Kef ne demek? | Kef anlamı nedir? | Kef

Kef anlamı nedir?

Kef ne demek?

Kef anlamı nedir?

Kef | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kef

Türkçe Sözlük

(i.) (Ar. kâf). Eski alfabenin 25. harfi olup asıl alfabenin sırası olan ebced tertibinde 11 .harfdir ve sayı gibi kullanılışında 20 sayılır. Asıl talâffuzu ince (ke) şeklindedir: Kedi, kâmil’de olduğu gibi. «KAf-ı FArisî» denen çeşidi ince ge (ge) talâffuz edilir: Gül, gelmek gibi ki, bu şekil talâffuz Farsça ile Türkçe’ye mahsus olup, Arapça’da yoktur. Üçüncü çeşit talâffuzu ise yalnız Türkçe’ye mahsustur. «Sağır kef» denen bu talâffuz bir çeşit «n» sesidir ki, edebî İstanbul şivesinde bildiğimiz «n» talâffuzundan ibaret kalmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köpük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEFF) (i. A.). 1. El içi, el ayası: Keffül-yed. 2. Avuç, avuç dolusu. 3. Ayakdüzü, taban: Keff-ül-arûs = Şeytan tersi. Keff-i meryem = Beşparmak. Keffün-nesr = Altınotu. Keff-ül-hirre = Kediayağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEFF) (i. A.). Çekme, sarf, men, def, ferâgat: Keff-i yed etmek = El çekmek, çekilip karışmamak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کف] köpük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefal balığına benzer bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça çirkâb’dan). Birikmiş pis su, kokmuş bulaşık suyu. mec. Edepsiz, terbiyesiz adam. Çirkefe taş atmak = Terbiyesiz adamlara bulaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slop. filthy water. cesspool. sewer. disgusting person. disgusting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filthy water. sewage. loathsome. ditch water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir kompozisyonda tüm figürlerin boy ve önem farkı gözetilmeksizin başları aynı hizaya gelecek biçimde yerleştirilmesi. Özellikle Yunan sanatının Klasik Dönem kabartmaları için kullanılan bu terim, resim ve grafik sanatında da geçerlidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keyif, uykulu memnunluk hali; haşiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kef = köpük, giriften = tutmak, Türkçe’de: kevgir). 1. Yemeğin köpüğünü almaya mahsus delikli kaşık veya kepçe (bu mânâ ile dilimizde kepçe kullanılır). 2. Pirinç vesaire yıkamaya mahsus delikli büyük kap, süzgeç, bk. Kevgir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Başı büyücek bir cins makbûl balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray mullet. grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey mullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. hukuk). Birinin vereceği bir parayı veya yapacağı bir işi, bir taahhüdü yerine getirmediği takdirde onun yerine yapmayı üzerine almak kanunî muamele ve taahhüdü, kefil olma, yüklenme, Ar. zımân: Kendisine kim kefâlet edecektir? Bu işi ancak sizin kefâletinizle kabûl ederim; onun kefâleti kabul olunmadı. Kefâlet senedi = Kefil olmayı, gösteren, kefilin verdiği senet. Kefâleti-bi’n-nefs = Nefsine kefil olma, yani bir adamın şahsı talep olundukta bulup vermek taahhüdü. Kefâleti bi’l-mâl = Malına kefil olma, yani onun borçlu olduğu parayı vermeyi taahhüt etme. Kefâlet-i müteselsile = İki veya daha fazla kişinin karşılıklı ve zincirleme kefil ve zâmin olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. security. suretyship. guarantee. bailment. caution. caution money. guaranty. indemnification. recognizance. sponsion. warranty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guaranty. security. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. caution. civil bail. bailment. caution money. security. suretyship. going bail for. surety bond. surety. accessory contract. bill guarantee. cautio. cautionary. guaranty. indemnity. pawn. security bond. sponsorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفالت] kefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail bond. bailment. deed of suretyship. letter of indemnity / guarantee. bond of indemnity. indemnity bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kefâlet süreliyle, kefil olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on bail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (masdar gibi kullanıyorsak da «küffâr» mübalâğa isminin müennesi olup asıl «örtücü ve imhâ edici» demektir). Bir mecburiyet altında veya yanlışlıkla işlenmiş bir günahı affettirmek ümidiyle şerîate uygun olarak verilen sadaka veya tutulan oruç vesaire, günahtan arınma: Kefâret lâzımdır; kefâreti kolaydır, mümkündür. Kefâret-i yemin = Yerine getirilemiyen bir yemine karşı icab eden şer’İ sadaka, oruç ve köle veya halayık Azat etmekten ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act on atonement as laid down in Islamic law and usually involving a paymen. atonement. penance. redemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağızdan çıkan köpük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kepçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفچه] kepçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. At tımarında kullanılan sert kıl kese, ince gebre. 2. (hi.). Kırım’ da bir şehir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keffe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale. scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pan of a balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kabaca bir taş çeşidi. 2. Dişlerin diplerinde ve kaplarda meydana gelen kireç çökeli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفل] kalça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (atı) Kese ile silmek, timar etmek. 2. (atın tüylerini) Parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölüyü sardıkları bez: Ölüyü kefene sarıp tabuta koyarlar. Kefen soyucu = Çok alçak, hırsız ve ahlâksız, Ar. nebbâş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kefene sarılmış. 2. Yufkaya sarılmış (tavuk vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet. cerement. grave clothes. cerements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shroud. winding sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefeni omuzunda. mec. rind, kalender.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kefene sarılmış, kefenlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kefen vesair cenazeye ait şeyler satan adam. mec. Soyucu, tamâhkâr, zâlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölüyü kefene sarmak, Osm. tekfîn etmek. 2. Tavuk, hindi vesaireyi bütün olarak yufkaya sarıp pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shroud (a corpse. enshroud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâfir) («küffâr») gibi. Kâfirler, bk. Kâfir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفره] kafirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کف] aya. 2.avuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Günahı örten anlamına gelir. 2.Günahların ödenmesi gereken bedeli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(dilimizde: KEFE) (i. A.). Terazi gözü, tablası, bk. Kefe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفه] kefe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفگير] kevgir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEFİL) (i. A. «kefâlet» ten smüş.) (c. küfelâ). Birinin borcunu vermeyi veya bir taahhüdünü yerine getirmeyi üzerine alan, borçlunun borcunu ödemek istememesi veya ödiyememesi hâlinde onun yerine borcunu vermeyi taahhüt eden adam. Ar. zâmin: Kefil olmak; kefil istemek; kefil vermek; kefil almak; kefile raptetmek (bağlamak). Kefîl-i bi’l-mâl, malına kefil = Birinin borcunu vermeye kefâlet eden. Kefîl-i bi’n-nefs, nefsine kefil = İstenildiği vakit teslim etmek üzere birinin şahsına kefâlet eden. Biribirine kefil = Zincirleme kefâlet ile her biri diğerine kefil bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surety. bail. bondsman. guarantor. guarantee. guaranty. sponsor. voucher. warranter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. guarantor. security. sponsor. surety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bail. guarantor. surety. bondsman. accessory obliger. bailman. bailsman. bill surety. cautio. cautioner. guarantee. security. sponsor. voucher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کفيل] kefil, kefalet eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guarantee. sponsor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as surety. to stand surety. to bail. to sponsor. to act as guarantor for. to stand surety for. to go bond for. come forward as surety. guarantee. put in a bailiff. to come forward as a surety. to enter into a suretyship. to represent and warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suretyship. acting as guarantor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kefen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütten yapılan alkollü bir Türk içkisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kefir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An effervescent liquor like kumiss, made from fermented milk, used as a food and as a medicine in the northern Caucasus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kephir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ketfiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bızla yahut büyük iğne ile çalışanların avuçlarının bu Aletlerden incinmemesi için ele geçirdikleri demirli kayış: Mutaf kefnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Köy (Arap ülkelerinde yer isimlerini meydana getiren bazı terkiplerin başında bulunur: Kefrü’z-Zeyyâd).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabı, papuç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفش] ayakkabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabıları muhafaza eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabı diken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabı çıkarılan papuçluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayakkabıcı, köşger.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kundura çeviren hizmetkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zooloji). Sırtlan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفتار] sırtlan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کفتر] güvercin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Yaşamaya yetecek kadar rızk. Klflf-ı n«f» = Bir kimseyi ancak yaşatacak kadar yiyecek; bununla kanaat etme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. palamarın bağlandığı iskele babası veya şamandıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefâlet» ten if.) (mü. mütekeffile). Tekeffül eden, kefil olan, kefâlet kabûl eden: O adam için, bu iş için ben size mütekeffillm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keff»den). Avuç açma, dilenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kefalet» ten). Kefalet verme, taahhüt etme: O adamın bu parayı vereceğini ben tekeffül ederim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکفل] kefil olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kefil olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uyanık, tetikte olan; uykusuz. wakefully z. uyanık olarak. wake fulness i. uyanıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koldaş, iş veya hayat arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by