Kec-nazar ne demek? | Kec-nazar anlamı nedir? | Kec-nazar

Kec-nazar anlamı nedir?

Kec-nazar ne demek?

Kec-nazar anlamı nedir?

Kec-nazar | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kec nazar

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Eğri ve meş’ um bakışlı, kıskanç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاق نظری] teorideki ahlak anlayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عالی نظر] yüksek görüşlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kundurayı kolaylıkla giyebilmek için kullanılan Alet, kerata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn kerata.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabani acı kiraz, (bot). Prunus virginiana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamois.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek keçi. Erkeçsakalı = Gülgillerden bir bitki, çayır melikesi (spirea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapegoat. fall-guy. fall- guy. fallguy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sazana benzer bir tatlı su balığı çeşidi (Lat. barbus fluviatilis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri, çarpık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کج] eğri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eğri bakan, şaşı. 2. Yanlış, ters düşünen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. kec-fehmân). Ters ve yanlış anlayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Eğri külâhlı, çarpık başlık giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Aksi tabiatlı, ters adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Eğri ve meş’ um bakışlı, kıskanç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri bakışlı, şehlâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kusurlu yaratılıştı, ters huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kec-rev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( (i. F.). Eğri giden, aykırı yol tutmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Reyi, düşüncesi, fikri sakat, ters olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tabiatı, karakteri ters olan, aksi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کجبين] şaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dokunmaksızın yalnız dövülmekle yapılmış kaba yün aba, tepilmiş yün: Keçe döşemek, keçeden çadır, ayaklarına keçe sarmış. Kar keçesi = Erimemek için kar sardıkları keçe ki halı gibi de kullanılır. 2. Cda döşemesi üzerine yayılacak yün dokuma: Avrupa keçesi, yerli keçe, odaların keçelerini döşemek, kaldırmak. Sıfat: 1. Keçeden, yani dövülmüş yünden mamul: Keçe külâh, keçe yağmurluk. 2. mec. Uyuşuk, hisst uyuşmuş, çok çalışmadan ve taş, toprak vs. tutmaktan hışır hışır olmuş: Ellerim keçeleşdi. 3. Taranmamış, birbirine geçmiş: Saçı keçe olmuş, (denizcilik) Karine keçesi = Gemilerin karinesine kaplanan bakırın altına konan kaba keçe. Keçe külâh etmek = Rütbesini kaldırıp apoletlerini sökerek meslekten atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felt. felt. felting. mat. pad. haircloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felt. mat. carpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçe denilen dövülmüş yünden ibaret abayı veya keçe halı ve kilimlerini imal eden ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of felt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کچل] kel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Uyuşmak, hışır hışır olmak: Bahçede çalışmaktan ellerim keçeleşti 2. Karışıp teller belli olmayacak surette keçe gibi olmak: Bu kızın saçı keçeleşmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become matted. to become callused and rough. to become numb. mat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uyuşturmak, hışır hışır etmek: İş, elleri keçeleştirir. 2. Saçı birbirine geçirip telleri belli olmayacak surette keçe gibi yapmak: Acı su saçı keçeleştirir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into felt. to cause to become matted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

felted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütü için beslenen, tiftik ve kişmir çeşidinden bazı cinslerinin kılı da pek makbûl olan bir evcil hayvan. Türleri vardır: Malta, Şam, Mısır keçisi. Tiftik keçi yahut tiftik keçisi = Ankara çevrelerinde ve Anadolu’nun bazı taraflarında bulunan bir cinsi ki, kılı ipek gibi yumuşak ve parlak olup güzel kumaşlar yapılır. Keçinin erkeğine teke, yavrusuna oğlak ve bir yaşındakine çepiç denir. Keçiboynuzu = Ar. harOb. Keçisağan = Ebâbil çeşidinden bir cins kuş. Keçisakalı = Güzel kokulu bir ot. Ar. lihyetü’tteys. Dağ keçisi = Bir cins vahşî keçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stubborn person. goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goat. obstinate. stubborn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goat. pollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goatee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(keçisedefi): Baklagiller familyasından; Haziran - Ağustos ayları arasında açık mor renkli çiçekler açan 50 - 100 cm boyunda çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşildir. Çiçekleri gövde ve dalların ucunda salkımlar şeklindedir. Meyvesi; esmer kırmızımtırak renkli, tüysüz ve çok tohumludur. Toprak üstündeki kısımların içeriğinde “tanem” ve “galegin” adlı alkoloid ve acı maddeler vardır. Bitkinin tamamı toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Az miktarda verildiği takdirde kandaki şeker miktarını düşürür. Fazla kullanmamak gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yaban mersini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

footpath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

path. pathway. trail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, kerestesi marangozlukta kullanılan bir ağaç ve bunun baklamsı meyvesi, harnup (ceratonia siliqua). Keçiboynuzu gibi = İşi çok, verimi az olan şeyler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust-tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(harnup): Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Keçi gibi olmak, inadı tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become mulish. to become pig-headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mulishness. pigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçegillerden, gagası oldukça geniş, bir kuş ki, hayvan sürülerinin etrafında uçuşan böcekleri avlamakla geçinir (caprimulgus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sakalı keçininki gibi yalnız çenesinde ve uzunta olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bileşikgillerden, çayırlarda ve nemli yerlerde yetişen, mavimtırak yahut mor çiçekleri olan bir çayır bitkisi (cistus creticus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foot path. footpath. footway. packway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. öğürmek, kusmaya çalışmak; iğrenmek, igrendiğini göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., den. halat veya zinciri sürtünmeye karşı ip veya yelken bezi ile sarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eğri, çarpık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [کوتاه نظر] kıt görüşlü, basiretsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Elbise lekelerini çıkarıp temizlemek işiyle geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güldürücü tiyatro oyunları oynayan veya yazan adam, komedyacı (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nazar» dan masdar) (c. münâzarât). Kaide ve usûl dahilinde karşılıklı konuşma ve münakaşa: Münâzaraya giriştiler. Fenn-I münlzara, usOl-i münazara = Mantıkin münâzaradan bahseden kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputation. discussion. moot. teach-in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debate. discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal debate. controversy. disputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colonialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enzâr). 1. Bakma, göz atma: O tarafa nazar etti, bir nazar attı. 2. Düşünme: Bu hususu nazara aldınız mı? 3. İltifat, teveccüh: Nazarda olmak; nazardan düşmek. 4. Göz dikme, göz değmesi: Çocuğu için nazardan çok korkuyor. 5. itibar, bir türlü kabul etma-: Bir şeye ne nazarla bakarsan öyle olur. 6. lnd, yan, nezd: Kitap, onun nazarında lüzumsuz bir şeydir. Nazar-ı itibâra almak = İtibar etmek, ehemmiyet vermek: Benim dediklerimi nazar-ı İtibâra almadınız. Nazarendâz = Göz atıp bakan. Hüsn-i nazar = Teveccüh. Sarf-ı nazar = Şöyle dursun: Şerbetten sarf-ı nazar su bile bulamadık. Sarf-ı nazar etmek = Vaz geçmek: Ben, o işten sarf-ı nazar ettim. Nazar-gâh = Bakılan veya bakılacak yer. Enzâr-ı umûmiyye = Herkesin gözü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

look. eye. sight. blink. regard. evil eye. hex. whammy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. evil eye. look. glance bakış. the evil eye. opinion. consideration görüş.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. look. the evil eye. opinion. blink. hex. view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ نظر] bakış. 2.ilgi gösterme, iltifat etme. 3. bakış açısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue bead (worn to avert the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bizde “nazar değmesi” adı verilen inanç, diğer lisanlarda “şeytan göz” veya “şeytan bakışı” olarak adlandırılır. Bebeğine yeni elbiseler giydiren bir anne, çarşıya gidip alışveriş yapar. Bu arada bir başka kadın gelir ve bebeği sever. Eve gittiklerinde bebek ishal olur. İşte anneye göre bebeğine o kadının nazarı değmiştir. Dikkat ederseniz burada bebeği seven kadının art niyeti yoktur. Zaten nazarı değen kişinin genellikle kötülüğü değil, kıskançlığı ve çekemezliğidir söz konusu olan.

Noel Baba ve benzeri batıl inançlar çocuklukta kuvvetli olup yaş ilerledikçe azalırken, nazar değme inancı bunun tam tersidir. Nazar inancının ardındaki güç, bakışın ruhla bütünleşmesidir. Bakış konuşmaya göre daha etkilidir. İnsana tam odaklanır ve daha duygusaldır. Birçoğumuz arkamız dönük olduğumuz halde kalabalık içinden birinin bize baktığını hissetmişizdir.

Nazar değmesi ile ilgili olarak en çok kabul gören görüş, gözdeki yansımadır. Eğer karşınızdaki birinin gözlerine dikkatle bakarsanız, gözlerinde kendi görüntünüzün yansıdığını görürsünüz. Eski insanlar sudan, aynadan yansıyan görüntülerinin kendi ruhları olduğuna inanıyorlardı. Karşılarındaki insanın gözleri içinde kendi küçük görüntülerini görünce tehlikede olduklarını, ruhlarının karşısındakinin gözleri içinde hapsolduğunu sanıyorlardı.

Bu korkunun dünya çapında genel bir inanca dönüşmesinin, şimdi Irak’ın bulunduğu topraklarda yaşamış eski Sümerlerden kaynaklandığı sanılıyor, Sümerlerin inançlarına göre bazı insanlar bakarak suları kurutabilir ve bu nedenle ölüme sebep olabilirlerdi. Sonradan bu inanç bir bakışla yaşayan şeyleri de kurulabilme yönünde gelişti. Örneğin, nazar değen çocukların ishal olup vücutlarının sıvı kaybetmesi, annelerin ve süt veren hayvanların sütlerinin kuruması, meyve ağaçlarının kuruması ve erkeklerin iktidarsız kalmaları vb. Görüldüğü gibi, bunların hepsinde de sıvı kaybı ve kuruma vardır.

Bu inanç doğuda Hindistan’a, batıda Portekiz ve İngiltere’ye, kuzeyde İskandinavya’ya kadar yayıldı. Böylesi bir inanca sahip olmayan Amerika, Asya, Afrika ve Avustralya’ya ise kaşifler, denizciler ve göçmenler tarafından taşındı. Ama günümüzde hala Çin, Kore, Güneydoğu Asya, Avustralya ve Amerika yerlilerinde, Afrika’da sahranın güneyinde böyle bir batıl inanç yoktur.

Doğu Akdeniz ve Ege kıyılarında bu inanca, mavi gözlü insanların daha fazla nazarlarının değdiği inancı da ilave edilmiştir. Bu yörelerde mavi gözlü insanların azlığı bunun sebebi sanılıyor. Bu nedenle buralarda nazarı geri itmek veya ayna gibi yansıtmak için mavi göz şeklinde, camdan yapılan nazarlıklar başta bebekler olmak üzere nazarın değebileceği düşünülen her yere takılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tazelik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظر شبهه] şüpheli göz, şüpheli bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Göre, bakılırsa: Dediğine nazaran. 2. Nisbeten, nisbetle, kıyasen: Yaşına nazaran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to. in comparison to. according to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compared to. in comparison to. according to. in sb's opinion. as per. considering. in consideration. with regard to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظرا] göre, nispetle, bakılırsa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nasıra şehrinin yerlisi, Nasıralı; Nasrani, Hıristiyan; ilk Hıristiyanlık devirlerinde bir Yahudi Hıristiyan mezhebi üyesi. the Nazarene Hazreti İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İsrail'de Nasıra şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ نظرگاه] bakış yeri. 2.bakılan yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nazariyye). 1. Bakışa ait. 2. Teorik olarak, zıddı: Amelî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doctrinaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. speculative. bookish. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظری] teorik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) göre, fikrince, gözünde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAZARİYYAT) (i. A ). Teorik bilgiler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(NAZARİYYE) (i. A ). Teori. (bk.) Nazariyât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریه] teori.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نظریات] teoriler, nazariyeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazar değmesine karşı kullanılan boncuk, ot vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. amulet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amulet. charm. charm against the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. amulet (used to ward off the evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nokta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقطهء نظر] görüş açısı, bakım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب نظر] görüş sahibi, deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving aside. apart from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker of seller of vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Daha çok radyoyla yayınlanmak üzere hazırlanmış kısa temsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch. vignette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch. skit. radio sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sketch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سوء نظر] kötü gözle bakış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takke yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. 2.Çayırlarda biten bir bitki.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Teneke yapıp satan veya lehimleyip tamir eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinker. tinman. tinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tinner. tinsmith. tinman. maker or repairer of tinware. whitesmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Angora goat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) ilk bakışta, bir bakışta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by