Ket ne demek? | Ket anlamı nedir? | Ket

Ket anlamı nedir?

Ket ne demek?

Ket anlamı nedir?

Ket | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ket

Türkçe Sözlük

(i.). Nişasta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Carrion; any filth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstacle. clog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Pozlama Braketi ile fotoğraf makinesi resmi üç farklı pozlama ayarında çekerek, daha sonra istenen görüntünün seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musikide seslerin yürümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir konu üzerinde çeşitli şahısların tecrübe ve şahitliklerini toplayarak yapılan araştırma, inceleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiry. survey. poll. gallup poll. questionary. questionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

questionnaire. public survey. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. public survey. inquiry. sample survey. overall survey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollster. inquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fame interviewer. reporter. pollist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. enquêteur

anketçi

Anket yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pollster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint stock company. corporation. incorporated society. joint-stock company. joint stock / stock company. joint-stock corporation. incorporated business. corporate trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Joint Stock Corporation)

Bir ünvana sahip, en az 5 ortakça, ana sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi muayyen (belli) paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir.


Finansal Terim by

Yabancı Kelime

Fr. archétype

kök örnek

Bir nesnenin bilinen ilk ve en özgün biçimi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

archetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vurmak: Bir tokat aşketti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişman denmiyecek, zayıf da sayılmayacak derecede toplu vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who is neither thin nor fat. plumpish. fleshy. buxom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neither fat nor thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). 1. Bir otomobili bir uçtan bir uca kaplayan tek parçadan ibaret oturacak yer. 2. Karayollarında asfalBamya tın iki yanındaki balastlı kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder. berm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

banquette. berm. bench. window seat. stepped shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vessel made of osiers or other twigs, cane, rushes, splints, or other flexible material, interwoven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The contents of a basket; as much as a basket contains; as, a basket of peaches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bell or vase of the Corinthian capital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The two back seats facing one another on the outside of a stagecoach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put into a basket. a score in basketball made by throwing the ball through the hoop a container that is usually woven and has handles horizontal hoop with a net through which players try to throw the basketball the quantity contained in a basket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a container that is usually woven and has handles. the quantity contained in a basket. horizontal hoop with a net through which players try to throw the basketball. a score in basketball made by throwing the ball through the hoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basket applies to derivative instruments in the marketplace A basket is a group of stocks that is formed with the intention of either being bought or sold all at once.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Applies to derivative products Group of stocks that is formed with the intention of either being bought or sold all at once, usually to perform index arbitrage or a hedging program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A group of currencies normally used to manage the exchange rate of a currency Sometimes referred to as a unit of account. the hoop with the net hanging from it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cup at the bottom of a ski pole, which encircles a sharp tip that bites into the snow to prevent slipping. an outer row of millefiori canes, pulled together underneath the motif to form a staved enclosure for the decorative element; a latticino ground

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The standard unit of measure for rice One basket is 16 pyi The standard weight for a basket of rice is 46 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Plastic RfootS on the end of a pole shaft that provides a pushing platform for the poling motion Smaller and lighter on performance equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large group of patterns which in some way resemble basket work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An arrangement of steel bars, and panels that form a basket-like cage around the grip These are most commonly found on Scottish basket-hilted swords, and European rapiers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Men's arms joined around outside of ladies waists, ladies rest arms on men's shoulders, all lean out slightly and step sideways to rotate to the left Many dances only basket in one direction If needed basket in reverse direction always leave enough time t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A designated sum below which claims will not be made for breaches of representation and warranties. the metal frame of a speaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Show shopping basket image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The frame to which a driver's cone is mounted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fancy setting with numerous side piercings to provide a lacy or basket-looking appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A swing for 2 couples, with the men's hands supporting their partners' backs and with the ladies' hands resting on their partner's shoulders In a properly balanced set the men's hands will take almost no weight at all The feet are used as in a normal swin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sepet, küfe, zembil; sepet dolusu; spor sayı, basket. basketball (i). basketbol; basketbol topu.basket fern eğreltiotu, (bot). Sarhasia basket hilt eli muhafaza etmeye yarayan yarım küre şeklinde kafesli kılıç kabzası. basket weave iki veya daha fazl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing). Sepet topu mânâsına gelen bir top oyunu. Beşer kişilik iki takım arasında oynanır. Oyunda tarafların amacı topu karşı tarafın sepetine sokmaktır. Sepet, üst tarafı daire şeklinde çemberli, altı açık bir ağdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. basketball

sp. sepet topu

Beşer kişilik iki takım arasında topu 3 metre yükseklikteki karşılıklı duran ağ geçirilmiş iki sepetten birine sokup sayı kazanmak esasına dayanan bir oyun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball. basketballbasketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketballer. basketball player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketball player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sepetçilik, sepet örgüsü işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., den. küçük ip halkası, ilmek, ilik, sancak veya iskota bağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. berekât). 1. Nimet, Tanrı ihsanı, Osm. mevhibe-i subhâniyye. 2. Bolluk, feyz: Bu sene tarımda çok bereket var. 3. Mübareklik, uğur, saadet: Filân zâtın sohbeti bereketiyle, duanızın bereketiyle. 4. Azı çok yerine geçecek surette Tanrı’nın takdirini elde etmek: Helâl kazanılmayan malda bereket yoktur. Bereket versin. 5. Hamdolsun, Allaha şüKürler olsun, hele, bari: Bereket versin hava bulutlu idi, yoksa sıcaktan bayılırdık. 6. Alınan bir şey için dua makamında söylenir; cevabında «bereketini gör» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. blessing. richness. plentifulness. plenteousness. copiousness. cornucopia. fertility. fruitfulness. plenitude. plenty. profusion. prolificacy. prolificness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundance. plenty. increase. fruitfulness. blessing. divine gift. rain. fortunately. fertility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برکت] bolluk. 2.uğur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bolluk. 2.Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Feyz ve bereketi olan, bol, mebzûl: Bu sene ekin pek bereketlidir. Bereketli sene. 2. Meymenet ve saadete kavuşan, meymenetli. 3. Azı çok yerine geçecek surette hayrı görülen: Helâl kazanılan mal daima bereketlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. exuberant. fertile. luxuriant. plenteous. plentiful. rich. blessed. fruitful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abundant. fertile. fruitful. copious. fat. fecund. generous. luxuriant. plentiful. productive. prolific. rich. teeming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lushness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bereket ve meymeneti olmayan, kâfi ölçüde olduğu halde yetişmeyip hayrı görülmeyen: Alnın teri ile kazanılmadığı için bereketsiz bir paradır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfruitful. scanty. meagre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uğursuzluk, hayırsızlık, kâfi ölçüde olduğu halde hayrı görünmeyen. Bu parada bir bereketsizlik vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی حرکت] hareketsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلاحرکت] hareketsiz, hareket etmeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. battaniye; ince bir tabaka halinde olan bir şey; s. birkaç şeyi veya durumu kapsayan, geniş kapsamlı; f. battaniye ile örtmek, sarıp sarmalamak; üstüne örtü çekmek, örtbas etmek; geniş çapta içine almak, kapsamak; mâni olmak; geminin rüzgârını

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahriyeli, gemici. blue jay mavi tüylü alakarga, zool. Cyanocitta cristata blue jeans blucin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dirsek, destek, kenet; altından destekle tutturulmuş raf; vergi değerlendirmesi için gelire göre yapılan ayırım; parantez, köşeli parantez; f. parantez içine almak; destek veya dirsek ile tutturmak; bir tutmak, eşit kabul etmek; hedefi makas içine

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Maden kömürü tozundan yapılan topak. 2. Bir çeşit tuğla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briquette. briquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briquette. briquet. brick. breeze block. patent fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanın göğüs eti, döş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kova, gerdel; tulumba pistonu. bucket seat çanak biçiminde koltuk. bucket shop borsa hisseleri üzerinden vurgun yapan; meyhane gibi yer. kick the bucket (argo) nalları dikmek, ölmek bucketful i. bir kova dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kova ile taşlmak veya çekmek; dörtnala at koşturmak; borsa hisseleri üzerinden vurgun yapmak; süratle hareket etmek veya ettirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çiçek demeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. posy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. bunch of flower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çiçek demeti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f)., (ABD). tabut; küçük kutu, mücevher kutusu; (f). kutuya koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bakır Kaplı Alüminyum Tel. Kulaklıkların yüksek frekansta ses performansı, hareketli parçaların kütlesi azaldıkça arttığından, Sony, geleneksel bobinlerden %30 daha hafifliğiyle önemli bir performans artışı sağlayan bakır kaplamalı bir alüminyum tel bobin geliştirilmiştir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Aygıtlar arasında ek iletişim bilgilerini aktarabilen ve bunların kullanımını kolaylaştıran yeni tür HDMI™ bağlantısı. Örneğin, CEC özelliğine sahip HDMI™, ‘BRAVIA Theatre Sync’ işlevini destekler. Bu özellik, ‘BRAVIA’ Theatre Sync uzaktan kumandasındaki tek bir tuşa dokunarak ev sineması kurulumunuzdaki tüm uyumlu aygıtları senkronize etmenize olanak sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elbisenin yelek veya gömlek üstüne giyilen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacket. coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jacket. sports coat. jacket of a suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cırcırböceği, küçük çekirge, (zool). Gryllidae; kriket oyunu. mole cricket danaburnu. not cricket (k.dili). doğru olmayan; oyun kurallarına aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). damın çıkıntılı yerlerine süs olarak konulan oyma yaprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. T.). Anlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floppy disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floppy disk. floppy. diskette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible disk, floppy, floppy disk, diskette. disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (huk). özet, hulasa; (huk). karar defteri; (huk). bekleyen davalar listesi; gündem, yapılacak işler listesi; paket etiketi; (f). özetlemek, hulasa etmek, listeye kaydetmek; etiket yapıştırmak. on the docket yapılacak işler listesinde, gün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik, bir HiFi sistemi için bekleme modunda güç tüketiminin azaltılmasına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). 1. Bir şeyin cinsini, miktarını yahut fiyatını belli etmek için üzerine konan küçük yafta. 2. Teşrifat, görgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. sticker. tab. ticket. etiquette. docket. flag. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. mark. sticker. tab. tag. ticket. etiquette teşrifat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. etiquette. sticker. tag. tally. ticket. signet. facing slip. price marker. docket. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labelling. ticketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

label. tag. to label.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to label. ticket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz çukuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Felâket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musîbet, belâ. 2. Bahtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catastrophe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominable. atrocious. bane. calamity. catastrophe. disaster. evil. fatality. grotty. misfortune. scourge. tragedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamity. catastrophe. disaster. awful. terrific. bane. blow. fatality. harm. scourge. tragedy. woe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فلاکت] büyük bela, musibet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (yanlış tâbir). Felâkete, musibete uğramış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musibet ve felâket getiren. Fars. Afet-Amîz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

victim of a disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فلاکت زده] felakete uğrayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Kadınların saçlarını tutmaya mahsus, maşa gibi çatal tel veya 1 baga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hairpin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.) (denizcilik). Kumanda düdüğü, gemici düdüğü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzun ve yassı sepet; ufak içki şişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital görüntü depolaması için hem floppy disket hem de Memory Stick™ kullanılabilir. Resimler, floppy disketten Memory Stick™’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. conta; den. kalçete, yelkeni kısmen kapatmak için kullanılan köstek; kalafat etmeye mahsus kıtık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferi sağlayan paket temelli servistir. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 – 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Alm. Grossmarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engraving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ke ile) (f. A. T.). Ağaç, maden veya taş üzerine yazı veya şekil oymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrave. carve. chase. etch. incise. trace over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrave. etch. to engrave. to carve. to erase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carve. chase. engrave. incise. inscribe. trace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harekât). T. Kımıldanma, deprenme, oynama, sükûnun zıddı: Hava o kadar durgun ki, yapraklar hiç hareket etmiyor. 2. İş işleme, bir işde bulunma, Ar. amel, icrâ: Nasıl hareket edeceğimi bilmiyorum. Hareket şeklini tayin etmeli. 3. Tarz, tavır, muamele, gidiş, Fars. reviş: Pek fena hareket etti. Hareketini beğenmedim. Pek küstahça harekette bulundu. 4. Yola çıkma, Ar. azîmet, Fars. azm-i râh: Sabahleyin İstanbul’dan hareket edip akşam Edirne’ye eriştik. Hareket gününden başlayarak maaşı işler. 5. İşlemek ve yürümek gibi idman, tenbel zıddı: Hareket sıhhat için lâzımdır. Doktorlar hareket tavsiye ediyorlar. 6. Coşkunluk, telâş: Savaş meydanında bir hareket vardı. 7. Osmanlı devrinde ilmî rütbeler: Hareket-i dâhil, hareket-i hâriç. Hareket-i arz — Zelzele. Hareket-i ihtiyâriyye, irâdiyye = İsteyerek hareket. Hareket-i gayrı ihtiyâriyye = İstemeyerek hareket. Hareket-i cânibiyye, hareket-i dâime, hareket-i devriyye, hareket-i zâhife, hareket-i mâile, hareket-i mütenâvibe, hareket-i merkeziyye, hareket-i müstedire, hareket-i müstakıyme, hareket-i mün’ akise = Bir cismin hareketlerinin çeşitleri. (astronomi) Hareket-i izâfiyye = Arzın dönmesinden, döner gibi görünen gökyüzünün görünüşte hareketi, (askerlik) Askerin savaş sırasındaki hareket ve davranışı: Savunma hareketi, hücum hareketi, geri çekilme, ric’at hareketi. Bilâ-hareket = Kımıldanmaksızın, yerinden oynamaksızın. Ar. terkiplerde «hareke» suretinde kullanılır: Serî-ül-hareke = Hareketi süratli. Batıyyül-hareke = Hareketi yavaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. movement. move. motion. starting. behavior. behaviour. act. bearing. conduct. demeanour. deportment. gesture. locomotion. play. setout. step. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

action. activity. behaviour. deed. departure. front. life. locomotion. motion. move. movement. play. start. stir. stroke. act. conduct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transaction. conduct. deed. departure. locomotion. move. movement. play. step. stir. activity. act. earthquake. tremor. leaving. performance. start. proceeding. procedure. exploit. set-out. take-off. running. drive. function. stroke. traffic. dispatching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حرکت] hareket. 2.davranış. hareketsizlik; hareket etmeme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enerjisi veya gücü var gibi görünen resimlerin devinim hâlinde olduğu izlenimi veren yanları. Bu devinim gerçekte yoktur; ancak öznelerin akla getirdiği gayretkeş eylemlerin yarattığı yanılsamadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. behave. conduct. depart. do. move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act. to behave. to move. bob. budge. depart. evolve. exercise. go. travel. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisk. budge. lever. manhandle. waft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

USB cihazlarının birbirleri arasında doğrudan veri aktarımı yapmasını sağlayan USB 2.0 özelliğini tamamlayan harika bir sistem.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Önceden programlanmış belli şekillerin çizilmesi ve menü adımlarının atlanmasıyla nav-u ekranının kontrolü

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Hareket Sensörü, odada olup olmadığınızı algılayabilen akıllı bir vücut ısısı ve hareket dedektörüdür. Odadan çıktığınızda, sensör TV sesini açık bırakarak “ekran kapalı” enerji tasarrufu modunu etkinleştirir. Odaya geri döndüğünüzde ekran hemen açılır. Hareket saptanmazsa, set 30 dakika sonra otomatik olarak bekleme moduna geçer.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. actuate. arouse. awake. develop. galvanize. motivate. rouse. stir. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to start. to move. to excite. to activate. to actuate. to set in motion. to warm. to mobilize. to prompt. to stir. arouse. bestir. develop. evoke. fire. get sth under way. to give the enemy hell. put in action. put in motion. set going. spark. spark off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enliven. relieve. to set in motion. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jazz up. pep up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get into motion or action. to get into action/motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareketi çok olan, canlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. mobile. active. live. animate. full of action. alive and kicking. bouncing. brisk. bustling. like a jack-in-the-box. rattling. restless. shifting. sliding. swinging. zippy. go-go.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. agile. alive. brisk. busy. colourful. dashing. dynamic. floating. hectic. lively. restless. sappy. skittish. swinging. vibrant. moving. energetic. vivacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. moving. vivacious. animated. breezy. brisk. busy. dapper. dramatic. eventful adj. fervent. go go. / adj. snappy. spry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomobil, motosiklet, uçak, gemi gibi hareket halindeki hava kirliliği oluşturucular.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Geleneksel video kaydedicilerde, silme kafası, kaydetme/oynatma kafasından biraz uzakta yer aldığında video düzenlemesi mümkün değildir. Döner silme kafası, video kafası diski üzerinde bulunur ve kaseti tam kayıt konumunda siler. Hareketli silme kafaları Video8, Video Hi8 ve yüksek kaliteli VHS kaydedicilerde standarttır. Sonuçta bu özelliğe sahip kaydediciler, video düzenlemesi için idealdir ve mükemmel ekleme-kesme işlemleri yapabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. dynamism. activity. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. vivacity. animation. briskness. buzz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hareket etmeyen, cansız, durgun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motionless. immobile. inactive. at rest. dormant. flat. inert. ponderous. put. quiescent. sleepy. stagnant. staring. stationary. still. stock-still. tepid. in repose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormant. grey. immobile. inactive. inert. motionless. quiescent. quiet. sleepy. still. torpid. static.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dead. inactive. inert. motionless. stagnant. still. out of action. neutral. static. stockstill. breathless. dormant. immobile. placid. quiescent. quiet. sluggish. tranquil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inaction. lull. quietus. rest. immobility. stillness. still. calm. inactivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immobility. inactivity. inaction. passivity. quietude. rest. stasis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(HATT-I HAREKET) (i. A. F.). Davranış, tutulan yol, tutulacak yol, tutum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MP3 müzik dosyalarında, parça ve başlık bilgisinin yanı sıra sanatçı hakkında bilgiler içeren ID3 etiketleri bulunmaktadır. Herhangi bir PC ya da Macintosh® bilgisayarda düzenleme yapılabilmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yuvasını asılı ve pek mahirane yapan sarı kanatlı ve çok ötücü bir cins küçük kuş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kanal hafızalarını otomatik olarak tanımlamak ve etiketlemek için her bir TV yayın istasyonu tarafından gönderilen bilgileri kullanır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) ceket; ciltli kitabın üstüne geçirilen kâğıt kap; (mak.) silindir ceketi; (f.), (mak.) silindire ceket geçirmek, kaplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr ). Arkası yırtmaçlı, etekleri uzun ve ön köşeleri yuvarlak kesilmiş resmî ceket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kesilmiş sütten yapılan bir çeşit kaymak, yoğurda benzer bir yiyecek; ziyafet, kır eğlentisi; A.B.D. devlet hesabına gezi; f. eğlenmek, ziyafet vermek; devlet hesabına seyahat etmek; grup halinde sözde ciddi bir maksatla seyahat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca). Onü siperli şapka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beanie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cap with a visor. cap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ketîbe). bk. Ketîbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nişastalı ve kolalı parlak bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Yazma, yazı. Ketb ü tahrîr etmek = Yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ketchup. catchup. catsup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catsup. ketchup. catchup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catchup. ketchup. catsup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. iki direkli bir çeşit yat, çift direkli kotra .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçap, baharatll domates sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Katmeri çörek. 2. Pirinç unu hamurundan bir çeşit çörek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâtîb). Kâtipler, yazıcılar, bk. Kâtip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ketebe yani «onu yazdı» tâbirinden gelir). 1. Levha, kitap vesaire imzası ki, nihayette «ketebüi-fakıyr filân» diye yazılmak Adetti. 2. Hattat icâzeti (diploması): Ketebe aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Meşhur bir bitki; keten tohumu ve bezir denilen bir kpçük tane verir ve lifleri iplik yapılıp dayanıklı ve makbûl dokumaların imâline yarar: Keten tarlası; keten ekmek. 2. Bu bitkinin sapından çıkarılan lif: Keten bezi; keten ipliği. Keten tohumu = Bu bitkinin tanesi ki, yağı alınır ve döğülmüşü tıpta lapa için kullanılır, bezir. Keten tohumu yağı = Beziryağı; boyacılıkta vesair sanayide kullanılır. Ketenhelvası = Keten lifine benzer bir çeşit helva. Ketenkuşu = Bir cins kuş. Hint keteni = Esrar, haşhaş. Yabani keten = Kenevir, kınnap. Keten lifi ipliğinden dokunmuş: Keten bez; keten gömlek; keten mendil, çorap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linen. flaxen. linen. flax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linen. flax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flax. linen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloth board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linseed. flaxseed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keten eşya yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz yosununun ince bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, bir bitki familyası. Örnek bitkisi ketendir. Kenevir de bu familyaya girer.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(graine de lin): Keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. İçeriğinde sabit yağ, müsilaj, protein, siyanogenetik bir glikozit olan linamarin vardır. Ketenyağında asitler vardır. Boya ve muşamba sanayiinde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Akciğer hastalıkkları bronşit ve soğuk algınlığında faydalıdır. Lavman olarak kullanılırsa kabızlığı giderir. Müzmin öksürüğü keser. Dolama, köpekmemeleri ve her türlü çıbanın tedavisinde faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ektâf). 1. Omuzküreği, kürek kemiği. 2. Omuz. Ilmü’l-ektâf = Koyunun omuz küreklerindeki lekelere bakarak gaipten haber vermek iddiası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (halk dilinde: kefiye). Omuzları da örtmek üzere başa sarılan ipekten, püsküllü ince örtü ki, Araplar kullanır: Ketfiye baş ve yüzü güneşten korur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı: ked-hudâ = ev sahibi. Türkçe’de: kâhya). Bir daire ve konağın yahut çeşitli işlerin idaresiyle görevli adam, vekilharç: Eski vüzerâ kethudâları; sultan kethudâsı; kethüda kadın; hazîne kethudâsı. Esnaf kethudâsı (kâhyası) = Esnafın reisi. Kapı kethudâsı = Bir valinin veya bir dairenin BAbıâlî’ce işlerini yürütmekle görevli memur: Bağdad kapı kethudâsı; Burgaristan kapı kethudâsı. Kol kethudâsı = Vaktiyle yeniçeriağasının vekili. Köy kethudâsı = Muhtar, kocabaşı, mec. Başkasının işlerine karışan: Seni kethudâ (kâhya) koymadım; sen, benim kethudâm (kâhyam) değilsin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chamberlain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kethudâ sıfet ve görevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ketâib). Arapça’ da yüzden bine kadar süvariden mürekkep birliğe denilirse de, dilimizde umumiyetle asker mânâsıyle kullanılır (Arapça’da mektup, emirnâme, diploma gibi mânâları da vardır, bizde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ketîbe = asker, Fars. perverden = beslemek). Asker besleyip yetiştiren, askere iyi bakan: Şehenşâh-ı ketîbe-perver.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کتف] omuz. 2.kürek kemiği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gizleme, saklama, sır tutma, söylemeyiş ve göstermeyiş: Ketm-i sır, ketm-i esnân = Askerlik yaşında bulunanların kayıtlı olmaması.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتم] gizleme, saklama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. kimya). Bir karbonil ile iki alkilin birleşmesinden meydana gelen cisimlerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ketone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. keton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Keten.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتان] keten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tencere; çaydanlık; kazan; güğüm; kayada veya buzulda kazan biçimindeki oyuk. That's a fine kettle of fish Ayvayı yedik iş iyice karıştı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı bakır veya pirinç, kazan şeklindeki büyük orkestra davulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ketm» den imüb.). Sır saklayan, kimseye sır açmayan, boşboğaz zıddı, ağzı sıkı: Ahmed ketum adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discreet. secretive. incommunicative. uncommunicative. close. reticent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cagey. reticent. secretive. tight-lipped. discreet. close.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightlipped. reticent. close. close lipped. discreet. good. incommunicative. secretive. unobtrusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کتوم] sır saklayan, ağzı sıkı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrecy. caginess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugger mugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kimseye sır açmayan adamın hali, Ar. kitmân: Ketûmluğun o derecesi de fazla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncommunicativeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reticence. discretion. secrecy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Modaya fazla düşkün ve hafif kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very concerned about her appearance. coquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company with unlimited liability. unlimited company. general partnership. unlimited company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite company. limited partnership. partnership in commendam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). İki takım arasında küçük ve ağır bir topu sopalarla çelerek oynanan bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cricket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cricket. bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında yalnızca çizgi ile yapılan ve ana hatları gösteren, ayrıntılara inmeyen taslak. Kroki bir yapıtın ön çalışması niteliğinde olabileceği gibi, böyle bir amaç gözetilmeden de yapılabilir. “Eskiz” sözcüğü ile yakın anlamlıdır. Mimarlıktaysa daha çok bir yapıyı çevresiyle birlikte gösteren ayrıntısız ve şematik bir plan anlamına gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Seslerin teksesll olarak yürümesi. Ahengî hareketin zıddıdır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., k.dili çarçabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited company. limited liability company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. madalyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Heykel, bina, şehir, gemi gibi şeylerin belirli bir ölçüye göre küçültülmüş modeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maquette. scale model. mock-up. cast. mockup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pazar, çarşı; piyasa market basket pazar sepeti. market day pazarın kurulduğu gün. market garden bostan . market order komisyoncuya verilen piyasa fiyatına satma veya alma siparişi. market place pazar yeri. market town içinde pazar kurulan kasaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. mal satmak veya satışa çıkarmak; çarşıda alışveriş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. market maker

ekon. piyasa kurucu

Piyasa oluşturan, alışveriş ortamını sağlayan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .satılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. marketing

tic. pazarlama

Bir ürünün, bir malın, bir hizmetin satışını geliştirmek amacıyla tanıtmayı, paketlemeyi, satış elemanlarının yetişmesini, piyasa gereksinimlerini belirlemeyi ve karşılamayı içeren etkinliklerin bütünü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pazarlama; çarşıdan öteberi alma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. memâlik). 1. Bir devletin idaresinde bulunan yer, ülke: Bahreyn şeyhinin memleketi. 2. Bir idareye tâbî veya bir milletin yaşadığı, büyük toprak parçası, Ar. hıtta, diyâr: Anadolu, Irak, Horasan memleketi, memâllk-i Osmâniyye, memâlik-l mahrûsa-i şâhâne, memâlik-i Islâmiyye. 3. (Türkçe) Şehir, kasaba, belde: İstanbul gibi güzel memleket olmaz. 4. (Türkçe) Bir İnsanın doğup büyüdüğü yer ve diyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. domain. land. homeland. motherland. mother country. bourn. bourne. native shore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeland. country. hometown. mother country. fatherland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. land. one's native region. the whole nation. ancestral home. domain. dominion. government. homeland. realm. state. territory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مملکت] ülke. 2.şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir yerin halkından, bir memleket ahelisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. mousquet). 1. Geniş çaplı, eski bir cins tüfek. 2. Misket tanesi, bilye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «misk» ten). Güzel kokulu meyve: Misket üzümü, elması, limonu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muscadine. marble. ball. agate. taw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alley. marble. pellet. grapeshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pellet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ülke.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şirket» ten masdar). 1. Bir işte başkaları ile birlikte bulunma: Kendisi orada bulunmuş ise de müşâreket etmediği anlaşıldı. Bu işte onun da müşâreketi vardır. 2. Ortaklık, bir şirket, kumpanya vesaire üyelerinden bulunma: Filân maden işletmesinde sizin müşâreketiniz var mıdır? 3. (edebiyat, gramerde) Fiilin iki veya daha fazla şahıs arasında olduğunu göstermeye mahsus fiil ki, Türkçe’de «leş» ve «laş» edatiyle gösterilir: Şakalaşmak, gülüşmek. Bi’l-müşâreke = 1. Birlikte,, ortaklaşa. 2. Karşılıklı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski model asker tüfeği. musketeer' i. tüfekli asker. musketry i. tüfekler; tüfek atışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. nâzük sıfatından Ar. kaide ile yapılmıştır). 1. Naziklik: Bedeninin nezâketi. 2. Zariflik, zarafet; kabalık zıddi: Nezâketle söylemeli. 3. Terbiye, edeb. 4. Ehemmiyet, dikkat ve itinaya muhtaç ve lâyık olma: Bu meselenin nezâketi vardır, oranın nezâketi malûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicacy. courtesy. politeness. gentleness. kindness. kindliness. grace. affability. civility. comity. complaisance. daintiness. decency. decorum. gallantry. gracefulness. graciousness. keenness. mildness. polish. suavity. sweetness. urbaneness. urba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civility. courtesy. kindness. delicacy. politeness. decency. chivalry. civility res.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courtesy. delicacy. tact. politeness. considerateness. attention. comity. decency. grace. mannerliness. urbanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(Osmanlıca>A.) [ نزاکت] incelik. 2.hassaslık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Naziklik. 2.Zariflik, incelik. 3.Terbiye. 4.Ehemmiyet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of politeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazikliği ve zarafeti olan (eski yazı dilinde kadınlar ve kızlar hakkında kullanılan unvandı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

höflich. verbindlich.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nazik olmayan, kaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. indelicate. disrespectful. discourteous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impolite. inconsiderate. brutal. discourteous. disobliging. indelicate. inurbane. tactless. ungracious. unpleasant. vinegary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoliteness. inconsiderateness. discourtesy. incivility. uncivility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nükte). Nükteler. (bk.) Nükte.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Seçilen Sony DVD kaydedicilerde bulunan ve kaydedilmiş TV programının adını otomatik olarak DVD başlık listesine ekleyen, zaman tasarruflu ve kullanışlı bir özelliktir. Ad bilgisi yayıncının Teletekst hizmeti tarafından sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Etiket işlevi, ayrı ayrı istasyonlardan yayınlanan teletekst mesajlarından alınan ek bilgileri kullanır. Tanımlama etiketi, ön-ayarlı istasyonu otomatik olarak tanımlamak için kullanılır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Otomatik Poz (AE) braketi özelliğiyle fotoğraf makinesi aynı resmi, üç farklı pozlama ayarında ayrı ayrı çeker: ayarlanan pozlamada, bir adım açık ve bir adım koyu (kullanıcı tarafından seçilebilir) çekilir. Kullanıcı hangisinin daha iyi olduğuna sonradan karar verebileceğinden, bu işlev özellikle zorlu aydınlatma koşullarında fotoğraf çekerken ya da fotoğrafı doğru çekmek için tek şansınız varsa çok işe yarayacaktır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. paket, çıkın, bohça; den. belirli günlerde yola çıkan posta gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. paquet). Birlikte bağlanmış veya kâğıda sarılmış eşya demeti, deste, bohça: Bir paket çorap, sigara, tütün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. takeout. takeaway. package. packet. parcel. pack. cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. bundle. pack. package. packet. parcel. small.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

package. packet. parcel. pack. buttocks. bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bundle , package , packet , parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a parcel. to parcel. to wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir UDF sürücü kullanan paket yazma, verilerin sıralı olarak boş CD-R’lara yazılmasına olanak tanır. Bu işlev, yazma işlemlerinin istendiği zaman kesilmesini ve devam ettirilmesini sağlar. CD sonlandırılana kadar geleneksel CD-ROM sürücülerde okunamaz. Sonlandırılmamış CD-R’lar, yalnızca uygun yazılımla CD-R/RW sürücüler tarafından okunabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing. packaging. wrapping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. pack up. package. wrap up. do up. enfold. infold. packet. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pack. to package. to make into a parcel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Geminin hızını tayine mahsus Alet ki, makaraya bağlı bir ipin ucuna tutturulmuş tahta bir pervaneden ibarettir, gemi yürürken pervaneli kısım denize atılarak kullanılır. Parekete oltası = Çok iğneli uzun bir olta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-hooked fishing line. setline. log chip. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setline. groundline. travel line. log line. log. knot. log chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multi-hooked fishing line. setline. log chip. log.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setline. groundline. travel line. log line. log. knot. log chip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili titiz, meraklı, kılı kırk yaran; aşırı dikkat ve ihtimam isteyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kazık; ask. ileri karakol, posta; inzibat postası; grev gözcüsü; f. kazıklarla etrafını çevirmek, kazık dikerek çit yapmak; hayvanı iple kazığa bağlamak; nöbetçi veya karakol koymak; karakol vazifesini yapmak; grev gözcülüğü yapmak. pick et fenc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yankesici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit iskambil oyunu, pikoio.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giyside fermuar yeri; eteklik cebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. plaquette

onurluk

Bir başarıyı veya durumu ödüllendirmek amacıyla verilen türlü biçimlerde levha.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

platelet. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaque. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaquette. booklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cebe yerleştirmek, cebe koymak; cebine atmak, (slang) iç etmek; gizlemek, saklamak, bastırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cep; para, maddi imkân; çukur, gedik; bilardo masasının dört köşesindeki çukurcuklardan her biri; içinde maden cevheri bulunan ufak kovuk; hav. hava boşluğu; semt. pocket battleship cep zırhlısı. pocket money cep harçlığı. in one's pocket nüfuzu al

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cüzdan; ufak boy kitap, cep kitabı; cep defteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki yaşında erkek geyik; şamdan iğnesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV alıcısının her bellek konumuna, kendi programlanabilir kodu (örn. BBC, Sky) atanabilir. İstasyon kodu, kanala her geçtiğiniz otomatik olarak kısa bir süre ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, racquet i. raket; Kuzey Amerika'da kullanılan tabanı ağ örgülü kar kundurası; çoğ. dört duvara karşı sektirilerek oynanılan tenise benzer bir top oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, patırtı, şamata, velvele: karışıklık: k.dili haraççılık, para sızdırma düzeni: argo meslek, iş. rackety s. gürültücü, şamatacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şantaj yapan kimse: kanuna aykırı yollarla başkalarından para koparan kimse, haraççı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr. A.). Tenis, pingpong, batmlnton oyunlarında topa vurmakta kullanılan, içine ağ gerilmiş saplı bir kasnaktan veya sadece saplı kontrplak vs. levhasından ibaret Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. raquette

sp. vuraç

Masa tenisi, tenis vb. oyunlarda topa vurmak için kullanılan, oval tahta bir kasnağa gerilmiş bir ağla veya lastikle kaplanmış saplı araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racquet. bat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket. racquet. bat. racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gevşeklik, zaaf, kuvvetsizlik. 2. Söyleyişte eksiklik, doğr. söyleyemeyiş, tutukluk, hafif kekeme! Dilinde rekâket vardır. Rekâket-i lisân = Konuşmada tutukluk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رکاکت] kekemelik. 2.söz kusuru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay gemisi veya roketin hızını kesen yardımcı roket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. raşitizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. raşitizm hastalığına tutulmuş, raşitik; sarsak, düşecek gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. havai fişek, roket; f. roket atmak; havaya doğru dik uçmak; hızlı ve dikine uçmak. rocket bomb tepkili bomba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roka, bot. Eruca sativa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. roquette). 1. Füze. 2. Fişek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projectile. rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocket. missile. payload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bazooka.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شراکت] ortaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i A.). Azamet, haşmet, heybet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شوکت] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Azamet, büyüklük, ululuk, debdebe, haşmet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( ŞEVKET-PENAH ) (i.). Osmanlı hükümdarlarının unvanıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı hükümdarlarına ait: Atebe-i seniyye-i şevketpenâhîlerine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Azamet ve heybet sahibi: Şevketlû pâdişâhımız efendimiz hazretleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شوکت مآب] yüce padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شوکت پناه] yüce padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ortaklık. 2. Büyük ortaklık, kumpanya. Tesmiyesiz şirket = Anonim şirket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. firm. corporation. establishment. concern. house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. concern. corporation. firm. incorporation. society. partnership ortaklık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation. association. company. firm. partnership. joint ownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرکت] ortaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. taslak; kabataslak resim; kısa tarif, kroki; kısa hikâye veya müzikli gösteri, skeç; k.dili şakacı kimse; f. taslak yapmak; kabataslak resmini yapmak; kısaca tarif etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim müsvedde defteri; taslaklar kitabı; kısa hikâyeler kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. taslak kabilinden; derinliği olmayan, yarım yamalak, kusurlu, noksan, eksik. sketchily z. taslak olarak; yarım yamalak bir şekilde, eksik olarak. sketchiness i. taslak halinde olma; kusurluluk; noksanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hava fişeği; f. birden yükselmek, hızla artmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ev kıyafeti olarak giyilen rahat ve bol ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. içine bir şey geçirilen delik veya oyuk; duy; duy priz; priz; yuva; f. yuva veya oyuk açmak. socket wrench yuvalı anahtar. light socket lamba duyu. wall socket duvar prizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock. bobby socks. socket. anklesock. anklet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ankle sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çark üzerinde zincir halkalarının geçtiği dişlerden her biri, zincir dişlisi. sprocket wheel zincir donatmaya mahsus dişli çark, zincir dişlisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SÜ.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. supermarket

büyük mağaza

Her türlü tüketim malının, özellikle yiyecek maddelerinin ve mutfak gereçlerinin seçilip satın alınabildiği büyük satış yeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supermarket. hypermarket. one- stop shopping. supermarket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süper market, büyük mağaza.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay ibriği, çaydanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sık çalılık veya ağaçlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bilet; etiket; A.B.D. bir partinin seçim namzetleri listesi; k.dili. trafik suçunu cezalandırmak için verilen karakol davetiyesi; ehliyet, ehliyet kâğıdı; f. etiket yapıştırmak, markasını koymak; bilet vermek. ticket agent bilet satan memur. ti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Prova direğinin birinci sereni ve bu serene bağlanan yelken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mancınık; hassas terazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüzük veya duğme gibi ufak sus; kıymetsiz şey, oyuncak, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Yelken gemisinde pruva direğinin en altındaki seren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depletory. consumer. user.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. consumer müstehlik. consuming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumer. user. enjoyer. exhausting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Tüketmek işi. 2. Üretim karşıtı: İstihlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumptive. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. consumption yoğaltım. istihlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. using / eating up. expenditure. depletion. drain. exhaustion. attrition. coop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annihilation. depletion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarfedip, kullanıp bitirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaust. consume. use up. finish. eat. spend. waste. deplete. destroy. dispose of. drain. eat up. erode. expend. extinguish. swallow up. wear away. wear out. whittle away. whittle off. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consume. deplete. drain. exhaust. expend. spend. use. to consume. to deplete. to use up. to expend. to spend. to exhaust. to drain sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to exhaust. to use up. to expend. to spend. to consume. to. to eat up. to burn up. to finish off. to deplete. to drain. make inroads into. put away. sap. shag. tax. to spend up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüksek seviyeli, yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), ince bir nevi meşin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calfskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çöp sepeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük kapı içinde veya yanındaki ufak kapı; değirmen kanalının kapısı; krikette üç kazıktan ibaret kale; kroke oyununa mahsus tel kavis. a sticky wicket İng. zor durum. wicketkeeper i. krikette top hedefinin arkasında duran oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), ikiçeneklilerden parazit olarak yaşayan zararlı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ked, -king) (argo) gevezelik, boş laf; f. gevezelik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(New Companies Market)

Yeni kurulmuş olmakla birlikte büyüme potansiyeli taşıyan ve hisse senetlerini Borsa’da veya Borsa dışında ilk kez halka arz etmek suretiyle halka açılacak şirketlerin hisse senetlerinin Borsa’’a güven ve şeffaflık ortamında, organize bir piyasada işlem görmesini sağlamak amacıyla kurulmuş pazardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Vücuda, damara bir şey şırınga etmek.

Türkçe Sözlük by