Kırd ne demek? | Kırd anlamı nedir? | Kırd

Kırd anlamı nedir?

Kırd ne demek?

Kırd anlamı nedir?

Kırd | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kird

Türkçe Sözlük

(i. A.). Maymun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kabul oyu. olumlu oy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bed = kötü, kirdâr = tabiat). Kötü tabiatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Maydanozgillerden, bir bitki, deve elması (Fr. panicaut).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğan cinsinden bir yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hücre çekirdeğinde bir yahut birkaç tane olarak bulunan yuvarlak cisim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Meyvenin içindeki tek veya birçok tohum. Ar. nüvât: Şeftali, erik, karpuz, üzüm, ayva, incir çekirdeği. 2. Tane, kırat (ağırlık): iki dirhem bir çekirdek ağırlığında. 3. (biyoloji) Bir hücrenin çekirdeğini meydana getiren cisimcik. 4. (fizik) Atom tanelerinin proton ve elektronlardan mürekkep merkez kısmı. Çekirdekten yetişine = Bir iş veya sanatta tâ küçüklüğünden ve önce çıraklık ederek alışmış olan: Çekirdekten yetişme matbaacı. İki dirhem bir çekirdek = Gayet süslü ve şık gezen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. pit. kernel. stone. nucleus. core. core memory. cystoblast. hard core. hard pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bean. core. kernel. nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kernel. nucleus. core. seed. pip. stone (fruit. nuclear. grain. kern. cob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekirdek peyda etmek, kartlaşmak: Patlıcan, hıyar çekirdeklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olan: Birçok çekirdekli meyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having seeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çekirdeği olmayan: Çekirdeksiz üzüm, nar vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. stoneless. pipless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seedless. currant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İçinde çekirdek oynar gibi ses çıkarmak, tıkırdamak, çıtırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fıkırdayan, mec. Hoppa insan (bilhassa genç kızlar için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirtatious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fıkır fıkır ederek sesle kaynamak: Su fıkırdadı. 2. Süratle ve her taraftan oynamak: Deniz şiddetle fıkırdamaya başladı. Karıncalar her taraftan fıkırdıyor. 3. Göz alacak surette parıldamak: Camekânın renkli camları güneşten fıkırdamaya başladı. 4. Hoppalığı sebebiyle yerinde duramamak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eski kabadayılar göğüslerini ustura ile tıraş ederler, yalnız bir tutam kıl bırakmayı ihmal etmezlerdi. Buna „göğüs perçemi’ derlerdi. Bu perçeme mali güçlerine göre boncuk ya da pahalı inciler takarlardı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i ). 1. Kakır kakır eden kuru ve gevrek (şey). 2. Eritilen içyağının kalan kuru ve kavrulmuş maddesi. Kıkırdak: Kıkırdak böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (kuru şeyler) Birbirlerine temas ederek kuru bir ses çıkarmak, kakır kakır etmek: Bu cevizler ne çok kakırdıyor. 2. mec. Çok üşümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru şeyleri biribirlerine temas ettirerek ses çıkartmak: Şu cevizleri kakırtdatmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sertçe madde, yumuşak kemik. 2. Gözü teşkil eden madde, göz küresi, topcuğu: Göz kıkırdağı; kıkırdağı dışarı fırlamış. 3. Kulağın dış kısmı ki, kıkırdak denilen sertçe bir maddeden ibarettir. 4. İçyağı eritilince erimeyip kazanın dibinde kalan kızarmış madde: Kıkırdak böreği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle. crackling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilage. gristle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartilaginous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chortle. chuckle. giggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). 1. «Kıkır kıkır» diye ses çıkarmak. 2. (argo) Ölmek. 3. Fazla üşümek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. chortle. chuckle. giggle. titter. to giggle. to chuckle. to chortle. to titter. to cackle. to freeze. to be very cold. to die. to croak. to pop off. to kick the bucket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to giggle. to be freezing. chortle. titter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ölçülü davranış, soğukkanlılık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ince bir çeşit pide, Acem pidesi. Kirde kebabı = Böyle pideye sarılı olarak pişen kebap çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başkası vasıtasıyla kırmak, Osm. kesrettirmek: Şu taşları, cevizleri kırdırmalı. 2. İskonto ettirmek, mühletle ödenecek bir senet, poliçe ve maaş gibi alacakların bir miktarından vaz geçerek gerisini peşin ödetmek: Poliçeyi yüzde on eksiğine kırdırdım. 3. Tehlikeye koyup ölüme sebep olmak: Kumandan idaresizlik ederk hayli asker kırdırdı. 4. İndirtmek, aşağı düşürtmek: Etin fiyatını hayli kırdırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb break sth. to cause sb to break sth. to have a rate discounted. to get an advance on one's salary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Söz, lâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok fazla konuşan, devamlı konuşan: Lakırdıcı bir çocuk; ihtiyarlar çok lakırdıcı olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Lıkır lıkır etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glug. to make a glugging sound. gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glug. to make a glugging sound. gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hareketi hoşa giden, beğenilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAgird.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاکرد] öğrenci. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku veya soğuktan şiddetle titremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şakır şakır etmek, böyle bir ses çıkarmak: Yağmur şakırdıyordu; bülbüller her taraftan şakırdamaya beşladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şak veya şakır ettirmek, böyle bir sesle seslendirmek: Kamçıyı hayvanların başı üstünde şakırdattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Şakırdamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Takırtı etmek, kuru ve sert gürültü çıkarmak: Ortalık donmuş olduğundan hayvanların ayakları çok takırdıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Kuru ve sert bir ses çıkartmak, gürültü ettirmek: Ayaklarını takırdatarak geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle. to clatter. to bang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe tıkırtı çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clink. click. tick. clack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle lightly. to make a light rattling sound to tick lightly. rattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tıkırtı çıkartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rattle. tap. click.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rattle sth lightly. click. tap. tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by