Kısa Kafalı ne demek? | Kısa Kafalı anlamı nedir? | Kısa Kafalı

Kısa Kafalı anlamı nedir?

Kısa Kafalı ne demek?

Kısa Kafalı anlamı nedir?

Kısa Kafalı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kisa kafali

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachycephalic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absentminded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty- headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ultrashort wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrow-minded. narrow- minded. petty minded. small minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bigotry. parochialism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlayışı zayıf, kavrayışı az.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinate. pigheaded. bul headed. headstrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opinionated. recalcitrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fuddy-duddy. fusty. square. stodgy. straight. stuffy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. old hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalın kafalı, anlayışsız, dangalak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back number. behind the times. reactionary. conservative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wiggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan masdar). 1. Kırılma, Osm. şikeste olma: Dökme demirden mamul şeylerin inkisara kabiliyetleri fazladır. 2. Kalb kırılma, gücenme, Osm. hâtır-mânde olma: O adamın bana inkisara hi; hakkı yoktur. 3. Beddua: Bir anne, çocuğuna hiçbir vakit yürekten inkisâr etmez (bu ü;üncü mânâ Arapça’da yoktur). 4. (fizik) Işınların boşluktan havaya ve havadan suya geçerken yön değiştirmesi kaidesi, Fransızca: rifraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. inkişâfât). 1. Meydana çıkma, açılma, Osm. zâhir ve Aşikâr olma. 2. Bir hal veya mânevi sırrın görünmesi. Ar. tecellî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکشاف] ortaya çıkma. 2.gelişim, gelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısım» dan masdar) (c. inkısâmât). Kısımlara ayrılma, bölünme, taksim olunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقسام] bölünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curse. malediction. refraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکسار] ilenme, beddua etme. 2.kırılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bald. bareheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kafası olan: Koca kafalı = Aptal, anlayışsız. 2. Bilgili, anlayışlı: Kafalı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. headed. brainy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intelligent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thickheaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dense. obtuse. slow. thick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thick headed. stupid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Boyu az olan, zıddı: uzun, Ar. kasîr, Fars. kûtâh: Kısa ağaç; kısa boy; kısa adam. 2. Tafsilâtı olmayan, muhtasar: Kısa mektup; kısa masal; kısa söz. Kısa tutmak Kısa yapmak, uzun tutmamak. Aklı kısa = Aptalca, akılsız. Kısa geçmek = Bahsi çabuk kapamak. Kısa kesmek = Sözü çabuk bitirmek, uzatmamak, 3. Kısaca, hulâsa olarak: Kısa yazıyor; kısa söyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yün elbise. 2. Seccâde, halı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. brief. mini. curt. concise. capsule. compendious. flying. stumpy. succinct. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brief. bristle. compact. compendious. concise. little. short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short. succinct. blurb. brief. commatic. compendious. concise. curt. little. low. spare. succint. terse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hyphen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bobbysock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of limited view.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachycephalic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short-lived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Short Position)

Bir malı, menkul kıymeti veya vadeli işlem sözleşmesini satmaktır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forty winks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catnap. snooze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at short date. at short sight. short timed / date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Az kısa, çok uzun olmayan: Boyu kısacadır. Muhtasaran, hulâsa yoluyla: Kısaca anlat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefly. shortly. in a nutshell. in short. for short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. rather short. in short. briefly. in a nutshell. in shorthand. shortly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in short. in brief. in a word. in fine. on the upshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortly. in brief. in short. in a word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in a word. in a phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kısa: Kısacık bir ceket giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaçlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-art ekseni, yan eksenine göre kısa olan insan, brakisefal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyu kısa olan şeyin hâli; zıddı: uzunluk. Ar. kasar: Kısalığından başka bir özrü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness. brevity. short span of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kısa olmak, boy azalmak, kısa gelmeye başlamak, çekilmek, Osm. takassur etmek: Tahtanın ucu kesilirse kısalacaktır; bu ceket çok kısaldı; bu kumaş yıkanınca kısalır. 2. Muhtasar, hulâsa, kısa, özetlenmiş olmak: Bugün Türkçe’de cümleler kısaldı; demiryolundan dolayı Anadolu’da yolculuk kısaldı; günler gittikçe kısalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. shorten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become shorter. to shrink. diminish. shorten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısaltmak işi. 2. Bir şeyin kısaltılmış hali: Kısaltma işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. abbr. shortening. compendium. abbreviation. abridgement. compression. condensation. curtailment. retrenchment. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. abridgment. shortening. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. shortening. abridging. abridgment. abridgement. brachylogy. contraction. curtailment. résumé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısa etmek, azaltmak, Osm. taksir etmek, kesip kırarak kısa yapmak: Direği, elbiseyi, seçı, sakalı kısaltmak; yolu kısaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorten. make shorter. abbreviate. abridge. summarize. cancel. clip. compress. curtail. cut down. dock. edit. prune. reduce. retrench. short-circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. abridge. contract. cut. shorten. truncate. to shorten. to abbreviate. to abridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. to shorten. to abridge. to condense. boil down. compress. contract. curtail. cut. diminish. encapsulate. file down. pare. take up. telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortened. abbreviated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(dalakotu): Ballıbabagiller familyasından; Haziran - Eylül ayları arasında pembe ve seyrek olarak da beyaz renkli çiçekler açan, otsu bir bitkidir. 10 - 30 cm boyundadır. Yaprakları; karşılıklı, tüylü, kenarları dişili ve küçük bir meşe yaprağı şeklindedir. Çiçekleri üst yapraklarının koltuğunda gruplar halindedir. Meyvesi küçüktür. Çiçekli bitkide uçucu bir yağ, acı maddeler, tanen, glikozitler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı tutkluğunu giderir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Leke çıkarma mesleği, lekecilik. 2. Çırpıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. fıkh). islâm ceza hukukunda öldürenin idam, yaralayanın da yaralanarak cezalandırılması: Ölenin mirasçıları eskiden kısâs isterlerdi; katili kısâs ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retaliation. reprisal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصه] kıssalar, hikayeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an eye for an eye. tit for tat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısâs yoluyla: Kısâsen idam olundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıklık, sarsemllk. Ar. gabâvet. 2. Beygirde şiddetli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) (c. nakais). Eksiklik, kusur, ayıp.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نقيصه] kusur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

GSM şebekesi üzerinden 160 karaktere kadar kısa mesajlar gönderilmesini sağlayan iletim servisi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in brief. in short. the long and the short of it is that. to cut long story short.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. diminishing. decreasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تنقيصات] azaltmalar, eksiltmeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kafatasının ön-arka ekseni, yan eksenine göre uzun olan, dolikosefal.

Türkçe Sözlük by