Kaz ne demek? | Kaz anlamı nedir? | Kaz

Kaz anlamı nedir?

Kaz ne demek?

Kaz anlamı nedir?

Kaz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kaz

Türkçe Sözlük

(KAZZ) (i. A). Ham ipek. Dûdül-kazz = Ipekböceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Perdeayakl ı lardan, ördekten büyük bir kuş; ehlisi ve yabânisi olur. mec. Ahmak, ebleh: Kaz kafalı, kaz beyinli, kaz gibi. Kazayağı = 1. Birkaç kollu çengel. 2. salatalık bir ot. 3. (denizcilik) Bir parça halatın iki çıması bir yere bağlanarak ortasından diğer bir halat geçirilmek suretiyle yapılmış ayaklar. Kazın ayağını anlamak = Gizli bir gerçeği keşfetmek. Kazboku = Sarıya yakın açık yeşil renk. Kazkanadı = Pehlivan oyunlarından biri. Kazı koz anlamak = Anlayışsızlık etmek, yanlış anlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose. gander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose. gander. fool. idiot. ass. dope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den of intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marine accident. sea accident. marine casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi: ekzube dilimizde kullanılmaz). Yalanlar, yalan sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzundur) (i. A. c.) (m. mukz) (dilimizde kullanılmaz). Yıkılmış bir binanın kerestesi, yıkıntı. «Enkazlar» demek yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wreck. wreckage. carcass. carcase. rubbish. salvage. wrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wreck. wreckage. ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wrack. wreckage. ruins. break-down. remnant. salvage. detritus. shambles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقاض] yıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ازقضا] tesadüfen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجرکاذب] gerçek tan ağartısından önceki geçici aydınlık

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ KAZİB) (i. F.). Gün doğmadan tan yerinde belirip sonradan kaybolan aydınlık, geçici tan, yalancı tan, aldatıcı fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın üzerinde kuruyan yaprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipwreck. wrecked ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totally unexpected accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (I. A. «yakaz» dan masdar). Uyandırma, uykudan kaldırma, mec. Gafletten kurtarma, aklını başına toplatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. caution. awakening. caveat. commination. monition. notice. tip-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning. caution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caveat. warning. alert. admonition. caution. denunciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ایقاظ] uyandırma. 2.uyarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. caution. warn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to warn. to give the alert. to sound the alert. awaken. expostulate. forewarn. tip sb off. wake. caution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

uyarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warning light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work accident. industrial accident. occupational accident. working accident. job disaster / accident. accident on the job. on the job accident. accident while on duty. industrial injury. job disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kazm»dan if.) (mü. kaadıma). Kemirici: Hayvân-ı kadım; hayvânât-ı kadıma = Kemirici hayvan, hayvanlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fighter plane used for suicide missions by Japanese pilots in World War II a pilot trained and willing to cause a suicidal crash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fighter plane used for suicide missions by Japanese pilots in World War II. a pilot trained and willing to cause a suicidal crash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci Dünya Savaşında Japonların uyguladıkları intihar hücumları; bu saldırılarda kullanılan araç; intihar saldırısı yapan pilot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Danatabanı dikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. akzıye). 1. Her şey hakkında Tanrı’nın ezelî hükmünün yerine gelmesi (kazâ ile kader arasındaki fark kelâm ilminde uzun uzun anlatılır). 2. Kadılık, kadı’nın hükmü, kadılık vazifesi: Filân efendi kazâ mesleğine girdi, yirmi sene kazâda bulundu. 3. Bir kadı’nın kazâsı dahilinde olan yer, kadılık. 4. Bundan galat olarak bir kaymakamın hükümet dairesi, nâhiyeden sonra mülkî taksimâtın en küçüğü, kaymakamlık (ilçe): Her il, birkaç kazâya ayrılmıştır, kazâ kaymakamı (cem’inde Farsça kazâhâ kullanılır: Kazâhây-ı erbaa = Dört kazâ). 5. Kasitsiz ve hata neticesi olan öldürme, yaralama vesair vukuat, muhatara, tehlike, ansızın gelen musibet, elem verici olay: Bir kazâ oldu, kazâ vuku buldu, az kaldı kazâ oluyordu. Kazâ savuşturmak = Vuku bulan veya vukuu pek beklenen bir tehlikeden kurtulmak. Kazâya uğramak = Ansızın ve beklenmedik tehlikeye düşmek: Karayolunda, demiryolundan fazla kazâ olur. 6. Yerine getirme, yapma: Kazâ-i hâcet = Abdest bozma. 7. Vaktinde yerine getirilmeyen namaz ve oruç gibi bir borcu sonradan şer’İ icabına göre ödeme: Hastalığımda kılamadığım namazları kazâ edeceğim, şimdi oruç tutamazsanız kazâsı mümkündür. Ecel-i kazâ = Kaçınılmaz olmakla beraber tabiî olmayıp bir kazâdan ileri gelen ölüm. Zıddı: Ecel-i mev’Üd. Ezkazâ = Kazâen, şâyet, eğer, tesadüfi olarak, beklenmeksizin: Ez-kazâ doktora muhtaç olursanız (memnuniyet verici şeyler için kullanılmamalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack-up. accident. mishap. misfortune. misadventure. borough. casualty. crash. district. fatality. incident. smash. smash-up. township. wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accident. evil. misadventure. misfortune. mishap. smash. smazh. smazsh-up. crash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

county. accident. subdivision of a province. administration of justice. adjudication. body of a county. borough. casualty. casus. community. crash. district. misadventure. mischance. misfortune. mishap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قضا] ilahî takdir. 2.kadılık. 3.kaza. 4.ilçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hüküm karar verme, emir tesbit vs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial district. area of jurisdiction. area under / within the jurisdiction of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kasten olmayarak, hatâ ile, ansızın vuku bulan elem verici bir hadise neticesinde: Kazâen ayağını kırmış, kazâen denize düştü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قضائی] yargı ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Asker, her kavmin askerliğe, akın ve çapula ayrılmış efradı ki, sakalsız olmak başlıca alâmetleri idi: Türkmen, Kırgız, Tatar, Moskof kazağı. Tarihte bir Ukrayna Kazakları vardır ve Ukran ırkındandırlar (Rus değil). Bugün «Kazak» kelimesi, yalnız bir Türk kavmi için kullanılmaktadır ki, Türkçe’nin Kazak lehçesi ile konuşurlar ve büyük kısmı Kuzey Türkistan’da Kazakistan’da yaşarlar. 2. Çarlık Rusyası›nda ayrıca bir sınıf teşkil eden sipahiye benzer süvari askeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baştan geçirilerek giyilen örme yelek, süveter.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karısına söz geçirebilen mütehakkim erkek. Kılıbık mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakh. sweater. jumper. pullover. cossack. kazakh. jersey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jersey. jumper. pullover. sweater. kazakh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Turkic language spoken by the Kazak people a Muslim who is a member of a Turkic people of western Asia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweater. knitted pullover. jumper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In origin, a tribal name, now a town, river and district in the extreme west of Azerbaijan, the Caucuses Kazak rugs are noted for their coarse, long-pile carpets with shiny wool and vigorous designs The weavers were Turkic nomads, now settled, who came to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large region in the south central part of the Caucasus famous for production of 19th century rugs Most Kazak rugs have large formats, bold colors with geometric designs Wefts are dyes red or pink and material for pile and foundation is wool Important ty

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rugs from central Caucasus, usually decorated with distinctive geometric designs. a Muslim who is a member of a Turkic people of western Asia. a landlocked republic south of Russia and northeast of the Caspian Sea; the original Turkic-speaking inhabitants

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Göçebe akıncı. 2.Rusya’da yaşayan bir Türk kavmi. 3.Genç, taze. 4.İnatçı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kazak).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kazakhstan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Asya’da, Çin’in kuzey batısında yer alır.

Coğrafi konumu: 48 00 Kuzey enlemi, 68 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Asya.

Yüzölçümü: 2,717,300 km².

Sınırları: toplam: 12,012 km.

sınır komşuları: Çin 1,533 km, Kırgızistan 1,051 km, Rusya 6,846 km, Türkmenistan 379 km, Özbekistan 2,203 km.

Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili).

İklimi: Kıtasal iklim görülür, kışlar soğuk, yazlar sıcak geçer.

en alçak noktası: Vpadina Kaundy -132 m.

en yüksek noktası: Khan Tangiri Shyngy 6,995 m.

Doğal kaynakları: Petrol, doğal gaz, kömür, demir, manganez, krom, nikel, kobalt, bakır, molibden, kurşun, çinko, boksit, altın, uranyum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %8.28.

daimi ekinler: %0.05.

Diğer: %91.67 (205 verileri).

Sulanan arazi: 35,560 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Depremler ve toprak kaymaları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 15,233,244 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.33 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -3.33 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 28.3 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 66.89 yıl.

Erkeklerde: 61.56 yıl.

Kadınlarda: 72.52 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.89 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 16,500 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Kazakistanlı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kazakistanlı %53.4, Rus %30, Ukraynalı %3.7, Özbek %2.5, Alman %2.4, Uygur %1.4, diğer %6.6 (1999 nüfus sayımı).

Din: Müslüman %47, Rus Ortodoksları %44, Protestanlar %2, diğer %7.

Diller: Kazakistanlı %40, Rus %66.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %98.4.

erkekler: %99.1.

kadınlar: %97.7 (1999 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kazakistan Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kazakistan.

ingilizce: Kazakhstan.

Yerel tam adı: Qazaqstan Respublikasy.

Eski adı: Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Astana.

İdari bölümler: 14 bölge ve 3 şehir; Almatı, Almatı şehri, Aqmola (Astana), Aqtobe, Astana, Atyrau, Batys Qazaqstan (Oral), Bayqongyr, Mangghystau (Aqtau; formerly Shevchenko), Ongtustik Qazaqstan (Shymkent), Pavlodar, Qaraghandy, Qostanay, Qyzylorda, Shyghys Qazaqstan (Oskemen; formerly Ust’-Kamenogorsk), Soltustik Qazaqstan (Petropavl), Zhambyl (Taraz; eski Dzhambul).

Bağımsızlık günü: 16 Aralık 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı).

Milli bayram: Cumhuriyet Günü, 25 Ekim (1990).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AsDB (Asya Kalkınma Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), ECO (Ekonomik İşbirliği Örgütü), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Ko


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machismo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazâya yol açabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mermilere karşı muhafazalı top yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Çok miktarda yemek vesaire kaynatmaya mahsus büyük tencere: Çorba, pilav, aşure kazanı. Çamaşır kazanı = Çamaşır suyunun kaynadığı kazan. 2. Su saklamaya veya kaynamasına mahsus madenden büyük kap: Vapur kazanı = Vapur makinesine istim getirecek suyun kaynamasına mahsus büyük mahfaza; hamam kazanı. 3. Eski bir çeşit hantal top. Yeniçeri ocağının yemek kazanı birtakım merasimle ve dua ile kurulup kaldırıldığından, meselâ kazanın yerinden kaldırılması isyan mânâsını ifade ederdi: Yeniçeriler, gece kazan kaldırdı. Kazandibi = Kazanın dibine yapışıp kazınarak çıkarılan kızarmış ve makbûl, is kokusu almış bir çeşit mahallebi, tavukgöğsü vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler. cauldron. caldron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. cauldron. boiler. kier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an industrial city in the European part of Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler. cauldron. large kettle. furnace. burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an industrial city in the European part of Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Su çevrisi, kayra. 2.Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu y(Erkek İsmi) 3.Girdap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler room. furnace room. stakehold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazanılan şey, fayda, istifade, kâr: Benim için bunda hiçbir kazanç yoktur. 2. Çalışmakla ele geçirilen şey: İşler çok kötü hiç kazancımız olmuyor. Kazanç etmek = Kazanmak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gain. winnings. profit. takings. avails. income. earnings. revenues. gainings. benefit. acquirement. acquisition. capital. convenience. credit. grist. increment. make. melon. proceeds. receipt. spoil. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisition. benefit. bread. earnings. emolument. gain. good. income. proceeds. profit. return. takings. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnings. advantage. benefit. achievement. booty. decreasing returns. dimes. gain. gainings. getting. income. interest. plunder. proceeds. profit. return. win. winnings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazan yapan san’atkâr. 2. Kazanı kurup idare eden memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / repairer / seller of kettles or boilers. stoker. fireman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kârlı, istifadeli: Ticaret kadar kazançlı iş yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profitable. beneficial. lucrative. paying. fat. fruitful. gainful. productive. prosperous. remunerative. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucrative. profitable. remunerative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gainful. lucrative. profitable. with profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprofitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dibi tutturulan mahallebi yahut tavukgöğsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing sb to earn / to gain / to win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr ettirmek, kazanmasına sebep olmak: Bu ticaret adama çok kazandırır, kendisini hizmetine alıp çok para kazandırdı. 2. Hâsıl ettirmek, aldırmak: Son yazdığı kitap kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Av merakı bana romatizmayı kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. bring in. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to earn / to gain / to win. bring in. earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kazan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazanmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be earned. to be gained. to be won.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquired right. vested interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winning. win. obtainment. gaining. earning. achievement. acquirement. acquisition. attainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisition. earning. winning. gaining. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr etmek, istifade etmek, fayda görmek, faydalanmak: Ayda birkaç bin lira kazanıyor, ticaretten epey kazandı. 2. Edinmek, hâsıl etmek: Nam, şöhret kazandı, efendisinin teveccühünü kazandı. 3. Uğraşmak, hastalığa yakalanmak. Rutubetli evde oturduğundan hastalık kazandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear the bell. carry away the bell. be in pocket. win. earn. gain. obtain. get. achieve. acquire. attain. carry off. clear. come by. draw. garner. gather. get out of. land. net. purchase. realize. reap. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. acquire. earn. gain. net. notch. pass. procure. purchase. save. take. win. to earn. to gain. to pull sth in. to pull sth down. to win. to carry sth off. to notch sth up. to pass. to get. to obtain. to acquire. to procure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to earn. to win. to get. to acquire. to gain. to come off best. achieve. attain. carry. carry the day. carry off. chalk up. fall into. gather. get into. get out. get out of. grow in. heap. land. make. net. procure. profit. purchase. take. walk of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kasten olmayarak, tesadüfen, kazâ ile, şâyet, eğer: Kazârâ doktora muhtaç olursanız...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidentally. by accident. by chance. inadvertently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidentally. fortuitous. by accident. by chance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. by accident. by chance. off chance. peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قضارا] tesadüfen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without accident. accident foq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( KAADİ-İ ASKER’den) (i.). 1. Osmanlı devrinde orduy-ı hümâyûn kadısı. 2. Osmanlı ilmî teşkilâtında vezîr ve müşîr’e (mareşal) eşit en yüksek dinî kazâİ-ilmî pâye. 3. Bu pâyeyi taşımakla beraber, bilfiil Avrupa ve Asya Osmanlı kadılarının başında bulunan yüksek iki görevli: Rumeli ve Anadolu kazaskerleri. Rumeli kazaskeri, daha kıdemli olur ve ekseriya meşihat pâyesi ile (ki sadâret pâyesine eşitti) şeyhülislâm olurdu. Kazasker lokması = Bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazasker pâye veya görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. c.) (m. kaziyye). Kaziyyeler. bk. Kaziyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قضایا] meseleler, problemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Ispanakgillerden, yaprakları kaz ayağına benzer bir bitki (chenopodium). 2. Çok kollu çengel. 3. Uç uçlu halat. 4. Açık turuncu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowfoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kenopodyum): Ispanakgiller familyasından; yaprakları kazayağına benzer, Kuzey Amerika’nın doğu bölgelerinde yetişen ve Akdeniz bölgesinde de görülen kokulu, otsu bir bitkidir. Topraküstündeki kısımlarından su buharı distilasyonu ile elde edilen uçucu yağa “kazayağı esansı” denir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarını düşürmekte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) İpekçi, ipeği işleyen adam. bk. Kazzâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KAZA-ZEDE) (I. F., Ar. kazâ, Fars. zeden = isabet etmek vurmak). Bir kazâ görmüş, kazaya uğramış, kaza ile sakatlanmış veya tahrip olunmuş: Gemisi kazazede oldu, sahilde fırtınadan kazazede olan gemilerin enkazı duruyordu, zavallı adam kazazededir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survivor. sufferer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casualty. disaster victim. castaway. wrecked. shipwrecked. struck down by an accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victim of an accident. struck by an accident. shipwrecked person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kirli sarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazıcı bir Aletle yeri eştirmek, açtırmak, Osm. hafrettirmek: Bahçeyi kime kazdıracaksınız? Kuyuyu kaça kazdırdınız? 2. Çelik kelem vesaire ile tahta, maden, taş vesaire oydurmak, hâk veya nakşettirmek: Bir mühür kazdıracağım, kapının kemeri üzerindeki mermere kendi ismini kazdırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Sütte bulunan albüminli bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaç üzerinde kuruyan yaprak, bk. Gazel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yaprak) Ağacın üzerinde kurumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kazamat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saz hasırından pirinç vesaire kabı, Adî zenbil: Pirinç kazevisi, bir kazevi pirinç, kazevi hurması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Atma. 2. Nâmuslu bir kadına zinâ suçu yükletme. Hadd-i kazf = Namuslu kadınlara iftirâ edenlere verilen şer’İ ceza.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazılan yer veya toprağı kazma işi, hafriyat. 2. Tahta, maden gibi şeyler üzerine yazı veya resim oyma işi, hâk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig. diggings. excavation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavation. dig. carving. engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavation. excavating. digging. dig. act of engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قاضی] kadı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. ince ve düz budak, fidan. 2. Erkek tenasül organı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kizb» den if.) (mü. kâzibe). 1. Yalan söyleyen, sözü doğru olmayan, yalancı: O adamın kâzib olmasını asla tasavvur etmezdim. 2. Doğru ve sahih olmayan, sâdık zıddı, yalan, sahte: Kavl-i kâzib, haber-i kâzib. Şöhret-i kâzibe = İktidar ve fazileti olmaksızın her nasılsa ün yapan adamın haksız ve asılsız şöhreti. Subh-ı kâzib = Güneş doğmadan önce ışığın aksi ile görünen az aydınlık. Subh-ı sâdık zıddı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کاذب] yalancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazan, eşici, çukur açan: Mezar kazıcı. 2. Hâk ve nakşeden, oyan: Mühür kazıcı, taş kazıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. engraver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir yere kakılmak üzere ucu kazılıp sivriltilmiş odun, Ar. veted: Kazık kakmak, kazığa bağlamak. 2. Suyun içinde veya batak ve çürük toprakta bina temeline dayanak olmak üzere sıra ile yere sokulan direklerin her biri: Kazık üzerine bina etmek. 3. Vaktiyle idam için kullanılan şiş ki, suçlunun kıçından sokup başından çıkarırlardı: Kazığa vurmak. 4. mec. Hile, hud’a, dubara, zarar verme: Kazıklamak, kazık atmak. 5. Kazık gibi dimdik şey, donmuş şey: Kazık kesildi, (astronomi) Demirkazık = Küçük Ayı’nın ucundaki sabit kutup yıldızı, arzın kutbu karşısında olduğundan, daima bir yerde gözükür. Sağlamkazık = Delil, güvenilecek, itimat olunacak şey. Kazık kakmak = Yerleşip kalmak. İpten, kazıktan kurtulmuş = CAnî, katil, idama lâyık. Kazık kök — Kazık gibi aşağıya giden bitki kökü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stake. pale. post. picket. ramp. deceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. con. extortionate. picket. pile. post. pricey. ramp. stake. trick. pale. swindle. rip-off. exorbitant. dear. costly. too expensive. pricy. hard. difficult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pole. stake. pile. trick. swindle. unreasonably expensive. outrageously high. highway robbery. fraudulent overcharge. overreaching. pale. bad pennyworth. picket. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outrageously expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hilekâr, dubaracı, aldatarak zarar veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swindler. who sells goods at outrageous prices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa vurmak, kazık cesasıyle idam etmek. 2. mec. Alışverişte aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do smb. brown. take for a ride. cheat. overcharge. skin. bunco. chisel. clip. fleece. fob. fob smb. off. gouge. have smb. on. jew. nick. put it on. put it over on. rook. sell. soak. sting. stuff smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bamboozle. cheat. con. do. dupe. fleece. fob. foist. fox. overcharge. soak. to stake off. to stake out. to deceive. to cheat. to have on. to do. to con. to overcharge. to soak. to screw. to fleece. to rip sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enclose with palings. to impale. to swindle. to cheat. mulct. rip off. rook. sell. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa oturtulmak. 2. mec. Alışverişte aldatılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay through the nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get cheated. stuck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp) (kazıklı humma teriminde geçer). Kazıklı humma (tetanos) = Kasların sürekli ve ağrılı kasılmalarıyla kendini gösteren ateşli, çok tehlikeli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having or made of stakes. poles or piles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tetanus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being excavated / engraved / scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşilmek, açılmak, Osm. hafrolunmak: Bu toprak zor kazılır, bahçe şimdi kazılmaz, kuyu derin kazılmalı. 2. Oyulmak, hâk ve nakşedilmek: Maden mühür bu taşla kolay kazılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be excavated. to be engraved. to be scraped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kezm» den if.) (mu. kâzıme). Hiddetine bağlı olmayan, öfkesini ve hırsını yenen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. 2.Kinini yenen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(k’lar uzun) (i. A.). Kemirici hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazımak işi. bk. Kazımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrape. scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curettage. scraping. engraving. shaving. curetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Keskin bir Aletle kaşır gibi yaparak yüzeydeki şeyi oymak: Şu tahtanın boyasını, şu kâğıdın yazısını kazımak lâzımdır. 2. Fazla ve sert kaşımak: Artık arkanı kazıyıp durma. 3. Yüzmek, yolmak, fena tıraş etmek: Meşin yapmak için derileri önce kazırlar, sen şu sakalı kazımalısın, kör bir ustura ile yüzümü kazıdı. 4. Oymak, çukur yaparak nakşetmek veya yazmak, hâk etmek: Mühür kazımak san’atını çok iyi bilir, şimşir üzerine resim kazımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incise. scrape. to scrape. to scrape off. to shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape. to scrape sth off. to shave. to engrave. erase. incise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. kâzım). Öfkesini, hırsını yenenler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırnakla deriyi kazırcasına fazla kaşınmak: Kazınıp duruyor. 2. Kör ustura ile fena ve deriyi yüzercesine tıraş olmak. 3. mec. Ne var ne yoksa arayıp bulup vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape oneself. to scratch oneself hard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. casino). Alafranga kahvehane, gazino, bk. Gazino.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir gazinoyu idare eden adam, gazinocu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyi kazımaktan çıkan parça, yonga ve talaş: Tahta, kösele kazıntısı. 2. Yazının kazılmış, hâk ve tashih olunmuş yeri: Sunulacak kâğıtlarda kazıntı olmamalı. Kazan kazıntısı = Kazanın dibine yapışıp kazımakla çıkarılan şeyler: Mahallebinin kazan kazıntısı daha lezzetli olur. Barsak kazıntısı = Şiddetli ishal. Tekne kazıntısı = Ana babanın ihtiyarlığında doğan son çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrapings. erasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrapings. mark resulting from scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazılmış, hâkkedilmiş yerleri olan: Kazıntılı mektup gönderilemez, tekrar yazılmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing scrapings. having scraped-out places.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazmak ve oymak işi ve tarzı. bk. Kazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hâkkettirmek, keskin bir Aletle aşındırmak veya çukurlatmak: Su kelimeyi kazıtmalı, bir mühür kazıtacağım. 2. Tıraş ettirmek: Sakalı berbere kazıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth scraped or scraped off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scraping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kazâyâ). 1. İş, husus, madde, mesele, dava: Bu, mühim bir kazıyyedir, halli müşkil bir kaziyye. 2. Doğru veya yanlışlığına hükmolunabilen söz: «İnsan, hayvân-ı nâtıktır» sözü bir kazıyyedir. 3. İddiayı ispat için ileri sürülen dava, Fr. lemme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قضيه] mesele. 2.önerme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gazap ve hiddeti zabtetme, hırsını yenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toprağı eşme, Osm. hafr: Onun kazması pek sathî. 2. Oyma, hâk: O hâkkâkın mühür kazması pek mahiranedir. Hâk ile yapılmış, mahkûk: Kazma nakışlar, yazılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toprağı kazmaya mahsus Aletlerin en sadesi ve en eskisi olup sap geçecek deliği olan düz ve keskin bir demirden ibarettir, ancak diğer tarafının külünk gibi sivri, çapa gibi çatal veya balta gibi çeşitli şekillerde oluşlarına göre adları vardır. Kazma, kürek = Toprak kazmak için Aletler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickaxe. pickax. pick. mattock. digger. digging. dig. excavation. pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. mattock. pick. pickaxe. spud. pickax. digging. excavation. fool. idiot. ass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digging. mattock. pick. pickaxe. excavation. dug. excavated. pickaxe pickax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excavator. steam shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazma vesair Aletle yoprağı eşmek, açmak, Osm. hafretmek: Bahçeyi kazdım, bir kuyu kazacağım, tarlanın etrafına hendek kazmalı. 2. Çelik kalem vesaire ile oymak, hâk ve nakşetmek: Mühür kazmak, bir mermer levhanın üzerine bir münasip yazı kazmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dig. excavate. trench. cave. cave in. disinter. grub. hole. hollow. hollow out. mine. pick. pick up. sink. spud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dig. to excavate. to trench. delve. dike. engrave. pick. plant. scrape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mucidinin ismiyle anılmıştır). Yünden erkek elbisesi yapılan bir çeşit kumaş: Fransız kazmiri, İngiliz kazmiri. Bu kumaştan imal edilmiş: Kazmir pantolon, ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kazûre, dilimizde kullanılmaz). Pislik, Ar’, necaset.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazz» dan imüb.). İpekçi, ipeği işleyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exterminate. root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to root out. kill off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kazâ» dan if.) (mü. münkazıyye). Bitmiş, tükenmiş, ardı kesilmiş, son bulmuş: Davanın müddeti münkazî oldu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. occasion

1. fırsat, 2. kelepir

1. Herhangi bir şey için en uygun zaman, uygun durum veya şart. 2. Değerinden çok aşağı bir fiyatla alınan veya alınabilecek olan şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(TAKAZA) (i. A ). I. Borcunu ödemesi için borçluyu sıkıştırma, tazyik. 2. Serzeniş: Benimle takaza etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Ar. kelimedir). Gökkuşağı (kavs-i kuzah) şeklini gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A.). 1. Karşılaştırma, birbiriyle ödeşme. 2. Takas, birinin alacağını vereceğine karşı tutma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A.). Alacaklının borçluyu sıkıştırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kizb»den). Karşılıklı yalan söyleme, birbirini aldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kapının arkasına sürülen odun veya demir sürgü: Kapıya tırkazı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kapının tırkazını sürdürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقظه] uyanıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yakzan).

İsimler ve Anlamları by