Kilit Mevki ne demek? | Kilit Mevki anlamı nedir? | Kilit Mevki

Kilit Mevki anlamı nedir?

Kilit Mevki ne demek?

Kilit Mevki anlamı nedir?

Kilit Mevki | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kilit mevki

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

padlock. hanging lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inset lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Yunanca’dan = anahtar). 1. Anahtar, açıcı Alet. Ar. mlftâh. 2. (Türkçe) Herkes tarafından açılmamak üzere kapı, sandık vesaireye takılan demirden yapılmış bir Alet ki, anahtarla açılıp kapanır: Kilit takmak, vurmak; kilit altında tutmak; orada her şey kilit altındadır. Asmakillt = İğreti kilit kl, halkalara takılır. KilltoHı = Dal ve yaprakları çekildikçe çıkan bir cins ot. (denizcilik) Zincir kilidi = İki boy zinciri biribirine bağlayan halka. Biribirine kilit olmak = Birkaç kişinin biriblriyle bağlantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. lock. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. padlock. shackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. padlock. clevis. shackle. linchpin. combination. talon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. catch. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priority job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pivotal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keystone. pivot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük kilit. 2. (denizcilik) Kayık küreğinin geçirildiği kürekli tahta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lockon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitlemek). 1. Kilit ve anahtarla kapamak: Kapıyı kilitleyip yatmıştım. 2. Biribirine geçirmek, kenetlemek: Parmaklarını kilitlemiş duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt. latch. lock. to lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock. to lock. to lock sth / sb in a place. to dovetail. key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kltlenmek). Kilit ve anahtarla kapanmak: O odadakiler kilitlenmez; bu kilit bozulmuş, kilitlenmiyor. 2. Biribirine geçmek veya geçirilmek: Parmaklar kilitlenmek. Dişler kilitlenmek = Çeneler biribirine geçmiş gibi sıkışıp durmak ki, soğuktan veya korkudan olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be locked. be fastened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be locked up. to be dovetailed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (halk dilinde: kitletmek). Kilit ve anahtarla kapattımak: Ahırın kapısını seyise kiltletmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) ( halk dilinde: kltli). 1. Kilit ve anahtarla kapanmış, kapalı: O odadakiler kilitlidir. 2. Biribirine geçmiş veya geçmiş gibi sıkışmış: Parmaklan, dişleri kilitli duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked. having a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

locked. provided with a lock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vuku» dan im.) (c. mevâkt). I. Yer, mahal, mevzi, Fars. cây: Bu mevkide, bu söz mevkiindedir. 2. Bir şeyin vukua geldiği ve bulunduğu, yahut lüzum gösterdiği yer. 3. Vapur, demiryolu ve tiyatro gibi umumî bir yerde, verilen ücrete göre sınıfı değişen yer: Birinci, ikinci, üçüncü mevki. 4; Vapur vesair nakil vasıtalarında fazla ücret verenlere mahsus seçkin yer: Mevki kamarası, mevki bileti, mevkide oturmak. 5. Asker ikametgâhı: Mevki kumandanı, müstahkem mevki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. condition. place. position. seat. site. situation. stand. standing. state. station. status. class sınıf. locality yer. rank orun. situation durum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. degree. locality. location. locus. niche. office. opposite number. place. portfolio. position. post. rat race. seat. slot. spot. spot of land. station. duty station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ موقع] durum, konum. 2.yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [موقع رجحان] tercih mevkii.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. mevâkib). Eskiden Bir büyüğün yanında yavaş yürüyerek giden yaya veya atlıların hepsi, alay: Mevkib-i Hacc-ı şerif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موکب] alay, kafile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vakf» dan im) (c. mevâkıf). Duracak yer, eskiden, demiryolu istasyonlarına verilen ad. İstasyon, gar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ موقف] durak. 2.istasyon.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Birinci mevki: Mevkili tramvay, mevkili kamara, vagon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «vakt» ten iz.) (c. mevâkit). Önceden belirli vakit, vâde, mehil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restricted / prohibited area. fortified post. fortress. citadel. fortified place. fortified position. stronghold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by