Kem Göz ne demek? | Kem Göz anlamı nedir? | Kem Göz

Kem Göz anlamı nedir?

Kem Göz ne demek?

Kem Göz anlamı nedir?

Kem Göz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kem goz

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

18. yüzyıl sonlarında İstanbul gençleri arasında şemsiye modası çıkmıştı. Rengarenk ipek püsküllü şemsiyeler yalın ayaklı, dökük kıyafetli gençlerin bile elinde görülürdü.

Kibar ve zengin gençler o zamanın kabadayılarından sayılan Levent’lerin külhanbeyi kıyafetlerini giyerler, at üstünde şemsiye açarak dolaşırlardı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah’ın kulu. - (bkz.el-Ha-kem). Allah’ın isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamahkâr, doymaz, harîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetous. avid. greedy. insatiable. acquisitive. esurient. glutton. grasping. hoggish. open-mouthed. piggish. piglike. rapacious. ravenous. voracious. vulturine. vulturous. wolfish. grabber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitive. avaricious. gluttonous. grasping. greedy. implacable. importunate. insatiable. rapacious. covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insatiable. overgreedy. eager. covetous. avid. voracious. edacious. acquisitive. gluttonous. grasping. insatiate. rapacious. ravenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doymazlık, tamahkârlık, hırs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquisitiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avarice. cupidity. greed. gluttony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covetousness. overgreediness. eagerness. avidity. voracity. gluttony. cupidity. greed. rapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıkarını sağlamak için, fırsatlardan faydalanan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert. sharp. smart. wide awake. cunning. open-eyed. astute. canny. heady. hip. knowing. leery. nimble. shrewd. spry. up and coming. up-and-coming. vigilant. wide-awake. fly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheaded. smart. wary. clever. shrewd. cunning. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argus eyed. alert. sharp. shrewd. smart. to be up to snuff. up and coming. wary. wide awake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

General Court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anklebone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knuckle bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde şimdi kullanılmayan, göğse dayıyarak çalınan eski bir keman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). E’lendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chief referee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waist belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Omurga kemiği. Bir şeyin esas kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinal column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. spine. basis. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbone. back bone. spine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بزکمال] en iyi şekilde, mükemmel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözü takma olan. 2. Bir buçuk metre kadar boyunda bir çeşit köpekbalığı (galeus canis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glass eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekmek işini yapamamak. 2. Tahammül edememek. 3. Kıskançlık yüzünden hoş görmemek: Beni çekemediğin besbelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be unable to stand. to be jealous of. to envy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to be able to stand by / sth. to be displeased with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. jealousy. intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jealousy. hobson's choice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (çekememezlik şekli yanlıştır). Birinin fazilet ve iyi taraflarına tahammül edemeyiş, haset, kıskançlık: Bu çekemezlikle halin ne olacak bilemiyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açıkgöz, aldatılamayan, işini bilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrewd. clever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Çinlilerin değil Japonların, Orta ve Güneydoğu Asya’da yaşayanların hatta Eskimoların bile gözleri çekiktir. Aslında ‘çekik gözlü’ olmak tanımı kesinlikle yanlıştır. Göz yapısı dünyada bütün insanlarda aynıdır.

Farkı yaratan göz kapaklarıdır. Çekik gözlü diye nitelendirilen ırklarda gözün üzerindeki göz kapağının ikinci kıvrımı, gözün üstüne doğru daha fazla inmiştir ve bu durum gözün sanki daha darmış gibi görünmesine sebep olur.

Peki bu, niçin böyledir? Bir teoriye göre göz kapağının üzerinde katlı olarak duran bu ikinci kıvrımı, bu insanların gözlerini yoğun olan kar tabakasının, göz kamaştıran ışığından korumak için, bir nevi kar gözlüğü gibi gelişmiştir.

Her ne kadar yukarıda belirtilen bölgelerin bazılarında kar hiç yağmıyorsa bile bilim insanları bugün çekik gözlü diye nitelendirdiğimiz insanların atalarının son buzul çağında Sibirya’dan, yani Asya’nın kar ve buzla kaplı en soğuk bölgesinden güneye, bugün yaşadıkları yerlere göç ettiklerine inanıyorlar.

Bu kadar soğuk iklimde yaşayanların vücutlarının iklime uyum sağlamaktan başka çareleri yoktu. Sadece gözler değil, burun da rüzgara en az maruz kalacak şekilde küçülmüş, burun delikleri, solunan hava ciğerlere gidene kadar ısınsın diye daralmıştır. Ciltleri de bu nedenle yağlıdır.

Göz kapakları da daha yağlı olduğundan, daha sarkık durur ve bu oluşum gözü ve iç tabakalarını kara ve buza karşı korur. Yani ‘çekik gözlü’ değil ‘düşük göz kapaklı’ tanımını kullanmak daha doğrudur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ulna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kneecap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bekâmet» ten smüş.). Dilsiz, Ar. ebsem, ahres.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ابکم] dilsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dilsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dilsizlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) [اجهل من قره گوز] zırcahil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eke).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheekbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safety belt. seat belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an old flame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görünüş, gösteriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pomp. splendor. splendour. gorgeousness. magnificence. glory. brilliance. brightness. array. bravery. brilliancy. effulgence. grandeur. majesty. pomposity. radiance. resplendence. splendidness. state. stateliness. sumptuousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

array. glory. grandeur. majesty. pomp. splendour. state. splendor. magnificence. splendor debdebe. ihtişam. tantana. haşmet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificence. pomp. flamboyance. glory. grandeur. lustre luster. majesty. pride. resplendence. splendour splendor. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İhtişam, gösteriş karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. 2.Gösterişli, heybetli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificent. pompous. splendid. bright. brilliant. effulgent. fulgent. gallant. gorgeous. grandiose. imperial. majestic. olympian. palatial. proud. puffy. queenlike. queenly. refulgent. stately. sublime. sumptuous. brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. brilliant. gallant. glittering. glorious. grand. grandiose. imposing. magnificent. majestic. palatial. plush. princely. proud. resplendent. splendid. stately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificent. splendid. pompous. costly. glorious. grandiose. heroic. high. kingly. lordly. majestic. stately. sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanda ve hayvanlarda görme organı, Osm. Alet-i bâsıra, Ar. ayn, Fars. çeşm, dîde: Göz eçmak, göz kapamak, kara göz, elâ göz, gözün akı, karası, gözbebeği. 2. Görme, Ar. rü’yet, bâsıra: Gözü açık, gözü keskin. 3. Menbâ, kaynak, bir suyun yerden kaynadığı yer, kaynak, Ar. ayn: Su gözü. 4. Delik, çukur: Bal gümecinin gözleri; iğne gözü. Göz göz = Delik, delik. 5. Çekmece: Masanın gözündedir. 6. Taksim, bölük: Beş göz mağaza: O değirmenin üç gözü vardır. 7. Terazi kefesi: Terazi gözü. 8. Kemer: Köprü gözü. 9. Nazar, kötü bakış, Fars. çeşm-i bed: Göze gelmek, göz değmek. 10. Gözde olma, makbûl olma: Dünya gözümde yoktur. Bir şey gözüne girmiyor. 11. Teveccüh, sevgi, muhabbet: Göze girmek, gözden düşmek, gözden çıkmak. Göz atmak: İşaret etmek. Aç göz = Hırs, tamah, doymazlık. Aç göxlü = Tamahkâr, haris. Göz açmak sa 1. Doğmak, dünyaya gelmek. 2. Rahatlanmak, teneffüs etmek: İşten göz açamadım. 3. Dikkat etmek, ihtiyat üzere bulunmak: Gözünü aç. Gözlerini açmak = 1. Hayran olmak, hayrette kalmak. 2. Alıştırmak, uyandırmak, ikaz etmek. Gözlerini dört açmak = 1. Fazla dikkat etmek, ihtiyat üzere bulunmak. 2. Hayrette kalmak. Açıkgöz = Uyanık, fırsatçı. Gözü açık, gözü ardında = İsteğine erişememiş; arzusuna erişemeden ölmüş. Göz açıklığı = Zekâ, uyanıklık. İlk gözağrısı = 1. Birinci defa olarak çekilen aşk. 2. İlk evlât. Göz akı = Gözün beyaz kısmı. Göz almek = Gözü kamaştırmak. Gözotu = Ar. Haşîşe-tülayn (bitki). Öküzgözü = Arnika (bitki). Göz önü = Huzur: Göz önünde, huzurda. Gözevl = Gözün çukuru, Fars. hâne-i çeşm. Göz etmek = İşaret etmek. Göz ısırmak = Tanır gibi olmak. İki gözü iki çeşme = Çok ağlamayı anlatır. Göze batmak = Kıskançlığı mucib olmak. Gözbağı = Sihir, büyü. Gözbağcı = Büyücü, Ar. sehhâr, Fars. efsûnger. Gözbebeği = Gözün asıl gören merkezi ki, içinde karşıya gelen şahsın resmi görünmekle böyle adlandırılmıştır. Ar. insân-ül-ayn, Fars. merdümek-i çeşm. Göz belermek = Hiddetle bakıp tehdit etmek. Gözboncuğu = Nazara karşı takılan mavi boncuk. Gözboyamak = Dalavere ederek aldatmak, kandırmak, iğfal etmek. Bingözotu = Mahmûde denilen bir cins bitki. Patlak göz = 1. Bozulup dışarı fırlamış göz. 2. Tabiî olarak dışarıya fırlamış çıkıntılı göz. Gözü p«k = Cesur, yiğit. Göz pınarı = Gözün burun tarafındaki ucu. Gözde tütmek = Fazla istenmek, hasret duymak, imrenmek. Göz çıkarmak = 1. Kör etmek, gözünü sakatlamak. 2. Zarar vermek, bozmak, halel getirmek. Gözden çıkmak = Artık arzu olunmamak, bıkılmak, soğumak. O kadar hevesle yaptırdığım ev, istediğim gibi olmadığı için gözümden çıktı. Göz hapsi = 1. Kimse ile görüşmemek üzere bir odaya hapis ve tevkif. 2. Bir kimseye, gözünü ayırmadan bakma. Göz hekimi = Göz doktoru. Ar. kehhâl. Horoz gözü = Bir cins papatya. Gözdağı = Tehdit, korkutma. Dört gözle beklemek Sabırsızlıkla beklemek. Gözünü dört açmak = Pek ihtiyatlı davranmak. Göz değmek = Nazar isabet etmek. Göz demiri = (denizcilik) Geminin baş tarafında bulunan ve her vakit kullanılan büyük demir. Gözden düşmek = Teveccühü kaybetmek, itibarsız olmak. Göz dönme

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer. eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Süt, yumurta.

Hazırlanışı : 2 kahve fincanı çiğ inek sütüne 1 yumurtanın akı dökülüp, karıştırılır. Günde 3 kere ikişer damla konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye catching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glamorous. inviting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. glaring. dazzling. brilliant. glamorous. grandiose. splashy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slight acquaintance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glance. scan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

browse. to glance at. to run an eye over. glance. to a load of. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewash. girl-watching. eye bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precious thing / person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gemilerdeki çapaların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticulated. honeycombed. spongy. checker-work. checkered. meshed. porose. porous. pervious. celled. cellular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyes to eyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tuz, su.

Hazırlanışı : 4 bardak kaynak suya 1 çay kaşığı sofra tuzu konur. Eriyinceye kadar karıştırılır. Günde 3 kere göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flashy. glaring. meteoric. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glaring. gorgeous. resplendent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Çay, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kaynak suya, 1 kahve kaşığı çay konur. 5 dakika bekletilip süzülür. Bu suya batırılan gazlı bez ile kompres yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eye lid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roughly speaking. by rule of thumb. tumb rule. straight eye. by just looking at it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Sinir hastalıkları veya sigara içmekten kaynaklanan göz kaşıntılarında, aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Boru çiçeği.

Hazırlanışı : 1 avuç boru çiçeği ateşe atılır. Çıkan duman ile tütsü yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

viewfinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Susam, su.

Hazırlanışı : 1 kahve kaşığı susamın üzerine 5 damla su dökülür. Karıştırılıp göz kapaklarının üzerine sürülür. Yarım saat sonra ılık su ile yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göz tansiyonunun yüksek olduğu hallerde aşağıdaki reçetelerden herhangi biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Papatya çiçeği.

Hazırlanışı : 1 çorba kaşığı kuru papatya çiçeği iyice dövülerek toz haline getirilir. Sonra enfiye gibi buruna çekilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir. Ayrıca, kısa sürede geçmeyen göz tiklerinde, aşağıdaki reçetelere başvurulur.

Tedavi için gerekli malzeme : Ihlamur, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı sıcak suya, 1 kahve kaşığı ıhlamur konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Üzerine 3 kahve kaşığı toz şeker ilave edilerek içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Fazla çalışmaktan yorulan gözleri dinlendirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Patates, gülsuyu.

Hazırlanışı : 1 Adet çiğ patates soğuk su ile yıkandıktan sonra ortasından kesilir. İki ince dilim alınıp, göz kapaklarının üstüne konur. 10 dakika sakin bir şekilde istirahat edilir. Daha sonra gül suyu ile göz banyosu yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Göz zayıflığını tedavi etmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Raziyane

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 10 gram raziyene kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.), mec. Eskiden sevilmiş olan kimse veya şey. İlk gözağrısı = İlk sevilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birinin, hapsedilmemekle birlikte, belirli bir yerde oturmaya mecbur olma durumu. Gözaltı etmek veya gözaltına almak = Birini böyle bir duruma sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. intern. charge. watch. surveillance. house arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custody. surveillance. house arrest. arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

house arrest. probation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Watchlist Companies Market)

Hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler ve/veya hisse senetleri işlemleri ile ilgili olarak olağan dışı durumların ortaya çıkması, hisse senetleri Borsa’da işlem gören şirketler tarafından kamunun zamanında, tam ve sürekli aydınlatılmasına ve mevcut düzenlemelere uyum konusuna gerekli özenin gösterilmemesi, yatırımcıların haklarının korunması ve kamu yararı gereği hisse senetlerinin Borsa kotundan ve/veya ilgili pazardan geçici ya da sürekli çıkarılması sonucunu doğurabilecek gelişmelerin oluşması nedeniyle şirketlerin izleme ve inceleme kapsamına alınması durumlarında, sürekli gözetim, denetim ve izleme ortamında, hisse senetlerinin likidite imkanını kesintiye uğramadan İMKB bünyesinde işlem görebileceği pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Elçabukluğu ve ustalıkla olmayan bir şeyi oluyor gibi gösterme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz bağı yapan kimse, büyücü, sihirbaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözbağıcı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözün saydam tabakasının arkasında «irisi denen renkli kısmın ortasında siyah bir dairecik şeklinde görülen açıklık. 2. mec. Pek aziz ve sevgili kimse. Gözbebeği gibi sevmek = Pek çok sevmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. pupil. pupilla. apple of the eye. apple of eye. orb. blue boy. dearest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. pupil of the eye. apple of the eye. the apple of sb's eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil of the eye. pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür. Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir. Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır. Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür. Üşütme sonucu ortaya çıkan gözbebekleri iltihabında, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meyan kökü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 50 gram meyan kökü konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçi, Fars. dîde-bân, nigeh-bân. 2. Nöbetçi, karakol. 3. Casus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. observer. look-out. lookout. spotter. picket. usher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lookout. scout. sentinel. watchman. oculist. invigilator. oculist göz hekimi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. invigilator. lookout mean. scout. sentinel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçilik. 2. Nöbetçilik. 3. Casusluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. scouting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini yola getirmek için yapılan yıldırma hareketi. Gözdağı vermek = Yıldırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

threat. intimidation. threats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intimidation. threat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to intimidate. threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (göz ismiyle «de» ekinden). 1. Teveccüh gören, beğenilen, sık sık takdir edilen, gözde olan. 2. Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesinin taşıdığı unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favorite. favourite. pet. preffered. favorite. favourite. blue boy. fair boy. dearest. minion. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

favourite. in. pet. popular. favorite. in favour. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

much liked. much thought of. favoured one. favorite. in favour. favo u rite. minion. popular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Göze girmiş olan sevilen beğenilen, benimsenen. 2.Beğenilen kadın. 3.Osmanlı sarayında padişahın ilk dört cariyesine verilen ünvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower anchor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in bad. disfavour. disgrace. in the doghouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall from grace. to fall in esteem. to fall into contempt. to fall into disfavour. to grow out of estimation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

survey. going through. revision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. examine. inspect. sift. skim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overview. review. revise. investigate. to review.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hücre. 2. Su kaynağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. cell hücre. spring. source.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cell. beautiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ophthalmic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ocular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamboyant. conspicuous. in evidence. marked. noteworthy. observable. outstanding. prominent. salient. striking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconspicuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstünden bir kat ipekle örtülmüş, iki kat. Gözeme nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Örgü örer gibi bir tarzda dikmek. 2. Nakışı ipekle örtmek, iki kat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir cins alaca geyik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bir nevi alageyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kovandan bal alırken yüze geçirilen tel kafes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Göz göz oya: Gözenek. 2. Sıvama nakış. 3. Bitkilerin yaprak ve saplarındaki birtakım küçük organlar. Bunlar, bitkinin solumasını kolaylaştırır. Bazı hayvan dokularında bulunan aralıklar da «gözenek» diye anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore. stoma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonporous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Üstünden ipekle bir kat daha geçirilmek, iki kat olmak: Gözenmiş nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor. guard. protector. observer. line-man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Saklanılmak, korunmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyanet olunmak: Koyunlar gözetilmezse kurt yer. Bakılmak, nezaret ve idare olunmak: Bu işler gözetilmek ister. 3. Beslenmek, Osm. iâşe ve infak olunmak: Kadın, çocuklarıyla beraber kocasınca gözetilir. 4. Beklenmek, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmek 5. Tutulmak, Osm. intizâr ve tarassut olunmak: Fırsat gözetilmeli. 5. Tutulmak, Osm. riâyet olunmak, mer’İ bulunmak: Eski Adetler gözetilmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be guarded. to be respected. to be observed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. observation. observance. watch. custody. guard. oversight. superintendence. surveillance. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveillance. supervision. custody. watching. care.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervision. watch. care. control. surveillance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observing. watching. peeping. spying on. surveillance. observation. look-out. lookout. peek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. spy. lookout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspection hole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin yaptıklarını gizlice gözlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. spy on. spy on smb. peep. peek. pry. observe. case. case the joint. keep cave. espy. eye. pry about. pry into. spy. spy out. spy upon. stand over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. shadow. spy. to observe secretly. to watch. to spy on. peep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe secretly. to spy on. to peep at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözetlemek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be spied on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb spy on another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözetmek işi. (bk.) Gözetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custodial care. observation. surveillance. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korumak, Osm. hıfz, muhafaza, siyanet etmek: Bu çoban koyunları iy’ gözetmiyor. 2. Bakmak, nezaret, idare etmek: Bu işleri kim gözetiyor? Beslemek, bakmak, geçindirmek: Herkes ailesini gözetmeye mecburdur. 4. Beklemek, Osm. intizâr, terakkub, tarassut etmek: Fırsat gözetiyor. 5. Tutmak, riayet etmek, saklamak, geçerli bulundurmak: Macarlar bazı eski Adetlerini gözetiyorlar. 6. Dikkat etmek, dikkatle bakmak: Başını gözet, çocuğu gözet. e. Gözet = Sakın, iyi bak, dikkat!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guard. protect. oversee. study. supervise. tend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look after. guard. to consider. observe. to take care. to mind. to guard. to protect. to regard. to pay regard. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look after. to take care of. to guard. to protect. to consider. to respect. to observe. to regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisor mubassır.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical advisor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Korutmak, Osm. hıfz, vikaye ve siyânet ettirmek: Ormanları çok gözettirmek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Göz çukuru; gözlerin içinde bulundukları kemik oyuklardan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyelid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : Yarım su bardağı sıcak suya yarım kahve kaşığı karbonat konup, iyice karıştırılır. Göz kapaklarına banyo yapılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir. Fazla ağlamak sonucu şişen göz kapaklarını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pamuk.

Hazırlanışı : Bir parça pamuk soğuk suya batırıldıktan sonra göz kapakları üzerine konur. 5 dakika bekletilir. Gerekirse tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Etrafı gözetleyecek yer, av bekleme yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Müşahede. (bk.) Müşahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. investigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. remark. sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Müşahade, gözlemek karşılığı olarak kullanılan kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer müşahit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekleme, Osm. intizar, terakkup, tarassut. 2. İki çeşit hamur ki, biri tatlı diğeri börektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. watch. watching. observing. monitor. waffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. pancake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation. a savory pancake. lookout. prospect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleme yapıp satan adam: Gözlemeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ile beklemek, Osm. intizâr etmek: Oğlunu gözlüyor. Akşama kadar sizi gözledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. watch. sight. spy. spy out. monitor. long. miss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. observe. to watch for. to wait for. to observe. to watch. wait.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to wait for. to keep an eye on. sight. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (uyd. k.). (bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe. to observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to observe. to watch over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be watched over / observed / protected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb watched over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yerde olup bitenleri görüp anlamakla vazifeli kimse, müşahit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözü olan: Gözlü hayvan, siyah gözlü, mavi gözlü edam. 2. Taksimatı olan, birkaç bölüğe ayrılmış: İki gözlü değirmen, üç gözlü mağaza, daire; beş gözlü anbar. 3. Delikleri olan, delik deşik: Gözlü gümeç, seyrek gözlü kalbur, sık gözlü kafes. Açgözlü = Tamahkâr, doymaz. Tokgözlü — Kanaatkâr, kanaatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyed. having an eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakılan eşyayı büyüterek yakın göstermeye yarayan kristal Alet ki, göze takılır ve bazen tozdan veya fazla ışıktan korumak için de kullanılır: Gözlük takmak, kullanmak: Mavi gözlük, tek gözlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. eyeglasses. a pair of eyeglasses. goggles. spectacles. specs. a pair of spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glasses. specs. spectacles. specticles. eyeglasses. goggles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyeglasses. eye glasses. pair of glasses / spectacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician. wearing glasses. hooded. spactacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

optician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing glasses. bespectacled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(gözotu): Kırlarda kendiliğinden yetişen bir çeşit bitkidir. Yaprakları dantela şeklindedir. Çiçekleri; ufak, beyazımtırak, mavi ve kırmızı benekli olup, yapraklarının ortasındadır. Çiçekleri, yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Göz nezlesi ve göz iltihaplarını iyileştirir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindfolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfunctorily. automatically. without hesitation. blindly. unaware. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to be seen. to show oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedazzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy. bold. daring. dare devil. courageous. hardy. fearless. adventurous. audacious. gamy. intrepid. nothing if not courageous. stalwart. undaunted. venturesome. venturous. adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. bold. daring. dauntless. foolhardy. game. undaunted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventuresome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dewy. lachrymal. tears. waterworks. teardrop. tear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tear. waterworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tears. tear. waterworks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picheter. picket. strike picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. sunglasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dark glasses. goggles. sun glasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Güneş ışığına maruz kaldığında kararan gözlük camları ilk olarak 1960’ların sonlarında geliştirildi, yaygın olarak kullanılmaya başlanılması ise 1990’lı yıllarda oldu.

Bu tip gözlük camları fotokromik veya fotokromatik adı verilen ve yüzde 0,01 ile 0,1 arasında gümüş kristalleri ihtiva eden özel camlardan yapılırlar. Kristaller normalde şeffaf olup son derecede küçüktürler ve gözlük camına bakıldığında fark edilmezler. Gözlük camlarına bol miktarda ultraviyole ışın ihtiva eden güneş ışığı geldiği zaman kristallerdeki gümüş iyonları etkilenerek gümüş atomlarına dönüşür ve camın içinde küçük gümüş parçacıklar oluşturmaya başlarlar. Bu siyah-beyaz fotoğrafçılıktaki partiküllerin oluşumuna benzer ve tamamen kimyasal bir reaksiyondur.

Bu gümüş parçacıkları sivri uçlu ve o kadar düzensiz şekillerdedirler ki gelen ışığı olduğu gibi absorbe ederler, hiçbir rengi yansıtmazlar ve dolayısıyla kararırlar.

Gözlük tekrar loş bir ortama götürüldüğünde, gümüş atomları tekrar birleşerek gümüş kristalleri haline dönüşürler ve gözlük camının rengi normale döner. Her iki yöndeki kimyasal reaksiyonlar da çok hızlı cereyan ederler. Eğer fotokromatik camlar tekrar eski haline dönmezlerse fırında kısa süre ile (çerçeveyi eritmeyecek kadar) ısıtılmaları önerilir.

Başlarda gözlük camının tümü fotokromatik olarak yapılıyordu. Tabii kararma olayı da camın kalın olduğu kısımlarda daha koyu, ince kısımlarda daha açık oluyordu. Sonraları merceklerin üzerleri milimetrenin binde beşi kalınlığında kaplanmaya başlandı.

Günümüzde ise merceğin milimetrenin binde 150’si kalınlığındaki kısmı bir banyoya daldırılarak fotokromatik tabaka kimyasal reaksiyon yolu ile merceğin bünyesine işleniyor.

Fotokromatik camlar gördüğümüz ışığa değil ultraviyole ışınlarına hassastırlar ve reaksiyona girerler. Dolayısıyla ultraviyole ışınlarını geçirmeyen camların arkasında, arabaların içinde, ortam çok ışıklı da olsa kararmazlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İki tarafın aralarını bulmak için, anlaşarak seçtikleri kimse: Hakem tayin etmek; hakem komisyonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitral. arbitrator. arbiter. referee. umpire. adjudicator. judge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbiter. arbitrator. judge. ref. referee. umpire. referee. umpire yargıcı. adjudicator yargıcı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکم] hakem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir uzlaşmazlığın halli için tarafların üzerinde anlaştıkları kimse. 2.Çeşitli yarışmaları, müsabakaları idare eden kimse. 3.Jüri, bir yarışmada değerlendirme yapan kimse. 4.Allah’ın isimlerinden. Hüküm veren, karar veren, bütün meselelerin kendisine döndüğü hüküm sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration committee. arbitration committee / commission / board. arbitration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award. arbitral award. arbitration award. arbitrum. decree arbitral. arbitrator award / decree / umpirage. arbitrator's award / finding. arbitrament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refereeing. umpiring. arbitration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration. the duties of an umpire. arbitratorship. umprireship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکم] hikmetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hikmetl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hikmete, düşünceye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Felsefeye ait bilgece sözler.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Hızlı gözden geçirme düğmesine basarak en son çekilen resmi görüntüleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir kır bitkisi (soseli).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hakîm). Hakimler, bilgeler, (bk.) Hakîm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حکما] bilgeler, hakîmler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first child. first love.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cannon bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shinbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şikembe» den). 1. Ot yiyen hayvanların ikinci midesi. 2. mec. Karın, boğaz, yemek derdi. Sade işkembesini düşünüyor. İşkembe çorbası = Temizlenmiş işkembeden yapılan çorba. İşkembeyi doldurmak = Hayvan gibi çok yemek. İşkembeden atmak = Bir işten bilgisi olmaksızın kendiliğinden uydurup söylemek. 3. İşkembe şekil ve biçiminde: İşkembe fener; işkembe suratlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe. paunch. rumen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe. rumen. paunch. tummy. stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumen. paunch. tripe. maw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İşkembe çorbası yapan ve satan adam: İşkembeci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tripe seller. tripe restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. escabelle). 1. Dört ayaklı, oturmaya yarayan, arkalıklı veya arkasız kürsü. 2. Tepsi, sini, şamdan, sigara gibi şeyler konacak küçük masa veya sehpa. Ebe iskemlesi = Örike, eskiden ebelerin, doğum yapacak kadını oturttukları iskemle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stool. chair without arms. chair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellate court. court of appeals. court of appeal. a first degree appellate court. court of review. appelate court. second instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fibula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çingene. 2. Hayal denilen gölge oyununda güldürücü şahıs: Karagöz’le Hacivat. 3. Bu hayal oyunu: Karagöz oynuyor. Karagöz balığı = Palamut balığının büyük ve bayağı cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Karagöz oyunu oynatan veya Karagöz şekilleri yapıp satan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagözcünün işi.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tibia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harfleri, heceleri tekrarlayarak konuşan, rahat söyleyemeyen: Keke, kekeme bir çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stammerer. stutterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammerer. stammering. stuttering. stutterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammering. stuttering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kekelemek. 2. Şaşırmak, ne söyleyeceğini bilememek: Kekemeye başladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kekeme olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha ziyade erkeklerde görülen bir çeşit konuşma bozukluğudur. Nedeni, ya sinir gerginliği ya da gırtlak çevresindeki kasların ahenkli bir şekilde çalışmamasıdır. Üzülecek bir durum yoktur. Konuşma bozukluklarını tedavi eden bir uzmanla görüştükten sonra tavsiyelere sabırla uymak ve sonucu beklemek gerekir. Ayrıca aşağıdaki reçete de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, hardal, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 tatlı kaşığı kekik ve 1 tatlı kaşığı hardal tohumu konur. Kaynatıldıktan sonra süzülüp, gargara yapılır. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuttering. stammering. stutter. stammer. impediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stammer. stutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stutter. stammering. stammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Az, nâkıs, noksan, eksik. 2. Kötü, fena: Kem söz, kem akça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A ). Kaç, ne kadar?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). «Küm» mânâsız hecesiyle birlikte kullanılıp tereddütle söylemeye ve söylediğini bilmemeye delâlet eder: Kem küm etti bir cevap veremedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. evil. malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کم] az, eksik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evil eye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) kemiyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = az, baha = kıymet). Kıymeti az, kıymetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Fars. kem = az, Ar. bizâa = sermaye). 1. Sermayesi az, sermayesiz. 2. mec. Bilgisiz, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayarı bozuk altın ve gümüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, mâye = cevher). Aslı ve cevheri aşağı, kıymetsiz, hakir, soysuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, nâm = ad). Adı olmayan, şöhretsiz, kimsenin bilmediği, meçhul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (kem = eksik, pâye = rütbe). Rütbesi aşağı, kıymeti, itibarı az olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. kem = az, yaften = bulmak). Az ve nâdir bjjlunur, bulunmayan. Halk ağzında: Kimya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) («gibi» demek olan «kef» edatıyla «mâ» isminden mürekkeptir). Nitekim, olduğu gibi: Kemâkân = Olduğu gibi, eskisi gibi, değiştirmeksizin. Kemâ-fi’s-sâbık = Eskisi gibi. Kemâ-yenbegıya = Gereği gibi, lâyıkı veçhile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمابيش] az çok, aşağı yukarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما فی السابق] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کماکان] eskiden olduğu gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kemâlât). 1. Erginlik, olgunluk, pişkinlik, olma: Kemâl bulmuş, kemâle ermiş meyve. 2. Noksansızlık, tamlık, mükemmeliyet, fazlalık, çokluk: Kemâl-i ihtimamla; kemâl-i merhametinden; kemâl-i azametle. 3. Hayatın pişkinlik zamanı, gençlikten sonra ve ihtiyarlıktan önce olan hal ki, otuz ile elli (bugünkü telâkki ile elli ile yetmiş) yaşları arasındadır: Sinn-i kemâle vâsıl olmak; sinn-i kemâlde bulunan edam. 4. İnsanın bilgi ve ahlâkça eksiksiz ve mükemmel olması, Osm. fazl-ü hüner, ilm-ü fazi: Erbâb-ı kemâlden bir zat; fazl-ü kemâl sahibi (cem’i de başlıca bu mânâ ile kullanılmıştır): Kemâlât-ı beşeriyye; iktisâb-ı kemâlât etmek. 5. Türkçe’de: Değer, kadir, baha, kıymet: Bunun kemâli nedir? Kemâli beş para etmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection yetkinlik. maturity olgunluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturity. ful l ness. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کمال] olgunluk, mükemmellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. 2.En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. 3.Bilgi, fazilet.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) büyük bir dikkatle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

büyük bir özenle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kemâl). Kemâller, olgunluklar, bk. Kemâl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnsanın bilgi ve ahlak güzelliği bakımından olgunluğu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Din’de olgunluğa eren, dinin son derecesi. 2.Din bilgisi kuvvetli. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atatürkçülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değersiz, kıymetsiz, boş, nafile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vay, kavis: Tİr-ü keman = Okla yay (yaylı sazları çalmak için kullanılan yay mânâsına da gelir). 2. Maruf kirişli çalgı (Fr. violon). Keman çalmak. 3. Yaya benzer çeşitli Alet ve edevat. 4. Yay gibi güzel biçimli kaş hakkında kullanılır: Kemân-ebrû = Yay kaşlı, kaşı yay gibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. violin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کمان] yay. 2.keman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biribirinden büyük olmak üzere kemana benzer dört çalgıya verilen isim: Keman, alto = viola, violonsel ve kontrbas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to play violin. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ok atıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe’de kemençe şeklinde kullanılır), bk. Kemençe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keman yapan veya çalan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violinist. fiddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddler. violinist. violin maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violonist. fiddler. violin. violinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a violin-maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yay tutan, yay tutucu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Keman ve kemençe yayı. 2. Maskap (matkap) yayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bow for a violin. ship's headrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمان ابرو] kaşı yay gibi olan sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Keman çalan çalgıcı, Fr. violoniste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEMAN-KEŞ) (i. F.). 1. Yay kullanıp ok atan adam, Ar. kavvâs. 2. Sîne kemanı çalan çalgıcı (bu mânâsı çok eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمانکش] okçu, yay çeken.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کما ینبغی] gerektiği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük sıçan. 2. Yerelması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F. aslı: kemân-çe = küçük keman). Türk musikisinin mâruf yaylı çalgısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small three-stringed violin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small violin played like a cello. fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâdeddin Arel’in hesaplarını yapıp imal ettiği biribirinden büyük beş (soprano, alto, tenor, bariton ve bas) kemençe ki, keman ailesine tekabül eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemençe çalan san’ atkâr (kemençevî uydurmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle düşmanı ve avda bazı hayvanları tutmak için uzaktan atılan ucu ilmikli ip ki, boyuna geçtikten sonra çekilerek sıkışırdı. 2. Geyik vesaire yuları. 3. Dîvân şiirinde sevgilinin saçı, zülfü, perçemi, saç büklümü: Kemend-i zülfüne giriftâr oldu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمند] kement.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمند زلف] saçlarının kemendi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasso. halter. rope. lariat. longe. noose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasso. lariat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lasso. a greased noose used for hanging criminals. noose. rope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kuşak, mıntaka (dilimizde birkaç defa sarılıp bağlanan kuşağa kemer denilmeyip, beli yalnız bir kere saran ve toka ile bağlanana denir): Sırmalı kemer; kayış kemer. 2. Kapı ve pencere gibi bir açıklığın üstünde yarım daire mimârî şekli, tâk: Kapı, pencere, köprü, su yolu kemeri; üç kemerli köprü. Altın kemeri = Eskiden içine altın doldurulup bele sarılan yolcu kemeri. Kemerbeste = Belini bağlamış, hizmete hazırlanmış, birinin hizmetine kendini adamış olan. Kemerpatlıcanı = Uzun, ince patlıcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. waistband. strap. band. arch. archway. vaulting. cincture. cove. cummerbund. fascia. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. belt. girdle. waistband. waist. vault. anat arch. anticline. safety belt. seat belt emniyet kemeri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belt. vault. arch. aqueduct. arc. cincture. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمر] bel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemer bağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemer yeri, kemer bağlanan yer, bel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemersiz, kemeri açılmış, mec. Çıplak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمربند ]] bel kayışı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemi güvertesinin enlemesine konulan kirişleri. Kemere istikameti = Geminin enlemesine yönü ve o durumda görünüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deckbeam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kemeri veya kemerleri olan: Kemerli pencere, kapı, köprü; on kemerli bir köprü. 2. Kemer şeklinde, kemer gibi, kavisli, Ar. mukavves: Kemerli burun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belted. girdled. arched. vaulted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaulted. girdled. arched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı sanatkârların Aletlerini, şerbetçi ve sâlepçilerin bardak ve fincanlarını koymak için bele bağladıkları tahtadan yarım daire şeklinde ve gözlere bölünmüş kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without a belt. without a vault. trabeated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir nevi ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İpek kumaş dokuyan çulha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsan ve hayvanın çatısını teşkil eden beyaz ve sert madde ki, bazı organlarda bir tek parçadan ve bazılarında ufak ufak parçalardan mürekkep olup «mafsal» denilen boğumlarla, sinirler ve kaslarla biribirlerine bağlıdırlar; hareket ederler, Ar. azm, Fars. üstühân: Kol kemiği, baş kemiği, el, parmak kemikleri; kemiklerim ağrıyor; kemiği kalın, kemiği ince adam; kemik kırılmak, çıkmak. Soğuk kemiğe işlemek = Çok tesir etmek. Bir kemik atmak = Köpeğe bir kemik atar gibi az bir şey vermek. Kemik gibi, kemik kesilmek Pek kuru şeyler hakkında kullanılır. Bir deri bir kemik = Pek zayıf ve arık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone. osseous. osteoid. bone. osteo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kemiğin ve iliğin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde osteomyelit denir. Nedeni, cerahat yapan mikropların kana karışması veya derideki herhangi bir yaradan dağılan mikroplardır. Hastalanan kemik, dokunulmayacak kadar hassastır. Hastada, terleme ve titreme görülür. Ağrılar aniden başlar. Vakit geçirmeden tedavi ettirmek gerekir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçete uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kuru üzüm, kitre, zeytinyağı.

Hazırlanışı : Geniş bir kaba 1 avuç kuru üzüm ve 2 çorba kaşığı kitre konur. Ezilerek karıştırılır. Üzerine 1 çay bardağı zeytinyağı ilave edilir. Tekrar karıştırılır. Sonra temiz bir gaz bezine doldurulup, yaranın üzerine kapanır. Bu işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir. Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür. Nedeni veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır. Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden tedavi edilmesi gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulur, verdiği ilaçlar kullanılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Karabaşotu, pekmez, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 tutam karabaşotu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna 1 su bardağı pekmez konur. Iyice karıştırılır. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini eksikliğidir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç turp yaprağı konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kemiklerin hususî dokusu (uyd. k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kemik hâline gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ossify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kemiği olan: Kemikli et; kemikli yerine vurma. 2. Kemiği iri, vücut yapısı kuvvetli insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bony. having bones. large boned. craggy. osseous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemiği olmayan: Kemiksiz et; vücudünün kemiksiz yeri. Kemiksiz hayvanlar = Osm. hayvânât-ı nâime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. without bones.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boneless. without bones. double-jointed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kemîne). 1. Pusu kurmuş, pusuda duran, saklanan, gizlenen. 2. Pusu: Düşman kemînededir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Kemîne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمين] pusu, tuzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pusu yeri, pusu kurulan gizli yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hakîr, zavallı: Mârûz-ı bende-i kemîneleridir (eski yazı dilinde tevâzu tâbirlerinden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burun, göz ve kulak kıkırdağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuyruğun kemikli kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent. rodent. gnawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyice gelişmiş bulunan, memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişle sert şeyleri oyan: Kemirici hayvanlar, Osm. hayvânât-ı kaz ime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosive. gnawing. rodent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fare gibi dişle oymak: Kemikleri kemirip duruyordu; fare tahtayı kemiriyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eat. gnaw. pick. to gnaw. to corrode. to eat into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gnaw. to corrode. eat. erode. fret. nibble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kemircik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KEMMİYYET) (i. A.) (c. kemmiyyât) (kaç demek olan «kemm» den; Ar. tekiplerde: kemmiyye). 1. Miktar, adet: Meçhul kemiyet. 2. e. (gramerde) Bir kelimenin teklik, ikilik veya çokluk olması, sayıca olan farkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quantity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fenalık, kötülük, zarar verme, Ar. ızrâr: Kemliğe karşı iyilik etmek; kimseden kemlik görmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cesur, yiğit. 2. Silâhlı, silâh kuşanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کميت] nicelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کميت] nicelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kemmiyet). Kemiyetler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Karasu denilen göz illeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bazı bakteriler, güneş ışınları olmadan, inorganik maddeleri oksitlemek suretiyle, kendileri için gerekli, enerji bakımından zengin organik maddeleri elde ederler. Buna kemosentez denir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. chimiothérapie

tıp kimyasal tedavi

Hastalıkların kimyasal maddelerle tedavi edilmesi yöntemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gübre. 2. Pul pul kalkmış deri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کمتر] daha az. 2.değersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Daha aşağı, daha aşağı bulunan, aşağıda olan, Ar. ahkar: Kemter kulu. 2. Eskiden tevâzu yoluyla, konuşanlar kendi haklarında kullanırdı: Kemterleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Hakirâne, Acizane (konuşan kendisi hakkında kullanırdı): Nâme-i kemterânem. 2. Hakirâne, Acizâne: Kemterâne takdimine cür’et kılındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kemtere ait (Osmanlı yazı dilinde tevâzu tâbirlerindendi): İş’Ar-ı kemterî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kemter» den mübalağa kipidir). En küçük veya alçak ve hakir: Bende-i kemterîn; kemterîn-i bendegân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کمياب] az bulunur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Az bulunan, nadir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clavicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collarbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade bone. scapegrace. shoulder blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coccyx.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pelvis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. lösemi, kan kanseri. leuko bak. leuco-.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hemfikir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri fırlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «hükm» den imef.) (c. mahâkim). Davaların görülüp hükme bağlandığı yer: Hukuk, ceza, ağır ceza, sulh, temyiz... mahkemeleri. Mahkeme-! şer’iyye = Kadı ve nâibin hükümler verdiği eski şer’İ mehkeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial. court. court of justice. court of law. tribunal. curia. forum. law court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. justice. tribunal. law court. trial. hearing. forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. bar. court. law court. trial. court of law. legal tribunal. hearing. chamber. civic center. forum. judicator tribunal. judicial court. judiciary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court decision. decision of a court. legal decision. judicial ruling. determination of a court. sentence of a court. juridical writ. decree. court decree. decree of court. determination. judicial order. resolution. rule of court. ruling of th.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

award.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court decision. decision of a court. legal decision. judicial ruling. determination of a court. sentence of a court. juridical writ. decree. court decree. decree of court. determination. judicial order. resolution. rule of court. ruling of th.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

taxation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mahkemeye düşmesi gereken: Mahkemelik bir iş. Mahkemelik olmak, mahkemeye düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ marangone). Dolap, masa ve yazıhane gibi ince tehta işleri yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. joiner. cabinet maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carpenter. cabinetmaker. joiner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Marangoz san’atı: Marangozluk ince bir san’attır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محاکمات] hüküm yürütmeler. 2.yargılamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm»den) (c. muhakemât). 1. Dava İçin iki tarafın mahkemeye baş vurmaları, hâkim huzuruna çıkmaları: Yarın muhâkeme olacağız; bizim muhâkememiz gelecek haftaya kaldı. 2. İki tarafı dinleyip hükmetme, davayı hükme bağlamak için iki tarafın ifadelerini, şahit ve delillerini dinleyerek hükmetme: Onu muhâkemeye çektiler, muhakemeye aldılar. 3. Bir işi zihnen iyice araştırıp ve inceleyip bir karar verme: İnsan her işittiğini muhSkeme etmeksizin, kabûl etmemelidir; işi kendimce muhSkeme etmeden rey vermem. Kabl’el-muhâkeme = İşi İyice tetkik ve zihnen muhSkeme etmeden önce. (c.) Davalar, mahkemeye eit işler: MuhSkemSt dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judgement. reasoning. discernment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assize. reasoning. trial. judgement. discernment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trial. judging. adjudicating. adjudication. reasoning sth out. thinking sth through. argumentation. cognizance. discretion. judgment judgement. question. reasoning. senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محاکمه] hüküm yürütme. 2.yargılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm» den imef.) (mü. muhkeme). Sağlam, metin, kuvvetli: Muhkem bina; pek muhkem bir makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. firm. strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm. solid. sturdy. tight. stabile. stout. strong. rigid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. muhkeme) (dilimizde kullanılmamıştır). Hüküm veren Ayetler ki, Kur’an’da bunlara fazla ehemmiyet verilip «ümmü’l-kltâb» denir, zıddı: müteşâbihât ki, örnek olarak söylenir ve te’vîle de gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kemâl» den imef.) (mü. mükemmele). Kemâle erdirilmiş, kemâl bulmuş, olgun, eksiksiz, kusursuz, tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfect. excellent. complete. unique. accomplished. all-around. alpha plus. ambrosial. banner. beyond praise. bully. capital. champion. classic. classical. classy. commanding. consummate. copybook. dandy. dreamy. elegant. famous. faultless. fine. fin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. consummate. excellent. exquisite. fabulous. faultless. flawless. glittering. grand. ideal. immaculate. impeccable. masterly. perfect. prodigious. smashing. spectacular. splendid. superb. terrific. ultimate. prodigous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. excellent. perfect. superb. absolute. clean. down to the ground. elegant. exemplary. fabulous. famously. fine. finished. first rate. gilt edged. good. great. groovy. impeccable. lush. on the nose. peachy. perfection to. splendid. terrific. tho

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly. superbly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mükemmellik, eksiksizlik, kusursuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

processing. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummate. perfect. to perfect. to consummate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frame up. tide it over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfection. excellence. faultlessness. class. consummation. finish. impeccability. soundness. thoroughness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excellence. perfection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superbness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hükm» den İf.) (mü. müstahkeme). 1. Muhkem, metin, kuvvetli, sağlam: Müstahkem bir yapı. 2. (askerlik) Kale gibi, düşmana karşı muhafazaya mahsus şeylerle kuvvetlendirilmiş, istihkâmlı, istihkâmlı olan: Müstahkem bir mevkî, bir şehir, bir liman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strong. solid. fortified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted / prohibited area. fortified post. fortress. citadel. fortified place. fortified position. stronghold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکملا] tam olarak, mükemmel olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکمليت] mükemmellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur. 13. yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünkü 13. yüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancak 15. yüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arnica sığırgözü. mastıçiçeği. arnika.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dağkestanesi): Bileşikgiller familyasından; çayır ve ormanlarda yetişen, papatyayı andıran, çok yıllık bir bitkidir. Kömeçleri turuncu-sarıdır. Çiçekleri kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kusturucudur. Sinir sistemini çok şiddetli bir şekilde uyarır. Haricen kullanıldığı takdirde romatizma ağrılarını dindirir, yaraları iyileştirir. Fazla miktarda kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scrooge. sordid. money- loving. money-grubbing. greedy for money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nummamorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı böceklerde olduğu gibi façetalı göz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kargılı asker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Market Surveillance)

Borsa’da işlem gören menkul kıymetlerde gerçekleşen olağandışı fiyat ve/veya miktar hareketlerinin, sözkonusu borsanın ilgili birimi ve/veya piyasanın yasal düzenleyicisi konumunda olan kurum tarafından, yapay piyasa ve içeriden öğrenenlerin ticareti gibi yasal olmayan aktivitelerin tespit edilebilmesi amacıyla izlenmesi ve incelenmesi.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کمال] olgun insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçalardan kıvrık, sarma kabuklu hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. helix. winkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. spiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz balığına benzer bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karın, Ar. batın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکم] karın. 2.mide.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şikem = karın, peresten — tapınmak). Karnına tapınırcasına ehemmiyet veren, boğazına çok ehemmiyet veren, boğaz düşkünü, çok obur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şikem = karın, perverden = beslenmek). Yiyip içmeyi çok düşünen, boğazına esir olan, obur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکمبه] işkembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم درد] karın ağrısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرست] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرور] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Göğse dayanarak çalınan eski Türk kemanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sînekemânı çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aqueduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magistrates. police court. flagrante delicto court. summary court of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kemâl» den) (s. tekemmülât). Kemale erme, kemal bulma, mükemmel olma, olgunlaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maturation. being perfected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kümün» dan) Pusuya yatma, pusu tutma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تکمل] tamamlanma. 2.olgunlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.tamamlanmak. 2.olgunlaşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyclopes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overhead projector. low-browed sb who has a very low brow or forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commercial court. tribunal of commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aç gözlü olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contented. not covetous. satiated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not covetous. not greedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being content with what one has.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astragalus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dashboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glove compartment. glove compartment / box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Yurdum, vatanım. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taranmamış, dağınık; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thighbone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

femur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of jurisdictional disputes. court of jurisdictional disputes. arbitral tribunal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Jurisdictional conflict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koldaş, iş veya hayat arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzgöz olmak = LAubâlî olmak, aşırı senli benli olmak.

Türkçe Sözlük by