Ken ne demek? | Ken anlamı nedir? | Ken

Ken anlamı nedir?

Ken ne demek?

Ken anlamı nedir?

Ken | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ken

Türkçe Sözlük

(i. F. «kenden» fiilinden imas.) Koparan, söken: KÜh-ken = Dağı koparan, deviren: Ferhâd-ı kûh-ken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ned, -ning) İskoç, i. bilmek, anlamak, tanımak, tefrik etmek; iskoç, huk. mirasçı olarak tamnmak; i. görüş sahası, bilgi alanı, görüş açısı. beyond one's ken akıl almaz. within my ken gözumün seçebildiği yerde; bildiklerim arasında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Her ne kadar Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar) milattan önce 46 yılında takvimin başlangıcını Ocak ayı olarak ilan ettiyse de, 16. yüzyılın ortalarına kadar Avrupa’da yeni yıl geleneksel olarak, bahar aylarının başlangıç tarihi olarak da kabul edilen, Mart ayının 25’inde başlardı.

1564 yılında Fransa Kralı IX. Charles, takvimi değiştirerek yıl başlangıcını Ocak ayının birinci gününe aldı. O zamanki iletişim şartlarında bazı insanların bundan haberi olmadı, bazıları ise bu kararı protesto etmek amacıyla eski adetlerine devam ettiler. l Nisan’da partiler düzenlediler, birbirlerine hediyeler verdiler.

Diğerleri ise bunları Nisan aptalları olarak nitelendirip bu güne ‘Bütün Aptalların Günü’ adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler verdiler, yapılmayacak bir partiye davet ettiler, gerçek olması mümkün olmayan haberler ürettiler.

Yıllar sonra takvimin ayları yerine oturup, Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar l Nisan gününü kendi kültürlerinin bir parçası olarak görmeye başladılar. Adeti gittikçe süsleyerek, zenginleştirerek ve yaygınlaştırarak devam ettirdiler. Bu adetin İngiltere’ye ulaşması yaklaşık iki yüzyıl sürdü, oradan da Amerika’ya ve bütün dünyaya yayıldı.

1 Nisan şakalarının sembolünün ‘Nisan Balığı’ olmasının nedeni ise Mart ayının sonlarına doğru, Güneş’in Balık Burcu’nu terk ediyor olmasıdır.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدشکن] sözünden dönen, antlaşmayı bozan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقا] ahlakça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyvaları müshil olan dikenli bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Gemeiner Kreuzdorn, Nerprun Alaterne, Common Buckthorn): Mayıs-Haziran aylarında, sarı-yeşil renkli, küçük çiçekler açan bodur bir ağaçtır. Orman ve koru kenarlarında bulunur. Dalları karşılıklı, uçları diken halindedir. Yaprakları karşılıklı ve saplıdır. Çiçekler küçük demetler halinde bir araya toplanmıştır. Küre şeklinde ve bezelye büyüklüğündeki meyvası evvela yeşil, olgunlukta morumsu-siyah renk alır. Türkiye’de yetiştiği yerler: Bolu ve Trabzon civarıdır. Kullanıldığı yerler: Bitkinin kullanılan kısmı taze meyvalarıdır. Meyvalerında yağ, renkli maddeler, şeker ve glikoz vardır. İyi bir müshildir. Şurubu yapılır. Müshil ilacı olarak kullanılır. Bunlardan başka meyvalarından yeşil bir boya da hazırlanır. Memleketimizde yetişmekte olan bir Akdiken çeşidi de “Cehri” adıyla anılır. Bu cins sadece memleketimizde yetişir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İster saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığım taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi Önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Düşünün ki, asansörünüz bozuldu ve 60-70 km/saat, yani saniyede 18 metre hızla düşüyor. Siz de son saniyede yukarı zıplıyorsunuz. Yukarı zıplamanız olsa olsa saniyede 4-5 metre hızla olabilir. Yani siz yine de yaklaşık saniyede 13-14 metre hızla yere düşmeye devam ediyorsunuz.

İşter saniyede 18 metre, isterse 13 metre hızla yere düşün, sonuç fark etmez. Sizi yerden kazımak zorunda kalabilirler. Lütfen panik yapmayın, asansörü tutan tek bir kablo değildir, en azından 5 veya 6 kablo vardır. Bu kabloların her biri tek başına asansörün ağırlığını taşıyabilir.

Diyelim ki, bu kabloların hiçbiri görevini yapmadı, asansörü durduracak bir başka fren donanımı daha vardır. Hatta bazı asansör boşluklarında ilaveten yaylı veya yağlı, hayati tehlikeyi önleyecek özel sistemler de bulunur.

Bu sistemlerin hiçbiri çalışmazsa yine de iyimser olmaya çalışın, hiç olmazsa hayatınızda bir kere, hiçbir katta durmadan doğrudan zemine inmiş oluyorsunuz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). Polonya, Rus ve Alman Yahudileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyandırmak; uyarmak, ikaz etmek; kışkırtmak, tahrik etmek; uyanmak; farkına varmak, gözü açllmak; harekete geçmek, canlanmak, dirilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Eski Türk hükümdarlarından birinin hanımının ismi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Bir devletin idare merkezi olan şehir, başşehir, devlet merkezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolitan. cap. capital. metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital. metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital city. seat of government. capital of a country. capital. metropolis. principal city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ülgen).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, delâlet etmek, işaret etmek, (bir şeyin)alâmeti olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

livelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interminable. livelong. unending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. karartmak, karalamak; lekelemek, iftira etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Geviş getiren memelilerde midenin kısımlarından biri.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özellikle kağıt para devrinden önce, alışverişte kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyorlardı. Her devirde olduğu gibi, o devirde de bulunan bazı düzenbazlar, bu paraları kenarlarından kazıyarak, çok az miktarda da olsa, bu değerli madenleri biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı.

O devirlerde tüccarlar, parayı tartıyorlar ve ağırlığı eksikse kabul etmiyorlardı. Tabii, para da elinizde kalıyordu. Antik para kataloglarında dikkat ederseniz, paraların büyük bir kısmının tam yuvarlak olmadığını görürsünüz.

Bu sorunu çözmek ve halkı eksik paraya karşı korumak için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kenarının kazındığı hemen belli oluyordu ve kenarı kazınmış parayı kimse almıyordu.

Bu adet günümüze kadar devam etti. Artık içinde değerli bir maden bulunmamasına rağmen, bozuk paralarımızın kenarlarında ya tırtıl ya da bir yazı vardır.

Günümüzde madeni paralar ‘bozukluk’ veya ‘ufaklık’ adı altında sadece küsuratları ödemede kullanılıyor. Bozuk paralar da para olma niteliklerini kanundan almalarına rağmen, kullanılmalarında bazı sınırlamalar vardır.

Gerek kağıt, gerekse madeni para olsun, her ikisiyle de yapılan ödemeleri kabul etmemek mümkün değildir. Buna ‘Kanuni Tedavül Mecburiyeti’ denilir ki, kağıt paralarda bu mecburiyet sınırsızdır. Ödenen miktar ne kadar büyük olursa olsun, bunu karşı taraf kabul etmek mecburiyetindedir.

Madeni paraların ise mecburiyeti sınırlıdır. En çok üzerlerinde yazan değerin 50 katını tamamen bozuk para ile ödeyebilirsiniz. Örneğin 50 bin liralıklarla, 2,5 milyona kadar ödemelerinizi yapabilirsiniz ama daha fazlasını da bozuk para ile ödeme isteğinizi karşı taraf kabul etmeyebilir.

Kağıt paraların Merkez Bankası tarafından basıldığı bilinir de, madeni paraları Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı pek bilinmez. Madeni paraların toplam para stoku içindeki oranı da yaklaşık yüzde l civarındadır.

Hiç dikkat ettiniz mi? İnsan yüzleri kağıt paralarda önden, madeni paralarda ise yandandır. Madeni paralarda yer çok küçük olduğundan, kabartma tekniği ile bir yüzün tam detayını vermek mümkün olamamaktadır. Yandan bir profil kişiyi daha iyi tanınır kılmaktadır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit büyük eğreltiotu, bot. Pteridium aquilinum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. break; s. kırılmış, parçalanmış, yarılmış, yarık, kırık (çizgi); eksik, parçaları kırılmış (çay, yemek takımı); ihlâl edilmiş, çiğnenmiş, yer yer kesilmiş, inkıtaa uğramış; ruhça ve bedence zayıf düşmüş; terbiye edilmiş (at v.b.); bozuk, fena konuşul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir bitki, deve elması (Fr. panicaut).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeleğe benzer giyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (aslı çapkan). Kolları yarık olup ekseriya sarkıtılan harçlı salta Sırmalı çepken (şimdi cepken deniyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Kenarları birbirine eşit olmayan çokgen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (f). piliç, tavuk; tavuk veya diğer kümes hayvanlannın eti; (k.dili). toy kimse; (A.B.D.)., (argo). genç kız; (s)., (A.B.D.)., (argo). korkak, ödlek; (f)., (A.B.D.)., (argo)., out (ile) korkudan çekinmek. chicken feed (argo). bozuk para,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karartmak, kararmak; anlaşılması zor hale getirmek; koyulaşmak, esmerleşmek. darken one's door birinin eşiğine ayak basmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. changeful. unstable. unsteady. uncertain. choppy. inconstant. inconsistent. mobile. capricious. erratic. fickle. fitful. flexile. fluid. incalculable. inequable. labile. mercurial. mutable. protean. shifting. sliding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capricious. flighty. floating. inconsistent. moody. uneven. variable. varied. volatile. wanton. wayward. changeable. factor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variable. changeable. flexible. floating. kaleidoscope. mobile. uncertain. unsteady. variant. wayward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running cost. variable cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flux. instability. variability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variability. variation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (der = zarf edatı, kenâr = kıyı). Kenarda bulunan, bir yazının kenarına yazılmış mütalaa ve ifade, not, hâmiş, hâşlye: Derkenâr etmek. Bir derkenâr yazmak. Bâ der-kenlr beyin etmek = Notla göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tipik nümunesi deniz kestanesi olan bir hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

while trying to. when intending to. just at that moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

then.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marginal note. note written in / on the margin. marginal nfr. postscript up s. ). sidenote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درکنار] kenar yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Bileşikgillerden bir çeşit diken (clcium arvense). Büyük dave dikeni = Yabanî enginar (cynara cardunculus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thistle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(chardon): Bileşikgillerden; tarlalarda yetişen 1 metre kadar boyunda bir bitkidir. İnce ve çengellidir. Yaşken güzel kokuludur. Kuruyunca bu koku kaybolur. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili şeytan. What the dickens! Ne var Allah aşkına?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Didişmekten hoşlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilerde bulunan sivri ve batan iğne. Fars. hâr: Gül dikeni, çalı dikeni. 2. Dikenleri çok ot veya çalı. 3. Arı ve akrep gibi hayvanların iğnesi. 4. mec MAnî, engel, hâil. Eşek dikeni = Yabar enginarı. Ölmez diken = Yaban mersini Boğa dikeni = Deve elması. Çakır dikeni = Beş parmak. Deve dikeni = Mugaylân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorn. spine. thorny plant. thornbush. briar. brier. barb. prick. pricker. prickle. spicule. trichome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prick. prickle. spine. thorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spine. thorn. thornbush. erector. prick. prickle. sticker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit küçük dikenli balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikeni çok olan: Dikenli çalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thorny. prickly. spiky. barbed. brambly. spined. spinose. spinous. spiny. thistly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly. thorny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly. thorny. barbed. spiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbed wire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barbed wire. basket wire. wire entanglement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikene benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dikenli olmayan. Dikensiz gül olmaz = Her iyi şeyin az çok sıkıntı veren bir tarafı olduğunu ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without thorns. spineless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without torn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.): Gönül kırıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دل شکن] kalp kıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. din = din, F. şikesten = Kırmak). Dini kıran, dinin aleyhinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dini kıracak ve zarar verecek surette: Dinşikenâne hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi dövüşen, dövüşmeyi seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).sarhoş, sarhoşlukla ilgili, sarhoşluk esnasında olan. drunkenly (z). sarhoşlukla. drunkenness (i). sarhoşluk. drunkom'eter (i). kandaki alkol miktarını nefesten ölçen alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the blue. for no reason at all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Düşkün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efkenden fiilinden imas., sıfat terkîbi teşkiline girer). Düşüren, yere atan, yığan, salan: Şİrefken = Arslanı yere atmaya muktedir. Sâye-efken = Gölge salan. Fars. sâye-endâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. efkenden fiilinden imef.). 1. Yıkılmış düşürülmüş, yere atılmış. 2. Düşkün, çaresiz, biçare: Bende-i efkende.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ef’al babından imkân, geçmiş zaman sigası olup şu Arapça tâbirde kullanılır: Mehmâ emken (imkân) mümkün olduğu kadar, imkân dahilinde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Çok eriten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: ir-ken, ir-iken). Geç mukabili, vakit geçmeden: Sabah erken kalkarım, erkenden, erken vakit, daha erkendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early. before time. premature. matutinal. early. soon. betimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early. premature. soon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dementia praecox. dementia precocious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az erken, çok geç olmayarak: Yarın erkence davranalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rather early. somewhat early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabah erken kalkmak veya akşam erken yatmak veya eve erken girmek, yahut evden veya yola erken çıkmak adetinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early riser. early comer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early riser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betimes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (matematik). Kenarları eşit olan: Eşkenar dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lozenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhombus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equilateral triangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Amil, müessir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective. active. dominant. agent. factor. determinant. ingredient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agent. factor. effective. active.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

factor. agent. efficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Efken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). (bk.) Efkende.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ihtar, bir şeyin olacağına dair belirti; (f). evvelden uyarmak, ikaz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Frankeştayn; kendi yaptığı bir iş sonucunda mahvolan kimse; yaratıcısının kontrolundan çıkıp mahvına sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). açık sözlu, sözünü esirgemeyen, düşündüğünü söyleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

topsail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Daima teşebbüs hâlinde olan, müteşebbis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. pushful. aggressive. sociable. companionable. full of pep. clubable. clubbable. clubby. pushing. up and coming. up-and-coming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. enterprising. pushing. pushful. energetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprising. energetic. aggressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprisingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showing / having enterprise / initiative. gumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. orkestrada çan sesi çıkaran alet, tınlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tavşan yavrusu. 2. Benekli tavşan. 3. Kır sansarı: Göçgen kürkü. Yergöçgeni = Köstebek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Allah tarafından terkedilmiş; vicdansız; kahrolası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گورکن] mezarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaradılışça, yaradılış yoluyla, görünüşte: Filan bahasına yalnız halken benziyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) eski dinlemek, dikkatini vermek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dinlemek, kulak vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbinden vurulmuş, son derece kederli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Indian hemp. cannabis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally speaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de jure. in jure. legally. on from a point of law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). (İmek fiilinden kullanılmayan bir masdardır). Şimdiki zaman kipi. 1. Olduğu halde: Ben, ondan daha genç iken, daha yaşlı görünüyorum. 2. Olduğu zaman: Ben orada iken öyle bir niyet yoktu. Geniş zaman, geçmiş hikâyesi ve gelecek kiplerinde yine hal ve durum gösterir ve fiille kaynaşmış veya aynı şekilde kullanılabilir: Gider iken (giderken), gitmiş iken (gitmişken), gidecek iken (gidecekken ).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

while. when. during. as. in the meanwhile. in the meantime. meanwhile. meantime. while. during. when. as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whereas. while. as. when.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

while. while being. in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Sabit Disk Sürücünüzden DVD’ye aktarılan bilgileri sıkıştırırken en iyi kaliteyi korur. Bu biçim, kaydedilen her bir sahnenin bit hızını otomatik olarak kontrol eder. Bunu, içeriğin hangi kesimlerinin, örneğin, karmaşık aksiyon sahneleri, daha yüksek bit hızlarına ihtiyaç duyduğunu algılayarak yapar. Daha düşük sesli sahneler daha düşük bit hızlarında kaydedilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Üçgen ve yamuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isosceles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isosceles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trapezoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. fizik), iletici, nâkil. İletken damarlar = Bitkilerde hücrelere, besin İleten borucuklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductive. conducting. hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductive. conductor. conducting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductive. transporting. conductor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). iletken olma hali, nâkiliyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductibility. conductivity. conductance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conductivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Erken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرقا] ırk bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İşkembe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Maddî ve bedenî ceza. Vücuda yapılan eziyet: İşkence etmek, işkence Aleti; işkencede olmak; işkence bugün kanunen yasaktır. 2. Marangoz kıskacı. 3. mec. Azap: Bu iş bana işkence oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torture. torment. cruelty. corporal punishment. gaff. grueling. gruelling. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torture. clamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torment. torture. ordeal carpenter's clamp. cruelty. rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشکنجه] acı verme, eziyet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put to the torture. to torment. to torture. kill by inches. put to the question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tormenter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torturer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Erkek İsmi) - M.Ö. 356-323 yıllan arasında yaşayan ve 20 yaşında hükümdar olan Makedonya kralı, Aristo’dan ders almıştır. Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye, Mısır, Hindistan’ı istila eden hükümdara, Büyük İskender lakabı takılmıştır. 33 yaşında ölmüştür.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اتفاقا] tesadüfen, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(izlandayosunu): Dağlarda ve ormanlardaki kayalar üzerinde bulunur. Zeytinyeşili renginde, dantel gibi tırtıllı parçalar halindedir. Yaz aylarında toplanıp kurutulur. Müsilajlı ilaç yapmakta kullanılır. İçeriğinde “Lichenin”, “Dekstrolikenin” ve “Cetrarin” vardır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser. Bağırsak bozukluğunu giderir, ishali keser. Nefesdarlığını giderir. Bronşitin sebep olduğu şikayetleri giderir. Veremde faydalıdır. Şeker hastalarına ekmek yapmakta da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kadeh kıran. mec. Sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kıran, kaideye, usûle riâyet etmeyen, kaideyi bozan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Kaide kırarak, kaide kırarcasına, kaideye, usûle riâyet etmeyerek, kaideyi bozarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. botanik). Güveyfeneri denilen bîr cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâden kazıcısı, mâdene!.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarımızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabii ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaşamımızın sürebilmesi için vücudumuzdaki her bir hücrenin oksijene ihtiyacı vardır. Hücrelerimize oksijeni kanımız taşır. Kanımız oksijeni havadan aldığımız nefesin sonucunda akciğerlerimizden alır ve vücudumuzun her bir noktasına ulaştırır. Bu noktalarda oksijeni hücrelere devreden kanımız, kalp tarafından emilerek tekrar oksijen depolayabilmesi için akciğerlerimize pompalanır ve çevrim böyle devam eder.

Kanımızın içinde oksijen moleküllerini tutup, damarlarda taşıyarak, hedefe ulaşıldığında bırakan özel bir molekül vardır. Kırmızı kan hücrelerini, yani alyuvarları çevreleyen ve aslında demir içeren bir protein olan hemoglobin, oksijenle birleşerek bilinen parlak kan rengini oluşturur.

Kanımız hücrelerde oksijeni terk edip, karbondioksiti alıp geri dönerken yani toplardamarlarımızda iken rengi koyu kırmızı hatta biraz mora yakındır. Damarlarımızın çeperleri ve kan hücreleri renksiz olduklarından, kanın rengini veya renginin tonunu içinde oksijen olup olmaması tayin eder.

Damarlarımızın mavi renkte görünmesi, vücudumuza gelen ışığın bir kısmının derimizde emilmesi, bir kısmının da yansıtılması ile ilgilidir. Derimizde mavi renk gibi yüksek enerjiye sahip dalga boyundaki ışıklar daha çok yansıtılıp gözümüze geldiği için damarlarımız mavi renkte görülür.

Vücudumuzda gördüğümüz damarların hemen hemen tümüne yakını daha koyu renkli kanı taşıyan toplardamarlardır. Atardamarlarda kalp tarafından pompalanan kanın vücudun her yerine süratle ulaşabilmesi için basınç yüksektir. Toplardamarlarda ise kanın basıncı düşük, hızı da daha yavaştır.

Herhangi bir atardamar kesildiğinde kan daha hızlı dışarı çıkar, kan kaybı süratli ve çok olur. Hayati tehlike yaratır. Bu tehlikeye karşı atardamarlarımız daha kalın çeperli yapılmış ve derimizin altında daha derinlere yerleştirilmişlerdir. Bir kaza veya ameliyat olmadıkça atardamarlarınızı pek göremezsiniz.

Bu nedenle derimizde gördüğümüz damarların çoğu, et kalınlığı az olduğu için içindeki kanın rengini daha çok yansıtan ve deriye daha yakın olan toplardamarlardır. Tabi ki bu durum toplardamarlar kesildiğinde kanın koyu kırmızı veya mor renkte akacağı anlamına gelmez. Kesilme yerinden akan kan derhal hava ile temas edip, ondaki zengin oksijeni alır ve rengi yine bilinen kan rengine dönüşür.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden zehirli bir ağaç ve meyvesi. Bu bitkiden hekimlikte kullanılan striknin adındaki alkaloit çıkarılır (strychnos nox vomica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kişi yolsuz olduğunu bildiği bir işi yaparken kendini mazur göstermek için bahane uydurur. Atasözü

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hz.Ya’kub’un memleketi, Filistin. 2.Yusuf-i Kenan: Hz.Yusuf. - Pir-i Kenan: Hz.Ya’kub. Hz.Nuh’un iman etmeyen oğlunun adının da Kenan olduğu rivayet edilmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(KENAR) (i. F.). 1. Çevre: Bezin kenarı: Bahçenin, çayırın kenarı. 2. Sahil, kıyı: Deniz, ırmak kenarı; nehrin bir kenarından öbür kenarına geçmek. 3. Uç, köşe, tenha yer: Bir kenara çekildi; köşede kenarda”. 4. Çevre pervazı, çerçeve, çeviren çizgi vesaire: Kitap, resim kenarları. 5. Kitap veya mektubun kenarına yazılan şey, not (bu mânâ eskimiştir): O kitabın istifadeli kenarları vardır. 6. Kucaklama, Fars. der-Ağûş. Bûs-ü kenar = Öpme ve kucaklama. Der-kenâr = bk. Derkenar. 6. Kıyıda bulunan, tenha, kenar yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edge. brim. border. side. margin. brink. rim. brow. flange. hem. lip. marge. skirt. skirting. verge. wale. wheal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bank. border. brink. cushion. edge. edging. flange. fringe. lip. margin. rim. side. skirt. surround. corner. nook. brim. selvage. selvedge. hem. bank. shore. brink. cushion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کنار] kıyı. 2.kenar, yan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slum quarter. shackles. slum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz kıyılarında çalışan balıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Kenar, kıyı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çevresinde pervaz ve çerçeve gibi bir şeyi olan: Kenarlı basma; yeşil kenarlı bohça. 2. Dip notu, notu olan: Kenarlı kitap (bu mânâsı eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having an edge / border / margin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edging. border. railing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edging. border. balustrade. railing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. geometri) (uyd. k.). Üçgenin her tepesinden karşı kenarın ortasına çekilen doğru parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

median.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ucu olmayan, uçsuz, sonsuz, Fars. bt-pâyân: Gökyüzü kenarsızdır. 2. Çerçevesinde pervaz, çizgi veya çiçek gibi bir şeyi olmayan: Kenarsız halı. 3. Not, dip notu, hâmiş ve hâşiyesi olmayan: Kenarsız kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bugün «KENT» deniyor) (i.). Kale, hisar, şehir, kasaba: Taşkend, Semerkand (Farsça’da da kullanılıyorsa da aslı Türkçe’dir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kokmuş, ağır kokulu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öz, Ar. hüve, enân, zât, nefs, Fars. hod, hîş: Kendi geldi; kendi düşen ağlamaz. Ekseriya şahıs zamirlerine eklenerek kullanılır: Kendim gördüm; kendisi geldi; kendiniz; kendin; kendi eliyle aldı. Kendi başına = 1. Kendiliğinden kimsenin emir ve müdahalesi olmaksızın: Kendi başına bu işe karar verdi. 2. Yalnız, tek kimse yardım etmeksizin: Bir bahçıvan kendi başına o koca bahçeyi idare ediyor. Kendini, kendisini beğenmek = Hodbin, egoist olmak. Kendini, kendisini beğenmiş = Egoist, Fars. hodbin, hod-pesend. Kendini bilmek = Arif olmak. Kendini bilmez = Haddini bilmez. Kendinden geçmek = Bayılmak, gaşyolmak. Kendine gelmek = Ayılmak, aklı başına gelmek. Kendi kendine, kendi kendime, kendi kendinize vesaire = 1. Kendi başına, kendiliğinden, başkasının müdahalesi olmaksızın, Fars. hod-be-hod: O, kendi kendine geldi; ben kendi kendime böyle bir işe kalkışamam. 2. Yalnız, tek başına: O, koca yükü kendi kendine kaldırdı; o kitabı kendi kendine yazdı; kendi kendime söyledim: Söylendim; kendi kendine oturuyordu. Kendinden = Kimse tarafından emir ve icbar görmeksizin: Kendinden geldi; ben bu işi kendimden yaptım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own. self. auto-. self. own. self. respective. herself. him. himself. its. itself. oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he. itself. own. personally. respective. self. several. in person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

own. self. oneself. in person. ego. his. itself. number one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to one's name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on one's own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modest. unobstructed. unpretending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for one's own account. on one's own account. to one's own expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on your own.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off one's own bat. by oneself. ex proprio vigore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatically. spontaneously. per se. of one's own accord. of oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automatic. of one's own accord. automatically. by oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of one's own accord. ex mero motu. naturally. per se. without preoccupation. unprompted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öz, Ar. zât, nefs: Kendiliğinden = Kendi başına, kendinden, Osm. re-y’i hodla: Kendiliğimden = Kendi başıma, kendimden vesaire (yalnız bu tâbirde kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in his/her opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enchant. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. trance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecstasy. rapture. trance. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oneself. himself. herself. itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yourself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itself. pass off. thyself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogant. boastful. cocksure. cocky. conceited. haughty. immodest. pompous. pretentious. prig. proud. smug. supercilious. superior. swollen. upstage. vain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

big head. bumptious. cocky. conceited. haughty. high. hoity toity. immodest. jumped up. orotund. overweening. self- complacent. smug. sniffy. stuck- up. uppish. vain. vainglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kenevir sapından çıkarılan lif, kabaca keten: Kendir bezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp. hemp plant. marijuana. hawser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden, kendir, hint keneviri gibi bitkileri içine alan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

herself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

itself. oneself. self. a) herself. himself b) he. she.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he. herself. him. itself. number one. oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

himself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi. bk. Kendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların etine yapışıp kanlarını emen tahtakurusu gibi bir küçük böcek, sakırga: Köpek kenesi. Keneotu = Bir cins bitki. Buğday kenesi = Buğday biti. Kenegöz = Pek küçük gözlü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tick. wood tick. acarid. hawk moth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mite. tick. acarid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood sucking insect like tick. mite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eknâf). 1. Taraf, çevre, nahiye, yüz, cihet. 2. mec. Himâye, sahip çıkma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kent» ten galat). Ayakyolu, abdesthane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toilet. bog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abort. latrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کنف] çevre. 2.sığınacak yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük gözlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki katı cisim veya parçayı biribirine bağlayan demir veya telden bağ ki, iki ucu kıvrık olup hususî açılan deliklere takılarak pei-çinlenir veya kurşun ve mâcunla sağlam yerleştirilir: Rıhtım taşlarını havuzun kenarındaki mermerleri, kırık tabağın parçalarını kenet etmek; bu kenetsiz yapıştırılamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clincher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal clamp. cramp iron. bracket. cramp. spooling. pin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet etmek, kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlayıp yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to fasten together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clamp. to clasp together firmly. to lock. cramp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanıp yapıştırılmak: Bu taşlar kenetlenmezse açılır. 2. mec. Kenet olmuş gibi sıkı kapanmak: Dişleri kenetlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clamped together. to clasp. to dock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be clamped in place. to be firmly clasped together. to be locked. lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kenet ettirmek, kenet ile bağlatmak: Bu çerçeveyi kenetletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kenet denilen demir veya tel bağ ile bağlanarak yapıştırılmış, kenetlenmiş: Kenetli taşlar; kenetli tabak. 2. mec. Pek sıkı kapalı, kenetlenmiş gibi açılmaz: Dişleri kenetlendi

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iL.). T. Sapından kendir denilen ve ketenden kaba olan bir lif çıkan bir çeşit tarım bitkisi. 2. Bu bitkinin tohumu ki, kuş yemi olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bhang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemp plant. marijuana. bhang. hemp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(esrarotu): Kendirgiller familyasından, vatanı Hindistan olan, sıcak ülkelerde ve yurdumuzda da kültürü yapılan, bir yıllık bir bitki türüdür. Gövdesi diktir. İçi boştur. Yüzeyi pürtüklüdür. Yaprakları 5-11 parçalıdır. Meyvesi 3-5 milimetre boyundadır. Tanelerinin içinde etli bir cücük vardır. Dal uçlarında reçine ve uçucu bir yağ vardır. Meyveleri yağ bakımından zengindir. Tohumlarından çıkarılan yağ, sabun sanayiinde kullanılır. Gövdesinin kabuk kısmından kenevir veya kendir denilen bir lif elde edilir. Bunlardan ip, halat ve kaba dokulamalar yapılır. Kullanıldığı yerler: Yapraklarının suda haşlanması müzmin romatizma ağrılarını keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaban enginarı, eşekdikeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe’de: kenef). Ayakyolu, abdesthane. bk. Kenef.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kilise.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کنيسه] kilise.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cariye, halayık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کنيز] cariye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Küçük cariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kens» ten imüb.) (mü. kennâse). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köpek kulübesi; gen. çoğ. köpek yetiştirilen yer; köpek sürüsü; tilki ini; izbe, virane; f .köpek kulübesinde oturmak veya yatmak; köpek kulübesine kapamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İskoç çok küçük miktar, iz; işaret; farketme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Germen şiirinde her hangi bir şeyin yerine kullanılan metafor: deniz'' yerine balina yolu'' gibi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kensington Technology Group tarafından geliştirilmiş bilgisayar kilitleri için kullanılan ünlü bir standarttır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. town. civic. city. town. borough. straight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. layout. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a county in southeastern England on the English Channel; the first to be colonized by the Romans United States painter noted for his woodcuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. burg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a county in southeastern England on the English Channel; the first to be colonized by the Romans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

United States painter noted for his woodcuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A.). Yüz kilogram ağırlığında tartı birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintal. one hundred kilos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Şehirli, kentli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bin katrilyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quintillion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. safra olarak gemide daimi duran demir külçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urbanization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become urbanized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citizen. town-dweller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living in a city. city-dweller. cityfolk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic. urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

geniş ve düz dipli nehir salı. Kentucky coffee tohumlan kahve yerine kullanllan uzun bir agaç, bot. Gymnocladusdioicus; bu agacın tohumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a republic in eastern Africa; achieved independence from the United Kingdom in 1963; major archeological discoveries have been made in the Great Rift Valley in Kenya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kenya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A country in Africa that produces one of the finest black teas from that continent Sometimes blended with Assam to create the 'red' and 'gold' blends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A country in Africa that produces one of the finest black teas from that continent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Afrika, Hint Okyanusu kıyısında, Somali ve Tanzanya arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 1 00 Kuzey enlemi, 38 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Afrika.

Yüzölçümü: 582,650 km².

Sınırları: toplam: 3,477 km.

sınır komşuları: Etiyopya 861 km, Somali 682 km, Sudan 232 km, Tanzanya 769 km, Uganda 933 km.

Sahil şeridi: 536 km.

İklimi: Kıyıda tropikal, iç kesimde çöl iklimi hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Kenya Dağı 5,199 m.

Doğal kaynakları: Altın, kireçtaşı, soda, tuz, hidro güç, vahşi doğa.

Sulanan arazi: 1,030 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklık ve su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 34,707,817 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %2.57 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 59.26 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 48.93 yıl.

Erkeklerde: 49.78 yıl.

Kadınlarda: 48.07 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 4.91 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %6.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1.2 milyon (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 150,000 (2003 verileri).

Ulus: Kenyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Kikuyu %22, Luhya %14, Luo %13, Kalenjin %12, Kamba %11, Kisii %6, Meru %6, diğer Afrikalılar %15, Afrikalılar (Asyalılar, Avrupalı ve Araplar) %1.

Din: Protestanlar %38, Roma Katolikleri %28, yerel inançlar 2%6, Müslümanlar %7, diğer %1.

Diller: İngilizce (resmi), Kiswahili (resmi), diğer yerel diller.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %85.1.

erkekler: %90.6.

kadınlar: 79.7% (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kenya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kenya.

Eski adı: İngiltere Doğu Afrikası.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Nairobi.

İdari bölümler: 7 eyalet ve 1 bölge; Merkez, Kıyı, Doğu, Nairobi Bölgesi Kuzey Doğu, Nyanza, Uçurum Vadisi, Batı.

Bağımsızlık günü: 12 Aralık 1963 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 12 Aralık (1963).

Anayasa: 12 Aralık 1963.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EADB (Doğu Afrika Kalkınma Bankası), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IGAD (Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kenya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kenyan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. künûz) (F. «künc» ten). Hazine, define.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کنز] hazine.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hi. coğrafya). İlkçağ coğrafyasında Doğu Akdeniz’de Fenike kıyılarının SAmî dillerindeki adı: Arz-ı Ken’An, Fr. Chanaan. Pîr-i Ken’An = Hazret-i YAkub.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atmacadan ufak yırtıcı bir kuş (neophron percnopterus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. vulture. staniel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. egyptian vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radical. root. origin. basis. authorship. bedrock. beginning. birth. derivation. descent. etymon. extraction. genesis. lineage. origination. paternity. pedigree. principle. provenance. spore. spring. wellhead. wellspring. womb. seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning. cradle. derivation. extraction. fountain. mother. origin. principle. root. seed. spring. stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

origin. source. root. radical. place of origin. homeland. beginning. cradle. derivation. provenance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da y(Erkek İsmi) 2.Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. 3.Soy, asıl, ata.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooncan. coon king.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooncan. coon king. double run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Norveç sahillerinde gözüktüğü söylenen efsanevi bir deniz canavarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [قدسيت شکن] kutsallığı bozan; kutsal olan şeylere karşı saygısız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dağ kazan. Efsâne kahramanı Ferhâd’ın unvanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

latin sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba dikiş. Saat lekendesi = Zincirin sarıldığı silindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). 1. Bir mantarla bir yosunun ortak yaşamasından doğan bitkilerin umumî ismi. 2. (tıp) Bir deri hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lichen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To allege, or think, to be like; to represent as like; to compare; as, to liken life to a pilgrimage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make or cause to be like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lichen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or describe as similar, equal, or analogous; 'We can compare the Han dynasty to the Romans'; 'You cannot equate success in financial matters with greed'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lichen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To allege, or think, to be like; to represent as like; to compare; as, to liken life to a pilgrimage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make or cause to be like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lichen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider or describe as similar, equal, or analogous; 'We can compare the Han dynasty to the Romans'; 'You cannot equate success in financial matters with greed'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. benzetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suret, kılık; resim, tasvir; benzeyiş, benzerlik, benzeşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. Ressam ve heykeltıraşların model olarak kullandıkları insen veya hayvan şeklinde, türlü biçimlere sokulabllen kalıp. 2. Terzilerin elbise prova etmek veya sergilemek için kullandıkları insan biçiminde kalıp. 3. Moda evlerinde elbiseleri alıcılara göstermek işiyle görevli kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. manikin. mannequin. dummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model. model. dummy. mannequin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mannequin. fashion model. lay figure. manikin. dress- stand. dressman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Maroc «Fas» adından). Fas’ta işlenen bir cins keçi derisinin adı. Aynı tarzda işlenen başka deriler için de kullanılmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), fok. Mehmâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan im.) (c. mesâkin). Oturulan yer, içinde barınılan yer, Osm. ikâmet-gâh: İnsan meskenini temiz tutmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwelling. habitation. domicile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domicile. dwelling. house. residence. tabernacle. legal residence. lodgment. lodging. private house. tenement. homestead. abode. domestic building. dwelling unit. habitation. hangout. home. inhabitancy. inhabited. living quarter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National home. pad. padho.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکن] konut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yurt tutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) yurt tutmak, mesken edinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Miskinlik, fakirlik, zavallılık. 2. Beceriksizlik, acizlik, tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکنت] miskinlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanlış, yanlış fikre dayanan, hatalı mistakenly z. yanlışlıkla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

fırtınaa kırlangıcı, zool. Procellaria pelagica.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «künye» den imef.) Künyeli: «Eb’ul-Hasan» künyesiyle mükennâ Ahmed Bey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Ortaklaşa, birlikte: Bir araba alıp müştereken kullanacağız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jointly. collectively. in common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشترکا] ortaklaşa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

due. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Oğuz destanında Tiyenşan dağlarıyla Orhun havzası arasında bulunduğu belirtilen, ormanlık kutsal bölge. 2.Moğolca’da yer Tanrıçası. - İsim olarak kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sözünü sakınmaz, doğru sözlü, samimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kent.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Karşılıklı kenarları paralel olan dörtgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomboid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralleogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhomboid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallelogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paralleogram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Toplu ve muntazam olmayan ve bir arada bulunmayan, dağınık, darmadağın, müteferrik, perişan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. by retail. at retail. retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پراکنده] dağınık. 2.toptan olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail sale. retail. sale of retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parça parça, azar azar satan tüccar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail. retail selling. retail trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail trade. retailing. retail business. retail dealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük brik çeşidi. PERKİ (i. i.). Yırtıcı bir cins göl balığı. Deniz perkisi = Bunun denizde yaşayan büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açık sözlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. canlandırmak, diriltmek; tembih etmek, uyandırmak; hızlandırmak, çabuklaştırmak; neşelendirmek, heveslendirmek, şevke getirmek; canlanmak, dirilmek, zindeleşmek; rahimde hayat belirtisi göstermek; hızlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Radyoaktiflik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. saf = sıra, Fars. şikesten = kırmak). Düşman askerlerini, saflarını kıran, galip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاف شکن] düşman saflarını yaran savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekene). Durma, duruş, kımıldanmama, hareket mukabili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneşten uzaklık bakımından altıncı gezegen, Satürn, Zühal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). (bk.) SAkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhabitants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکنه] oturanlar, sâkinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «serpmek» ten «serpken»). Serpilen şey. Sulu sepken = Karla karışık yağmur, yarı erimiş halde yağan kar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Başını eğen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sert, nezaketsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(S)., (bak). shrink.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hastalanmak; hasta etmek, bıktırıp vaz geçirmek, tiksindirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hastalık getiren; tiksindirici, iğrenç; kusturucu. sickeningly z. tiksindirici surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şikesten fiilinden imas. olup birleşik sıfat terkibine girer). Ktran. Büt-şiken = Put kıran. Peymln-şiken = Yeminini bozan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکن] kıran. 2.kıvrım, büklüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büklüm, kıvrım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İşkence.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکنجه] işkence.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İskender.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ipek gibi, ipekli; parlak ve yumuşacık; nazik; ipekler giymiş, lüks.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bal ile sirke şerbeti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gevşemek; hafiflemek, şiddetini kaybetmek, durgunlaşmak, durulmak; söndürmek (kireç). slack off yavaş yavaş gevşemek, durulmak. slack up hızını kesmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürtünme sonucu meydana gelen çizilmiş parlak taş yüzeyleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tatlı dilli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olmasının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliğe de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarmısakta sülfür ihtiva eden aminoasitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan ‘S1 propenylcysteine-sulphoxide’ adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden ‘proponal-S oxit’ adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayı veya soğanı çeşmeden akan suyun altında kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasında bir limon dilimi, dişler arasında bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanın doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Soğanın anavatanının Güneydoğu Asya olduğu sanılıyor. Günümüzde ise dünyanın her yerinde, özellikle sıcak iklim kuşaklarında yetiştirilmekte ve tüketilmektedir. Soğanın tarihi o kadar eskiye gitmektedir ki, kayıtlı tarihten de önce Çin, Hindistan ve Ortadoğu’da yiyecek olarak kullanıldığı tahmin ediliyor.

Soğan besleyici bir gıda olamsının yanı sıra müthiş bir aromatik özelliği de sahiptir. Bu aromada içindeki kükürtlü maddelerin büyük etkisi vardır, ancak aroma tek başına kükürtlü maddelerden kaynaklanmamaktadır. Soğan ve sarımsakta sülfür ihtiva eden amino asitlerin türevleri de vardır.

Bir soğanı kestiğinizde bunlardan “S1 propenylcysteinesulphoxide” adı verilen kısım çözülür ve gözlerimizi tahriş eden “proponal-S oxit” adlı kısmı ortaya çıkar. Kimya ilminin karışık kelimeleri aklımızı karıştırmadan esasa geçersek, bu maddenin gözümüze değmesi ile bir çeşit hidroliz olur ve içinde eser miktarda bulunan sülfrik asit gözümüzü yakar ve yaşarmasına neden olur.

Bu bileşimler çok dengeli değillerdir. Örneğin çok düşük bir ısı işlemi sonucunda dahi tamamen yok olurlar. Bu nedenle de pişmiş soğanda hiç bulunmazlar ve göz yaşartamazlar. Soğan doğrarken gözlerinizin yaşarmaması için önerilen birçok önlem vardır.

Önce en ciddisini söyleyelim. Bazı aşçılar soğanı kesmeden önce ıslatmayı, keserken de ıslak tutmayıveya soğanı çeşmeden akan suyun altındfa kesmeyi öneriyorlar. Bir başka görüş ise soğan doğrarken ağızdan nefes almayı tavsiye ediyor. Bu görüşe göre gaz nefesimizle birlikte burnumuza girip gözümüze yaklaşmak yerine doğrudan ciğerlerimize girer ve çıkarmış. Bunu sağlamak için de dişlerimizin arasına bir metal kaşık koymak yeterliymiş.

Soğan doğrarken gözlerimizin yaşlanmasını önlemek için, dudaklar arasına bir limon dilimi, dişler arasına bir kesme şeker veya dörtte bir dilim ekmek bulundurmayı önerenler de var. Böylece ağzımıza alacağımız bu gibi şeylerin, aldığımız nefesteki sülfür gazını emdiğini iddia ediyorlar.

Diğer görüşler ise, soğanın doğranılmasına tepesinden başlanılması ve cücüğünün en sona bırakılması veya soğanı doğramadan önce yarım saat buzdolabında tutulması şeklinde. Soğan doğrarken deniz gözlüğü veya kontakt lens takılmasının faydalı olacağını ileri sürenler de var. Bu kadar çok önlem seçeneğinin içinde, siz bir tanesini bile uygulamıyorsanız, yapacak bir şey yok, soğanı ağlaya ağlaya doğramaya devam edeceksiniz.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümbül yağı; Hint sümbülü, bot. Nardostachys jatamansi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. speak; s. sözlü, konuşulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. strike: s., A.B.D. hastalanmış; yaralı, yaralanmış; felâkete uğramış; içindekiler kabın ağız seviyesine indirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su içine gömülmüş; bir yüzey altında olan; etrafından daha alçak seviyede olan; çökmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tâkati tüketen, tâkat kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bereket ve uğur sayarak: Teberrüken işe cuma günü başlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for good luck. owing to its being lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرکا] mübarek görerek,uğur sayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Terakkiyi kıran, terakkinin aleyhinde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tevbe, Fars. şikesten = kırmak). 1. Ettiği tövbeyi bozan. 2. Herkesin tövbesini bozan, tövbe bozduran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalınlaştırmak, koyulaştırmak; bulandırmak; sıklaştırmak; şiddet lendirmek; kalınlaşmak, koyulaşmak; bu lanıklaşmak; sıklaşmak; çoğalmak; yoğunlaşmak; yoğunlaştırmak. thickening i. kalınlaştırma, kalınlaşma; koyulaştuma, koyulaşma; koyulaştırıcı şey;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. belirti, nişan, işaret; hatıra, yadigâr, andaç; hususiyet, özellik; jeton; f. göstermek, işaret etmek; sembolü olmak. token money itibari para, para yerine geçen sikke veya kâgıt. by the same token aynı sebeple. in token of belirtisi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ancak sembolik olarak bir reformu yerine getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletion. exhaustion. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bitmek, kalmamak, tamamıyle harcanmak: Hayvanların samanı tükenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be exhausted. come to an end. be consumed away. die out. run out. fail. drain away. die off. go. peter out. play out. wear away. waste. waste away. wear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. drain. fail. go. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted. to be used up. to run out. to give out. to become exhausted. to be consumed. to be depleted. to drain of resources. consume. exhaust. outwear. peter out. wear away. wear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmez, çok: Allah, tükenmez ömürler ihsân eylesin!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tükenmez kalem, mürekkebi ağır biten dolmakalem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustible. interminable. unfailing. endless. ball-point. ball-point pen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustible. endless. ball-point pen. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballpoint. biro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pen. ball-point pen. ball point pen. ball point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kalemin tarihi yazınınkinden de eskidir. İlk insanlar sivriltilmiş çakmak taşları ile hayvan kemiklerinin üstüne resim kazırlardı. Türkçeye Arapçadan geçen kalem sözcüğünün kaynağı ‘kamış’ anlamına gelen eski Yunanca ‘kalamos’ sözcüğüdür.

Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde saz ve bambu gibi bitkilerin içi boş saplarından yapılmış kamış kalemler kullanılırken, Ortaçağda kağıdın üretimi ile beraber, kaz, kuğu, karga gibi kuşların kanatlarındaki tüylerin mürekkebe daldırılması şeklinde kullanılan tüy kalemler yaygınlaştı.

Mürekkepli metal kalemler aslında ta Romalılar devrinden beri biliniyordu ama John Mitchell adlı bir İngiliz 1822’de ilk kez makine yapımı çelik ucu imal etti. Dolmakalemler ise sertleştirilmiş yapay kauçuğun elde edilmesinden sonra yapılabildi.

Tükenmez kalem adı ile bilinen bilye uçlu kalemin son yılların bir buluşu olduğu sanılır. Halbuki bu kalemin ilk modeli 1880 yıllarında ortaya çıkmış ama pek rağbet görmemiş, seri üretimine geçilememiştir.

Alakasız gibi gözükse de tükenmez kalemin tekrar gündeme gelmesinde uçakların gelişmesinin etkisi olmuştur. Uçaklar 2-3 bin metreye çıkınca hava basıncı oldukça azalır. Dolmakalemin haznesinde atmosferik basınç altında doldurulan mürekkep dışarıdaki basınç düşük olunca kendiliğinden akıp yazıları da, giysileri de berbat ediyordu.

İkinci Dünya Savaşı’nda Amerikan Hava Kuvvetleri uçuş personeli için havada kullanabilecekleri, mürekkep akıtmayacak bir kaleme ihtiyaç duydu. Bilye uçlu kalem aranan bu özelliklece sahipti. Başlangıçta sadece havacılar tarafından kullanılırken kısa zamanda geniş halk tabakalarına da yayıldı.

Tükenmez kalemlerde mürekkep kağıda, pirinç uçtaki yuvaya yerleştirilmiş olan minik bir bilye aracılığı ile aktarılır. Normal yazı kalemlerinde bu bilyenin çapı l milimetre, daha ince yazılar için 0,7 milimetredir. Bilye mürekkebin yuvadan dışarı çıkmasını önler ama yuvasında döndükçe yüzeyine sıvanan mürekkebi kağıda verir.

Tükenmez kalem mürekkebi, dolma kalem mürekkebinden daha farklı, özel bir kimyasal birleşime sahip olup çabuk kuruyan türdendir. Mürekkep uca sürekli ve düzgün olarak geldiğinden dolgun, temiz ve lekesiz bir yazı yazılmasını sağlar. Genellikle bir tükenmez kalemin 2-3 kilometre boyunda bir çizgi çizmeye yetecek kadar mürekkebi vardır.

Tükenmez kalemdeki bilye uç, kağıt üzerinde dolma kalem ucundan çok daha az bir sürtünmeyle ve çok daha çabuk hareket edebildiğinden yazma hızı büyüktür ancak bilye ucun kağıt üzerine sürekli olarak değmesini sağlamak için kalemi daima kuvvetle bastırmak gerekir, bu nedenle de parmaklar daha fazla ve çabuk yorulurlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexhaustibleness. endlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Senin yurdun, senin vatanın. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yurdunu aydınlatan ışık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırılmamış, bütün; bozulmamış; devamlı; yarıda kesilmemiş; terbiye edilmemiş, alıştırılmamış (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kulübesinden çıkarmak veya çıkmak (köpek); keşfetmek, meydana çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sarsılmamış; sabit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productive. reproductive. producing. procreative. active. generative. originative. copious. fertile. prolific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertile. productive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productive. fertile. generative. prolific. reproductive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproductivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fertility. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity. productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satellite city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer bir insanın başına ‘elektroensephalograf (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede 10 kez salınım yapan ‘alfa’ dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan ‘beta’ dalgaları yayar.

Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki tür dalgayı, ‘teta’ ve ‘delta’ dalgalarını yayar. ‘Teta’ dalgalarının salınımı saniyede 3.5 ila 7 arasında olup, ‘delta’ dalgalarınınki saniyede 3.5’tan azdır.

İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasının en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık ‘delta’ dalgaları yaymaya başlamıştır.

Şimdi geldik işin en ilginç yönüne. İnsan gece uykudayken çeşitli zamanlarda beklenmeyen şeyler oluşur. İngilizce’deki ‘Hızlı Göz Hareketleri’ kelimelerinin baş harflerinden alınarak ‘REM’ uykusu da denilen ve insanların çoğunluğunda bir gecede 3-5 kez görülen bu safhada, beyin dalgaları uyanık bir insanınki kadar hızlanır.

Bir insanı veya bir köpeği REM uykuları sırasında seyrederseniz, gözlerinin öne ve arkaya hızla titrediğini görürsünüz. REM uykusu safhasında köpeklerin çoğunda, insanların ise bir kısmında, kollarda, bacaklarda ve yüz kaslarında seğirmeler de görülebilir.

Rüya REM uykusu safhasında olur. Bu safhadaki bir insanı uyandırırsanız, rüyasını çok canlı olarak hatırlar ve anlatabilir. REM safhası dışındaki uykularda insanlar genellikle rüya görmezler.

Geceleri iyi bir uyku çekebilmek için, hem REM, hem de bunun dışındaki safhaların birlikte yaşanması gereklidir. REM kısmı uyku süresinin yüzde 25 kadarını kapsamalıdır. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer.

Uyku ilaçları daha çabuk ve derin uyumanızı sağlayabilirler ama uykunuzun ve özellikle de REM kısmının kalitesini değiştirirler. Uykudan önce alınan alkol de beynin dalga yayma sistemini ve düzenini etkiler. Düzenli bir uyku için insan her zaman aynı saatte yatmalı, hafta sonları da dahil aynı saatte uyanmalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer bir insanın başına “elektroensephalograf” (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede on kez salınım yapan “alfa” dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan “beta” dalgaları yayar.

Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki yür dalgayı, “teta” ve “delta” dalgalarını yayar. “Teta” dalagalarını salınımı saniyede 3.5 ila 7 arasında olup, “delta” dalgalarınınki saniyede 3.5’tan azdır.

İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasının en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık “delta” dalgaları yaymaya başlamıştır.

İimdi geldik işin en ilginç yönüne. İnsan gece uykudayken çeşitli zamanlarda beklenmeyen şeyler oluşur. İngilizce’deki “Hızlı Göz Hareketleri” kelimelerinin baş harflerinden alınarak

“REM” uykusu da denilen ve insanların çoğunluğunda bir gecede 3-5 kez görülen bu safhada, beyin dalagaları uyanık bir insanınki kadar hızlanır.

Bir insanı veya bir köpeği REM uykuları sırasında seyrederseniz, gözlerinin öne ve arkaya hızla titrediğini görürsünüz. REM uykusu safhasında köpeklerin çoğunda, insanların ise bir kısmında, kollarda, bacaklarda ve yüz kaslarında seğirmeler de görülebilir.

Rüya REM uykusu safhasında olur. Bu safhadaki bir insanı uyandırırsanız, rüyasını çok canlı hatırlar ve anlatabilir. REM safhası dışındaki uykularda insanlar genellikle rüya görmezler.

Geceleri iyi bir uyku çekebilmek için, hem REM, hem de bunun dışındaki safhaların birlikte yaşanması gereklidir. REM kısmı uyku süresinin yüzde 25 kadarını kapsamalıdır. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer.

Uyku ilaçları daha çabuk ve derin uyumanızı sağlayabilirler ama uykunuzun ve özellikle de REM kısmının kalitesini değiştirirler. Uykudan önce alınan alkol de beyinin dalga yayma sistemini ve düzenini etkiler. Düzenli bir uyku için insan her zaman aynı saatte yatmalı, hafta sonları da dahil aynı saatte uyanmalıdır.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uyandırmak; ikaz etmek; harekete getirmek; uyanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. zayıf düşürmek; zayıflatmak, zayıflamak; takatini kesmek, takati kesilmek; hafifletmek, hafiflemek; direnci azalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hafta sonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylen miş; hoş sohbet, sohbeti tatlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. soluğan (at).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı teknelerin rüzgâr kuvvetiyle hareketine yardımcı olan bezi ki, serenlere gerilir. Yelkeni indirmek = Yavaşlamak, sükûnet bulmak. Yelkenleri suya indirmek = mec. Teslim olmak, iddiadan vazgeçmek. Yelken bezi = Yelken yapmaya mahsus ve başka işlerde de kullanılan kalın bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canvas. cloth. sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sail. canvas. cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geminin yelken işlerinde kullanılan tayfa. 2. Gemi yelkeni dikip hazırlayan esnaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailor. sail maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sailmaker. yardman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yelkenleri açıp gitmek. 2. (argo) Delirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yelkenle kullanılan, yelken vasıtasıyle hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve gösterişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemekten sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Resmi yemeklerdeki en sıkıcı durumlardan biri de budur. Sağ ellerini kullanan insanlar için sol elle çatala hükmetmeye çalışmak sıkıntı verir. Hele etin yanında, aynı tabakta pilav da varsa, sol eldeki çatalla pirinç tanelerini düşürmeden ağza ulaştırmak gerçekten alışkanlık ister. Bereket çorba kaşığı için böyle bir kural yok da sıcak çorbayı üstümüze başımıza dökmeden içebiliyoruz.

Çatal - bıçak ile yeme adabımızı, kökeni saray ve asil sınıfına dayanan Avrupa kültüründen almışızdır. Her zaman rahat hareket etmeyi seven Amerikalılar ise bu görgü kuralına pek uymazlar. Eti sağ ellerindeki bıçakla kesip, ellerindeki çatal ile bıçağı takas ettikten sonra sağ ellerine aldıkları çatalla yerler.

Yemekte eti kestikten sonra bıçağı masaya bırakarak çatalı soldan sağa alıp eti ağza götürmek, sonra çatalı sola, bıçağı tekrar sağ ele almak ve bu hareketi yemek boyunca tekrarlamak yemek yeme hızını düşürür. Yemeği yavaş yemek bazı toplumlarda yemeğe saygı ifadesi olarak görülürken, bazı toplumlarda ise bu davranış yemek adabı bakımından saygısızlık olarak karşılanır.

Bir görüşe göre Amerikalıların çatalı tutuş şekillerinin ardında rahatlık değil alışkanlık yatıyor. 1700’lü yılların ortalarına kadar Amerika çatalsız bir toplumdu. İnsanlar yemek yerken sadece bıçak ve kaşık kullanıyorlardı. Kaşık kesilen eti tutmaya yararken bıçak hem kesmeye hem de batırıp ağza götürmeye yarıyordu. Daha sonraları sofralardaki bıçakların uçları yuvarlaklaştı. Eti kestikten sonra kaşığı sağ ele alıp eti ağza götürmek alışkanlığı başladı. Çatal kullanılmaya başlanınca da aynı alışkanlık devam etti.

Avrupalılar ise aradaki bu kaşık kademesini hiç yaşamadılar. Yemeği ağza götürmek bakımından doğrudan bıçaktan çatala geçtiler. Yemeğin temposunu düşürmek gibi bir görgü kuralları yoktu. Sağ elini kullanan bir insan için bıçağı sol elle ileri geri hareket ettirip eti kesmek zordu ama sol elle çatalı ete batırıp ağza götürmeye alışılabiliyordu. Asil sınıfının her zaman zorlayıcı ve göslerişe yönelik nezaket kuralları, çatal kullanımı halka yayılınca da devam etti.

Avrupa’da ve oradan yayılan kültürlerde, yemek süresince çatalın sol, bıçağın sağ elde tutulması gelenek haline geldi. Avrupalılar çatalı ellerinde tutarlarken çatalın uçları yere bakar. Amerikalılar ise çatalı sağ elde uçları yukarı bakacak şekilde tutarlar.

Yemeklen sonra tatlı yenilirken çatalın sağ elde olması ise hiçbir kültürde görgüsüzlük anlamına gelmiyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(E) (i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by