Kazan ne demek? | Kazan anlamı nedir? | Kazan

Kazan anlamı nedir?

Kazan ne demek?

Kazan anlamı nedir?

Kazan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kazan

Türkçe Sözlük

(i.), t. Çok miktarda yemek vesaire kaynatmaya mahsus büyük tencere: Çorba, pilav, aşure kazanı. Çamaşır kazanı = Çamaşır suyunun kaynadığı kazan. 2. Su saklamaya veya kaynamasına mahsus madenden büyük kap: Vapur kazanı = Vapur makinesine istim getirecek suyun kaynamasına mahsus büyük mahfaza; hamam kazanı. 3. Eski bir çeşit hantal top. Yeniçeri ocağının yemek kazanı birtakım merasimle ve dua ile kurulup kaldırıldığından, meselâ kazanın yerinden kaldırılması isyan mânâsını ifade ederdi: Yeniçeriler, gece kazan kaldırdı. Kazandibi = Kazanın dibine yapışıp kazınarak çıkarılan kızarmış ve makbûl, is kokusu almış bir çeşit mahallebi, tavukgöğsü vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler. cauldron. caldron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kettle. cauldron. boiler. kier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an industrial city in the European part of Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler. cauldron. large kettle. furnace. burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an industrial city in the European part of Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Su çevrisi, kayra. 2.Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu y(Erkek İsmi) 3.Girdap.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

den of intrigue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wash boiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler of a central heating unit. furnace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiler room. furnace room. stakehold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazanılan şey, fayda, istifade, kâr: Benim için bunda hiçbir kazanç yoktur. 2. Çalışmakla ele geçirilen şey: İşler çok kötü hiç kazancımız olmuyor. Kazanç etmek = Kazanmak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gain. winnings. profit. takings. avails. income. earnings. revenues. gainings. benefit. acquirement. acquisition. capital. convenience. credit. grist. increment. make. melon. proceeds. receipt. spoil. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisition. benefit. bread. earnings. emolument. gain. good. income. proceeds. profit. return. takings. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earnings. advantage. benefit. achievement. booty. decreasing returns. dimes. gain. gainings. getting. income. interest. plunder. proceeds. profit. return. win. winnings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kazan yapan san’atkâr. 2. Kazanı kurup idare eden memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker / repairer / seller of kettles or boilers. stoker. fireman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kârlı, istifadeli: Ticaret kadar kazançlı iş yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profitable. beneficial. lucrative. paying. fat. fruitful. gainful. productive. prosperous. remunerative. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lucrative. profitable. remunerative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gainful. lucrative. profitable. with profit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprofitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dibi tutturulan mahallebi yahut tavukgöğsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing sb to earn / to gain / to win.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr ettirmek, kazanmasına sebep olmak: Bu ticaret adama çok kazandırır, kendisini hizmetine alıp çok para kazandırdı. 2. Hâsıl ettirmek, aldırmak: Son yazdığı kitap kendisine büyük bir şöhret kazandırdı. Av merakı bana romatizmayı kazandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring. bring in. redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring in sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to earn / to gain / to win. bring in. earn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kazan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kazanmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be earned. to be gained. to be won.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquired right. vested interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winning. win. obtainment. gaining. earning. achievement. acquirement. acquisition. attainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisition. earning. winning. gaining. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kâr etmek, istifade etmek, fayda görmek, faydalanmak: Ayda birkaç bin lira kazanıyor, ticaretten epey kazandı. 2. Edinmek, hâsıl etmek: Nam, şöhret kazandı, efendisinin teveccühünü kazandı. 3. Uğraşmak, hastalığa yakalanmak. Rutubetli evde oturduğundan hastalık kazandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear the bell. carry away the bell. be in pocket. win. earn. gain. obtain. get. achieve. acquire. attain. carry off. clear. come by. draw. garner. gather. get out of. land. net. purchase. realize. reap. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achieve. acquire. earn. gain. net. notch. pass. procure. purchase. save. take. win. to earn. to gain. to pull sth in. to pull sth down. to win. to carry sth off. to notch sth up. to pass. to get. to obtain. to acquire. to procure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to earn. to win. to get. to acquire. to gain. to come off best. achieve. attain. carry. carry the day. carry off. chalk up. fall into. gather. get into. get out. get out of. grow in. heap. land. make. net. procure. profit. purchase. take. walk of

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Yakzan).

İsimler ve Anlamları by