Klik ne demek? | Klik anlamı nedir? | Klik

Klik anlamı nedir?

Klik ne demek?

Klik anlamı nedir?

Klik | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: klik

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clique. political circle. junto. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aralık, mesafe: İki ağaç arasındaki açıklık. 2. Ferahlık, nezaret: Gönül açıktan hoşlanır. 3. Meydan, yapı ve saireden boş arsa: Evin önünde bir açıklık vardır. 4. Havanın bulutsuz ve berrak olması: Bugünkü havanın açıklığı. 5. İffet hususunda laubalilik: Bu kadının açıklığı malumdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space. distance. gap. the open. openness. vacancy. clearness. plainness. fairness. straightforwardness. directness. distinctness. obviousness. aperture. baldness. berth. clarity. clearance. definiteness. demonstrativeness. distinction. distinctivenes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aperture. openness. explicitness. clarity. clarification. free and open space. gap. interval. span. ligthness of colours. vacantness. plainess. clearness. frankness. indecency. sauciness. break. clearing. evidence. hiatus. opening. unreserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Budalalık, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idiocy. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. idiocy. stupidity. folly. imbecility. tomfoolery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Beyazlık, beyaz renk. 2. Düzgün. Yüz aklığı = Lekesizlik, namus, iffet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Topallık, arc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lameness. hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malfunction. lameness. lopsidedness. hitch. defect. disorganization. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. fault. trouble. limp. interruption. delayed. defect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükseklik karşılığı, pestî. 2. Boy kısalığı, (mec.) Zillet. 2. Mübalağalı hasislik, cimrilik. 3. Korkaklık, nâmertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enormity. ignominy. infamy. turpitude. villainy. lowness. shamefulness. vileness. meanness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness. shamefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Çalıklık, meczupluk, budalalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupidity. imbecility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habit. skill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete openness / clarity. truism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Etsizlik, lagarlık, zayıflık. 2. Sadelik, saflık, temizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fazlalık, ziyadelik, mezid. 2. Üstün olma. Osm. tefevvuk, fazi ve rüchan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşıkın hal ve sıfatı, Aşık olma, aşka düşme: Aşıklık insanın rahatını bozan bir haldir. 2. Saz ve tanbura çalan kahve şairinin hal ve sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk aldanır adamın hali. Alıklık, şaşkınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gullibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Canbaz nalını. 2. Sütün kaidesi, kürsü taşı, (Fr. piidestal).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. stilt. treadle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedal. tradle. place to step on. footing. footrest. stilt. treadle. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarhoşluktan veya bayılmaktan kurtulmuş adamın hâli, aklı başında olması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soberness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sobriety. clear-headedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. unemployment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idleness. being without any real job. lounge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

not to work. loaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exception. special treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İki kızkardeşls evlenmiş iki adam arasındaki münasebet ve akrabalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Bağışık olma hail, muafiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption. dispensation. challenge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity. exemption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Affiliate Company, Subsidiary)

İşletmenin doğrudan veya dolaylı olarak en az % 50 oranında oy hakkına veya en az bu oranda yönetim çoğunluğunu seçme hakkına sahip olduğu iştiraklerdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Barış, barışık, sulh, müsâlaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alçaklık, yükseklik eksikliği. 2. Pelteklik = Dil basıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Vaktiyle sultanların tahsisatı, has arpalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batak yeri, batılan yer, çamurluk ve pek sulak yer. Orada bir büyük bataklık vardır. Sıtmanın önünü alıp havayı ıslah için bataklıkların kurutulması lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggy. swampy. bog. fen. quicksand. marsh. quagmire. quag. everglade. morass. moss. sink. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bog. fen. flat. marsh. marshy. morass. ooze. quagmire. quicksand. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guagmire. bog. marsh. moor. morass. slough. swamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marsh gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

babyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infancy. babyhood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infancy. childishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peklik, katılık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olmayıp saf ve açık olan su veya havanın hali: Bu suyun, bugünkü havanın berraklığı ne kadar güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearness. limpidity. clarity. definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyunlarda bilek incinmelerini önlemek için bileğe takılan meşin sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wristband. wriststrap. wristlet. supporter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supporter. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjacency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. juxtaposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rus sosyal demokrat partisinin ekseriyeti elde bulunduran sol kanadının Lenin prensiplerine dayanan doktrini, komünistlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bolshevism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bulanık olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blurriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. cloudiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turbidity. blur. mackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüksek hassasiyet, nesne hareketinden kaynaklanan bulanıklık problemlerine savaş açar. Fotoğraf makinesindeki ISO ayarının yükseltilmesi, hareket eden nesnelerin yakalanabileceği daha fazla deklanşör hızı anlamına gelir. Görüntü bulanıklığının başka bir ana nedeni de fotoğraf makinesinin hareket etmesidir. Optik Görüntü Dengeleyiciler, fotoğraf makinesinin titremesini algılayan ve doğru açıyı ayarlaması için objektifi hareket ettirerek her türlü fotoğraf makinesi hareketini telafi eden gyro sensörlerinden oluşmuştur. Çift Bulanıklık Önleyici koşuluna sahip ürünler bu teknolojilerin her ikisini de birleştirmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dotage. senility. dementia. second childhood. secondary childhood. senile dementia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Gemilerde direklerin başlarına doğru yapılan taraçamsı yer ki, bâzı hizmetlere mahsustur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crow's-nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the bag. a bird in hand. cert. cinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haze. involution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warp. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skewness. skew. distortation. crookedness. deformity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. stupidity. craziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıplaklık. 2. Tüysüzlük, dazlaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contradictoriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çevik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility. alacrity. pep. perfections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yirmi kuruş değerindeki bir mecidiyenin çeyreği kıymetinde olan, beş kuruşluk: Çeyreklik simit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çiçek tarlası, bahçenin çiçek yetiştirmeye mahsus yeri. 2. Çiçek koymaya mahsus süslü saksı ki, masanın üzerine ve büyükleri salonun bir tarafına konur. 3. Kışın çiçek saksılarını barındırmaya mahsus camekân, ser. 4. Eski tarzda odalarda kapının yanlarında bulunan ufak hücreler veya mihrap gibi bir yer ki, esasen çiçek koymaya mahsus idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

window box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. flower garden. vase. flower head. receptacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıplak olanın hâli, giyinmemiş veya soyunmuş olma. Osm. üryanlık, bürehnelik. 2. Süs veya takımdan uzak olanın hâil, sadelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bareness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nude. nudity. nakedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nakedness. nudity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çırak olma hali; çırağın yaptığı iş. 2. Çırağa verilen ücret, (bk.) Çırağlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprenticeship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol veya el sakatlığı yahut eksikliği. Ar. şellel, cezm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çorak yer. Fars. şûrezâr, kıraç yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. barrenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Perişanlık, Fars. perâkendegî, Ar. teşettüt: Kitapların dağınıklığı düzgün okumaya mâni olur. 2. İntizamsızlık, tertipsizlik: Zihin dağınıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mussiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muddle. untidiness. disorder. mess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

untidiness. disorganization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dayak cezasını hak etmiş: Dayaklık bir kabahat değildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başkalaşma, Ar. tebeddül, tegayyür. 2. Mübadele, trampa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. alteration. diversification. shift. chopping. modification. innovation. kink. recast. variance. variegation. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. break. change. modification. shift. turn. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amendment. modification. change. modification alteration. revision. novelty. diversification. mutation. redeployment. shift. twist. variance. variety. vicissitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. equality. equivalence. equilibrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parity. equality. balance. equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivalence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpendicularity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erectness. perpendicularity. steepness. escarpment. obstinacy. abruptness. rigidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Direkleri çok veya her tarafı direkle kaplı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Doğru gitmeyerek dönüp dolaşan şeyin hali, eğrilik. Ar. İvicâc: Yolun, çay yatağının dolaşıklığı. 2. Karışıklık, birbirine geçme, burgaçlık, giriftlik: İpin, saçın dolaşıklığı. 3. Açıklık ve sarahat yokluğu. Ar. teşevvüş, iğlak: Cümlenin, ifadenin dolaşıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being roundabout. intricateness. indirectness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sözünden dönen adamın hali, sözünde durmama. Osm. sebatsızlık. Ar. televvün: Onun dönekliği malûm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconstancy. tergiversation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğik durma hali, meyil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclination. obliquity. propensity. tilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ekmek yapmaya mahsus: Ekmeklik hamur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eksik, nâkıs olma. 2. Eksik bir şeyin tam olması İçin lâzım gelen miktar: Çok eksikliği vardır (eksik de denilir). 3. Ayıp, kusur, noksan: Bunun hiç bir eksikliği yoktur. 4. Azlık, nedret: Onun eksikliği şimdi hissolundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. defectiveness. defect. failure. insufficiency. lack. shortage. shortness. incompetence. dearth. defalcation. deficit. desideratum. failing. flimsiness. imperfection. inadequacy. lacuna. lameness. negation. poverty. shortcoming. sketchines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absence. defect. deficiency. failure. fault. hiatus. imperfection. lack. privation. shortcoming. want. defectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deficiency. lack. defectiveness. absence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Erkek insan veya hayvanın hal ve sıfatı. Ar. zükûriyyet. 2. İnsan erkekliği. Ar. recûliyyet, Fars: merdî. 3. Bülûğ, bülûğ yaşına erişme, evlât yetiştirebilecek bir yaş ve halde bulunma: Daha erkek olmadan kendisini evlendirmeğe kalkıştılar. 4. mec. Yiğitlik, bahadırlık, şecaat, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manhood. virility. masculinity. courage. bravery. sexual virility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masculinity. virility. courage. manly behaviour. sexual potency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kabalık, budalalık, hamakat, münasebetsiz hal ve hareket: Eşeklik etti; eşeklik lâzım değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly. utter stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esnek olma hali, elastiklik, elastikiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elasticity. flexibility. free play. give. litheness. plasticity. pliability. pliancy. resilience. spring. springiness. stretch. suppleness. swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexibility. give. resilience. spring. elasticity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elasticity. flexibility. resiliency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Belden aşağı sarkmak üzere giyilen rob, fistan. Ar. tennure. 2. Kadınların, sıcak tutmak veya fistanı kabartmak için alttan giydikleri giyecek, imâme etekli = Çubuk takımının alt tarafı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skirt. material for a skirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Ezik olma hail.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being crushed. being squashed. bruise. contusion. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of hunger. worry and depression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ferik rütbesi: Falan paşaya feriklik verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fındık ağacı ormanı, fındık ağaçlarıyla örtülü yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hazelnut grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartouche.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cartridge belt. bandoleer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fişek taşımaya mahsus mahfaza ki, göğsün üzerine aykırı bağlanıp her bir fişek için parmak şeklinde bir yeri vardır, palaska.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antep yahut çamfıstığı ağaçlarından ibaret koruluk: Orada bir fıstıklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar frank kıymetinde olan: Beş franklık bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(General Finance Corporations)

(Corresponding Special Purpose Vehicles in Securitization) Alacakların temellükü ve bu alacaklar karşılık gösterilerek düzenlenen varlığa dayalı menkul kıymetlerin ihracı ve halka arzı amacıyla kurulan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğruluk, sıhhat, hakikat: Bu sözün gerçekliğini temin edebilir misiniz?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truth. realty. reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reality. actuality. authenticity. truth. veracity. verity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yararlık, lüzum, vücûb: Onun gerekliliği budur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gergin olmayan şeyin hâli, Osm. rehavet, süstlük: ipin, yayın, mandalın gevşekliği. 2. Sıkı veya pek sert olmayan şeyin hâli, yumuşaklık, sülpüklük: Etlerin, kumaşın gevşekliği. 3. Kuvvetsizlik, dayanıksızlık, gayretsizlik: O adamın gevşekliği. Ağız gevşekliği: Boşboğazlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flabbiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor. relaxation. looseness. slackness. laxity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

looseness. slackness. indolence. laxity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek imaline yarayan, bu işe mahsus veya lâyık olan: Gömleklik kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shirting. a shirt-length of material.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Dargınlık, Ar. infiâl, iğbirâr: Bir güceniklik çıkmasın.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Publicly-Held Corporation)

Hisse senetleri halka arz edilmiş olan veya halka arz edilmiş sayılan anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Free Float Rate)

Halka açık hisselerin nominal değerleri toplamının, tüm hisselerin toplam nominal değerlerine oranını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepidity. tepidness. lukewarmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tepidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelkilik, birincilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İneklere mahsus yer, inek ahırı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Uzaklık, ayrılık, mesafe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suya bulaşmış olan şeyin hâli, nemlilik, Ar. tebellül, tartîb: Bu elbisede bir ıslaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being much used. legibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçma hâli, firar, firârîlik: Asker kaçağı olduğu haber alınıp yakalandı. 2. Gümrükten veya resimden kaçırılmış olma: Bu tütünün kaçaklığı bellidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Delilik, delişmenlik, savrukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craziness. crookedness. brain crack. wet ideas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalpak İmâline yarayan: Kalpaktık astragan veya taklidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prostitution. moral turpitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hainlik, hilekârlık, döneklik: Ben, o kancıklığı kabûl etmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treachery. sneakiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kapak taşı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloominess. oppressiveness. cloudiness. shyness. introversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İntizamsızlık, nizamsızlık, tertipsizlik: Bu evde daima bir karışıklık vardır. 2. Fesâd, kargaşa, fitne, Asâyiş zıddı: Çin’de yine bir karışıklık çıkmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pretty kettle of fish. confusion. disorder. riot. chaos. mess. mix-up. bedlam. bungle. cataclysm. clamor. clamour. clutter. commotion. complexity. complication. disarrangement. disorderliness. disorganization. disturbance. dogs dinner. embroilment. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chaos. clutter. commotion. complication. confusion. disarray. disorder. disturbance. ferment. intricacy. mess. misunderstanding. muddle. shuffle. tumble. turbulence. turmoil. welter. tumult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. intricacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complexity. complicacy. intricacy. sophistication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Katolik mezhebi: Katolikliğin Ortadoksluk’tan Protestanlık’ tan daha çok farkı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catholicism. catholicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavak ağaçları olan yer: Orada bir kavaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poplar grove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slipperiness. unreliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machismo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavukgillerden, tavuktan küçük, güzel bir kuş; eti için avlanır: Keklik avı; keklik eti. Çeşitleri vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partridge. grouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kesilmiş şeyin hâli: Ağacın kesikliği. 2. Sakatlık: Kolun kesikliği. 3. Bozukluk, kesilmiş şeyin hali: Sütün kesikliği. 4. Yorgunluk, kırıklık: Dizlerimin kesikliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discontinuity. interruption. lassitude. hysteresis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being cut or broken. fatigue. lassitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being henpecked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılan, kırık olan şeyin hâli (isim olarak «kırık» daha çok kullanılır). 2. Soğuk alma vesaire gibi sebeplerden olan neş’esizlik ve bütün bedende ve kemiklerde duyulan ağrı ve yorgunluk, Ar. inhirâf: Vücudumda bir kırıklık duyuyorum; bir kırıklığım var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokenness. ache. soreness. fatigue. malaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. pucker. ruck. seam. wrinkle. furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkledness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırk yaşında veya kırk lira vs. kıymetinde veyahut 40 sm. vs. ölçüsünde olan veya 40 kilo vs. olan: Kırklık bir adam, bir kadın, kırklık kadife, kırklık tahta, direk, kırklık fıçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consisting of forty. forty years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısılmış ve sıkışmış şeyin hâli, baskı, tazyik. 2. Yoğunluk, hırıltı: Sesin, boğazın kısıklığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoarseness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litheness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briskness. alertness. agility. fluency akıcılık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

energy and alertness. neatness. lilt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curvature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirgememe, merhametsizlik, gaddarlık: Onun kıyaklığı emsalsizdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being swell or super.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kıyılmış ve ince doğranmış şeyin hâli. mec. Kırıklık, Ar. inhlrâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Döşeme tahtalarının altındaki kirişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joisting. floor framing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erythema. rush. blotch. chilblain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ringster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to form a clique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Güldürücü hareket ve konuşma tarzı. 2. Gülünç hâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funniness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humour. humor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comical action or situation. humour. rib tickler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, hâinlik: O köpekliği kim kabûl eder? Böyle köpeklik olur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cringing. fawning. groveling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkan adamın hâli. Ar. havf. 2. Cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. timidity. cowardliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. fearfulness. timidity. cold feet. pantophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cowardly. cop out. to show the white feather. funk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf. 2. Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuruluk, yağmursuzluk, rutubetsizlik. Ar. yubûset: Bu kuraklık bir müddet daha devam ederse ekinler yanacak. 2. Yağmursuzluktan ileri gelen kıtlık: Hindistan’da kuraklık olduğu söyleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak belirli mevsimlerde su kıtlığı ” kuraklık” değildir. Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır. ( Trockenheit/drought, dryness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. dryness. dry. aridness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secularism. laicism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secularism. laicism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Laik olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Münâfıkın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Murahlk olma, bülûğ çağına ermişlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute temperature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. incelik, dikkat, nârinlik. 2. Güzellik, letafet, kabalık zıddı. 3. Zarafetle iltifat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

politeness. courteousness. polite act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mutfağın ateş yanan yeri: Mutfak ocağı. 2. Duman çıkması için çatıda açılmış büyük baca. 3. İri kereste, temel direği. 4. Osmanlı devrinde devletin irsi olarak verdiği mâlikâne: Ocağa ait. Ocaklık demir = Cankurtaran demiri, büyük lenger.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. pusillanimity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model. specimen. sth which used as a specimen or sample. demonstration model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model. specimen. sth which used as a specimen or sample. demonstration model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şirket: Ortaklık, ticaretin ruhudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. association. company. community. coparcenary. copartnership. joint adventure. joint undertaking. joint venture. participation. privity. tie-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. incorporation. partnership. society. firm company. partnership iştirak. müşareket. firm. company. corporation şirket. kumpanya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership. company. consortium. copartnership. corporation. firm. interestedness. joint partnership. participating state. participation. partnership firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

partnership agreement. deed / contract of partnership. contract of copartnery / partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

volatility. frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

autonomy. autonomy muhtariyet. otonomi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

self-administration. self-government. autarchy. autonomy. self-rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pâk olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlak olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brightness. brilliancy. brilliance. luster. lustre. glossiness. radiance. shine. splendor. splendour. effulgence. flamboyance. flame. flashiness. glazing. gleam. glitter. gorgeousness. incandescence. irradiance. lambency. liveliness. lucency. lumines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. gloss. glow. irradiation. light. luminance. luminescence. luminosity. lustre. polish. radiance. sheen. shine. sparkle. splendour. varnish. brilliance. brightness. luster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brightness. gleam. gloss. glow. irradiation. radiance. refulgence. resplendence. shine. brilliance. greatness. light. lustre. briliancy. glossiness. radiancy. luminosity luminescence. bloom. glitter. polish. luminance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

LCD panel parlaklığı, yüzeyde bir nokta bırakan ışık miktarıyla ölçülür. Parlaklık kandela birimiyle (bir mumun yaydığı ışık) hesaplanan uç nokta parlaklık seviyeleri sayesinde, iyi aydınlatılmış odalarda veya pencere gibi diğer ışık kaynaklarının yanında bile canlı renk netliği ve resim doğruluğu elde edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahta veya demir sıra çubuklardan ibaret bölme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rail. railing. bar. guardrail. balustrade. banisters. grating. grill. grille. fence. fencing. grid. hurdle. paling. palisade. rack. trellis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. fence. grid. parapet. rail. railing. guard. banisters. grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fence. palisade. balustrade. railing. grill. window-guard. baluster. baluster railing. banister. bar. barrier. rail. grate. lattice. handrail. handrailing. picketing. guard rail. life guard. lurdle. paling. grille. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Patrik sıfatı 2. Patrik’in işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sertlik, katılık. 2. Şiddet, kuvvet. 3. Sağlamlık, metanet. 4. Kabız, kabızlık. 5. Hasislik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peltek olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lisp. lisping. impediment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pandering. procuration. procuring. panderism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicality. practicability. gumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-wittedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion. perverseness. perversity. deviance. paedophilia pedophilia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. unsteadiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ortaklık. 2. Arkadaşlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Aralıklı ve açık olma: Dişlerin, ağaçların seyrekliği. 2. Bir şeyin aradan vakit geçerek olması: Yağmurun seyrekliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrequency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being set widely apart. looseness of weave. sparseness. tenuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hararet, ısı: Sobanın sıcaklığı uzaktan hissolunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat. warmth. temperature. fervor. fervour. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow. heat. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warmth. caldarium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jam. closeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tightness. being tightly wedged or jammed. closeness. congestion. being hard pressed for time. being hard up for money. jam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fâsılasızlık, darlık, bitişiklik: Ağaçların sıklığı. 2. Birbiri arkasından gelme: Kışın yağmurların sıklığı yolların kurumasına meydan bırakmaz. 3. Pek sık olan: Sıklık orman; o mahalle pek sıklıktır (mahallede bulunan evler birbirine bitişiktir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Islık, dil ile sıkarak çıkarılan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzellik, zariflik, modaya uygunluk, süs: O kadar şıklık bu yaştaki adama yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency. closeness. density. thickness. compactness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density. frequency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frequency. density. thickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chic. elegance. smartness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smartness. finery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indistinctness. lack of a distinctive character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sinekleri kovmaya veya öldürmeye mahsus küçük, delikli roket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fly whisk. fly swatter. flyswatter. flypaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flyswatter. flyswat. flypaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exasperating. importunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left handedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

left-handedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tabak koymaya yarayan raf. 2. Tabak kurutmaya yarayan mutfak Aleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser. tanning sepi. sepicilik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şahitlik. 2. Nişan, alâmet, ispat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony. witness. evidence şahitlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimonial proof. testimony. witness. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testify. witness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bear witness to sth. to testify. attest. bear evidence. bear testimony. bear witness. to give evidence. to state in evidence. to bear record. to bear testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birbirini karşılıklı olarak tanımış bulunma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutual acquaintance. acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaintance. acquaintanceship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer). 1. Müfred, bir şeyin tek olması (uydurması: tekil). 2. (argo) Bir lira.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında tellaklık (ka ile)). Hamamda müşterileri ovuşturup kese süren ve yıkayan kimsenin hâl, sıfat ve vazifesi: Hamamda tellâklık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk hareket, çabuk davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quickness and alertness. quick-wittedness. vigilance. delicacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapalılık. 2. Nefes tutulması, göğsün darlaşmasıyle nefes almamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being choked up. stoppage. blockage. deadlock. bottleneck. hold-up. jam. tie-up. congestion. stuffiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

block. blockage. congestion. jam. stoppage. bottleneck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bottleneck. congestion. stoppage. cloggage. obstruction. blocking. jam. stagnation. suffocation. jamming. snarl up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vibrancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shakiness. tremulousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tüfek koyma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armory. gun-stand. guncase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harp esirliği, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. captivity esaret. esirlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

captivity. bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçüklük: Ufaklığın zararı yoktur. 2. Ufak para: Üstümde ufaklık yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pint-sized. pint-size. little one. shorty. shortie. tiny. kid. kiddy. bantling. fractional currency. smallness. tot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smallness. littleness. change. little one. small change. child. kid. boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional coins. smallness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk ve her şeyden korkup birdenbire sıçrayan insan ve hayvanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timidity. timidness. jumpiness. nervousness. shyness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uşağın işi ve hâli (mec. aşağılayıcı mânâda da kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tenbellik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Utangaçlık, mahcupluk,

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uyumayan adamın hâli. 2. Zekâ. 3. Gafletin zıddı, ileriyi görüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alertness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wakefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Mesafe veya zamanca yakın olmayış: Çarşının uzaklığı sebebiyle bu ev bize gelmez. 2. Fark, uymazlık: Bu iki mal arasında çok uzaklık vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. breadth. remove. span.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

displacement. distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Volatility)

Bir menkul kıymetin fiyatının veya piyasanın genelinin kısa bir zaman aralığı içerisinde gösterdiği dalgalanma özelliği. Oynaklığı yüksek bir menkkul kıymetin fiyatında hızlı değişim ve aşırı dalgalanma özellikleri görülür.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Foreign Company)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dışarıda yerleşik kişilerden ilgili ülke mevzuatına göre yabancı sermaye piyasası araçlarını çıkaran ortaklıklar ile yatırım ortaklıklarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Dalkavukluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Şimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antarktika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antarktika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklarla da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizin altında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünya üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antarktika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla rahatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemli bir rolü vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2,5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sının vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirsiniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İimdiye kadar dünyamızda tespit edilebilen en düşük sıcaklık güney kutbunda eksi 89.6 derece ile Antartika Vostok istasyonunda ölçülmüştür. Sanılmasın ki güney kutbu devamlı kar yağışı aldığı için dünyanın en soğuk yeridir. Antartika daima karla kaplı olmasına rağmen dünyanın en az yağış alan çöllerinden daha kuraktır. Soğuk hava çok uzun aralıklar da olsa düşen her yağışı dondurup, koruduğu için sürekli kar ve buzlarla örtülüdür.

Ortalama sıcaklık olarak güney kutbu eksi 49 derece ile kuzey kutbundan 2 derece daha soğuktur. Çünkü güney kutbu deniz seviyesinden daha yüksektir, güneşten daha az ışık alır ve güneşin gittiği zamanlarda bu ışığın getirdiği ısıyı süratle kaybeder. Dünyadaki buzların yüzde 90’ı güney kutbundadır, buzlar denizinaltında 600 metre derinliğe kadar iner. Yaşam ancak buz parçalarının kıyılarında penguen ve fok sürüleri olarak görülür.

Kuzey kutbu, altında hiçbir kara parçası olmaksızın, denizin üstünde yüzen bir buz kütlesidir. Kuzey kutbunda bulabileceğiniz her taş mutlaka göktaşıdır.

Dünyamızda ölçülebilecek en düşük soğukluk eksi 273 derecedir. Bundan daha düşük sıcaklıkta moleküller hareket edemeyeceği için buna ‘mutlak sıfır’ denilir.

Dünay üzerindeki ortalama sıcaklık 5-10 derece artsa Grönland ve Antartika’daki buzullar erir, okyanuslardaki su düzeyi 100 metre artar ve tabii dünya haritası da önemli bir şekilde değişirdi.

Dünyada bugüne kadar saptanabilen en yüksek sıcaklık gölgede 58 derece olarak 13 Eylül 1922 tarihinde Libya’da El-Azizia’da ölçülmüştür.

Tabii en yüksek sıcaklık insanı en fazla raatsız eden sıcaklık anlamına gelmez. Burada havadaki nemin, yani rutubetin çok önemlibir yolu vardır. Göremeyiz ama havanın içinde su da, daha doğrusu su buharı da vardır. Atmosferde bulunan su miktarı toplanabilseydi, dünya yüzeyini 2.5 santimetre kalınlığında bir su tabakası kaplardı.

Ancak havanın içine alabileceği su miktarının bir sınırı vardır. Bu suya doyma seviyesine gelince hava artık içine su alamaz. İnsanlar terleyince ter buharlaşıp havaya karışamaz ve artık terleyemezler, rahatlayamazlar. Çok kuru bir havada 35 derecede terleyebildiğiniz için fazla bir rahatsızlık duymaya bilirseniz de, nemli, suya doymuş havada 25 derece bile bunalma hissi verebilir.


Genel Bilgi by

Finansal Terim

(Investment Trusts)

Sermaye piyasası araçları ile ulusal ve uluslararası borsalarda veya borsa dışı organize piyasalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek üzere anonim ortaklık şeklinde ve kayıtlı sermaye esasına göre kurulan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Yedek olarak bulundurulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uniformity. monotony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monotony. monotone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemeğe konacak veya yarayacak: Yemeklik buğday. 2. Yemek için verilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serving as food. edible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for use in cooking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yapışkanlık, bulaşıklık. 2. Sırıtkanlık, sırnaşıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir cismin dibinden tepesine kadar olan ‘ boyutu; yücelik, Ar. Irtifâ, rif’at: Bu dağın, bu ağacın yüksekliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

altitude. elevation. extent. height. highness. loftiness. rise. steepness. swell. acro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eminence. headroom. height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

height. altitude. elevation. gradient. high ground. levelling up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ductility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

softness. mildness. gentleness. flexibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leniency. softness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Yumuşak olanın hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yuvarlak olan şeyin hâli ve şekli: Bunun yuvarlaklığı muntazam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ, uyanıklık, an layış.

Türkçe Sözlük by