Ker ne demek? | Ker anlamı nedir? | Ker

Ker anlamı nedir?

Ker ne demek?

Ker anlamı nedir?

Ker | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ker

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sağır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کر] sağır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah’ın kulu. - Kerim; Allah’ın isimle -rindendir. (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşli kül, kül ile karışık ince kor.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akerman).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, soylu, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rock candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar candy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. asâkir). 1. Devlet ve memleketin muhafazası için maaşla veya kur’a ile toplanarak hazır bulundurulan silâhlı adamlar topluluğu, ordu, çeri, kol. Osm. cünd, ceyş, leşker, sipâh: Asker toplamak, yazmak. Sevk-ı asker etmek = Bir yere asker götürmek, harbetmek üzere asker yürütmek, asker çekmek Düşman üzerine asker yollamak. 2. Asker topluluğunu terkip eden şahısların herbiri: Bir asker geldi, baksana asker. (Bu mânâ ile sıfat gibi dahi kullanılır): Ben asker adamım. O, asker oğlu askerdir. Ahz-ı asker = Kur’ada bulunan ahalinin askere alınması usul ve tertibi: Ahz-ı asker kanunnamesi. Asâkir-i Berriyye = Kara askeri. Asâkir-i Bahriyye = Deniz askeri gemici asker. Asâkir-i Redife = Redif askeri. (bk.) Nizam. Asâkir-i muntazama = Talim görmüş ve muntazam askerler ki, nizâmiyye, redif ve mustahfazdan ibarettir. Asâkir-i muâvine = Muntazam orduya yardımda bulunmak üzere, geçici olarak maaşla veya gönüllü olarak toplanan başıbozuk asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldier. warrior. guardsman. man-at-arms. serviceman. military service. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. serviceman. soldier. warrior. conscript. military service. army. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who asks; a petitioner; an inquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ask; a water newt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldier. soldiers. army. man. military man. serviceman. troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who asks a question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عسکر] asker, er.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. 2.Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3.Rütbesiz asker, (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deserter. draft-evader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Asker kampı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere yakışır surette olan: Askerce yürüyüş. Askerce bir ifadesi var. Askere yakışır tarz ve surette: Ben, size askerce söyliyeyim. Askerce yazmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. askeriyye). Askere mensup ve müteallik, askere ait, ceyşî: Silk-i askerî, fenn-i askerî, umûr-ı askeriyye, dâire-i askeriyye: Bâb-ı seraskerî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Askere mensup adam, askerliğe dahil adam, asker, ordu mensubu, subay veya er: Bir askerî geldi. Askerîlerin hukukî işleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military. warlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military. pertaining to the army.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed el-Hasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903-993). Ebu Davud esSicistani’nin talebesiydi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Askerî bir durum almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Askerin sıfat ve vazifesi: Bugün askerlik bir cesaretten ibaret olmayıp Adetâ bir fendir. Türkler, askerlik için yaratılmış gibi bu mesleğe pek elverişlidirler. 2. Askerlere mensup: Askerlik dairesi, askerlik şubesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruitment. recruiting. military service. service. soldiering. draft. enlistment. soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. service. soldiership. military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service. soldiership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

National service. profession of arms. soldiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

command office. recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active / military service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recruiting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call-up of recruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arka, yardım eden kimse, tarafını tutan kimse; yarışta bir ata para koyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekmekçi, fırıncı; portatif fırın. baker's dozen on üç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Okyanusya Kuzey Pasifik Okyanusunda mercanada.

Coğrafi konumu: 0 13 Kuzey enlemi 176 28 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 129 km².

Kara: 129 km².

Su: 0 km².

Sınır komşuları: 0 km.

Sahil şeridi: 4.8 km.

İklimi: Az yağışlı sabit rüzgarlı yakıcı güneşli ekvatoral iklim hakimdir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m; en yüksek noktası: 8 m - isimsiz bölge.

Doğal kaynakları: Guano karada ve suda vahşi doğa.

Arazi kullanımı: Tarıma elverişli: %0.

Sürekli ekinler: %0.

Otlaklar: %0.

Ormanlık arazi: %0.

Diğer: %100.

Sulanan arazi: 0 km² (2005).

Doğal afetler: Mercanadayı çevreleyen kayalıklar denizciler için tehlike oluşturmaktadırlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: Baker adası ıssızdır. 1942 yılında II Dünya savaşında adaya yapılan hava saldırıları sırasında buradaki tüm siviller adayı terk ettiler. Su anda ada sadece avlanma amaçlı kullanılmaktadır. (Temmuz 2006 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Baker Adası.

ingilizce: Baker Island.

Bağımsızlık durumu: ABD’ye bağlıdır; Washington tarafından yönetilir.

Hukuk sistemi: ABD hukuku uygulanmaktadır.

Bayrak: ABD bayrağı kullanılmaktadır.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Ekonomik etkinliği yoktur.

Ulaşım ve Taşımacılık

Deniz yolları: yok.

Limanları: yok; sadece denizin ortasında demir atma imkanı var.

Hava alanları: 1665 metrelik alanda II Dünya savaşı sonrası terkedilmiş bir uçak pisti var üzeri tamamen bitki örtüsü ile kaplanmıştır ve şu anda kullanılmamaktadır. (2006 verileri).

Ulaşım notu: Batı yakasında bir gündüz feneri bulunmaktadır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fırın, ekmekçi dukkânı..

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. banquier). Banka sahibi, bir banka idare eden büyük sarraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who conducts the business of banking; one who, individually, or as a member of a company, keeps an establishment for the deposit or loan of money, or for traffic in money, bills of exchange, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A money changer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dealer, or one who keeps the bank in a gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel employed in the cod fishery on the banks of Newfoundland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ditcher; a drain digger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The stone bench on which masons cut or square their work. the person in charge of the bank in a gambling game someone who owns or is an executive in a bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banker. stockbroker. very rich person. money agent. shroff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who owns or is an executive in a bank. the person in charge of the bank in a gambling game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fellow who lends you his umbrella when the sun is shining and wants it back the minute it begins to rain Mark Twain You wouldn't use this one if you were talking to bankers, but if you are a banker talking to nonbankers you could change it thusly:.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fellow who lends you his umbrella when the sun is shining and wants it back the minute it begins to rain Mark Twain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of envelope with a triangular flap see also Pocket/Wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A clearing bank, with settlement facilities at the SA Reserve Bank, appointed by a settling participant to pay the funds required to settle a purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Envelope with the opening on its longer dimension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who operates a bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bankacı; kumar oyununda bankocu; özellikle morina balığl avmda Newfoundland kıyılarında kullanılan balıkçı gemisi; duvarcı veya taşçıların üzerinde çaIıştıkları taş veya tahta set.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havlayan, bağıran insan veya köpek; (k.dili). dükkân veya eğlence yeri önünde bağıran adam, çığırtkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geniş ağızlı büyük bardak; geniş şişe.(kimya labratuarında).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Makara. Üç bekereli: Üç masrayı birden büken çıkrık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bak. berserk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. atışmak, çekişmek, münakaşa etmek; titremek, pırııdamak (alev); i. münakaşa, tartışma, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالمذاکره] görüşülerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

once. for one thing. for one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one- time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ışıklı sinyal verirken kullanılan alet, flaş lambası; atların arkalarını veya yanlarını görmelerini önlemek için takılan meşin göz siperi; (argo) göz; çoğ. güneş gözlüğü, renkli iri camlı gözlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sulu k; k.dili asalak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., ing., (argo) çakırkeyf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitapçı; at yarışı ve maçlarda müşterek bahisleri düzenleyen adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) dalkavuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırıcı şey veya kimse; sahile çarparak köpük haline gelen dalga; den. mancana, gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. broker

ekon. borsa simsarı

Müşteri ile borsa acenteleri arasında menkul değerlerin alım satımına aracılık eden gerçek veya tüzel kişi.


Yabancı Kelime by

Genel Kültür

Broker, alım ve satım işlemlerine belli bir komisyon karşılığı aracılık eden, işlemleri kendi adına ancak taraf olduğu kişi veya kurumlar hesabına yapan işlemcilere verilen isimdir.

Genel Kültür by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. simsar, komisyoncu, tellal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Broker)

Borsamız mevzuatında Üye temsilcisi kavramı kabul edilmiş olduğundan tanım “Üye Temsilcisi” maddesi altına alınmıştır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. komisyonculuk, simsarlık; komisyon, simsarlık ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeraltı sığınağı;den. ambar, yerinden oynamayan ve depo olarak kullanılan büyük sandık; golf sahasında kumluk çukur veya toprak tümsek gibi topun gidişine engel olan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul, köle, Ar. abd (eski yazı dilinde zarafet tabiri olarak konuşan şahıs kendisi için kullanırdı). Çâkerleri = Bendeleri, bendeniz. Mârûz-ı çâker-i kemîneleridir ki = Bendenizin arzettiğim demektir ki, eskiden yazı dilinde sadrâzamlara böyle hitap edilirdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکر] kul. 2.hizmetkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nezaket ve tevazu tâbiri: Kul ve bendenin yani konuşan şahsın evi, bende-hane, fakir-hâne: Çâkerhâneyi teşrif buyurursanız...

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, perverden = beslemek). Kullarını besleyip kayıran, bende-perver (zarafet tâbiri olarak hitap edilen şahıs hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ÇAker-perverî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kullarını besleyip kayıran kerem sahibi zâta mensup, müteallik veya lâyık: Nİmet-i çâkerperverâneleri, çâker-perverîleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâker = kul, zade = doğmuş). Kul ve bendenin yani konuşanın evlâdı: Çâker-zâdenizi takdim ediyorum (eskiden nezaket ve tevazu makamında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve köleye mensup ve müteallik veya lâyık (zarafet tabiri olarak, konuşan şahıs kendisi hakkında kullanırdı): Mâruz-ı çâkerânemdir, arîza-i çâkerânem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kul ve bendeye mensup ve müteallik (konuşan şahıs nezaket ve tevazu alâmeti olarak kendisi hakkında kullanırdı). Mârûz-ı çâkerîdir, sûy-i çâkerîye irsal buyurulması (tarafıma gönderilmesi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاکری] kulluk. 2.hizmetkârlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, kölelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (tıb). ağızda meydana gelen yara, pamukçuk; yozlaştıran herhangi bir şey; atların tabanlarında hâsıl olan yara; bitkilerin gövdelerinde görülen bir hastalık; (f). pamukçuk hâsıl etmek; çürütmek, tedricen mahvetmek; pamukçuğa tutulmak; çürümek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yer yer çürümekte olan; pamukçuk cinsinden; pamukçuk hâsıl eden; yozlaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). huysuz, aksi, geçimsiz. cantankerously (z). huysuzluk yaparak. cantankerousness (i). huysuzluk, aksilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir yerin hizmet işleriyle görevli olan kimse, bina yöneticisi. caretaker government geçici hukümet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tartı Aletinin tartabileceği ağırlık miktarı: Yeni aldığım baskülün çekeri 120 kilodur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighing capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. tractor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çelik gibi güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şeklini bozmadan sonuna İn, Ün getirilerek yapılan c. muallim, muallimin, Ahır, Ahırûn gibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - İyi savaşan, savaşçı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). dama; kare, ekose deseni; kasiyer; müfettiş, kontrolcu; (f). damalı yapmak, ekose deseni ile kaplamak; değişiklik ve zorluklarla doldurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). keklik üzümu, (bot). Gaultheria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dama tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kareli, ekose; değişik olaylarla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dama oyunu. check list kontrol listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). boğan şey veya kimse; (k.dili). boyuna sımsıkı takılan gerdanlık; dik yaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i polo oyununun devrelerinden biri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sert tuğla; cüruf, ocakta kömur cürufu;( ABD). , (argo). hata; (bilhassa şarkı söylerken veya çalgı çalarken). clinker built kaplama parçalan birbirine bindirilmiş gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aynı müessesede çalışan kimselerden her biri; meslektaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). horoz dövüştüren kimse. cocker spaniel bir cins spanyel köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavru horoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çökelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çökertmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇOKURTME, ÇÖKERTME (i.). Denizin dibine indirilip üstüne balıklar geldikten sonra köşelerinden tutulup birden kaldırılan ağ, çökertme ağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sap. to make kneel. to cause to collapse. to break in. to stave in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. precipitate. weight down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşçılık, mutfak işleri, mutfak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tıpalayan kimse veya şey; (argo). olağanüstü bir kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. cracker

sistem kırıcı

Zevk için bilgisayar sistemlerine zarar veren kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kraker, bir çeşit bisküvi; (ABD). barut; kıran şey veya kimse, kıracak alet; Amerika'nın güneydoğu eyaletlerinde bulunan fakir beyaz çiftçi. cracker-barrel (s). samimi, köylümsü, babayani. Cracker Jack (tic). mark üstü karamelalı patlatılmış mıs

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çanak çömlek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıt sırasında Cue Marker düğmesine basarak kaset üzerinde belirli bir konumu işaretleyebilirsiniz. Bu işlem, çalma, geri ya da ileri sarma sırasında çalınacak bir ses sinyali kaydeder.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

enginler, denizde ölenlerin kabri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i)., (A.B.D). çekişe çekişe pazarlık etmek; cimrice pazarlık etmek; (i). pazarlık; pazarlıkta uzlaşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalıpçı, sikke kalıbı oyan sanatkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Toprakla uğraşan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toffee toffy taffy apple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. neker’den itaf.). Daha veya en kötü, nefret edilen. Ar. menfur ve müstekreh: Erker-i esvât — Seslerin en kötüsü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Becerikli, yürekli adam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kirpik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

Şimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar. Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bunun için önce şunu bilmemiz lazım. Filim kamerası ile fotoğraf makinesi arasında teknik açıdan büyük bir fark yoktur. Fotoğraf makinesinde her deklanşöre basışta film karesine bir görüntü kaydedilir, film kamerasında ise akan film üzerinde saniyede 24 görüntü karesi kaydedilir. Bunu aynı hızda perdeye yansıtırsanız gözümüz arka arkaya gelen karelerdeki küçük farkları algılayamaz, devamlı ve hareketli bir görüntü olarak görür.

İimdi gelelim filmlerdeki tekerlekler meselesine. Kovboy filmlerindeki at arabalarının veya trenlerin tekerlekleri aracın hareketi ile ileriye doğru dönmeye başlar. Aracın hızı arttıkça perdede görüntüdeki tekerleğin dönüş hızı gittikçe yavaşlar, bir an durma noktasına gelir ve sonra araç ileri doğru gitmesine rağmen tekerlekler tersine dönmeye başlarlar, daha doğrusu gözümüze öyle görünürler.

Tekerlekleri saniyede 24 defa dönen ve hızla giden bir at arabasını düşünelim. Bunu saniyede 24 kare çeken bir kamera ile görüntülersek her kare tekerleğin aynı pozisyonunu aynı noktada görüntüleyeceği için gözümüz tekerleği duruyormuş gibi algılar.

Tekerleklerin dönüş hızına bağlı olarak filmin her karesi tekerleğin tam tur atmamış halini görüntülerse bu sefer de tekerlekler geri dönüyormuş gibi görünürler. Gerek at arabaları ve gerekse trenlerde tekerleğin merkezi ile çevresi arasında bağlayıcı elemanlar olduğundan bunların pozisyonları ve sayıları daha değişik dönüş hızlarında da benzer görüntüyü vererek gözü iyice yanıltır. Bu tekerlekler düz daire şeklinde bir kapakla kapatılmış olsalar bu görüntü yanılgısı olmayabilir.

Sinema konusunda en çok merak edilenlerden biri de sessiz sinema zamanındaki eski filmlerde insanların niçin hızlı hareket ettikleridir. Aslında bunun iki nedeni vardır. Birincisi ilk filmlerin saniyede 16 görüntü geçecek şekilde çekilmesidir. Bunlar günümüzün saniyede 24 görüntü veren makinelerinde oynatıldığı zaman hareketler neredeyse yüzde elli hızlanmaktadır.

Diğer sebep ise eski filmlerin çoğunluğunu oluşturan komedilerin bu şekilde gösterilmesinin filmi daha gülünç kılmasıdır. Bu nedenle o zamanlarda, yani 1915 yılı civarında bile bazı komedi filmleri düşük hızda çekilir, saniyede 16 görüntü hızıyla oynatılarak karakterlerin daha komik görüntü vermeleri sağlanırdı. Günümüzdeki filmlerde bile bazen karakterler hızlı hareket ettirilerek komedi, yavaş hareket ettirilerek romantizm veya daha fazla şiddet etkisi yaratma yollarına başvuruluyor.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). titrek ve parlak ışık; geçici belirti; (f). çırpınmak; titrek yanmak. flickeringly (z). titreşerek, pırıldayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Amerika'ya mahsus kanatlarının altı sarı renkli bir çeşit ağaçkakan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük sandık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (özellikle dinsel konularda) serbest düşünür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çirkef lağımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça gâhriz’den). Pislik ve çirkef lâğımı: Keriz tıkanmış, kerizi açmışlar. Keriz suyu. (bk.) Keriz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çobanaldatan, keçisağan, (zool.) Caprimulgus europaeus .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit gül reçeli ve tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gül tatlısı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Bir çeşit gül tatlısı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواهش کرده] istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mendil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (gen.) after veya for ile arzulamak, özlemini çekmek, hasret çekmek, özlemek. hankering (i.) istek, arzu, özlem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tırpancı, harmancı, ot kurutan kimse; argo. nakavt, nakavt eden kuvvetli darbe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek direkli balıkçı gemisi; eski veya hantal gemi; argo bir bardak sek viski; argo fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiyecisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ev soyan hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خدانکرده] Allah göstermesin, Allah etmesin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzkıran; bir toplantıda insanları birbirine kaynaştırmak için vasıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. ihyâ edilmiş, kurulmuş, onarılmış, vücûda getirilmiş: Selimiye kışlası III. Sultan Selim’in ihyâ-kerdesidir. 2. Lutuf ve himmet görmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compulsory process. bench warrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İlk doğan çocuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F). Netice olarak meydana gelen, diğer bir şeyin neticesi durumunda olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Işık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kabuğu birçok kemerli ve uzun dikenlerle kaplı bulunan bir deniz yumuşakçası cinsi (murex).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who makes jokes or jests; a humorist; a wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Best bower, under 2d Bower. a person who enjoys telling or playing jokes a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway' To fit as if by joints; to coalesce as joints do; as, the stones joint, neatly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projecting or retreating part in something; any irregularity of line or surface, as in a wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow piece of scenery used to join together two flats or wings of an interior setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place of low resort, as for smoking opium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Having joints; articulated; full of nodes; knotty; as, a jointed doll; jointed structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who, or that which, joints.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A plane for smoothing the surfaces of pieces which are to be accurately joi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A joker is an additional card in the deck that is used in some games The jokers isn't often used in serious poker, but when it is it's usually considered a wild card See also bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially a roll that reverses the likely outcome of the game An example of a joker would be a roll of double sixes to bear off your last four checkers when your opponent otherwise wins on his next turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exceptionally good roll, especially one that changes the potential outcome of a game. a person who enjoys telling or playing jokes. a person who does something thoughtless or annoying; 'some joker is blocking the driveway'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joker , super-sub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şakacı kimse; bazı iskambil oyunlarında en büyük koz olarak kullanılan soytarı resimli kağıt, coker; A.B.D. bir kanun tasarısına veya bir kontrata gizlice eklenen ve manasını değiştiren madde; sonradan meydana gelecek engel; (argo) beceriksiz kim

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr. jeoloji). Kireç taşı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. calcaire

min. kireç taşı

Kireç ocağında işlenerek kireç elde edilen, kalsiyum karbon tuzundan bileşik kayaç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone kireçtaşı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calcify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calcareous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Umumhâne, genelev işleten adam veya kadın. 2. mec. Namussuz, ahlâksız kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: kâh-rîz, halk dilinde: keriz). Yer altında çirkef yolu, lâğım (Farsça’da yer altındaki su yoluna da derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kervan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( KAADİ-İ ASKER’den) (i.). 1. Osmanlı devrinde orduy-ı hümâyûn kadısı. 2. Osmanlı ilmî teşkilâtında vezîr ve müşîr’e (mareşal) eşit en yüksek dinî kazâİ-ilmî pâye. 3. Bu pâyeyi taşımakla beraber, bilfiil Avrupa ve Asya Osmanlı kadılarının başında bulunan yüksek iki görevli: Rumeli ve Anadolu kazaskerleri. Rumeli kazaskeri, daha kıdemli olur ve ekseriya meşihat pâyesi ile (ki sadâret pâyesine eşitti) şeyhülislâm olurdu. Kazasker lokması = Bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kazasker pâye veya görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerâhiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کراهت] iğrenme tiksinme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. iğrenme: Kerâhetle, Ar. maal-kerâhe. 2. İstemeyerek ve mecburiyet altında bir şey yapma, cebir, zorlama. 3. (fıkh) islâm dininde harâm olmadığı hade harâme yakınlığı olan şeyin hâli ki, bunlara mekrûh denir. Vakt-i kerahet (akşamcıların dilinde) = Akşam üzeri içki vakti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kirami).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. 2.Dinde üstün mertebelere ulaşan. 3.Keramet sahibi derviş veli. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerâmât). 1. Kerem, lutuf, ihsan. 3. Evliyadan sâdır olan hârikulâde hal: O zâtin bir kerâmetini görmüştüm. 4. mec. Keramet sayılacak derecede isabet, pek doğru fikir veya rey: Keramet buyurdunuz; bu sözünüz ayn-ı kerâmettir (daha çok eski nezaket ve saygı tâbiridir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. oracle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle. miraculous deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miracle worked by God through a person. the God-given power of working miracles. miracle. wonder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کرامت] cömertlik, kerem. 2.velîlerin gösterdikleri olağandışı hal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Birine karşı ikramda bulunmak. 2.Allah’ın bir kimseye cömertliği, lütfü, himayesi ve yardımı olarak ele alınır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kenar, uc: Bİ-kerân = Uçsuz, kenarsız.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کران] uç, kıyı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kürrâse). bk. Kürrâse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kereste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (R. = boynuzlu). 1. Pezevenk, kaltaban, deyyus. 2. Ayakkabıları giymeyi kolaylaştıran boynuz, maden veya kemikten Alet, Türkçe: çekecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rascal. rogue. shoehorn. son of a gun. dog. cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoehorn. son of a gun. devil. scallywag scalawag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenklik, deyyûsluk, namussuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keratin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceratine. keratin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nitrogenous substance, or mixture of substances, containing sulphur in a loose state of combination, and forming the chemical basis of epidermal tissues, such as horn, hair, feathers, and the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is an insoluble substance, and, unlike elastin, is not dissolved even by gastric or pancreatic juice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

By decomposition with sulphuric acid it yields leucin and tyrosin, as does albumin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Called also epidermose. a fibrous scleroprotein that occurs in the outer layer of the skin and in horny tissues such as hair feathers nails and hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Insoluble protein that is the major constituent of the outer layer of the skin, nails, and hair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A scleroprotein containing large amounts of sulfur, such as cystine; the primary component of skin, hair, and nails. is a highly fibrous protein that is the primary material in the cells of the skin, hair and nails.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A protein substance which is the chief component of wool fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tough, insoluble protein substance that is the chief structural constituent of hair, nails, horns, and hoofs. this strong protein is found in skin, hair, and nails It acts as a structural protein and also provides protection Dry skin tends to have more

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. keratin (boynuz, tırnak ve pençenin esas maddesi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuza veya boynuz maddesine benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuz maddesinden, boynuz maddesine benzer yapıda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boynuz maddesine benzer teşekkülleri olan cilt hastalığı, keratoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(karamankimyonu): Maydanozgiller familyasından Doğu Anadolu bölgesinde yetişen 2 yıllık otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz renklidir. Mayıs - Temmuz ayları arasında açar. 30 - 90 cm boyundadır. Kazık köklüdür. Meyvesi esmerdir. İçeriğinde tanen, reçine, sabit ve uçucu yağlar vardır. Kullanıldığı yerler: Anne sütünü artırır. Mide ve bağırsak gazlarını, midedeki diğer şikayetleri giderir. İdrar söktürür. Astımda faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kürûb). Gam, keder, dert, tasa.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. yaya kaldırımının kenar taşı, bak. curb.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başörtüsü, eşarp; boyun atkısı; mendil. kerchiefed s. başörtülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

times. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

time. instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کره] kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کرفس] kereviz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asalet ve asaletin şartlarından olan yüksek kalblilik, Alîcenâblık, cömertlik: Kerem sahibi. 2. Lutuf, merhamet, ihsan, iyilik: Bu iş lutuf ve kereminize kalmıştır. Kerem buyurun = Lutuf, müsaade buyurun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. beneficence. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم] cömertlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Asalet, asillik, soyluluk. 2.Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kerem etmek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. kerem, güsterden = döşemek). Lutuf ve kerem saçan, kerem sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lutuf ve kerem sahibi, cömert. Ar. sahî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Cömertlik, lutuf ve keremle: Kerem-kârâne muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lutuf ve kerem sahibine, kerem-kâr olanlara ait: Zât-ı keremkârîleri; bir muâmele-i keremkârî ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kiremit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کرمکار] cömert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadan denize uzanan taşlık burun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Eskiden kullanılan bir çeşit nefesli saz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük ve derin kavata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KERASTE) (i. F.). Yapılarda kullanılan kesilmiş ağaç çeşitleri, direk, tahta vesaire: Keresteden bina; kerestesi sağlam ev. 2. Her çeşit mâmûlâtın imâlinde kullanılan madde: Bu kunduracı usta ise de iyi kereste kullanmıyor, mec. Kaba saba, çok kaba ve nâdân adam: Kereste gibi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber. lumber. stuff. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. timber. lumber. lout. caveman. boor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumber. dressed timber. crude. unrefined. uncouth (person. board. commercial timber. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapı için kereste satan tacir. mec. Kaba adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberman. timber merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumber merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing lumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Tahtadan, oturmak veya yatmak için yüksekçe ve iğreti yer: Minder kereveti = Sedir Yatak kereveti = Karyola: Kerevette yatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cot-like wooden bedstead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Göllerde yaşayan bir çeşit ıstakoz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crayfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meşhur sebze ki, yaprağı ve az çok kalın olan kökü yemeğe ve turşu vesaireye girer. Sukerevizi, yabankerevizi = İnciden, selâmotu. Dağkerevizi = Imparatorya denilen bitki cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery. celeriac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celeriac. celery root.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(apium graveolens): Maydanozgiller familyasından, kökleri ve yaprakları sebze olarak kullanılan kokulu, iki yıllık bir bitkidir. İçeriğinde sedanonik anhidrit, sedanolin, limonen, palmirik asit, gayakol gibi maddeler vardır. Yaprakları ve baş kısmı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Uyarıcı ve idrar söktürücüdür. İktidarsızlığı giderir. Cinsel istekleri kamçılar. Şeker, guatr ve yüksek tansiyonda faydalıdır. Böbrek, akciğer ve karaciğer hastalıklarını önler. Mideyi kuvvetlendirir. İştah açar. Sürmenajda faydalıdır. Sinir yorgunluğunu giderir. Kanı temizler. Karaciğer şişliğini giderir. Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesinde yardımcı olur. Safra ifrazatını düzenler. Nikris ve romatizmada faydalıdır. Susuzluğu keser ve vücuda serinlik verir. Kalp hastalarına tavsiye edilir. Ses kısıklığını giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çentik, çentik yapma; kesme; kesilmiş parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. iğrenme, tiksinme, Ar. ikrâh, istikrâh, kerâhet, nefret. 2. İstemeyerek ve zor altında bir iş yapma, zorlama, zorlanma, zor, zıddı: tav’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kârhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel genelev.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whorehouse. brothel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kerhane işleten kimse. 2. Ağır küfür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel keeper. son of a bitch. bastard. whoremonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. iğrenerek, tiksinerek, nefret ve kerâhetle: Bu işi kerhen yaptım. 2. istemeyerek, istekle olmayarak, cebren, zor altında: Tav’an ve kerhen = ister istemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly. unwillingly. grudgingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly. unwillingly. with aversion. with repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرها] istemeyerek, iğrenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten smüş.) (mü. kerihe). İğrenç, pis, murdar. Ar. menfûr: Kerîh-ün-nefes = Ağzı fena kokan. Kerîhül-manzar = Şekil ve görünüşü çirkin ve iğrenç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کریه] iğrenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerâih). 1. iğrenç ve murdar şey. 2. Muharebe, cenk. 3. c. Savaşın tehlike ve kötülükleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den smüş) (mü. kerîme) (c. kirâm). 1. Asalet ve şeref sahibi, zıddı: leîm: Kerîm bir adamdır. 2. Kerem ve cömertlik sahibi, cömert, lutuf ve ihsan sahibi: Kerîm olan adam vâdini borç sayar. 3. Büyük, yüksek, şan ve şeref sahibi, saygıdeğer, Ar. muhterem, azîz, muazzez: Kur’an-ı Kerîm; Ayet-i kerîme. Allah kerîm = Allah kerem ve ihsan sahibidir; Allah verir. Yokluğa karşı teselli tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kind. generous. magnificent. gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کریم] cömert. 2.yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerem sahibi, cömert, verimcil. 2.Ulu, büyük. 3.Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu. 4.Allah’ın isimlerinden, “abd” takısı alarak kullanılır, (bkz.Abdülkerim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kerem sahibine ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayet-i kerîme, Ayet-i Kur’aniyye. 2. Kız, kız çocuk: Kerîme hanım, kerîmenizi nikâhladınız mı? («Kerem» den saygı ve nezaket tâbiri olarak kullanılır. Kendi kızı için kullanmak doğru değildir, tevâzua aykırıdır; muhâtabın kızı hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کریمه] kız çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Kerim). 2.Âyet. 3.Kız evlat.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous guy. fall guy. simpleton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

green. drain. sewer geriz. lağım. gambling kumar. dupe. sucker. gull. frolic. party eğlenti. gullible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewer. drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atmacadan ufak yırtıcı bir kuş (neophron percnopterus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. vulture. staniel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kestrel. egyptian vulture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرکس] akbaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akbaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kellifelli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kürüm). Bağ kütüğü, çubuğu (cem’i daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kale, kirmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bayram veya panayır günlerinde küçük şehirlerde yapılan eğlence toplantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kermess. kermis. sale of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair. kermis. kermess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dried bodies of the females of a scale insect , allied to the cochineal insect, and found on several species of oak near the Mediterranean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They are round, about the size of a pea, contain coloring matter analogous to carmine, and are used in dyeing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They were anciently thought to be of a vegetable nature, and were used in medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small European evergreen oak on which the kermes insect feeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of scale insects including many species that feed on oaks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The adult female resembles a small gall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazaar. fête (held to raise money.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyası çıkanlan kurutulmuş kırmızböceği dişisi, zool. Kermes ilices kermes mineral kestaneye çalan kırmızı renkte ve eskiden terletici ilâç olarak kullanılan bir toz. kermes oak kırmızböceğinin uzerinde beslendiği bir çeşit meşe ağacı, kırmız meşes

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hollanda'da yılda bir yapılan açıkhava festivali; kermes, panayır, şenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerrenây.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahıl tanesi; çekirdek içi; iç; öz, cevher, esas, ruh kernel(l)ed s. içli,özlü. kernelly s. içle dolu, içe benzer, iç ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazyağı, gaz, colloq. petrol. kerosene lamp gaz lambası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «kelbetan» dan). 1. Çivi vesaire sökmeye mahsus demir kıskaç. 2. Diş çıkarmaya mahsus kerpetene benzer Alet: Dişçi kerpeteni, bk. Kelbeteyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail puller. pliers. pincers. a pair of pincers. cutting nippers. nippers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincers. pliers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pincers. pliers. dentist's forceps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pişirilmemiş tuğla, çiğ tuğla. 1. Adî cinsten: Kerpiç tuğla. 2. Pek kuru ve sert: Yerler kerpiç kesildi. 3. Kerpiçten yapılmış: Kerpiç duvar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adobe. cob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adobe. sun-dried brick. mud brick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiğ tuğla yapan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Savaşta bir kere çekildikten sonra tekrar tekrar hücum ediş: Kerr-ü fer = Muharebede hücum ve ricatle tekrar hücum harekâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnce softan hafif ve dar üstlük ki, vaktiyle Osmanlı ilmiyye kıyafetinde giyilirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr» den imüb.). Savaşta ric’at gösterip sonra tekrar tekrar hücum eden (Hazret-i Ali’nin lakabıdır): Hayder-i Kerrâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerre). Kerreler. bk. Kerre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرات] defalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiplication table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کره] defa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A.) (c. kerrât). Def’a, kez: Bir kerre yıkamak; üç kerre yıkamak; yüz kerre, bin kerre, pek çok defa (çokluk için kullanılır. Bazı kerre = Bazı defa, çok kerre, birçok defa. Ar. mükerreren. Bu kerre = Bu defa. c. Kerrât ile = Birçok defa, müteaddit defalar. Kerrat cedveli = Çarpma tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde eski bir nefesli saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerrûbiyûn) (F. c. kerrûbiyân). Büyük melek, melek-i mukarreb, dört büyük melekten her biri: Bezm-i kerrûbiyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pezevenk, kaltaban (Türkmenler arasında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kalın bir çeşit yünlü kumaş; bu kumaştan yapılmış pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaşmir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. quarto = çeyrek, Ar. rub’) (denizcilik). Pusulanın bölündüğü ve her biri rüzgâr gösteren otuz iki kısmın her biri; 11 derece ile 15 dakika miktarında bir açıdan ibarettir ve her biri dörde bölünmüş olup, bunlara yarım kerte ve çeyrek kerte denir. mec. Tam kertesinde = Tam zamanında, vaktinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. «kerlmek» ten). 1. Çentik, çizgi, işaret, nişan: Çetelenin, hayvan kulağının kertesi. 2. Oyuk yol, sapan kertesi. 3. Derece, mertebe, radde: İş bu kerteye geldikten sonra. 4. istenilen derece, Ar. nisâb, kıvâm: Kertesine düşürmek; kertesini geçmek. Barut kertesi = Ateşli silâhlarda nişan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradualness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacertian. lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kuyruklarını bırakma yöntemi, kertenkelelerin bir savunma yöntemidir. Başka bir hayvan kendilerine saldırdığında, kertenkele kuyruğunu bırakır. Vücudundan ayrılan kuyruk, kasların kasılmasıyla bir süre yerde oynamaya devam eder. Saldıran hayvanın dikkati bu yöne kaydığından, kertenkele hızla oradan uzaklaşır.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Keler denilen dört ayaklı sürüngenlerin en bol cinsi ki, aşağı-yukarı bir karış uzunluğunda olup zararlı değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Bir noktanın gemiden bakılınca pusula kertelerine nazaran kaldığı yön. Kerteriz almak = Bir yerin yönünü pusula kertesi vasıtasıyle tâyin etmek. Kerteriz pusulası = Kerteriz almaya mahsus hedefeli pusula. Kerteriz noktaları = Geminin yer ve yönünü kerteriz vasıtasıyle tâyine yarayan fener kulesi veya dubası ve şamandıra gibi kıyıda bulunan bilinen noktalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çentik, çizik, nişan çentilerek yapılan baş: Dingillerin başı kertikli olursa tekerlek çıkmaz; çetele kertiği. Kele kertik = Yara izinden yamrı-yumru olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notch. tally. score. dint. gain. nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kerbe. scharte. einschnitt. schnitt. kimme. schlitz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentilmek, hafif gedik ve çentik yapılmak: Sert ağaç zor kertilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentilmek, gedik ve nişan olunmak: Bu tahtanın kenarı çok kertinmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kertmek işi. bk. Kertmek. 2. Yontmaktan çıkan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çentmek, hafif gedik ve çentik yapmak, ketmek, nişan yapmak: Çeteleyi kertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to notch. to rub against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çenttirmek, kertik yaptırmak, hafif gedik ve çentik yaptırmak: Çeteleyi kerttirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerrûbi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کروبی] büyük melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «kârbân» dan). Büyük kafile: Hacılar kervanı. Kervanotu = Başotu, asaron. Kervanbaşı = Bir kervanın reisi. Kervankuşu = Bir cins kuş. Kervankıran, kervan kevkebi (yıldızı) = Sabahın erken saatinde görünen gezegen, Zü’hre, Venüs, çobanyıldızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کروان] kafile, kervan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanı idare eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kervanbaşı, bir kervanı idare eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravaneer caravanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) . Zühre, Venüs yıldızının bir adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâRBAN-SERAY) (i.). Büyük anayollarda kervanların konmasına mahsus büyük hanlar ki, Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai. caravansary. serai. seray. khan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravansaray. inn with a large courtyard. caravansary caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. karvanserây.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağdıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vuran şey veya kimse;( A.B.D.), k.dili şikâyetçi, yakınan kimse; (A.B.D.), (argo) meseleyi veya tartışmayı etkileyecek gizli nokta; (A.B.D.), Kanada, k.dili takma motor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakat at alıp kesen ve hayvan maması olarak satan kasap; eski ev veya gemileri malzemesi için satın alan kimse; yıkıcı, yıkmacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) New York'un en eski Hollanda yerlileri soyundan olan kimse; New York şehri yerlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) diz altından büzgülü bol pantolon, golf pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) golf pantolonu; (İng.) dizde büzülen kadın donu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika yerlilerinin mızrak veya ok yerine kullandıkları topuzlu değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalan veya vuran şey veya kimse; kapı tokmağı; (İng.) kapı kapı dolaşan satıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert, kahraman kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Köklü soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şiştiğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırırlar. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz.

Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kot pantolon aldığımızda hemen paçalarını boyumuza göre bastırıp giymek isteriz. Ama daha sonra daha ilk yıkamada kumaşın boyu ne kadar çeker endişesini yaşarız. Çünkü pantolonun boyunu tekrar uzatmak artık mümkün değildir. O halde kumaşlar yıkanınca niçin çekiyorlar? Islandıklarında mı çekiyorlar yoksa kururken mi? Pantolonun boyunu ayarlamadan önce kaç kere ıslatmalıyız? Sıcak suda mı daha çok çekerler, soğuk suda mı?

Yünlü kumaşların veya giysilerin ıslanınca çekme olayı biraz karışıktır, çünkü nem ve ısı şartları liflerin sadece boylarını değil çaplarını da değiştirirler. Ham iplik, kot kumaşı olmak üzere dokunurken dayanıklılığını arttırmak için tabii boylarındaki liflere bükümler, yani bir çeşit düğümler ilave edilir. Kumaş ıslanınca yün lifleri şişerler. Liflerin bu genişlemesi ipliklerdeki bükümler arasındaki açıya da tesir eder ve iplerin boylarının kısalmasına neden olur.

Aslında kumaş ıslanınca lifler şişliğinden boyunun az bir miktar uzaması gerekir ama bükümlerin açılarındaki deformasyonun yarattığı çekme kuvveti daha fazla olduğundan sonuçta kumaş boydan kısalır.

Kumaş yıkandıktan sonra kurutulduğunda şişmiş lifler eski durumlarına gelirler. Ama kumaş ilk ölçülerine dönemez. Su, yüksek ısı, çalkalama ve sabun -ki burada lifler arasında yağlayıcı görevi görür- hepsi birden kumaşın çekmesini kolaylaştırır. Kumaş birkaç kere yıkandıktan sonra ölçüleri dengeye ulaşır ve bundan sonra ne kadar yıkanırsa yıkansın boyca kısalmaz. Kumaşın çekme miktarı ipliklerin boyutlarına, miktarlarına, dokunma şekillerine, kıvrımlarına ve kumaşın geçmişine bağlıdır. Bazen kumaşa giysi olarak dikilmeden önce özel bir çekme işlemi uygulanır. Bu durumda kumaş ilerde yüzde birden fazla çekmez.

Çarşıdan alınan kot pantolonların boylarından emin olmak için, paçaları bastırılmadan önce sıcak, sabunlu suda kuvvetlice yıkanmaları, sonra soğuk suyla durulanarak makinede kurutulmaları ve bu çevrimin üç kere tekrarı tavsiye ediliyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuse sugar. lump sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(iRumca). Altıparmak balığının tuzlanmışı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickled tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salted tunny. pickled tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salt bonito.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanuna aykırı hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) meclis üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لشکر] asker. 2.ordu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Asker, ordu. Leşgerşiken = Düşman askerini kıran, ordu bozan. Leşger-keş = Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ordugâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asker çeken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, liqourish s., eski ahlaksız, kadın düşkünü; obur, pisboğaz; sefih.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilitli çekmece veya dolap; den. dolap, ambar; kilitleyen kimse; kilitleyici şey. locker room sporcuların elbise ve aletleri için dolaplı oda. Davy Jones's locker denizin dibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakan kimse;( argo) güzel ve yakışıklı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uskumru, zool. Scomber scombrus. mackerel sky atılmış pamuk gibi bulut. chub mackerel kolyoz, zool. Scomber colias. horse mackerel istavrit, zool. Trachurus; orkinos, zool. Thunnus thynnus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüzü ay gibi parlak, güzel, nurlu. 2.Kösem Sultan’ın adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapan şey veya kimse; b.h. Allah; huk. bono imzalayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eskiden tersane havuzlarına gemi alınınca havuzların suyu büyük bostan dolapları ile boşaltılırdı. Bu dolapları mandalar çekerdi. Bu iş için tersanelerde ayrı bir bölük, bölüğün başında da Manda Ağası bulunurdu. Kurası tersaneye çıkan erkekler askerlik yapmamak için bedel olarak para ödemez, tersaneye manda verirlerdi. Sahibinin yerine askerlik süresini dolduran mandalar bir terhis tezkeresi verilir, bu tezkereler sırmalı kordonlarla boynuzlarının arasına asılırdı. Köyüne veya kasabasına dönen mandalar coşkulu bir törenle karşılanırlardı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaret koyan kimse, markacı; işaret, damga. magic marker ispirtolu kalem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. market maker

ekon. piyasa kurucu

Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maskeli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöpçatan kimse: atletizm karşılaşmasını düzenleyen kimse; kibrit imalâtçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مه پيکر] güzel yüzlü, parlak yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکاتب عسکریه] askerî okullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Teker kelimesiyle kullanılıp yuvarlanmayı gösterir: Teker meker yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süt sağan kimse veya araç; sağmal hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. istihza; alay, alay edilecek şey; taklit, alay manasında taklit, alay manasında taklitçilik; manasız iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili isim, ad; lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asker» den irp.). Ordugâh, savaşta ordunun barınak olarak seçtiği yer; karargâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing., argo kaba kimse, ayak takımından biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den imef.) (mü. mükerreme). Saygı gören: Mekke-i Mükerreme. Düstûr-i mükerrem = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmiş. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek: Mükerremen uğurladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr» den imef.) (mü. mükerrere). Tekrar olunmuş, bir daha olmuş, biribiri üstüne iki veya fazla vuku bulmuş, (musiki) İki defa çalınıp okunan mısrt, hâne, söz veya saz parçası. Kand-i mükerrer = Birkaç kere kaynatılmış bitki şekeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeated. reiterated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeated. reiterated. bis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrar olarak, bir daha: Mükerreren söyledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr» den İf.) (mü. mükerrire). 1. Tekrar eden. 2. (hukuk). İki veya daha çok cürüm işleyen, sabıkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekr» den imef.). 1. Kabûl ve tasdik olunmayan, reddolunan. 2. Kabûle değer ve makbûl olmayan. 3. Şer’an tecvîz olunmayan, zıddı: mârûf. Gayr-i münker = inkâr edilemeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şer’an câiz olmayan şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) Krater, yanardağ ağzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜZAKERE) (i. A. «zikr» den masdar) (c. müzâkerât). 1. Bir iş hakkında söyleşme, bir karar vermek üzere bir yere gelinip fikir söyleme: Bu işi yarın müzakere edeceğiz. 2. Bir meclis veya mahkeme heyetinin karar vermeden önce durumu tenha ve gizli olarak konuşması: Hâkimler müzakereye çekildi. 3. Talebenin birleşip dersleri birlikte çalışıp söylemesi: Bizim okulda günde iki saat müzakereye mahsustur, müzakere koğuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negotiation. debate. discussion. powwow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conference. debate. consultation. negotiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberation. conference. consultation. discussion. negotiation. advisement. dealings. debate. parley. powwow. talk. talks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden bir kalemde yazılan yazıları okuyup yanlışlarını düzelten kâtip: Kalemin müzakerecisi. 2. Okullarda dersleri tekrar ve müzakere eden yardımcı öğretmen: Sınıfımızın müzakerecisidir (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zekr» den imef.). Gerçek yahut sözde ve itibârî olarak erkekliğe delâlet eden (isim), zıddı: müennes = dişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr» den imef.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Bir iş hakkında üst makama verilen kâğıt, küçük takrir, tezkere, küçük lâyiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum. note. warrant. precept. process. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکرر] tekrarlanmış, yinelenmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکررا] tekrar tekrar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منکر] inkâr edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مذاکره] görüşme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مذکر] eril.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yapılmamış, olmamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). inleyen, inildeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppermint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boyun atkısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. bahsedilmeye değer kimse veya olay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Şeker kamışı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsan bir yakınını kaybedince, başarısından dolayı bir ödül kazandığında, duygusal bir film seyrederken, yıllardır üzerine titrediği çocuğunu evlendirirken veya çok haklı olduğuna inandığı bir konuda haksızlığa uğradığında gözyaşlarını tutamaz.

Nedenleri çok değişik de olsa tüm bu olaylar karşısında gözlerden akan damlalar ruhsal bir boşalma sağlar. İnsan ağladıkça açılır, ferahlar gibi görünür. Ancak gözyaşının arkasında yatan psikolojik ve biyolojik mekanizma hala tam anlaşılmış değildir.

Ağlama şekli insandan insana değiştiği gibi gözyaşı dökmenin de değişik biçimleri vardır. Aslında gözlerimize sürekli gözyaşı salgılanır. Bunlar göz kırpmamız sayesinde gözlerimizi korur ve devamlı nemli kalmalarını sağlarlar.

Bundan başka soğan doğrarken veya mangal yakarken dumanın gözümüze kaçması sonucu olarak döktüğümüz yakıcı gözyaşları vardır. Son olarak da asıl konumuz olan, üzüntü, aşırı sevinç veya benzeri gerginliklerimize tepki olarak döktüğümüz ruhsal gözyaşları vardır.

Ruhsal ağlama konusunu ilk inceleyen Darwin oldu. Tabii her şeyde olduğu gibi bunu da evrim teorisine bağladı. Ona göre ruhsal tepki ve ağlama bir davranış şeklinin tümü idi. Evrim sürecinde bu tepki içinde anlamsız bir işlevi olan gözyaşı öne çıktı. Bu teoriye karşı çıkanlar gerekçe olarak yine Darwin’in doğal seçme ve ayıklama teorisini ileri sürdüler. Buna göre evrim içinde insan için faydalı fonksiyonlar öne çıkmakta, diğerleri körelmekte ve gözyaşı anlamsız bir fonksiyon ise evrim süreci içersinde yok olması gerekirdi.

Yirminci yüzyılın ortalarında ortaya atılan bir diğer teoriye göre ise hıçkırarak ağlayınca dökülen gözyaşlarının hastalıklara karşı korunmamıza yardım eden yaşamsal bir değeri vardır. Gözyaşı dökmeden hıçkırarak ağlarken nefes kesiliyor, burun ve boğazdaki koruyucu zarlar kuruyor ve bakterilerin istilasına uygun bir ortam haline geliyorlar. Oysa ağlarken burun pasajına akan gözyaşları bu kurumaya mani oluyor.

Tabii bu teoriyi ileri sürenler herkesin hıçkırarak ağladığını varsayıyorlardı. Halbuki insanların çoğu hıçkırmadan sessiz sessiz ağlarlar. Bu teoriye göre spor yaparken burun ve boğazları kuruyan sporcuların da gözyaşı dökmeleri gerekmekteydi.

Pek akla yakın gelmeyen bu iki teoriden sonra bir hipotez daha ileri sürüldü. Buna göre de ruhsal sıkıntılar sırasında vücutta bir takım kimyasal maddeler oluşuyor, bunlar tıpkı ter, idrar, dışkı sayesinde toksik maddelerin vücuttan atılışına benzer şekilde gözyaşı ile vücuttan uzaklaştırılıyorlardı.

Bu teori doğru ise ruhsal gözyaşları ile soğan doğrarken akan gözyaşlarının kimyasal yapılarının farklı olmaları gerekiyordu. Yapılan deneyler sonucu görüldü ki, ruhsal gözyaşları, soğan (yakıcı) gözyaşlarından daha fazla protein içermektedirler. Fakat henüz bu farkın nedenini açıklayacak bir kanıt bulunabilmiş değildir. Sevinç ve üzüntü gözyaşlarının da aralarında kimyasal bir fark olup olmadığı halen araştırılmaktadır.

Dünyadaki yaratıklardan sadece insan ruhsal nedenlerle ağlar. İnsanı farklı kılan bu durum da şüphesiz yaşam tarihindeki evriminin bir sonucudur. Doğrudan gözünü rahatsız edecek bir şey olmazsa yeni doğmuş bir bebek doğumundan bir kaç hatta sonraya kadar gözyaşı dökmezsizin ağlar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merasimlerde gürültü çıkaran zil, borazan ve benzeri; gürültü yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fındıkkıran, ceviz kıracak kıskaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı, canlı, hareketli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ergin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onuk (Erkek İsmi) Sevilen, sevgili insan, saygı değ(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with a middling amount of suger in it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, temiz yürekli (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ozokérite

jeol. yer mumu

Petrol ve terebentin içinde eriyen, doğal hidrokarbonlardan oluşan bir tür mum.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özünde çok güçlü olan yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. örnek alınan kimse; kalbin atış hızını ayarlayan gudde; kalbin atış hızını ayarlayan cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambalaj veya paket yapan kimse veya alet; yük hayvanıyle eşya taşıyan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Temiz, dürüst, iyi kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. barıştırıcı kimse, uzlaştırıcı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kimse. Gözüpek, cesur yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری پيکر] peri kadar güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Saçma, saçmasapan, uydurma, üstünkörü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yüz, çehre, sûret, beniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پيکر] yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yüz, surat.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplayıcı şey veya kimse; pamuk atma makinası; herhangi bir deliği temizlemeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuzey Amerika'ya mahsus bir tür turnabalığı, zool. Esox lucius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D.,( argo) ihtiyatla oynayan kumarbaz; herhangi bir işte ucuza kaçan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. playmaker

sp. oyun kurucu

Karşılaşmada oyuna yön veren oyuncu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). iskambil kâğıtlarıyla oynanan bir kumar oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who pokes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which pokes or is used in poking, especially a metal bar or rod used in stirring a fire of coals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A poking-stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The poachard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A game at cards derived from brag, and first played about 1835 in the Southwestern United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any imagined frightful object, especially one supposed to haunt the darkness; a bugbear. any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand fire iron consisting of a metal rod with a handle; used to stir a fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire iron consisting of a metal rod with a handle; used to stir a fire. any of various card games in which players bet that they hold the highest-ranking hand. , n A game said to be played with cards for some purpose to this lexicographer unknown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Poker isn't just a card game - it's many card games While no definition is going to satisfy everyone, the majority of poker games do share some common features, especially betting in rounds and the ranking of hands Poker is commonly played in cardrooms an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A classic briar pipe shape, it is medium length, with a straight-sided bowl set at a right angle to the shank and the stem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. poker oyunu. pokerfaced s., k.dili tamamen ifadesiz (yüz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölçer; dimdik veya kazık gibi duran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dürten veya iğne gibi batan şey; diken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buruşturmak, kırıştırmak; buruşmak, kırışmak; büzülmek; i. buruşukluk, kırışık; k.dili şaşkınlık, heyecan, telaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confectioner's sugar. icing sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kuveykır, Kardeş. Quaker meeting Kuveykırlara ait sessiz toplantı; şaka sessiz geçen herhangi bir toplantı. Quakerism i. Kuveykır mezhebi. Quakerly s. Kuveykır gibi, Kuveykır'a benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paçavracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.beşik veya salıncaklı sandalye altmdaki kavisli ağaç, ayak; beşik sallayan kimse.off one,s rocker (argo) çatlak, dengesiz, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayalık bahçe, taş yığınından yapılmış çiçeklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karga ve diğer kuşların ürediği yer; ayıbalıklarının meskeni; çok sefil insanların oturduğu kalabalık ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ipçi, halatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasa hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کرامت] keramet sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan Sphyrapicrus cinsinden ağaçkakan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arayan kimse; sonda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gofre kumaş, çizgili ve üstü pürtüklü ince dokuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Arapça sükker’den. Şiirde vezin için çift k ile de okunur). Pancar veya şekerkamışından elde edilen tetlı madde. Tatlı ve lezzet sözüyle kullanılır: Ne şekerdir, şeker gibi. Şeker İlleti: Şeker hastalığı. ŞIr-G şeker: Sütle şeker, uygun, muvafık. Gül-be-şeker: Gül yaprakları reçelinden ibaret tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar. sweet. sucrose. candy. sugar candy. drop. taffy. sacchar-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. sugar. tuck. lump of sugar. sugar lump. sugar cube. diabetes. sweet. pretty. lovely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugar. candy. diabetes. commodity exchange. mincemeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکر] şeker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücudun şeker yakmasında ortaya çıkan bozukluğun neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde diabet denir. Pankreas, kandaki şeker miktarını kontrol eden ve adına insülin denilen bir madde salgılar. Pankreas bu görevini yerine getirmezse, kandaki fazla şeker, karaciğere depo edilir. Aç karnına alınan 100 gram kanda 80 miligram şeker vardır. Bu miktar yemekten 1-2 saat sonra 140 miligrama kadar yükselir. Kandaki şeker miktarı hastalığın durumuna göre aşağıdaki gibi tespit edilir.

Şeker durumu Açken Yemekten 1-2 saat sonra :

- Normal kimselerde 80 mg. 140 mg.

- Orta derecede 130 mg. 190 mg.

- Ağır derecede 160 mg. 215 mg.

İki çeşit şeker hastalığı vardır.

- Şekersiz Diabet :

Hipofiz bezinin arka tarafından salgılanan antidiüretik hormonun yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes insipidus denir.

- Şekerli Diabet :

Pankreasın salgıladığı insülin yetmezliği sonucu ortaya çıkan bu çeşit şeker hastalığına, tıp dilinde diabetes mellitus denir.

Şeker hastalığını doğuran nedenler dengesiz beslenme, şişmanlık veya sinir bozukluğudur. Bazı kimselerde de irsiyet önemli bir rol oynar. Hastalığın başlangıcında çok yemek ve su içmek ihtiyacı vardır. İdrar miktarı da artar. Kadınların idrar yapma yerlerinde kaşıntı vardır. Ayrıca devamlı yorgunluk hali görülür. İleri safhada devamlı baş ağrısı, el ve ayak titremeleri, iştahsızlık, aseton kokusuna benzer nefes kokusu, ter kokusu, adele krampları, hafıza zayıflığı, kısmi veya tam felç, iyileşmeyen yaralar ve uykuda sayıklama görülür. Şeker hastalığı tedavi edilmezse sonuç damar sertliği, kalp yetmezliği, göğüs anjini, görme zayıflığı, katarakt, karaciğer hastalıkları, siroz olabilir.

İki çeşit şeker koması vardır.

- Diabetik Koma :

Daha ziyade şeker hastalarında görülür. Nedeni, insülin verme zamanını geçirmek, gerektiğinden az miktarda insülin vermek, bağırsak iltihabı, bademcik iltihabı, grip veya iyileşmeyen yaralardır.

- Şeker Eksikliği Koması :

Tıp dilinde hipoglisemi adı verilen bu çeşit koma, terleme, titreme, çırpınma huzursuzluk, şiddetli açlık, ve aşırı duygusallıkla başlar. Nedeni, fazla miktarda insülin vermek veya çok miktarda karbonhidratlı yiyeceklerle beslenmektir.

Şeker hastaları haftada en az iki kere ılık banyo yapmalıdır ve sonra da vücutlarının her tarafını ılık bir havlu ile ovmalıdır. Kabız veya ishal olmamalıdırlar. Perhiz yapmalıdırlar. Erken yatıp erken kalkmalıdırlar. Ağız, boğaz ve diş sağlığına aşırı özen göstermelidirler. Masaj, beden hareketleri ve açık havada yürüyüşü ihmal etmemelidirler. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Karadut, su.

Hazırlanışı : Beş çorba kaşığı karadut ezilip, suyu çıkarılır. Yemeklerden 10 dakika önce, 1 su bardağı suya 10 damla konup içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şekerle su gibi hiç uyuşamıyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., şeker; bârîden = yağdırmak). Şeker yağdıran, etrafa şeker saçarcasına tatlı ve lezzetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ şeker; güftâr = söz). Sözü şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Otururken gelen tatlı uyku. (Türkçe’de: Şekerleme).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şeker gibi tatlı gülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; leb = dudak). Dudağı şeker gibi tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). 1. Çok şekerli ve tatlı olan bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit nakış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Şeker renginde, bulanıkça, saf ve berrak olmayan, sarıya çalar beyaz. 2. mec. Bozuşuk: Komşumuzla münasebâtımız şeker-renktir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şeker; rîhten: dökmek). Şeker döken, saçan, pek tatlı ve leziz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکراب] tatsızlık, kırgınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sekre lisanımızda kullanılmamıştır). Sarhoşluk, mestlik. Sekerâtü’l-mevt ‘= Can çekişirken gelen dalgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Şeker yapan ve satan. 2. Şekerden, şekerleme, reçel ve şuruplar yapıp satan: Şekerci dükkânı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şekerci işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکرخند] tatlı gülüş, sevgilinin tatlı gülüşü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaygillerden 10 metreye kadar uzayan, kamışı andırır bir bitki (saccharium officinarum).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شکرلب] tatlı dudaklı. 2.şirin sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker şerbeti içinde terbiye olunmuş meyve vesaire: Kestane, elma, kayısı şekerlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweeties. sweets. sugar candy. sugarplum. goodies. toffy. nap. snooze. catnap. forty winks. lay-down. lie-down. doze. boiled sweet. bonbon. butterscotch. candy. confection. confectionery. fondant. goody. kip. kiss. sweetie. sweetmeat. sweety. taffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candy. catnap. confection. doss. doze. goody. kip. nap. snooze. sweet. toffee. zizz. sugaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetmeat. glacéed fruit. dozing off. sugar candy. sugar plum. sugar coating. candied. iced. sugar icing. conserve. ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeker koymak, şeker şerbeti ile terbiye etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şeker şerbeti içinde terbiye olunmak: Kestane pek iyi şekerlenir, bazı meyveler şekerlenmez. 2. Usû lüne göre yapılmamak veya fazla beklemek yüzünden reçel içinde şeker billûrları hâsıl olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sugary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing sugar. well-sugared. afflicted with diabetes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şeker kabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatlı, şekerli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sütotu bot. Polygala; sütotunun öksürük söktürücü kurutulmuş kökü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). t. Asker ve ordu kumandanı, Ar. kaaid. 2. Harbiye nâzırı, millî savunma bakanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Seraskerlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sergerde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ سرعسکر] başkomutan. 2.savunma bakanı, harbiye nazırı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir gün ikinci Mahmut Mısır Çarşışı’nda halk arasında gezinirken uğradığı bir dükkanda kendisine kahve getiren sevimli bir kahveci çırağını çok sevdi. Hemen o gün saraya alınan çocuk sonradan tarihimizin meşhur Serasker Rıza Paşa’sı olmuştur.

Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ سرعسکری] başkomutanlık. 2.savunma bakanlığı, harbiye nazırlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serasker makamı, unvan ve sıfatı: Filân paşa iki kere seraskerlik etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرکرده] lider, baş. 2.elebaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Amerika'da bulunan bir Protestan mezhebi; (kh) sallanan şey; karıştırıcı; kalbur; tuzluk, biberlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarsan şey; (ing)., (k).dili heyecanlı roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kunduracı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). mağazalarda çalışanlara ve alıcılara yardım eden görevli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok hareketli, canlı, hızlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olta veya ağ kurşunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uyurgezer kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. muşamba yağmurluk; k.dili. kurnaz ve hilekâr kimse. city slicker taşra halkını aldatan düzenbaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tütün içen kimse; tütün, içenlere mahsus vagon veya kompartıman; sigara içip sohbet edilen toplantı. smokers heart tıb. çok sigara içenlerin kalbine arız olan hastalık. smokers throat tıb. çok sigara içenlerin boğazına arız olan hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yılan sokmasında ilâç olarak kullanılan birkaç cins kök veya ot; loğusa otu, bot. Aristolochia; kurtluca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sinsice hareket eden kimse; çoğ., A.B.D., k.dili. altı lastik tenis pabucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gülmekten kendini alamamak, hafifçe ve alaylı olarak gülmek; i. zor zapt edilen gülümseme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük bıçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ıslatan şey; ıslatıcı yağmur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yünden yapılmış ve ıslaklığı çeken kısa bebek pantolonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaplak atan kimse; iri yarı kimse veya şey; den. randa yelkeni spanker boom den. randanın bombası veya sereni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konuşan veya söyleyen kimse; spiker; sözcü; hatip; meclis başkanı. speakership i. meclis başkanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. konuşmayapan kimse, konuşmacı, hatip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). 1. Konuşmacı. 2. Radyoda programları takdim eden, haber bültenlerini okuyan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. presenter. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. commentator. announcer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcer. speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç köşe büyük yarış yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şikâyetçi; hoparlör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. sticker

çıkartma

Özel olarak hazırlanıp bir yere yapıştırılan zamklı desen, resim veya yazı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. etiket; yapıştıran kimse; k.dili. şaşırtıcı şey; diken; yapışkan ot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pis kokan şey veya kimse; yelkovankuşuna benzeyen ve leş yiyen bir deniz kuşu; (argo) sinir bozucu kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. borsa tellalı, mubayaacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fahişe, orospu, sokak kadını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vurucu, vuran kimse; grevci; A.B.D. donanmasında çırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. emen şey veya kimse; meme emen çocuk veya hayvan; sazana benzer tatlı su balığı; zool. emici uzuv; tulumba pistonu; emici boru; kökten ayrılarak kendi başına büyüyen fidan, piç; A.B.D., (argo) enayi kimse; emilerek yenen çubuklu şeker; f. piçle

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şekere ait. 2. Şekerden yapılan tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکر] şeker.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Akaryakıt taşıyan gemi veya kamyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker. oil tanker. petrol tanker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a soldier who drives a tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker. tankship. oil tanker. tank ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An oceangoing ship specially designed to haul liquid bulk cargo in world trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An oceangoing ship designed to haul liquid bulk cargo in world trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel designed for transporting fluid cargoes in bulk but also used for the transport of grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ocean going ship which hauls crude oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A steamer or motor vessel in which oils or molasses are transported in bulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tanker is a bulk carrier designed to transport liquid cargo, most often petroleum products Oil tankers vary in size from small coastal vessels of 1,500 tons deadweight, through medium-sized ship of 60,000 tons, to the giant VLCCs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A ship designed to carry liquid bulk cargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any player who is not the Linker. a cargo ship designed to carry crude oil in bulk. a soldier who drives a tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanker , tankers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tanker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( A.B.D.), (argo) aşırı derecede kederli hikâye veya filim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlanmayı tasvir edip «meker» le beraber kullanılır: Teker meker yuvarlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekerlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk. one at a time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birer birer, ayrı ayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individually. singly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one by one.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Olamayacak şeyleri olur duruma getirmek. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. yuvarlanmak demek olan «tekürmek» ten). 1. Yerde yuvarlanarak yürüyen daire biçimli şey ki, çok defa mihverlerinden bağlı bir çift olur: Araba tekerleği. 2. Tekerleğe benzer şey: Peynir tekerleği; bir tekerlek balmumu. Dört köşeli tekerlek = mec. Yürümez iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. tire. tyre. roller. truckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel. disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tire. disc. disk. rim. wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelwright.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheeled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheelchair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rolling chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Masalların başlarında söylenen mânâsız, fakat hoşa giden söz yığını. 2. Bir dilin hususiyetine mahsus ifadeler: Bir berber bir berbere...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister. nursery rhyme. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. jingle. playful formula used in folk narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tongue twister.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Yuvarlak şeyi harekete geçirip yürütmek: Arabayı tekerlemek. 2. Dikkatsizlikle salıvermek, kaçırmak: Lâkırdı tekerlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlanmak, yuvarlanarak yürümek yahut düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rolled. to roll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerr.den) (c. tekerrürât). Bir daha olma, bir daha vuku bulma, tekrarlanma: Bu kelime çok tekerrür ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recurrence. return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repetition. recurrence. repetition of a crime or offense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکرر] tekrarlanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tekrarlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Al.). Teknisyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. engineer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician. technician teknikçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Terbiye olunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. tertîb, Fars. kerde = edilmiş). Tertip ve tanzim edilmiş, kurulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hastaları veya kırılabilecek ağır şeyleri taşımaya mahsus, iki adam tarafından taşınan kollu tahta, sedye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stretcher. litter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uyanık, çevik, becerikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

memorandum. note. official certificate. licence. discharge papers. short note. official certificate or receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

note. message. official communication. official message. permit. license. certificate. discharge certificate. letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr» den) (c. tezâkir). 1. Hatırlamaya vesile olan kâğıt, pusula, varaka. 2. Bir şehrin içinde bulunan daireler arasında alınıp verilen yazışmalar: Tezkere yazmak. 3. Nüfusa, esnaf vesaireye verilen resmî kâğıt: Nüfus tezkeresi, esnaf tezkeresi. Esnaf tezkeresi = Satış izin kâğıdı. Mürûr tezkeresi = Pasaport. Gümrük tezkeresi = Bir malın gümrük resmi verildiğini belirten pusula. 4. Bir ilim ve fenne dair kısa bilgileri havi risale, ajanda. 5. Bazı meşhurların kısa biyografisini ve bazı hususiyetlerini havi kitap: Tezkiretü’ş-şuarâ, tezkiretü’l-evliyâ vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Telif olunmuş, yazılmış, Ar. müellef, eser.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تأليف کرده] biri tarafından kaleme alınmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düşünen kimse, mütefekkir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. üç güvertesinde topu olan zırhlı gemi; üç katlı bina; üç katlı sandviç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tıkırdayan şey; (argo) saat; (argo) kalp; özellikle borsa fiyatlarını şeride kaydeden cihaz. ticker tape bu cihazın üzerine fiyatları kaydettiği kâğıt şerit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. seyyar tenekeci veya lehimci; tamirci; tamircilik; bir seşit uskumru; f. teneke kapları tamir etmek; kabaca tamir etmek; tamircilik yapmak. He doesn't give a tinker's dam veya damn Aldırış etmez. It's not worth a tinker's damn. Beş para etmez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tok (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır top taşıyan, küçük savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaçakçı; karanlık işlerle uğraşan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesele çıkaran kimse: baş belası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili yormak. tucker out yormak, bezdirmek, bıktırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun ve sivri dişli fil veya yaban domuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hired gun. mercenary troops.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir yıldız, Ar. Süreyyâ, Fars. Pervîn. Ülker dönümü fırtınası = RÜmî kasım ortalarında olan fırtına.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Boğa burcunda yedi yıldızdan biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müteahhit, üstenci; bir işe girişen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cenaze işleri görevlisi, ölü kaldırıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. urticaire

tıp kurdeşen

Ciltte çeşitli sebeplerle oluşan kaşıntılı döküntü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hives. nettle rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grape sugar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dextrose. glucose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saatçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. yanak sakalı, yan sakal; çoğ., k.dili. bıyık; sakal kılı; çoğ. kedi bıyığı; den., gen., çoğ. cıvadranın iki tarafındaki çubuklar. whiskered s. yan sakallı, sakallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sepet örgüsü için saz veya dal; sepet işi; s.dalardan örülmüş; sepet örgüsüyle yapılmış. wickerwork sepet işi, sepet örgüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark rüzgâra karşı koruyan spor ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) kirpik; atlara mahsus meşin göz siperi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harikalar yaratan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaçkakan, zool. Picidae. green woodpecker yeşil ağaçkakan, zool. Picus vridis. lesser spotted woodpecker küçük ağaçkakan, zool. Dendrocopus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işçi, çalşışan kimse; amele; zool. işçi sınıfından böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. harap eden kimse, harabiyete sebep olan şey; oto. kurtarıcı, tamir arabası; vinçli pikap; enkaz temizleyen kimse veya araç; yıkıcı, enkaz çıkarıcı, enkaz amelesi; enkaz toplama gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Aşık, vurgun kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genç, küçük bey; şovalye; (eski) genç çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yürük).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. zükûr). 1. Erkek, insan ve hayvanın erkeği (bu mânâda müfredi kullanılmaz). 2. Erkeklik organı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ذکر] erkek. 2.erkeklik üreme organı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden biri.

İsimler ve Anlamları by