Kırsal Alan ne demek? | Kırsal Alan anlamı nedir? | Kırsal Alan

Kırsal Alan anlamı nedir?

Kırsal Alan ne demek?

Kırsal Alan anlamı nedir?

Kırsal Alan | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kirsal alan

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağalık tavrını takınıp büyüklük satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become proud (to play the agha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağdalı bir hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muhtelif renklerde leke ve pul peyda etmek, rengârenk olmak. Göz alacalanmak = Bulanmak, iyi görememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). ilgilenmek, alâka duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show interest (in. to be interested (in. to feel affection (for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orman içinde açıklık, meydan. Fr. clairiere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ). Videolar, yeterince hızlı gösterildiğinde hareket yanılsamasına yol açan birçok fotoğraf kullanılarak oluşturulur. Bu fotoğraflardan her birine kare adı verilir. Birbirine geçmeli bir sistemde, her bir kare biri tek sayılı yatay satırları içeren ve diğeri çift sayılı dikey satırları içeren iki ayrı görüntüye daha bölünür. Bu yeni görüntüler, alanlar olarak da bilinir. Standard Tanımlamalı PAL ekranında, her saniyede 25 kare görüntülenir. PAL birbirine geçmeli bir standart olduğu için her bir kare alanlara bölünür. Bu nedenle, PAL’ye saniyede 50 alan verir (bu, genel olarak 50Hz olarak bilinir). Birbirine geçmeli biçimlerin aksine, 720p ve 1080p HD biçimleri, kareleri alanlara bölmeyen aşamalı tarama özelliğini kullanır. Aşamalı ekranlar, tamamen daha net görüntü elde etmek için tüm kareyi bir defasında gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A wolfhound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Videolar, yeterince hızlı gösterildiğinde hareket yanılsamasına yol açan birçok fotoğraf kullanılarak oluşturulur. Bu fotoğraflardan her birine kare adı verilir. Birbirine geçmeli bir sistemde, her bir kare biri tek sayılı yatay satırları içeren ve diğeri çift sayılı dikey satırları içeren iki ayrı görüntüye daha bölünür. Bu yeni görüntüler, alanlar olarak da bilinir. Standard Tanımlamalı PAL ekranında, her saniyede 25 kare görüntülenir. PAL birbirine geçmeli bir standart olduğu için her bir kare alanlara bölünür. Bu nedenle, PAL’ye saniyede 50 alan verir (bu, genel olarak 50Hz olarak bilinir). Birbirine geçmeli biçimlerin aksine, 720p ve 1080p HD biçimleri, kareleri alanlara bölmeyen aşamalı tarama özelliğini kullanır. Aşamalı ekranlar, tamamen daha net görüntü elde etmek için tüm kareyi bir defasında gösterir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field survey. area study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Alan Seçimi özelliği, BRAVIA TV ses ve görüntü ayarlarını izlediğiniz alana göre otomatik olarak ayarlamak için farklı seçenekler sunar. Alan Seçimi düğmesi, BRAVIA uzaktan kumandasında kolayca bulunabilir. Sinema, Spor, Oyun gibi farklı seçenekler arasından birini seçebilirsiniz. İster büyük maçı ister gişe rekorları kıran yeni filmi izleyin; Alan Seçimi sayesinde ses ve görüntü ayarlarınız içeriğe mükemmel uyum sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in utter confusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Altüst, karma karışık, allak bullak: Evde ne varsa alan talan olmuş.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MEX kafa biriminin çift alan işlevi sayesinde, arka koltuk yolcuları DVD filmlerin keyfini çıkarırken, aynı anda ön koltuk yolcuları en sevdikleri radyo istasyonları ya da CD parçaları arasından istediklerini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ülke alan, fetheden, fatih.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Alanalp).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Moğ.) (Kadın İsmi) 1.Altın geyik. 2.Ünlü Moğol destanının kutsal sayılan kadın kahramanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -Altın geyik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) mü. Aiânîye). Açıkta olan, Aşikâr, görünen meydanda olan («alenî» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Aleniyet, (i. A.), t. Bir şeyin zâhir ve meydanda olması, gizli olmayıp gözönünde olması, alenilik: Mahkeme celselerinin alânîyeti. 2. Her şeyin zâhir hâli, dış görünüşü: Alânîyeti pek Alâ ama iç yüzünü kim bilir?

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tek ve tenha olmak. 2. Seyrekleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be opened partway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break down. to go out of order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kendisine yardım edilmek. 2. Birinin yardımına güvenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Artıp geriye kalan. 2. Eski çağlardan beri görenekle sürüp gelen inanış, alışkanlık v.s.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çığ). dağ1ardan yuvarlanan kar kümesi; heyelân.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ekonomik ve fiziksel gerileme gösteren bölge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Babaları tutmak, öfkelenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a fit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

balance of trade ticaret dengesi, ithalât ve ihracat arasındaki para kıymeti farkı balance sheet bilanço balance wheel nâzım çark credit balance alacak bakiyesi, matlup bakiyesi debit balance zimmet bakiyesi, borç bakiyesi hang in the balance muallâkta ol

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tartmak, dengelemek, muvazene sağlamak; eşit olmak, dengeli olmak; tereddüt etmek, dansta aksi istikametlerde hareket etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dengeli, muvazeneli. be well balanced denk gelmek, muvazeneli olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

car wheel balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made into bales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bombed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyaya bulaşmak, boya sürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ayak oynatarak deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation. disturbance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalanmak, (bk.) Çalkanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tossed around. to shake oneself. to be rough. to be talked about everywhere. oscillate. slosh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazılmak: Bu mevsimde bağ çapalenmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

penalty area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be punished. to be penalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastisement. correction. penalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza görmek, cezaya uğramak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). eşit kuvvetle karşı koymak; telâfi etmek; denkleştirmek; (i). karşılık, eş ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Biçim, şekil. 2.İnce, narin, zarif.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undulation. fluctuation. ripple. roll. ruffle. surge. surging. sway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. surge. fluctuation. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluctuation. undulation. waviness. surging. waving. rolling. undulating. oscillating. wave motion. surge. oscillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalga peyda etmek, dalgalı olmak. Ar. temevvüc. Osm. telâtüm etmek: Lodostan deniz dalgalandı. 2. Dalgalı görünmek, temevvüc etmek: Rüzgârdan saçları dalgalanıyordu. 3. Dalgalar peyda ederek yürümek veya koşmak: Koyun sürüsü dalgalanıyordu. Bayrak dalgalanmak = (bayrak) Rüzgâr tesiriyle kıvrılıp açılmak. Mecâzen de kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

billow. surge. to wave. to undulate. to billow. to become rough. to float. to fluctuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become rough. to be waved. to float. to change with the market. fluctuate. oscillate. roll. surge. undulate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir vasıta ile damgalı hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stamped. to be stigmatized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dengenin sanatta nasıl kullanıldığı “tahtaravalli” modeli ile kolayca anlayabilirsiniz. Aynı kilodaki iki kişi «simetrik» olarak oturduklarında oluşan denge, farklı kilolardaki kişilerle de «asimetrik» oturmalarla sağlanabilir; bu ikinci hâl «dinamik denge» olarak da nitelendirilebilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. (botanik) Asklı mantarlardan bir bitki, yer mantarı (tuber melanosporum). 2. Yumru çıban, veba çıbanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trüffel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be filed. to be put in its file. to be classified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) 1. Belirsizlik zamiri ve eş mânâlı takımların ikinci unsurudur. Belirsiz olarak ismin yerini tutar: Falan geldiği zaman şöyle yaparmış, filan gelince böyle edermiş... Falan tarihte falan kişi görmüş... Falan filân yahut falan feşmekân. Küçümsenen şeyler, vaziyetler hakkında kullanılır: Yok gönlünü almamışız, yok kalbini kırmışız, falan filân. 2. Bazı kelimelerden sonra gelince benzerini ifade eder: Musluğu falan iyice kapadınız mı? Akşama gelirken karpuz falan getir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so and so. and so on. such and such. so-and-so. or so. and such like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a certain (person. so and so. such and such as. et cetera. and so forth. about. such and such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsmi söylenmek, istenilmeyen veya belli olmayan bir şahıs veya şeyi gösterip «falan» sözünden daha belirli gibi kullanılır: Falanca adam geldi diye haber vermeli, falanca yeı% gideceğim, dedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so and so. such and such a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir İspanyol faşist örgütü. falangist (i). İspanyol faşist örgütü üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beneficial use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( FAİDELENMEK) (f.). Menfaat görmek, kâr etmek. Osm. müstefid olmak: Bu ticaretten hayli faydalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take advantage of. profit by. make use of. use. trade on. rejoice in. exploit. follow up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to profit. to utilize. to benefit from. to make use of. to take advantage of sth/sb. to cash in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to benefit / to profit from. to derive benefit from sth. to turn to good purpose. take. take advantage of. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this and that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırça ile temizlenmek: Bu palto fırçalanmıyor. Kendi elbisesini fırça ile temizlemek: Saatlerce fırçalamak Adetidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brushed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, galangale bak galingale

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ahçl galantin, ke miksiz haslanmlş dana ve piliç söğüşü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pandomima tarzında bir çeşit gölge oyunu, kukla oyunu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laggard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (doğrusu gızalanmak). Yemek, beslenmek, Osm. tegaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka biçimine girmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta etmek, hastalığı mucib olmak: Dünkü rüzgâr beni hastalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasta olmak, hasta düşmek: Soğuk alıp hastalandım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall sick. fall ill. become ill. ail. fall. go down. be taken ill. get ill. take ill. sicken. be sickening for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become ill. to get sick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sick. ail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airport. airfield. aerodrome. airdrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airfield. airport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

airfield. airport. aerodrome. air field. air port. terminal aerodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerator. breather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilating. aeration. ventilation. airing. air conditioning. fanner. blower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. airing. air-conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ventilation. air condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava aldırmak, havasını yenilemek: Şu odayı havalandırmalı, her sabah pencereleri açıp koğuşları havalandırırlar. 2. Hava boşluğuna kaldırmak, uçurmak: Uçurtmayı havalandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air. to air. to ventilate. to fly. to cause to take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to air. to ventilate. to take up into air. to fly (a kite. to cause sb to become distracted from his / her work. aerate. breathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aeration. ventilation. lift-off. take-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

takeoff. being aired. lift-off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying- off deck. take off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hava almak, havasını yenilemek: Bu oda bugün havalanmadı. 2. Havaya kalkmak, uçmak, havada dalgalanmak: Uçurtma, kuş havalandı. 3. Arzular peşinde koşmak: Kız havalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be airborne. to become flighty. to be ventilated. to take off. to lift off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be aired. to be ventilated. to take off. to behave in a too free-and-easy a way. to get off the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hırpalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be buffetted about. to be treated roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalmak, parça parça olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

province.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sphere of interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

POI (ilgi alanları). Kullanıcının örneğin yakındaki belli bir bölgede, belli bir kasabada ya da belli bir ülkedeki oteller gibi ilgi alanlarını araştırmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dengesizlik, muvazenesizlik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altına isim yazılarak kabûl ve tasdik olunmak: Mazbata imzalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be signed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. solukla içeriye çekilen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yerinde oynamak, sallanmak, kımıldanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field of business activity. economic business. operational area. sphere of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Bölge işleminde bölünenden artan sayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remaining. left behind. residual. residuary. surviving. vestigial. over. remainder. leftover. rest. balance. residual. residue. residuum. rump. arrears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remainder. residual. residue. rest. remaining. the remainder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sea otter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. remainder. remainder. the rest. abiding. leavings. remanet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fill or Kill Orders)

Fiyat ve miktarın girildiğiancak işlem kısmen veya tamamen gerçekleşmezse işlem görmeyen kısmın ekranda pasif olarak görünmeyerek sistem tarafından otomatik olarak iptal edildiği emir türüdür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalensüve). Kalensüveler, tepesi sivri külâhlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zenginliğini göstermeye özenen kellifelli adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coverage area; service area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be defaced with drawings or scribblings. to be crossed out. to be made black. to be slandered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickle. pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pin sand needles. pin and needdles. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Karınca peyda etmek, karınca dolmak: Reçeller kilerde karıncalandı. 2. Uyuşup üstünde karıncalar geziyor veya İğneler batıyor gibi olmak: Ayağım, elim karıncalanıyor. 3. Pastan delik deşik olmak: Toplar rütûbetten karıncalanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crawl. prickle. to swarm. to prickle. to have pins and needles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have pins and needles in it. to tingle after being numb. to develop blowholes. prickle. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie based upon another lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kiraya verilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic. pastoral. country. agrarian. arcadian. countrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. rural. rustic. silvan. pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic. country. pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kola ile yapıştırılmak. 2. Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kopça ile iliklenmek: Bu tozluk der olduğundan kopçalanmıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tampered with. to be monkeyed with. to be irritated or scratched. to be gone into. to be dwelt upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur getiren, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whopper. a big lie. plump lie. rank lie. whacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavada yağ içinde pişmiş yumurtalı hamur yemeği ki, üzerine şerbet ve şeker dökülür, yassı lokma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Internet’in aksine, yalnızca yerel alanla (örneğin firma ağları) sınırlı bir iletişim ağıdır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. atlarda dizin iç taraflnda meydana gelen çatlak veya yara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

anlam kazandırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mayalı hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaven.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mayalanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. being fermented.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Maya ve hamurla ekşimek, Osm. tahammür etmek: Hamur, süt mayalanmak. 2. mec. Birikip çoğalmak, Osm. terâküm etmek: Kendisinde mayalanmış mal vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ferment. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzun uzun tafsilât vererek, sözü uzatarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفصلا] ayrıntılı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sepicilikte ve boya işlerinde kullanılan helile ağaç meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نالان] inleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnleyen, inleyici, ağlayan, feryad eden. Manası dolayısıyla isim olarak kullanılmamalıdır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inletmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

inlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nemâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accumulate interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Yeni Zeland.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kayıtsız, ilgisiz, soğukkanlı, heyecansız. nonchaIance (i.) soukkanlılık. nonchalantly (z.) soğukkanlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İntikam alan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ortasına varılmak, yarısı bitmek: Bu iş ortalandı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daha ağır gelmek (tartı): geçmek, daha üstün gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crumbled. to be messaged. to be kneaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be crumbled. to be messaged. to be kneaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tartıda ağır gelmek; ağır basmak; dengesini bozmak, devirmek; dengesini kaybetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. amusement. dalliance. procrastination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kandırılmak, aldanmak. 2. Boş şeyle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste time. dilly-dally. monkey around. fool around. fool about. fool. be amused. amuse oneself. dally. delay. disport oneself. footle. fribble. frivol. hang out. linger. loiter. mess around. piddle. play around. be pleased with. potter. potter about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linger. stall. to loiter. waste time. to amuse oneself. to linger. to hang about. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distract oneself. to keep oneself amused (in order to ward off boredom or sadness. to be detained. to be put off. to be distracted. to be amused. dally. dally with. dawdle. dilly dally. disport. hover. idle. linger. potter putter. stick around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play area. playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play area. playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pahası artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in price. to become expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in price. to become expensive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Farsça’da semer demektir). Ekseriya eşeklere ve bazen de ata vurulan kaşsız ve yumuşak enli bir nevi eyer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad soft saddle without frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a broad soft saddle without frame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پالان] semer, palan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşmenin musluk taşı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stony slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پالان دوز] semerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Palan diken ve yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block and tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tackle. block. jigger. chain hoist. gin. purchase. hoist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block and tackle. pulley. hand chain. hoist. pulle block. pillow bloc. chain hoist. chain cat. set of pulley. lifting jack. gin tackle. gin. tackle block. purchase. muffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Macarca’dan). 1. Ağaç ve toprakla yapılmış ve hendek çevrilmiş hisarcık. 2. Böyle hisarla çevrili varoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A camp permanently intrenched, attached to Turkish frontier fortresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Gemilerde ağır yük kaldırmak için halatı birbirinin içinden geçirilmiş çok dilli çifte makara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahtırevan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parça parça olmak, yırtılmak veya kırılmak, dağılmak. 2. Para sahibi olmak, servet kazanmak. 3. mec. Çok çalışıp çabalamak: Misafire ikram için paralanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear oneself out trying to do sth impossible. to put a lot of painstaking effort into sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wear oneself out trying to do sth impossible. to put a lot of painstaking effort into sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parça parça olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakup. disintegration. being torn. being broken. crash. disjunction. dismemberment. disruption. fragmentation. rent. schism. smash. smash-up. split. split-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smash. break-up. disintegration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. disintegration. fraction. crumbling. fragmentation. fissioning. smash. decomposition. breaking. shattering. rupture. break up. dismemberment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Parça parça olmak, doğranmak, ufak ufak kırılmak veya kesilmek: Kumaş öyle parçalandıktan sonra ne işe yarar? 2. mec. Çok çalışıp çabalamak, öteye beriye koşup çok uğraşmak: Zavallı adam bize ikram etmek için parçalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break up. disintegrate. come apart. fall to pieces. break to pieces. go splinters. smash. go into splinters. go to pieces. break. crash. crumble. crush. decay. digest. disrupt. fly to pieces. rend. rupture. shatter. shiver. shred. spall. splinter. sp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. disintegrate. fragment. sever. smash. to break into pieces. to break up. to smash. to disintegrate. to fragment. to wear oneself out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment. to be broken into pieces. to wear oneself out trying to please sb. to break. to break up. to tear. to fraction. to fission. to crash. to shatter. to rupture. to decompose. to crumble. to disintegrate. burst. jag. part. to come to pieces. fall to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kuskusgillerden Avustralya'ya mahsus bir çeşit ufak keseli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ., bak. phalanx.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -es, phalanges) eski Yunanistan'da sık saflarla yürüyen mızraklı ve kalkanlı asker alayı; elbirliği ve azimle çalışan örgüt; anat. parmak kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pumped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tortu hâsıl etmek, durulmak, teressüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be mailed / posted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Filipin yerlilerinin dilinden). Hint ve Çin denizleri kıyılarında yaşayan bir cins kırlangıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be wrapped up tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t). Parlaklık ve gösteriş kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. saydalâniyye). Eczacılıkla alâkalı, eczacılığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sızlanmak, şikayetçi olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevdaya tutulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall in love. to fall in love. to lose one's heart. to fall for sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fall passionately in love with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sıraya konmak, dizilmek, bir dizi teşkil edecek şekilde düzenlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be arranged or arrayed in a row or rows. to be lined up. to be arranged or filed in a certain way. to be listed in order. to be enumerated. to be classified. line the streets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Türkçe: talan’dan Farsça’ya geçmiştir). Yağma, çapul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Yağma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Alan» sıfatına uydurularak kullanılır. Alan talan = Karmakarışık. _

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sack. plunder. raid. tha sack. pillage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pillage. plundering. sack. looting. plunder. spoliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تالان] talan, yağma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Yağmacı, çapulcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yağmacılık, çapulculuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaygılanmak, kederlenmek, kederli ve gamlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret. be sad. to worry. be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed. scrabble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Olgunlaşmış, erginleşmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Torba gibi gevşeyip sarkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turned (on a lathe. to be lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ufalamak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumble. molder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adı duyulmuş, ün kazanmış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dengesini bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muvazenesiz, bozuk dengeli, dengesiz; birbirini tutmayan (hesaplar); akli dengesi bozuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıl alan, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(DTM – Days to Maturity)

Menkul kıymetin valör tarihinden itfasına kalan gün sayısıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saçak, farbala; sayvan. valanced s. saçaklı, perdeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be screwed in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutulmak: Hırsız yakalandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch an infection. attack. attaint. catch. incur. become infected. smite. be smitten with. be taken with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incur. to be caught. to be arrested. to contract. to go down with sth. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be / to get caught. to be collared. to be seized. to be spotted. to be held responsible. to catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gerçek ve doğru olmayan, sahte, asılsız, esassız: Yalan dünya. 2. Yalan söyleyen, yalancı: İstemeyerek yalan çıktım. Yalandan = 1. Doğru olmayarak: Yalandan topallıyor. 2. Esaslı ve ciddî olmayarak, görünüşte, muvakkat: Yalandan bir ev yaptı, yalandan süpürdü. Yalan yanlış = Doğru ve mükemmel olmayarak, yanlış ve hatâ ile karışık: Yalan yanlış bir şey yazmış. Yalan yere = Yalandan: Yalan yere yemin etmem. Yalan dolan = Yalan yanlış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. made-up. mendacious. quack. telltale. untrue. untruthful. deceit. fabrication. falsehood. falseness. fib. flam. gammon. invention. lie. plumper. prevarication. sham. shave. tale. taradiddle. tarradiddle. untruth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hollow. made-up. mendacious. quack. telltale. untrue. untruthful. deceit. fabrication. falsehood. falseness. fib. flam. gammon. invention. lie. plumper. prevarication. sham. shave. tale. taradiddle. tarradiddle. untruth. falsity. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falsehood. lie. untruth. fabrication. fib. artificial. bull shit. deceit. fable. false hood. fiction. hollow. humbug. illusion. invention. mendacious. prevarication. sham. story. tale. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

‘Polygraph’ denilen bir alet ile sanığa 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, o Nefes alış hızı. o Nabzı. o Kan basıncı (tansiyonu). o Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yalan makinesi testi başladığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulmaya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Televizyondan veya gazetelerden, bizde pek olmasa da ABD’de polis sorgulamalarında gerektiğinde bir sanığın yalan makinesine bağlanarak, doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol edildiğini görmüş veya okumuşsunuzdur. Hatta ABD’de FBI veya CIA gibi çok önemli devlet görevlerine alınmaya aday memurlara da bu test uygulanmaktadır.

“Polygraph” denilen bir alet ile sanığa 4 - 6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kağıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle sanığın, • Nefes alış hızı.

• Nabzı.

• Kan basıncı (tansiyonu).

• Terleme miktarı. kayda alınır. Bazı yalan makinelerinde kol ve bacak hareketleri de kaydedilir.

Yaln makinesi testi başlasığında, sanığa önce 3 veya 4 basit soru sorulur. Bu şekilde sanığın verdiği sinyallerin düzeni öğrenilir. Daha sonra gerçek sorular sorulamya başlanılır ve sinyaller kayda alınmaya devam edilir.

Test sürsince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutarak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit eder. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir. İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylediğini derhal anlayabilir.

Her şeye rağmen, insnların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. perjure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false swearing. false oath / swearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceitful. mendacious. quack. twisty. untruthful. fabricator. fabulist. fibber. liar. prevaricator. sham. simulator. taleteller. twister. pseudo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artificial. deceitful. liar. storyteller. untruthful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liar. imitation. artificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

False. who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerçek olmayarak, şakadan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalan söyleyen adamın hâl ve sıfatı, yalan söyleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceit. falsehood. lying. telling lies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the character of sb who is a liar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düzmece olarak. 2. Ustünkörü, derme çatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denial. disclaimer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yalan olduğunu bildirmek, Osm. tekzîb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belie. call back. confute. contradict. controvert. deny. disavow. disclaim. disprove. impugn. kill. give the lie to. oppugn. refute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradict. deny. to deny. to contradict.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to declare sth to be false or untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dil ile kendi ağzını ve dudaklarını yalamak: Tatlı bir şey yemiş, yalanıp duruyordu. 2. Bir parça faydalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yerinde yara açılmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony, çekim durumunuzun gereksinimlerini karşılayacak bir dizi önceden ayarlanmış fotoğraf makinesi ayar seçeneği sunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

province. vires.

Türkçe - İngilizce Sözlük by