Kısm ne demek? | Kısm anlamı nedir? | Kısm

Kısm anlamı nedir?

Kısm ne demek?

Kısm anlamı nedir?

Kısm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kism

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسم] kısım, bölüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak birbirine bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look at one another. to exchange glances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine geçip kenetlenmek, takılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coincide. to fit into one another. to clash. to collide with one another. to be congruent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collide with one another. to fit snugly into. to happen / occur at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutuşma, kavga, münazaa, mücadele. Can çekişme = Komaya girme. Osm. hâlet-i nez’. Ar. ihtizâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bickering. quarreling. contention. tug of war. competition. contest. chaffer. cliffhanger. conflict. contestation. controversy. debate. duel. fight. rivalry. strife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşmak, kavga etmek, didişmek ve mücadele etmek: Çekişe çekişe pazarlık ettiler. Can çekişmek = Ölümün hemen eşiğinde bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contend. contest. dispute. haggle. quarrel. scramble. strive. vie. to pull in opposite directions. to quarrel. to argue. to compete. to contest. to contend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to argue. chaffer. conflict. contend. contest. dissent. fall out. haggle. higgle. scuffle. strive. wrangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arguable. debatable. contestable. contentious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contentious. in contestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birine sert sözler söyleme, azarlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Girişmek, kuvvet ve iktidarı üstünde bir işe bulaşmak, koyulmak: Ben bu işe çıkışamam. 2. Bâliğ, vâsıl olmak, varmak: Biriktirdiğimiz para birkaç yüz liraya çıkıştı. 3. Yetişmek, kâfi olmak, kifayet etmek: Paramız çıkışmadı. 4. Hiddetlenip azarlamak, paylamak, sert konuşmak: Bana çıkışmaya hakkınız yoktur: Siz, kendisine biraz çıkışın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rebuke. to scold. to chide. to be enough. to suffice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. to rebuke. to be enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crush. hustle. scramble. scuffle. tussle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Biribirini dürtüp iterek hırpalaşmak: İtişip kakışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to push and shove each other. to horse around.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İddia ile bir işe girişmek. Had ve iktidar üstü bir işe başlamak, Osm. kıyâm eylemek: Kendisi daha talebe iken kitap yazmaya kalkıştı; benim aleyhimde dâvâya kalkıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. commit. dare. to attempt. to try. to dare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attempt. to try to (do sth that is beyond one's power or outside one's authority. to dare. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmak işi. bk. Kısmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. choking. reducing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduction. reducing shortening. cutting. lowering. turning down. dimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkıp tutmak, sıkıştırmak, baskıya almak, tazyik etmek: Kapı parmağımı kıstı. 2. Azaltmak, darlaştırmak, küçültmek, hasretmek: Masrafları biraz kısmalı. 3. Esirgemek, Osm. diriğ etmek: Böyle bir iş için parayı kısmam. 4. (kulakları) İndirmek, yatırmak: Kulaklarını kısıp gitti. 5. (kuyruğu) Bacakların arasına almak: Kuyruğunu kısmış gidiyordu (mecâzen de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinch. tighten. cut down on. cut back. reduce. diminish. abridge. attenuate. ax. axe. check. choke. choke back. choke off. curtail. depress. draw in. economize. narrow. pare. pare down. put down. qualify. retrench. scrimp. skimp. soften. stint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. constrict. curtail. cut. lower. stint. trim. to turn sth down. to screw up. to narrow. to shorten. to cut sth back kısaltmak. to reduce. to curtail. to cut sth back. to cut back. to skimp. to scamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reduce. to lessen. to shorten. to cut. to lower. to turn down. to dim. to curtail. abridge. boil down. narrow. pare down. restrict. retrench. scant. throttle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir parçası, bir bölüğü, bütünü olmayarak, bir kısmını: Evi kısmen boyattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerable. part. partly. partially. in part. not least. part-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half. moderately. part. partially. partly. in part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partly. in part. partially. semi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قسما] bir kısmı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki Arapça «gışmer» den). Takılarak eziyet eden, mOzip: Kışmer adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). MOzlplik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Bölme, pay etme, taksim, hisselere ayırma. 2. Talih, kader, kaderde olan şey: Kısmetim bu kadarmış; kısmet ise; kısmette var ise. 3. (matematik) Dört işlemden bölme (taksim). Hlric-I kısmet = Bölme işleminin sonunda çıkan sayı ki, bölünenin her bir sayısına düşen payı gösterir. Kısmet-i askeriyye = Osmanlı devrinde kassamiık vazifesi, bk. Kassâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. lot. fate. chance. fortune. kismet. fatality. inning. innings. moira. portion. predestination. shot. foreordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fate. fortune. lot. predestination. destiny. luck. chance. chance of marriage for a girl. match.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destiny. fortune. kismet. chance of marriage. fatality. lot. lottery. predestination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قسمت] nasip, pay. 2.bölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kısmet, kader, nasip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bölme, pay etme, hisselere ayırma. 2.Talih, nasip, kad(Erkek İsmi) 3.Şayi olan hisseyi tayin etme belirtme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the source of one's livelihood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti bol olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunate. lucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısmeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfortunate. unlucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

part. partial. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partial. particular. partly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hemiplegia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by election / special election.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çekirdeksiz, pek küçük taneli üzüm ki, kurusu fıstıkla beraber pirince karıştırılarak yemekte kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pek hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. to become hard. get tight or firm. to become tight. to harden. to tighten. to consolidate. to become strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden. to become rigid. to become stronger. to strengthen. to become jammed together. consolidate. stiffen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamming. pressure. having hard time. squeeze. incarceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jamming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birbirini sıkacak şekilde yığılmak: Kalabalık sıkıştı. 2. Darlaşmak, daralmak: Göğsüm sıkıştı. 3. Mecbur kalmak: Çok sıkışırsam bunu da sarfederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. jam in. be stuck. tighten. be pressed for. be pinched. be taken short. be pushed. catch. be cramped for space. be pinched for time. squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. screw. squash. to be closely pressed together. to move up closer. to move closer together. to get jammed. to be caught. to jam. to squash. to be in trouble. to be pushed for sth. to need to urinate. to be caught between. to become urgent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. to become tightly wedged or jammed. to be placed close together. to be very crowded. to be congested. to get caught in. to be pinched in. to be hard up for money. pack. tighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendi üstündeki toz toprağı düşürmek için vücudunu şiddetle oynatma: Kuş, beygir silkiştl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Terkimek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dar bir yere ve başkaları arasına sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to squeeze themselves into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İyi giyinmek, yaraşmak, güzel durmak, uygun gelmek: Bu .elbise size yakıştı. Esmere açık renk yakışmaz. 2. Münasip ve uygun olmak, uymak: Oyle yerlere gitmek, böyle sözler söylemek size yakışır mı? Onunla uğraşmak bana yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assort. become. befit. behoove. behove. comport. fit. go together. pertain. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

become. suit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be suitable. to be proper. to befit. to look good on or in suit. become. beseem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by