Kası Kotu ne demek? | Kası Kotu anlamı nedir? | Kası Kotu

Kası Kotu anlamı nedir?

Kası Kotu ne demek?

Kası Kotu anlamı nedir?

Kası Kotu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kasi kotu

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-door policy. policy of the open door. open door policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aksâ). (bk.) Aksâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlgisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned. indifferent. not related. irrelevant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevant. uninterested. indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrelevancy. indifference. lack of any connection. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Anus (şerç-makat); yani sindirim kanalının doğrubağırsak denilen son kısmındaki çıkış deliği veya çevresinde (oturak yerinde) görülen kaşıntıların nedeni çeşitlidir. Bunlar arasında; kılkurtları, sümüksü akıntı, basur, çatlak, ishal veya kabızlık, egzama (mayasıl), sinir bozukluğu veya yeteri kadar temizliğe dikkat edilmemesi sayılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı süzme bal ile 2 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bir pamukla kaşınan yere sürülür. 4 saat sonra, ılık sabunlu su ile yıkanır. Şikayetler geçinceye kadar aynı işleme devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sequel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in back of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after. after. behind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without influential friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Başka biri, başka bir şey: Bunu beğenmedi, başkasını istedi. Başkası olsa böyle yapmazdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. other. someone else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

another. someone else. alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brewery. breweries. brewing industry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole (UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında ‘derma’ diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında ‘melanin’ denilen daha koyu pigmentlerin miktarını artırırlar. Bu koyu pigmentler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yine de güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınlarından korunmak, şapka ve gözlük takmak tavsiye edilir. UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalmayacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde 3 kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayır. Güneşte cildimizin renginin değişmesini sağlayan güneş ışığının içindeki ültraviyole(UV) ışınlarıdır ki bunlar camdan geçemez. UV ışınları görünmeyen, yüksek enerjili, kısa dalga boylu ve görebildiğimiz renk dağılımında mor rengin ötesinde yer alan ışınlardır. Bunun için çok güneşli bir havada, güneş tam karşıdan gelirken araba kullandığımızda yüzümüz değil de açık olan pencereye yaslı kolumuz kızarır.

Bizim bronzlaşma ve çok sağlıklı görünüyoruz diye beğendiğimiz, derimizin güneş altında rengini değiştirmesi olayı aslında “derma” diye bilinen cildimizin ikinci tabakasındaki pigment hücrelerinin bir reaksiyonudur. Bu hücreler UV ışınlarına maruz kaldıklarında “melanin” denilen daha koyu pigmentlerin miktarını arttırırlar. Bu koyu pigmetler derimizin üst tabakalarına gelirler ve böylece derimizin rengi koyulaşır.

Melanin, UV ışınlarını emer, yani vücudun melanin üretimini artırması, vücudumuzu UV ışınlarının tehlikeli etkilerinden korumak içindir. Ama bir noktadan sonra bu da geçerli değildir. Güneşin altında ne kadar yanmış olursak olalım, derimizin rengi ne kadar koyulaşırsa koyulaşsın, yinede güneş ışığının içindeki UV ışınlarının yarısını derimiz içine almaya devam edebilir.

Aşırı UV ışınlarına maruz kalmak sonunda deri kanserine bile yol açabilir. Her yıl yarım milyon insanda bu hastalık görülmektedir. Özellikle gençler arasında giderek artmaktadır. Gerçi bu tür, genellikle başarı ile tedavi edilmektedir ama ciğere veya beyine yayılabilecek çok daha kötü türleri de vardır.

Çok güneşli havalarda UV ışınları gözlerimize de çok zararlıdır. Unutmayalım ki, vücudumuzdaki en ince deri göz kapaklarımızdadır. Güneşe çıkmak zorunda kalınacaksa koruma faktörü yüksek krem ve yağlar kullanılmalıdır.

UV ışınları cisimlerden de yansır. Bu nedenle gölgede kalmak da çare değildir. İnsan gölgede de yanabilir.

Güneş enerjisi tahmin edilenden çok daha güçlüdür. Yeryüzünde üç kilometrekarelik bir tarlanın bir gün boyunca güneşten aldığı enerji, Hiroşima üzerinde patlatılan atom bombasının salıverdiği enerjiye eşittir. Bombadan enerji bir anda boşaltıldığından, şok dalgaları oluşmuş ve ölümcül olmuştur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea spoon. teaspoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

table spoon. soup spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siyah susam): Düğünçiçeğigillerden; susam iriliğinde siyah tohumları olan bir çeşit bitkidir. Güzel kokuludur. Hamurişlerine çeşni vermek için kullanılır. Yurdumuzda 12 türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa; baş ağrısını keser. Nezle ve sara hastalığında tütsü yapılır. Suyu ile sivilcelere pansuman yapılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(çördekotu): Dallı, budaklı, yaprakları sivri ve ayva biçiminde bir çeşit bitkidir. Çiçekleri mavi renkte olup, dikenlidir. Çiçeklerinin tozu; sarı veya sarımsıdır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Hazımsızlık ve mide zafiyetini giderir. Kulunç ağrılarını keser. Zayıf çocukların gelişmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Eğreltiotugillerden bir bitki, duvar sedefi (dichapelatum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtluca): Eğreltiotugillerden; sıcak bölgelere yetişen bir bitkidir. Güzel kokulu, pembe çiçekleri vardır. Yapraklarının üstü parlak, altı donuk yeşil kadife rengindedir. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, vücuda kuvvet verir. Dizanteri ve ishali keser. Nefes almayı kolaylaştırır. Öksürüğü keser. Karaciğer ve mide hastalıklarının iyileşmesine yardım eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Depositary Receipt)

Yerel bir saklama kuruluşunda depo edilen yabancı menkul kıymetleri temsilen çıkarılan ve bu menkul kıymetlerin verdiği hakları aynen sağlayan, bunlara özdeş, hamiline yazılı, nominal değeri temsil ettiği yabancı menkul kıymetin para birimi cinsinden ifade edilen sermaye piyasası aracıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state bank. government / state / national bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kisrâ). Kisrâlar, şahlar, (bk.) Kisrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişisel tatil ve çevreye verilen önemin bileşimi. Doğa turizmi, çevre tatili de denmektedir. Ekoturizm tabiri, soyu tehlikede olan türler veya yağmur ormanı gibi bir çevresel özellik nedeniyle bir yere giden bireylere ortak bir dizi faaliyeti anlatmak için kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığırdili familyasından, türleri süs bitkisi olarak yetiştirilen yaprakları sert tüylü bir ot (echium vulgare).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseplay. rag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practical joke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evliyaotu denilen bir bitkinin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pommel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kadınların üreme organlarının dış kısmının kaşınması; döl yolundan gelen akıntıdan kaynaklanabilir. Ayrıca, böyle bir neden olmadığı halde kullanılan sabun ve iç çamaşırın cinsi de kaşıntıya neden olabilir. İç çamaşırı veya kullanılan sabundan kaynaklanan ferç kaşıntılarında; bunları kullanmamakla şikayet ortadan kalkar. Diğer kaşıntılarda aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı süzme bal ile 1 tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Günde üç kere ferç’in çevresine ve içine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Sinir hastalıkları veya sigara içmekten kaynaklanan göz kaşıntılarında, aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Boru çiçeği.

Hazırlanışı : 1 avuç boru çiçeği ateşe atılır. Çıkan duman ile tütsü yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiac muscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kasvet» ten if.) (mü. kasiyye). Katı, sert: Kalb-i kast.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İran’ın KAşân şehrinde yapılan bir çeşit sırlı ve renkli çini ki, sonradan başka yerlerde de yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کاشی] çini, fayans.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kasd» dan if.). 1. Kast ve niyet eden, azimli. 2. Postacı, haber götüren adam, eski Türkçe: Yam, ulak, Tatar, Ar. sâİ, Fars. peyk. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karanfilgillerden, küçük ve güzel çiçekler açan bir bitki (agrimonia eupatorium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çinici, çini yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kisb» den if.) (mü. kâsibe). Kazanan, hayatını kazanmak için çalışan, iş sahibi, çalışkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاسب] kazanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kesbeden, kazanan, kazanç sahibi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kasib).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kasîde). Beyt-ülkasid = Bir kasidenin en güzel beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kedâd» dan if.). Revaçsız, sürümsüz, geçmez, aranmaz, kesatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قاصد] ulak. 2.kasteden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kasâid). On beş beyitten aşağı olmamak üzere bir kafiye üzerine ve ekseriya büyükleri övmek için söylenilen şiir ki, Araplar’dan Iran şiirine ve oradan klasik Türk şiirine geçmiştir: Kasîde söylemek. Farsça’da en iyi kasîde söyleyen Enverî ve bizde Nef’İ’dir. Kasîde-perdâz, kasîde-serâ, kasîde-gû = Kasîde söyleyen (şair) veya bu şiiri musiki ile okuyan (hânende).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eulogy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encomium. eulogy. ode. panegyric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصيده] kaside.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde söyleyecilik, kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (edebiyat). Kasîde okuyan, kasîde şeklinde yazılmış bir şiiri musiki ile okuyan ses san’atkârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeperdâzân) (edebiyat). Kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-perdâz). Kasîde yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F). Kasîde yazıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (c. kasîdeserâyân). Kasîde söyleyen, kasîde yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. kasîde-serâ). Kaside söyleyenler, kaside yazanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasîde yazmakla tanınmış şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قصيده سرا] kaside şairi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten if.) (mü. kâşife). Keşfeden, meydana çıkaran, meçhul bir şeyi meydana çıkaran: Amerika kıt’asının kâşifi Kolomb’dur. Vaktiyle Mısır’da kusrâ kaymakamlarına da denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explorer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discoverer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاشف] keşfeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keşfeden, bulan, meydana çıkaran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kaşif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins sarık bağlama, kendine mahsus tarzda bağlanmış sarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnın alt tarafı: Kasığım çatlayacak. Kasık bağı = Kasık çatlağını, yani fıtığı tutmaya mahsus esnek bağ. Kasık biti = Ete yapışan bir cins küçük kene. Kasık çatlağı = Fıtık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıvı veya tane hâlinde olan yiyeceği ağıza götürmeye, bir şey karıştırmaya mahsus oyulmuş Alet: Tahta, bağa, maden, gümüş kaşık. Çorba kaşığı = Adi sofra kaşığı. Hoşaf kaşığı = Ağıza sığmayıp hoşaf içmeye mahsus büyük cinsi. Tatlı kaşığı = Tatlı ve reçel yemeye mahsus küçükcesi. Çay, kahve kaşığı = Fincan tabağına konan küçüğü. 2. Bir kaşık dolusu, bir kaşığın aldığı miktar ve mec. Az miktar. Biraz: Bir kaşık çorba içtim, bir kaşık su. Kaşık atmak = Çok ve hırsla yemek. Ağzının kaşığı değildir = Onun bu işe gücü yetmez. Kaşıkotu = Bir cins bitki, cochlearia officinale. Bir kaşık suda boğmak = Fazlasıyle düşmanlık göstermek. Kaşık düşmanı = Kadın, zevce. Kaşıkla verip sapıyla göz çıkarmak = Ettiği iyiliğe karşı minnet koymak, başa kakmak veya o iyiliği unutturacak bir fenalık etmek, (musiki) Türk halk musikisinde tahta kaşık şeklinde vurma Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inguinal. pubic. groin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crotch. crutch. groin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

groin. crotch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon. spoonful. couvert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspensory. truss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimşir, boynuz, kemik vesaireden kaşık oyan san’atçı: Kaşıkçılar çarşısı. Kaşıkçı avurdu = Çökük yanaklı. Kaşıkçı elması = Şimdi Topkapı Sarayı›nda bulunan ünlü bir elmas.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Osmanlı hazinesinin meşhur “Kaşıkçı Elması” IV. Mehmet zamanında fakir bir adam tarafından İstanbul Yenikapı’da bir çömleğin içinde bulundu. Adam Elmas’ı iki tahta kaşık karşılığı bir kaşıkçıya devretti. Kaşıkçı da Elması çok ucuz bir bedele kuyumcuya sattı. Hadise anlaşılınca Elmas, Sultan IV. Mehmet tarafından hazineye alındı.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gagası kaşığa benzer bir cins ördek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, yaprakları kaşığı andıran bir bitki (cohlearia officinalis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(fıtıkotu): Karanfilgiller familyasından; Avrupa’da, Asya’da ve yurdumuzda yetişen, toprak yüzeyinde yatık olarak gelişen bir veya çok yıllık bitkilerdir. Yaprakları küçüktür ve kümeler halindedir. Hekimlikte; toprağın üstünde kalan kısımları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Böbrek ve mesane hastalıklarını giderir. Fıtıkta faydalıdır. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Kasık şişmelerini indirir. Bademcik iltihap ve şişmelerini tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(cochleria): Turpgiller familyasından; Mart’tan Temmuz’a kadar beyaz çiçekler açan, güzel yeşil renkli bitkidir. Hardala benzer. Lezzeti acı, kokusu keskindir. Yaprakları etli, kenarları kaşık gibi içeri doğru kıvrıktır. Taze yapraklarında acı ve yakıcı bir esans vardır. Yaprakları ve kökü kullanılır. Taze iken kullanılır. Kullanıldığı yerler: Skorbütte ve sıracada faydalıdır. Diş eti iltihaplarını giderir. Diş etlerini kuvvetlendirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (galat. Halk dilinde: hasîl, hasıl). Hayvanlara yedirilmek üzere yeşil iken ve yeni başak bağladığı vakit sökülen arpa vesaire ekini: Hayvanlara kasti yedirmek, çayıra çıkarmaktan iyidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crick. spasm. swagger. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hubris. spasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekilip daralmak, kısılmak: Esvap kasıldı. 2. Eksilmek, noksan kabûl etmek: Maaşı kasıldı. 3. Kurulmak,kibirlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. strain. be stretched tight. tighten. attitudinize. set. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stiffen. to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to swank. to give oneself airs. to brag. to posture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to contract. to shorten. to get shorter. to swagger. to show off. to convulse. to constrict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Senenin on birinci ayı, kânun-ı evvel (aşağıya bk).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kısmet» ten if.). Ayıran, bölen, taksim eden (i. A.). 1. (matematik) Aritmetikte dört işlemden bölmede bir sayının kaça bölündüğünü gösteren sayı ki, eskiden «maksûm-ı aleyh» de denirdi; diğerine maksûm ve çıkan neticeye «hâsıl-ı kısmet» denilirdi. 20 -f5 = 4 hesabında 20 maksûm, 5 kasım (maksûm-ı aleyh) ve 4 hâsıl-ı kısmettir. 2. Hızır günü ile beraber yılı iki eşit kısma ayıran gün ki, (rûmî 26 teşrin-i sânî (kasım) günü olup kışın başı sayılırdı: Kasımda dikilecek tohumlar. Kasımdan sonra yapılacak işler. Rûz-i kasım da derler. Sonbahar ve güz mânâsıyle dahi kullanılır. 3. Yılın 11. ayı. Son zamanlarda teşrin-i sânî (ikinci teşrin) ayına bu isim verilmiştir. Kasım çiçeği, kasımpatı = Sonbaharda açan güzel çiçek. Fransızca: Chrysanthfcme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nov. november.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

November.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Taksim eden, ayıran bölen. Kasım b. Muhammed (s.a.): Hz.Muhammed (s.a.s)’in oğlunun ismi. Küçük yaşta vefat etmiştir. 2.Kinci, ezici, ufaltıcı. 3.Yılın 11.ayı. 4.Yılın kış bölümü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaşımak işi. bk. Kaşımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle vücudun kaşınan yerini oğmak, tahrîş etmek: Baş kaşımak. 2. Kazımak, aşındırmak, oymak: Tahtanın yüzünü biraz kaşımalı. Baş kaşımaya vakit bulamamak = Pek meşgul olmak. Boyun kaşımak = Mahcup olmak. 3. mec. Tahrik etmek, durmadan hatırlatıp canlı tutmak, canlandırmak (iyi vak’alar hakkında kullanılmaz): O üzücü olayı o kadar kaşımayınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch. to scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch an itchy place. scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, iri katmerli ve türlü renkte, çiçekleri olan bir süs bitkisi. Lat. chrysanthemum. . KâSINMA (i.). 1. Kasınmak işi. 2. Kasların kendiliğinden kasılıp kalması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum. chrysanthemum krizantem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrysanthemum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(krizantem): Bileşikgiller familyasından; sonbahar aylarında çiçek açan bir süs bitkisidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Bir türünden böcek öldürücü ilaç yapılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaşımayı gerektirmek: Dokunduğu yeri kaşındırır bir ottur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb itch. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaşınmak ihtiyacını duyma: Yine kaşınması tuttu. 2. Kendi vücudunu kaşıma: Bu adamın da bu kadar kaşınması çok tuhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Darlaşmak, (giyecek) sonra darlaştırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaşınmak ihtiyacını duymak: Elim, başım kaşınıyor. 2. Tırnakla veya diğer sert bir şeyle kendi vücudunun gidişen yerini oğmak: Uyuz olmuş gibi devamlı kaşınıyor. Kaşınmak için tırnaklarını uzatmış. 3. mec. Kavga veya diğer bir şeye bahane aramak, kendi aleyhinde olan bir şeye sebep vermek: Dayak yemek için kaşınıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become cramped. to contract spasmodically. to act high and mighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. scratch. itch for trouble. ask for trouble. ask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. to itch. to ask for trouble. to look for trouble. to make a rod for one's own back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itch. to scratch an itchy place. to be itching for a beating or scolding. to be asked for it. scratch. trail one's coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Giyeceğin daralması için sonradan vurulan dikiş: Bu yeleğin kasıntısı vardır. Kasıntısını sökmek. Kasıntı dikişi = Kaba dikiş. 2. Kibirli adam (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudun bir yerinde böcek gezinmesi yahut hafif yanma veya batma şeklinde duyulan his.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun herhangi bir yerinde hissedilen ve böcek dolaşıyormuş hissi, hafif yanma ve batma gibi rahatsızlıklarla ortaya çıkan kaşıntıya, tıp dilinde pruritus veya kaşeski denir. Kaşıntıyı doğuran nedenler çok çeşitlidir. Bunlar şöyle sıralanabilir:

- Sabun, çamaşır tozları ve bazı boyaların neden olduğu kaşıntılar.

- Yün veya naylon iyeceklerin neden olduğu kaşıntılar.

- Bazı kimyasal maddelerin neden olduğu kaşıntılar.

- İstiridye, yumurta, süt, çilek, soğan gibi bazı besinlerin neden olduğu kaşıntılar.

- Bazı ilaçların neden olduğu kaşıntılar.

- Şeker, karaciğer, böbrek hastalıkları veya löseminin neden olduğu kaşıntılar.

- Kurdeşen, egzama, su çiçeği, kızamık, kızıl, kızamıkçık veya deri iltihabının neden olduğu kaşıntılar.

- Mantarın neden olduğu kaşıntılar.

- Kıl kurdunun neden olduğu kaşıntılar.

- İshal veya kabızlığın neden olduğu kaşıntılar.

- Sinirlilik ve ruhi sıkıntıların neden olduğu kaşıntılar.

Tedavinin ilk şartı, kaşıntıyı doğuran sebebi bulmaktır. Bu arada mümkün olduğu kadar kaşımamaya gayret edilir. İç hastalıklar dışındaki etkenlerin neden olduğu kaşıntıların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Erik, sirke.

Hazırlanışı : Sirkeye batırılan erikler kaşınan yerlere sürülür. Günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tacking. swagger. swank. swanky. bumptious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting high ad mighty. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. itching. itchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itch. pruritus. irritation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kusûr»dan if.) (mü. kaasıra). 1. Kısa Kaasır-ül-yed = Eli kısa, iktidarsız. 2. Kusurlu, eksik: Fikr-i kaasırımca (tevazû sözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kasr» dan smüş.) (mü. kasîre). Kısa, kısa boylu, boysuz. Kasir-ül kaame = Boyu kısa. (tıp) Kasîr-ül-basar = Uzaktan göremeyen. Fransızca: miyope. Kasîr-ür-re’s = Başı önden arkaya doğru kısa olan (insan ırkı). Fransızca: brachycephale. Kastr-ül-akl = Aklı kısa, aklı ermez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesr» den). Kesreden, kıran. w

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer palace. pavilion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer palace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصر] köşk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصير] kısa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizce: Fikri kaasırânemce (pek de doğru tâbir olmayıp kaasır daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevrintili rüzgâr, girdibâd (gird-bâd).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurricane. whirlwind. tornado. cyclone. twister. storm. squall. typhoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclone. hurricane. tornado. whirlwind. windstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tornado. whirlwind. cyclona. cyclone. hurricane. squall. twister. vortex. wildwind. wind storm. windstorm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yolu, bir taraftan öbür tarafa kadar kesen su arkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Keşiş, rahip, piskopos, Hıristiyanlar’da ruhanî reis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open drainage. road furrow. pothole. ditch cut across a road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kasd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. deliberateness. malice aforethought. malice prepense. intent. meaning. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intention. purpose. thought. evil purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design. aforethought. animo. animus. common design. designs. determination. intent. intention. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intentional. deliberate. intended. purposely. aforethought. designed. felonious. meaning. prepense. studied. voluntary. wilful. willful. designedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscious. deliberate. intentional. wilful. purposeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. intentional. premeditated. prepense. witting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unintentional. unpremeditated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cashier. cash clerk. cash collector. counter clerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elite. socialite. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tilery. tile manufactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi olmayan, fena, Fars. bed: Kötü mal; kötü adam; kötü iş («fena» kelimesini yerli yersiz kullanıp «kötü» kelimesini unutmamalıdır). 2. Kötülükle, kötü surette: Kötü yazıyor; kötü söylüyor. 3. Kötülük, fenalık. İyi kötü = Ar. hayr-ü şer, Fars. nîk-ü bed; iyiyi kötüden fark etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. ill. evil. wicked. horrible. black. chintzy. dark. devilish. dread. dreadfull. feeble. fierce. grotty. harmful. haunted. hedge. hellish. horrid. indifferent. iniquitous. lousy. malign. miscreant. nasty. nefarious. obnoxious. off. offensive. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiss. bad. beastly. bitter. black. corrupt. deep. dissolute. dreadful. evil. evildoer. fatal. foul. hopeless. ill. iniquitous. miserable. nasty. nice. obnoxious. off. offensive. pernicious. poisonous. poor. reprobate. rotten. seamy. sinful. sinister. ugl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. evil. wicked. poor in quality. deleterious. disgusting. egregious. foul. graceless. grotty. hard. horrid. ill. iniquitous. lousy. maleficent. malign. malignant. manky. naughty. nefarious. pernicious. satanic. shady. squalid. unholy. unsavory. venomou

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malnutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad news. evil news. evil tidings. alarming news. bad tidings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolence. malicious. mala fide. bad faith. bad intention. bad will. ill- will. wicked will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jaundiced. malevolent. malignant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mala fide. malevolent. in bad faith. baleful. corrupt intent. malicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obloquy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbiting. obloquy. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry down. detraction. obloquy. put down. slur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin veya insanın aleyhinde konuşmak. 2. mec. Zayıflamak, hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. speak ill of. denigrate. dispraise. back bite. backbite. cry down. decry. defame. discredit. disparage. do down. revile. revile against smth. revile at smth. run down. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decry. malign. vilify. to speak ill of. to run down. to backbite. to decry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to speak ill of. to run down. cry down. decry. defame. denigrate. detract. discredit. disparage. vilify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İtham olunmak, adı kötüye çıkmak, zarara sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disparaged. to be run down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relapse. slump. growing worse. deterioration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. pejoration. setback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kötü olmak, fenalaşmak, bozulmak: O iş kötüleşti; hasta yeniden kötüleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get worse. worsen. deteriorate. go down. retrograde. retrogress. sink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deteriorate. relapse. to become bad. to worsen. to deteriorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bad. to deteriorate. to go downhill. regress. worsen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fenalaştırmak, fena hâle getirmek, bozmak: O işi kötüleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravate. bastardize. corrupt. deteriorate. exacerbate. to worsen. to exacerbate. to aggravate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to go wrong. to spoil. to make a mess of. to worsen. aggravate. bastardize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, Ar. sû, şer, zarar verme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harm. evil. malice. misdoing. badness. wickedness. blackness. darkness. devilry. disservice. enormity. iniquity. malfeasance. malignity. misdeed. perversity. spitefulness. vice. viciousness. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bane. disservice. evil. harm. ill. malice. misdeed. vice. wrongdoing. badness. bad action. wrong. wickedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition. malicious or evil action. wrong. badness. wickedness. cancer. devilry. harm. ill. ill- doing. iniquity. malfeasance. malice. malignancy. malignity. mischief. villainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harm. to do harm. to act maliciously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hâdiseleri umumiyetle menfî tarafından gören; her işin sonunu kötü gören, iyimser karşıtı, Fars. bedbin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimist. pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimistic. pessimist. downbeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pessimistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrywart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pessimism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misusage. adverse use. improper exploitation. misapplication. misemployment. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu, kibirli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kotuz).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقاصد] maksatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekseb). Meksebler, kazançlar, (bk.) Mekseb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uzun a ile) (i. A. c.) (m. maksad). Maksatlar, (bk.) Maksat.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(angelica): Maydanozgiller familyasından; dere kenarlarında, çayırlarda ve ormanlardaki ağaçsız alanlarda yetişen, boyu 3 m kadar, hoş kokulu, otsu bir bitkidir. İstanbul, Marmara Bölgesi, Doğu Karadeniz ve Beyşehir dolaylarında yetişir. Boyu 1- 1,5 m kadardır. 2 veya çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi silindiriktir. Boyuna çizgiler vardır. İçi boştur. Mavimtırak yeşil veya kırmızı renktedir. Çiçekleri beyazdır. Kökü ve rizomlarında uçucu bir yağ ve tanen ihtiva eder. Yaz ve sonbahar aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına iyi gelir. Sinirleri kuvvetlendirir. Spazmları giderir. Astım nöbetlerini giderir. Kuvvet ve iştah verir. Nekahat devresinin kısa sürmesini sağlar. Yapraklarından çıkan suya, bir parça pamuk bastırılıp, diş çürüğüne konursa, ağrıyı keser. Kandolaşımını düzenler. Terletir. Kurutulmuş melekotu, dövülüp başa sürülecek olursa, bitleri öldürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y.). Mika ile kuvarstan meydana gelmiş bir çeşit taş.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(amberçiçeği): İkiçenekliler sınıfından; 50-100 cm boyunda, sarımtırak renkli, güzel kokulu bir bitkidir. Yapraklarında şekerler, uçucu yağ, A ve B vitaminleri vardır. Çiçekli dalları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı tutukluğunu giderir. İştah açar. Safra ifrazatını artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısm, kısmet» ten if.) (mü. münkasime). Ayrılmış, bölünmüş, teksim olunmuş: İkiye münkasim oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kesafet» ten if.) (mü. mütekâsife). Sıklaşmış, koyulaşmış, kesîf bir hâl almış: Mütekâsif cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kese!» den if.). Üşenen, tembellik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. «kesret» ten if.) (mü. mütekâsire). Kesretli, çok çoğalmış, (edebiyat, ArOz’da) Bahr-i mütekâsir = Arûz’ da bir vezin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منقسم] bölünmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek, bölünmüş olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Şifalı Bitki

(tussilago farfara): Bileşikgiller familyasından; yurdumuzda gevşek topraklı ve nemli sırtlarda yetişen çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları dairemsi-köşeli, etlice ve alt yüzü sık tüylü, beyaz görünüştedir. Yapraklarında müsilaj, acı bir glikozit, tanen, inülin, şekerler ve fitosterol vardır. Çiçeklerinde de aynı maddeler ve bunlara ilave olarak da uçucu bir yağ vardır. Ev ilaçlarında yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Öksürüğü keser. Balgam söker. Diğer solunum yolu hastalıklarında da yumuşatıcı olarak faydası görülür.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

Zararlı morötesi radyasyonu süzen, ozon içeren üst atmosfer katmanı. CFC türünden kimyasal maddelerin atmosfere bırakılması sonucunda ozon tabakasının zayıfladığı, bunun ise cilt kanserinde artışa neden olacağı hesaplanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind the scenes. backstage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has a clean criminal record. no criminal record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cigarette case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sinirotu): Sinirotugiller familyasından; bir veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Birçok yabani türü vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Yaraları iyileştirir. Cerahatı boşaltır. Nasırların sökülmesinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dessert spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. taksit). Taksitler, (bk.) Taksit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spittoon. cuspidor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Zambakgillerden portakal renkli bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

data bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek kontrast plakaları BRAVIA projektörlerimizde bulunur. Işığın içeri sızmasını önlemek ve dolayısıyla da daha derin siyahlar ve daha yüksek bir kontrast oranı sağlamak için, bu plakalar Gelişmiş İris İşlevi ile birlikte çalışır. Geleneksel panellerin flüoresan tüplerinden ışık sızabilir ve bu da siyahların koyu gri görünmesine neden olur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Sıracaotu familyasından, çiçekleri yüksük biçiminde olan bitki (difitabi porpurea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(digitalis): Sıracagiller familyasından; Avrupa, Batı Asya ve Akdeniz bölgesinde yetişen, iki veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları rozet şeklindedir. Çiçekleri dik ve uzun olup salkım şeklindedir. 40 kadar türü vardır. Yurdumuzda 10 türü yetişir. İçeriğinde kardiyotonik (kalbi kuvvetlendirici) glikozitler taşır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması ve tavsiye edilen miktarın aşılmaması gerekir. Kullanıldığı yerler: Kalp ilaçlarında kullanılır. Nabız atışını azaltır. Kan dolaşımını yavaşlatır.

Şifalı Bitki by