Kele ne demek? | Kele anlamı nedir? | Kele

Kele anlamı nedir?

Kele ne demek?

Kele anlamı nedir?

Kele | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kele

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-aligned countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block of neutral countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pipe clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Süzülüp suyun dibine duran çamur, lüleci ve çömlekçi çamuru, süzülmüş balçık. 2. Yağsız sütten yapılmış, çok tuzlu bir cins ham peynir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Deride görülen esmer lekelere “Karaciğer lekeleri”, beyaz lekelere de “Vitligo” adı verilir. Bunlar merhem veya kremlerle gizlenebilir. Aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Baharlıtere tohumu. (beyaz lekeler için)

Hazırlanışı :


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Akil). Çok yiyenler, oburlar, pisboğaz ve tamahkâr olanlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat., zool. iç iskelet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). hayvanın dış kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sun spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Bir harfe hareke yazmak veya hareke ile okumak, Osm. tahrîk etmek: İlk harfini esre ile harekelendirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Arap harflerinde). Hareke almak, hareke ile okunmak, Osm. tahrîk olunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (İ. scala). 1. Yapılarda yüksek yerlerin inşası için geçici olarak kereste, bazen de demir borudan kurulan sal: İskele kurmak. 2. Deniz kıyısında gemi ve kayıkların yanaştıkları yer ki, ekseriya denize uzanmış kâgir rıhtım veya kazıklar üzerine atılmış ahşap saldan ibarettir: Vapur iskeleye yanaşamadı. 3. Deniz kıyısında gemilerin yanaşmasına müsait ticaret yeri şehir ve kasaba, liman: Samsun güzel bir iskeledir (Fr. ichelle). 4. Bir memleketin deniz ticaretine, ithalât ve ihracâtına vasıta olan liman veya kasaba, Ar. mahreç: Anadolu’nun bütün batısının iskelesi İzmir’dir, (denizcilik) Geminin sol yanı: İskeleye gel (zıddı: sancak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larboard. wharf. quay. landing place. landing stage. seaport. port. dockage. gangboard. gangway. landing. larboard. pier. stage. staging. stopping place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ferry. landing. pier. wharf. quay. landing place. jetty. gangway. gangplank. port town. port. scaffolding. scaffold. port side. catwalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wharf. landing. pier. quay. dock. gangplank. port won. port. scaffolding. scaffold. port side of a ship. catwalk. mounting for lights. jetty. ladder. landing stage. landing pier. landing place. port side. public wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bollard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Etleri dökülmüş olduğu halde asıl şeklini muhafaza edip dağılmamış insan veya hayvan kemikleri, vücudun kemik çatısı, mec. Pek zayıf adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skeletal. skeleton. bones. atomy. framework. outline. carcase. carcass. frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabric. frame. framework. skeleton. weed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

framework. skeleton. structural frame. bone. cage. chassis. framing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stuttering. hack. hesitation. stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrar ederek konuşmak, keke gibi söylemek: Küçükken çok kekeliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammer. falter. have a stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stutter. to stammer. to hem and haw. to speak flatteringly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yazın bahçelerde ve çayırlarda uçuşan dört kanatlı, kanatları rengârenk toz gibi ince pullarla süslü böcek. Kelebek gibi = Pek güzel giyinmiş küçük kız. 2. Koyunların ciğerine Arız olan hastalık ki, kelebek şeklinde parçalar hâsıl eder: Koyunlar kelebek olmuş; o sürüye kelebek düştü. 3. Bazı Aletlerde bulunan bir çeşit mandal. Kelebekotu = Dağ yoncası. Kelebeksarmaşığı = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butterfly. moth. butterfly nut. wing nut. butterfly valve. damper in a flue. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2.Narin, ince kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vent glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kelebek denilen ciğer hastalığına uğramış (koyun).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kel yaraları gibi pulları veya boş ve çıplak yerleri olan: Kelek deri, kelek mısır. 2. Kılsız, çıplak: Kelek tulum. 3. Tamamlanmış ve yumru yumru kalmış, piç: Kelek yemiş. 4. Kavun, karpuz, bostan (bu mânâ ile yalnız Anadolu’ da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerde ve bilhassa Dicle’de işleyen bir çeşit sal ki, üfürülmüş tulumlar üzerinde durur. Musul’dan Bağdad’a kelek İle gittik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe melon. fickleness. unripe. partly bald. fickle. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe melon. hairless. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâhana, kapuska (Anadolu’da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük iplik çilesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suçluların kaçmaması için bileklerine tadılan çifte halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. bracelets. handcuffs. clamp. darbies. cleat. manacles. cuff. manacle. nippers. shackle. wristlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracelet. handcuffs. manacle. handcuff. pipe clip. clamp. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffs. pipe clip. bracelets. cleat. darbies. manacles. shackles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuff. to handcuff. to manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to handcuff. manacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handcuffed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz ve ücretsiz veya pek ucuz ele geçen: Bu atı, bu arabayı kelepir aldım; bin liraya böyle bir at kelepirdir; o, kelepir mal arıyor. 2. Emeksiz evlât, üvey evlât: Kendi evlâdı olmayıp yalnız bir kelepiri vardır (eskimiş tâbir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. bargain. good bargain. good buy. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain. gift. snip. steal. very cheap. dirt cheap. buy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a bargain. a steal. a very good buy. dirt-cheap. very cheap. bon marché. chance bargain. chance purchase. golden opportunity. pennyworth. snip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bedavaya veya pek ucuz mal almaya alışmış, kelepir mal arayan: O, kelepirci bir adamdır, bu fiyatla mal almaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bargain hunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın baş vurmasına mâni olan kayış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yılan gibi, ancak daha kalın, dört ayaklı ve yürürken yere sürünür sürüngenler ki, en tanınmışı kertenkele dediğimiz cinsidir. Kertenkele = Çabuk yürür küçük cinsi. Yeşil keler, benlikti keler = Zehirli keler cinsi. İri başlı keler, alaca keler = Diğer cinsleri. 2. Keler derisi ki, saat mahfazası vesaire olur. Keler balığı = Ahtapot çeşidi. Su keleri = Suda yaşar cinsi. Kaya keleri = BÜkalemûnun büyüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keler cinsi hayvanları içine alan bir sürüngenler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Başında kellik izi bulunan, kel başlı, dazlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave yiğit. cesur. beautiful. handsome güzel. yakışıklı. bald kel. bad. ugly çirkin. kötü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. wooden-headed. bald. beautiful. handsome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. baldness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (k = benzetme, el = harf-i târif, evvel = birinci, ilk, önceki, eski). Evvelki gibi, Ar. kemâ-fi’s-sâbık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacertian. lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Keler denilen dört ayaklı sürüngenlerin en bol cinsi ki, aşağı-yukarı bir karış uzunluğunda olup zararlı değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stain. to soil. to sully. to besmirch. to blacken the name of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lekeli hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stained or soiled. to be sullied / besmirched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamında kullandığı güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, disk lekelere karşı dayanıklı olup her zaman mükemmel kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maske ile örtmek. mec. Gizlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provocation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba getirmek, hiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to anger. to infuriate. to enrage. get sb's blood up. inflame. madden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hiddet ve gazaba gelmek, hiddetlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow one's top. get hot under the collar. go off the deep end. see red. blow one's stack. get angry. lose one's temper. work oneself up into a rage. blow up. cut up rough. flame up. flash out. fly out. get hot. grow hot. lash oneself into a fury. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fume. to get angry. to lose one's temper. to be furious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get angry at. to get enraged at. boil over. bristle. to get one's dander up. flame. flip. fly into. foam. fume. get one's rag out. huff. to blow one's mind. to get one's monkey up. rage. rampage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir bitki çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmeyi bir müddet tekrarlamak, devamlı silkmek, sallamak, silkmeye devam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake off. shake. shake up. shake out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake. to shake sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Silkelemek işine mevzu olmak. 2. Üstündeki tozu toprağı düşürmek maksadıyla vucudunu sarsmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into vinegar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iskelete ait, iskelet gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. iskelet; çok zayıf kimse, insan kurusu, kadit; bina çatısı, kafes: ana hatlar, taslak; s. iskelete benzer, iskelet kabilinden; bir deri bir kemik. skeleton at the feast keyif kaçıran herhangi bir sey . skeleton crew çekirdek tayfa, asgari kadro

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iskeletini hazırlamak, tasarlamak, iskelet haline koymak; sayıca azaltmak, asgari miktara indirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. başakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

newt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (keçi) Azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (erkek keçi) Hücum etmek, azgınlık etmek. 2. mec. Görgüsüz adam zengin olup burnu büyümek, ne oldum delisi olmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by