Koma Aralısı ne demek? | Koma Aralısı anlamı nedir? | Koma Aralısı

Koma Aralısı anlamı nedir?

Koma Aralısı ne demek?

Koma Aralısı anlamı nedir?

Koma Aralısı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: koma aralisi

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.)) (musiki), bk. Koma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir müddet için bir yerde tutmak: Beni yatıya alıkoydular. 2. Bir kimsenin yapmakta olduğu veya yapmak istediği işe engel olmak: Adamcağızı yolundan alıkoydular. 3. Bir maksatla ayırıp bir kenarda tutmak: Bu defteri arkadaşım için alıkoydum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1930`larda Oscar Dominguez`in (1906-1958) Gerçeküstücülük akımının otomatizm kavramından yola çıkarak oluşturduğu teknik. Bu teknikte boya kalın bir fırçayla ince bir kâğıdın üstüne sıçratılır ve kurumadan ikinci bir kâğıtla yavaşça sürtülerek gelişigüzel dağılması sağlanır. Daha sonraları Ernst tarafından yağlı boyaya uygulanan bu tekniğin en önemli özelliği, yapıtın ön tasarımsız oluşturulmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. musiki). Bir tam sesin (do-re aralığı gibi) dokuzda biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Vücuttaki irâdt sistem faaliyetlerinin durması; yalnız vejetatif sistemin çalışması; ölümden önceki kendini kaybetme hâli: Hasta komaya girdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.)) (musiki), bk. Koma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma nlsbetinde pestleştlren bemol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. Fr. T.) (musiki). Türk musikisinde sesi bir koma dikleştlren diyez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yerleştirmek, Osm. vaz’etmek: Bohçayı minderin altıne koy, zahireyi nereye koyuyorsunuz? 2. Bırakmak, terketmek: Kitabı elinden koymaz, sonraya koymak, davet etmedik kimse koymadı. 3. Müsaade etmek, engel olmamak. 4. Almak, sokmak, yerleştirmek: Misafirleri nereye koyacağız? Atı ahıra koyun. 5. Tutmak, bulundurmak, bırakmak: Beni aç koydular. 6. Atmak, yükletmek. 7. Bir işe tayin etmek: Oraya bekçi koymalı. 8. Giymek, üstüne almak: Yeni şapka koymuş, başına bir başlık koymuş, bu elbiseyi bir daha koymayın. 9. Tutmak, edinmek, Osm. hâsıl ve peydâ eylemek: Süt kaymak koymuş. 10. Kabûl ettirmek, yerleştirmek, göndermek, çocukları mektebe, ustaya, san’ata koydu. 11. Bir şeyi pişmek veya olmak üzere hazırlamak: Turşu, şarap, sirke koydum, aşçı daha yemoğl koymadı. 12. Kurmak, düzeltmek: Sofrayı koyunca bize haber verin, yemeği koydunuzsa gelelim. Ateş koymak = Tutuşturmak, ataş vermek: Saman kulübelerine ateş koydular. Ad koymak = İsim takmak: Çocuğun adını koydular mı? Araya koymak = Aracılık ettirmek, Osm. tovsit etmek, tavassut ettirmek: Tanıdıklardan birini araya koymalı. Askıda koymak = Bitirmemek, süründürmek. Elden koymak = Vazgeçmek, terketmek, yapmamak: Siz himmeti elden koymayın. Ortaya koymak = Açıklamak, açığa çıkarmak, Osm. izhâr etmek, ibrâz eylemek, isbat etmek, (denizcilik) Üzerine koymak = Rüzgârın daha da şiddetlenmesi. Üste koymak = Arttırmak, Osm. tezytd etmek. İçeri koymak — İçeri almak, sokmak, kabûl etmek: Giden misafirleri içeri koymuyorlar. Baş koymak = Baştan geçmek, canını feda etmek. Bahis koymak = Öğdül. Bahse tutuşmak. Bir tarafa, bir yana koymak = Ayırmak, saklamak, korumak. Bez koymak = Bez yapmak üzare İplikleri tezgâha germek. Boş koymak = Mahkûm ve sessiz bırakmak. Temel koymak = Temel tutmak, Osm. pâyldâr olmak. Hâle koymak = Bir hâle getirmek, hâlini değiştirip diğer biçime değiştirmek: Bakın hastalık beni ne hâle koydu, yağmurun bolluğu bizim bahçeyi göl hâline koydu. Rehin koymek = Rehin etmek. Sonraya koymak = Geciktirmek. Minnet koymak = Başına kakmak. Meydana koymak = Ortaya çıkarmak. Nişan koymak s İşaret etmek, unutmamak, hatırlamak. Yanına koymak — Öcünü almamak, cezasını vermemek: Yaptıklarını senin yanına koymayacağım. Yoluna koymak = Düzeltmek, hesaplaşmak. Yola koymak = Göndermek. Yolda koymak = Yolda, yarı yolda bırakmak. Koyup gitmek = Öksüz bırakmak, terketmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gomalağa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Komaya girme hali: Dövüp komalık ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enraged. badly beaten up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be exhausted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıbrıs’ın meşhur bir cins kıymetli şarabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir kısım ortaklarının yönetime karışmak hakkı olmayan, sadece koydukları sermaye nlsbetlnde sorumlu olan ticaret şirketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited partnership. commandite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commandite company. limited partnership. partnership in commendam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleeping / dormant / silent partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Portekizce’den). 1. Müstakil çalışan ve hususi vazifeler gören, az sayıda görevliden kurulu askert teşekkül, çete, akıncı asker. 2. Bir komando birliğindeki görevlilerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commando.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commando.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dağ gülü ve «rododendron» denilen bir cins ağaç kl, kerestesi kırmızı olup makbuldür: Komar ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki delisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki deliliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicomaniac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicomania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Türkmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by