Kol Kola ne demek? | Kol Kola anlamı nedir? | Kol Kola

Kol Kola anlamı nedir?

Kol Kola ne demek?

Kol Kola anlamı nedir?

Kol Kola | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kol kola

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm-in-arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Şarap veya mayalanmış başka şekerli sıvıların damıtılmasından elde edilen yanıcı, sıvı madde, ispirto, küul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcohol. aqua vitae. fortifier. spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol. hard stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkolizme tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcoholic. habitual drinker. alcohol addict. dipsomaniac. problem drinker. sponge. toper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. habitual drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkollü içkilerin devamlı ve çok kullanılmasından ileri gelen hastalık belirtileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. intoxicating. containing alcohol. strong. spirituous. intoxicated. spiked. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. spirituous. intoxicated. drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. containing alcohol. drunk. spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz. 2. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifth column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Meksika yerlilerinin dilinden). Sütlü veya sütsüz olarak kakaodan yapılan maruf yiyecek, çikolata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc. chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate. confectionery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karısı tarafından aldatılmış erkek , informal boynuzlu erkek; (f). (kocayı)aldatmak , informal boynuz taktırmak. cuckoldry (i). boynuz taktırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolaj. İlk kez 1950 lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa`da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Boyunun kolların, göğüs ve sırtın bir kısmını açık bırakan kadın elbisesi. 2. Açık saçık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décolleté

1. açık giyim, 2. açık giyimli

1. Kadın giyiminin kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi. 2. Göreneğe aykırı derecede çıplak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-neck. lownecked. decollete. revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. décolleté. low-cut dress. décolleté dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-necked. decolleté. low necked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Ekolayzer, özel müzik dinleme keyfi ses çıkışını etkiler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological çevresel. çevrebilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Hekimlikte kullanılan bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance post. outsentry. outstation. patrol. outflying picket. advanced post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business line. branch of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k). Bir ışık kaynağının muayyen uzaklıkta meydana getirdiği aydınlığı ölçmeye yarayan Alet, fotometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter. photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). 1. Aristo’ nun eserlerinden alınarak kilise anlayışına tatbik edilen ve Ortaçağ’da okutulan felsefe. 2. Bu felsefe ile ilgili olan. 3. mec. Görenekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gynécologie

tıp kadın hastalıkları

Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecology. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology. gynaecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe’de kol askeri mânâsına gelmekle, siyah asker yani gece askeri veya askerin siyah yani gecelik kolu ve bölüğü demektir). 1. Asayişi muhafaza için gece gezen asker birliği. 2. Nöbetçi asker. 3. Ordunun muhafazası için münasip noktalarda bekletilen asker. 4. Belirli yerlerdeki polis merkezi. Istinad karakolu, ileri karakol, devir karakolu, küçük karakol, nizam karakolu, (denizcilik) Karakol gemisi = Denizde muhafızlık vazifesi yapan gemi veya sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. station. police station. patrol. outpost devriye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police station. central police station. gendarme station. any official force upholding public order. patrol. police headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of patrol stations along an international border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis karakolu. Karakol binası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakola düşmesi gereken. Karakolluk olmak = Karakola düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Boyun atkısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. neckerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconnaissance column. scouting patrol. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. R.). İpek kozası. Kokolya mevtimi = Nisan başları. Kokolya fırtınası = Bu mevsimde olan fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcı Çingene kadını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın omuz başından parmakları ucuna kadar uzanan organı, Ar. zirâ. Farı. bâzû: Kollarını sıvadı, kollarını açtı. 2. Atın ön ayağı: Atın lağ kolu ağrıyor. 3. Giyeceğin kola gelen, kolu saran kısmı: Bu ceketin kolları dar. 4. Gömlek yeninin ucu yerinde iğreti, kolalı keten bezi: Yaka, kol (yakalık ve kolluk da denir). 5. Ağa; dalı, Ar. gusn, Fars. şâh: Çınar ağacı her tarafa kol atmış, kol, kanat uzatmış. 6. Şube, dal, bölük, taraf, kısım: Tuna, denize döküldüğü yerin yakınlarında birka; kola ayrılır. Alpler bir;ok kollara bölünür. Avcılar üç kola ayrıldı. 7. Bir ordunun bölündüğü kısımlar, kanat, Osm. cenâh: Sağ kol = Meymene, sağ kanat. Sol kol = Meysere, sol kanat. İleri kol = Pİşdâr, öncü. Geri kol = dümdâr. art;ı. 8. Muhafaza veya teftiş için ayrılıp gezdirilen askeri birlik: Kol gezmek, kola ;ıkmak. 9. Bir heyetin bölündüğü dal ve zümrelerin her biri: Halvetî tarîkatinin HAlidî, Sünbülî kolu. 10. Oyuncu vs. takımı: Zuhûrî kolu, kol oyunu. 11. Bir şeyi kapamak veya bir şeye dayanmak üzere kol şeklinde uzanan ağa;, demir vs.: Kapı kolu. 12. Bazı Alet ve edevâtın sapı, tutulacak veya ;evrilecek parçası: Dikiş makinesinin kolu. 13. (denizcilik) Bir halatın kalınlığını teşkil eden iplerin her biri: U; dört koldan mürekkep halet. Kol atmak = Dallanıp budaklanmak, (at) Kolunu atmak = On kemiği ;ıkmak. Kollarını açmak = Kucaklamaya hazırlanmak, memnuniyetle kabûl etmek. Kola almak = Taltif etmek. Kolağası = Osmanlı devrinde kıdemli yüzbaşı ki, daha da eskiden sağ ve sol kolağası diye ikiye bölünürdü. Kolordu = Bir devlet askerinin bölündüğü en büyük birliklerden biri, ordudan kü;üktür. Kolvurmak = Bir aşağı, bir yukarı gezmek. Kol uzatmak = Dallanmak. Kolu uzun = Kudretli, hükmü geçer. (denizcilik) Kol bastırmak = İki halatı dikerek eklemek. Kol bağlamak = Serbest bırakmamak, hareketine engel olmak. Kol burmak, bükmek = Galip gelip kahretmek. Terazi kolu = Terazinin tutulan veya asılan yerinden itibaren iki tarafının her biri. Kolu çıkmak = Bir kaza ve çarpma ile kol kemiği omuzda veya dirsekteki oynak yerinden ayrılmak: Kolu çıkmış, kolunu çıkarmış. Kola çıkmak = Asayişi temin için askerlerle gezmek. Kol demiri = 1. Kapı üzerine çekilen demir. 2. Bir çeşit kundakçı Aleti. Karakol = 1. Gece gezen devriye asker. 2. Şehrin belirli yerlerindeki zâbıta binaları, karakolhane, merkez. Kol kanat = El, ayak. Kolu, kanadı kırık = Harekete muktedir olmayan. Kol, kanat kalmamak = Çok yorulmak veya dayak yemek. Kol, kanat kırılmak = Ümitsizliğe düşüp bir şey yapamamak. Kol gibi = Kol kalınlığında, bol su. Kol gezmek = Kola çıkmak. Kol kesmek = Kuvvet, iktidar ve harekete güç bırakmamak. Keşif kolu = Düşman askerini ve araziyi keşifle görevli birlik. Kol nizâmı = Saf itibariyle olmayıp, önden geriye doğru uzanan asker tertibi. Hücum kolu = Hücum için ayrılmış askerî birlik. Kolu yetişir = Eli işlere yatkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. arm. foreleg. sleeve. handle. stick. branch. subsection. crank. embranchment. flipper. limb. offset. ramification. rod. rounds. tappet. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. branch. crank. department. handle. limb. rounds. section. tappet. tributary. subdivisionarm. sleeve. foreleg. flipper. bar. lever. club. team. gang. troupe. patrol. column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist band.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. bolt. crossbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm-in-arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wristwatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist watch. wristwatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Çamaşırları kolalamakta kullanılan bir nişasta çeşidi. 2. Yapıştırma işlerinde (kâğıt veya bez) kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. 3. Kolalama: Bu gömleğin kolası iyi oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sudan dilinden) (botanik). Kolagillerden hekimlikte kullanılan bir bitki (cola acuminata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke. soda. starch. stiffening. cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. starch. coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Cola, Cola nut. tree bearing large brown nuts containing e.g. caffeine; source of cola extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch. laundry starch. cola. paste. pasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kola nuts are widely traded and consumed in West Africa - the Grassfields variety was much sought after by Hausa traders. kola. tree bearing large brown nuts containing e g caffeine; source of cola extract. a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) cola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapul ve hırsızlık niyetiyle gezip dolaşma: O tarafları kolaçan ettiler, kolaçana çıktılar. 2. Gezip dolaşma; etrafı kolaçan etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scouting. reconnoitering. a look-see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır kolası yapan, kolacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who starches and irons clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolacı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden orduda, yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan iki rütbenin adı, kıdemli yüzbaşı. Sağ kolağası; sol kolağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı iki;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collage

kesyap

Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ön ayağı sakat (deve) (koiuk da denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor. 2. Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kola ile yapıştırılmak. 2. Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireye kola yaptırmak: Gömlekleri kime kolalatıyorsunuz? 2. Kola ile yapıştırtmak: Şu defteri kolalatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kolaya batırılıp ütülenmiş: Kolalı gömlek. 2. Nişasta kolasıyle veya tutkal ile yapıştırılmış: Kolalı doğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starchy. starched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Enli örme kuşak, yassı ip. 2. Hayvanın eyer ve semerini üstüne bağlamak üzere belinin altından geçirilerek bağlanan örme veya kayış bağ: Eyerin kolanını sıkmak, gevşetmek. 3. Salıncak ipi. 4. Çadır kenarına dikilen enli ve kalın şerit. Kolan vurmak = Salıncakta ayak üstü karşılıklı sallanmak. Kolan yeri = Atın belinin ortası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout band or binding. girth. cinch. bellyband. binding used to support the springs of an upholstered chair or couch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz, zor ve güç olmayan. Ar. sehl, Fars. Asân: Kolay iş; kolay ders; yeni metotla okuma öğrenmek pek kolaydır. Kolay gel» = I; başında bulunanlara selâm ve duâ tâbiridir; kolaylıkla, Osm. suhûletle, Asân olarak: Bu suretle çocuklar pek kolay okumaya alışırlar. 2. Kolaylık, Osm. suhûlet: Kolayını bulmak; onun kolayı vardır. 3. Çâre, tedbir: Bir kolayına bakmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. smooth. unlaboured. effortless. uncomplicated. ready. open-and-shut. cushy. downhill. facile. flowing. straightforward. sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheap. cushy. downhill. easy. elementary. facile. ready. soft. easy way of doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. easily. effortless. facile. jammy. smooth. straight up and down. walk in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ürünle birlikte verilen Picture Motion Browser yazılımı, fotoğraf koleksiyonunuza göz atmanıza ve koleksiyonunuzu yönetmenize yardımcı olur. Fotoğraflarınızı e-posta ile arkadaşlarınıza ve ailenize gönderebilir veya İnternet’teki paylaşım sitelerine kolaylıkla yükleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

VCR’ı kurmanın ve ayarlamanın inanılmaz kullanıcı dostu bir yöntemidir. Talimatlar ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fragile. frail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Senkronizasyonun video kamera tarafından sağlandığı Kolay Kaset kopyalama işlevi. Başlık ekleme ve kaydedicinin kızılötesi sinyalle kumanda edilmesi de mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça kolay, pek zahmetli olmayan, Osm. suhûletle: Kolayca öğrendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightly. easily. smoothly. readily. with ease. facilely. hands down. light. swimmingly. well. easy as winking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy. readily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Pek fazla kolaylıkla: Kolaycacık öğrenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolayca, zahmetsizce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. teshil etmek. 2. Sonuna yaklaştırmak: Bu işi kolayladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish most of a job. to finish the hardest part of a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kolay hâle gelmek, Osm. kesb-i suhûlet etmek, Asân olmak. 2. Sonuna, bitmeye yaklaşmak: İş kolaylandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay olmak, Osm. sehl ve Asân olmak: Yeni usûl ile öğretim hayli kolaylaştı. Sona yaklaştı. 2. Sona yaklaşmak, tamamlanmasına az bir şey kalmak: Yazdığınız kitap kolaylaştı mı? Yapı kolaylaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ease. to get easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be finished. to be over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur. 2. Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolay hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsizlik, Ar. suhûlet, Fars. Asânî: Bu işte kolaylık vardır. 2. Çâre, tedbir, vasıta: Kolaylığını bulmalı; bir kolaylık düşünmeli. 3. Vakit ve müsaadesi, sıkıntı zıddı, para bakımından rahatlık: Bugünlerde yolaylığım yoktur. Kolaylıkla = 1. Suhûletle, zahmetsizce: Yazıyı kolaylıkla öğrendi. 2. Lüzumlu vasıta ile: Kitapları kendine mehsus bir kolaylıkla ciltliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. ease. facility. easiness. simplicity. airiness. straightforwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. ease. facility. simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labo r saving device. means or wherewithal to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. with ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kola başkanlık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileğe takılan yünden örme eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mitten. mitt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tanesinin biçimini değiştiren ve ununu bozan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçi, gardiyan, Fars. dîde-bân: Gümrük kolcusu. 2. Hizmetçilere iş bulup yerleştiren kâhya, erkek veya kadın: Kolcuya hizmetçi ısmarlamak (bu mânâsıyle eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaş, yardımcı, yardak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaşlık, iş arkadaşlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kul, Fars. çâker, bende, gulâm (tevâzû ve saygı mübalâğası olarak) Köleniz, köleleri = Kulunuz, bendeniz, ben. («köle-zâde» demeyip «bende-zâde» denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servile. slave. bondsman. drudge. serf. bond slave. bondman. bondslave. chattel. chattel slave. contraband. helot. mameluke. man friday. minion. thrall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slave. chattel. helot. manciple. servant. thrall. vassal. villein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enslave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cholédoque

anat. öd kanalı

Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise derecesinde okul: Polis koleji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. private high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a high school giving special attention to the teaching of a foreign languag. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolej öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eğlence, öğretim veya kazanç maksadıyla toplanıp tasnif edilmiş, aynı cinsten eşya, para koleksiyonu, düğme koleksiyonu, pul koleksiyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collection

derlem

Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a collection (of objects. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector. gatherer. gleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iş birlikli, ortaklaşa. Kolaktif şirket, ortaklık = Bütün ortakların tam ve sınırsız olarak mesul olduğu şirket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company with unlimited liability. unlimited company. general partnership. unlimited company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectiviste

top. b. ortaklaşacı

Ortaklaşacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). İmalât vasatlarını mahalli, millî veya bütün dünya ile alâkalı derecelerde halkın menfaaline sunmayı gaye edinen ekonomik sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectivisme

top. b. ortaklaşacılık

Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. collecteur

fiz. toplaç

Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector toplaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köle haline getirmek; bir kimseyi köle imiş gibi her türlü hürriyetten mahrum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb into a slave. mancipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, bendelik, Ar. ubûdiyyet, Fars. bendegî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bondage. serfdom. servitude. slavery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slavery. bondage. helotry. servitude. thrall. vassalage. villeinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle kölelerden tertip olunan bir sınıf asker, Ar. memlûk, c. memâlîk: Mısır Kölemenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. «safra» mânâsındaki bir kelimeden, tıp). Meşhur bir salgın hastalık ki, Hindistan’dan yayılmıştır: Kolera zühûr etmek; koleraya tutulmak; kolera mikrobu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan çevrelerde görülür.

Kolera mikrobu içme sularına karışan sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur.

Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ile sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına karışması engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koleraya tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Posta paketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcel. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcel or package (sent by post. package. packed parcel. parcel package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Birçok çeşidi olan ve gerekli vasatı bulunca insanlarda çeşitli hastalıklara sebep olan bir bakteri cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hummer , hummingbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic. colonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic , gripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Sovyetler Birliğinde ortak çiftlik, kolhoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Araştırmak, yoklamak, sormak, hâtırını sormak. 2. Sahip çıkmak, korumak, himaye etmek, kayırmak: Onu falan zât kolluyor. 3. Beklemek, gözlemek: Fırsat, vakit gözetmek (en fazla bu üçüncü mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. to watch. to search. to protect. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to look out for. to be on alert for. to protect. to look after. to scan. to observe carefully. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kollamak işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, sıvı ya da katılardan kirleticileri ayırıp toplayan kirlilik denetleme aygıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Büyüklüğü 10-1000 angstrom arasında değişen, bir başka maddede asılı, çok küçük parçacıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolları yani yenleri olan giyecek: Kollu fanila.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed. having an arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having sleeves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek yenlerinin uçlarına takılan iğreti kolalı kolçak çifti: Yakalık kolluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. armband. armlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armband. armlet. cuff. sleevelet. armament badge. oversleeve. police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police force. gendarmerie force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle karakol subayı. 2. Yeniçeri ocağında bir subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan bir mayi ki, sürüldüğü şeyin üzerinde deri gibi bir tabaka teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Jelatin hususiyetinde olan ve suda dağılmışının zarlardan geçmemesiyle billûrsulardan ayırt edilen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

konuşu

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı.


Yabancı Kelime by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, Karayip Denizi kıyısında, Panama ve Venezuela arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Ekvator ve Panama arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 4 00 Kuzey enlemi, 72 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,138,910 km².

Sınırları: toplam: 6,309 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,644 km, Ekvator 590 km, Panama 225 km, Peru 1,800 km, Venezuela 2,050 km.

Sahil şeridi: 3,208 km (Karayip Denizi 1,760 km, Kuzey Pasifik Okyanusu 1,448 km).

İklimi: Kıyı bölgelerinde ve doğu ovalarında tropikal iklim, dağlık bölgelerde daha soğuk iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca düz ovalar, orta kısımlarda dağlar, Andlar ve doğuda yatık ovalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico Cristobal Colon 5,775 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, demir, nikel, altın, bakır, değerli taş, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar %2.01.

Sürekli ekinler: %1.37.

Diğer: %96.62 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 9,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlar volkanik özellik taşımaktadırlar; arada sırada depremler, periyodik kuraklıklar görülebilir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 43,593,035 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %30.3 (erkek 6,683,079; kadın 6,528,563).

15-64 yaş: %64.5 (erkek 13,689,384; kadın 14,416,439).

65 yaş ve üzeri: %5.2 (erkek 996,022; kadın 1,279,548) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.46 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.3 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.99 yıl.

Erkek: 68.15 yıl.

Kadın: 75.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.54 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 190,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 3,600 (2003 verileri).

Ulus: Kolombiyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %58, beyaz %20, siyah %4, siyahlarla Amerika yerlilerinin karışımı %3, Amerika yerlileri %1, diğer %14.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.5.

erkekler: %92.4.

kadınlar: %92.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kolombiya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kolombiya.

Yerel tam adı: Republica de Colombia.

yerel kısa şekli: Colombia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bogota.

İdari bölümler: 32 bölüm ve 1 başkent bölgesi; Amazonas, Antioquia, Arauca, Atlantico, Bolivar, Boyaca, Caldas, Caqueta, Casanare, Cauca, Cesar, Choco, Cordoba, Cundinamarca, Guainia, Guaviare, Huila, La Guajira, Magdalena, Meta, Narino, Norte de Santander, Putumayo, Quindio, Risaralda, San Andres y Providencia, Distrito Capital de Santa Fe de Bogota, Santander, Sucre, Tolima, Valle del C


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i ince) (i. Colombie’ nın adından) (kimya). Niyobyum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Ana direğin kapele payından destemorasına kadar olan kısmı. 2. Eski tahta sava; gemilerinin baş ve kıç lumbarlarına konulan uzun bir cins top, Fr. couleuvrine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Sütun. 2. Matbaacılıkta, dizilen yazı sütunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column. colon. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon. speaker. column. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon. column. riser. conduit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). 1. Müstemleke, sömürge. 2. Kendi memleketlerini bırakıp bir başka memlekette yerleşenler topluluğu: Afrika’deki Fenike kolonisi. 3. Bir ülkedeki ecnebiler topluluğu: İstanbul’daki Fransız kolonisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Cologne’dan). Hafif kokulu tuvalet ispirtosu, ilk defa Almanya’nın Kolonya şehrinde yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cologne. eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. colonialisme

sömürgecilik

Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ekseriya üç tümen ve başka tamamlayıcı birliklerden meydana gelen askert birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps. army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir rengin nelerden meydana geldiğini bulmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimètre

fiz. renkölçer

Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Renk ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimétrie

fiz. renk ölçme

Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torso. trunk. sleeveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kolun göğüsün yanıyla omuz altında teşkil ettiği açıklık: Koltuğunda bir çıban çıkmış. 2. Kenar, köşe, tenha ve kuytu yer: Orası bir koltuktur. 3. Sokak köşelerinde dükkân vesaire şubesi: Koltuk bakkal (ı); koltuk meyhane (si). 4. Tellâl ve eskici dükkânı (bu son üç mânâsı eskimiştir). 5. Kol dayanacak yerler) yani İki yandan kanarları olan büyük sandalye, koltuklu sandalye. 6. Pohpoh, yüze kaşı övme: Koltuğu sever; koltuğa gelir. 7. övünme. Koltuk altına almak = Himayeye almak. Koltuk altı = Koltuğun içi, oyuğu. Koltuk deyneği = Ayakta duramayan kimselerin kullandığı, koltuğa koyup dayanacak yeri olan deynek. (denizcilik) Koltuk halatı = Gemiyi rıhtıma sokmak için baş ve kı; tarafından verilen palamar. (İstihkâm) Koltuk zaviyesi = İstihkâmın köşe tabyası. Koltuk resmi = Eskiden zifaf günü güveyin, gelinin koltuğuna girip kadınların ortasından geçerek odasına çıkarması töreni. Koltuk kabarmak = Övünmek, çok memnun olmak. Koltuğa girmek = Birini ve bilhassa güveyi, gelini koltuğundan tutup yürütmek veya bir yere çıkarmak. Koltuk vermek = Yüzüne karşı öğmek, Osm. müdâhane eylemek. Koltuğa vermek = Gelini, koltuğuna girmek üzere güveye takdim etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat. armchair. chair. stall. elbow chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armchair. seat. easy chair. armpit. flattery. stalls. support. protection. official position. chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. armchair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). I. Kullanılmış şeyler satan ve satın alan kimse. 2. Ayakta içki veren meyhaneci. 1. Yüze karşı öven dalkavuk, Ar. müdâhln.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of armchairs. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Koltuklamak işi. 2. Yaranmak maksadıyla söylenen övücü söz, kompliman, pohpohlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koltuğuna girmek, kolundan tutmak. 2. Yüze karşı övmek, dalkavukluk yapmak, komplimanda bulunmak, Osm. müdâhene eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trick sth under one's arm. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol dayanacak yeri olan: Koltuklu sandalye = Sadece «koltuk» denilen kenarlı büyük sandalye, kürsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk yapmakta kullanılan kumaş vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elbiselerin koltuk altına içten dikilen parça, subra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Gerdanlık, Ar. tavk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. necklace. chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. charm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Uskumruya benzer ve ondan daha büyük bir balık; küçüğüne koloridye denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Almanca: colza). yağı çıkarılan bir çeşit yabani lahana tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kolay.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologue

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologie

sözlük bilimi

Sözlük yazma ve hazırlama işiyle uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Karasevda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despondency. melancholy. melancholia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholia. melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mycologie

mantar bilimi

Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologue

müzik bilimci

Müzik bilimi alanında araştırmalar yapan bilgin veya uzman.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologie

müzik bilimi

Müzik konularını, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

1930’lu yılların başında ABD’nin Duke Üniversitesi’nde J. B. Rhine ve eşi L. Rhine tarafından yürütülen çalışmalarda, psişik çalışmaları belirtmek için Almanca “parapsychologie” terimini kullanmışlardır. Normal dışı, farklı psikoloji anlamına gelmektedir.

Bu yıllarda telepati, telekinezi ve durugörü çalışmalarının yoğun olduğu duyu dışı algılamalar görülmektedir. Duyu dışı algılamaları, geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmışlardır. Duyu dışı algılamalarında kimi insanların daha başarılı olduğu bilinmektedir. Psişik güç denen bu olgu, doğuştan tüm bireylerde varolmakla beraber, aynı seviyede olmamakta ve çalışmalarla ilerletilebilmektedir.

Trans haline geçilerek farklı boyutlara gidilebilmesi, bir haritanın üzerinde yapılan çalışmayla karada su bulma yöntemine kadar birçok farklı konu, parapsikolojiye dahil olabilmektedir. Parapsikoloji konusunda birçok kitap yazılmış ve ayrıca Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede seminerler düzenlenmiştir.

Somut dünyadan çok farklı bir konu olan parapsikoloji, yapılamayacağı yapmak, imkansızı imkanlı hale getirmek gibi farklı bir konu olduğundan büyük ilgi görmektedir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, sağlam, dayanıklı ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piccolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop shop. nick. precinct. station house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Diplomatlar arasında yapılan ön anlaşma zaptı. 2. Devlet erkânı veya devletler arasındaki münasebetlerde, resmî törenlerde, her türlü siyasî temaslarda uyulan kaideler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. gentleman's agreement. ceremony. minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologue

ruh bilimci

Ruh bilimi ile uğraşan uzman.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychologist ruhbilimci. psychologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychologist. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh ilmi, ruhiyat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologie

ruh bilimi

Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology. psychology ruhbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology. behaviouralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Psikolojiyle alâkalı. 2. Hoşa giden, iyi karşılanan, ruhu okşayan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologique

1. ruh bilimsel, 2. ruhsal

1. Ruh bilimi ile ilgili olan. 2. Ruhla ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychological ruhbilimsel. ruhsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruhiyatçılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologisme

ruh bilimcilik

Ruh bilimiyle uğraşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Toplanan mahsulün tamamı: Geçen yılki buğday rekoltesi, bc yılkinden düşüktü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. harvest. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ernte. ertrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right hand man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Marmara sahillerinde işleyen, başı kıçı bir, hafif bir çeşit tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski kaval topu ile atılan demir üstüvane içine istif olmuş ufak tanelerden mürekkep eski bir mermi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border commission. frontier post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kuvvetli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Türkoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr ). Türk dili, edebiyatı ve tarihi ilimlerinin ortak adı, Türklük bilgisi, Ar. Türkiyyât.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. turcologie

Türklük bilimi

Türk dili, tarihi, edebiyatı ve halk bilimi araştırmalarını konu edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turcology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Video parametrelerinin ayarlanması için üç önceden belirlenmiş video ayarının yanı sıra bir ek değişken ayar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gearstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear / gearshift lever. gearshift. gear lever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by