Kas ne demek? | Kas anlamı nedir? | Kas

Kas anlamı nedir?

Kas ne demek?

Kas anlamı nedir?

Kas | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kas

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Kasılarak vücudun hareketlerini sağlamaya yarayan organlardan her biri. Kas dokusu = Kasları meydana getiren tele benzer dokular. Delta kası = Omuz başında bulunan üçgen biçimindeki kas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Göğüs. Azm-ülkas = Göğüs tahtası, kemiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). «K» ile başlayan bazı Türkçe sıfatların başına girip kuvvetlendirme ifade eder: Kaskatı (kıskıvrak ve koskocaman gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (eski Türk dilinde karşı ve ön demektir). 1. İnsanın gözleri üzerinde yay şeklinde uzanan kısa kıllardan ibaret iki çizgi, Ar. hâcib, Fars, ebrû. Keman kaş = Güzel ve yay biçimlisi. Samur kaş = Pek enli ve dolgunu. Kalem kaş = İnce ve güzel biçimli kaş. Kaşı keman = Yay kaşlı. 2. Kaşa benzeyen kemerli ve o durumda uzanan şey. Eğerin ön, art kaşı; İki tarafındaki yüksekçe yerleri. Dağın kaşı = Yöresi, belen. Kaş atmak = İşaret etmek. Kaşbastı = Çatkı. Ağrısız başa kaş bastı = Lüzumsuz teklif. Kaş çatmak = Somurtmak. Kaş göz etmek = işaretle bir şey anlatmak veya bir şey yapılmasına mânî olmak istemek. Kaş yapayım derken göz çıkarmak = iş düzeltmek niyetiyle iş bozmak. Kaşla göz arasında = Bir anda. Gözün üstünde kaşın var dememek = Birine çok iyi muamele etmek, incitecek bir söz bile söylememek. Yüzükkaşı = Ar. fas, Fars. nigîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.) (Türkçe karşılığı: keş). Çok arzu ile hasret gösterir ve ekseriya ke (ki) edatiyle beraber kullanılır; ne olurdu, olsa idi: Kâşki (keşke) dünyaya gelmeseydim, kâşki (keşke) görmemiş olsaydim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscular. muscle. brawn. myo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawn. muscle. muscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscle. brawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyebrow. brow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brow. eyebrow. bezel. vignette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brow. eyebrow. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاش] keşke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aksâ). (bk.) Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çardağa sarılır bir cins beyaz gül.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan soydan gelen

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenli ve dikensiz, çiçekli ve çiçeksiz çeşitleri olan bir cins ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locust. locust tree. acacia. myall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acacia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(salkım ağacı): Baklagillerden; bir çeşit süs ve gölge ağacıdır. Salkım çiçekli ve küçük yapraklıdır. Çiçekleri güzel kokar. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Astım ve Nefes darlığını giderir.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Yun.i.) (Kadın İsmi) - Küçük sıra yapraklı, gölgeli küçük cinsleri süs için yetiştirilen baklagillerden bir ağaç. Salkım ağacı da denir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.), «asitle, kasitli, bile bile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن قصد] kasıtlı olarak, bile bile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embedded. fixed in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbedded. inserted. sunk. built in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anus (şerç-makat); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı süzme bal ile 2 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bir pamukla kaşınan yere sürülür. 4 saat sonra, ılık sabunlu su ile yıkanır. Şikayetler geçinceye kadar aynı işleme devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kumaş üzerine başka bir kumaş parçası dikerek yapılan süs, tatbik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. appliqué.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in back of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. after. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without influential friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka biri, başka bir şey: Bunu beğenmedi, başkasını istedi. Başkası olsa böyle yapmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other. someone else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. someone else. alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. breweries. brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowning brows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). On sterlik hacim birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İttihat ve Terakki’nin son sadrazamı Talat bey, trenle Ankara’ya giderken Tuzla’yı geçtikten bir müddet sonra suikaste uğramıştı. Kıyı boyu giden trene birden bire Tuzla açıklarında suyun üstüne çıkan bir denzialtından ateş açılmış, Talat Bey’e bir şey olmamasına rağmen trenin yola devam edecek hali kalmamıştı. Denizaltının ve suikastın kimler tarafından yapıldığı tüm araştırmalara rağmen bulunamamıştı.

Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Depositary Receipt)

Yerel bir saklama kuruluşunda depo edilen yabancı menkul kıymetleri temsilen çıkarılan ve bu menkul kıymetlerin verdiği hakları aynen sağlayan, bunlara özdeş, hamiline yazılı, nominal değeri temsil ettiği yabancı menkul kıymetin para birimi cinsinden ifade edilen sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state bank. government / state / national bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bıyığı yeni terleyen genç adam. 2. Kalın ve gür kaşlı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, adaptör kullanılmasına gerek olmadan DV ya da MiniDV kasetler kullanabilirler. Kasetin boyutu otomatik olarak belirlenir ve makara tablası konumu buna göre ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kisrâ). Kisrâlar, şahlar, (bk.) Kisrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. éradication

yok etme

Ortadan kaldırmak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseplay. rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pommel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fabrication

sıra işi

Değeri fazla olmayan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine made. manufacturing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabrikation. fabrikat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Sinir hastalıkları veya sigara içmekten kaynaklanan göz kaşıntılarında, aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Boru çiçeği.

Hazırlanışı : 1 avuç boru çiçeği ateşe atılır. Çıkan duman ile tütsü yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. aksiden masdar). Bir yere çarpıp geri dönme. Şekillerin cama, suya veya diğer parlak bir şeye vurup orada görünmesi veya sesin bir dağa çarpıp oradan dönerek geri gelmesi, yankılanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nüks» den masdar). Baş aşağı dönme veya düşme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهعکاس] yanıyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) erkek eşek; ahmak adam, eşek herif. Iaughing jackass Avustralya'ya özgü bir cins balıkçıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the caucasus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caucasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caucasian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. qualification

niteliklilik

Nitelikli olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiac muscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşları kara ve gür olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yapı iskeleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the concrete skeleton of a building. framework.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kasılarak vücudun hareketlerini sağlamaya yarayan organlardan her birine ve bunların tersi olan dokularına, kas (adale) denir. Herhangi bir kaza sonucu, kas yırtılacak olursa; aşağıdaki reçeteler uygulanır ve doktora başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Kepek, sirke, sargı bezi, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kepek üzerine azar azar su ve sirke dökülüp, hamur yapılır. Sonra, orta ateşte ısıtılır. Soğumadan sargı bezine konup, kasın üzerine sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kâse ile bir münasebeti olsa gerektir) Çanak, yemek kabı. Kas’a-lis = Kâse yalayıcı yani dalkavuk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: cassa). 1. Sandık, hazine, bir dairenin para konan yeri ve idaresi: Banka, tüccar kasası. 2. Para, değerli kâğıtlar vesaire saklamaya mahsus, yangından ve tehlikeden koruyan demir dolap: Kasasından para çalınmış. 3. Büyük mağazalarda satılan şeyin parasının ödendiği masa: Parasını kasaya vereceksiniz. 4. Bazı oyunlarda parayı tutan veya kumarı idare eden şahıs: Kasa kimdedir? Kasaya borçludur. 5. (denizcilik) Bir halatın ucunda kazığa geçecek surette yapılan ilik. Kasa etmek = Randa yelkeninin uskutasını açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. coffer. strongbox. cashbox. register. cashier's desk. cashier's office. chest. case. crate. desk. peter. till. vaulting horse. cash desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. box. case. checkout. coffer. crate. safe. strongbox. till. safe-deposit box. chest. cab. bodywork. door frame. window frame. desk. horse. grommet. grummet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault cash. safe. strong box. cash register. till. safe-deposit box. body. case. door frame. window frame. horse. cash in hand. cash box. cash desk. coffer. collecting bank. pay desk. framing. jack. cash office. pay office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash book. cashbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash voucher. cash slip. sales slip. cashier's receipt. cash record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصب] şeker kamışı. 2.nefes borusu. 3.ince keten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasabât). Kamış, saz, Fars. nây, ney (anatomi) Kasaba-i ree = Akciğer boruları, (tıp) lltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında hâsıl olan kızarma ve öksürük, Fransızca: bronchite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Küçük şehir, çarşısı, belediyesi olan büyük köy, ahalisi beş on bin kadar olan yer: Çorlu, Tire, İnegöl kasabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. small town. borough. burg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. town. small town. borough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small town. large village. burg. inland town. place. county town. country town. municipal town. township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصبه] kasaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaba ahalisinden olan adam: Kasabalılar köylülerin işini göremezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kasaba). Nefes boruları, bronşlar. Iltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında meydana gelen kızarma ve öksürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasada vazifeli şahıs, kasayı yöneten adam, kasa memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanları kaşıyıp tozlarını gidermeye mahsus saçtan dişli Alet: At kaşağısı, al kaşağıyı gir ahıra. 2. insanın sırtını kendi kendine kaşıması için ağaçtan yapılmış, uzun saplı ve bir ucunda levhası olan dişli bir Alet. Kavga kaşağısı = Kavga bahanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back-scratcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back scratcher. card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvana kaşağı sürmek, kaşağı ile temizlemek, tımar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fıkh). Katili bulunmayan bir maktûlun bulunduğu yer halkından elli kişinin mahkemede yemin etmesi, bir cemaatin yemini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At, katır veya ona benzer hayvanların işemesi. Kaşan yeri = Menzil hayvaQİarının yol üzerinde biraz dinlendirildikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı durdurup işetmek. Orada hayvanlarımızı kaşandıracak kadar birkaç’dakika durduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yuva, Fars. Aşyân. 2. Ev, mesken, mec. muhteşem mesken, saray, sarayımsı ikâmetgâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کاشانه] yuva. 2.mâlikâne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvan). Durup işemek: Bu at bugün hiç kaşanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenecek koyun, sığır vesaire etlerini kesip satan adam. Kasap dükkânı = Et satılan dükkân. Kasap merhemi = Bir çeşit ilâç. Fransızca: basilicon. mec. Kasap süngeriyle silinmiş (yüz) Hayâsız, utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük kasap dükkânı, kasabın et sattığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kasap işi: Kasaplıkla hayli para kazandı. 2. Koyun vesaire kesip yüzene verilen ücret, kasaplık hakkı. 3. Kasaba uygun: Kasaplık koyun. 4. mec. Kan dökücülük, Osm. hunharlık, hûnrîzlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery. butcher's trade or business. butchering. fit for slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaseri. old stager. stager. experienced person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of yellow cheese made of sheep's milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pale yellow cheese made of sheep's milk. tricky. deceitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlıca Edirne taraflarında yapılan bir çeşit peynir, üç dört parmak kalınlığında, tekerlek biçiminde yapılır: Kaşar peynir, kaşar peyniri. 2. mec. Arsız, yüzsüz, vurdumduymaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin baş ve kıç tarafındaki kısa güverte, asıl güvertenin üstündeki küçük güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hoşa gitmeyen bir işe alışarak artık ondan tesir duymaz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to doing wicked things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşarlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kıssa). 1. Kıssalar, fıkralar, hikâyeler, rivâyetler. Ahseniil Kasas = Kıssaların en güzeli, yani Hz. Yûsuf kıssası. Sûre-i Kasas = Kur’an’ın 28. sûresi. 2. Bir yazı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erlerin belde taşıdıkları, yalın olarak süngü yerine tüfeğin namlusu ucuna taktıkları düz ve kısa kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sword bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sertlik, katılık, Ar. salâbet. 2. Merhametsizlik, duygusuzluk: Kalb kasaveti. 3. Keder, gam, dert, tasa, gaile: Çocukları için kasâvettedir. Oğlunun kasâvetini çekiyor. Siz kasâvet etmeyin, kasavet çekmeyin (dilimizde en çok Arapça’da pek kullanılmayan bu üçüncü mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قساوت] katılık, sertlik. 2.keder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasalanmak, keder etmek, gailesini çekmek: Siz onun için hiç kasâvetlenmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasalı, kederli, gamlı, gaileli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAST, KASİT) (i. A.). 1. Kurma, niyet, tertip, tasavvur: Birtakım kitaplar almak kasdiyle sahaflara gittim. 2. İsteyerek bir işe teşebbüs etme, rasgele olmayıp isteyerek yapılan işin hal ve sureti: Bu cinayette kasit yoktur. 3. Kötü niyet, biri aleyhinde olan teşebbüs, garaz: Onun bana kasdi vardır. 4. Öldürme, yaralama veya zarar vermeye teşebbüs: Canıma kastetti. An kasdin = (halk dilinde yanlış olarak: en kast) İsteyerek, evvelden düşünüp karar vererek: O işi an kasdin işlediği anlaşıldı. Bilâ-kasdin; bigayri kasdin = Kasd olmaksızın, isteyerek değil, kaza ile, tesadüfen: Bilâ kasdin, bigayri kasdin yaraladığı iddia olunuyor. Kasdetmek = 1. Kötülük etmek. 2. Hedef olarak almak: Ben kimseyi kasdetmedim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصد] kasıt. 2.dövme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصدا] kasıtlı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Niyet ve meram ederek, isteyerek, Osm. bililtizâm: Kasden yaptığı anlaşıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kasdiyye). Niyet ederek yapılan, isteyerek olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. musiki). Türk musikisinde vaktiyle kullanılmış bir saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). t. Çini veya billûrdan tas ve çanak: Çorba, hoşaf kâsesi. 2. Kaşık ve ona benzer şeylerin çukuru: Kaşık kâsesi. 3. Baş kemiklerinin beyni çeviren yukarısı: Kafa kâsesi, Osm. kâse-i ser. 4. Arap harflerinde sîn ve sâd gibi harflerin çukuru: Sİnin, sâdın kâsesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. cup. doily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. seal. signature. cachet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cachet. capsule. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common seal. cachet. water capsule. distinctive stamp. paper seal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کاسه] çanak, kâse.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاسهء سر] kafatası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çanak yalayıcı, dalkavuk, tufeylî, haysiyetsiz, müdâhin, rezil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L Y. tıp), ileri derecede zayıflık, erimişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to laminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاسه ليس] çanak yalayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yemin, and: Kasem etmek. Yemin etmek. Cenâb-ı Hakk’ın ismine kasem ederim. Maa-l-kasem = Yeminle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسم] yemin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yemin etmek. 2.Bölmek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İyilik, iyi hal, iyi iş, hayırlı iş. 2.Dünya ve ahiret saadeti. 3.Eski altın paralardan birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape. cassette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cassette. tape. cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cassette. cartridge. tie in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaset Belleği, DV biçiminde kullanılan isteğe bağlı bir özelliktir. DV/MiniDV kasete bir bellek yongası yerleştirilir ve kamera bilgisi, dizin verisi, kayıt tarihi/saati ve fotoğraf verileri gibi ek bilgileri hafızaya kaydeder.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cassette recorder. cartridge player. cassette player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. kosher.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kasvet» ten if.) (mü. kasiyye). Katı, sert: Kalb-i kast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İran’ın KAşân şehrinde yapılan bir çeşit sırlı ve renkli çini ki, sonradan başka yerlerde de yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاشی] çini, fayans.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kasd» dan if.). 1. Kast ve niyet eden, azimli. 2. Postacı, haber götüren adam, eski Türkçe: Yam, ulak, Tatar, Ar. sâİ, Fars. peyk. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çinici, çini yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb» den if.) (mü. kâsibe). Kazanan, hayatını kazanmak için çalışan, iş sahibi, çalışkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاسب] kazanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kesbeden, kazanan, kazanç sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kasib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kasîde). Beyt-ülkasid = Bir kasidenin en güzel beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kedâd» dan if.). Revaçsız, sürümsüz, geçmez, aranmaz, kesatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قاصد] ulak. 2.kasteden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasâid). On beş beyitten aşağı olmamak üzere bir kafiye üzerine ve ekseriya büyükleri övmek için söylenilen şiir ki, Araplar’dan Iran şiirine ve oradan klasik Türk şiirine geçmiştir: Kasîde söylemek. Farsça’da en iyi kasîde söyleyen Enverî ve bizde Nef’İ’dir. Kasîde-perdâz, kasîde-serâ, kasîde-gû = Kasîde söyleyen (şair) veya bu şiiri musiki ile okuyan (hânende).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eulogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium. eulogy. ode. panegyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصيده] kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyecilik, kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde okuyan, kasîde şeklinde yazılmış bir şiiri musiki ile okuyan ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeserâyân). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasîde yazmakla tanınmış şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قصيده سرا] kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten if.) (mü. kâşife). Keşfeden, meydana çıkaran, meçhul bir şeyi meydana çıkaran: Amerika kıt’asının kâşifi Kolomb’dur. Vaktiyle Mısır’da kusrâ kaymakamlarına da denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاشف] keşfeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keşfeden, bulan, meydana çıkaran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kaşif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins sarık bağlama, kendine mahsus tarzda bağlanmış sarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnın alt tarafı: Kasığım çatlayacak. Kasık bağı = Kasık çatlağını, yani fıtığı tutmaya mahsus esnek bağ. Kasık biti = Ete yapışan bir cins küçük kene. Kasık çatlağı = Fıtık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıvı veya tane hâlinde olan yiyeceği ağıza götürmeye, bir şey karıştırmaya mahsus oyulmuş Alet: Tahta, bağa, maden, gümüş kaşık. Çorba kaşığı = Adi sofra kaşığı. Hoşaf kaşığı = Ağıza sığmayıp hoşaf içmeye mahsus büyük cinsi. Tatlı kaşığı = Tatlı ve reçel yemeye mahsus küçükcesi. Çay, kahve kaşığı = Fincan tabağına konan küçüğü. 2. Bir kaşık dolusu, bir kaşığın aldığı miktar ve mec. Az miktar. Biraz: Bir kaşık çorba içtim, bir kaşık su. Kaşık atmak = Çok ve hırsla yemek. Ağzının kaşığı değildir = Onun bu işe gücü yetmez. Kaşıkotu = Bir cins bitki, cochlearia officinale. Bir kaşık suda boğmak = Fazlasıyle düşmanlık göstermek. Kaşık düşmanı = Kadın, zevce. Kaşıkla verip sapıyla göz çıkarmak = Ettiği iyiliğe karşı minnet koymak, başa kakmak veya o iyiliği unutturacak bir fenalık etmek, (musiki) Türk halk musikisinde tahta kaşık şeklinde vurma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inguinal. pubic. groin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crotch. crutch. groin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groin. crotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon. spoonful. couvert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspensory. truss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimşir, boynuz, kemik vesaireden kaşık oyan san’atçı: Kaşıkçılar çarşısı. Kaşıkçı avurdu = Çökük yanaklı. Kaşıkçı elması = Şimdi Topkapı Sarayı›nda bulunan ünlü bir elmas.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı’da bir çömleğin içinde bulundu. Adam Elmas’ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gagası kaşığa benzer bir cins ördek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, yaprakları kaşığı andıran bir bitki (cohlearia officinalis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fıtıkotu): Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cochleria): Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır. Kullanıldığı yerler: Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (galat. Halk dilinde: hasîl, hasıl). Hayvanlara yedirilmek üzere yeşil iken ve yeni başak bağladığı vakit sökülen arpa vesaire ekini: Hayvanlara kasti yedirmek, çayıra çıkarmaktan iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crick. spasm. swagger. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubris. spasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip daralmak, kısılmak: Esvap kasıldı. 2. Eksilmek, noksan kabûl etmek: Maaşı kasıldı. 3. Kurulmak,kibirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. strain. be stretched tight. tighten. attitudinize. set. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffen. to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to swank. to give oneself airs. to brag. to posture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to show off. to convulse. to constrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senenin on birinci ayı, kânun-ı evvel (aşağıya bk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kısmet» ten if.). Ayıran, bölen, taksim eden (i. A.). 1. (matematik) Aritmetikte dört işlemden bölmede bir sayının kaça bölündüğünü gösteren sayı ki, eskiden «maksûm-ı aleyh» de denirdi; diğerine maksûm ve çıkan neticeye «hâsıl-ı kısmet» denilirdi. 20 -f5 = 4 hesabında 20 maksûm, 5 kasım (maksûm-ı aleyh) ve 4 hâsıl-ı kısmettir. 2. Hızır günü ile beraber yılı iki eşit kısma ayıran gün ki, (rûmî 26 teşrin-i sânî (kasım) günü olup kışın başı sayılırdı: Kasımda dikilecek tohumlar. Kasımdan sonra yapılacak işler. Rûz-i kasım da derler. Sonbahar ve güz mânâsıyle dahi kullanılır. 3. Yılın 11. ayı. Son zamanlarda teşrin-i sânî (ikinci teşrin) ayına bu isim verilmiştir. Kasım çiçeği, kasımpatı = Sonbaharda açan güzel çiçek. Fransızca: Chrysanthfcme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nov. november.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

November.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Taksim eden, ayıran bölen. Kasım b. Muhammed (s.a.): Hz.Muhammed (s.a.s)’in oğlunun ismi. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2.Kinci, ezici, ufaltıcı. 3.Yılın 11.ayı. 4.Yılın kış bölümü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşımak işi. bk. Kaşımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle vücudun kaşınan yerini oğmak, tahrîş etmek: Baş kaşımak. 2. Kazımak, aşındırmak, oymak: Tahtanın yüzünü biraz kaşımalı. Baş kaşımaya vakit bulamamak = Pek meşgul olmak. Boyun kaşımak = Mahcup olmak. 3. mec. Tahrik etmek, durmadan hatırlatıp canlı tutmak, canlandırmak (iyi vak’alar hakkında kullanılmaz): O üzücü olayı o kadar kaşımayınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. to scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch an itchy place. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.). 1. Kasınmak işi. 2. Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaşımayı gerektirmek: Dokunduğu yeri kaşındırır bir ottur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb itch. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaşınmak ihtiyacını duyma: Yine kaşınması tuttu. 2. Kendi vücudunu kaşıma: Bu adamın da bu kadar kaşınması çok tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Darlaşmak, (giyecek) sonra darlaştırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaşınmak ihtiyacını duymak: Elim, başım kaşınıyor. 2. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle kendi vücudunun gidişen yerini oğmak: Uyuz olmuş gibi devamlı kaşınıyor. Kaşınmak için tırnaklarını uzatmış. 3. mec. Kavga veya diğer bir şeye bahane aramak, kendi aleyhinde olan bir şeye sebep vermek: Dayak yemek için kaşınıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become cramped. to contract spasmodically. to act high and mighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. scratch. itch for trouble. ask for trouble. ask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. to itch. to ask for trouble. to look for trouble. to make a rod for one's own back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itch. to scratch an itchy place. to be itching for a beating or scolding. to be asked for it. scratch. trail one's coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Giyeceğin daralması için sonradan vurulan dikiş: Bu yeleğin kasıntısı vardır. Kasıntısını sökmek. Kasıntı dikişi = Kaba dikiş. 2. Kibirli adam (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudun bir yerinde böcek gezinmesi yahut hafif yanma veya batma şeklinde duyulan his.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar.

- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar.

- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar.

- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu kaşıntılar.

- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar.

- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu kaşıntılar.

- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar.

- Mantarın neden olduğu kaşıntılar.

- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar.

- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar.

- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar.

Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir. İç hastalıklar dışındaki etkenlerin neden olduğu kaşıntıların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Erik, sirke.

Hazırlanışı : Sirkeye batırılan erikler kaşınan yerlere sürülür. Günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacking. swagger. swank. swanky. bumptious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting high ad mighty. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. itching. itchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. pruritus. irritation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kusûr»dan if.) (mü. kaasıra). 1. Kısa Kaasır-ül-yed = Eli kısa, iktidarsız. 2. Kusurlu, eksik: Fikr-i kaasırımca (tevazû sözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasr» dan smüş.) (mü. kasîre). Kısa, kısa boylu, boysuz. Kasir-ül kaame = Boyu kısa. (tıp) Kasîr-ül-basar = Uzaktan göremeyen. Fransızca: miyope. Kasîr-ür-re’s = Başı önden arkaya doğru kısa olan (insan ırkı). Fransızca: brachycephale. Kastr-ül-akl = Aklı kısa, aklı ermez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr» den). Kesreden, kıran. w

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer palace. pavilion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer palace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصر] köşk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصير] kısa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizce: Fikri kaasırânemce (pek de doğru tâbir olmayıp kaasır daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevrintili rüzgâr, girdibâd (gird-bâd).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurricane. whirlwind. tornado. cyclone. twister. storm. squall. typhoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclone. hurricane. tornado. whirlwind. windstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tornado. whirlwind. cyclona. cyclone. hurricane. squall. twister. vortex. wildwind. wind storm. windstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yolu, bir taraftan öbür tarafa kadar kesen su arkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Keşiş, rahip, piskopos, Hıristiyanlar’da ruhanî reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open drainage. road furrow. pothole. ditch cut across a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. deliberateness. malice aforethought. malice prepense. intent. meaning. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. thought. evil purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. aforethought. animo. animus. common design. designs. determination. intent. intention. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentional. deliberate. intended. purposely. aforethought. designed. felonious. meaning. prepense. studied. voluntary. wilful. willful. designedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. deliberate. intentional. wilful. purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. intentional. premeditated. prepense. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintentional. unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier. cash clerk. cash collector. counter clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. crash helmet. face-guard. hard hat. tin hat. skidlid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

helmet. crash helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casque. helmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. argo). Oyun, dolap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek katı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very hard. rigid. stock-still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i ). 1. Yavanca ve kalın tekerlek şeklinde peynir (İtalya’da bumbara doldurulan ve atın erkeklik organı demek mânâsına da gelen bir cins peynire derler). 2. Rulet denilen kumara mahsus fırıldağın bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Onü siperli şapka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beanie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cap with a visor. cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاشکی] keşke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) KAş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automobile insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automobile insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Boyun atkısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. neckerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ten üzerine giyilen hafif kadın fanilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's cotton or flannel underwaist. camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüzük taşını halkaya takmak, yüzüğe taş takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frown. lour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşı olan: Kara kaşlı, samur kaşlı. Dört kaşlı = Bıyıkları da kaş gibi görünecek surette yeni çıkmış delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brawny. muscular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekip daraltmak: Şu elbiseyi biraz kasmalı. 2. Eksiltmek, eksik getirmek: Maaşını kastılar, bk. Kısmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffen. to take in. to stretch tight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to contract. clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muzip, maskara, soytarı. bk. Kışmer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maskaralık, soytarılık. bk. Kışmerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Keşmir’e Avrupa’ca verilen kaşmir isminden). Keşmir şalı taklidi olan bir cins yün dokuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashmere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashmere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalbur ve def gibi şeylerin tahta çenberi. 2. Nakış işlemek için gergef yerine kumaş germeye mahsus tahtadan enli çenber: Kasnağa germek. 3. Bu çenberde, kolay bir tarzda işlenen nakış: Kasnak işlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rim. hoop. embroidery frame. pulley. stretcher. cylinder. taboret. tabouret. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. tambour. hoop. rim. embroidery frame. embroidery hoop. belt pulley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulley. wide hoop or rim. hoop or rim of a sieve or tambourine. embroidery hoop. grooved rim of a wheel. rotor. tambour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasnak yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit zamk.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(galbanum): Maydanozgillerden; çadıruşağıotu ile şeytanteresi ağacı gibi bitkilerden elde edilen bir çeşit zamktır. Kokusu kuvvetli tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ağrı kesicidir. Spazmları önler.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kısma, budama, kısaltma, kısa kesme: Kasr-ı eşcâr = Ağaç budama. 2. Kesme, kısaltma, sınırlama, azaltma: Yolu kasretmek. 3. Eksik, eksiklik: Gayretini kasretti. 4. Cümlenin lüzumundan fazla kısaltılması: Cümlenin bu derecede kasrı anlaşılmayı zorlaştırıyor. 5. (Aruzda) tef’ilenin son harfinin çıkarılması, meselâ fâilâtün’den fâilât kalması, (tıp) Kasîr-ül-basar = Uzaktan görememek göz hastalığı, Fars. kûtehbînî, Fr. myopie. (hukuk) Kasr-ı yed = Feragat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kusûr) (halk dilinde: kasır). Saray, küçük saray.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصر] kasır, köşk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kasap. bk. Kasap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصاب] kasap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koyun vesaire kesip yüzmek için kasaba verilen ücret, kasaplık hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısmet» ten imüb.). Mirası mirasıçılar arasında bölüştüren ve yetimlerin mirasını saklayan ve idare eden şer’İ memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde kassâm ve kassâm-ı askerî denilen ve vârislerin hisselerini bölüştürerek yetim olanların mirasını saklayıp idare etmekle görevli olan şer’İ memurun hal, sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâret» ten imüb.). 1. Leke çıkaran, lekeci. 2. Çırpıcı, yıkayıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصار] çamaşırcı, çırpıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Lekecilik. 2. Çırpıctlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eksiklik, noksan: Bİ kem ü kâst = Eksiksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caste. evil intent. premeditation. class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca, musiki). İspanyol raksında kullanılan vurma Aleti ki, geliştirilmiş bir çeşit çâr-pâre (çalpara) dır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castanets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castanet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawl. detent. ratchet (on a ratchet wheel or capstan. ratchet. trip. tripper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch on a ratchet wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasâret» ten galat). Pamuk ipliğinin ağartılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (pamuk ipliği vesaireyi) Ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağartılmış (pamuk ipliği vs.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eksilmiş, eksik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentionally. deliberately. on purpose. with malice aforethought. of malice aforethought. purposely. willfully. maliciously. studiedly. consciously. by design. knowingly. of malice prepense. with malice prepense. wilfully. wittingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberately. intentionally. knowingly. purposely. on purpose. by design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on purpose. designedly. intentionally. wilfully. deliberately. by design. advisedly. ex industria. expressly. with intent. malicious. purposely. second degree murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bin , box , cabinet , castes , chest , coffer , hutch , showcase , goal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. aim at. purpose. aim. mean. refer. allude. design. drive at. imply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mean. to mean. to have a design against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to mean. to have sth in mind. to direct one's words to. to intent to say. to have designs on or against. design. drive at. intend. purpose. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. premeditated. intentional. deliberate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. intentional. premeditated. of set purpose. active waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cacho): Kaşu akasyasının odunundan elde edilen bir maddedir. Kahverengi, kokusuz bir kütledir. Soğuk suda kısmen, sıcak suda ve alkolde tamamen çözünür. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Katılık, sertlik, salâbet. 2. Merhametsizlik, duygusuzluk: Kasvet-i kalb. 3. Sıkıntı, melâl, hüzün, gam, keder: Servi ağaçlarının sıklığı insana kasvet verir, öyle yerlerde adama kasvet basar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. gloom. gloominess. heaviness. cheerlessness. doldrums. dolefulness. dreariness. murk. somberness. sombreness. sullenness. heebie-jeebies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. gloom. desolation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depression. gloom. doldrums. dole. murk. overcast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسوت] katılık. 2.gönül darlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gönlü daralmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. kasvet = hüzün, Fars. efzâyîden = arttırmak). Hüzün ve melali arttıran, hazîn, iç sıkan, sıkıntılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kasvet = hüzün, Fars. engîhten = koparmak). Hüzün ve melâl veren, hazîn, iç sıkan, sıkıntılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hüzün ve melâl veren, hazîn, sıkıntılı: Orası kasvetli bir yerdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. dreary. cheerless. dismal. dark. sad. black. bleak. comfortless. doleful. drear. funereal. grave. howling. lugubrious. melancholy. mopish. muzzy. pitchy. sable. somber. sombre. sullen. tenebrous. waste. depressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismal. dreary. funereal. lugubrious. sombre. sullen. depressing. gloomy. desolate. cheerless. glum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloomy. depressing. bleak. cheerless. close. dismal. dreary. funereal. gaunt. leaden. lonely. murky. oppressive. saturnine. severe. solitary. sombre somber. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kavkas. bk. Kafkas.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Book-entry Settlement)

Üyelerin, takasa olan para borçları ile takastan olan para alacaklarının hesaben ödenmesi ile menkul kıymet borçları ile menkul kıymet alacaklarının hesaben teslimidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elite. socialite. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kınık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe deposit box. safe-deposit box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tilery. tile manufactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. codification

huk. düzenleme

Yayımlanan mevzuatın derlenip toplanması ve mevzuatta yapılan değişikliklerin ilgili ana mevzuata işlenmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. tıp). 1. Bir hastalığın başka bir hastalıkla karışması, başka bir hastalığa sebep olması. 2. Girifttik, işlerin birbirine karışması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. complication

tıp karmaşıklık

1. Hastalık sırasında ortaya çıkan ve hastalığın temel özellikleriyle ilişkili olmayan her türlü olumsuz sağlık olayı veya süreci. 2. İlaçların doğurabileceği yan etki.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. communication

tek. iletişim

Telefon, telgraf, televizyon, radyo vb. araçlardan yararlanarak yürütülen bilgi alışverişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication. communication iletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Taş vesaireyi kırma makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaker. crusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock crusher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (ibr.) Musevi şeriatına göre temiz sayılan (et), turfa olmayan (yemek), kaşer; (i.) şeriat hükümlerine göre kesilmiş hayvanın eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ful-i kıbtî denilen bir cins bitki ki, «kulkasiyye» familyasının örnek türüdür, Fr. colocasia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden bir bitki, Hint fıstığı (Lat. latropha).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. «mıkass» tan). 1. Kâğıt, bez ve saç gibi yumuşak şeyleri kesmeye mahsus, ortadan bağlı iki parçadan ibaret Alet; kâğıt makası, tırnak makası. 2. Makas şeklinde çatışmış eğaç vesaire: Çatı makası. 3. İkiye bölünen şey, çatal, çatallama: Kemer mokası; demiryolu makası. 4. Asma olmayan arabanın yayı: Arabanın makası kırıldı. 5. (denizcilik) Gemi direği gibi ağır şeyleri kaldırmaya mahsus hareketli İki büyük seren ki, istenilen yere dikilir. Makas bendi = Bir çeşit pehlivan hilesi. Çifte, çatal. Makas gülle = Bir zincirin iki ucunda bulunan çifte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. a pair of scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. spring. truss. clippers. clipper. shears. points. switches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scissors. truss. shears. switch. spring a pinch on one's cheek. roof truss. crosstie. turnout shears. cropper. trimmer. point. bent. roofing. trussing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Demiryollarında makasları açıp kapayan işçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça’dan). Terzi kalfası, büyük terzihanelerde elbiseyi biçen uste, makasçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاصد] maksatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaprazlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting with scissors. shear. shearing. scissors kick. diagonally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. scissors kick. blue pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Orta ve işaret parmakları arasına alıp sıkıştırmak. 2. Kesmek, makas vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makası olan. Makaslı böcek = Kınkanatlılardan makasları iri bir böcek (Lat. lucanius).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekseb). Meksebler, kazançlar, (bk.) Mekseb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maksad). Maksatlar, (bk.) Maksat.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Central Settlement)

Borsa’da gerçekleşen tüm işlemlerin takasının yine Borsa’da sonuçlandırılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Mika ile kuvarstan meydana gelmiş bir çeşit taş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقاش] cımbız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modification

biy. değişke

Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağsız modern ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mocassin. moccasin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. mükâşefât) (tasavvuf). Mutasavvıflara Tanrı’nın ilhâmıyle İlâhî sırların açılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (1. A. «kısm» dan). Paylaşma, bölüşme: Ganimeti mukaseme ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kist» dan imef.) (mü. mukassaata). Taksitli. Te’dîyfit-ı mukeşşafa = Taksitli ödemeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Taksitle, taksitli şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kısm» dan imef.) (mü. mukasseme). Ayrılmış, bölünmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasvet» ten lf.). Kasvet verici, kasvetli, sıkıcı, sıkıntılı, bunaltıcı, dar: Mukasssî bir manzara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm» dan if.) (mü. mukassime). Ayıran, bölen, taksim eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقصر] kusurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nakş» tan imef.) (mü. münakaşa). Nakışlı, süslü, resimli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm, kısmet» ten if.) (mü. münkasime). Ayrılmış, bölünmüş, teksim olunmuş: İkiye münkasim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesafet» ten if.) (mü. mütekâsife). Sıklaşmış, koyulaşmış, kesîf bir hâl almış: Mütekâsif cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kese!» den if.). Üşenen, tembellik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. «kesret» ten if.) (mü. mütekâsire). Kesretli, çok çoğalmış, (edebiyat, ArOz’da) Bahr-i mütekâsir = Arûz’ da bir vezin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقصه] açık eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقشه] tartışma. 2.irdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقش] nakışlı, işlemeli, desenli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقسم] bölünmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek, bölünmüş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «nakş» dan imüb.). Yağlı ve suluboya ile duvar, tavan vs. boyayıp nakışlar ve çiçekler yapan san’atkâr: Nakkaş işi. Nakkaş-ı Ezel = Tanrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muralist. frescoist. frescoer. miniaturist. carver. engraver. painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakkaş san’atı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Bir ekosistemin tamamında veya ekosistemin belirli kısımlarında besin maddelerinin artması, zenginleşmesi olayını niteleyen bir terimdir. Bir ekosistemde besin maddeleri verimini ve fotosentez ürünlerini arttırma hususunda etkili olan tüm süreçlerin toplu ifadesidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde artışa neden olacağı hesaplanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. pacification

etkisizleştirme

Etkisizleştirmek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the scenes. backstage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. provocation

kışkırtma

Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation kışkırtma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Bir nevroz çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «raks» tan) (mü. rakkase). 1. Rakseden, raks san’atkârı. 2. Çalar saatin makinesinin hareketini düzenlemek için yapılmış Alet ki, saat işledikçe iki yana gider, gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendulum sarkaç. pandül. male dancer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulum. pendular. harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رقاص] dansçı. 2.sarkaç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A ). Raks eden kadın oyuncu, dansöz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belly dancer. dancing girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رقاصه] dansöz, çengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has a clean criminal record. no criminal record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. certification

onaylama

Onaylamak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سوء قصد] suikast, cana kıyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SÜ-İ KASD) Önemli bir kimseyi öldürme veya öldürmeye teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assassination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assassination. plot. assassination plot. conspiracy. murder attempt. assassination attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assassination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. spin plots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assassin. conspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assassin. conspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kass» dan). Ödeşme, hesaplaşma, alacak verecek kalmama, sayışma: Takas olduk. Takas tokuş etmek = Alacağını vereceğine hesap etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interchange. exchange. swop. swap. clearing. barter. dicker. truck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. interchange. swap. clearing. exchange. clearing kliring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barter. clearing. exchange. exchange. settling with each other. clearance. compensation. clearing ratio. swap. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Settlement)

Borsa’da gerçekleştirilen işlemler sonucunda oluşan borç ve alacakların karşılıklı olarak tasfiye edilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kaşş» tan masdar) (tıp). Tükürme, balgam çıkarma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. «kasr» dan mas.). Kusur etme, bir iş görmeye gücü varken görmeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. taksit). Taksitler, (bk.) Taksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesâfet» ten). Kesafet peydâ etme, sıklaşma, koyulaşma, (y. k.) yoğunlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesel» den). Tenbellik etme, üşenme, kayıtsızlık, ihmâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i A. «kasem» den). 1. Karşılıklı yemin etme, yeminleşme. 2. Bölüşme, bölüşülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr» den). Tekâsür-i zıyl = Muhtelif noktalardan gelip bir noktaya akseden iki ışının birbirinin tesirini kırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesret» ten). 1. Çoğalma, Ar. taaddüd (tekessür gibi). 2. Çoklukla övünme; bende, senden çok var diye bir şey hakkında birine karşı iddia etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکاثف] yoğunlaşma. 2.koyulaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoğunlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکاسل] üşengeçlik, tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکاثر] çoğalma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) türlü yazı, işaret, resim, ses vesairen1 li, telsiz, optik, elektromanyetik vasi: yayınlanması ve alınması.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télécommunication

uz iletişim

Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik vb. elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunications. telecommunication uziletişim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telecommunication. telecomms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spittoon. cuspidor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Rusya'da hükümet tarafından yayınlanan emir veya ferman; herhangi bir emir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Okçu, savaşçı. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kontrast plakaları BRAVIA projektörlerimizde bulunur. Işığın içeri sızmasını önlemek ve dolayısıyla da daha derin siyahlar ve daha yüksek bir kontrast oranı sağlamak için, bu plakalar Gelişmiş İris İşlevi ile birlikte çalışır. Geleneksel panellerin flüoresan tüplerinden ışık sızabilir ve bu da siyahların koyu gri görünmesine neden olur.

Teknolojik Terim by