Kilometre Taşı ne demek? | Kilometre Taşı anlamı nedir? | Kilometre Taşı

Kilometre Taşı anlamı nedir?

Kilometre Taşı ne demek?

Kilometre Taşı anlamı nedir?

Kilometre Taşı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kilometre tasi

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice squad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mentally disordered person. mentally ill / disordered / defective. mental patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bauxite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşı boyasının madeni, ezilmemişi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

game-bag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. İ.). Musikide geçkiyi işaret eden, sürüp giden makamın bünyesine yabancı nota.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ultra kompakt bilgisayarlara ek arayüzler sağlamak için tasarlanmış bir donanım birimi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish eggs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fishpool fish return. spawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakeven point. break-even-point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning point. starting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hacı Bektaş Velî’ye mensup tarikatte bulunan adam, Bektaşî dervişi, babası: Bu tarikatın dervişi, şeyhi. Bektaşî üzümü = Üzümün bir nevi. mec. Kayıtsız, rind.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. A.). Türk musikisinde Bektaşî nefeslerinde görülen az kullanılan bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bazı Bektaşî nefeslerinde kullanlmış nadir bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bektaşî Raksârı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gooseberry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel çiçekli bir kaktüs cinsi (Echinocactus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bektaşî tarikatı ve bu tarikata mensubiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenküzümü cinsinden bir çalı. Taşkırangillerden olan bitkinin yemişi de aynı adla anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

municipal police. a municipal police force charged with seeing that various laws and ordinanc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whetstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mounting block.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrarda bulunan oksalat billurlarının meydana getirdiği böbrek taşları, kum tanesi kadar olabildiği gibi pinpon topu büyüklüğünde de olabilir. Ufak taşlar böbrekten kolaylıkla çıkabilr. Büyükler ise böbreklerden mesaneye giderken şiddetli ağrılara neden olur. Göğsün yukarı ve ön kısmında, kaburgaların altında, ani ve kıvrandırıcı ağrı hissedilir. Terleme ve kusma da görülebilir. İdrarın rengi bulanık ve bazen kanlıdır. Böbrek taşlarını düşürmek için aşağıdaki reçetelerden faydalanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su

Hazırlanışı : 1 fincan suya, 1 kahve kaşığı gliserin konur. Karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Buzulların etrafındaki kayalardan, buzulun üstüne düşen veya altındaki kayalardan kopan kaya ve taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rounded pebble. pudding stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Demir veya çeliğin sürtülmesiyle kıvılcım çıkaran bir çeşit kuvars.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunar caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of exit. outlet. starting point. point of departure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çobankesesi): Turpgillerden, bir çeşit yaban bitkisidir. Meyveleri, torbaya benzer. Yaprakları rozet şeklinde olup, demet görünümündedir. Çiçekleri beyazdır. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Ağrıları giderip, vücuda rahatlık verir. Burun kanamalarını durdurur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden yabanî bir bitki ve bunun torbayı andıran meyvesi (capsella pastoris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checker board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkerboard. chessboard. draught board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

base. post. mainstay. anchor. hinge. hold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criterion. sounding board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guinea pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkpoint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admiralty chart. marine chart. marine map.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freezing point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climacteric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crossroads. crunch. landmark. milestone. watershed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning point. turning / critical point. crisis. crosss. landmark. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturation point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nodal point. crucial / vital point. basing point. climax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolve a problem. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. İ.). Arap harfleri ile gösterilen ve birkaç çeşidi olan eski Türk notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breadboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handbag. hand baggage / luggage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger bowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attache case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). fantezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personal accident insurance. auto bodily injury insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf Haritası teknolojisi, fotoğrafların tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Fotoğraf Haritası için iki şeye ihtiyaç vardır: Etkin İnternet bağlantısı olan bir BRAVIA ve enlem-boylam gibi dahili Küresel Konumlandırma Sistemi (GPS) bilgileri olan bir dijital fotoğraf. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google™ Earth veya Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri BRAVIA TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Photo Map, tüm fotoğraflarınızı BRAVIA TV’nizde tam renkli olarak izlemeye hazır olarak sanal bir haritada bir araya getiren en son Sony yeniliğidir. Photo Map teknolojisi, Sony’nin her 15 saniyede bir bulunduğunuz konumu kaydeden GPS aygıtını kullanarak her karenin tam olarak nerede çekildiğini gösterir. Ayrıca, fotoğrafın GPS konumu Google Earth™ ve Picasa™ gibi bir yazılım kullanılarak ‘etiketlenebilir’. Her fotoğrafın çekildiği tarih ve saatle birlikte bu verileri TV’nize yüklediğinizde, Cyber-shot fotoğraf makinenizle veya Sony Ericsson cep telefonunuzla o anda tam olarak nerelere gittiğinizi görebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heated marble platform on which one lies to sweat in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Uzayda gezegenler arasında dolaşan küçük gök cisimleri. Bunlar atmosfere girince sürtünmekten akkor haline gelip parlak ışıklar saçarak yanıp kül olur yahut yere düşerler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point of view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk musikisinde bir asra yakın bir müddet kullanılmış bir nota yazısı sistemi. Kısaca «Hamparsum» da denir ve notayı yapan Ermeni asıllı bestekârın adını taşır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hutch. pasteboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting point. departure point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correct. impeccable. irreproachable. unblemished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faultless. irreproachable. unerring. watertight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flawless. free of error. unerring. not at fault. impeccable. irreproachable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air map. weather chart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir canlı sistemde bulunan, kendi kendini ayarlama ve bazı hallerde onarım gücü olan mekanizma ve yetenektir. Bu sibernetik sistemlerdeki “geri bildirim” (feedback) mekanizması olarak da nitelenebilir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temel, esas; bir şeyin asıl niteliği; tıb. dolaşım güçlüğünden ileri gelen birikme. hypostat'ic(al) s. esaslı; özdenligi olan; tıb. kan tıkanmasma ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Doğu kiliselerinde en mukaddes yeri cemaatin bulunduğu kısımdan ayıran üç kapılı ve üstünde azizlerin resimleri bulunan kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old age insurance. social security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulletin board. notice board. billboard. bill poster. sign board. show board. bulletin board. billboard. indicator board. poster panel. poster site. showboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first aid kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Feldspat cinsinden, eridiği zaman inci gibi tane tane olan volkanik cam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melting point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kuvars ve şekilsiz silisten ibaret, mavimtrak beyaz renkte bir cins akik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). İnsanda ve omurgalı hayvanlarda beyni muhafaza eden kemikten kutu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cranium. skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skull. cranium. pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curbstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paving stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardiac patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. musiki). Türk musikisinde 1700 yıllarında kullanılmış bir ebced notası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Bir çeşit yanardağ camı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tâife-i kaytasiyye = Kadırga balığı cinsinden olan hayvanlar, Fr. cetacös.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

point where bearing is taken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keystone. pivot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Bin metre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A measure of length, being a thousand meters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is equal to 3,280.8 feet, or. 62137 of a mile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kilometer. mileage. kilometre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mile mark / post / stone. mile post. mile stone. milestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chalk. limestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kırtâsiyye). Kâğıda ait: Mevâdd-ı kırtâsiyye = KAğıt, mürekkep ve kalem gibi yazıya ait şeyler. Masârif-i kırtâsiyye = Bir resmi dairenin kâğıt, kalem vesair yazı işlerinde kullanılacak şeylere ait masraflar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KIRTASİYYE) (i. A). Bir resmî dairede kâğıt vesair yazı malzemesi için tahsis ve sarf olunan para: Büromuzun, bizim meclisin ayda üç yüz lira kırtasiyesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationery. paper-work. red-tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationery. writing materials. expendable item.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرطاسيه] kağıt işleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırtasiyecilik yapan kimse. 2. Sürünceme yoluyla işleri uzatma huyunda olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer. stationer's. bureaucrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stationer. seller of writing materials. petty-minded bureaucrat. pettifogger who insists on unnecessary paperwork. stationer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kırtasiye ticareti. 2. Dairelerde muamelenin aşırı derecede çoğaltılıp, işlerin uzatılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paperwork. stationery business. bureaucracy. red tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red tape. the stationary business. bureaucracy. officialdom. officiality. red tapism. rigmarole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornerstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Kum tanelerinin birbiriyle kaynaşıp taşlaşması sonunda meydana gelmiş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lapis lazuli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Tabiî magnezyum silikatından ibaret, beyaz bir taş, Eskişehir taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Bazen kayıklarda çapa yerine kullanılan büyükçe taş.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İdrar torbası veya idrar yollarında meydana gelen taşlara; halk arasında mesane taşı, tıp dilinde kalkül denir. Boy şekli ve bileşimleri bakımından çeşitlidirler. Yerlerinde kaldıkları sürece pek rahatsızlık vermezler ama, yerlerinden ayrıldıklarında ağrı yaparlar. Ağrıyı hafifletmek için ağrının bulunduğu bölgeye ateşle ısıtılmış tuğla parçası veya içi sıcak su dolu bir şişe konulur. Ayrıca sıcak suya bastırılmış bir parça bezle de kompres yapılabilir. Taşları eritmek ve düşürmek maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Şalgam, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 3 tane şalgam doğranır. 15 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın bir uzuvdan diğerine yayılması, metastaz; değişme; bedende bir organa ait vazifenin diğer organa intikali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yerçekimine kapılarak düşen göktaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gravestone. headstone. tombstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motor vehicle. automotive / motor vehicle. motor transport. prime motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nasb» dan if.) (mü. müntasıba). Direk gibi dikilmiş, Osm. nasbolunmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» den if.) (mü. muntasıba). 1. Yarılamış, yarıya varmış. 2. Yarı, nısıf, vasat. Muntasıf-ı ramazan = Ramazanın yarısı, ortası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İtisam eden, eliyle tutan, yapışan. 2.Günahtan çekinen. 3.Allah’ın ipine sımsıkı sarılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan if.) (mü. muttasıfa). Bir hâl ve sıfatla vasıflanmış olan, kendinde bir hâl ve sıfat olan: Cömertlikle muttasıf bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan if.) (mü. muttasıla). 1. Bitişik, diğer bir şeye ulaşmış, aralık bırakmayacak surette yakın: Hana muttasıl bir ev, benim bağım onun tarlasına muttasıldır. 2. Ara vermeyen, aralıksız, fasılasız devam eden: Muttasıl yağmur, muttasıl ağlama. 3. (musiki) Yanaşık derece; iki notanın yanaşık dereceli olması. Hurûf-ı muttasıla = Arap harflerinde alttan diğer harflere yapışabilen harfler: B.C.S. gibi. Zıddı: hurûf-ı munfasıla: Elif, dal, vav gibi. Arasız, aralık vermeksizin, f&sılasız: Muttasıl yağmur yağıyordu, muttasıl söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصل] sürekli, durmadan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport vehicle. means of transportation. means of communcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pebble. rock cristal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exactly. completely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undotted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearthstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focal point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., argo şahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moneybag. purse. money bag. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobblestone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easter egg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sert taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) gram. şart cümlesinin şart kısmı; klasik tiyatroda piyesin konusunu anlatan önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the most important and the most delicate part of a matter. ropes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münasebetsiz, nizamsız, tertipsiz: Pek rabıtasız adam; rabıtasız bir daire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disarranged. disorderly. untidy. lacking system. incoherent. inconsistent and illogical. floating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Münasebetsizlik, nizamsızlık, tertipsizlik: O adamın rabıtasızlığı mâlûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsequence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde bir usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soapstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess-board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chess piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chessman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncovered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve patient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knapsack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backpack. rucksack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packsack. rucksack. wallet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. vücutta her hangi bir sıvının dolaşımının durdurulması; bağırsak hareketinin yavaşlaması.stat kıs. immediately, static, stationary, statistics, statute.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok gözenekli ve pürüzlü bir yanardağ feldispatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı elbiseleri süslemekte kullanılan işlemeli şerit, suyolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (mü. tâsia). Dokuzuncu, Fars. nühüm TAsi-aşer = On dokuzuncu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تاسع] dokuzuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ) Dokuzuncu olarak, dokuzuncu derecede

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tachycardia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Fosil, Ar. müstehâse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fossilize. to turn into a fossil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i mantık) (uyd k.) Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaynarken bir kere taşmak: Bir taşım kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in :.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrying. carriage. transportation. transport. shipping. conduction. conveyance. freight. haulage. portage. removal. traction. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. carriage. conduction. freight. haulage. portage. shipping. take. transit. transmission. transport. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry. to transport from one place to another. to bear. to support. bearing. carriage. carrying. conveyance. conveying. exchange order. haulage. hauling. hotel package. tote. transmission. uninsured working expenses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. transporter. shipping agent. forwarder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transportation. carrying trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. transportation. transporting. carrying. shipping nakliyecilik. nakliyat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the transport business. shipping. the forwarding business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yerden bir yere götürmek, nakletmek: Yarın eşyayı yeni eve taşıyacağız. Bu kitapları nereye taşıyacaksınız? 2. Üstünde bulundurmak, yüklenmek: Üstünde para taşımaz. 3. mec. Bir yerden bir yere söz götürüp dedikodu yapmak: Söz taşıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. transport. bear. wear. bear away. carry away. convey. haul. put across. relocate. remove. run. stanchion. sustain. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. carry. cart. conduct. convey. ease. ferry. haul. lug. receive. tote. transfer. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. transport. to carry. to transport sth from one place to another. to bear. to support. cart. catch up. convey. haul. mount. pack. receive. sustain. tote. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ısı değişikliklerini ölçmeye mahsus elektrikli cihaz, tasimetre. tasimetry i. tasimetre ile ölçme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogistic. syllogistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable. movable. transportable. removable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearable. carriageable. fit for transport. portable. removable. transferable. transportable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Taşınabilir Ses Geliştirici MP3’e dönüştürülmüş müziğin kalitesi düşer. Taşınabilir Ses Yükselticisi, sesi orijinal kaynak düzeyine yaklaştırmak için ses frekanslarını güçlendirerek bunu telafi eder, böylece Network WALKMAN®™ cihazları ve başka bir taşınabilir müzik çalarda daha yüksek kaliteyi güvence altına alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

movable. portable. conveyable. transferable. movable possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nakil, göç Düşünüp taşınma = Etraflı düşünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving. move. flit. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

removal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moving from one place to another. being carried. flit. moving in. moving out. shift. transport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eşyasını kaldırıp başka yere naklolunmak, göç etmek: Bu yaz yalıya taşınacağız. 2. Bir yere çok gitmek, pek sık gidip gelmek: Bütün gece tuvalete taşındı. Düşünüp taşınmak = Etrafıyla düşünmek. 3. Üstte bulundurulmak: Şehrin içinde silâh taşınmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. move out. move in. move house. relocate. flit. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. remove. transfer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move to / to remove to a new place of residence or business. to be carried to. to be transported to. to be borne. to be supported. to take lodgings with sb. move. move away. move in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. unmovable. real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. immovable property. immovable. real chattels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «üsr»’den masdar). Güçleştirme, zorlaştırma («tas’İb» daha çok kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı A. «asr» dan masdar). Üzüm ve zeytin gibi meyveleri sıkıp suyunu alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «öşr» den masdar). 1 10 sayısına bölme. 2. Ürünün ondalığını alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşmasına sebep olmak: Yağmur çayları taşırdı. 2. (hayvan) Tırnağı aşınmakla etinin taşmasından topallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth to overflow. to cause sth to boil over. to cause sb to lose his patience completely. overfill. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. transport. conveyance. transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transport. vehicle. means of transportation. conveyance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vehicle. conveyance. means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyine hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında ‘araba tutması’ diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormonları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakma bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenledir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehiri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akupunktur tedavisi uyguluyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz ırktan insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Ne kadar hızla ve ne kadar uzak mesafeye gitmelerine bağlı olmadan, insanlar hareket halindeki vasıtaların içinde mide bulandırıcı bir rahatsızlık hissederler.

Dış kulağımızın görevi işitmeyi sağlamaktır ama iç kulağımız dengemizden sorumludur. Hareket halinde olduğumuzda, iç kulağımızın içindeki sıvı çalkalanır ve sinir sistemimiz vasıtası ile beynimize sinyal gider. Eğer arabanın içinde bir şey okuyorsanız veya arabanın içinde bir şeye bakıyorsanız, gözlerden beyne hareket halinde olmadığınız sinyali gider ama iç kulaklarınızdan giden sinyal farklıdır. O, vücudunuzdaki sarsıntıdan dolayı hareket halinde olduğunuzu bildirir. Bu iki sinyal arasındaki fark, halk arasında “araba tutması” diye adlandırılan, mide bulandırıcı etkiyi yaratır.

Aslında dalgalı denizde seyreden bir gemideki insanı deniz tutması ne ise hareket halindeki bir arabanın içindeki insanı taşıt tutması da aynı şeydir. Denizdeki hareket tam anlamı ile üç boyutlu olduğundan etkisi daha fazladır. Baş ağrısı, baş dönmesi, nabızdaki artış ve mide bölgesindeki baskı hissi ile kusma ihtiyacı en belirgin özelliklerdir. Bunlara ilaveten deniz tutmasında, bulantıdan önce stres hormanları da salgılanmaya başladıklarından rahatsızlık ve panik hissi iyice kuvvetlenmektedir.

Arabada iken gözlerinizle, bir uzağa, bir yakına bakarsanız, bu taşıt tutma probleminize yardımcı olabilir. Bu nedenlerdir ki, arabayı kullananlarda taşıt tutması olayı görülmez. Çünkü araba, kullananın kontrolü altındadır. Sürücü arabanın ne zaman duracağını veya hızlanacağını, ne yöne dönüleceğini bilmektedir. Taşıt tutması gençlerde daha çok görülür, çünkü yaşlandıkça ve çok seyahat ettikçe, iç kulağın hareketlere karşı hassasiyeti azalır.

Bir görüşe göre, taşıt tutmasındaki denge bozukluğu, bulanık görme gibi belirtilerde beyine gönderilen sinyaller, zehirlenince beyine yollanan sinyallerle aynı. Bu nedenle de beyin mideye kusma ve içindeki zehri boşaltma emrini veriyor.

Taşıt tutmasına karşı önerilerimiz şöyle: Kitap okumayın, zihniniz başka şeylerle meşgul olsun. Olay aslında beyinde oluştuğundan, onu başka bir şeyle meşgul edin. Zihinsel veya kelime oyunları oynayın. Mide bozucu şeyler yemeyin, çok gerekirse bunun için üretilmiş ilaçları, kulak arkasına yapıştırılan bantları kullanın.

Çinli doktorlar yüzyıllardır taşıt tutmasına karşı akapuntur tedavisi uyguyorlar. Bu uygulamadan siyah ve beyaz insanların yüzde 50-60’ı etkilendiği halde Asyalıların hemen hepsi etkileniyor. Bu farkın da sinir sistemindeki bir genetik temele dayandığı sanılıyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operator of a vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Naklettirmek, bir yerden bir yere götürtmek: Bu kadar eşyayı kime taşıtacağız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. conveyor. transporter. bearer. germ carrier. contact. conveyer. haulier. mover. vector. vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. porter. bearer. conveyor. transporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carrier. bearer. transporter. stevedore. conveyor. carrier. supporter. hauler. carrying. conveying. live. conveyer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CNR : Taşıyıcı – Gürültü Oranı (dB). Taşıyıcı – gürültü oranı, alınan taşıyıcı gücünün alınan ses gücüne göre ölçüsüdür.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. tachisme

lekecilik

Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تاسعا] dokuzuncusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation block / stone. foundation block. foundation stone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public transportation. collective transport. bulk transport. mass transit. mass transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulk transportation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tuğ taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by the agency of. through the agency of. by dint of. by means of. through the medium of. whereby. by. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. per. by means of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. in. per.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct not involving an intermediary. directly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

direct tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midsummer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Hidratlı manyezi sikatlarından birleşmiş kütle.

Türkçe Sözlük by