Kıç ne demek? | Kıç anlamı nedir? | Kıç

Kıç anlamı nedir?

Kıç ne demek?

Kıç anlamı nedir?

Kıç | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kic

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Arka taraf, art, geri. 2. Hayvan gerisi, sağrı, Ar. verâ, mak’ad. 3. Geminin arka tarafı, gerisi, pupe. 4. Ateşli silâhların kuyruğu, gerisi. 5. Hayvanın ard ayağıyla vurması, çifte. Kıç atmak = Çifte vurmak. Kıç attırmak = Geçmek, üstün olmak. Tecrübe zekâya kıç attırır. Başsız kıçsız = Başı sonu bellisiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stern. buttocks. haunches. butt. hindquarters. ass. nates. rump. slats. rear end. bottom. stern. arse. backside. behind. breech. bum. can. fanny. fundament. ham. hip. posterior. rear. tail. tail end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backside. behind. bottom. bum. haunch. poop. posterior. rear. rump. stern. buttocks. hind part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behind. bottom. butt. poop. buttocks. rump. stern. back. backside. fundament. prat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâ ve perdah veren sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polisher. locksmith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Akan, cârî, revan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluid. liquid. fluent. smooth. diffluent. facile. fastmoving. flowing. mellifluous. runny. speaking. torrential. voluble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluent. fluid. liquid. mellifluous. smooth. fluent. fluently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquid. fluid. fluent. continuous current. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Edebiyat). Herhangi bir yazının kolaylıkla okunabilir bir üslûpta yazılmış olması hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gelin odalarını askılarla donatan adam. 2. Pantolon askısı yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bakan, hizmet eden, bir işle meşgul olan. 2. Fala bakan adam, falcı, remilci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. nurse. keeper. caretaker. care-taker. watcher. companion. companionway. dry nurse. nursemaid. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. keeper. guard. nurse. fortune teller falcı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attendant. nurse. fortune teller. examiner. supervisor. surveillant. overlooker. guardian. caretaker. handler. minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcılık, remilcllik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursing. fortune telling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven, basamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tülbende baskı yapan

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressive. overbearing. follower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one that exerts pressure. stamper of fabrics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıçkı ile tahta yaran adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sawyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nailer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bothersome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boring. dreary. embarrassing. hellish. sombre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boring. bothersome. depressing. humdrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıncı, çapulcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tarafı kakmaya mahsus tokmak ve diğer tarafı çivi çekmeye mahsus olan çakıcı Alet: Dülger çekici, yorgancı çekici, taşçı çekici: Cenk çekici = Eski bir savaş Aleti, matraka, matrak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer. malleus. striker. forge hammer. ram. pounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birkaç yüz kantar ağırlığında çekiçleri havi fabrika. Çeşitli çekiçl

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekme işini yapan. 2-, Cazibeli, cazip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractive. tractive. alluring. appealing. magnetic. bewitching. catchy. catching. charming. witching. seductive. sexy. juicy. inviting. comely. captivating. charismatic. darling. desirable. endearing. engaging. engrossing. enthralling. fascinating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adorable. appealing. attractive. charming. comely. devastating. engaging. exotic. fair. glamorous. goody. graceful. inviting. likable. magnetic. nifty. personable. prepossessing. pretty. quaint. riveting. taking. winning. winsome. eye-catching. alluring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tractor. attractive. dragging. towing vehicle. towtruck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appealingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. appeal. attraction. charm. glamour. lure. magic. magnetism. seduction. attractiveness. allure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekiçle dövmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide bir ses dizisinin peşten tize doğru gitmesi: Çıkı dizi; mukabili inici dizidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby-sitter. baby-minder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyminder. babysitter. nurse. nursemaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baby sitter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskici, eski kundura dikmekle geçinen, yamacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stitcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jobbing tailor. sewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski şeyler dikmek sanatı, yamacılık.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Canlılarda yaşama savaşı her zaman en hızlı tepkileri olan türlerin yararına sonuçlandığından, en basit organizmalarda bile haber alma organları (duyu organları), hareket organları (kaslar) ve bunlar arasındaki ilişkiyi sağlayan organlar, yani sinir sistemi gelişmiştir.

Vücudumuzun her yanı sinirlerle örtülü olduğu halde sinir hücrelerinin gövdeleri yalnızca beyinde ve omurilikte bulunur. Bütün vücuda dağılmış milyonlarca sinire karşılık beyinden ve omurilikten yalnızca 43 çift sinir çıkar. Bunlar merkezden ayrıldıkları sonra gitgide dallanarak vücudun her yanına dağılırlar.

Refleks bir uyarıya vücudun ani ve otomatik olarak cevap vermesidir. Örneğin elimiz sıcak bir tencereye değdiğinde aniden çekmemiz bir reflekstir. Reflekslerde komuta omuriliktedir. Beyne bilgi gidebilir ama refleks olayında beyin aktif olarak rol oynamaz.

Bir sandalyeye rahatça oturup bacak bacak üstüne atarken doktor dizkapağının hemen altına, kası kemiğe bağlayan tendona minik lastik bir çekiçle sertçe vurursa bacağınız ileri doğru fırlar. Bu reflekste de baldır kaslarındaki duyu sinirleri kasın genişlemesine tepki gösterirler ve yeni sinir sinyalleri oluşturarak kaslara hafif bir basınç uygulandığını ve gerildiklerini omuriliğe iletirler.

Omurilik ise bu basınca dayanabilmesi için kasların kasılması gerektiğini bildirir ve bacak tekrar geri hareket eder. Görüldüğü gibi refleks, beynin denetiminden geçmeksizin, yani beyin devrede olmadan, doğrudan omuriliğin komutlarıyla gerçekleşmiştir.

Diz kapağı refleksinin sınanması özellikle omuriliğin işleyişi konusunda bilgi veren önemli bir tanı yöntemidir. Bu alanda uzmanlaşmış bir doktor basit bir kaç testle sinir sisteminin işleyişine ve ne kadar sağlıklı olduğuna ilişkin pek çok bilgi edinebilir. Çekiçle vurulduğunda bacağın normalden fazla hareket etmesi tümörden kalsiyum eksikliğine kadar bir çok hastalığın habercisi olabilir.

Dize çekiçle vurularak yapılan kontrol tek başına tabii ki yeterli bilgi vermez. Doktorlar bir ön bilgi almak için bu çabuk ve kolay testi yaptıktan sonra vücut üzerinde diğer muayene ve kontrollerine devam ederler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Az eski, eskimsi, (bk.) Eski.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski esvap vs. alıp satan adam. 2. Eski kundura veya elbise yamalayıp tamir eden adam, yamacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old clothesman. junk dealer. ragman. rag-and-bone man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second hand dealer. junk dealer. ragman. ragpicker. second-hand clothes dealer. shoe repairman. cobbler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junk dealer. itinerant buyer of junk. reg-and-bone man. shoe repairman. cobbler. buyer up. dealer in rags. second-hand dealer. old clothesman. secondhand buyer. secondhand dealer. wardrobe dealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dişlerin birbirine sıkı sıkı sürülmesi gibi sert ve keskin bir sesi taklit ve tasvir eder: Dişlerini gıcır gıcır gıcırdatıyordu. Yeni potinleri gıcır gıcır ediyordu. Tahtalar gıcır gıcır ötüyordu. Gıcır gıcır giyinmek = Yeni kundura ve elbise giymek: Gıcır gıcır giyinmiş gidiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gıcır gıcır ötmek: Dişleri hiddetten gıcırdıyordu. Ayakkabıların gıcırdamasından hoşlanmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gıcır gıcır ses çıkarma: Dişlerin, yeni potinlerin, tahtaların gıcırtısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hekim direktifine göre hastalara bakmayı meslek edinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hastabıkıcının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boozer. drinker. maker or seller of alcoholic drinks. heavy drinker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liquor dealer. drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling liquor. drunkenness. being habitually drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Tohumlarında iki çenek bulunan bitkiler sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Kabuğu çatladığı zaman iki çenete ayrılan meyve. 2. (zooloji) Midye ve istiridye gibi iki parçadan ibaret olan hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engrossing. gripping. interesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interesting. gripping. meaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

highlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balık avlamakta kullanılan bir çeşit zıpkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuçu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Küçük hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Arkaya doğru, gerisin geri: Kayık kıçın kıçın yanaştı: etek öptükten sonra arkasını çevirmeyip kıçın kıçın döndü. Kıçın kıçın gelmek = Sümsük sümsük, yavaş yavaş birinin yanına sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıcır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekmelemek, tekme atmak, tekme vurmak, çifte atmak; tepmek (tüfek), seğirdim yapmak; (A.B.D.), k.dili karşı durmak, yakınmak; tekmeleyerek kovmak. kick a goal topa vurup gol atmak. kick against the pricks kendi zararına olarak karşı gelmek. kick

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekme;(A.B.D.), k.dili karşı gelme, yakınma, şikayet;(A.B.D.), (argo) kuvvet, sertlik (içki), kamçılama etkisi (uyuşturucu madde); (A.B.D.), (argo) heyecan, zevk; (A.B.D.),(argo) kuvvet, enerji çeviklik, şevk; (A.B.D.),( argo) merak, heves; seğird

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili ters tepki gösterme;(A.B.D.),( argo) baskı veya anlaşma sonucunda bir ücret veya komisyon üzerinden başkasına verilen pay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vuran şey veya kimse;( A.B.D.), k.dili şikâyetçi, yakınan kimse; (A.B.D.), (argo) meseleyi veya tartışmayı etkileyecek gizli nokta; (A.B.D.), Kanada, k.dili takma motor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( futbol )oyuna başlama vuruşu, ilk vuruş; başlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değersiz şey, ıvır zıvır; hafif ve çerez türünden yiyecek, abur cubur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun vesairenin yününü kırkan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clipper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rakı yapan ve satan adam. 2. Rakı içmeyi Adet edinmiş adam, rakı tiryâkisi (iki mânâsı da eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rakı yapmak ve satmak işi. 2. Rakı tiryakiliği (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarkı söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singer. songster. songstress. artiste. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinup. vocalist. singer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singer. vocalist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo). arkadaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. fast. tight. tightly. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıkıntı veren, can sıkan, tedirgin eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boring. tiresome. dull. unexeciting. soul-destroying. unpleasant. oppressive. arid. bald. burdensome. cold. constringent. cut and dried. damnable. dead alive. disconcerting. ditch-water. ditchwater. drab. dry. dryasdust. dusty. gaunt. gloomy. grave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boring. tiresome. dull. unexeciting. soul-destroying. unpleasant. oppressive. arid. bald. burdensome. cold. constringent. cut and dried. damnable. dead alive. disconcerting. ditch-water. ditchwater. drab. dry. dryasdust. dusty. gaunt. gloomy. grave. cheer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boring. tiresome. tedious. wearisome. irksome. bothersome. drab. dreadful. dreary. get out of the groove / rut. gloomy. heavy. lackluster. plaguy. ponderous. prolix. prosaic. saturnine. trying. uncongenial. vapid. weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oppressiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prolixity. tedium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photocopying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tömbeki satan adam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Türkçe, Türk dilleri ailesi; s. Türkçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yakan: Ateş yakıcıdır. 2. Acıtan: Biber, ısırgan yakıcı bir şeydir. 3. Pek ziyade üzücü olan, Fars. sûzân, Ar. muhrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter. burning. caustic. parching. piquant. poignant. scorching. torrid. burner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burning. caustic. torrid. smarting. biting. biting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mordant. sth which produces a burning effect. caustic (agent. burner. igniter. tarry. incendiary. pyrotic. lighter. acrid. pungent. caustic. hot. poignant. scorching. torrid. vitriolic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bozan, yok eden, tahrlb eden. 2. Eski evleri yıkıp, yıkıntıları satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baneful. destructive. devastating. disruptive. knockout. ruinous. shattering. sledgehammer. subversive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destroyer. destructive. devastating. knacker. subversive. knacker yıkmacı. demolisher. junkdealer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by