Kıp Kıp ne demek? | Kıp Kıp anlamı nedir? | Kıp Kıp

Kıp Kıp anlamı nedir?

Kıp Kıp ne demek?

Kıp Kıp anlamı nedir?

Kıp Kıp | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kip kip

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpır kıpır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - İpek gibi kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Germence). Takım.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équipe

takım

Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. gang. shift. team. squad. party. brigade. firm. outfit. platoon. stable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brigade. crew. gang. outfit. party. pool. squad. team. group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crew. gang. team. company. brigade. squad. team of workmen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. équipement

takım

Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furnishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

future time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalâğa ve tekid gösterir: Kıpkızıl; kıp-kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kalıp. 2. (felsefe) Değişebilen, iğreti ve geçici nitelik: Bir maddenin şekli bir kiptir. 3. (gramer) Fiil kök ve gövdelerinin şahsa bağlanmak, böylece kullanış sahasına çıkmak için girdikleri şekil, fiil çekimi kalıbı, siga. Haber kipleri: Şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman, görülen geçmiş zaman, öğrenilen geçmiş zaman. Tasarlama kipleri: Şart, istek, gereklilik, emir. Birleşik kipler: Hikâye, rivayet, şart. Gelecek zaman kipi: Gelecek zaman slgası, emir kipi: Emir sigası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modal. mood. example. mood sıyga. fitting. suitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The hide of a young or small beef creature, or leather made from it; kipskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sharp-pointed hill; a projecting point, as on a hill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A method or feat of raising the body when hanging or swinging by the arms, as for the purpose of mounting upon the horizontal bar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The legs are swung forward and upward by bending the hips, then suddenly down again, which gives the upward impulse to the body. a gymnastic exercise performed starting from a position with the legs over the upper body and moving to an errect position by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of weight equal to 1000 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any place a cutter can put his feet up and sleep for a night, especially cheap flophouses in the Hive or elsewhere Also, to 'call kip' is to make a place a body's home, at least for a while. 1) a unit of Laotian currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any place a cutter can put his feet up and sleep for a night, especially cheap flophouses in the Hive or elsewhere Also, to 'call kip' is to make a place a body's home, at least for a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of measure equal to 1,000 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A unit of weight equal to 1,000 pounds used to express dead weight. movement from a position below the equipment to a position above.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move from below the apparatus to above it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Unit of weight or force equal to 1,000 pounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CRS Keep alone if possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term sometimes used to represent a unit load of 1,000 lb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A load of 1000 lbs. a kilopound ; convenient unit for structural calculations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The coach sends the trampolinist higher by stamping on the bed sharply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assistance given by a Coach whilst on the Bed; can be used to increase, neutralise or lower the trampolinist's bouncing height. sleep; 'roused him from his kip'. the basic unit of money in Laos. a gymnastic exercise performed starting from a position with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan yavrusu derisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpır kıpır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı kımıldanmayı tasvir ve taklip edip daima rat arda kullanılır: Gözlerini kıp kıp kıpmak; kıpırkıpır kımıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An osier basket used for catching fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarı kapalı göz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Devamlı ve kesiksiz kımıldanmayı tasvir ve taklit edip art arda kullanılır: Kıpır kıpır kımıldanmak; gözlerini kıpır kıpır oynatıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Devamlı kıpırdama hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in a fidgety way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıpırdanışı canlı ve çabuk olan, oynak, civelek, cilveli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıpırdanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. shove. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

budge. stir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to move slightly. wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle. wriggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafif ve devamlı şekilde oynamak: Bir fare, çekmecenin içinde kıpırdayıp duruyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move slightly. to stir. fidget.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Oynatmak, kımıldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir. to budge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Hafif surette ve devamlı kımıldanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight movement. stirring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gözleri arka arkaya ve çabuk çabuk açıp kapamak, bk. Kırpıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kırmızı, çok kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bright red. scarlet. ruddy. aglow. crimson. fiery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very red. carmine. crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very red. crimson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kızıl, pek kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Göz kapaklarını oynatma, Osm. ihtilSc-ı ecfân: Göz kıpma. 2. Gözle işaret, Ar. gamz, gamze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kırpmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çiroz; f. balığl tuzlayıp tütsülemek veya kurutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıbt, kıptî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gipsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MURAKIB) (i. A.) Murakabe eden, denetleyici, denetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. auditor denetçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditor. comptroller. inspector. comptroller of accounts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murakabecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜRTEKİB) (i. A. «rükûb»dan) (mü. mürtekibe). 1. Haram, kötü ve yakışmaz bir iş yapan, öyle bir işe tenezzül eden: Yalanı mürtekib olmaK. 2. Rüşvet alan, rüşvet karşısında iş gören: Mürtekip bir memurdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜTEAKIB) (I. A. «akab» den if.) (mü. müteâkıbe). 1. Birbirinin arkasından gelen. 2. Ardından gelen, takib eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subsequent. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

successive. after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. after. subsequent. succeeding. successive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rakib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rival. rival. competitor. antagonist. adversary. contender. contestant. foe. match. opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adversary. antagonist. competitor. opponent. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competitor. adversary. match. opposite number. opposing number. rival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rivalry. competition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without an opponent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peerless. unrivalled. unrivaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrivalled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. sıçramak, sekmek; gen. over ile atlamak, sıçrayarak geçmek; suyun yüzünde sekmek (taş); i. atlayıp sıçrama; atlama; görmeden veya okumadan geçme. skip rope atlama ipi. skippingly z. seke seke, sıçrayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suyun yüzünde sıçrayan herhangi bir cins balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ufak gemi kaptanı, süvari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seken sey veya kimse; sekerek yürüyen bir çeşit böcek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mühür mahfazası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TAKIYB) (ka ile) (i. A.) (c. tâkıybât). 1. Arkası sıra gitme veya gelme. 2. Kovalama, arkasına düşme. 3. Arkasını bırakmayarak devam etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pursuit. tracing. chase. chasing. follow-up. hunting. prosecution. pursuance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. pursuance. pursuit. prosecution. follow-up. persecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. trailing. succeeding. watching closely. legal proceedings. prosecution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to follow. to pursue. excuss. heel. hound. prosecute. recover. to keep tab on. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower. tracker. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

follower. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persecutor. pursuer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not being pursued. lack of grounds for legal action. dismissal of proceedings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judicial decision to abate an action or quash a charge or indictment. decree whereby the indictment is quashed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ترقی پرور] ilerleme yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERKİB) (i. A. «rükûb» dan masdar) (c. terkîbât). 1. Birkaç şeyi birleştirip birleşik bir şey vücuda getirme. 2. Bu şekilde meydana gelen cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixture. composition. compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kombination. zusammensetzung. synthese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Musevilikte Kefalat Günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by