilerde kullanılan Alet. 2. Denizin derinliğini ölçme: İskandil etmek. 3. mec. Bir şeyin aslını, esasını veya bir işteki niyet ve gizli maksadı anlamağa çalışma, Ar. istiknâh: Ben bir kere iskandil edeyim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. lead. sounder. plumb. sinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sounding. measurement of the depth of water. sounding line. investigating. depth finder. feeler. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. Fr.). iskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i.). Türkler’in Arapça kaidesiyle yaptığı bir tıp terimi ki, doğrusu ihtikan’dır. bk. İhtikan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). 1. Muhkem, sağlam kılma. 2. inanma, emîn olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اتقان] emin olma. 2.sağlamlaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sağlamlaştırma. 2.İnanma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tesâdüfî olarak, tesâdüfen, rastgele, Ar. alet-tesâdüf, kazârâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. masdar). Gözle görmüş gibi iyi ve sağlam bilme, Ar. teyakkun, itmînân (teyakkun daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) terbiyesiz veya kendini beğenmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). İnsanda ve omurgalı hayvanlarda beyni muhafaza eden kemikten kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium. skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skull. cranium. pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vuran. Ağaçkakan = Gagasiyle ağaçların kabuğunu gagalayan bir kuş çeşidi,

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curbstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paving stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden savaşlarda ok ve kılıca karşı öne tutulup vücudu muhafazaya yarayan savunma silâhı olup, çeşitleri vardır; madenden veya gergedan ve fil derisinden yapılırdı: Kalkan kullanmak. Kalkanotu = Deveotu çeşidinden öksürükotu. Kalkanbalığı = Meşhur yassı ve büyük balık ki, düğme gibi birtakım nasırlı kemikleri ve beyaz eti vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outgoing. shield. turbot. aegis. buckler. mantlet. splasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield. turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shield carried by a warrior. rising. shield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thyroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schilddrüse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiac patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanların vücudunda damarların içinde dolaşıp hayatlarını devam ettiren kırmızı sıvı madde. Ar. dem, Fars. hûn. 2. mec. Katil, adam öldürmek cinayeti: Filân dağda geçenlerde kan olmuş. 3. Husûmet, muhâsama, düşmanlık: Aralarında kan vardır. 4. Vurulan adamın İntikamı, Osm. ahz-ı sâr: Kan gütmek, kanını talep etmek. 5. Cenk, cidal, kavga, harb: Kan olmasın. Kan aramak — Kısas istemek. Kan ağlamak = Kanlı gözyaşı döker gibi, pek müteessir olmak. Kan akıtmak = Kanlı bir işe girişmek, Osm. sefk-l dimâ etmek. Kan akmak = Büyük kavga, kan ve ölüm. Kan aldırmak = Sıhhata yarar zannıyle bir damardan kan çıkartmak. Kan almak = Operatör veya bir başkası, birinin damarından kan çıkarmak, Osm. fasd etmek: Eskiden felçlilerden kan alınırdı. Kan alıcı = Kan alan operatör (eskiden berber). Ar. fassâd Kan etmek = Cinayet İmlemek. Kan istemek = Diyet talep etmek. İki eli kanda = 1. İftiracı, ahlâksız, fesadçı. 2. mec. Çok meşgul: İki elim kanda olsa gene o işte uğraşırım. Kan pahası = Diyet. Kan terlemek = Çok terlemek. Kan çanağı = Çok kızarmış gözler hakkında kullanılır. Kan dökmek = Kan akıtmak. Kanı sulanmak = Kansızlığa uğramak. Kant susamak = Kan dökmeyi arzu etmek. Kanına susamış = Kendi ölümünü icab ettirecek harekette bulunan. Kanı sıcak = Sevimli, çabuk alışan. Kantaşı = Kanı durdurma hassası olduğu sanılan damarlı akik. Kan tutmak = Kaatil, cinayetinin tesiriyle dili tutulup şaşırmak. Kan kaynamak = 1. Coşmak, Osm. cûş u hurûşa gelmek. 2. Birini içten sevmek. Kardeşkanı = Bir cins bitki, çiçek. Kankurutan = Bir çeşit bitki. Kan kusmak = Çok azap ve sıkıntı çekmek. Kan gitmek = t. Çok kan ekmak. 2. Çok azap çekmek. Kanına girmek = Ölümüne sebep olmak. Kan yutmak = Eziyet çekmek. Yüze kın gelmek = Benze renk gelmek. Yüreğinden, içinden kan gitmek = Son derece azâb içinde olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tekerlek, araba tekerleği. 2. Daire şeklinde şey, tabla. 3. Vaktiyle suçluların boğazına geçirdikleri kalın tomruk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Maden yeri, maden kuyusu, maden damarı, bir madenin bulunduğu ve çıktığı yer. 2. mec. Kaynak, masdar, bir sıfatın çoklukla bulunduğu zat: Kân-ı merhamet = Merhamet mâdeni, yani pek merhametli zat. Kln-ı hllm 0 şerm = Pek yumuşak huylu ve utangaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haemal. blood. claret. haemo-. hemo-. hema-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood. strain. lineage. descent. family soy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To know; to ken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Khan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood. strain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Abysmal Trigram with direction north and number 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intuition For kan-intuition to work, one must experience a creative tension stemming from single-minded concentration on the work in progress This opens the way for a higher power, kami, to enter the process. a GAP3 package for computing Kan extensions of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کان] maden ocağı. 2.yurt, ocak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bond. blood. natural cognation. blood relationship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kılların dibinde başlayıp süratle büyüyen bir iltihaptır. Özellikle sırt, ense ve yüzde meydana gelir. Nedeni stafilokok cinsi mikroptur. Tıp dilinde füronkül denir. Kan çıbanı küçük kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe ağrısı ve gerginliği artar. En sonunda baş verir. Bir süre sonra da orta kısmı yumuşar, sarılaşır ve içindeki cerahat boşalır. Kabuk döküldükten sonra da yerinde ufak bir iz kalır. Kan çıbanlarını, kesinlikle sıkmamak ve hatta dokunmamak gerekir. Çabuk olgunlaşması ve cerahatin boşalması için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytin.

Hazırlanışı : 10 tane siyah zeytin allınır. Çekirdekleri çıkarıldıktan sonra ezilip çıbanın üzerine konur. Bu işlem çıban boşalıncaya kadar devam eder.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood feud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feud. vendetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood feud / letting. blood feud. vendetta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstream. circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood circulation. blood stream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hematüri adı verilen bu durum, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak gerekir. İdrarda kan görülmesi; idraryolu iltihabı, prostat iltihabı, mesane taşı, böbrek kanaması, böbrekte taş veya kum, kan hastalıkları veya bir başka hastalığın belirtisi olabilir. Ayrıca bazı ilaçlar ve gıdalar da idrarda kan görülmesine neden olabilir. Örneğin çilek, domates, ıspanak veya ağrı kesici ilaçlar kan işemeye neden olabilir. Tedaviye yardımcı olmak amacıyla şeftali ve semizotu yenebilir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leukemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood brother.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood transfusion. transfusion blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hemoptizi denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır. Ayrıca tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, sirke, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kuru nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna bir kahve kaşığı saf sirke ilave edilip, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood poisoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood poisoning. septicemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâden kazıcısı, mâdene!.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin ağırlığına göre suya batan kısmının derecelerini göstermeye mahsus olarak baş ve kıç bodoslamaları üzerine konan rakamlar kl, ölçüyü kadem olarak gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

load line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words that have no kanji form; the latter is used primarily to write f

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of a primarily syllabic script used by the Japanese writing system It comes in two forms, hiragana and katakana The former is used to write particles, grammatical affixes, and words which have no Kanji form; the latter is used primarily to write

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The two alphabets used in Japanese, hiragana and katakana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir şeyle razı ve hoşnut olup, fazlasını İstememe, yetinme: Ben bununla kanâat ederim. Az bir şeyle kanâat eder adamdır. 2. Tamahkârlığın zıddı, az şeyle yetinme: Erbâb-ı kanâattendir. Kanâat tükenmez bir hazinedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinion. reading. conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conviction. feeling. idea. opinion. contentment. satisfaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conviction. opinion. contentment. satisfaction. belief. conclusion. surmise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قناعت] yetinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be satisfied. to be contented with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yetinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kanâat verici, inandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanâat sahibi olanlara lâyık ve yakışır hal ve surette: Bir tarz-ı kanât-kârânede. Kanâat-kârâne bir ömür sürüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kanâat sahibi, azla yetinip tamahkârlık etmeyen: Zaten kendisi kanâatkâr adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanâat sahibi olan adamın hâli, tamahkârlığın zıddı: Kanâatkârlık kadar insanı rahatlatıcı huy yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canada. the dominion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canada. canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Kuzey Amerika’nın kuzeyinde, Kuzey Atlas Okyanusu ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 60 00 Kuzey enlemi, 95 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Kuzey Amerika.

Yüzölçümü: toplam: 9,984,670 km².

Kara: 9,093,507 km².

Su: 891,163 km².

Sınırları: toplam: 8,893 km.

sınır komşuları: ABD 8,893 km.

Sahil şeridi: 202,080 km.

İklim: 70.paraleldeki buz tepelerinden bati sahillerindeki gür bitki örtüsüne kadar değişiklik gösteren iklim çeşitliliğine rağmen Kanada’nın bütününde özellikle nüfusun da daha yoğun olduğu Amerika sınırları boyunca 4 ayrı mevsim yaşanır. Yazın günlük sıcaklık +35 ve daha üstündeki derecelere kadar yükselir, buna rağmen -25 ve daha da altındaki dereceler alışılmadık değildir. İlkbahar ve sonbaharda hava sıcaklıkları daha normaldir.

Arazi yapısı: Batıda dağlık ovalar, güneydoğuda alçak düzlükler çoğunluktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Logan Dağları 5,959 m.

Doğal kaynakları: Demir, nikel, çinko, bakır, altın, kurşun, molibden, potas, gümüş, balık, kereste, vahşi doğa, kömür, petrol, doğal gaz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4.57.

daimi ekinler: %0.65.

Diğer: %94.78 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 7,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuzeydeki süreklilik gösteren buzlanma ekonomik gelişmeye engel teşkil etmektedir; Doğudan Rocky Dağlarından gelen şiddetli kasırgalar ülkeye yağış ve kar getirirler.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 33,098,932 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %17.6 (erkek 2,992,811; kadın 2,848,388).

15-64 yaş: %69 (erkek 11,482,452; kadın 11,368,286).

65 yaş ve üzeri: %13.3 (erkek 1,883,008; kadın 1,883,008) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.88 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 5.85 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.69 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.22 yıl.

Erkek: 76.86 yıl.

Kadın: 83.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.61 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.3 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan kişi sayısı: 56,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenler: 1,500 (2003 verileri).

Ulus: Kanada.

Nüfusun etnik dağılımı: İngiliz kökenli %28, Fransız kökenli %23, diğer Avrupalılar %15, Amerikan yerlileri %2, diğer Asya, Afrika, Arap kökenli %6, melez %26.

Din: Roma Katolikleri %42, Protestanlar %40, diğer %18.

Dil: İngiliz %59.3 (resmi), Fransız %23.2 (resmi), diğer %17.5.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Kanada.

ingilizce: Canada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Ottava.

İdari bölmeler: 10 eyalet ve 3 bölge; Alberta, British Kolombiya, Manitoba, New Brunswick, Newfoundland, Kuzeybatı bölgesi, Nova Scotia, Nunavut, Ontario, Prince Edward Adası, Quebec, Saskatchewan, Yukon


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canadian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. kandil). Kandiller. bk. Kandil.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii Adalarının yerlisi; Büyük Okyanus adalısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canal). Tabiî veya sun’İ su yolu: Nehirden köye bir kanal vardır; arazinin sulanması için lâzım gelen su oradan akar. Bataklığın suyunu akıtmak için derince bir kanal açmak lâzımdır. Süveyş kanalı, Hind ve Uzak Doğu yolunu çok kısalttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal. duct. channel. station. conduit. culvert. chamfer. chute. dike. drain. flume. gullet. gully. meatus. pass. passage. vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal. channel. drain. duct. chute. channel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

channel. canal. duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

TV channel. groove. mortise. chute. conduit. dike. drain. fairway. inlet. oggin. vessel. vestibule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canal , channel , duct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through the channel of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lâğım sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. drain. gully drain. sewage. sewerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage. sewerage system. sewers lağım döşemi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. canalisé

yönlendirilmiş

“Yönlendirmek, bir düzene koymak” anlamındaki kanalize etmek, “yönlenmek, bir düzene konulmak” anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçer.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanamak işi. bk. Kanamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. loss of blood. haemorrhage. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding. hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanı akmak, yaralanıp kan çıkmak: Burnum kanadı. Kimsenin burnu kanamaksızın = Savaşsız, kavgasız, patırtı çıkarıp kimseyi üzmeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleed. to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having hemorrhage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zem ve tenkid eden, kötüleyen, kınayan, tenkitçi, münekkid. 2. Eğlenen, müstehzi, alaycı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. canap4). 1. Arkalı ve iki yanlı uzun sedir. İki, üç kişi oturacak kadar uzun koltuk. 2. Bilhassa gravyer peynirli sıcak sandviç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Etleri yenecek hayvanların kesilip yüzüldüğü yer, sâlhâne. mec. Ayağı ile kanaraya gitmek = Ölümü arayıp bulmak, kendini tehlikeye atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a historical region of southwestern India on the west coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a historical region of southwestern India on the west coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avrupa’ca bu isimle tanınmış Kanarya Adaları’ndan getirilmiş küçük bir sarı kuştur kl, güzel ötüp her havayı çağırmaya da alışabildiği için kafeste tutulur ve yavrusu da yetiştirilir. Kanarya ötmesi; kanarya kafesi. Kanaryaotu = Bir cins bitki. Kanaryaçiçeği = Bir cins bitki. Kanarya sarısı = Açık sarı. Kanarya yemi = Yemi ufak taneli bir cins tahıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary. canary bird. serin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski gemilerin kıç tarafında önü parmaklı taraça (bahçelik de denmiştir).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(senecio): Bileşikgiller familyasından bir bitki cinsidir. Adikanaryaotu denilen çeşidi, bütün yıl boyunca çiçek açan 10-40 santimetre boyunda bir veya iki yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri küçük silindir şeklindedir. Meyvelerinin içeriğinde uçucu yağ, tanen, reçine, inulin vardır. Köklerinde ise; “Senecin” ve “Senecionin” adlı iki alkoloid bulunur. Kullanıldığı yerler: Aybaşı kanamalarını düzenler. Aybaşı ağrılarını keser. Bağırsak kurtlarını düşürür. İshal, dizanteri ve kanamalarda faydalıdır. Yaraları iyileştirir. Romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.) (“t”si, ek alırsa “d” olur). 1. Umumiyetle kuşların kolları ki, ön ayakları yerinde olup uçmak üzere uzun tüylü ve açılır kapanır bir çift organdır, Ar. cenâh, Fars. per: Kuş kanadı, tavuk kanadı, kanatlarını açıp uçmak. 2. Balığın ayaktan değişerek kürek gibi yüzme Aleti hâline gelmiş olan organları: Bazı balıkların ikişer, bazılarının dörder kanadı vardır. 3. Kapı ve pencere gibi şeylerin açılıp kapanır ve ekseriya çift olan kapakları: Bu kapının kanatları pek ağırdır. Pencerenin bir kanadı açılmaz. Pancurun, çerçevenin kanatları. 4. Karşı karşıya konarak bir çift teşkil eden dokumalardan bazı şeyler: Perde, yelken kanatları. 5. Umumiyetle kumaş ve dokumaların ve bilhassa diklemesine ikiye katlanmış olanlarının yarım eni: iki üç kanat gömlek, çarşaf. 6. Kürek tahtasının yarısı: O küreğin bir tahtasını sarfettlk, bir kenadı duruyor. 7. Yapıların iki tarafından her biri: O evin sağ kanadı daha manzaralıdır. 8. Kuş tüyü ve yelkenden süpürge ve yelpaze. 9. Yeldeğirmeni yelkenlerinin beheri. 10. mec. Koruma, Ar. himaye, sahip çıkma: Onun kanadı altındadır. Kanadı altına sokuldu. 11. Burun deliklerinin dış kısmı, perdesi: Burun kanadı. 12. (askerlik) Orduda iki yan: Sağ kanat, sol kanat. 13. Uçakları havada tutan kanat benzeri kısımlar. Etkanat = Bir cins büyük yarasa. Kol kanat = Dayanak, kuvvet ve kudret: Kolu, kanadı kesildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yer altındaki örtülü su yolu, kapalı su yolu. 2. (anatomi) Vücutta bazı akıntı yerleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flanking. aerofoil. flap. limb. van. wing. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flank. wing. fin. sail. wing. leaf. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fin. leaf. vane. panel. airfoil. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قنات] yeraltı su kanalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Sıvı koymaya mahsus kap ki, ölçü gibi de kullanılır. 2. Bol ağızlı su testisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron. winglet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aileron. winglet. airfoil. fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kantara). Köprüler, kantaralar. bk. Kantaraler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uçmaya başlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanat çıkarmak (küçük kuşların) kanadı çıkmak, uçacak hâle gelmek: Güvercin palazları daha kanatlanmadı. Çekirgeler kanatlanınca çok zararlı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wing. to develop wings. to take wing. to be overjoyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop wings. to become powerful. to sprout wings. to take to itself wings. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanadı olan: Kanatlı böcek, uzun kanatlı, çift kanatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alated. winged. ptero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winged. finned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kan akacak surette yaralamak, kan aktırmak: Elimi kanattım. Kimsenin burnunu kanatmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth bleed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apteral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kanatsız olan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). J. Çuval ve minder yüzü vesaire imaline yarayan kalın ve seyrek kenevir bezi. 2. Yün İpliğiyle nakış işlemeye mahsus seyrek ve satranç dokumalı sert kolalı bez: Kanaviçe işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embroidery canvas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bükülmüş bel kanburu. Kanbelotu = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ev adamı (Hazret-i Ali’ nin sadık kölesi Kanber’in isminden gelir). Kanbersiz düğün olmaz = Her yere giren ve her işe burnunu sokanlar hakkında söylenen alaylı bir söz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Ali’nin sadık, vefakâr kölesi. 2.Bir evin gediklisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KAMBUR) (i.). 1. Arkası çıkık, arkası tümsek. Ar. ahdeb: Kanbur adam. Çok yazı yazmaktan kanbur olmuş. 2. Bükülrpüş, eğri, tümsek, Ar. muhaddeb: Arkası kanbur. 3. Bir tarafı çıkmış, bel vermiş: Kanbur duvar. 4. Kanburluk, Ar. hadebe: Kanburu çıkmış. 5. Yumru, tümsek: Orasında bir kanburu vardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasını bükmek, kanbur hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beli bükülmüş ve arkası çıkmış olma, kanbur adamın hâli, Ar. hadebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I Rumca). Bodur bir cins kefal balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ucu çengelli gönder: Kayıkçı, yangın kancası. Kancabaş = Karadeniz’in Anadolu sahiline mahsus bir çeşit gemi ki, başlıca kereste, odun ve kömür naklinde kullanılır, mec. Kancayı takmak = Yapışıp ayrılmamak, musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barb. catch. crampiron. crook. grapnel. grapple. grappling hook. grappling iron. holdfast. hook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crook. hook. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hook. grappling hook. grapnel. crampon. crook. dog. dog iron. gudgeon. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kancayı atıp tutmak, takmak. 2. mec. Musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to grapple. to pester. to pick on. hook up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kancası olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provided with a hook. hooked. barbed. crooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eğerin ön kaşının bağı veya tokası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch. female dişi. fickle. treacherous. mean dönek. woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch. sneaky. low-down. backstabbing. whore. son of a bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dişi: Kancık eşek, katır, köpek. 2. mec. Hain, iki yüzlü, hilekâr, dönek tabiatlı adam veya fâhişe tabiatlı kadın. 3. Dişi merkep, eşek dişisi. 4. Dişi köpek, köpek dişisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hainlik, hilekârlık, döneklik: Ben, o kancıklığı kabûl etmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treachery. sneakiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. cancellier). Bir konsoloslukta yazı ve muamele işleriyle uğraşan görevli, en küçük rütbeli diplomat kâtip: Konsolosluk kançıları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kançılar eliyle görülen İşler. bk. Kançılarya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. cancelleria). Konsolosluklarda muamele ve yazı işleri ile uğraşan kalem: Konsolos kançılaryası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bitki şekeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قند] şeker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(e.). Nerede?: Kandedir dostun III? Kande ise gelecek = Nerede ise gelmesi yakındır. Kande kaldı = Nerede kaldı, ne kadar uzak (bugün «nerede» ve «hani» kelimeleri bu kelimeyi unutturmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Nereden: Kandan geliyor?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sepet ve hasır örmeye yarayan ince bir cins saz, sepetçi söğüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kandarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aynı kanı taşıyan, soydaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognate. consanguineous. kin. kinsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soy birliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognation. consanguinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanda.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. candela

fiz. mum

Işık şiddeti birimi.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(aslı: KINDIL) (i. A.) (c. kanâdîl). 1. Zeytinyağı içine batırılmış bir fitilin yanmasiyle ışık veren aydınlatma Aleti ki, çeşitleri vardır. Kandil yakmak. Sönük bir kandilin ışığında dikiş dikiyordu. 2. Sünbül gibi çiçeklerin çiçeği: Bu sünbülün kandili ne kadar çok. Kandilağacı = Bir cins ağaç. İdare kandili = Az aydınlık vermek üzere gece uyurken yakılan kandil çeşidi kl, bazıları kısa mumdan ibarettir. Kandil uçurmak = Çocuklar sabun köpüğünden balon üflemek. Kandil çöreği = Kutsal gecelerde hususi surette yapılıp yenen yağlı çörek. Kandilçiçeği = Civan perçemi çeşidi. Şamandıra kandili = Fitili tıpa parçalarını havi bir ufacık şamandıra İle yağın üzerinde duran kandil çeşidi. mec. Gökkandil (körkandil) = Kendinden geçmiş, mesut, gözü dumanlı sarhoş. Kandil gecesi = Minarelerde kandil yanan kutsal gecelerin beheri: Velâdet-i Nebevi, Regaaib, Berât, Mtrâc geceleri gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil-lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oil lamp shaped like a small glass bowl. kerosene lamp. one of the five Islamic holy nights when the minarets are illuminated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Umumî bir yer veya dairede ve meselâ cami ve sokak vesairede kandilleri yakmakla görevli adam. 2. Kandil yapıp satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Serenleri kaldırmaya yarayan halat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutsal gecelerden bir kandil gecesini birbirine tebrik etmek, bu münasebetle tebrikleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kandilleri olan, kandillerle süslenip aydınlatılmış. Kandilli temenni = Eli pek aşağı ve art arda İndirip kaldırarak verilen selâm. Kandilli çiçek = Salkım salkım sarkan çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminated by an oil lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kandil konan yer. Kandil gününe mahsus: Bu elbiseyi kandillik olmak üzere yaptılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(OTU) (i.). Mineçiçeğigillerden bir bitki (calamagrostis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kandıran, Osm. iknâ ve irzâ eden. 2. Aldatan: Pek kandırıcı adamdır. Birtakım kandırıcı sözlerle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. beguiling. convincing. thirst-quenching. coaxer. colourable cause. persuasive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptiveness. convincingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İ. inandırılmak, zihni çelinmek, Osm. irzâ olunmak. 2. Aldatılmak: Kolay kandırılır adam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be cheated. to be deceived. to be duped. to be fooled. to be taken in. to be persuaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kandırma, Ar. iknâ, irzâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), inandırma, zihin çelme. 2. Aldatma: Onun kandırması pek gariptir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cajolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inducement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. persuasion. deception. deceiving. convincing. inveiglement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İnandırmak, zihnini çelmek, razı etmek: Bizimle birlikte gelmeye kandırmaya çalıştımsa da kandıramadım. 2. Doyurmak, yeterli miktarda yedirmek veya içirmek: Yemeğe, suya kandırdım. 3. Aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a pup. argue. bait. bamboozle. befool. beguile. cheat. con. cozen. deceive. delude. diddle. dish. dissuade. dupe. entice. fast-talk. finagle. flimflam. fool. gammon. get round. gyp. hornswoggle. induce. intrigue. inveigle. jockey. jolly. ki.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. delude. dupe. entice. fool. fox. hoodwink. hustle. induce. seduce. sell. trick. to persuade. to convince. to get round sb. to get around sb ikna etmek. to deceive. to fool. to cheat. to take sb in. to fox. to hoodwink. to cajole sb. to del

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deceive. to fool. to take in. to persuade. to convince. to quench sb's thirst. bilk. bring over. cozen. diddle. inveigle. manage. quiet. tempt. trick. pull the wool over someone's eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Plazması ve taşıdığı yuvarlar bakımından bir doku gibi görülen kana, doku ilminde verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). (Kevn masdarından geçmiş zaman kipi 3. şahıs): «Oldu» mânâsındadır ve bazı Arapça terkiplerde geçer). Mâşâ’ Allah kâne = Allah’ın istediği oldu!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanepe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. sofa. davenport. lounge. settee. canape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settee. sofa. couch. canapé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

couch. divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. paleontolo|i). Teşbih böceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tekerlek demek olan «kan» dan). 1. İp, tel ve boru gibi uzun bir şeyin çevrilip çöreklenerek aldığı dairevî şekil, halka, tura: Halat kangal olmuş. 2. Bu şekilde çevrilmiş şeyin her bir çevrimi: Bir kangal kurşun boru, beş kangal tel. Kangal etmek = Halka halka devşirmek. Kangal dikeni = Devenin yediği bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. hank. skein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. skein. loop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. loop. hank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka halka ve çörekleme toplamak: Halatı, teli, kurşun boruyu kangallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coil sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka halka ve çörekleme olarak toplanmak: Yılan kangallanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be coiled. to be gathered up in coils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .kanguru kangaroo. court (A.B.D.) kanunların horlandığı ve yanlış uygulandığı usulsüz ve yetkisiz mahkeme. kangaroo rat Avustralya ve Kuzey Ameri ka'da bulunan keseli fare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ve galatı HANGİ (I.). İki veya fazla şeylerden birini tayin hususunda kullanılan sorgu tâbiridir: Bu iki taştan kangısı daha dayanıklıdır? Talebenizden kangısı daha istidatlıdır? Onun çok kabahatleri vardır, kangısını söyleyeyim? Kangı adam buna tahammül edebilir? Kangı devlet teb’asındandır? Kangı biri = Sorguyu mübhemleştirir: Hatalarınızın kangı birini söyliyeyim? bk. Hangi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gangren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necrosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangrene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangrene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangrenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. bir Avustralya yerli dilinden). Avustralya’da yaşayan, koyundan iri, ot yiyen, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve kuvvetli, başı küçürek bir hayvan. Dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir cebi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kangaroo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kangaroo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kinâye söyleyen, esprili söz söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A. «kanâat» ten if.) (mü. kaania). Kanaat eden, nail olduğu şeyi kâfi bulup fazlaya tamah etmeyen: Kısmetiyle kant olan bahtiyardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinion. belief. idea. conclusion. deliverance. esteem. estimation. eye. fancy. impression. judgement. notion. persuasion. sense. sight. surmise. thought. view. sentiments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assess. conviction. estimation. feeling. idea. impression. judgment. mind. opinion. sense. sentiment. sight. thought. verdict. view. view kanaat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinion. view. belief. conclusion. contention. estimation. knowledge. thought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convinced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convinced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قانع] yetinen, kanaat eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kanaat eden, yeter, bulup fazlasını istemeyen. 2.İnanmış kanmış.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ikna etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ikna olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde yalnız «hani» şeklinde kullanılır. 1. Nerede, nerededir?: Hani bunun ilâvesi? 2. Tenblh ve hatırlatma için: Hani güzel yazılı bir kitap vardı ya? Hani dün bir söz etmiştik. Hani bugün beraber gidecektik? Çok defa ya edatı da eklenir: Hani ya bir harabenin ziyaretine gidecektik? Hani ya sizin koşmanız bu mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used/accustomed. to be inured. to be sick/tired of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become inured to. to become surfeited with. to become sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kan dökmeye meyli olmak. 2. Bir şeyi yapa yapa alışmak: Dövmek kâr etmiyor, kanıksamış.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürüp çevirmek, toplamak. 2. Toplamak, kasmak, koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist. to bend. to force back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir şeyi kanırmak maksadıyle kullanılan Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowbar. lever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist loose. to bend. to force back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kunût» tan if.). 1. Emre uyan, itaatli. 2. Tanrı emirlerine itaat eden, Ar. müttakt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. argument. convincing proof. supporting document. averment. case. confirmation. demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. evidence. pledge. proof. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving. proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. verify. show. be contented with. substantiate. attest. attest to. aver. certify. demonstrate. document. establish. evidence. shore. stamp. stand. make smth. stick. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attest. establish. prove. substantiate. testify. witness. to prove. to demonstrate. to attest. to establish. to substantiate ispat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. argue. attest. bring home. show. substantiate. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be proved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supported by evidence / proven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accept sth as evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kani).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (kuş) Pislemek, çımkırmak. 2. (kazlar) Bağırışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğan ve atmaca gibi avcı kuşu ava alıştırıp terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Adamotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanlı etmek, kana boyamak: Ellerini, üstünü, yüzünü kanladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kan sürülmek, kanla boyanmış olmak: Elleri, üstü başı kanlanmış. 2. Yüze kan gelmek, benze renk gelmek: Biraz canlanıp kanlandı. 3. Kanlı katil olmak, cânî olmak: Her alçaklığı yaptıktan sonra, sonunda kanlanıp prangaya atıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kana bulaşmış, kana boyanmış: Kanlı el, kanlı elbise. 2. Bedeninde kanı çok, kanı öteki Ifrâzâttan çok, Ar. demevî: Kanlı adem olduğu için tansiyon yükselmesinden korkuyor. 3. Çok pişmeyip kesilince kan damlayan: Kanlı bir pirzola. 4. Kaatil, cânî: Kanlı adam, kanlı kaatll. Delikanlı = bk. Delikanlı. Sıcakkanlı = Kem sıcak, sevimli, Ar. mûnls. Soğukkanlı = Kanı soğuk, bârid, sevimsiz. 2. Telâşsız, kayıtsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blooded. bloody. gory. sanguinary. sanguine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloody. gory. bloodstained. rare. underdone. sanguinary. bloodshot. guilty of murder. bloodguilty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodshot. bloody. sanguinary. bloodstained. smeared with blood. very rare. robust. whole blood. gory. murderous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodthristy criminal. notorious murderer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doyma, kanaat. 2. inanma, zihin yatma, razı olma, rızâ: Onun kanması ne kadar zor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yeterli miktarda yemek veya içmek, doymak: Yemeğe, suya kandı. Kanıncaya kadar yedi içti. Kana kana = Doyuncaya kader, doyacak surette, bol bol: Kana kana su İçti 2. Razı olmak, kanaat gelmek, zihni yatmak: Kandırmak için o kadar misaHer gösterdim, yine kanmadı. Ne söylesek nafile, kanmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to believe. to swallow. to buy. to be fooled/cheated. to be satiated/satisfied/content.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fooled. to be taken in by. to believe. to have had one's fill of. to be contented. to be satisfied with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قناد] şekerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Batı musikisinde iki sesli saz veya söz eseri ki, kontrpuan kaidelerine göre yazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canon. 1) Short hymns consisting of nine odes, sung at the service of Matins 2) The special service known as the Great Kanon sung on the evening of the Wednesday of the fifth week of the Great Lent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Av, Ar. sayd, Fars. şikar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Kansas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Konsa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Vücudun her yerinde sıkabilen, erkenden çaresine bakılmazsa, insanı öldürebilen ağrılı ur.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kanser; anormal vücut hücrelerinin başıboş kontrolsüz bir şekide üremeleri ile meydana gelen bir çeşit hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü tümörlere kanser denir. Kanser hücreleri, ya etraftaki dokuları istila ederek ya da ak veya kırmızı kan damarları ile vücudun diğer taraflarına yayılır. Buna metastaz (yavrulama) denir. Kanserin esas nedenini bilinmemekle beraber, hava kirliliği, ve sigaranın kansere zemin hazırlayıcı oldukları ileri sürülmektedir. Kanserden korkmayınız, geç kalmaktan korkunuz! Bu nedenle aşağıdaki belirtilerin biri görüldüğü zaman doktora başvurunuz.

- Makat veya rahimden gelen anormal kanama veya akıntılar.

- Göğüslerde veya vücudun herhangi bir yerinde görülen ve ele gelen şişlik veya sertlikler.

- İyileşmeyen yaralar.

- Ses kısıklığı veya belirli bir sebebi olmayan öksürük.

- Yutma güçlüğü ve hazım bozuklukları.

- Ben ve siğillerde görülen değişmeler.

Bu işaretlerin herhangi biri iki haftadan fazla devam ederse mutlaka doktora başvurmak gerekir. Kanserin görüldüğü yerler aşağıda gösterildiği şekilde tespit edilmiştir.

- Beyin ve omurilikte %1

- Ciltte %10

- Tenasül yollarında, erkeklerde %10, kadınlarda % 6

- Memelerde %14

- Sindirim sisteminde %25

- Solunum yollarında, erkeklerde %2, kadınlarda %3

- Karaciğer ve safra kesesinde %3

- Diğer organlarda %8

Bu bilgilerin ışığı altında, akciğer, deri, dil, dudak, gırtlak, mide, incebağırsak, kalınbağırsak, mesane, meme, ve prostat daha fazla görüldüğü söylenebilir. Kanser tedavisinde uygulanan makro biyotik gıda rejiminin çok etkili olduğu, bu rejimi uygulayan hastaların iyileştikleri ve sağlıklı kimselerin de kanser olmadıkları ileri sürülmektedir.

Makro-biyotik Gıda Rejimi:

Bir günlük gıdanın, %60’ı buğday, arpa, mısır, darı, esmer pirinç veya çavdar unundan yapılmış gıdalardan seçilir.

%23-25’i hayvan gübresiyle gübrelenmiş bahçelerden toplanmış taze ve olgun meyvelerden, patates, patlıcan, ıspanak, veya domatesten seçilir.

%5-10’u tahıl veya sebze çorbalarından seçilir.

%10-15’i deniz ürünleri arasından veya soya fasulyesi, taze fasulye, kırmızı pancar veya şalgamdan seçilir.

Haftada bir kere beyaz etli balık yenebilir. Ancak her hafta pişirme şeklini değiştirmek gerekir.

Haftada iki kere de fazla şekeri olmayan meyveler yenebilir. Çay içilebilir.

Aşağıdaki yiyecek ve içecekler de yasaktır.

Beyaz unla yapılmış ekmek, pasta gibi şeyler, beyaz pirinç, tavuk, peynir, yumurta, konserveler, dondurulmuş yiyecekler, şeker, üzüm, şekerli meyve suları, olgunlaşmış meyve ve sebzeler, kuru fasulye, ve kuru bezelye, mercimek, mantar, pekmez, bulama, çikolata, kakao, gazoz dahil bütün meşrubatlar, ve alkollü içecekler, turşu, sirke, hardal, sofra tuzu, bayat yiyecekler, sığır eti.

Yukarıda anlatılan gıda rejimi hiç aksatılmadan uygulanmalıdır. Tedavi ve korunma maksadıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz.

Hazırlanışı : 4 su bardağı suya 3 tutam maydanoz (veya 50 gram maydanoz tohumu) konur. 5 dakika


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancer. carcinoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancerous. suffering from cancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancerous. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cancérologie

kanser bilimi

Kanseri ve ona yol açan hastalıkları inceleyen tıp dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Kansızlığa uğrayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. anemic. bloodless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemic. bloodless. anemic. cruel. cowardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodless. lacking in blood. anemic. anaemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get anemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kandaki alyuvar sayısı ve hemoglobin miktarının normalden aşağıya düşmesi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Anemi denilen kansızlık, kandaki kırmızı hücrelerin veya hemoglobin denilen kırmızı maddelerin ya da her ikisinin de azalmasıdır. En önemli nedeni yeteri kadar beslenememektir. Ayrıca, müzmin basur kanamaları, aybaşı kanamalarının haddinden fazla olması, doğuştan olan bazı hastalıklar, romatizma, lösemi ve kanserde de görülür. Kansızlığın tipik belirtileri şöyle özetlenebilir. Yüzde solgunluk, nefes darlığı, çarpıntı, halsizlik, ve ayak bileklerinde şişkinlik görülür. Hastanın burnu sık sık kanar, dilinde acılık vardır. İştahsızlık ishal ve bazen de kusma görülür. Tedavinin ilk şartı, istirahat, temiz hava ve kan yapıcı gıdalar yemektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 5 çorba kaşığı kekik konur. Kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anaemia. anemia. bloodlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anemia. anaemia. deficiency of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Çin’in kuzey batısında önemli bir sınır kenti. 2.Çin’de müslümanların en çok bulunduğu eyalet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential German idealist philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

influential German idealist philosopher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ağır şeyleri tartmaya mahsus tartı Aleti kl, ağırlık rakamlar yazılı bir sapla onun üzerine hareket edecek surette asılı bir toptan ve tartılacak şeyi kaldıracak iki zincirli çengelden ibaret olup bir yere asılı olur veya iki kişinin omuzlarına koydukları bir sırığa takılır. El kantarı = Bunun küçüğü. 2. Başlıca kırk dört okkadan ibaret olan ve bölgeye göre değişen ağırlık miktarı: On kantar kireç. Maden kömürünün kantarı kaçadır? Yeni kantar = Yüz kilogramdan ibaret ağırlık. Kantar ağası = Eskiden ölçülerin teftişine memur görevli. Kantarı belinde = Gözü açık, aldanmaz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelyard. weigher. weighbridge. weighing machine. spring balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steelyard. scales. weighbridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weigh-bridge. steelyard. scales. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قنطار] baskül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kanâtır). Köprü, kârgir ve kemerli köprü, Ar. cisr, Fars. pül (cisr’den farklı için cisr maddesine bk.).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Köprü, özellikle taştan yapılmış. 2.Su yolu, bend, hisar anlamına da gelir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Alınıp satılan şeyleri tartıp buna mahsus resmi alan belediye memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kantarcı hizmet ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making or selling steelyards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kantar resmi, satılıp alınan şeyleri tartan kantarcının aldığı resm: Kantâriye müteahhidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Ağır küfür» mânâsındeki kantarlı küfür sözünde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Gem, azılı atların ağızlarına vurulan demir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kana kana su içirmek, suya doyurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centaury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kantariyyon): İkiçenekliler sınıfının, bileşikgiller familyasından, bütün dünyada, özellikle ılıman bölgelerde yaygın olan çok yıllık veya bir yıllık bitkidir. Kırmızı, sarı, mavi ve nadiren beyaz çiçekli olanı bulunur. Kökü acıdır. Bu türüne “Büyük Kantaron” da denir. Çoğunlukla kökü kullanılır. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Vücudu kuvvetlendirir. Ateşi düşürür. İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İshali keser. Nekahat devresini kısaltır. Nezle ve bronşite faydalıdır. Öksürüğü keser. Mide ağrılarını dindirir. Yaraların iyileşmesinde yardımıcı olur. Astım, mide ülseri, midede asit fazlalığı, akciğer hastalıkları, damar sertliği ve sinir iltihaplarında da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (Yunanca’dan). Dağlarda ve kırlarda bitip zeytinyağı içinde şişe ile güneşte bırakıldığı zaman bıçak yaralarına iyi gelen tanınmış bir ilâç hâsıl eden bir çeşit sarı çiçek. Kılıç çiçeği. Kantaron çiçeğine «eşekkulağı» da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kantaron.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Batı musikisinde bir form (şekil).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Şantöz, kadın ses sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Alman filozofu Kant'a veya felsefesine ait; i. Kant felsefesi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kışla, fabrika gibi yerlerde bakkal ve aşçı dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canteen. commissary. commissary store. mess hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. quantitatif

nicel

Nicelik bakımından, nicelikle ilgili.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. quantité

nicelik

Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen veya azalıp çoğalabilen durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Şarkı, Fr. chant. Türk musikisinde XIX. asır sonları ile asrımız başlarında tiyatro ve balozlarda okunmaya mahsus fantezi şarkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanto okuyan şarkıcı kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). isviçre’yi meydana getiren devletlerden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Canton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. musiki). Türk musikisinde bir telli ve mızraplı çalgı. Kucağa yatırılarak çalınır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a ve u uzun) (I. A. Yunenca’dan) (c. kavânin). 1. Kaide, değişmez nizam: Matematik, fizik kanunu. 2. Usul, nizam, tabiat kanunu. 3. Devletçe konulan ve uyulan yasa: Ceza, ticaret, basın kanunları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kanun çavuşu» tâbirinden kısaltılmış). Eskiden askerlerin askerî nizama aykırı harekette bulunmamalarına dikkat etmek ve bulunanları haber vermek veya tevkif ettirmek vazifesiyle görevli memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Ateş ocağı, sobe, mangal. 2. mec. Bir şeyin tutuşup yandığı yer: Gazab kânûnu. 3. Süryânîce’nln aracılığı ile Latince’den bize geçen güneş yılındaki kısım ki, birincisine kânûn-ı evvel (birinci kânûn = aralık) ve ikincisine kânûn-ı sânî (ikinci kânûn = ocak) denip ikisi de otuz birer gündür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law. act. code. canon. enaction. rule. statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. law. zither. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. act of parliament. code. enactment. law. rule. statute. principle. scientific law. law of nature. canon. legislative act. measure. ordinance. prescript. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانون] yasa. 2.yol yordam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کانون] ocak. 2.mangal. 3.Aralık ve Ocak ayları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Devletin teşri, yasama kuvveti tarafından herkesçe uyulmak üzere konulan her türlü nizam, kaide kural. 2.Herhangi bir mevzu üzerindeki kanunu taşıyan kitap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law officer / lawyer. jurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outside the law. outlaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. lawgiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill. draft law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

article / section of the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice of motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. F.). Kanun ve nizamları hulasa eden kitapçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.) (c. kaanûnşinâsân). Kanun tanıyan, bilen, hukukçu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kanûn-şinâs). Kanunu tanıyanlar, bilenler, hukukçular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A.). Kanun ve nizâma uyarak, yasaya göre, kanun ve nizamla: Kanunen kendisine ne muamale edilmek lâzım gelirse ona razı olmalıdır. Kanunen cezalandırılması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. by law. legally. according to law. the law allows. foreclosure order absolute. under the law. prescribed by law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.) (mü. kaanûniyye). 1. Nizam, yasa ve kanuna’alt, hukuk ilmiyle uğraşan, hukukçu. 2. Kanun ve nizam koyan ve kuran: Kanûnî Sultan Süleyman. 3. Kanun denilen çalgıyı iyi çalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. rightful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legal. legitimate. statutory. rightful. conformable to law. innocent. by law. solemn. valid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قانونی] yasal. 2.kanun çalan. 3.yasa koyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kanuna ait kararla ilgili. 2.Osmanlıların 10.padişahı Sultan 4.Süleyman’ın lakabı, Osmanlıların yükselme devrinin son padişahı. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). Bir kararın kanun ve nizam halini alması: Bu lâyihanın kanunlyyeti tasdikine bağlıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a law. to pass into law / to obtain force of law. to pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanun hâline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a law. to legalize. approve into law. pass into law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kanunu olmayan. 2. Kanuna aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disorderly. illegal. unlawful. lawless. illegitimate. illicit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. not covered by a law. lawless. against the law. undue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kanuna aykırılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawlessness. nonexistence of law. unlawfulness. illegality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kanını ver, asil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Fransızlar’ın konyak (cognac) içkisine Tekel Idaresi’nce uydurulan isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandy. eau de vie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cognac. brandy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brandy. cognac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ispanyolca, coğrafya). Bir akar suyun, yeri oyarak meydana getirdiği çok derin, dar ve dolambaçlı vadi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canyon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir tür dağ ağacı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişen bir ağacın ve bu ağaçtan alınan, koyu renkte bir sakızın adı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ejderkanı): Birçenekgiller sınıfının, zambakgiller familyasından, Kanarya adalarında yetişen bir ağaç veya ağaçcıktır. Gövdesi kalındır. Yaprakları sert ve kılıç şeklindedir. Dallarının ucunda demet şeklinde toplanmıştır. Yaşlı gövdelerden, boyacılıkta kullanılan, reçinemsi kırmızımtırak bir özsu akar. Kullanıldığı yerler: Yaraları tedavi eder. Dış kanamaları keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Bir çeşit yanardağ camı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tâife-i kaytasiyye = Kadırga balığı cinsinden olan hayvanlar, Fr. cetacös.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کماکان] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bugün «KENT» deniyor) (i.). Kale, hisar, şehir, kasaba: Taşkend, Semerkand (Farsça’da da kullanılıyorsa da aslı Türkçe’dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keystone. pivot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazla kırıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. İçinde çok çeşitli şeyler bulunan kap veya yer. 2. Çok şeyler bilen kimse, ansiklopedik bilgin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kırtâsiyye). Kâğıda ait: Mevâdd-ı kırtâsiyye = KAğıt, mürekkep ve kalem gibi yazıya ait şeyler. Masârif-i kırtâsiyye = Bir resmi dairenin kâğıt, kalem vesair yazı işlerinde kullanılacak şeylere ait masraflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KIRTASİYYE) (i. A). Bir resmî dairede kâğıt vesair yazı malzemesi için tahsis ve sarf olunan para: Büromuzun, bizim meclisin ayda üç yüz lira kırtasiyesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationery. paper-work. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationery. writing materials. expendable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرطاسيه] kağıt işleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırtasiyecilik yapan kimse. 2. Sürünceme yoluyla işleri uzatma huyunda olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer. stationer's. bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer. seller of writing materials. petty-minded bureaucrat. pettifogger who insists on unnecessary paperwork. stationer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kırtasiye ticareti. 2. Dairelerde muamelenin aşırı derecede çoğaltılıp, işlerin uzatılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperwork. stationery business. bureaucracy. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red tape. the stationary business. bureaucracy. officialdom. officiality. red tapism. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıskanan, kendi sevdiğine veya ailesine başkasının bakıp yanaştığını çekemeyen, gayretli: Pek kıskanç adamdır. 2. Haset eden: Bu çocuk ne kadar kıskanç!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. green-eyed. grudging. jaundiced. yellow. grudger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envious. jealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealous. envious. yellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sevdiğinin veya ailesinin başkasiyle konuştuğunu veya münasebetini çekememek huyu, gayret, rekabet: Kıskançlığından ne yapacağını bilemiyordu. 2. Haset, gıpta (bu mânâda ckıskanç» bugün kullanılmamaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the green-eyed monster. jealousy. envy. jaundice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. green-eyed monster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. envy. green- eyed monster. jealously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's jealousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kıskanmasına sebep olmak, gayret ve rekabete düşürmek: Çocukları kıskandıracak şeylerden kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gayrete gelinmek, rekabet olunmak, çekilememek: Buna kıskanılmaz; böyle sebepsiz yere kıskanılır mı? 2. Esirgenilmek, Osm. diriğ edilmek: Seni senden kıskanırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sevdiğinin başkasiyle münasebetini çekememek, gayrete gelmek, rekabette bulunmak: Karısını çok kıskanıyor; karısı onu hizmetçi kızlardan kıskanıyor. 2. Çekememek, haset, gıpta, Osm. reşketmek: Çocuk, küçük kardeşini kıskanıyor. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Ben sizden bir şey kıskanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be jealous. envy. hold a grudge. begrudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be jealous of sb. to be jealous of. to envy sth possessed by sb. to resent sb's showing affection to or interest in sb else. envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand to mouth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sazan familyasından, eti kılçıklı bir balık (Lat. rutllus rutilus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Ikiçeneklilerden, bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Konuşmayı seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkative. chatty. communicative. articulate. conversational. forthcoming. gabby. garrulous. glib. gushy. loquacious. talky. vocal. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicative. talkative. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkative. loquacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talkativeness. locacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afraid of. afraid. shy. atremble. phobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornerstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kum tanelerinin birbiriyle kaynaşıp taşlaşması sonunda meydana gelmiş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. tıp). Göz akı zarının göz bebeğine doğru bir ok ucu biçiminde ilerlemesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, kutlu soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (Lat. saxicola).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, mekân = yer). Mekansız, yersiz, mekândan münezzeh (Tanrı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapis lazuli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لامکان] mekansızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Parası ile yemek yenen yer: Yemeği lokantada yiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. diner. eating house. chophouse. cafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant. auberge. clip joint. eating house. victuals house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Lokanta işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurateur. restauranteur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant operator. common victualler. restaurant keeper. traiteur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî magnezyum silikatından ibaret, beyaz bir taş, Eskişehir taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, kân = «kevn» den geçmiş zaman: idi). Eskiden olduğu şekil, eski tarz ve durum. Kemâ-kân = Olduğu gibi. Ali mi-kin = Keza (yalnız böyle bazı Arapça tâbirlerde geçer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Boğulmuş veya bunalmış olduğu halde: Mahnûkan öldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şahsa ait geniş arazi ve köşk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Bazen kayıklarda çapa yerine kullanılan büyükçe taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منطقا] mantık bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kevn»den imef.) (c. emkine, emâkin). 1. Yer, mahal, Fars. cây: Zaman ve mekân bakımından. 2. Durulan yer, oturulan yer, makam, ikamet yeri: Onun mekânı yoktur. Cenâb-ı Hak mekândan münezzehtir. Emâkin-i askeriyye = Orduya mahsus yapılar. Bî-mekân = Yurtsuz, serseri, belirli ikamet yeri olmayan. Lâ-mekân = Mekândan münezzeh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مکان] yer. 2.ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Uzayın sınırlanmış parçası. Mimarlık mesleğinin konusunu oluşturur. Aynı zamanda mekân, bir mimari ürünün vazgeçilmez tek niteliği, bir mimari ürünü var eden temel koşuldur. Bir mekân oluşturmak için onun mutlaka her yönden kesin engellerle sınırlanması gerekmez. Mekânı oluşturan sınırlama fiziksel olabileceği gibi yalnızca görsel de olabilir. Örneğin ışık, herhangi bir somut engel niteliği taşımadığı hâlde, bir mekanı belirleyebilir. Bir yapıyı üç boyutlu bir kitle olmaktan çıkaran özellik, bir mekâna sahip olmasıdır. Yapı onun sayesinde, en, boy ve yüksekliğin ötesinde, bireyin devingenliğinden kaynaklanan anlık yaşantılarla edinilen bir mekân boyutu kazanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Yer bakımından: Mekânen ve zamanen uzak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Nüfuz, iktidar, kuvvet: Mekânet sahibi bir adam. 2. Vakar, ağırbaşlılık, sebat, direnme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Cisimlerin hareketleriyle alâkalı hadiseleri inceleyen bilim. 2. Bu ilimle alâkalı. 3. Kafa yormaksızın el veya makine ile yapılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanical. mechanic. mech. mechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanical. mechanics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanical. mechanics. machinal. push button.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Bütün hadiseleri harekete çevirerek açıklamaya çalışan bir felsefe doktrini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. felsefe). Mekanikçilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Bir cihazın, Aletin en mühim kısmını meydana getiren makine kısmı: Tüfeğin mekanizması. 2. Oluş, meydana çıkış, işleyiş: Düşünmenin mekanizması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. meccanismo

düzenek

Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism. machinery. machine. fitting. contraption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinery. mechanism. movement. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mechanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek Hız: Rahat düzenleme için hızlı ileri sarma ve erişim sürelerine sahip dayanıklı, yüksek performanslı bir kaset koruma mekanizması. SmartDrive: Ev eğlence cihazları için çok uygun çok dayanıklı ve sessiz bir mekanizmadır. Kasetin sorunsuz ve hassas okunmasını garanti eden, tambur ve kaset yolu için yeni geliştirilmiş bir döküm taban. Eski mekanizmalara kıyasla 10 mm’ye varan yükseklik azalması sağlamaktadır. FlashRewind: 180 dakikalık bir kaseti yalnızca 60 saniyede başa saran yeni geliştirilmiş yüksek hızlı bir mekanizma.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kudretli, nüfuzlu, Habeş köle. Melik ve anber isimlerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hükümdara ait, şâhâne («mülOkâne» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye ait, Fars. bendegâne, çâkerâne: Mârûzât-ı memlûkânem (eski nesir dilinde çok büyük birine hitaben kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Mert soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası veya idrar yollarında meydana gelen taşlara; halk arasında mesane taşı, tıp dilinde kalkül denir. Boy şekli ve bileşimleri bakımından çeşitlidirler. Yerlerinde kaldıkları sürece pek rahatsızlık vermezler ama, yerlerinden ayrıldıklarında ağrı yaparlar. Ağrıyı hafifletmek için ağrının bulunduğu bölgeye ateşle ısıtılmış tuğla parçası veya içi sıcak su dolu bir şişe konulur. Ayrıca sıcak suya bastırılmış bir parça bezle de kompres yapılabilir. Taşları eritmek ve düşürmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 3 tane şalgam doğranır. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın bir uzuvdan diğerine yayılması, metastaz; değişme; bedende bir organa ait vazifenin diğer organa intikali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerçekimine kapılarak düşen göktaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravestone. headstone. tombstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Mide ülseri, mide kanseri veya mideye giren sert bir cismin yaptığı tahribat sonucu görülür. Hastanın gaitası kanlı ve kahve telvesi görünümündedir. Mide kanaması geçiren hastaya şu şekilde yardımcı olunur. - Telaşlanmayın, Hastayı hemen yatırın, Bir su bardağı soğuk sütü veya bir bardak soğuk suyu yavaş yavaş içirin. Bunların yerine ufak bir parça buz da yutturabilirsiniz. Mümkünse hastaneye götürün Kanama durdurulduktan sonra, havuç suyu içirilebilir.

Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tedavi edilmeyen mide ülseri, müzmin gastrit ve çok içki içmenin neden olduğu bir çeşit kanserdir. Hastanın göğüs boşluğunda, yanma ve ağrı, sık sık susama, bulantı, kusma, kansızlık, ruhi çöküntü, az idrar ve sert büyük abdest görülür. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, iyileşme ihtimali o kadar fazla olur. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karanfil, su.

Hazırlanışı : Bir bardak sıcak suya, taze koparılmış ve ufalanmış 1 tane karanfil çiçeği konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp, aç karnına içilir. Bu işlem her yemekten önce tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor vehicle. automotive / motor vehicle. motor transport. prime motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. F.). Tedkik ederek, inceden inceye araştırarak: Bu meseleyi pek müdekkikâne yazmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقنع] peçeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kanûn» dan imef.) (mü. mukannene). Şaşmayan, vakit ve miktarı belirli, düzenli: Çalışması, yemeği her şeyi mukannendir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقنن] yasa koyucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kantara» dan imef.) (mü. mukantara). Kemerli, kemer şeklinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mukantarât). 1. (astronomi) Güneşin gölgesiyle saatleri gösteren Alet, Osm. basîta-i şemsiyye. 2. Ufka paralel olarak gökyüzünde tasavvur olunan daireler, Fr. almicantarat (bu kelime Arapça’dan alınmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hükümdara alt, sultânî, şâhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasb» dan if.) (mü. müntasıba). Direk gibi dikilmiş, Osm. nasbolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» den if.) (mü. muntasıba). 1. Yarılamış, yarıya varmış. 2. Yarı, nısıf, vasat. Muntasıf-ı ramazan = Ramazanın yarısı, ortası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Kayıtsız ve şartsız, umumiyet üzere: Ben o sözü mutlaka söyledim. 2. Behemehal, elbette: Bunu mutlaka böyle yapmalısınız.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan if.) (mü. muttasıfa). Bir hâl ve sıfatla vasıflanmış olan, kendinde bir hâl ve sıfat olan: Cömertlikle muttasıf bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan if.) (mü. muttasıla). 1. Bitişik, diğer bir şeye ulaşmış, aralık bırakmayacak surette yakın: Hana muttasıl bir ev, benim bağım onun tarlasına muttasıldır. 2. Ara vermeyen, aralıksız, fasılasız devam eden: Muttasıl yağmur, muttasıl ağlama. 3. (musiki) Yanaşık derece; iki notanın yanaşık dereceli olması. Hurûf-ı muttasıla = Arap harflerinde alttan diğer harflere yapışabilen harfler: B.C.S. gibi. Zıddı: hurûf-ı munfasıla: Elif, dal, vav gibi. Arasız, aralık vermeksizin, f&sılasız: Muttasıl yağmur yağıyordu, muttasıl söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصل] sürekli, durmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İttifakla, oy birliğiyle, el birliğiyle, hep beraber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bütçe kanunu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naziklikle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نازکانه] kibarca, nazikçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble. rock cristal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık 6 litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvar üretilir. Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde ‘antigen’ denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen 300 kan grubu vardır ama AB 0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Kari Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0 (sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan gurubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbirleri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. Şimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Kan grubu => Kanın alınabileceği grup => Kanın verilebileceği grup

A => A, 0 => A, AB B => B, 0 => B, AB AB => A, B, AB, 0 => AB 0 => 0 => A, B, AB, 0

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık altı litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvarlar üretilir. Ortalama bir yaşam süreci boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde “antigen” denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen üç yüz kan grubu vardır ama AB0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Karl Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0(sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan grubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbileri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. İimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - İyiler, hoşlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz, berrak soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearthstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Canlı, coşkulu kimse. 2.Ateş kanlı. 3.Atak. Delidolu

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Damarlarında Oğuz kanı taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anlayışlı. Anlama, öğrenme. 2.Tanrı, oğuz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anlayışlı yiğit. 2.Tanrısal gücü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okan ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı’dan gelen, Tanrı’nın verdiği.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Okanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu, soylu kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Or kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Oy kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özbek soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öze kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hakan soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz kan, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Temizler, anlar. 2.Veliler, ermişler, evliya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag. purse. money bag. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

( f.t.i.) (Erkek İsmi) - Kanında atılganlık, cesaret ve saldırganlık taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Sağlam temiz kandan gelen. Soylu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sert taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casement. shutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Okun ucundaki sivri demir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيکان] temren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Temren, başak, okun ucundaki sivri demir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., asağ. zenci çocuk .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Prostat bezinin genişleyip, büyümesi sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Hastanın karın bölgesinin alt kısımlarında ve bacak aralarında ağrı vardır. Bazen sırtta ve kollarda da ağrı hissedilir. Doktor tedavisi gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Atkestanesi, su.

Hazırlanışı : Bir tencere suda 2 avuç atkestanesi haşlanır. Günde 5 tane yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) gram. şart cümlesinin şart kısmı; klasik tiyatroda piyesin konusunu anlatan önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychanalyse

ruh. b. ruhsal çözümleme

Freud’un geliştirdiği, insanın uyumlu veya uyumsuz davranışlarının kaynağı sayılan, bilinçaltı çatışma ve güdüleri araştırıp bilince çıkararak davranış sorunlarını çözme yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychoanalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychonalysis. psychoanalysis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the most important and the most delicate part of a matter. ropes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kelebekler gibi, kanatlarında toz şeklinde pullar bulunan, böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebetsiz, nizamsız, tertipsiz: Pek rabıtasız adam; rabıtasız bir daire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarranged. disorderly. untidy. lacking system. incoherent. inconsistent and illogical. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bu hastalık, aybaşı hali dışında görülen aşırı kanamalarla kendini gösterir. Aybaşı hali sırasında da sancı olmaz. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Fesleğen.

Hazırlanışı : Bir avuç fesleğen ezilerek suyu çıkarılıp, 1 kave fincanı içilir. Aynı işlem, şikayetler kesilinceye kadar tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla rahim boynunda ve vajinanın başlangıç kısmında meydana gelen bir hastalıktır. Çok düşük yapan veya çok doğuran kadınlarda daha fazla görülür. Tıp dilinde uterus kanseri denir. Vajinadan kan veya fena kokulu akıntı gelir. Böyle durumlarda, vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Menekşe çiçeği, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya, 1 tutam kuru menekşe çiçeği konur. Kaynatıldıktan sonra 20 dakika bekletilip, süzülür. Bu suyla rahim yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ağırbaşlılık, gururluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bundan önce.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında diskin motoru CD’yle birlikte hareket eder; lazer sabittir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Sadakatle, bağlılıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfully. with loyalty. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure blood. thoroughbred. pure blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right wing. left wing , right wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. F.). İstekli, şevkli olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan). 1. Mısır’da yaşayan bir cins kertenkele, kum kertenkelesi. 2. Bu hayvanın derisine benzer güzel bir cins tülbent ki, sargı olur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semerkant şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium-sized bluefish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hesaptan artan, Ar. bâki, mütebâkı, küsûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güneydoğusu tarafından, doğudan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرقا] doğudan. 2.doğusunda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kovan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess-board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chessman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). 1. kesen. 2. (trigonometri) Bir açının tepesi merkez kabûl edilerek yarı çapı 1 sayılan bir daire çizildiği zaman, merkezden tangente kadar olan uzaklığın cebrî değeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Tapu senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. dispassionate. cool-headed. imperturbable. coolheaded. self-possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headed. imperturbable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. imperturbability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Soylu kan, başkan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Sevgili, asil kan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warm-blooded. amiable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. lovable. warmblooded. friendly. companionable. warm-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendly. cordial. affectionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

friendliness. geniality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hareketli, canlı soydan gelme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Daima dişlerini gösterip sessiz ve çirkin gülen: Sırıtkan bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knapsack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backpack. rucksack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packsack. rucksack. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scandal. cracker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

éclat , outrage , scandal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İskandinavyalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. germance). Sc senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri aşırı duygu tezahürleri yapmadan, heyecana kapılmadan karşılayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cold-blooded. cool. calm. cold. cool-headed. even-tempered. imperturbable. nonchalant. unflappable. unperturbed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool. imperturbable. phlegmatic. coolheaded. calm. self-possessed. cold-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headed. calm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

composure. equanimity. phlegm. sangfroid. coolheadednes. calmness. self-possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cool-headedness. calmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morose. sulky. grumpy. unsmiling. sour. glum. sullen. surly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grumpy. morose. sulky. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. dour. grumpy. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulkiness. sulks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Asil, soylu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yepyeni, tertemiz, gıcır gıcır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. vücutta her hangi bir sıvının dolaşımının durdurulması; bağırsak hareketinin yavaşlaması.stat kıs. immediately, static, stationary, statistics, statute.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu kandan gelen ask(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). Sâkinler, oturanlar, (bk.) SAkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gözenekli ve pürüzlü bir yanardağ feldispatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı elbiseleri süslemekte kullanılan işlemeli şerit, suyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکان] oturanlar, sakinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Denizci kanı taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafak gibi aydınlık, temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.İslam’dan önce Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. 2.Ayrıcalıklı, saygın kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tasdik suretiyle, tasdik için.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (mü. tâsia). Dokuzuncu, Fars. nühüm TAsi-aşer = On dokuzuncu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تاسع] dokuzuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ) Dokuzuncu olarak, dokuzuncu derecede

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachycardia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Fosil, Ar. müstehâse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fossilize. to turn into a fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i mantık) (uyd k.) Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynarken bir kere taşmak: Bir taşım kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in :.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrying. carriage. transportation. transport. shipping. conduction. conveyance. freight. haulage. portage. removal. traction. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. carriage. conduction. freight. haulage. portage. shipping. take. transit. transmission. transport. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry. to transport from one place to another. to bear. to support. bearing. carriage. carrying. conveyance. conveying. exchange order. haulage. hauling. hotel package. tote. transmission. uninsured working expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. transporter. shipping agent. forwarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere götürmek, nakletmek: Yarın eşyayı yeni eve taşıyacağız. Bu kitapları nereye taşıyacaksınız? 2. Üstünde bulundurmak, yüklenmek: Üstünde para taşımaz. 3. mec. Bir yerden bir yere söz götürüp dedikodu yapmak: Söz taşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. transport. bear. wear. bear away. carry away. convey. haul. put across. relocate. remove. run. stanchion. sustain. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. ease. ferry. haul. lug. receive. tote. transfer. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. transport. to carry. to transport sth from one place to another. to bear. to support. cart. catch up. convey. haul. mount. pack. receive. sustain. tote. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogistic. syllogistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. transportable. removable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearable. carriageable. fit for transport. portable. removable. transferable. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable. conveyable. transferable. movable possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakil, göç Düşünüp taşınma = Etraflı düşünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. move. flit. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving from one place to another. being carried. flit. moving in. moving out. shift. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşyasını kaldırıp başka yere naklolunmak, göç etmek: Bu yaz yalıya taşınacağız. 2. Bir yere çok gitmek, pek sık gidip gelmek: Bütün gece tuvalete taşındı. Düşünüp taşınmak = Etrafıyla düşünmek. 3. Üstte bulundurulmak: Şehrin içinde silâh taşınmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. move out. move in. move house. relocate. flit. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. remove. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move to / to remove to a new place of residence or business. to be carried to. to be transported to. to be borne. to be supported. to take lodgings with sb. move. move away. move in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. unmovable. real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. immovable property. immovable. real chattels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «üsr»’den masdar). Güçleştirme, zorlaştırma («tas’İb» daha çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «asr» dan masdar). Üzüm ve zeytin gibi meyveleri sıkıp suyunu alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «öşr» den masdar). 1 10 sayısına bölme. 2. Ürünün ondalığını alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşmasına sebep olmak: Yağmur çayları taşırdı. 2. (hayvan) Tırnağı aşınmakla etinin taşmasından topallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to overflow. to cause sth to boil over. to cause sb to lose his patience completely. overfill. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. transport. conveyance. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. vehicle. means of transportation. conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. conveyance. means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyine hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında ‘araba tutması’ diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormonları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakma bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehiri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akupunktur tedavisi uyguluyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz ırktan insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyne hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında “araba tutması” diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormanları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakına bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenlerdir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akapuntur tedavisi uyguyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Naklettirmek, bir yerden bir yere götürtmek: Bu kadar eşyayı kime taşıtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. conveyor. transporter. bearer. germ carrier. contact. conveyer. haulier. mover. vector. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. porter. bearer. conveyor. transporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. bearer. transporter. stevedore. conveyor. carrier. supporter. hauler. carrying. conveying. live. conveyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CNR : Taşıyıcı – Gürültü Oranı (dB). Taşıyıcı – gürültü oranı, alınan taşıyıcı gücünün alınan ses gücüne göre ölçüsüdür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. tachisme

lekecilik

Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تاسعا] dokuzuncusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tatbik ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تطبيقا] uygulayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Parlak güvez rengi. 2. Bu renkte iyi demlenmiş çay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation block / stone. foundation block. foundation stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uydurarak, tatbik ederek: Kanuna tevfikan hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توفيقا]-e göre, uyarak, bakılarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kanı kaynayan, heyecanlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıkanmış, yolu kapanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopped up. chokeed. congested. choked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congested. stopped. obstructed. clogged. stuffed. blocked. tamped. shut. jammed. suffocated. stuck. restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapalılık. 2. Nefes tutulması, göğsün darlaşmasıyle nefes almamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. stoppage. blockage. deadlock. bottleneck. hold-up. jam. tie-up. congestion. stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. blockage. congestion. jam. stoppage. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. congestion. stoppage. cloggage. obstruction. blocking. jam. stagnation. suffocation. jamming. snarl up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. being stopped. occlusion. stoppage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. clogging. obstruction. congestion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockage. obstruction. stoppage n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yol, su borusu vesaire kapanıp işlememek. Kapalı olmak, kapanıp işlememek: Boğazım tıkandı, boru çamurdan tıkanmış. 2. Nefes tutulmak, göğüs darlaşıp nefes alamaz olmak. 3. İştiha kapanıp yiyememek: Tatlıdan tıkandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be choked up. be stopped. come to a deadlock. be jammed. be stuffy. choke. choke up. clog. congest. deadlock. foul up. stifle. suffocate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choke. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be plugged. to be stopped. to be clogged. to be congested. to gasp for breath. suddenly to feel full. choke up. clog. congest. engorge. obstruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert soylu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haberdashery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kanlı, canlı, sağlıklı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen. Tunç kanından.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Koruyucu, muhafız.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Saltanat ve idarede yönetime etki eden prenses.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.-F.) [ ترکان] Türkler. 2.güzeller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Deli dolu, havai, toy.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ufka paralel olarak, amûden’in zıddı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uluç - kan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, yüce, soylu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu yüce kandan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derinlikçe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanınmış soydan gelen, soylu kan.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman zamanında okçulardan ok satın alan ünlü Kemankeşler soyundan 80 yaşındaki Ahmet Ağa’ya bir okçu çırağı, “baba sende kiriş gerecek kuvvet varmı ki ok alıyorsun ?” diye laf attı. Bu sözlere çok öfkelenen Ağa, at üstündeki ihtiyar çarşının kapısından sarkan zincirlere kolları ile sarılıp aynı anda bacaklarını altındaki atın karnına doladı. Kendini yukarı çektiğinde altındaki atı da havaya kaldırdı. Ağa’nın bu harekete etrafındakileri şaşkına çevirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok unutan, unutucu: Unutkan adamdır, unutkan tabiati vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetful. unmindful. amnesiac. oblivious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetful. scatterbrain. scatty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortgetful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Herhangi bir hastalığa bağlı olmayan unutkanlığın tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Günlük, çekirdeksiz kuru üzüm.

Hazırlanışı : Ayda 3 gün arka arkaya, 3 gram günlük ile birlikte 10 tane çekirdeksiz kuru üzüm yenir. Bu işlem her ay aynı şekilde tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgetfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kale hendeği. 2.Şehir, kent. 3.Yüksek ve korunaklı y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Zafer kazanmış, muzaff(Erkek İsmi) 2.Şerefli, onurlu soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erdemli soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicler. annalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislator. law giver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yanardağ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. volcan

jeol. yanardağ

Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano. volcano yanardağ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcano.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Erkek İsmi) - Yanardağ, burkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volcanic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belligerent. pugnaicious. combative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belligerency. pugnacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Asil, soylu kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Elektrik akımı geçirmeyen, Ar. mücerrid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dielectric. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulator izolatör. insulating. non-conducting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insulating. nonconductive. insulative. insulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunduğu şeye yapışan, Osm. lüzûcetli: Yapışkan çamur. 2. mec. Ayrılıp gitmeyen: Pek yapışkan adamdır. Yapışkanotu = Yaprakları değdiği yere yapışan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent. adhesive. agglutinate. clamant. clammy. clinging. clingy. cohesive. gluey. glutinous. greasy. gummy. like a limpet. mucilaginous. ropy. sticking. sticky. tenacious. viscid. viscous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. gluey. glutinous. gooey. slimy. sticky. tacky. viscid. clinging. pertinacious. importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesive. sticky. viscous. boring or importunate (person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adhesiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stickiness. adhesiveness. viscosity. importunateness. clingingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(duvarfesleğeni): Isırgangiller familyasından; ılıman bölgelerde yetişen, çok yıllık bir bitkidir. Genellikle duvarların üzerlerinde ve diplerinde bulunur. Yaprakları almaşık ve tam kenarlıdır. Çiçekleri küçük kümeler halindedir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kansızlığı giderir. Dizanteride faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Rahatlık verir. Şeker hastalığında faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yapışkan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada dokuz yüz değişik yarasa çeşidi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydaları dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde üç yüz böcek yiyebilir. Muz, avakado gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

İimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi il ebu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.

Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i ). Tahtakurusu, bit gibi başkalaşmaları tamamlanmayan böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sarılık denilen hastalık. 2. Ekinlerde görülen bir hastalık, san vurma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Canlıların yaşamlarını sürdürdüğü fiziksel yerleşim mekanıdır. Bunlar hayvanlar için sezona göre değişik fiziksel mekan olabilir. Örneğin kış uykusuna yatan bir ayı için kış sezonunda yaşam mekanı bir mağara, bir in olabilir. Yazın ise kırlar, dağlar, ormanlar, bu hayvanın yaşam mekanıdır. Bu terim hem habitat, hem biyotop anlamında da kullanılır. (habitat, biyotope/ lebensraum )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midsummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yarkan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, cesur soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıkanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathing. wash. washing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathe. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). 1. Su ile temizlemek, yunmak, Osm. gasl’olunmak: Benim çamaşırım yıkandı mı? Burası dün yıkandı. 2. Kendi kendini yıkamak: Yarın yıkanacağım. Hamamda, denizde yıkanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bath. bathe. to wash oneself. have a bath. to be washed. to have a bath. to bathe. to be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Hidratlı manyezi sikatlarından birleşmiş kütle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıkça davranış, yılışık olma hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yıl - kan.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Yüksek Hızlı kaset mekanizması, çok hızlı erişim ve hızlı ileri/geri sarma süreleri sağlamaktadır. Kaset konumu bir sayaç ile gösterilmektedir. Hareket mekanizmasının çift yataklı tahrik mili, geriye doğru çalmada bile kasetin hassas biçimde hareket ettirilmesini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ezkan). Çene, ağızın altındaki iki enek kemiğinin birleştiği yer, Fars. zenehdân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kanatları zara benzeyen böcekler takımı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زقن] çene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Zevk bakımından, zevkçe. 2.Zevk yoluyla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by