Kasa ne demek? | Kasa anlamı nedir? | Kasa

Kasa anlamı nedir?

Kasa ne demek?

Kasa anlamı nedir?

Kasa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kasa

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: cassa). 1. Sandık, hazine, bir dairenin para konan yeri ve idaresi: Banka, tüccar kasası. 2. Para, değerli kâğıtlar vesaire saklamaya mahsus, yangından ve tehlikeden koruyan demir dolap: Kasasından para çalınmış. 3. Büyük mağazalarda satılan şeyin parasının ödendiği masa: Parasını kasaya vereceksiniz. 4. Bazı oyunlarda parayı tutan veya kumarı idare eden şahıs: Kasa kimdedir? Kasaya borçludur. 5. (denizcilik) Bir halatın ucunda kazığa geçecek surette yapılan ilik. Kasa etmek = Randa yelkeninin uskutasını açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe. coffer. strongbox. cashbox. register. cashier's desk. cashier's office. chest. case. crate. desk. peter. till. vaulting horse. cash desk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. box. case. checkout. coffer. crate. safe. strongbox. till. safe-deposit box. chest. cab. bodywork. door frame. window frame. desk. horse. grommet. grummet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vault cash. safe. strong box. cash register. till. safe-deposit box. body. case. door frame. window frame. horse. cash in hand. cash box. cash desk. coffer. collecting bank. pay desk. framing. jack. cash office. pay office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash book. cashbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash voucher. cash slip. sales slip. cashier's receipt. cash record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قصب] şeker kamışı. 2.nefes borusu. 3.ince keten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasabât). Kamış, saz, Fars. nây, ney (anatomi) Kasaba-i ree = Akciğer boruları, (tıp) lltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında hâsıl olan kızarma ve öksürük, Fransızca: bronchite.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Küçük şehir, çarşısı, belediyesi olan büyük köy, ahalisi beş on bin kadar olan yer: Çorlu, Tire, İnegöl kasabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. small town. borough. burg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town. town. small town. borough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small town. large village. burg. inland town. place. county town. country town. municipal town. township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصبه] kasaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasaba ahalisinden olan adam: Kasabalılar köylülerin işini göremezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

township.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burgher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kasaba). Nefes boruları, bronşlar. Iltihâb-ı kasabât = Akciğer borularında meydana gelen kızarma ve öksürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasada vazifeli şahıs, kasayı yöneten adam, kasa memuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanları kaşıyıp tozlarını gidermeye mahsus saçtan dişli Alet: At kaşağısı, al kaşağıyı gir ahıra. 2. insanın sırtını kendi kendine kaşıması için ağaçtan yapılmış, uzun saplı ve bir ucunda levhası olan dişli bir Alet. Kavga kaşağısı = Kavga bahanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back-scratcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back scratcher. card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvana kaşağı sürmek, kaşağı ile temizlemek, tımar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fıkh). Katili bulunmayan bir maktûlun bulunduğu yer halkından elli kişinin mahkemede yemin etmesi, bir cemaatin yemini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). At, katır veya ona benzer hayvanların işemesi. Kaşan yeri = Menzil hayvaQİarının yol üzerinde biraz dinlendirildikleri yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı durdurup işetmek. Orada hayvanlarımızı kaşandıracak kadar birkaç’dakika durduk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yuva, Fars. Aşyân. 2. Ev, mesken, mec. muhteşem mesken, saray, sarayımsı ikâmetgâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کاشانه] yuva. 2.mâlikâne.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvan). Durup işemek: Bu at bugün hiç kaşanmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenecek koyun, sığır vesaire etlerini kesip satan adam. Kasap dükkânı = Et satılan dükkân. Kasap merhemi = Bir çeşit ilâç. Fransızca: basilicon. mec. Kasap süngeriyle silinmiş (yüz) Hayâsız, utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük kasap dükkânı, kasabın et sattığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kasap işi: Kasaplıkla hayli para kazandı. 2. Koyun vesaire kesip yüzene verilen ücret, kasaplık hakkı. 3. Kasaba uygun: Kasaplık koyun. 4. mec. Kan dökücülük, Osm. hunharlık, hûnrîzlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery. butcher's trade or business. butchering. fit for slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaseri. old stager. stager. experienced person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a kind of yellow cheese made of sheep's milk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a pale yellow cheese made of sheep's milk. tricky. deceitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başlıca Edirne taraflarında yapılan bir çeşit peynir, üç dört parmak kalınlığında, tekerlek biçiminde yapılır: Kaşar peynir, kaşar peyniri. 2. mec. Arsız, yüzsüz, vurdumduymaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin baş ve kıç tarafındaki kısa güverte, asıl güvertenin üstündeki küçük güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hoşa gitmeyen bir işe alışarak artık ondan tesir duymaz olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used to doing wicked things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşarlanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kıssa). 1. Kıssalar, fıkralar, hikâyeler, rivâyetler. Ahseniil Kasas = Kıssaların en güzeli, yani Hz. Yûsuf kıssası. Sûre-i Kasas = Kur’an’ın 28. sûresi. 2. Bir yazı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erlerin belde taşıdıkları, yalın olarak süngü yerine tüfeğin namlusu ucuna taktıkları düz ve kısa kılıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sword bayonet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sertlik, katılık, Ar. salâbet. 2. Merhametsizlik, duygusuzluk: Kalb kasaveti. 3. Keder, gam, dert, tasa, gaile: Çocukları için kasâvettedir. Oğlunun kasâvetini çekiyor. Siz kasâvet etmeyin, kasavet çekmeyin (dilimizde en çok Arapça’da pek kullanılmayan bu üçüncü mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قساوت] katılık, sertlik. 2.keder.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tasalanmak, keder etmek, gailesini çekmek: Siz onun için hiç kasâvetlenmeyin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tasalı, kederli, gamlı, gaileli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe deposit box. safe-deposit box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «noksân» dan masdar) (c. münâkasât) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelime). Alınacak veya yaptırılacak bir şeyin en az bedele razı olana ihâle olunmak üzere açık eksiltmeye konması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜNAKAŞA) (i. A. «nakş» tan masdar) (c. münâkaşât). Atışma, çekişme, mücadele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underbidding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. disputation. altercation. argumentation. bickering. hassle. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argument. dispute. wrangle. heated debate. encounter. altercation. argumentation. barney. broil. bust up. competitive tendering. confab or conflab. contest. controversy. disagreement. disputation. parley. rhubarb. rixation. set to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقصه] açık eksiltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مناقشه] tartışma. 2.irdeleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by