Kın ne demek? | Kın anlamı nedir? | Kın

Kın anlamı nedir?

Kın ne demek?

Kın anlamı nedir?

Kın | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kin

Türkçe Sözlük

(i.). Kesici Aletlerin kılıfı: Kılıç, bıçak, yatağan kını; kılıcı kınına komak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gizli düşmanlık, garaz, kuyruk acısı: Kin bağlamak, kin tutmak. 2. intikam, öç: Kin almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spear carrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheath. scabbard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheath. scabbard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge. rancour. rancor. spite. hate. enmity. animosity. animus. antagonism. despite. gall. hatred. hostility. ill-feeling. malevolence. malignity. resentment. revenge. venom. venomousness. virulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animosity. antagonism. feud. gall. grudge. hatred. hostility. malice. rancour. spite. venom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A diminutive suffix; as, manikin; lambkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A primitive Chinese instrument of the cittern kind, with from five to twenty-five silken strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relationship, consanguinity, or affinity; connection by birth or marriage; kindred; near connection or alliance, as of those having common descent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relatives; persons of the same family or race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of the same nature or kind; kinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit velocity in the C.G.S. system a velocity of one centimeter per second. group of people related by blood or marriage a person having kinship with another or others; 'he's kin'; 'he's family'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grudge. deep resentment. rancour. deep-seated enmity. to bear sb a grudge. to bear a grudge against sb. animosity. antagonism. ill feeling. gall. hate. hatred. particular malice. rancour rancor. venom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a person having kinship with another or others; 'he's kin'; 'he's family'. group of people related by blood or marriage. related by blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A blood or marriage relative; as in 'next of kin' refers to the closest relative. chemical/x-kinemage -- Kinemages or 'kinetic images' were developed to be distributed with Protein Science Journal They allow the authors of the images to communicate ideas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The word for the Sun Also one day in the Maya Calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kingfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Blood relatives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

FI -kin. groin. n kin, family [OE cynn].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kinematics files 'contain animation that moved from one key frame to another, and allow the developer to model movements in the development tools rather than in the game code ' 4.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abdomen. paran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) ufak, küçuk (kuçültme eki,-cik).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. akraba, hısım; eski soy, nesep; akrabalık; s. akrabalığı olan, aynı soydan; benzer. near of kin yakın akraba. next of kin huk. en yakın akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

beyaz sosta pişmiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addressograph. mailing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. spoil. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «akmak» tan). 1. Akarcasına şiddetli ve hızlı hareket veya hücum. 2. Çapul ve talan için düşman yurduna tecavüz ve hücum: Akın etmek = Yığın yığın, birbirini müteakip ve kalabalıkla. -

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. foray. rush. afflux. exodus. flow. incursion. inflow. influent. influx. inroad. inrush. invasion. irruption. razzia. spate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exodus. flow. foray. incursion. influx. inroads. invasion. raid. tide. rush. inroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. assault. storm. rush. run. incursion. influx. inroad. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). benzer, yakın; akraba olan, hısım olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rushing and surging in grounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akın yapan yiğit. Yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapul için hücum eden süvari askeri, akıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider. incursionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşmanlarının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşman yurduna çapulculuk için hücum eden askerin hal ve sıfatı ve bu tarzdaki harb ve tahrip usûlü : Akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akınalp)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tan yeri ağarırken yapılan akın

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir sıvı cismin mütemadiyen hareketi, akış. 2. Nehir veya deniz suyunun bir tarafa doğru cereyanı : Boğaziçi akıntısı (Aksine anafor derler). 3. Bazı hastalıklarda bir delikten cerahat cereyanı. Akıntı burnu: Akıntıya maruz burun. Akıntıya kürek çekmek = Olmayacak bir işe çalışmak, nafile yorulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. current. flux. stream. afflux. chute. circulation. drift. effluence. effluent. issue. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. stream. current. leak. flux.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flow. current. leakage. stream. drift. tide. weathering. chute. efflux. race. running. seepage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamy. sloping. pitching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

streamless. still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conceivable. legitimate. plausible. possible. rational. sane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformable to reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Parlak, görkemli, temiz huylu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flamethrower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir şeye alışmış olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed. trained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. accustomed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used to. accustomed to. accustomed. familiar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sevdalı, aşık, vurgun. 2.El çırpma, övme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for God's sake. for Heaven's sake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Keskin kılıç.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Şehzade.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yavaş, ağır, sakin, gelecek yıl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «aşmak» tan). T. Geçkin, ilerlemiş, aşmış olan: Altmış yaşını aşkındır. 2. Haddini tecavüz eden, hiddetli. Aşkın taşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultra. over. out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excessive. exceeding. beyond. transcendent. transcendental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transcendent. in excess. over. more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Geçkin, aşmış olan. 2.Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3.Fazla. 4.Sonra. 5.Benzerlerinden daha üstün. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Aşkın).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aşkın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtrusive. pesterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İlk çocuklara takılan isim.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عين اليقين] kesin, kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay şehzadesi, ay prensi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bedenen yorucu , yıpratıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yardım, müzaheret; tasdik; arka, arkalık, destek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sürekli nazlanan, çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

«Hele bak, olacak şey mi bu?» gibi şaşkınlık anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

he looked about him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Kendi üstüne veya etrafına bakmak: Bakınıp duruyordu. 2. Şaşırmak, şaşa kalmak: Bakınıp durma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balaban).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (ingilizce «bank note»). Banka parası,.her memlekette millî bankanın para makamında tedavül etmek üzere çıkardığı muhtelif miktar ve kıymetli nakdî para, kâğıt para.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yolculuk eden, yolcu gezgin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağır, sakîl. 2. Basıp geçen, galip, faik, üstün: Bu, hepsinden baskın çıktı. 3. Ansızın hücum, birden basıp gafil tutma, şebhûn. Baskın vermek = Ansızın hücuma uğramak, kabahat işlerken tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dominant. prepotent. predominant. preponderant. overpowering. heavy. raid. sudden attack. descent. forage. foray. incursion. inroad. irruption. surprise. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust. descent. foray. incursion. inroads. predominant. raid. surprise. inroad. bust. descent. unexpected visit. dominant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raid. unexpected visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

güneslenmek için su yüzüne çıkan çok iri cüsseli fakat zararsız bir cins köpek balığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batmış, çökmüş, çökük. 2. Çukur, derin. 3. İşi harap. 4. Müflis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt. insolvent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt. hallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batıp çökmüş şeyin hali, çöküklük. 2. Çukurluk, derıniik. 3. Müflislik, iflâs. 4. İşi harap olmaktık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankruptcy. hallowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Baytal).

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. benchmarking

bilgileşim

Kuruluşlar, şirketler arasında bilgi satma.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Tecrübeli çapkın, külhanbeyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tough. toughie. brave. fearless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rascal. scamp. roughneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Hakkiyle, lâyıkı veçhile, tamamiyle, gereği gibi: Vazifeyi bihakkın ifa etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Hakkiyle, lâyıkı veçhile, tamamiyle, gereği gibi: Vazifeyi bihakkın ifa etmelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perfectly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحق] hakkıyla, hak ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bikini. two-piece. two-piece swimming suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bikini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman's abbreviated two-piece bathing suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bikini.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a woman's abbreviated two-piece bathing suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bikini, iki küçük parçadan ibaret mayo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usanç, bezme, bıkma, nefret, üşenme: Adama bıkıntı gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok bıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fed up. jaded. tired. sick. bored. fed-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bored. tired. gutted. job boredom. weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok bıkmış olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. boredom. tiredness. weariness. bellyful. ennui. surfeit. tedium. willies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weariness. boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom. disgust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birikmekten hasıl olan şey, yığılan miktar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conglomeration. accumulation. heap. talus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. collection. deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bitmiş, mahv ve harap olmuş, hal ve tâkati kalmamış: O bitkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

careworn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. fagged. groggy. haggard. jaded. listless. prostrate. shot. spent. weary. wonky. worn-out. tired out. dog-tired. all-in. dead beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhausted. broken down. bushed. dead beat. dead tired. down- and-out. effete. gone. jaded. knackered. out on one's feet. peaky. played out. pooped. prostrate. spent. worn. worn out. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. weariness. deadness. fag. fatigue. frazzle. languor. lassitude. over-fatigue. prostration. staleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion. fatigue. languor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhaustion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayakkabı,soba. v.b. boyası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. okumuş kadın; entellektüel kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şerit veya kordonu bir delikten geçirmek için kullanılan iğne, biz; saç firketesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil veya konser için anlaşma; yer ayırma; bilet alma; deftere kaydetme. booking-office i., ing. bilet gişesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güderi; çoğ. güderi pantolon; A.B.D. güderi rengindeki at.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steam engine. vapour engine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishwasher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bumpkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. budala kimse, ahmak kimse; den. seren, bumba, kuntra mataforası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Ovagadovgov.

Nüfus: 10.135.000.

Yüzölçümü: 105.946 km2.

Komşuları: Kuzeybatı’da Mali, Kuzeydoğu’da Nijer, Güneyde Benin, Togo, Gana, Cate d’Ivoire.

Önemli Şehirleri: Ovogadougov, Bobodiovlasso.

Din: %65 yerel inançlar, %25 Müslüman, %10 Hıristiyan.

Dil: Fransızca, kabile dilleri.

Yönetim Biçimi: Askeri Yönetim.

Tarih: Mossi kabilesi bölgeye 11. İle 13. Yüzyıllar arasında girdi. Krallıkları, Mali ve Sanahai imparatorlukları tarafından bozguna uğratılana kadar yönetimde kaldı. Fransız hakimiyeti 1896’da başladı, fakat Yukan Volfa (4 Ağustos 1984’te Burkina Faso olarak ismi değiştirildi). 1947 yılına kadar ayrı bir bölge olarak görülmedi. Tambağımsızlık 5 Ağustos 1960’ta kazanıldı ve Fransa yanlısı bir hükümet seçildi. Ordu 1980’de yönetimi ele geçirdi. 1987’deki darbe bugünkü rejimin temellerini attı. 1990’larda da sınırlı demokrasiyi ülkeye getirdi. Bugün, yüzbinlerce çiftçi Löte d’Ivoire ve Gana’ya göçetmektedirler. Ülke, yoğun biçimde dış yardıma bağımlı durumdadır.


Ülke by

Sağlık Bilgisi

Burun akıntısının nedeni; nezle, saman nezlesi, sinüzit, müzmin nezle, alerjik burun iltihabı veya burna herhangi birşey kaçmış olmasıdır. Ayrıca kızamık başlangıcında da görülür. Burun akıntısını tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı ılık suya 10 damla limon suyu konup, karıştırılır. Burna azar, azar çekilir. Günde 3 kere tekrar edilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. potin, kısa çizme; eski Yunan ve Roma tiyatrosunda oyuncuların giydiği sandalet; trajedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. potin, çizme veya eski Yunan ve Roma tiyatrosunda oyuncuların giydigi sandaleti giymekte olan; trajediye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şimşek, berk (k kalın).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vidala, vaketa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Alev.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

washing machine. washer. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

konserve kutusu. kutu. teneke kutu. teneke kutudakı ıçecek. kodes. hapıshane. hela. kiç. popo. kaba et. -ebılmek. yapabılmek. edebılmek. konservesını yapmak. olabılmek. konservelemek. kasede kaydetmek. kayit yapmak. uzaklaştirmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gracious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affable. likable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amiable. charming. congenial. cuddly. cute. folksy. gracious. likable likeable. pleasant. warm hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graciousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depressed. disgruntled. fraught. out of spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak teneke kutu, küçuk su kabı; tahta kova.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek can, eşsiz can.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (eldiven yapımında kullanılan) kuzu veya koyun derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok yürüyen, çok koşan. 2. Açık eşkin giden (at). 3. Her tarafa koşup bir yerde dikiş tutmayan, serseri, derbeder. 4. Hovarda, sefih, içki ve kumar gibi kötü huyları olan. Uçarı çapkın = Sefahatte aşırıya kaçan. Mahalle çapkını = Mahallesini alt üst eden yaramaz çocuk, külhanbeyi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagabond. dissolute. rakish. flirtatious. lecherous. lewd. licentious. profligate. roguish. vagabond. rascal. debauchee. rake. amorist. chaser. flirt. libertine. lothario. profligate. rip. rogue. varlet. villain. wolf. womanizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arch. wolf. womanizer. woman-chaser. casanova. philanderer. lecher. rake. coquettish. sensual. lecherous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

womanizer. dangler. graceless. libertine. licentious. lubricious. scallywag scalawag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roguish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapkın hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çapkın adamın hali, sefahet, yolsuzluk, hovardalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

profligacy. debauchery. rascality. dissipation. dissoluteness. lechery. libertinage. libertinism. licentiousness. roguery. vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauchery. dissipation. profligacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libertinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir zengin veya büyükçe adama intisap etmiş olan: Filâna çatkındır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). soğüt ağacının çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çatkın olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çeğln, çiğin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. disadvantage. danger. risk. reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekinme huyu olan, ürkek. Ar. muhteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. shy. timid. uncommunicative. unsociable. unsocial. reserved. retiring. bashful. coy. demure. diffident. distrustful of oneself. eunuch. faint. fainthearted. farouche. mousy. shrinking. standoffish. timorous. withdrawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backward. bashful. coy. diffident. inhibited. reserved. retiring. sheepish. shy. timid. hesitant. mousy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timid. hesitant. ashamed. bashful. coy. diffident. faint hearted. gutless. inhibited. offish. reserved. retiring. shamefaced. shy. strange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekingen olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhibition. reserve. timidity. shyness. diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstention. compunction. forbearance. reserve. wince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaçınmak, Osm. ictinâb ve ihtirâz etmek: Kendisi gitmek istiyorsa da, söz olmasın diye çekiniyor, filândan çekiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep clear of. get cold feet. have cold feet. chicken out. hesitate. fear. hold back. beware. shy. boggle. dread. flee from. flinch. funk. hang back. hold off. shrink. shun. wince. withdraw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain. fear. forbear. refrain. shun. shy. to avoid. to abstain. to shun. to refrain. to draw back. to beware of. to shrink. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate to do. to recoil from doing sth. to be timid of. abstain. blench. boggle. eschew. forbear. hold back. scruple. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇİĞİSKİN yahut ÇİSKİN) (i.). 1. Pek ince çiğ, az ve hafif şebnem. 2. İnce ve güneş görünce eriyip görünmez olan kırağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağ, bohça, paket. 2. Bir keseye konan veya bir parça beze sarılı para vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knotted bundle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkın haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıkıntı, hizadan dışarıya çıkmış şey. Burun, dirsek: Duvar orada bir çıkıntı yapıyor. 2. Yazı satırından dışarıya çıkmış, tashih veya ilâve cümlesi yahut kelimesi: Müsveddenin hiç çıkıntısı yoktu. Temize çekerken çıkıntıları unutmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection. protrusion. outgrowth. overhang. jut. bulge. foreland. ledge. offset. process. prominence. promontory. protuberance. raise. ridge. salience. saliency. spur. style. stylus. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. bump. flange. projection. prominence. protrusion. protuberance. marginal note çıkma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nosing. projection. protuberance. snag. promontory. salient part. marginal part. bay. ledge. notch. screening. rummage goods. rummage. cutting. refuse. waste. outcrop. waste product. dross. chip. waste material. trimming. trash. scrap. scraping. tailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizadan dışarıya çıkmış burun ve dirsekleri olan: Çıkıntılı duvar. 2. Satırdan dışarıya çıkmış tashih veya ilâve ibâreleri bulunan: Çıkıntılı yazı, müsvedde. Çıkıntılı, girintili = 1. Hizadan dışarıya çıkmış ve içeri girmiş yerleri olan: Çıkıntılı, girintili bir duvar. 2. Çıkılıp girilecek yerleri, kapı ve geçitleri olan: Çok çıkıntılı ve girintili bir ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projecting. stretching out. bossed. overhanging. dented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizadan dışarı çıkmış yerleri olmayan, düz: Çıkıntısız bir duvar. 2. Satırdan dışarı çıkarılmış ek ve düzeltme ibâreleri olmayan: Çıkıntısız bir müsvedde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

non-projecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça «çirk» den, yani kirli). 1. Güzelin zıddı, çirkin: Çirkin adam. Çirkin kız. Çirkin yüzlü. 2. Kötü, beğenilmeyecek. Ar. Mezmûm, redâ, Fars. bed: Çirkin iş, çirkin huy. Kötü, fena: Çirkin etmiş, çirkin söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugly. shapeless. beastly. unsightly. unattractive. ill-favored. ill-favoured. nasty. unpleasant. eldritch. flagrant. foul. god-awful. heinous. hideous. homely. horrid. inelegant. misshapen. nefarious. obnoxious. plain. seamy. uncomely. uncouth. unhan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty. filthy. hideous. homely. horrid. indecent. inelegant. mean. nasty. obnoxious. offensive. outrageous. repugnant. seamy. ugly. unpleasant. unsavoury. unsightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرکين] kirlenmiş. 2.çirkin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az çirkin: Çirkince bir kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinleşmek. Çirkin saymak, kötülemek. Osm. zem ve takbîh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Kıyafet değiştirince çirkinlendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin olmak, çirkinlik peydâ etmek: Küçükken oldukça güzeldi; lâkin büyüdükçe çirkinleşiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Pek çirkin değildir; lâkin o kıyafet kendisini çirkinleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blemish. deface. to make ugly. to disfigure. to blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Terbiye noksanı, güzel bir kızı çlrkinletmek için kâfidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çirkin olanın hali, güzellik karşılığı. 2. Kötülük, fenalık. Ar. redâet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disfigurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ugliness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çirkin bulmak, çirkin saymak, çirkin görüp beğenmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Çisenti, çiğeskin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k).dili kendine aşırı güvenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). pişirme, yemek pişirme sanatı; (s). yemeklik, yemek pişirmede kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). fevkalade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ABD)., (argo). pis, kahrolası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). kraking.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Dağaşan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter. touch typewriter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dihkan). 1. Çiftçiler, köylüler. 2. Köy ağaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. dükkân). Dükkanlar, (bk.) Dükkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دکاکين] dükkanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Diklemesine. Dikine gitmek: Karşısındakinin zıddına gidecek şekilde hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sewing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidney machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında beyaz akıntı; tıp dilinde ise; Gleet denilir. Arasıra görülen beyaz akıntı pek önemli değildir. Çünkü üşütmek, ruhi bunalım, uzun süren bir hastalık veya yüksekçe bir yerden düşmekten kaynaklanabilir. İç çamaşırında krem rengi beyazlıkta bir leke görülür. Kuruduğu zaman kahverengiye çalan sarı bir renk alır. Önce beyaz akıntının nedenini bulmak gerekir. Önemli bir hastalıktan kaynaklanmıyorsa, aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Anason

Hazırlanışı : 2 kahve kaşığı anason, tavada iyice kavrulup yenir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayaklarında beşer tane parmak bulunan İngiliz tavuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) içki içme alışkanlığı, içki iptilâsı. drinking bout içki âlemi. drinking cup kadeh. drinking fountain bardaksız içilen içme suyunu yukarı doğru fışkırtan bir çeşit musluk. drinking horn boynuzdan yapılmış kadeh. drinking song içki içilirken söylene

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). inançları kökünden sarsan, fikirleri altüst eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ekmek’ten). Ekilmiş tahılların sürmüşü, tarlada bitmişi, hububat. Ar. mezrûAt: Yeni bitmiş, tohuma gelmiş, sararmış ekin: Ekin biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. growing grain. corn. cropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn. crop. culture. harvest. culture kültür.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. growing grain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Ekilmiş tahılın sürmüşü, tarlada bitmiş tahıl. 2.- Kültür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin ekip biçmekle meşgul adam, çiftçi. Ar. fellâh, harrâs: Ekinci takımı. Ar. zürrâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekin ekip biçmek ve ona ait ilim ve sanat, ziraat. Ar. felâhat, harâset.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Ekine mahsus veya elverişli: Ekinlik tarla, arazi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kinn’in c. (bk.) Eknân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. astronomi). Altı aylık fasılalarla gündüz ve gecenin eşit olu

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équinoxe

gök b. gün tün eşitliği

Gece ile gündüzün eşit olması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equinox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mekân). Mekânlar, yerler, (bk.) Mekân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اماکن] mekanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mekân). Mekânlar. (bk.) Mekân.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [امکنه] mekanlar, yerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutuşturmak, alevlendirmek, yakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit akıncı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Vücut gelişmesi tamamlanmış olan, kâhil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. mature. pubescent. of adult age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erişkin olma hali, olgunluk, kâhillik.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genel kural olarak gelişmiş hayvanların beyinleri basit yapılı hayvanlarınkinden, iri yapılı hayvanların beyinleri de küçük hayvanlarınkinden daha büyük ve karmaşıktır. Ama beyin büyüklüğünün zeka ile hiçbir bağlantısı yoktur. İnsanlarda yetişkinlerin beyinlerinin çocuklarınkinden, erkeklerin beyinlerinin kadınlarınkinden biraz daha büyük olmaları yalnızca yaş, vücut ağırlığı ve cinsiyet farkından kaynaklanır.

Bir beyine bakarak, onun bir kadına mı yoksa erkeğe mi ait olduğuna karar veremezsiniz, çünkü aralarında şeklen gözle görülür büyük bir fark yoktur. Ancak her iki cinsiyetin beyinleri arasında ortalama bir büyüklük ve ağırlık farkı vardır. Kadın beyinleri erkeklerinkinden yaklaşık yüzde 10 daha küçüktürler. Ortalama yetişkin bir erkeğin beyninin ağırlığı 1.375 gramdır.

Burada unutulmaması gereken en önemli husus, kadınların vücut ağırlıklarının da erkeklerden yüzde 10’un üstünde bir oranla hafif olmasıdır. Yani kadının beyninin vücuduna oranı yaklaşık yüzde 2,5 iken erkeğin yüzde 2’dir. Sonuçta kadınlar vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahiptirler.

Tek bir beyne bakarak hangi cinse ait olduğuna karar veremezsiniz ama ortada 100 tane beyin varsa en küçüğünün bir kadına, en büyüğünün ise bir erkeğe ait olma ihtimali çok kuvvetlidir.

İnsan beyninin hacim olarak büyüklüğünün zeka ile bir alakası yoktur. Bilimsel çalışmalar ilk insanlardan Neanderthal adamının beyninin günümüz modern erkeğininkine göre 100 santimetreküp daha büyük olduğunu göstermiştir.

Bilinen en büyük beyinlerden biri Rus yazar Turgenyev’inki idi ve 2021 gramdı. Dünyanın en zeki bilim adamlarından biri kabul edilen Einstein’in beyni ise ortalama boyutta bir beyindi.

Yunusun beyni ortalama 2270 gram ağırlıkta olup insanınkinden yaklaşık 1,66 kat daha ağırdır. Ancak bu, yunusların insanlardan daha zeki oldukları anlamına gelmez. Beyin ağırlığı ile zeka orantılı olsaydı 5 kiloluk beyni ile fil karadaki hayvanların hepsinden, 9 kiloluk beyni ile balina tüm canlılardan daha zeki olurdu.

İnsan beyninden 7 kat daha ağır olan balina beyni, kendi vücudunun 40000’de biri kadardır. Memelilerin beyinlerinin ağırlıkları genel olarak vücut ağırlıklarının 100’de biri, kuşların 200’de, sürüngenlerin 300’de, balıkların ise 5 - 6,000’de biridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free. liberal serbest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Serbest, hür.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çalışan erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bağımsız, özgür insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu erkek. - Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Eşen, koşan, çabuk yürüyüşlü, yürük (at). 2. Yürüyüşün yorga da denilen çeşidiyle yürüyen (at). 3. Yürüyüş: Eşkini açık at. 4. Atın bir çeşit yürüyüşü ki, fâsılasız ve muntazam bir adımla süratlj yürümekten ibarettir, yorga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Sipahilerin bilfiil sefere koşan sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve muntazam yürüyen (at). Yürük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muntazam yürüyüşü olmayan (at.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. effective. forceful. operative. prepotent. ascendant. ascendent. effectual. hard-core. real.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forceful. operative. active. effective aktif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

active. effective.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (uyd. k.). (bk.) Aktivizm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. efficiency. forcefulness. operation. strength. trenchancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activity. effectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

efficiency. activity. event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behold. discover. note. recognize. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discover. get. note. notice. take notice of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(yarpuz): Akdeniz bölgesinde yetişen, tüylü 10-50 santimetre boyunda, kuvvetli kokusu olan bir bitkidir. Yaprakları kısa saplı olup, oval şeklindedir. Çiçekleri morumsu pembelidir. İçeriğinde uçucu yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Mide ağrısını keser. Kusma ve bulantıyı önler. İktidarsızlığı giderir. Vücudun dinç kalmasına yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titiz, kılı kırk yaran, çok meraklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak yağ fıçısı; bir ingiliz sıvı ölçü birimi (bir varilin dörtte biri oylumunda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağacın kökünden çıkan sürgün.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). sünnet derisi, gulfe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camera. photographic apparatus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). günlük, buhur, tütsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Atlasçiçeğigillerden, yaprakları etli yayvan ve dikenli bir bitki ve bunun meyvesi (opuntia ficus india). Buna firavun inciri veya Hint inciri de denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, çog gen saka bol çorap veya pantolon; getir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. mirası erkek evlâtlar arasında eşit olarak eski bir taksim usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nubile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak salatalık, turşuluk hıyar, adi veya yabani hıyar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavy. zigzag. toothed. craggy. intricate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keçi postu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yeni başak meydana getirmiş ekin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen sighted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yaşlanmış dişi kedi; cadı karı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı, nazik.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حبل المساکن] sarmaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. T.). Üzerine, için: Bu mesele hakkında konuşalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the matter of. relating to. about. concerning. regarding. respecting. as regards. touching. over. in re. out of. re. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the matter of. relating to. about. concerning. regarding. respecting. as regards. touching. over. in re. out of. re. round. after. of. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. concerning. regarding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fugitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çok çalışkan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. hâkan). Hâkanlar, Türk imparatorları. Türkçe’den Arapça’laştırılmıştır. (bk.) HAkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(T.>A.) [خواقين] hakanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculating machine. adding / calculating machine. computing machine. counting machine. adding machine. reckoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insanoğlu; beşeriyet, beniâdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçeriye ait, dahilî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immanent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Varlığın içinde bulunduğu varlığın yapısına karışmış olan. 2.Yalnızca bilinçte olan. 3.Deney içinde kalan, deneyi aşmayan. 4.Dünya içinde dünyada olan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immanence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi). 1. Birinciden sonra gelen, Ar. sânî: ikinci kapı, ayın ikinci günü. On ikinci = Ar. sânî aşer. Yirmi ikinci, yüz ikinci. 2. Muavin, yardımcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary. second. second. deutero-. vice-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second. secondary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second. secondary. accumulative legacy. overlying mortgage. subsequent mortgage. vice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondarily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collateral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second- class. second level. second rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second half.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsidiary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collateral. minor. peripheral. secondary. subordinate. subsidiary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary. by product. collateral. derivative. knock on effect. sub. subordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Secondary Markets)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Her şeyde ruh ve madde, iyilik ve kötülük gibi iki zıt prensibin varlığını ileri süren felsefe, Ar. sünâiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

second rank. second prize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğle ile akşam arasındaki namaz vakti, Osm. asr-ı sânî: İkindi namazı, ezanı. İkindi üstü = İkindi vakti, mec. İkindiden sonra = Vakitsiz, pek geç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mid-afternoon. afternoon. midafternoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

midafternoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkınıp zorla nefes almak. 2. Şiddetli kasıntı ve akıntı hâlinde veya doğum yaparken kendini zorlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazla sıkıntısı olan adamın veya doğuracak kadının zorlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

related. concerning. regarding. respecting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regarding. relative. concerning. relating to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corresponding. relating to. concerning. regarding. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başta, en evvel, ibtidâdan, ilk defa olarak: Ben ilkin öyle anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initially. first. firstly. in the first place. at first. at the beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at first. in the first place. firstly. at first hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Önce, öncelikle, uydurma bir kelime. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz ülke.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.İnalkut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Su, çirkef vesaire birikmesi, yığını, dugun su, çirkef vs. 2. irkilme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Bitki sürgünü, asma filizi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bahçe râvendi denilen bitki. 2. Küçük asma filizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Karamercan balığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vücudu yassı, pullu bir balık (corvina nigra).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kutu açılınca içinden fırlayan yaylı kukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yılan yastığına benzer bir Amarikan bitkisi, (bot.) Arisaema triphyllum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dar yelek; eski deri yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaçmış, kaçak, firari, düşmana kaçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runaway. deserter. fugitive. truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başa kakılan şey. bk. Kakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalkınmasını sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to improve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalkınmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconstruction. development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. progress. improvement. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. improvement. progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development pace. rate of development.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuvvet bulmak, refaha ulaşmak, hâli iyileşmek: O tacir hayli düşmüş iken kalkındı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progress. to progress. to develop. to advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to develop. to make progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygun, düzenli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snowplough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Kartay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Hüc relerin bir çoğalma şekli. Karyokinezde çekirdek parçalanarak hücrenin iki kutbunda toplanır ve orada yeni birer çekirdek haline gelir. Daha sonra hücre ortadan boğulup ikiye bölünerek iki yeni hücrenin meydana çıkar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok kesici, bilenmiş, Ar. kaatı’, sârim, Fars. tîz, bürrân: Keskin kılıç, bıçak, çakı. 2. Delici, sivri, hâd: Keskin iğne, diken. 3. Sert, kuvvetli, şiddetli, şedîd, pek: Keskin koku, sirke, tütün. 4. Müessir, tesirli, dokunaklı: Keskin dil, söz, kalem. 5. Pürüzsüz: Keskin yazı. 6. Faal, serî, Fars. cüst ü çâlâk: Keskin adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharp. sharp-edged. cutting. keen. pungent. severe. stinging. strong. incisive. acute. piquant. acrid. biting. bitter. blazing. dead. deep. edged. exquisite. keen-edged. mordacious. nipping. nippy. piercing. poignant. pointed. quick. sharp-cut. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrid. bitter. keen. piercing. poignant. pungent. rank. searching. sharp. shrill. smart. strong. tart. virulent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keen. sharp. pungent. acute. severe. biting. bitter. clear cut. exact. exquisite. incisive. intense. lively. nipping. penetrant. penetrating. piercing. poignant. quick. salty. searching. shrewd. shrill. smart. splitting. strong. trenchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpshooter. dead shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Keskin olmak, bk. Keskin ve keskinleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çok kesici veya delici olmak, Osm. kaatı’ veya hâd olmak, bilenmek: Bu çakı, bu iğne keskinleşti. 2. Sertleşmek, kuvvet kazanmak: Sirke keskinleşti. 3. mec. Faal ve çevik olmak: O çocuk çok keskinleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keskin veya sivri şeyin hâli: Kılıcın, çakının, iğnenin keskinliği. 2. Sertlik, şiddet: Sirkenin keskinliği. 3. mec. Tesir, dokunaklılık: Dilin, sözün keskinliği. 4. Dinçlik, çeviklik: O çocuğun keskinliği. 5. Bir kesici Aletin kesen tarafı: Kılıcın keskinliği. 6. Kılıçlama vaziyet: Tahtaları keskinliğine komak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sharpness. keenness. pungency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seksen litrelik varil; on sekiz galonluk ölçü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hınna»dan galat). Arar bistan’da çıkan bir çeşit bitki kurusunun tozudur; kadınların ellerini, bazı ihtiyarların saç ve sakallarını kırmızımsı bir renkte boyamalarına yarar: Kına koymak. Kına gecesi = Gelin olacak kıza kına yakılan gece ki, vaktiyle düğünün sayılı günlerindendi. Sonra perşembe gecesi yapılan düğün eğlencesine de denmiştir. Kınaçiçeği = Bir cins çiçek. Kınalar yakmak = Sevincini açıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hınna): Kınaağacıgiller familyasından, anayurdu Hindistan olan ve Arabistan’da ve Akdeniz ikliminde yetiştirilen ayrık dallı, beyazımsı kabuklu, karşıt yapraklı bir ağaçtır. Çiçekleri beyaz renkli ve keskin kokuludur. Kurutulmuş yapraklarından kına elde edilir. Saç ve parmakları boyamakta kullanılır. Kullanıldığı yerler: Ayak terlemelerine engel olur. Dolamada kullanılır. Uyuz ve egzamaya iyi gelir. Guatrın üzerine bağlanırsa, faydası görülür. Sarılık, idrar zorluğu, gastrit ve kolit’de iyileştiricidir. Ağız yaraları ve deri çatlaklarını tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Türlü renkte çiçekleri olan bir süs bitkisi (balsamina hortensis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), iki çeneklilerden bir familya. Örnek bitkisi kınaçiçeğidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Buğdaypası mantarının tahıllarda meydana getirdiği lekeli hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devinduyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. devinduyumsal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parmak mafsalı, parmağın çıtlayan yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. qinquina). Amerika’dan gelen acı bir ağaç kabuğu; kinin bundan çıkar ve kuvvet için de şarap vesaire ile içilir: Kınakına şarabı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kontestozu): Kökboyasıgiller familyasından; anayurdu Peru ve Bolivya olan ve sanayii bitkisi olarak Cava, Güney Hindistan, Kolombiya, Seylan, Guatemala, Kamerun ve Kongo gibi tropikal ülkelerde yetiştirilen 15-20 metre boyunda bir ağaçtır. Kabuğundan kinin çıkarılır. Kınakınanın içeriğinde kinin, kinidin, kinşonin, singol, kupreol gibi maddeler vardır. Gövde, kök ve kabukları kullanılır. Tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Ateş düşürür. Sıtmayı tedavi eder. Tifoda faydalıdır. Ağır ve mikroplu hastalıkların nekahat devresini kısaltır. Cilt kaşıntılarında faydalıdır. İştah açar. Kuvvet verir. Kabızlığı giderir. Kinidin alkoloidi taşikardide kullanılır. Vücuda kuvvet verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kına ile boyanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hennaed. dyed with henna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hennaed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disapproval. reproach. blame. criticism. animadversion. castigation. censure. condemnation. denouncement. denunciation. disapprobation. reprehension. reprimand. reproof. reproval. strafing. strictures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. censure. denunciation. obloquy. reprimand. reproach. reproof. disapproval.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censure. condemnation. animadversion. castigation. criticism. adverse criticism. decrial. disapproval. flak. indignation. obloquy. reproach. reprobation. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1: Beğenmediğini bildirmek, Osm. zem ve takbîh etmek, tenkid etmek. 2. Eğlenmek, istihza etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast reflection on smb. blame. condemn. reproach. disapprove. reprove. castigate. censure. decry. denounce. fault. remonstrate. reprimand. reprobate. slate. stigmatize. strafe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censure. condemn. denounce. rap. to condemn. to censure. to reproach. to blame. to reprimand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to condemn. to censure. castigate. criticise. decry. fault. lash. rap. reproach. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beğenilmemek, aşağılanmak, tenkit edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be condemned. to be censured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Çok çalışkan, etkin, faal. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kinâyât). 1. Doğrudan doğruya söylemeyip dolayısıyle bir mânâ ifade eden söz: Kinâye yoluyla söylemek, şu tâbir filân şeyden kinayedir. 3. Dolayısıyle ve doğrudan olmayarak söylenilen dokunaklı söz: Birtakım kinâyelerle bana dokunmak istiyordu: O kinâyeler hep benim içindi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegory. allusion. implication. innuendo. insinuation. hint. figure of speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusion. innuendo. indirect remark. insinuation. word or expression used in both a literal and a figurative sense. dig. trope. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کنایه آميز] kinayeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan doğruya olmayarak; dolayısıyle dokunan, bu suretle dokunaklı; birtakım kinâyeli sözlerle târlze kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegorical. allusive. sarcastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allusive. insinuating. ironic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İnce zarif. 2.Aksi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kin tutan, kin güden, kindar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vindictive. rancorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rancorous. vindictive. nursing a grudge. bitchy. catty. pernicious. revengeful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spitefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vindictiveness. nursing a grudge. rancorousness. particular malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeşit, cins, tür nevi; eskitabiat, mizaç. a kind of millionaire milyoner gibi bir şey, âdeta milyoner. coffee of a kind kahveye benzer bir şey. I kind of expected it Biraz da bunu bekliyordum. Nothing of the kind Hiç de öyle değil. of a different

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müşfik, iyi kalpli, nazik, iyi, iyi huylu; başkalarını seven, sevgi besleyen; uysal, yumuşak başlı. kindhearted s. iyi kalpli kindliness, kindness i. şefkat, şef katlilik, yumuşakllk kindly s, z müşfik; z şefkatle; içten, gönülden. take it kindly

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KİN-DAR) (i. F.). 1. Gizli düşmanlık besleyen: Pek kindar adamdır. 2. Öç almaya susamış insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vindictive. rancorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کيندار] kinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana mektebi, anaokulu. kindergartner i. anaokulu öğretmeni veya öğrencisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı «kın-tıraş» ki, o da Türkçe «kın» ile Farsça «trâş» kelimelerinden yapılmış yanlış bir tâbirdir). Oluk ve yiv oymaya mahsus kundakçı Aleti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutuşturmak, yakmak; alev lendirmek, uyandırmak; alev gibi aydınlatmak; tutuşmak, yanıp tutuşmak; yanmak, ateş almak; parlamak; uyanmak, canlanmak. kindling wood sobayı tutuşturmak için ufak odun, çıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. akraba; soy; akrabalık; s. akraba olan; birbirine benzer, aynı soy veya tabiattan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Gizli düşmanlık, garaz («kin» gibi).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., eski inekler, büyükbaşlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öç arayan, intikam almak isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İntikam almak isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Öç alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Kin ile dolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gizli düşmanlık besleyen, garazkâr, kindâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کينه جو] kinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. harekete ait. kinematics i., fiz. hareket ilmi, kinematik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Mekanik ilminin cisimlerin hareketlerini, yörünge, hız ve ivme gibi hususlar bakımından inceleyen kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinematics. kinematic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. cinematograph.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kıncal).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(sonek) devim, devinim., hareket; bölünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. kinesthésie

fizy. devin duyumu

Devinmekten ve özellikle kasların kasılmasından canlının edindiği duyum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. kinaesthetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devimsel, kinetik. kinetic energy kinetik enerji. kinetics i. cisimlerde hareket meydana getirme veya değiştirmede kuvvetlerin etkisiyle uğraşan fizik dalı, kinetik bilimi. kine'toscope i. sinema makinasınm eski ismi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. fizik). Hareketle ilgili, hareket dolayısıyla meydana gelen, hareketli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic. kinetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kinetic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral; başta olan kimse; bir konuda en usta kimse; satranç şahı; iskambil papazı; dama olan taş; çoğ., b.h. Eski Ahit'te Krallar kitapları. King's Bench İngiltere'de vaktiyle kralın bizzat başkanllk ettiği yüksek mahkeme heyeti. king crab yengece be

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kralllk etmek. king it krallık etmek; krallık taslamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kral kuş, bir tür sinekçil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ana kilit, ana sürgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık hüneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. krallık, hükümdarlık; hükümet; saltanat; krallık ülkesi; biyol. âlem. kingdom come öteki dünya, cennet, ahret.kingdom of heaven Allahın hâkim oldugu ülke. the United Kingdom Büyük Britanya ile Kuzey İrlanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük uskumru; (A.B.D.), k.dili kodaman, bir mahalle veya partinin kuvvetli adamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalıçapkını, iskele kuşu, emircik, zool. Alcedo atthis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .küçük kral; çalıbülbülüne benzeyen bir çeşit ufak kuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kral gibi, krala yaraşır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. krala ait; krala yaraşır; şahane, azametli, muhteşem, kral gibi. king liness i. kral heybeti ve azameti, haşmet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bowling oyununda en önde bulunan çomak; k.dili baş, elebaşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili normal ölçülerden büyük (sigara).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sinik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kaynak, menba. 2.İstek, arzu, gayret. 3.Obur. 4.Oğuzların 24 boyundan biri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kınık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kınakına kabuğundan çıkarılan beyaz bir alkaloit. Başlıca sıtma ilâcı olarak kullanılan kinine halk arasında kinin sülfatı sözünden kısaltılarak «sulfata» deıiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of a class of plant hormones that promote cell division and delay the senescence of leaves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quinine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of a class of plant hormones that promote cell division and delay the senescence of leaves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir tahtanın lâmbasına geçen öbür tahtanın çıkıntılı kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sinizm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. halat, tel veya ipin dolaşması; garip fikir, kapris; ağrılı kas kasıncı, tutulma; f., den. halat gibi dolaşmak; dolaştırmak. kinky s. dolaşık, girift; (argo) müstehcen; garip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus et yiyen, ağaçlarda yaşayan ve kediden büyük memeli bir hayvan, zool. Po tos flavus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Dört kanatlı böceklerden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kılıca kın yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nurse a grudge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayıplamak, zemmetmek, küçümsemek («kınamak» gibi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kenevir demek olan Ar. «kınneb» den). Kenevirden, kaba şeyler dikmeye ve bağlamaya yarayan ince sicim veya kalın iplik: Kınnapla dikmek, bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

string. twine. pack thread. pack twine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kaf’ın zam ve kesri caizdir). Kenevir, kendir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kuzey Suriye’de bir şehir, eski Halepde denilmektedir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı tropikal ağaçlardan çıkan, ilâç ve tabaklıkta kullanılan, kurutulmuş, kırmızı, sıkıştırıcı usare veya zamk; bu zamkı veren ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. akraba, hısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kinşasa, Kongo Cumhuriyetinin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. akrabalık, yakınlık, hısımlık; birbirine benzerlik. kinship family akrabalarıyle beraber oturan geniş aile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -men) i. erkek akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ .-women) i. kadın akraba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İslavca: kniaz). Prens: Karadağ kinzi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(dsi.). Kırk derecesinde olan, otuz dokuzuncudan sonra gelen: Kırkıncı gün, kırkıncı sene, yüz kırkıncı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortieth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin kenar ve uçlarından kesilen şeyler, kırpıntı: Ağaç kırkıntısı. 2. Kırpılan yapağı veya saç ve sakaldan düşen yapağı veya kıllar: Kırkıntıları toplamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kıralp).

İsimler ve Anlamları by

Sağlık Bilgisi

Damak eteğinin ortasından sarkan uzantıya küçük dil denir. Burada meydana gelen şişkinliğin tedavisi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı saf zeytinyağına 3 kahve fincanı kına konur. Iyice karıştırıldıktan sonra 1 tatlı kaşığı kadar alınıp, küçük dilin etrafına sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutlu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Biri diğerinin şartı yerinde olan iki cümle arasında kullanılır, ama, fakat, ancak, şu kadar var ki, şu şartla ki: Ben gelirim, lâkin gece kalamam; -seni oynamaktan menetmem, lâkin önce dersini yapmalısın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however ama. fakat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Ladykin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

but. however.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لکن] ancak, ne var ki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalayış, yalama; k.dili dayak; biçim verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. for ile sevme, hazzetme, meyil, alâka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ters yönde olan; karmakarışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmurluk; kauçuk kaplı ince kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Makine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. machina ki, o da Yunanca’dan alınmıştır). 1. Çarkla veya diğer usûl ve tertiple, gerek enerji, zenberek vesaire ile gerek elle hareket ettirilerek iş gören Alet: Saat, vapur makinesi; tarım makineleri. 2. Mekanik ilmi (bu mânâsı eskimiştir). 3. (argo) Tabanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine. engine. device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engine. machine. press. device. contraption. machinery. car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machine. engine. mechanism. workings. motor. machinery. device. mechanical. workhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Makineli hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makinesi olan, makine ile çalışan. Makineli tüfek = Tetiğine basılınca arasız ateş eden bir çeşit tüfek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yapma, etme; teşekkül, yapı. başarı sebebi; çoğ. malzeme; çoğ. hususiyetler, nitelikler. making iron kalafat demiri. He has the makings of a man Adam olacağa benziyor. in the making olmakta, yapılmakta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Makinelerden anlayan usta işçi. 2. Lokomotif, vapur veya fabrikanın makinesini işleten kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machinist. mechanic. engineer. engine driver. machine repairman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineer. engineman. engine operator. machine operator. machinist. shop machinist. enginedriver. locomotive driver. fitter. operative. engine driver. mechanic. runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

alışılmışın ötesinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. manken, insan şekli; anatomi modeli; adamcık, ufak adam, cüce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beşeriyet, insanlık; insanoğulları; erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan modeli, manken; kadın manken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işaretler; çoğ. hayvanların tüy veya deri veya pullarının farklı renkleri; işaretleme. marking ink (çamaşır üzerine marka koymaya mahsus) sabit mürekkep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. muskellunge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mekân» dan, «mekânet» ten smüş.). 1. Oturan, yerleşmiş: Mekânın şerefi mekîn itibariyledir. 2. Nüfuz, iktidar ve vakar sahibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temekkün eden, oturan yerleşen. 2.Vakarlı, temkinli, vakar, iktidar sahibi. Hz.Peygamber (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mekin). 1.İktidar ve onur sahibi. 2.Yer tutup oturan, yerleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şen, neşeli; i. cümbüş, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mesken). Meskenler, (bk.) Mesken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. misktn). Miskinler, (bk.) Miskin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مساکن] yoksullar. 2.miskinler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساکن] konutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla çabuk yemek yiyenlerde, sinir veya sindirim sistemi bozuk olanlarda görülen bir durumdur. Midede aşırı derecede gaz ve midenin üst kısmında şişkinlik vardır. Hasta, sık sık geğirir. Sebebi midedeki salgı bezlerinin yeteri kadar çalışmaması, asit fazlalığı veya yemeklerin yeteri kadar çiğnenmeden yenmesidir. Tedaviye başlamadan önce, ağızdaki eksik dişler tamamlattırılmalı, çürük dişler de tedavi ettirilmeli, yemekleri yavaş yeme alışkanlığı kazanmalıdır. Ayrıda aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, limon.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı saf zeytinyağına 2 çorba kaşığı limon suyu konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Bu işlem, her sabah kahvaltıda tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(MİSKİN) (i. A. «meskenet» ten smüş.) (mü. miskîne) (c. mesâkin). Fakir, zavallı, zarurete düşmüş. 2. Beceriksiz, Aciz, elinden bir şey gelmiyen, mıymıntı. 3. Cüzzam hastalığına yakalanmış. Miskin illeti = Cüzzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slothful. indolent. lazy. bone-lazy. poor. helpless. wretched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A little bagpipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shiftless. indolent. helpless. wretched. lame / lazy dog. jack easy. miserable. poor-spirited. supine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسکين] zavallı, uyuşuk. 2.cüzzamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مسکين] misk sürülmüş, miskli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskin illetine, cüzzama yakalananlara mahsus yer, Ar. dârü’l-mezcûmîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Miskince, miskinlikle, fakir ve Acizce: Miskînâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fakir, çaresiz veya Aciz ve dertli olmak, acze düşmek: İhtiyarlayıp miskin olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Miskin hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fakirlik, zaruret. Beceriksizlik, aciz, çaresizlik. 3. Miskin hastalığı, cüzzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy. sloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alaycı kuş, zool. Mimus polyglottos.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köstebek derisi; buna benzer kumaş; çoğ. bu kumaştan yapılmış pantolon .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek parçalı bikini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “sükûn”dan İf.) (mü. müseskkine) (tıp). Ağrı vesaireyi durduran, teskin eden, rahatlandıran, uyuşturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmative. sedative. tranquillizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. F.). 1. Merhametle, acıyarak. 2. Sevgi ve şefkatle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «mekânet» ten İf.) (mü. mütemekkine). Mekân edinen, oturan (Arapça’da mânâsı: muktedir, kudretli).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Mutlay).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «yakn» dan if.). Yakından bilen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ممکن] mümkün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسکن] sakinleştirici, yatıştırıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devetüyü renginde Çin pamuklu kumaşı, kahverengimsi sarı renkten pamuk bezi; çoğ. bu bezden yapılan giysi; kahverengimsi sarı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nanking.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. peçete, peşkir; İng. çocuk bezi; sıhhi pamuk, hijyenik bağ. napkin ring peçete halkası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D., (argo) sevişirken kucaklaşıp öpüşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sinirlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Aydın ve güvenilir, emin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pek ince muşamba; çoğ. bu muşambadan yapılmış elbiseler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pek ince ve parlak bir çeşit kâğıt, pelür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sevilen, sayılan güvenilir, emin insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca: orca). istavrit azmanı denilen büyük bir cins balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tunny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuna. large tunny. tunny. tuna fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz akıncı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz arkın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özgür, güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yapısında emniyet ve güven taşıyan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşyayı bavula veya sandığa koyma; denk yapma, paket etme, ambalaj; salmastra, tıkaç, conta, tampon. packing box, packing case eşya sandığı. packing house büyük mezbaha. packing needle çuvaldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. özenen, dikkat sarfeden; zahmet çektiren; i. özenme, itina etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary inflation. inflation of the currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary inflation. inflation of the currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ellerin titremesi ve yüz kasla rındaki kontrolün kaybolması ile belirlenen sinir hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beijing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pekin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beijing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üzerinde kuşku duyulmayan, kesinlikle bilinen, kesin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Pekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pekin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Pekinli; i. Pekin köpeği; Pekinli kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pekin Türk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok güçlü kuvvetli, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. toplama; toplanılan şey; çoğ. toplanılacak artıklar; aşırma; aşırılan şey. slim pickings k.dili kıtlık, darlık, imkânsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. açık yük vagonuyle yüklü kamyon nakletme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. domuz derisi; A.B.D., k.dili Amerikan futbol topu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük toprak kap güveç; çamçak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi pişmiş, pişmesi tam ve kusursuz. 2. Olmuş, ham olmayan. 3. mec. Tecrübe görmüş, ham ve acemi olmayan. 4. mec. Yüzsüz, arsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ripe. hard-boiled. hard-nosed. brazenfaced. cagy. hard-bitten. old. pushful. pushing. sophisticated. worldly. worldly wise. conscience-proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

old. sophisticated. well-cooked. thick-skinned. well-done. experienced. hardened. worldly-wise. brazen. brazen-faced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well-cooked. well-done. brazen. indifferent to criticism. baked. mature. ripe. hard-baked / boiled. cured. hard- boiled. hard bitten. hard boiled. thick skinned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference to criticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zihnin doğrudan doğruya maddeyi etkileme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da yetişen portakal renkli balkabağı, bot. Cucurbita pepo, helvacıkabağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabak çekirdeği; Güney Amerika'nın doğusundaki tatlı sularda yaşayan güneş balığı, zool. Lepomis gibbosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, ramequin i. ekmek kırıntılarına yumurta ile peynir katılarak fırında pişirilen bir börek çeşidi: kalıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kızılderili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gururlu, ağırbaşlı. Yüce, yüksek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Rekin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. slbık). Sâbıklar, geçmişler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çul, çuval bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.) (aslı sakınmak fiilinin emir sigasıdır). Zinhâr, olmaya ki, iyi bak, dikkat et: Sakın oraya gitmeyin, sakın ha!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan if.) (mü. sâkine) (c. sükkân, sekene). 1. Oynamayan, aynı halde duran, hareketsiz: Değirmenin alt taşı sâkindir. 2. Oturan, ikamet eden, bir yerin ahalisinden olan: İzmir’de sâkin bir tacir. 3. Hareketsiz, durgun: Sâkin bir su, sâkin hava. 4. Kendi hâlinde, uslu, uysal, yumuşak, sessiz: Pek sâkin adamdır. 5. (gramer) Hareke ile okunmayan, seslisi olmayan harf (hece) ki, Arap alfabesinde üzerine sükûn ve cezm denilen işaret yazılır: Harf-i sâkin, hurûf-ı sâkine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beware!. take care!. don't!. mind!. don't do it!. you dare!. don't you dare!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beware ! Take care ! Don't do it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I do hope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. peaceful. smooth. still. calm. domicilled. even-tempered. tranquil. airless. cold. comfortable. composed. dispassionate. equal. even. halcyon. hushed. imperturbable. laidback. nerveless. noiseless. pacific. peaceable. philosophic. philosophica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiet. peaceful. smooth. still. calm. domicilled. even-tempered. tranquil. airless. cold. comfortable. composed. dispassionate. equal. even. halcyon. hushed. imperturbable. laidback. nerveless. noiseless. pacific. peaceable. philosophic. philosophica. col

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. still. tranquil. serene. resident. inhabitant. backwater. clear. comfortable. dispassionate. dreamy. dweller. easy. impassive. imperturbable. nerveless. pacific. peaceful. placid. quiescent. quiet. reposeful. restful. sedate. serebe. silent. smooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ساکن] yerleşik. 2.kendi halinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hareketsiz olan, oynamayan. 2.Uslu kendi halinde yavaş. 3.Bir yerde yerleşen, oturan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection. drawback. disability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenience. objection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawback. objection. disadvantange. disadvantage. disadvantageousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconvenient. objectionable. disadvantageous. prejudicial. unfavorable. unfavourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

objectionable. undesirable. inconvenient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has drawbacks. person whom it is wise to avoid. disadvantageous. objectionable. unfavo u rable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has no drawbacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hareketsiz, kımıltısız, durgun. Sessiz. 2.Heyecanı veya kızgınlığı olmayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok ve her şeyden sakınan, çekingen, ürkek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prudent. cautious. cagey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kendini gözetme. 2. Kaçınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. calm down. compose oneself. cool down. quieten. smooth down. become tranquilized. hush. let up. quiet. quiet down. resettle. simmer down. slacken. smooth. still. subside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quieten. rage. subside. to get quiet. calm down. to calm. to calm down. to cool down. to quiet down. to simmer down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become calm. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sedation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. compose. mollify. pacify. quieten. sedate. soothe. still. tranquillize. to compose. to calm. to calm sb down. to cool sb down. to soothe. to mollify. to quiet. to quieten. to pacify. to sedate. to tranquillize. to tranquilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calm. to soothe. cool. mollify. quieten. sedate. settle. steady. still. tranquillize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmness. quietness. tranquility. tranquillity. calm. collectedness. collectivity. composedness. composure. equanimity. imperturbability. philosophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. cool. equanimity. quiet. repose. still. calmness. composure. coolness. self-possession. serenity. tranquility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calmness. tranquillity. security. stillness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sakınış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forbearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoidance. forbearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çekinmek, kaçınmak. 2. Kendini gözetmek, korunmak. 3. Himaye etmek, gözetmek, dikkatle muhafaza etmek: Gözünüzü sakının.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarılmak, üstüne alı»ak. 2. Kuşanmak: Kemer sarınmak. 3. Sarık vesaire bağlamak: Başına sarık, beline şal sarınıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. forbear. refrain. shun. to take care of oneself. to be wary of. to avoid. to refrain. to shun. to beware of. to protect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to avoid sth / sb. to keep away from. to steer clear of sb. to guard against. to watch out for sth dangerous. abstain. avoid. cradle. elude. eschew. evade. forbear. pull a fast one. shun. steer clear of. to get out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Doğru yoldan sapmış, yolunu şaşırmış kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Saplayarak büyük balıkları vurdukları bir ilet kl, bundan bozma olarak zıpkın (zıbkın) denir. (bk.) Zıpkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberrant. deviant. astray. off the right road. pervected. perverted. erratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberrant. deviant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deviance. heresy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aşağıya doğru asılıp durmak. 2. Sataşmak, hırsızlık maksadıyla tecavüz edip rahat bırakmamak: Yolculara sarkmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haksız olarak birine karşı yürüme, taarruz, tecavüz, rahat bırakmama, sataşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

droop. hang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tecavüz, gasp, çapul, taarruz. 2. Terbiyesizce sataşma: Kadınlara sarkıntılık edenler cezalandırılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a man's making improper remarks or overtures to a woman. indecent assault. importunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make improper remarks or overtures to a woman. to assault a woman indecently by pinching. nudging. to make amorous advances. molest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şaşakalmış: Şaşkın şaşkın geziyordu. 2. Sersem, alık: Şaşkın adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puzzled. confused. twisted. bewildered. taken aback. addled. puzzle-headed. addle-brained. addle-headed. dizzy. bemused. wondering. all abroad. addle-pated. bepuzzle. dumbfounded. at an end. gaping. open-eyed. pixilated. sheepish. slaphappy. thunders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bemused. flabbergasted. nonplussed. thunderstruck. woozy. confused. bewildered. blank. stupid. daft. dense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confused. bewildered. at a loss what to do. hot under the collar. sheepish. silly. stunned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkın olmak, şaşakalmak, şaşkınlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşkın bir hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şaşmış adamın hâil: Bana bir şaşkınlık geldi. 2. Sersemlik, alıklık: Şaşkınlığı böyle alış verişte aldanmasını mucip oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewilderment. confusion. puzzlement. blankness. amazement. astonishment. being surprised. consternation. daze. discomfiture. embarrassment. fuddle. gape. maze. muddle. nonplus. perplexity. puzzle. surprise. wonder. wonderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astonishment. bewilderment. consternation. fluster. muddle. perplexity. surprise. wonder. confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confusion. astonishment. amazement. bless me. bloody. consternation. daze. distraction. ha hah. huh. jeepers. maze. muddle. perplexity. puzzle. puzzlement. quandary. stupefaction. surprise. wonder. wonderment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sav).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstderi, epiderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sebük).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçilmiş, Ar. Müntehab, Fars. güztde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. choice. exclusive. distinguished. selected. outstanding. picked. eminent. excellent. pre-eminencent. privileged. prominent. top-hole. top-line. topflight. well-chosen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choice. distinguished. eminent. prominent. rarefied. select.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinguished. select. choice. outstanding. superior. elite. picked. pre eminent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elitism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Seçkin).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. superiority. excellence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Karar, rahat, sükûnet; huzur, gönül rahatlığı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sekîne.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yalnız kendi çıkarını gözeten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâkin). 1. Oturanlar, sâkin olanlar. 2. (hi.) Sudan’da Kızıldeniz üzerinde bir liman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çok sevilen, tek tutulan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) köpekbalığı derisi; düz ve parlak yüzlü bir cins rayon kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pösteki, koyun postu; üniversite diploması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Allahın tecellisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, argo gailibiyet, üstün gelme, hakkından gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şaşırtıcı, şok tesiri yapan, tiksindirici; (k).dili çok kötü. shockingly (z). şok tesiri yaparak, şaşkına çevirerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili kabuk soyma; mısır kabuğu soyma sırasında yapılan eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi kendini sıkmak, ıkınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restrain oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Darlık, Ar. müzâyaka, zaruret. 2. Keder, hüzün. 3. Istırap. 4. Ağırlık. 5. Sıkılmış meyve suyu. 6. Sıkılmış meyve posası. I; sıkıntısı, can sıkıntısı = Bir şeyden sıkılıp ne yapacağını bilememe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boredom. heebie-jeebies. bore. megrims. gloom. the megrims. gloominess. straits. bother. dire straits. botheration. toils. trouble. willies. difficulty. discomfort. distress. adversity. agitation. annoyance. anxiety. doldrums. draft. embarrassment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversity. affliction. bother. discomfort. distress. hardship. inconvenience. knock. oppression. pressure. rigour. shortage. stress. tribulation. trouble. want. weight. worry. embarrassment. financial straits. boredom. annoyance. difficulty. depression. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annoyance. difficulty. trouble. boredom. worry. depression. financial difficulties / straits. blinking / adj , adv /. blues. bother. distress. distressing. disturbance. drag. flipping. fret. gloom. gripe. hardship. incubus. malaise. mire. oppressio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troubled. distressed. annoying. troublesome. uneasy. troublous. unrestful. gruelling. grueling. constrained. cornered. dismal. dreary. gray. grey. weighty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreary. fretful. lugubrious. pained. sombre. uneasy. troublesome. trying. close. muggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troubled. distressed. worried. depressed. bored. distressing. boring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfortable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıkılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bıçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fed up. annoyed. disgusted. distressed. troubled. worried. depressed. bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very troubled. distressed. worried. out of sorts. depressed or bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سکين] bıçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şiddetle sarsılıp üstündeki toz toprak vesaireyi düşürmek: Kumun üzerine yatmıştı kalkıp silkindi. mec. Kalkınmak, kendine gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shake oneself. to cast off. to jerk oneself out of a somnolent state. shy. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ). Ürkme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ipek çorap giymiş; ağır giyinmiş, aristokratça, kibar, lüks; i. zengin kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişmiş, kabarmış: Karnım, ayağım şişkindir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baggy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulgy. fat. swollen. bloated. puffed up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puffy. swollen. puffed up. bulky. congested. tumescent. turgid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karabaşlı iskete, zool. Carduelis spinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şişkin ve kabarık olan şeyin hâli: Midemin şişkinliği hâlâ geçmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puffiness. swelling. inflation. bulge. intumescence. surfeit. swell. tumescence. tumidity. turgidness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bulge. inflation. swelling. puffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swollen condition. puffiness. protuberance. protrusion. bulge. bloated feeling caused by dyspesia. hump. inflation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deri, cilt: tulum: post: kabuk: den. geminin dış kaplaması; hilekar kişi; (argo) cimri kimse. skin diving aletli dalış. skin game hileli kumar oyunu. skin grafting deri aşısı. by the skin of one's teeth kıtı kıtına, ancak, güçbelâ. dark skin esmer

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ned, -ning) derisini soymak, derisini yüzmek, sıyırmak; kabuğunu soymak: deri ile kaplamak; deri ile örtülmek; (argo) para yolmak, soyup soğana çevirmek. skin the cat spor elleriyle demir çubuğa asılı iken ayakları ve bütün vücudu kolları arası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

yeni doğan çocuklarda görülen dokuların sertleşmesi hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deriden öteye gitmemiş: sathi, yüzeysel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cimri kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To draw or serve, as drink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To serve or draw liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Drink; also, pottage. alert agile lizard with reduced limbs and an elongated body covered with shiny scales; more dependent on moisture than most lizards; found in tropical regions worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alert agile lizard with reduced limbs and an elongated body covered with shiny scales; more dependent on moisture than most lizards; found in tropical regions worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. skink, pullu sürüngenlerden biri: bir cins kertenkele, zool. Scincus officinalis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıska, çok zayıf, bir deri bir kemik. skinniness i. aşırı zayıflık, sıskalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deri gibi vucuda yapışan (elbise).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlı, çevik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bal peteği şeklinde iğne işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Yarı resmî gece ziyaretlerinde ve gece eğlencelerinde erkeklerin giydiği, atlas yakalı siyah takım elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuxedo. dinner jacket. dinner coat. evening dress. dinner-jacket. black tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tux. tuxedo. dinner jacket. dj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dinner jacket. tuxedo. evening dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sigara içenlere mahsus vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ev kıyafeti olarak giyilen rahat ve bol ceket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkak, alçak, cebin, sinsi; gizli ve çekingen; açığa vurulmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur, yiğit. - (bkz.Tekin).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. çabuk koşan: kuvvetli, şiddetli (rüzgâr); İng. k.dili. iriyarı; z. ala; iri, çok; i. (çocuğun kıçına) şaplak atma. brand spanking new gıcır gıcır, yepyeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hitabetme kabiliyeti olan; söz söyleyen; konuşacak gibi, canlı; i. konuşma, söyleme; ezberden nutuk söyleme; hitap. speaking acquaintance uzaktan aşinalık; tanıdık. speaking likeness aşırı benzeyiş, tıpkısı olma. speaking tube odalar veya ka

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mağaraları keşfetme spelunker i. mağara keşfeden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikado oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkasında avcının siper aldığı at veya at şeklinde şey; arkasında gizlenilen şey, maske.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. mıymıntı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çorap. in stocking feet çorapla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkati çeken, göze çarpan. strikingly z. dikkat çekecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deluge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water flood. inrush of water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pool. standing water. waterhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sunguralp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gurur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. hang up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. alma, alış; s. cazip, sevimli; sari, bulaşıcı. the takings ele geçen para. takingly z. alıcı tavırla; hoşa gidecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi üstüne takmak veya asmak, kendi bedenine asmak, kuşanmak: Yüzük, nişan takınmak. 2. Kendine yakıştırmak, kendine münasip görmek, edinmek: Azamet takınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to assume. to put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeye ilişik bulunan şey

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relation. affair. small debt. condition. subject which a student has flunked. hang-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thing that is connected with or related to sth else. outstanding debt / obligation. relationship. relations. dealing with sb. piece of jewelry. subject which a student has flunked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person having outstanding debt. student who has flunked a subject. obsessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Verdikleri nasihata kendileri uymayanlar için Aleme verir talkını kendi yutar salkımı tâbirinde geçer

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i konuşan, konuşabilen; konuşkan; i. konuşma. talking machine eski gramofon. talking point üstünde durulacak nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. azarlama, paylama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Tamerk).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «taşmak» tan). T. Taşmış, dışarı çıkmış, fazla gelip artmış. 2Çok gelip yatağından dışarı yayılmış: Taşkın çay, su. 3. Coşkun, azgın, haşarı: Taşkın adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overflowing. excessive. boisterous. ebullient. effusive. expansive. exuberant. gushing. intemperate. rambunctious. rumbustious. volcanic. disorderly. flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusive. exuberant. frenzied. full. irrepressible. overflow. overflowing. excessive. flood seylap. feyezan. boisterous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boisterous. effusive. excessive. flood. flooding. overflow. overflowing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı. 2.Akarsuların yatağa sığmayacak miktarda su taşıması sırasında meydana gelen su yayılması olayı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Taşkın). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Coşkulu, coşkun kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Taşıp artan şeyin hâli, artıklık. 2. Suların çok gelip yatağından dışarıya yayılması. 3. Şiddetli hücum. 4. Coşkunluk, azgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frenzy. furore. rampage. overflowing. flooding. excess. impetuosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marked lack of restraint. rowdiness. boisterousness. impetuousness. excessive exuberance. rowdy and unrestrained behaviour. abandon. frenzy. intemperance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, dayanılır, sağlam kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir tane, Fars. yektâ, yegâne, bî-misl, bîmânend. 2. Boş: Bu ev, bu adam tekin değildir (yani boş değildir, cinlerden uzak değildir, cinler musallat olmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auspicious. deserted. empty place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Boş, ıssız. 2.Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. 3.Tek, eşsiz. 4.Uyanık, tetikte. 5.Şehzade, prens. 6.Uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haunted. eerie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek ve eşsiz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Biricik ve hayırlı ay.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uğurlu dağ.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. sosyoloji), ilkel topluluklarda uğursuz şey, tabu. (bk.) Tekin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi soydan gelen kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duplicating machine. duplicator. manifold writer. manifolder. mimeograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının ‘5’ tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkıntı en ortadaki tuşu el yordamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede ‘F’ ve ‘J’ ya da ‘A’ ve ‘K’ tuşlarında da böyle birer çıkıntı olduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar da klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada l, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam ters şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun başlangıcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde ‘l’ ve ‘0’ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde ‘Q’ ve ‘Z’ harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere l ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer l tuşunun üzerinde de harfler olsa idi, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

‘O’ ise bilindiği gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefonlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu ‘O’ tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koyamayınca, geriye kalan 8 tuşa 24 harf yerleştirilebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan ‘Q’ ve ‘Z’ harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

Şimdiki cep telefonlarında’ l’ ve ‘0’ın üzerinde hala harf yok ama teknolojinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden ‘Q’ 7 tuşunda, ‘Z’ ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günümüzde hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonlarının “5” tuşu üzerindeki çıkıntıya hiç dikkat ettiniz mi? Bu çıkntı en ortadaki tuşu el yoprdamı ile bularak, tuşlamayı bakmadan yapabilmeyi sağlar.

Büyük bir ihtimalle bilgisayarınızdaki klavyede “F” ve “J” ya da “A” ve “K” tuşlarında da böyle birer çıkntı lduğunu fark etmemişsinizdir. Bu çıkıntılar klavyeye bakmadan yazanlarda her iki elin klavyenin ortasını bulmasında yardımcı olur.

Yine gözden kaçan bir ayrıntı ise tuşların diziliş şeklidir. Telefondaki tuşlarda en üst sırada 1, 2 ve 3 rakamları yer alırken bilgisayarımızda ve hesap makinemizde tam tersi şekilde 7, 8 ve 9 rakamları dizilmiştir. Bu diziliş şeklinde hesap makinelerini ve bilgisayarları yapanlar, en süratli hesaplamayı esas almışlardır. Tarihi çok daha eski olan telefonun baçlangcında ise, hızlı tuşlama pek önemli kabul edilmemiştir. Ancak ev kadınları arasında yapılan bir araştırmada, telefondaki dizilişin onlara daha kolay geldiği ve daha süratli uygulayabildikleri saptanmıştır.

Bilmem hiç dikkat ettiniz mi, telefondaki tuşların içinde “1” ve “0”ın üstünde hiç harf yoktur. Ama daha şaşırtıcı bir tespit ise, birçok telefonda mevcut harflerin içinde “Q” ve “Z” harflerinin bulunmamasıdır.

Günümüzde yaygın olarak acil servis (112), yangın ihbar (110), polis imdat (155) ve alo trafik (154) gibi acil hizmetlere 1 ile başlayan, üç haneli numaralar verildiği için, eğer 1 tuşunun üzerinde de harfler olsaydı, cep telefonunuzla bir mesaj gönderirken, daha üçüncü harfte bu servislerden birine otomatik olarak bağlanabilir ve bunların santrallerini lüzumsuz işgal edebilirdiniz.

“0” ise bilindiğ gibi dahili santrallerde operatöre ulaşmada, şehirlerarası numaralarda ve cep telefnlarında ilk çevrilen numaradır. Eğer bu “0” tuşunun üzerinde harf olsaydı, daha o harfe basar basmaz doğrudan santrale bağlanacak ve santrallerin kilitlenmesine sebep olabilecektik.

Tabii telefonun üzerinde zaten on tane olan rakam tuşlarının ikisine harf koymayınca, geriye kalan sekiz tuşa 24 harf yerleştirebilmiş ve bu durumda İngilizce’de en az kullanılan “Q” ve “Z” harfleri tuşların üzerinde yer alamamıştır.

İimdiki cep telefonlarında “1” ve “0”ın üzerinde hala harf yok ama teknolijinin gelişmesi sayesinde, bir tuşa dört harf konulabildiğinden “Q” 7 tuşuna, “Z” ise 9 tuşunda kendilerine yer bulabilmiş durumdalar.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. telekinezi, uzadevim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (metapsişik). Dokunmadan uzaktaki eşyanın hareket etmesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. télékinésie

ruh b. uza devim

Fiziksel etkili medyumların gerçekleştirdiği öne sürülen olaylardan biri olan, nesnelerin dokunulmaksızın hareket edişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. telkînât). 1. Birine bir şey anlatıp zihnine koyma, öğretip kabûl ettirme: Bu fikri size kim telkin etti. 2. Ölü defnolunduktan sonra imam tarafından mezarın başında yapılan konuşma: imam telkin ediyordu; telkin-i meyt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. inspiration. inculcation. infusion. prompting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suggestion. inspiration. inculcation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inspiration. suggestion. instilling. inculcation. teaching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقين] öğretme, kulağına anlatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inspire. to instill. to inculcate sth into sb. implant. inculcate. infuse. preach. suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تلقينی] telkine dayalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A, «mekânet» ten masdar). Ağırlık, vakar, sebat, metanet: Bu adamın temkini çok hoşuma gidiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-possession. dignity. equanimity. poise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equanimity. self-possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-possession. poise. deliberateness. deliberation. slowness and care in decision or action. equanimity. gravity. stability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمکين] ihtiyatlı davranma. 2.sağlamlık. 3.ağırbaşlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağır, vakarlı, sebatlı, metanet sahibi: Temkinli adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignified. chary. gingerly. leery. slow and sure. sure-footed. undemonstrative. unflappable. waiting. well-advised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliberate. self-possessed. poised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-possessed. posed. deliberate. sb who acts with deliberation. even. serious. sober. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (asıl mânâsı boyamak, çizmektir). Yezılmış bir isim veya rakamı bozma, çizme veya hükmü olmadığını gösteren bir işaret koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calming. tranquillization. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسکين] yatıştırma, sakinleştirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatıştırmak, sakinleştirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yatışmak, sakinleşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sükûn» dan). Yatıştırma, durdurma, sükûn buldurma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vurdumduymaz, duygusuz, yüzü pek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hassas, yufka yürekli, duygulu, ince hisli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. minder veya tente için kullanılan sıkı dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acele ile yemek: Bir parça şey tıkırııp gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cram. tuck in. bolt. stuff oneself. batten. engorge. gorge. gormandize. guzzle. ingurgitate. put away. shift. stodge. stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gorge on. to gorge. to tuck in. to stuff oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stuff oneself with food to cram it in. to pack it away. to eat. bolt. cram. gulp. pig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escaped lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

razor. safety razor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grill for making toasted sandwiches.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. trekking

doğa yürüyüşü

Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabacılığı: değiş tokuş; bostancılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Biricik, uğurlu tuğ. 2.Büyük Selçuklu’ya bağlı Börüler Hanedanı’nın kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Yücelikte eşsiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek şahsiyetli ve sakin kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el atma, girişme; girişilen iş; cenaze işi; taahhüt, teşebbüs, üzerine alma, deruhde etme; vaat, garanti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şefkatsiz, hatır kıran; zalim, sert. unkindly z. sertçe, şefkatsizce. unkindness i. şefkatsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekmeyen; çekinmesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düşüncesiz, saygısız; düşünce kabiliyeti olmayan. unthinkingly z. düşünmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keçikulağı da denilen bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remotely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uz - tekin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Velîkin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Lâkin, amma, fakat, velâkin.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وليکن] ama, ancak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ortaçağda iskandinav savaşçısı; korsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gezme, yürüme. walking beam makinada kuvvet nakleden ve muntazam rakkas hareketiyle işleyen kol. walking delegate sendika temsilcisi. walking dictionary her kelimenin anlamını söylemeye hazır olan kimse, canlı sözlük. walking legs yürüyebilme gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,(eski) gök kubbe, sema, asuman. make the welkin ring (şiir) gökleri çınlatmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., (İng.), k.dili. kocaman, heyulâ gibi; z. çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap tulumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çalışan; çalışmaya ait, işe ait, işe gelir; çalışır vaziyetteki; mayalanan, köpüren; seyiren; i. çalışma; çoğ. maden ocağında çalışma yapılan yerler. working capital döner sermaye; net cari aktif.working class işçi sınıfı. working conditions çalışm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok mühim, bütün dünyayı sarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer, güçlü, erkek.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzak olmayan: Yakın yer. 2. Fazlaca yakın olan: Yakın akraba. 3. Çok benzeyen: Sarıya yakın bir renk. 4. Erişilmesine az bir şey kalmış olan, Ar. karîb: Yaşı elliye yakındır. 5. Yakın yerde, uzak olmayarak: Yakın oturuyor, yakın gel. Yalçında = 1. Yakın yerde. İ. Az vakit sonra, çok geçmeden: Yakında gelecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) ( (i. A.). Hiç şüphesiz, olarak, bilme, inanmış olma, Ar. itmînân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacent. akin. akin to. approximate. close. close-rage. connate. connected. contiguous. convenient. familiar. handy. immediate. imminent. inseparable. intimate. near. not far. pending. proximate. within reach. by. close. close to. at hand. hard. har.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

akin. analogous. bosom. convenient. handy. imminent. near. parallel. pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nearby. near to. close to. close-by. who is close to sb. very similar to. akin. close. round the corner. handy. hot. immediate. imminent. locally. near. neighbouring. nigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقين] kesin bilgi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). İki yakın makam arasındaki geçki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Bir makama dizisi bakımından yakın olan diğer makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely. nearly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotly. intimate. at close range. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Asla şüpheye yer olmayacak şekilde bilerek: Yakînen bilirim ki.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یقينا] kesin olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (mü. yakîniyye). Şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak bilgiye ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. by. near.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. close. at one's elbow. at hand. in close vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Kesin olarak bilinen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yakın yerlerde. 2. Son zamanlarda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaşmak, Osm. takarrüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaklaştırmak, Osm. takrîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yakın olma, Ar. kurb, kurbiyet: Bu evin çarşıya yakınlığı. 2. Akrabalık: Aramızda yakınlık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency. affinity. approximation. closeness. connection. connexion. contiguity. familiarity. immediacy. imminence. intimacy. kinship. nearness. propinquity. proximity. relationship. terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affinity. familiarity. immediacy. imminence. proximity. nearness. closeness. friendliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closeness. proximity. nearness. warmth. rapport. sympathy. good feeling. immediacy. nearest. propinquity. vicinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complaining. beefs. jeremiad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendi vücudunun bir yerine bir şey sürmek: Kına yakınmak. 2. Şikâyet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complain about. beef. complain. cry out. fuss. grouch. moan. to laugh on the wrong side of one's mouth. nark. repine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gittikçe birbirine yaklaşarak uzanan ışınlar, çizgiler, Ar. mütekarib.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kingfisher. kingfisher emircik. iskelekuşu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yalgın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zengin, hâli vakti yerinde. 2. Sarhoş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şimşek, ışık, ışıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bent. inclined. prone. recipient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apt. capable. inclined. laid down. deteriorated. stale. trained. skilled. leaning to one side. apt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is inclined to. susceptible to. predisposed to. sth which is leaning to one side. which is listing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aptness. bent. familiarity. predisposition. proclivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity. habit. aptness. inclination. predisposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aptitude. knack. bent. susceptibility. predisposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yeler).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişmiş, evlenme çağına gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. grown. grown-up. adult. grown up. grown-up. major.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. grown. grown-up. old enough to gety married. mature. skilled. marriageable. nubile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerekli olgunluğa erişmiş, kâmil.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Gerekli olgunluğa erişmiş olan, ergin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgun, kişilikli bilge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetkin olma, kemâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yıkılmış bir şeyin kalıp biriken enkazı, harabe, vîrâne: Orada bir yıkıntı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. ruin. shambles. wrack. wreck. wreckage. wrecks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. ruin. wreckage. heap of ruins. act of ruining. ruins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debris. wreckage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşmüş, yıkılmış vşya düşmeye hazır, harap, vîrân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Yüce).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [یمکن] mümkün, olabilir, olası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bazı büyük balıkları vurmaya mahsus sivri ve ekseriya çatallı bir nevi mızrak: Zıpkınla balık vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barb. harpoon. spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harpoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by