Kel ne demek? | Kel anlamı nedir? | Kel

Kel anlamı nedir?

Kel ne demek?

Kel anlamı nedir?

Kel | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kel

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça’dır). 1. Bulaşıcı ve zor iyi olan bir hastalık sebebiyle başının saçı dökülmüş veya bu hastalığa tutulmuş olan: Kel çocuk; kel kız; kel baş. 2. Bu hastalığa yakalanmaksızın saçları dökülmüş olan, Ar eslâğ. İhtiyarlıktan başı büsbütü kel kalmış. 3. mec. Ağaçsız, çıplak: Kel dağ. Keloğlan = Öksüz ve fakir çocuk, külhanbeyi. 4. Pislikten veya bulaşmayla geçip bir daha bitmemek üzere seçim düşüren çıbanlı pis hastalık: Keli geçti; kelini iyi ettiler mec. Keli kızmak = Hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. hairless. scabby. baldhead. baldpate. coot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bare. bald spot. ringworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bare. denuded. baldspot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Doğru, dürüst işler yapan kimse. Dürüst, güvenilir erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-aligned countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tic. mark. bakalit; telefon ahizeleri v.b. yapımında ve elektrik veya hararet tecridi için kullanılan bir çeşit plastik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. berkelyum, bir radyoaktif unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aktinitlerden, atom ağırlığı 244 olan radyoaktif bir eleman. Bk senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). En yüksek pâyeli elçi. Osm. sefîr-i kebîr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador. ambassador sefiri kebir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. ambassadorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Süzülüp suyun dibine duran çamur, lüleci ve çömlekçi çamuru, süzülmüş balçık. 2. Yağsız sütten yapılmış, çok tuzlu bir cins ham peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitation. sedimentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir miyar yardımıyla sıvının dibine çökmek, teressüp etmek (o sıvı içinde erimiş halde olan katı maddeler için kullanılır), (bk.) Çökünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to precipitate. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökel, çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dregs. precipitate. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precipitate. detritus. refuse parts. sediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. kimya). Çökelmeye uğratmak, tersip etmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride görülen esmer lekelere “Karaciğer lekeleri”, beyaz lekelere de “Vitligo” adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Baharlıtere tohumu. (beyaz lekeler için)

Hazırlanışı :


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dikleşmek. 2. Bir yerde durup beklemek, dinelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hep, bütün. (bk.) Düğeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Söz edebi. Kaba kelimeler kullanmayıp, ifade edilecek mefhumu kapalı anlatma usulü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Akil). Çok yiyenler, oburlar, pisboğaz ve tamahkâr olanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. iç iskelet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kudretli el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hayvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. tarih). Fenike halkından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Bir harfe hareke yazmak veya hareke ile okumak, Osm. tahrîk etmek: İlk harfini esre ile harekelendirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Hareke almak, hareke ile okunmak, Osm. tahrîk olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Arap harflerinde). Hareke ile okunan harf, Ar. müteharrik: Kelimenin ilk harfi harekeli olmak lâzım gelir. 2. Harekeleri yazılı bulunan (yazı): Arap harflerinde çocuklara okutulacak ilk yazılar harekeli olmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصل کلام] sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s)., (i). aceleyle, telâşla; (s). karmakarışık; gelişigüzel; (i). telâş, karmakarışık şey, kanşıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. heyâkil). 1. Büyük bina, anıt, Abide, tapınak, puthâne. 2. (Türkçe) Taş, mermer, tunç, ağaç vs.’den insan, hayvan vs. şekli, Ar. sanem. Fransızca: statue (Arapça’da olmayan bu ikinci mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statuary. sculptural. statue. sculp. sculpt. image. effigy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. sculpture. statue. statue yontu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crucifixion. iconoclast. image. sculpture. statue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ هيکل] heykel. 2.gövde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Heykel yapan san’atkâr. Fransızca: sculpteur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculptor. sculptor yontucu. heykelci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculptor. artist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هيکل تراش] heykelci, heykeltıraş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Heykel yapma san’atı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sculpture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلاصهء کلام] kısacası, sözün kısası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Bir şeyin ilk hâline ait olan. 2. İlk çağlarla alâkalı, basit, iptidaî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive. primordial. crude. elementary. embryonic. primal. primeval. rude. rudimental. rudimentary. proto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitive. primary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regress. to become primitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (İ. scala). 1. Yapılarda yüksek yerlerin inşası için geçici olarak kereste, bazen de demir borudan kurulan sal: İskele kurmak. 2. Deniz kıyısında gemi ve kayıkların yanaştıkları yer ki, ekseriya denize uzanmış kâgir rıhtım veya kazıklar üzerine atılmış ahşap saldan ibarettir: Vapur iskeleye yanaşamadı. 3. Deniz kıyısında gemilerin yanaşmasına müsait ticaret yeri şehir ve kasaba, liman: Samsun güzel bir iskeledir (Fr. ichelle). 4. Bir memleketin deniz ticaretine, ithalât ve ihracâtına vasıta olan liman veya kasaba, Ar. mahreç: Anadolu’nun bütün batısının iskelesi İzmir’dir, (denizcilik) Geminin sol yanı: İskeleye gel (zıddı: sancak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larboard. wharf. quay. landing place. landing stage. seaport. port. dockage. gangboard. gangway. landing. larboard. pier. stage. staging. stopping place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferry. landing. pier. wharf. quay. landing place. jetty. gangway. gangplank. port town. port. scaffolding. scaffold. port side. catwalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wharf. landing. pier. quay. dock. gangplank. port won. port. scaffolding. scaffold. port side of a ship. catwalk. mounting for lights. jetty. ladder. landing stage. landing pier. landing place. port side. public wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Etleri dökülmüş olduğu halde asıl şeklini muhafaza edip dağılmamış insan veya hayvan kemikleri, vücudun kemik çatısı, mec. Pek zayıf adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeletal. skeleton. bones. atomy. framework. outline. carcase. carcass. frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. frame. framework. skeleton. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framework. skeleton. structural frame. bone. cage. chassis. framing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. geminin iç omurgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stuttering. hack. hesitation. stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrar ederek konuşmak, keke gibi söylemek: Küçükken çok kekeliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammer. falter. have a stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. to stammer. to hem and haw. to speak flatteringly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kekeme adamın hâli, Osm. lüknet-i lisân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kuduz illeti, kudurma, Ar. dâ-ül-kelb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کلاغ] karakarga, kuzgun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık: Bu işten bana kelâl geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık ve yorgunluk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık. bk. Kelâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Söz, lâkırdı: Bir kelâm söyledi. 2. (edebiyat) Birkaç cümleden mürekkep ve kendi başına bir maksat ifade eden söz ve ibare, fıkra: Kelâm, cümlelerden mürekkeptir. 3. Konuşma, söyleyiş: Hayvan kelâma muktedir olsa; deve lisân-ı hâl ile kelâma geldi. 4. Lisan, lehçe: Süryânîler’in kelâmı. 5. İslâm felsefesi: llm-i kelâm. 6. Kur’an-ı Kerîm: Hâfız-ı kelâm Kelâm-Ullah, Kelâm-ı Kadîm -Kur’an-ı Kerîm. Hâsıl-ı kelâm, hulâsa-i kelâm, netîce-i kelâm = Elhâsıl, hâsılı, sözün neticesi. Kelâm-ı kibâr = Atasözü, meşhur söz. Malâ-kelâm = Söz götürmez, diyecek yok. Mîr-kelâm = İyi söz söylemeye gücü yeten, meclis adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. remark söz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islamic theology. the Koran. utterance. remark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام] söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام قدیم] Kur’ân.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلام کبار] büyük insanların özlü sözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelâma, söze ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Söze ilişkin, sözle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kelâmcılar, İslâm felsefecileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İri, heybetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kertenkele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hermit ibis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kelâs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kilâb). 1. Köpek, it, fars. seg, zağar. Kelb-i akur = Salar, kudurmuş köpek. 2. (astronomi) Kelb-i Ekber, Kelb-i Asgar — İki yıldız kümesi, Fr. birincisine Grand Chien ve ikincisine Petit Chien ve Canicule derler, (tıp) DAül-kelb = Kuduz illeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلب] köpek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Gökyüzünün kuzey yarım küresinde bir yıldız kümesi (Canis Minoris) Küçük Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Gökyüzünün güney yarım küresinde bulunan ve gözle görülenlerin en parlağı olan bir yıldız kümesi, Lat. Canis Majoris, Fr Le Grand Chien Büyük Köpek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «su köpeği»). 1. Köpek balığı. 2. Kunduz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kelbeteyn, kerpeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerpeten

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kelbiyye). 1. Köpeğe ait. 2. (i. A. c.). Kelbiyyûn. Dünyaya asla ehemmiyet vermeyen ve kalenderâne yaşayan bir sınıf filozof ki, en ünlüleri Diyojen’dir: Kelbiyyûn’dan bir filozof.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. felsefe). Kinizm, Fr. cynisme, cynique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yazın bahçelerde ve çayırlarda uçuşan dört kanatlı, kanatları rengârenk toz gibi ince pullarla süslü böcek. Kelebek gibi = Pek güzel giyinmiş küçük kız. 2. Koyunların ciğerine Arız olan hastalık ki, kelebek şeklinde parçalar hâsıl eder: Koyunlar kelebek olmuş; o sürüye kelebek düştü. 3. Bazı Aletlerde bulunan bir çeşit mandal. Kelebekotu = Dağ yoncası. Kelebeksarmaşığı = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly. moth. butterfly nut. wing nut. butterfly valve. damper in a flue. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2.Narin, ince kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kelebek denilen ciğer hastalığına uğramış (koyun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kel yaraları gibi pulları veya boş ve çıplak yerleri olan: Kelek deri, kelek mısır. 2. Kılsız, çıplak: Kelek tulum. 3. Tamamlanmış ve yumru yumru kalmış, piç: Kelek yemiş. 4. Kavun, karpuz, bostan (bu mânâ ile yalnız Anadolu’ da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde ve bilhassa Dicle’de işleyen bir çeşit sal ki, üfürülmüş tulumlar üzerinde durur. Musul’dan Bağdad’a kelek İle gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe melon. fickleness. unripe. partly bald. fickle. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe melon. hairless. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâhana, kapuska (Anadolu’da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük iplik çilesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçluların kaçmaması için bileklerine tadılan çifte halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. bracelets. handcuffs. clamp. darbies. cleat. manacles. cuff. manacle. nippers. shackle. wristlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracelet. handcuffs. manacle. handcuff. pipe clip. clamp. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffs. pipe clip. bracelets. cleat. darbies. manacles. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. to handcuff. to manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to handcuff. manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz ve ücretsiz veya pek ucuz ele geçen: Bu atı, bu arabayı kelepir aldım; bin liraya böyle bir at kelepirdir; o, kelepir mal arıyor. 2. Emeksiz evlât, üvey evlât: Kendi evlâdı olmayıp yalnız bir kelepiri vardır (eskimiş tâbir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. bargain. good bargain. good buy. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain. gift. snip. steal. very cheap. dirt cheap. buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bargain. a steal. a very good buy. dirt-cheap. very cheap. bon marché. chance bargain. chance purchase. golden opportunity. pennyworth. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedavaya veya pek ucuz mal almaya alışmış, kelepir mal arayan: O, kelepirci bir adamdır, bu fiyatla mal almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın baş vurmasına mâni olan kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yılan gibi, ancak daha kalın, dört ayaklı ve yürürken yere sürünür sürüngenler ki, en tanınmışı kertenkele dediğimiz cinsidir. Kertenkele = Çabuk yürür küçük cinsi. Yeşil keler, benlikti keler = Zehirli keler cinsi. İri başlı keler, alaca keler = Diğer cinsleri. 2. Keler derisi ki, saat mahfazası vesaire olur. Keler balığı = Ahtapot çeşidi. Su keleri = Suda yaşar cinsi. Kaya keleri = BÜkalemûnun büyüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keler cinsi hayvanları içine alan bir sürüngenler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Başında kellik izi bulunan, kel başlı, dazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave yiğit. cesur. beautiful. handsome güzel. yakışıklı. bald kel. bad. ugly çirkin. kötü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. wooden-headed. bald. beautiful. handsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (k = benzetme, el = harf-i târif, evvel = birinci, ilk, önceki, eski). Evvelki gibi, Ar. kemâ-fi’s-sâbık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Körleşmiş, kesmez, işlemez. 2. Gözleri iyi görmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan smüş.) (mü. kelime). Kendisine söz söylenilen, hitâb olunan. Ar. muhâtab. Kelîmuilaah = Tanrı’nın Sİnâ Dağı’nda hitabına mazhar olan Hazret-i MÜsâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Söz söyleyen, konuşan. 2.Kelimullah: Tur’u Sina’da Cenab-ı Hakla konuşmasıyla Hz.Musa’ya verilen unvan. 3.Sure-i Kelim: Taha suresi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kelime). Kelimeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلمات] kelimeler, sözcükler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kelimât, kilem). 1. Mânâlı söz, bir dilde kullanılan sözlerin her biri. Gramerde kelime, isim ve fiil ve edat olarak üçe ayrılır. 2. Söz, lâkırdı, kelâm: Kelime-i tayyibe = Hatır alacak güzel söz. Kelime-be-kelime = Her sözü ayrıca ve hiçbirini atlamaksızın (tercüme etmek). Kelime-be-kelime tercüme = Meâlan (mânâ bakımından) tercümenin zıddı. Kelimetu’llah, Kelime-i Tevhîd = 1. «LAilâhe illallah Muhammed-en-resûl’ullah» cümlesi. Ilâ-yi kelimetu›llah = Hak dininin (İslâm dininin) yayılması ve şerefinin yükseltilmesi. 2. Allah›ın nefhi (üfürmesi) ile doğan Hazret-i Isâ. c. Mevsuk-ul-kilem = Sözüne inanılır, mutemet. Nâfizü’l-kilem = Sözü geçer, nüfuzlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wordy. word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word. vocable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلمه] sözcük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kelim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thesaurus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocabulary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word power.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word accent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in full acceptation of the word. strictly speaking. unmitigated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

word by word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literal. verbatim. word for word. literal translation. literally. textual. verbal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aslı Yunanca. Türkçe kullanılışı: Kilise, bk. Kilise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Hiç, asla, hiçbir vakit, Ar. kat’an: Hâşâ ve kellâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Baş, Ar. re’s, Fars. ser, kafa: Haydudun kellesini kestiler; kellesine bir şamar vurdu. 2. Baş gibi yuvarlakça şey: Bir kelle şeker, bir kelle lahana; kelle peyniri, kelle şekeri. Kelle kulak yerimle = Gösterişli, heybetli, endamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. poll. bean. chump. nob. pate. sconce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. knob. nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head. boiled sheep's head. block. knob. noggin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ladle , signalling disc , signalling disk , wand , dipper , scoop , trowel , racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کله] baş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başlık ve bilhassa başın tepesini örten ve başa yapışan yuvarlak ve hafif takke.. Eskiden kavuğun altına giyilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become bald.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılığı kıyafeti düzgün, yaşlıca ve gösterişli kimse. bk. Kerliferli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kelliğe yakalanmış olma, kel illeti: Onun kelliği bellidir.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Saçlı deride, deriden 2-3 santimetre kadar yüksekte kabuklar şeklinde ortaya çıkan ve bir çeşit mantarın neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalığın ortaya çıktığı yerdeki saçlar ya tamamen dökülmüş ya da bir iki kıl kalmıştır. Tedavinin ilk şartı, temizliğe çok dikkat etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, bal.

Hazırlanışı : 10 diş sarımsak kabukları soyulmadan dövülür. Üzerine 1 tatlı kaşığı süzme bal ilave edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, hasta olan yerlere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alopecia. baldness. favus. ringworm. bare wasteland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baldness. favus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk masallarının çoğunda geçen ve ilkin silik bir kişi iken yavaş yavaş birçok faziletleri beliren ve sonunda zekâsı ve yiğitliğiyle murâdına eren bir kahramanın adı olup bir ailenin himayesine veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocukları anlatmak üzere bir okşama sözü gibi de kullanılır: Bizim keloğlanı incitmeyin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kahve renkli kaba ve büyük deniz algl, varek; ecza. bu yosunun tentürdiyot yapımında kullanllan külü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bağ hereği.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, İskoç, mit. boğulma tehlikesini simgeleyen at şeklinde deniz perisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. keelson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Celt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. Celtic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacertian. lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Keler denilen dört ayaklı sürüngenlerin en bol cinsi ki, aşağı-yukarı bir karış uzunluğunda olup zararlı değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, kelâm = söz). «MA» ile beraber kullanılır. Mâlâ-kelâm = Söz yok, diyecek yok!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stain. to soil. to sully. to besmirch. to blacken the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stained or soiled. to be sullied / besmirched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lekesi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stained. spotty. spotted. blotchy. clouded. dappled. mackled. maculated. smeary. smudgy. splashy. splotchy. stigmatic. tainted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. spotty. stained. dishonoured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spotted. stained. whose name has been besmirched. with a bad reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typhus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ihtimal, olasılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. muhtemel; iyi, güzel; uygun; z. ihtimal ki, belki, galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağlama edatı, lâ = menfilik edatı, kelâm = söz). Söz götürmez, diyecek yok, pek fazla ve mükemmel: Mâ-lâ-kelâm çalıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maske ile örtmek. mec. Gizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maskesi olan, maskelenmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Güzel, nazik konuşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Heykel gibi, İri ve güzel yapılı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten İmef.) (mü. mükellefe). 1. Bir külfet, bir yük yüklenmiş, bir vazifeyi yerine getirmeye mecbur. Ahilî-i mükellefe = Vergi vermekle mükellef halk. 2. Çok özenerek, mükemmel surette ve külfetli yapılmış, tantanalı, debdebeli, ihtişamlı: Mükellef bir konak, bir sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged with. obliged to. liable. grand. sumptuous. taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charged with or obliged to do sth. grand. elaborate. tax-payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mükellef olma hâli: Askerlik mükellefiyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. obligation. liability. contribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ikili»’den imef.) (mü. mükellele). Taçlı, başında taç, iklîl bulunan, taçla süslenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şekl»den imef.) (mü. müşekkele). Şekil ve kıyafeti yerinde, yalnız kalıbı, gösterişi olan: Müşekkel bir adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'nın büyük göllerinde bulunan bir çeşit iri turnabalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(!. A. «kelâm» dan if.) (mü. mütekellime). t. Tekellüm eden, söyleyen. 2. (edebiyat, gramerde) 1. şahıs: Ben, biz, gelirim, gideriz... gibi. Türkçe’de müfred ve cem’i vardır. 3. Nutuk söyleyen, hatip. (I. A. c. mütekellimîn). Kelâm konuşan (İslâm felsefesi) bilgini).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vekâlet» ten imef.) (mü. müvekkeie). Tevkil olunmuş, biri tarafından vekil tayin olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. müvekkelün-bihâ) (hukuk). Bir vekile verilmiş olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکل] biçimli, kalıplı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ متکلم] konuşan. 2.birinci tekil şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. nikel; Amerika'ya mahsus beş sentlik para; f. nikel ile kaplamak. nickel silver nikel ile kanşık gümüş. nickel steel nikel ile kanştırılarak sertleştirilmiş çelik. nickelif'erous s. içinde nikel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden beş sente film seyredilen sinema; eskiden para ile çalınan otomatik pikap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nikelaj yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. nickel). Ni senbolüyle gösterilen gümüş gibi beyaz ve parlak, gümüşten daha bol ve ucuz bir eleman.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Ni

Atom Numarası:28

Kütle Numarası: 58,693

Yoğunluk: 8,902 g/cm3

Erime Sıcaklığı:1455 °C

Kaynama Sıcaklığı:2913 °C

Gümüşümsü beyaz, sert, elektrik ve ısı iletimi düşük bir elementtir.

Paslanmaz çelik üretiminde, metal paralarda, öteki metalleri dış etkilere karşı korumak için kaplamada kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickel. nickel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nickel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba getirmek, hiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate. to enrage. get sb's blood up. inflame. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow one's top. get hot under the collar. go off the deep end. see red. blow one's stack. get angry. lose one's temper. work oneself up into a rage. blow up. cut up rough. flame up. flash out. fly out. get hot. grow hot. lash oneself into a fury. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fume. to get angry. to lose one's temper. to be furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at. to get enraged at. boil over. bristle. to get one's dander up. flame. flip. fly into. foam. fume. get one's rag out. huff. to blow one's mind. to get one's monkey up. rage. rampage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hiddetli, kızmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. furious. pissed off. bristly. dyspeptic. enraged. heated. hot-blooded. ill-conditioned. incensed. indignant. inflamed. ireful. purple in the face. rabid. rampant. red-hot. snotty. sore. spunky. vehement. waxy. white-hot. wrathful. wrathy. wrot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. furious. irate. savage. surly. vehement. mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angry. enraged. watchful. hot tempered. choleric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hothead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi işler yapan, doğru kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü el. Pek el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çavdar ekmeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bitki çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) miskal, ibranilerde bir ağırlık birimi; altın veya gümüş sikke; (çoğ.), argo para, servet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmeyi bir müddet tekrarlamak, devamlı silkmek, sallamak, silkmeye devam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake off. shake. shake up. shake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to shake sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Silkelemek işine mevzu olmak. 2. Üstündeki tozu toprağı düşürmek maksadıyla vucudunu sarsmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iskelete ait, iskelet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iskelet; çok zayıf kimse, insan kurusu, kadit; bina çatısı, kafes: ana hatlar, taslak; s. iskelete benzer, iskelet kabilinden; bir deri bir kemik. skeleton at the feast keyif kaçıran herhangi bir sey . skeleton crew çekirdek tayfa, asgari kadro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iskeletini hazırlamak, tasarlamak, iskelet haline koymak; sayıca azaltmak, asgari miktara indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Schnorchel

den. solukluk

Başı su altında tutarak yüzmeyi sağlayan soluk alma borusu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snorkel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schnorchel. snorkel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şnorkel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. başakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikesi olan, Osm. muhâtaralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. risky. unsafe. hazardous. perilous. venturesome. adventurous. breakneck. danger. daring. forbidding. hairy. noxious. parlous. pestilent. pestilential. touch-and-go. wildcat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critical. dangerous. desperate. dodgy. fatal. forbidding. hazardous. nasty. noxious. perilous. precarious. risky. serious. treacherous. unhealthy. vicious. noxious res.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dangerous. hazardous. perilous. risky. riskiness. adventuresome. adventurous. critical. desperate. dodgy. hairy. insecure. mean. murderous. parlous. precarious. serious. speculative. unsafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly. monopoly inhisar. monopol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopoly. sole trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolist. monopolistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (keçi) Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (erkek keçi) Hücum etmek, azgınlık etmek. 2. mec. Görgüsüz adam zengin olup burnu büyümek, ne oldum delisi olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monopolization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth into a monopoly. monopolize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «külfet» ten) (c. tekellüfât). 1. Bir zahmete, zahmetli bir işe katlanma: Bu kadar tekellüfe ne hacet? 2. Özenme: Bu şiirde tekellüf vardır; tekellüf ile yapılmış bir iş olduğu anlaşılıyor. 3. Gösteriş, sahte tavır ve hareket, özeniş: Tavır ve hâlindeki tekellüf pek soğuktur. Bî-tekellüf, bilâ-tekellüf = Ozenmeksizin, tabiî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kelâm» dan). Söyleme, konuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kils» ten) (kimya). Kirece dönme, kireç hâline geçme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکلم] konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Teneke kaplı, bir tarafında tenekesi olan: Tenekeli sandık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Beyhude, nafile, maksatsız, rasgele: O, tevekkeli bu kadar zahmete katlanmadı, ben tevekkeli söylemedim. Tevekkeli değil = Maksatsız değildir, bir maksat vardır.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. zooloji). Eklembacaklılardan solungaç yerine özel bir nefes borusu taşıyan takım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tam, bütün, mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kusursuz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dolunay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Türkiye’nin ilk heykeli 10 metre uzunluğundaki Osman Gazi büstüdür. Bu büst 1914-1918 arasında Sivas Valisi Muammer Bey’in girişimiyle Hafik-Zara yolu üzerinde yapılmıştır. Gericiler heykeli protesto ederek törene katılanları „Taş Dikenler’ olarak adlandırmışlardır. İlginç olan, açılış törenini devrin müftüsünün yapmış olmasıdır. Bu heykel 1937’de yine Sivas Valisi Nazmi Toker tarafından kaldırılmıştır.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti. Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanılmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine zincirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. Şüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tarihte kayda geçen ilk un patlaması 1785 yılında İtalya’da Turiri’de bir ekmek fırınında, bir lambanın un tozunu tutuşturması sonucu oldu. Ölüme ve fazla zarara yol açmayan bu patlamadan sonra konu unutuldu gitti.

Modern günlerimizin başlangıcında, insanlık tarihinin ana gıdası ekmeğimizin en önemli girdisi olan unun çok ciddi bir şekilde yanarak patlayabileceğini kime söyleseniz herhalde şaka kabul eder gülerdi. 1981’de ABD’de büyük bir hububat silosu infilak edip, 9 kişi ölüp, 30 kişi de yaralanınca gülmeler durdu. 1988’de hububat bulunan yerlere belirli bir emniyet standardı getiren kuralların uygulanmasına başlanmasına rağmen 90’lı yıllarda sadece ABD’de undan kaynaklanan ortalama yılda 13 patlama oldu.

Peki nasıl oluyor da un bu kadar tehlikeli bir şekilde patlayabiliyor? Sebebi basit. Çünkü o bir karbonhidrat. Havada toz olarak asılı duran karbonhidratın miktarı, bir metreküpte 50 gramı aşınca herhangi bir şekilde tutuşturulduğunda patlar. Un tozları o kadar küçüktür ki, anında yanar ve bu yangın diğerlerine incirleme yayılır. Bu da toz bulutunda, ortama da bağlı olarak, patlayıcı bir güç oluşturur. Benzer durum şeker, puding ve hatta çok ince testere talaşlarında bile oluşabilir.

Bir yangının çıkması için üç şeyin bir arada olması gerekir. Hava (içindeki oksijen), yanıcı madde (burada un oluyor) ve tutuşturucu. Silolarda insanların çalıştıkları yerlerde tutuşmak için gereken metreküpte en az 50 gram un tozu miktarına pek ulaşılamaz. Tabii burada unutulmaması gereken patlamaya sebep verenin yanıcı maddenin havada asılı duran toz miktarı olduğudur, yoksa yere serilen unda böyle bir tehlike yoktur.

Silolarda tutuşmaya sebep olan şeyler, bilinçsizce yapılan bir kaynak, bir kesme işlemi, sigara, asansörler ve konveyörlerin mekanizmalarından çıkan kıvılcımlar olabilir. İüphesiz ortamın da çok önemi vardır. Patlamanın yarattığı büyük basınç boşalacak yer bulamazsa binayı bile yıkabilir. Açık havada ise patlama olmaz ama yine de tehlikeli bir alevlenme olur.

Hanımlar, endişelenmeyin, kurabiye veya börek yapmak için aldığınız bir kilo undan 50 gramı havaya uçmaz. Bu olay için tonlarca un gerekir. Hamur yoğurmak için balkona çıkmanıza hiç gerek yok!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olasısız, muhtemel olmayan; başaracağı tahmin edilmeyen. unlikelihood, unlikeliness i. olasısızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxpayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxpayer. tax payer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vekil). Vekiller. (bk.) Vekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil olanın sıfat ve hâli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وکلا] vekiller. 2.bakanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni bir çeşit ufak ve hafif iç yakımlı makina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kramp vücudumuzdaki kaslardan bir veya birkaçının elimizde olmadan, irade dışı, ağrı yaparak aniden kasılmasıdır. Krampların başlıca sebepleri soğuk, kötü duruş, alkol zehirlenmeleri ve B vitamini eksikliğidir. Bu nedenlerin birinden veya başka bir nedenden dolayı kaslara bol miktarda oksijen alınır ve yakılır. Bu arada laktik asit açığa çıkar. Bu asitin fazlası kaslar tarafından taşınamayarak kramplara sebebiyet verir.

Örneğin mide krampları, mide kaslarının karın tarafında ağrılı olarak kasılmalarıdır. Bilimsel olarak mide kramplarının açlık belirtisi veya bir mide hastalığının işareti olabileceği ileri sürülürken halk arasındaki genel inanış, tok karnına denize girmenin de mide krampına sebep olabileceği şeklindedir.

Eskiden uzmanlar da böyle düşünüyordu ama artık değil. Yıllar önce boğulma olaylarının çoğunun dolu mide ile yüzmeden ve bu nedenle mideye giren kramptan kaynaklandığı sanılıyordu. Aslında mide krampı özellikle denizde yüzerken oluştuğunda sonuç bakımından en tehlikeli olanlarındandır

Daha sonraları yapılan araştırmalar gösterdi ki, yemekten sonra denize girme ile oluşan mide krampları çok sık rastlanan bir olay değildir. Belki de yemekten sonra biraz rahatça kestirmek isteyen cankurtaranların abarttığı bir şeydir. Ancak yine de dolu mide ile uzun mesafeler yüzülmesi tavsiye edilmez. Nedeni ise kramp değil tehlikeli bir şekilde aşırı yorulmadır.

Bu yorulmanın altında yemekten sonra duyulan uyuşukluk hissi yatıyor. Vücudumuzun kol ve bacak kısımları kuvvetle çalıştıkları zaman daha güçlü bir kan akımına gerek duyarlar. Bu nedenle de koşarken veya yüzerken bacaklarımıza daha çok kan gider.

Yemekten sonra ise sindirim organlarımız yoğun bir şekilde çalışmaya başlarlar ve bu sefer onlar ekstra kana ihtiyaç duyarlar. Bu kan kaslardan ve beyinden çekilerek gelir. Bundan dolayı yemekten sonra uyuşukluk ve yorgunluk hissedilir. Hele bir de kanı çekilmiş kol ve bacaklarla yüzmeye kalkışılırsa, risk yaratacak şekilde bir yorulma ortaya çıkabilir. En iyisi yemekten sonra yüzmek yerine kısacık güzel bir uyku çekmektir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köylü, çiftçi yamağı; hödük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by