Kay ne demek? | Kay anlamı nedir? | Kay

Kay anlamı nedir?

Kay ne demek?

Kay anlamı nedir?

Kay | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kay

Türkçe Sözlük

(i.). Yağmurlu hava, Ar. mezlaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kusma, gasyan, istifrağ. Kayetmek = Kusmak, gasyân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قی ء] kusma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, resimlerin geleneksel fotoğraf biçiminde oluşturulmasına izin vermektedir. Standart biçim 4:3’tür.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah’ın kulu. - Kayyum, Allah’ın isimlerindendi. (bkz.el-Kayyum).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer şakayıkına mukabil olarak küçük bir ağaçta hasıl olan şakayık çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heavy casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.)- Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak göründüğü evre. Ak ve ay kelimelerinden birleşik isim. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bu modda, her resim arasında belirli bir geckmeyle çekilmiş kısa resim dizileri kaydedilir. Kayıt, belirli bir bekleme süresinden sonra başlatılabilir (30 saniye, 1 dakika, 5 dakika, 10 dakika) ve kısa bir süre devam eder (0,2 saniye, 0,5 saniye, 1 saniye, 2 saniye). Kullanıcıların, büyüyen bitkiler ya da açan çiçekler gibi yavaş hareket eden nesnelerin dinamik kayıtlarını yapmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bakıyye). (bk.) Bakıyye. Bakıyyeler, artmış olanlar. (Maliye) Tahsil olunamayıp ertesi seneye kalan vergi ve varidat. (Askerlik) Kur’a bakayası = Kur’a isabet edip de silâh altına alınmaları geciktirilenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remnants. arrears. arrears of taxes. in arrears. remains.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Beslenme uzmanları olumsuz hiçbir yanı bulunmayan balık etini hararetle tavsiye ederler. Balıkta bol miktarda protein, vitamin ve mineral tuzlar vardır. Tuzlu suda yaşamasına rağmen balık etinde çok az tuz vardır. Hatta balıkların birçok türünü doktorlar tuzsuz yemek rejimlerinde önerirler.

Yağlı balıklarda bulunan lipitlerin insan sağlığı üzerine hiçbir zararları olmadığı gibi vücudu kalp ve damar hastalıklarına karşı da korurlar. Bol miktarda balık tüketilen ülkelerde yapılan sağlık ve yaşam suresi istatistikleri de bu görüşü destekler.

19. yüzyılda iki Alman kimya mühendisi, beynin zihinsel aktivitesini yürütebilmesi için gerekli kimyasal elementin ‘fosfor’ olduğunu ileri sürdüler. Hatta bu düşüncelerini ‘fosfor olmadan bir beyin sağlıklı çalışamaz’ diyerek çok iddialı bir biçimde sundular.

Bu arada bir başka bilimci de balık etinin fosfor bakımından çok zengin olduğunu ortaya çıkarınca, bu iki fikir birleşti ve balık etinin beyine dolayısıyla zeka gelişimine çok faydalı olduğu gibi genel bir inanış doğdu.

Aslında fosfor insan organizması için gerçekten gereklidir. Gereken miktar et, süt, tahıllar ve sebzelerin yanında balıklardan da sağlanır. Fosfor vücutta kemiklerde ve dişlerde kalsiyumla birleşmiş halde bulunur. Fosforun eksikliği çocuklarda kol ve bacak kemiklerinde biçim bozukluklarına, yetişkinlerde ise kemik yumuşamasına neden olur.

Eczacılıkta kullanılan fosfor ise beyaz fosfordur. Eskiden fosforlu bitki yağı ve fosforlu balık yağı şeklinde insanlara sinir kuvvetlendirici ilaç olarak verilirdi. Zamanla bu tip ilaçların zehirlenmelere yol açtıkları tespit edildi ve kullanımdan kaldırıldılar.

Günümüze kadar yapılan araştırmalarda fosforun, beynimize gerekli diğer kimyasal elemanların yanında fazladan bir faydasının olduğu ve beynin fonksiyonlarını arttırdığı saptanmamıştır.

Sonuç olarak, balıkta ciddi bir oranda fosfor yoktur, olsa bile fosforun fazlası insan zekasını arttırmaz sadece çok ciddi zehirlenmelere yol açar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk kaynak. Ana kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بقایا] geriye kalanlar; kalıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kayıtsız, alâkasız, aldırmaz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاقيد] kayıtsız şartsız, kesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاشکایت] şikayet etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackout of consciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bozer).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Kuzey Kutbu bölgesinde yedi yıldızdan meydana gelen, kabaca tava biçiminde bir takımyıldız. Dübbüekber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the great bear. the greater bear. dipper. big dipper. plough. the plough. plow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Evde cilalı parke üzerinde çorapla yürürken düşme olasılığınız, halıya oranla çok daha fazladır. Çünkü halı ile ayağımız arasında, cilalı parkeye nazaran daha çok sürtünme ve daha fazla temas vardır. Buzlu bir yüzeyin üzerinde ayağımızın kaymasını benzer bir sebebe dayandırabiliriz, ancak buz pateni yapanlar pütürlü buz yüzeyinde, düz bir buz yüzeyinden çok daha fazla bir hızla kayarlar.

Buz, sanıldığı gibi, düzgün bir yüzey olduğu için kaygan değildir. Olay, buz pateninin çok küçük yüzeyinin buza basınç yapması dolayısıyla o noktadaki buzun erimesi ve oluşan bu ince su tabakası üzerinde patenin hareket etmesidir.

İnsan ayağının boyunun ortalama 25 santimetre, eninin ise 10 santimetre olduğunu kabul edelim. Ortalama insan ağırlığı olan 75 kg., iki ayakla 500 santimetrekare yere bastığında, her santimetrekareye 0,15 kg. ağırlık biner. Topuklu ayakkabı giyen kadınlarda yere basılan alan o kadar küçülür ve basınç o kadar artar ki, kadınların topuklu ayakkabı izi sıcak asfaltta kalır, hatta bu basınç nerede ise filinki ile aynıdır.

Ucu neredeyse bıçak gibi olan patenlerin buza değen alanı o kadar küçüktür ki, erime ısısını l derece azaltmak için 130 kg/cm2 gereken buz yüzeyini derhal eritir.

Buz pütürlü olunca, paten sadece buzun pütürünün çıkıntılarına basar, böylece temas yüzeyi iyice küçülür ve basınç artar ve buz daha kolay eriyerek, paten buz ile arasında oluşan ince su tabakası üzerinde rahatça kayar.

Bu arada buzun bir başka şaşırtıcı özelliğine de değinmeden geçemeyeceğiz. Dişimiz ağrıdığında elimizin üzerine konulan buz bu diş ağrısının azalmasına yardımcı olur.

Vücudumuzun herhangi bir yerinde bir ağrı oluştuğunda, uyarıcı sinirler buradan orta beyine ağrı sinyalleri gönderirler.

Bu sayede beyin tarafından uyarılarak vücudun doğal ağrı kesicileri olan ‘endorfin’ ve ‘enkefolin’ salgılanır.

Bu salgıların kaynağa gidebilmesi için sinir sisteminin diğer bölümlerine, ağrı algılarının geçtiği diğer kapıları ‘kapat’ sinyali gönderilir. El üzerinden gelen ağrı sinyallerinden dolayı salgılanan doğal ağrı kesiciler sonucu yüz sinirlerinden gelen ağrı kapıları beyinde kapanmaktadır.

Diş ağrılarında vücudun başka bir yerinde değil de el üstüne buz konulmasının nedeni bu olup, bu noktaya akapuntur uygulanmasıyla da benzer sonuca ulaşılmaktadır. Baş parmakla işaret parmağı arasındaki bu noktaya HO-KU noktası denilmektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Köy zengini, çiftlik sahibi. 2.Eşkıya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eklembacaklı böceklerin, her ekleminde bir veya iki çift ayağı olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(her iki «k» da kalın okunur) (i. A.). Dakîka’nın c. ince ve anlaşılması güç ve dikkate muhtaç olan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دقایق] incelikler. 2.dakikalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Renklerinin parlaklığı dolayısıyle şakayıka benzetilen bir polip çeşidi (actiniae).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri isim.*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arc welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy source / resource. source of energy / power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seçkin, beğenilen erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of income. source of income / revenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrical supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power supply. source of power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amnesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loss of memory. amnesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حقایق] gerçekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony Sabit Disk Sürücü kaydedicileri 15Mbps hızında kayıt yapmanıza imkan tanır. Böylece, 9Mbps hızında kayıt yapan DVD-Video biçiminden daha yüksek kaliteli resim kayıtları yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایات] hikayeler, öyküler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. hikâyât). 1. Nakletme, bir vak’a ve macerayı sırasıyla anlatma, söyleme: Başına gelenleri birer birer hikâye etti. 2. Gerçek veya uydurma ve ekseriya hisse kapmaya mahsus macera ve olaylar, Ar. kıssa, mesel: Hikâye kitabı. Güzel hikâyeler çocukların ahlâkını düzeltir. 3. Fransızca roman denilen uzun macera ki, çeşitleri vardır: Tarihî hikâye, aşk hikâyesi, detektif hikâyesi vs. Alâ-tarîk-ul-hikâye = Hikâye yoluyla, bir düşünce eklemeksizin, yalnız nakil ve rivayet suretiyle. Mebni-yül-alel-hikâye = Bir olay ve hikâyeye dayanan, ondan çıkan tâbir ki, ilgili hikâye bilinmedikçe anlaşılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. boloney. claptrap. story. tale. yarn. short story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. hikâye-nüvîsân) (Ar. hikâye, Fars. nüvişten = yazmak). Hikâye ve roman yazarı, Fr. romancier.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hikâyeler anlatmayı ve maceralar nakletmeyi seven adam, masalcı. Ar. râvî, nâkil. 2. Hikâye yazan edebiyatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) hikâye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکایت] öykü, hikaye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source of inspiration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Yeni ay, ayın ilk hali. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

IQ kayıt sistemi, Sony’nin ‘Akıllı’ ve ‘Kaliteli’ kayıt özelliklerini yansıtır. Bu özellikler arasında Yüksek Resim kalitesiyle Disk kaydı, Parça Listesi Arama, kullanımı kolay GUI ve çok formatlı kayıt bulunmaktadır ve hepsi birlikte maksimum rahatlık ve kullanım kolaylığı sağlamak üzere tasarlanmıştır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - (bkz.Işık). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğer kolanının tokaya geçecek kayışı, kancuğa bağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İri ve sert taş, Ar. sahr, sahra: Ak kaya, kara kaya. Kaya devirmek. 2. Taşlık ve sarp dağ, taşlık uçurum, yar: Kendini bir kayadan aşağıya attı. Kayabaşı = Türk halk şiiri ve musikisinde bir şekil ve çeşit. Kayabalığı = Siyahı ve sincabi renkli, deniz dibinde gezen, küçük bir çeşit lezzetli balık. Kayakoruğu = Bir nevi bitki. Kayakuşu = Bir cins kuş. Kayakekiğl = Kekik çeşidi. Kaya keleri = Bir cins kertenkele. Kaya lifi = Bir cins yosun. mec. Pek sert, katı: Kaya gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock cliff. rock precipice. palisade. rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük ve sert taş kütlesi. 2.Kayalık sarp dağ.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rockfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock pigeon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kaya gibi güçlü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglomerate. rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Canı kaya gibi güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük kaya. Kayacık ağacı = Top kundağı ve ona benzer şeyler yapılan sert bir çeşit kayın ağacı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kaya gibi güçlü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapraklı, yani tabakalara bölünmüş bir çeşit taş ki döşeme için ve yazı taşı yerine kullanılır, Fr. artoise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yaprak yaprak ayrılabildiği için evlerin damlarını örtmekte kullanılan yumuşak ve koyu mavimtırak bir taş, arduvaz. Bu taş üzerine yazı yazılan taş tahta yapmakta da kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kar üzerinde kayarak gitmek için ayaklara takılan, hususî olarak yapılmış uzun tahta kızak, ski. 2. Kayakla kayma sporu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ski.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A light canoe, made of skins stretched over a frame, and usually capable of carrying but one person, who sits amidships and uses a double-bladed paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is peculiar to the Eskimos and other Arctic tribes. a small canoe consisting of a light frame made watertight with animal skins; used by Eskimos travel in a small canoe; 'we kayaked down the river'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ski. skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a decked boat propelled with a two-bladed paddle from seated position Contrast with canoe, an open boat propelled with a single bladed paddle from a kneeling position. a one-person watercraft covered in skins with a small central opening for the user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow covered boat, pointed on both ends, propelled by the rider paddling with an oar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small boat propelled with a double blade paddle, from a seated position Most kayaks are decked Kayaks are derived from the frame and sealskin hunting boats of the Arctic LR above: Polo BAT, 2 53m long; white water play boat , about 3 5m long; touring ka

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of fully-decked canoe The paddler is seated and uses a double-bladed paddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, decked watercraft usually paddled by one or sometimes two paddlers The paddler sits in the boat and paddles the craft with a double bladed paddle Based on the traditional watercraft of the native peoples of the North American Arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, low-profile boat similar to a canoe, and increasingly used for wilderness travel. A canoe-shaped boat in which the frame is completely covered except for an opening in the middle for the paddler. a small canoe consisting of a light frame made wat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Eskimo balıkçı kayığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayak sporcusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır. Kullanıldığı yerler: Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Teşpamuğu, asbest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayası çok yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reef.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock. rocky. cliff. rocky place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocky. rock cliff. bottom foul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süratli, şiddetli, dağdan sürat ve şiddetle inen sel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Akarsu sel. 2.Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanın buz üzerinde yürümeye mahsus çengelli nalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calk. calkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kaysar). Kayserler, Roma imparatorları, imparatorlar. bk. Kayser.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tabiatta kaya şeklînde bulunan tuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

losing. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: GâİP ETMEK) (f.). Kaybetmek, görünmez hale getirmek. Yok etmek, ortadan yok olup ne olduğunu bilmemek, yitirmek, bk. Kayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lose. forfeit. chuck away. deceive. lose out. mislay. slip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forfeit. lose. spend. to lose. to lose yitirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose. to mislay. cast. lose out. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappearance. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. vanishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaybolmak, ortadan yok olup ne olduğu bilinmemek, bk. Kayıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be lost. disappear. go astray. lose one's bearings. clear away. die away. die down. go. lose. lose out. smear. wander. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melt. sag. to get lost. to lose ones' bearings. to disappear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get lost. to be lost. to disappear from sight. go. lose. set. vanish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappearance. loss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayıt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قيد] bağ. 2.zincir. 3.kayıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciable. noteworthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noteworthy. some. thundering. walloping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tape recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be recorded. to be entered. to be noted. to be enrolled. to be registered. to be taken notice of. to be scored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booking. registration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entering. recording. registering. enrolling. scoring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. record. enroll. enrol. enlist. write down. enter. book. calendar. check in. inscribe. list. set down. tape. have smth. taped. tape-record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. record. enroll. enrol. enlist. write down. enter. book. calendar. check in. inscribe. list. set down. tape. have smth. taped. tape-record. jot. note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol to record. to score. to inscribe. book. book down. enlist. to put on file. get down. matriculate. to make a nfr. note. note down. put down. read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth recorded / registered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Book-entry Settlement)

Üyelerin, takasa olan para borçları ile takastan olan para alacaklarının hesaben ödenmesi ile menkul kıymet borçları ile menkul kıymet alacaklarının hesaben teslimidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the condition of being alive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyun oynamaya yarayan yassı ve kayar taş: Kaydırak oynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide. flat round stone. hopscotch. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaymaya sevk olunmak, kayarak indirilmek: Yeni yapılan gemi, kızak üzerinde denize kaydırıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be slid / to be skidded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaydırmak işi. bk. Kaydırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding. travelling. tracking. dollying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaymaya sevketmek, kayarak indirmek: Yeni yapılan gemiyi kızağın üzerinde kaydırarak denize indirdiler. 2. Ayağının kaymasına sebep olmak: Sokağa atılan karpuz kabukları adamı kaydırır, mec. Ayağını kaydırmak = Mevkiinden, işinden etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dislocate. slide. slip. slip in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scroll. to slide. to skid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth skidded / slid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrolment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be enrolled. be enroled. be enlisted. be written. check in. enter. enter into. sign up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enrol. to enroll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be enrolled. to be entered. to be recorded. to be registered. to be enlisted. enrol l oneself. put oneself down. register oneself. sign up. to enter one's name for the term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayan, kaydıran, kayıcı, kayağan, kaypak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippery. slippy. greasy. lubricious. lubricous. slick. slithery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy. greasy. running. slippery. slick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippery. slick. greasy. sliding. slimy. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalkanıp yağda pişen yumurta, omlet, Fr. omelette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omeleette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. smoothness. greasiness. lubricity. sliminess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. slickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaydırılmş, bir tarafa meyletmiş, eğri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaygu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry. anxiety. care. fear. apprehension. discomposure. disquiet. disquietude. inquietude. perturbation. preoccupation. solicitude. fears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. care. concern. fear. misgiving. preoccupation. qualm. reassure. solicitude. trepidation. worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. worry. careworn. concern. concernment. dismay. fear. fret. inquietute. load. preoccupation. solicitude. sweat. unease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry sb. to cause sb concern. disquit. weigh on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collywobbles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fret. worry. to worry. to feel anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry. to be uneasy. to be concerned. mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaygulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. concerned. perturbed. worried. apprehensive. disconcerting. fearful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. concerned. fearful. fraught. solicitous. worried. anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. worried. uneasy. fraught. het up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elden kayan: Kaygın balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eğrilmek, eğilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaygusuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. careless. light hearted. unconcerned. jaunty. buoyant. freewheeling. insouciant. light-hearted. gaily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blithe. buoyant. carefree. jaunty. lax. unconcerned. happy-go-lucky. light-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. listless. untroubled. blithe. easy. easy in one's mind. happy- go-lucky fashion. incurious. indifferent. laid back. lax. lymphatic. secure. supine. thoughtless. unclouded. unruffled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygısız olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light heartedness. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gam, keder, gussa, tasa. 2. Gaile, endişe, düşünce: Çobana yağ kaygusu, keçiye can kaygusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzüntülü, endişeli, mahzun. 2. Hüzün ve elem veren, Fars. hüzn-engîz, Ar. fâcî, müellim.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Etkili, hüzünlü, dokunaklı. 2.Akdoğan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Gailesini çekmek, bk. Kayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyada bir şeye aldırmayan, endişe duymayan, lâkayd, lâübali: Kaygusuz adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yağmur, sağanak, bora. 2.Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. 3.Sağlam, güçlü, sert.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «kaymak» tan). Su üzerinde kayıp giden küçük tekne ki, çeşitleri ve muhtelif büyüklükte cinsleri olup kürekle veya sade yelkenle hareket eder: Piyâde kayık = Pek hafifi ki dar ve uzun olur: İki, üç çifte kayık, ateş kayığı. Odun kayığı — Odun taşıyan büyüceği. Pazar kayığı = Yedi çifte yük kayığı. Balık kayığı = Balıkçılara mahsus kabası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat. rowing-boat. glider. caique. bateau. kayak. small craft. wherry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caique. skiff. paddle-boat. beach operator. rowing boat rowboat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a long. shallow. oval dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayık kullanan, kürek çekerek kayığı yürüten. Kira ile çalıştığı bir kayığın sahibi veya maaşla bir dairenin kayığını kullanan adam: Kayıkçı esnafı. Kayıkçılar kethudâsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boatman. waterman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayık kullanmak işi: Kayıkçılık zor bir meslektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayığı çekip bağlamaya veya kızak üzerine almaya mahsus dalgadan muhafazalı yer: Bu yalının kayıkhanesi var mıdır? Bu iskelenin güzel bir kayıkhanesi var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boathouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boathouse. boat house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kayıngillerden kerestelik bir orman ağacı (fagus silcatice). Ak gürgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı veya kocanın erkek kardeşi. Ahmed’in kaynı = Karısının erkek kardeşi. Fatma’nın kaynı = Kocasının erkek kardeşi. Diğer isimlere katılarak karı koca arasında akrabalık gösterir: Kayınata, kayınpeder = Karı veya kocanın babası. Kaymana, kayınvalide — Karı veya kocanın anası. Kayınbirader = Kayın ile aynı şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in law. beech. in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliated through marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(akgürgen): Kayıngiller familyasından; kış aylarında yapraklarını döken güzel görünüşlü bir orman ağacıdır. Dalları salkım gibidir. Kabukları halka halkadır. Kabuk ve dallarının kuru distilasyonundan kayınağacı katranı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Müzmin bronşit, verem tedavisinde kullanılır. Diş ağrısını keser. Kabuklarının suda kaynatılmasıyla elde edilen suyla yüz lekeleri, çiller giderilir. Kıllar temizlenir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brother-in-law. maugh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerin kozalaklılar takımından büyük orman ağaçlarını içinde toplayan bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlilik akrabalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynata, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father in law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father- in-law. in laws.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaynana, kayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother- in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(GAİB) (a uzun) (i. A.). Kaybolan, görünmeyen hazır olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lost. missing. gone. loss. decrement. forfeit. sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casualty. disadvantage. forfeit. lacking. loss. lost. missing. stray. casualties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loss. losses. casualty. deprivation. disadvantage. lacking. lost. out of the way. out the window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerin sürdükleri kumdan ortaya çıkan kum adası, çay ağızlarında kum seti, Fr. barre (şimdi kullanılmıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakan, gailesini çeken, himaye eden, koruyan, sahip çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who gives preferential treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. backing. favor. favour. pull. shadow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı kaygurmak). 1. Bakmak, himaye etmek, sahip çıkmak, gailesini çekmek: Beni kimse kayırmıyor ki. 2. İyi idare etmek, ileri sürmek, döndürmek, dikkat etmek: Bu işi siz kayırmalısı-nız. 3. Kullanmak. Bir iş ve vazifeye tâyin etmek, Osm. istihdâm eylemek: Onun maksadı adam kayırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protect. back. show favour. favor. favour. enlist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favour. to support. to back. to help. to sponsor. to protect himmet etmek. to favour. to favor. to show favour. to treat preferentially iltimas etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sponsor. to protect. to care for. to give sb preferential treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kayırmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb get preferential treatments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Berberlerin usturalarını biledikleri kösele dilimi. 2. Umumiyetle, meşin kösele vesair tabaklanmış deriden dar ve uzun parça ki, bağlamak ve sıkmak gibi işlerde kullanılır: Kılıç kayışı, eğer kayışı, omuz kayışı = Palaska ve silâh için takılan kayış. Kayışbalığı — Destere balığının bir çeşidi. Kayışdili = (Argo) serseriler arasında konuşulan dil, kaba ve açık saçık dil. Kayışkıran = Sapankıran da denilen bir ot ki kökleri sert ve sağlamdır, Fr. arrfete-boeuf. Kayış gibi = Koparılmaz, uzar şey: Kayış gibi bir et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaymak işi ve tarzı: Bir kayış kaydım ki. bk. Kaymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sliding. slipping. slip. slide. belt. strap. band.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

band. belt. slip. strap. thong. strop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. leather strap. watch band. razor strap. sliding. skiing. glissade. slip. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çeşitli kayışlar yapan ve satan adam. 2. mec. Aldatıcı, dolandırıcı, hilekâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erik ile şeftali aras ıda bir meyve; zerdalinin daha büyüğü ve iyisi, mışmış. Şamkayısısı = Bu meyvenin en iyi cinsi. Kayısı tatlısı, hoşafı = Bu meyvenin kurusundan yapılan reçel ve hoşaf. Kayısı ağacı = Bu meyveyi veren ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Zerdali, prunus armeniaca): Gülgillerden 4-6 metre boyunda bir çeşit meyve ağacıdır. Meyvesi cevizden büyük, derisi ince, açık turuncu renkte, eti sulu, tatlı ve güzel kokulu, tek ve sert çekirdeklidir. Şekerpare, şam, tokaloğlu, imrahor, muhittinbey, hacıkız, hasanbey, darende gibi çeşitleri vardır. Kullanıldığı yerler: Sinir zafiyetini giderir. Uyku verir. Beyin yorgunluğunu geçirir. İştah açar ve hazmı kolaylaştırır. Nekahat devresini kısaltır. Raşitizmde faydalıdır. Kansızlığı tedavi eder. Kabızlığı giderir. Yüz ve boyunlara tazelik ve güzellik verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(j. botanik). Baklagillerden, çiçekleri kırmızı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(eşekotu): Baklagiller familyasından; boş arazilerde ve kurak yerlerde yetişen 30-60 cm yüksekliğinde çok yıllık dikenli bir bitkidir. Yaprakları kısa saplıdır. Çiçekleri pembedir. Meyveleri küçüktür. Köklerinde tanen, sakkaroz, zamk, uçucu ve sabit yağ, spinosin ve ononin vardır. Kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Terletir ve idrar söktürür. Vücuda rahatlık verir. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardım eder. Böbrek ve mesane iltihaplarını giderir. Boğaz ağrılarını geçirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(KAYD) (i. A.) (c. kuyûd). Bağlama, Ar. rabt, Fars. bend: Tavuğu ayağından, koçu boynuzundan kaydetmek. Bağlayacak şey, bağ, bend, râbıta: Ayağındaki kaydı kopardı, kuyûd-ı kaviyye ile mukayyed idi

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recording. registration. enrollment. enrolment. inscription. record. recording. entry. condition. restriction. checkin. registry. stipulation. transcription. minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. record. recording. register. registration. roll. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

posting. record. booking. chronicle. order clause. condition. enrol l ment. entering. entry. notation. protestation. recording. register. registration. registry. roll. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotter. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book of record. inscription book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kayıtbay el-Zahiri: Ünlü Mısır ve Suriye sultanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarta bağlamak, Osm. takyîd etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaydı yapılmış, kayda geçirilmiş olan. 2. Şarta bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recorded. on record. registered. stated. inscribed. booked. inscriptive. listed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered. recorded. enrolled. conditional. restricted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered. enrol ed. entered. recorded in a record book. noted down. bound by a restriction. bound. conditional. enrolled. inscribed. on record. solicitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

registered capital. authorized capital. capital. registered capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Authorized Capital)

Ortaklıkların, esas sözleşmelerinde hüküm bulunmak kaydıyla, Yönetim Kurulu Kararıyla, Türk Ticaret Kanunu’nun sermayenin artırılmasına dair hükümlerine tabi olmaksızın çıkartabilecekleri, azami hisse senedi miktarını gösteren, Ticaret Sicili’ne tescil edilmiş sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermez, bir şeyi umursamaz, ihmalci, ilgisiz: Pek kayıtsız bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impassive. indifferent. lukewarm. negligent. nonchalant. reckless. stolid. unconcerned. unreserved. apathetic. unregistered. unrecorded. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listless. carefree. indifferent. unregistered. unrecorded. unrestricted. without a provision. complacent. easy. impassive. incurious. jack easy. lax. lukeworm. neglectful. negligent. nonchalant. unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. for good or evil. unconditional. unconditioned. without reserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ehemmiyet vermeyiş, ihmal, ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcern. indifference. listlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafa doğru yaslanıp yatar gibi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean to one side. to lean back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Öğle uykusu, şekerleme, kestirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skid. slide. slip. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. landslide. slipping. misframe. ghost image. skiing. drift. glide. gliding. glissade. lapse. shift. slippage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğu yukarıya doğru göz, Çinli gözü biçiminde olan: Moğollar’ın gözleri kaymaçtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pişmiş sütün üstünde biriken yağlı kısmı: Bir lüle kaymak. 2. Her şeyin en iyi ve seçilmiş kısmı, Ar. zübde, hulâsa, güzîde. 3. Yağmurdan veya bir suyun taşmasından sonra toprağın üzerinde duran özlü ve gübreli ince çamur ki toprağın kuvvetini arttırır: Nil’in taşması bütün Mısır üzerine kalın bir kaymak tabakası bırakır. Kaymak gibi = Pek lezzetli, pek beyaz ve yumuşak. Kaymaktaşı = Pek beyaz mermer. Mermer kaymağı = Tebeşir hulâsası. Kaymakyağı = En iyi tereyağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parlak ve cilâlı bir şeyin üzerine sürtünerek gitmek veya düşmek: Sabuna basınca kaydı, bir kaya, dağın üzerinden kaya kaya aşağıya kadar indi. 2. Ayak, sâbit olmayan bir şeyin üzerine basıp istemeyerek ve süratle sürtünmek, sürçmek: Ayağım kaydı, az kala düşüyordum. Bu kaldırımda atın ayağı kayar. 3. Bir tarafa meyletmek, eğrilmek, çarpılmak. Göz kaymak = Şaşı olmak. Dil kaymak = Yanılmak, hata etmek. Kaydırmak, cilâlı bir şeyin üzerine sürçmek: Kızak kaymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. head. skimmings. slip. slide. glide. skate. ski. glissade. lapse. prolapse. slither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. glide. lay. slide. slip. slither. clotted cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. clotted cream. the essence. the best part. to slide. to slip. to skid. to ski. glide. glissade. slither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the elite. socialite. upper crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (A. kaim = duran, makam = yer). 1. Birinin yerine geçen, yerini tutan, vekil, nâib: Yerine bir kaymakam bırakıp gitti. 2. Bir kazâ (ilçe) idare eden mülkiye memuru: Kazâ kaymakamı, kaymakam tayin edildi. 3. Eskiden yarbay rütbesinin adı. bk. Yarbay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head official of a district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official charged with governing a provincial district. lieutenant colonel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vekâlet, vekillik: O işte filân kaymakamlık ediyor. 2. Bir kazânın idaresiyle görevli mülkiye memurunun memuriyeti, hal ve sıfatı: Kaymakamlığı kendisine az görüyor. 3. Yarbay rütbesi: Beş sene kaymakamlık etti. Kıdemli binbaşılardan olduğundan kaymakamlık bekliyor. 4. Bir mülkiye kaymakamının idare ettiği kasaba, ilçe, kazâ: Orası bir kaymakamlıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rank / duties of a kaimakam. administrative district within a province. building housing a kaimakam's office. district.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünde kaymak bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaymakla yapılmış, kaymağı olan: Kaymaklı, kadayıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy ice-cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Dağ eteği. 2.Güneydoğu’dan esen bir rüzgar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İki şeyin yapıştıkları yer, kenet yeri: Bunun kaynağı nerede? 2. Sırt etlerinin but etlerine yapıştığı yer: Kaynakları çıkık. 3. Bir şeyin çıkageldiği ilk yer, menşe. 4. Ar. me’haz: Başvurulan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerden kaynayıp çıkan su pınarı, ufak pınar, Ar. menbâ, ayn: Orada bir kaynak vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yırtıcı ve büyük kuşun keskin pençesi, bk. Kıynak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parent. source. spring. welding. roots. spring. fountain. seeds. grass roots. source. bottom. inquiries. basis. origin. welding. weld. authorship. beginning. birth. chapter and verse. context. font. fount. fund. genesis. headspring. paternity. princi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fountain. mother. origin. resource. root. seed. source. weld. well. spring. fountain memba. origin menşe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

source. resource. resource, source. fountainhead. weld. welded place. patch. patched place. welding. patching. basis. beginning. bottom. breeding-ground. cradle. derivation. fount. fountain. fountain head. growth. ham. origin. parent. pr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı y(Erkek İsmi) 2.Araştırma ve incelemede yararlanılan belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography. bibliography bibliyografya. bibliyografi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bibliography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynak yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welder's work. welding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be based on. originate. start. have it's source in. take it's source from. arise. derive. be derived from. root in. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. originate. to be welded. to arise from. to result from. to stem from. to originate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welded. welding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaynamak işi, kaynayış. bk. Kaynamak. 2. Kaynamış, kaynamakla pişmiş: Kaynama et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. boiling. ebullition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. surging up. bubbling up. knitting. boil. bubble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı bir şey ateşte fıkır fıkır etmek, Osm. galeyân eylemek, cûş ve hurûşa gelmek: Bu su kaynadı mı? 2. Kaynar suyun içinde pişmek: Bu et daha kaynamadı. 3. Şişip kabarmak, ekşimek, Osm. tahammur etmek: Şıra kaynamaya başladı, midesi kaynıyormuş. 4. Yerden şiddetle fışkırmak, Osm. feverân etmek: Yerden su kaynıyor. 5. Çok bulunup kaynayan su gibi hareket etmek: Bu dolapta karıncalar kaynıyor. 6. Birleşmek, yapışmak: Kırılan kol kemiği kaynadı. 7. Gizlice ve el altından düzenlenmek: Burada bir iş kaynıyor. 8. Rahat durmamak, Osm. cûş ve hurûşta olmak, deprenmek: Deniz kaynıyor, bu adam kaynayıp duruyor. 9. Suyun içinde batmak, denizin dibine inmek: O koca gemi beş dakikada kaynadı. 10. Mahvolmak: Bizim paralar kaynadı gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. broil. crawl. seethe. to boil. to ferment. to effervesve. to burn. to sour. to surge up. to seethe. to swarm with sb/sth. to teem with. to crawl with. to be alive with. to abound in/with sth. to knit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to ferment. to surge up. to seethe. to swarm. to teem. to knit. to become welded. to be wasted. gate crashing. bubble. stew. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı ve kocaya göre birbirlerinin annesi; kayınvâlide. Kaynana zırıltısı = Bir sap çevresine1? çevrilen, çevrildikçe takırtılı bir ses çıkaran oyuncak. Kaynanadili = Bir kaktüs çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mother-in-law. in laws. mother- in-law. old and bitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle-toy. clapper. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaktüs): Atlasçiçeğigiller familyasından; bir çeşit bitkidir. Nopal zamkı elde edilir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a mother-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. very hot. piping hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak maden suyu banyosu, üstü açık, sıcak maden suyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot spring. thermal spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynaşma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleşmek, ayrılmayacak surette uyuşmak, yekpare olmak: Kemikleri kaynaşıp mafsalı oynamaz olmuş. 2. mec. Sıkı sıkı münasebet kurup birleşmek: Onlar kaynaştılar. 3. Kıpırdaşmak: Kaynaşıp durmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. agitation. surge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusion. joining together. merging. becoming close friends. swarming. teeming. great excitement. uproar. combination. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unite. coalesce. blend. fuse. socialize. commingle. knit. knit up. merge. mill about. mix. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assimilate. integrate. knit. mix. teem. to fuse. to amalgamate. to unite. to coalesce. to swarm with. to teem with. to combine. to become friendly at once. to click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join with. to merge. to become close friends. to swarm. to teem. to combine. blend. click. commingle. mix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birleştirmek, yapıştırmak: Şu iki parça madeni kaynaştırmalı. 2. Birleştirmek: Bu akrabalık o iki aileyi kaynaştırdı. 3. Kaynaşmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fuse. to join. to merge. together. to cause people to become closer friends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karı ve kocaya göre birbirlerinin babası, kayınpeder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be boiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brew up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir sıvıyı ateşte haşlamak, fıkır fıkır ettirmek: Sütü iyice kaynatmalı. 2. Bir şeyi suda pişirmek, kaynar suda bulundurmak: Lekesi çıkar rılacak çamaşırı saman suyu içinde kaynatmak lâzımdır. 3. Yapıştırmak, yekpâre etmek, tek parça hâline getirmek: İki parça madeni birlikte kaynatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. to boil. to weld. to chat. to gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to weld. to waste a lesson. to gab about. to nick. to steal. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi diğeri vasıtasıyle suda haşlatmak, suda pişirmek: Kahveciye güzel bir kahve kaynattırmak, şu mendilin lekesini çıkarmak için saman suyunda kaynattırmalı. 2. Bir sıvıyı ateşte haşlattırmak: Sütün mikroplarını öldürmek için iyice kaynattırmak gerekir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. musiki) (c. kaynât, kıyân). Eski Arap musikisinde kadın ses sanatkârı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i.,( argo )boksta nakavt yapmak, oyundışı etmek; i., (argo) boksta nakavt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaygan, bir yerde durmayan, sıvışık. 2. Çalınmış, aşırılmış. Kaypak balık = Elde kayan yapışkan bir cins göl balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slippery. slick. greasy. unstable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mal aşıran, Ar. gaasıb, Fars. yağmâ-ger.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. unreliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaypımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kayıp sıvışmak, sıyrılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. grace. favour. benevolence lütuf. ihsan. atıfet. inayet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grace. benevolence. kindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyiliksever, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyiliksever, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kayraalp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprağı kayar ve oynak, hayırsız yer. 2. Buz üzerinde kayılacak yer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. 2.Kaygan toprak. 3.Bileği taşı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kayrılan, himaye edilen (kimse).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (Irmak) kum indirmek, kum setleri peydâ etmek: Kayralan ırmakların daima temizlenmesi lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman içinde genişçe boş yer, büyük alan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Orman içindeki ağaçsız kalan. 2.Kayan y(Erkek İsmi) 3.İnce çakıllı, kumlu toprak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bakılmak, sahip çıkılmak, himaye edilmek, gailesi çekilmek: O zavallı adam kimse tarafından kayrılmadı. 2. Bir hizmet ve göreve atanmak, kullanılmak, istihdam edilmek: Bu adam bir hizmetle kayrıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Leylâ ile Mecnûn hikâyesinin erkek kahramanı olan Mecnûn’un asıl adı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramanı olan Mecnun-i Amiri’nin asıl adı. 2.Umman Denizi’nde küçük bir ada.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. leoloji) (uyd. k.). Kayşamak işi. Ar. heyelan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. jeoloji) (büyük bir dağ parçası) Yerinden kopup kütleler halinde geniş bir yüzeye yayılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ne tarafa, ne cihette, nereye doğru?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâYSAR) (i. A.) (c. kayâsire) (L. Caesar). Eski Roma ve Bizans imparatoru: Kayser-i RÜm (meşhur Sezarin adından gelir; Çar kelimesi de bunun Slavca şeklidir). 1871’den sonra Batı Roma imparatorlarına halef olduğu kabûl edilen üç Almanya imparatoru da bu unvanla anılmıştır: Kayser Wilhelm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kaiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Roma ve Bizans (Alman) imparatorunun lakabı. -Daha çok unvan olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kayseri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kayseriyye). Kaysere ait (Kayseri şehrinin adı buradan gelir ve aslı Kaysariyye’dir). (tıp) Ameliyyât-ı kayseriyye = Sezaryen. Çocuğun sezaryenle alınması ki, meşhur Sezar bu şekilde dünyaya gelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpek veya pamuktan sicim. Kaytan bıyıklı = Uzunca ve ince bıyıklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton cord. silk cord. braid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cotton / silk cord. string. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşten kaçmak. 2. Geri çevirmek, iade etmek, kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodge. skip. shirk. duck. evade. loaf. loaf about. loaf around. scrimshank. shuffle. skive. skive off. skulk. sneak out of. swing the lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duck. evade. loaf. malinger. procrastinate. shirk. skive. slack. to shirk. to slack. to loaf. to wriggle out of sth. to slope off. to skive. to duck sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to avoid doing work. soldier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan). 1. Balina, kadırga balığı, (astronomi) 2. Bir takım yıldız, Fr. cetus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tâife-i kaytasiyye = Kadırga balığı cinsinden olan hayvanlar, Fr. cetacös.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hotoz, kotaz, kuş başındaki tepelik. 2. Tataristan sığırı. Karakaytaz = Durmadan öteye beriye koşan, her tarafa seğirtip saldıran adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Bir yıldız kümesi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıyâm» dan smüş.). (Halk dilinde: kayyûm). Camilerde çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kıyâm» dan imüb.). Zâtiyle var olan, ezelden ebede kadar var olan Tanrı (Esmây-ı Hüsnâ’dan yani Allah’ın 99 adından biridir) (kayyum yerine kayyim demek yanlıştır, bk. Kayyim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caretaker of a mosque. trustee. administrator. curator. holder on trust. lay clerk. receiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Gökleri, yeri ve herşeyi tutan. Herşeyin varlık sahibi olabilmesi için gerekeni veren. Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kesme Modu ile Kayıt Yapma, ayrı ayrı fotoğraflardan animasyonlu bir film yapılmasında kullanılır. Bu sayede çizgi filmler ya da duraklamalı oynatılan animasyonlar yaratılabilir. Her kesmeden 5 çerçeve (saniyenin 1/5’i) kaydedilir

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kireç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çokayaklılar takımından olan böceklere verilen ad. 2. Kasık biti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millepede. millipede. polypod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

centipede. millipede. crab louse kasıkbiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millipede millepede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden, çiçekleri kokulu bir bitki (marrubim vulgare). bk. Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Gökyüzünün kuzey kutup bölgesinde olup aşağı yukarı Büyükayı gibi fakat bunun ters durumunda saplı bir tencereye benzeyen takımyıldız (dübbüasgar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little bear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kayıtsızlık, ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاقيد] kayıtsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاقيدی] kayıtsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wanton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wantonness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çoğu ev sineması projektöründe, Lens Kaydırma işlevi doğru orantılı görüntü yansıtırken resmin yatay ve dikey olarak konumunu (bazı modellerde yalnızca dikey kaydırma kullanılabilir) ayarlar. Bu işlev yüksek resim kalitesini korurken yansıtma alanını genişletir. Bunu, tam panel yüzeyini kullanarak ve elektrikli işlemeden kaçınarak gerçekleştirir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. İ. F.) (musiki). 1826’da kurulan ve konservatuar mahiyeti de taşıyan Türk imparatorluk orkestra ve icrâ hey’eti teşkilâtı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony MiniDisc kaydedicilerde, ses kaydının monoya geçirilerek kayıt süresinin ikiye katlanmasını sağlayan bir özellik. MDW-80’in stereo kayıt süresi 80 dakika, mono kayıt süresi 160 dakikadır. Tüm Sony MiniDisc çalarlar, mono kayıtları çalabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün güç kaynağındaki MOSFET (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör) anahtarlamalı cihazlar, etkili, yüksek güçlü bir çözüm sağlarlar. Yüksek verim sayesinde, daha az ısı açığa çıkarırlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A. c. «kıyâs» dan) (c. mukayesât). V. Ölçme, ölçü. 2. Bir şeyi diğer bir şeyle karşılaştırarak ölçü, değer ve kuvvetini takdir etme, diğer bir şeye nisbetle bir şeyi takdir etme, kıyas: Siz herkesi kendinizle mukayese etmeyin; bu iş ‘hiçbir işle mukayese oluna maz. 3. Diğer bir şeye benzeterek hükmetme, kıyas ve nisbetle karar verme: Geçen yılın bütçesi bu yılki bütçeyle mukayese edilemeyecek kadar fazladır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. contrast. comparison karşılaştırma. kıyaslama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. analogy. compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقایسه] kıyaslama, karşılaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مقيد] bağlı, zincire vurulmuş. 2.kayıtlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUKAYYED) (İ.A. «kayd» dan imef.) (mü. mukayyede). 1. Bağlı, bağlanmış: Merbut ve mukayyet. 2. Ayağında zincir ve pranga bulunan: Zindanın içinde mukayyettir. 3. Kayıt ve şartlarla bağlı, tahsis ve hasredilmiş: Verilen imtiyaz memlekete faydalı kayıtlarla mukayyet idi. 4. Bir işe ehemmiyet verip dikkat eden: Siz de mukayyet olun da bu yol iyi yapılsın. 5. Deftere geçmiş, kaydolunmuş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kayıtlı, bağlı, bağlanmış. 2.Ayağında zincir ve pranga bulunan. 3.Bir işe ehemmiyet veren. 4.Kaydolunmuş, deftere geçmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mind. to watch. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kayy»dan if.) (mü mukayyie) (tıp). Kusturan, kay ettiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقيیء] kusturucu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kayd» dan if.) Bir kalemde evrakı deftere geçirmekle görevli kâtip, kayıt memuru: Bu kalemde bir mukayyid lâzım; nüfus mukayyidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mukayyitin sıfat ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kayh»dan if.) (mü. mütekayyiha) (tıp). İrinli, cerahat bağlamış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Baht, talih, şans. 2.Bahtlı, talihli. 3.Beğenme. 4.Satürn gezegeni. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kayıttan önce kasetin durumunu kontrol eder ve mümkün olan en iyi resim kalitesinin elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Neşeli, mutlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öz akay. Özü temiz kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kaya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İçten gelen bağış, iyilik.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

DHR-1000’inizde PALplus sinyallerini kaydedebileceğinizi gösterir. Bu sistemde 16:9 geniş ekran TV’ler/Monitörler için yüksek kaliteli görüntü sağlanır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Pek ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criminal record. record of conviction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir CD çalar ve tümleşik bir sabit diskten (40 GB) oluşan ses sistemi. ATRAC teknolojisinde yapılan geliştirmeler (örn., ATRAC3) sayesinde sabit disk artık 500 CD’ye karşılık gelen 600 saate varan sürelerde müzik saklayabilmektedir. “M-Crew for HDD” yazılımı, müzik dosyalarının PC ya da USB arayüzüyle kolayca işlenmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(ŞAKAİK) (ka uzun) (i. A. «şakıyka» nın cemMdir). Büyük ve parlak bir çiçektir ki «şakaayık-ı nûmâniyye» de denilir; ağaç şakayıkı = gül ağacı gibi bir küçük ağacın verdiği şakayık; yer şakayığı = soğandan çıkan çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ayıgülü): Düğünçiçeğigiller familyasından; otsu veya gövdesi odunlaşmış, çok yıllık bir bitki cinsidir. Birçok çeşidi vardır. Tıbbi şakayık; Mayıs-Haziran aylarında pembe veya kırmızı renkli çiçekler açan, 70 cm kadar boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları derin parçalıdır. Kökünde; uçucu yağ, nişasta, şekerler, peanol ve peregrinin adlı bir alkoloid vardır. Ev ilaçlarında kökleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Boğmaca ve öksürükte şikayetleri giderir. Sara da faydalıdır. Sinirleri yatıştırır. Nikris ve kramplarda da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bahçelerde yetiştirilen, pembe, kırmızı alaca çiçekler açan, çok yıllık süs bitkisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. precipice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sesin tamamen kaybolmasına, tıp dilinde afoni denir. Tam veya kısmi olabilir. Nedeni, boğaz veya gırtlak hastalıkları, konuşma kaslarını kontrol eden sinirlerin hastalanması veya sinir bozukluğudur. Tedaviye geçmeden önce, gerçek nedeni bulmak gerekir. 1-2 gün içinde geçmeyen ses kayıplarında doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 tane turp doğranır. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکایات] şikayetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Su içecek kab. İçilecek suyun toplanması için yapılan y(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şikâyât). 1. Kendi hâlinden veya başına gelen bir dert ve acıdan yanıp yakılma: Hâlinden, sıhhatinden, hastalığından şikâyet ediyor. 2. Birinden hoşnutsuzluk gösterip aleyhinde söz söyleme: Arkasından şikâyet ediyor. 3. Birinin haksızlık ve tecavüzünü belirterek aleyhinde dâvâ etme: Şikâyetleri, şikâyeti dinlenildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beef. bellyache. complaint. grievance. grouse. grumble. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شکایت] sızlanma, şikayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Birine içecek su verme vazifesi. 2.Ka’be sakalığı, Mekke’de hacılara zemzem dağıtma işi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complain. crab. grouch. grumble. remonstrate. report. sneak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şikâyet mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini şikâyet ve dâvâ eden, Ar. şâkî, müştekî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complainant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ustura ile çok itinalı tıraş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very close (shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş ses performansı sunan, sürücü için ayrı çıkışlara ve güç çıkışı aşamalarına sahip bir verimli amplifikatör güç kaynağı.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water-skiing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. takayyüdât). 1. Bağlanma, bağlı olma. 2. Çalışma, çabalama, iş edinip uğraşma, üstüne düşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir), (tıp) İrinlenme, irin peydâ etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving careful attention to. attentiveness. vigilance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تقيد] bağlanma. 2.özen gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eşsiz ay.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکایا] tekkeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landslide. landslip. slide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

land slip. landfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç kaya.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi parlak, aydınlık Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Çin'den gelen bir çeşit yeşil çay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stirrup leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC’in (geleneksel MiniDisc ses sıkıştırması) iki katı ses sıkıştırması sunan ATRAC3 ses sıkıştırma teknolojisini kullanan bu işlev, MO-MD’lerin kayıt ve çalma sürelerini ikiye ya da dörde katlama olanağı sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ses olduğunda kayıt modunu otomatik olarak açar, sessizlik durumunda otomatik olarak kapatır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقایع] olaylar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka’lar uzun) (i. A. c.) (m. vâkıa). Vâkıalar. (bk.) VAkıa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drive / fan belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وقایع] olaylar. 2.savaşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). 1. Kayırma, saklama, muhafaza, Ar. hıfz ve sıyânet: Hayvanı soğuktan vikaye etmeli. 2. Koruma, sahip çıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقایه] koruma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

korumak, esirgemek, kayırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - bkz.Yalçın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sarp, uçurumlu kaya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Petrol ve kömür gibi kullanımla birlikte yavaş yavaş azalan sonlu kaynakların aksine doğal olarak ortaya çıkan ve güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi kullanımla azalmayan kaynaklar.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleyin açık bir havada gökyüzünü seyrederken, çeşitli renk ve parlaklıktaki yıldızların oluşturduğu o inanılmaz ve muhteşem manzaranın içinden bir yıldızın parlak bir çizgi çizerek kayıp gittiğini muhakkak görmüşsünüzdür.

Bu sırada içinizden bir dilek tutup, bu dileğin gerçekleşmesi için de gördüğünüzden kimseye bahsetmemişsinizdir herhalde. Çünkü insanlar arasında, bir yıldız kaydığında, o yıldızın öleceği ve ölmeden önce dilek dileyenin arzusunu yerine getireceği inanışı yaygındır.

Halk arasında yıldız kayması diye tanımlanan bu olayın aslında yıldızlarla hiç bir ilgisi yoktur. Yıldızlar dünyadan milyarlarca kilometre ötedeki uzak güneşlerdir. Güneş sistemimizin içinde Güneş ve gezegenlerin çekim kuvvetleri arasında bir oraya bir buraya gezinen sayısız göktaşı vardır.

Bunlardan Dünya’nın yakınından geçerken çekim alanına girenler, hızla atmosfere dalarlar. Sürtünmeden dolayı ısınırlar, yanarlar ve arkalarında parlak, çizgi gibi bir iz bırakırlar. Sonunda tamamına yakını, düşüşün son anında görülen parlamayı takiben yok olurlar.

Yer atmosferine her yıl toplamı 15 bin ton olan 200 bin kadar göktaşı düştüğü kabul ediliyor. Bu hesaba göre yerin kütlesi 4,5 milyar yıllık ömrü içinde gelen göktaşları sayesinde epeyce artmış olması gerekiyor. Dünya’ya düşen göktaşlarının incelenmeleri sonucu içlerinde dünyada var olmayan yeni bir elemente rastlanmamıştır.

Atmosfere girdiklerinde yanan ve çoğunlukla yok olan göktaşlarına “meteor” denilirken bunlardan yere ulaşmayı başaranlara da “meteorit” deniliyor. Dünyamızın büyük bir kısmı okyanuslarla kaplı olduğundan yere ulaşabilen göktaşlarının çoğu da buralara düşerler. Ancak Dünya’nın bir çok yerinde de karalar üzerinde meteoritlerin yol açtığı izler ve çukurlar vardır.

Ülkemizde rastlanan en büyük göktaşı 25 kilogram olup Domaniç yaylasında bulunmuştur. Dünyada bilinen göktaşlarının en büyüğü ise güneybatı Afrika’da Grootfentein’de bulunan göktaşıdır ve kütlesi 80 ton kadardır.

Bugüne kadar dünyada 20 civarında insanın göktaşı isabeti nedeniyle yaralandığı tespit edilmiştir. Yani uzayda, binlerce yıl boyunca, milyarlarca kilometre yol alan bir taş, atmosfere çok uygun bir açıdan girsin, yanmadan yere kadar ulaşarak gelsin kafanıza düşsün. İşte kısmet diye buna denir!


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Ses bilgisinin ilk bir kaç saniyesini sürekli olarak kaydeden bir özelliktir. Böylece kayıt düğmesine geç basılsa bile kaydın başlangıcı yakalanabilir.

Teknolojik Terim by