Kopek Mama Kabi Evde Kullanilirmi | Kopek Mama Kabi Evde Kullanilirmi ne demek? | Kopek Mama Kabi Evde Kullanilirmi anlamı nedir?

Kopek Mama Kabi Evde Kullanilirmi | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kopek mama kabi evde kullanilirmi

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Isırır, kudurmuş, azgın: Kelb-i akûr = Kudurmuş, azgın köpek. (kuduz mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük

(i. «almak» tan). 1. Almak fiili. 2. Mübayaa, iştirâ: Alım satım = Alış veriş. 3. Mermilerin yetiştiği mesafe, atım, menzil. 4. Gözün yetişebildiği, gördüğü mesafe: Alımlı zağar = Uzağı gören köpek. 5. Göz ve gönlü çeken hal.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karada vahşî hayvan yahut kuş ve denizde balık vurmak ve tutmak işi. Ar. sayd, Fars. şikâr: Ava gitmek. 2. Avda vurulan veya tutulan vahşî hayvan ya kuş yahut balık: Av vurmak. Bu dağlarda çok av vardır. 3. Ele geçen şey, ganimet: Eline güzel bir av geçti. Av aramak = Kelepir şey istemek. Av eti = Avda vurulan yaban hayvanı ve kuş eti (Balık hakkında kullanılmaz). Av kuşu = Avavlamaya alışık atmaca ve şahin gibi yırtıcı kuş. Av köpeği = Zağar ve tazı gibi av avlamaya alışık köpek. Av havası = Pusluk ve karlık hava. Balık avı = Osm. Sayd-ı mâhî. Sürgün avı = Avlanacak yaban hayvanının etrafını sarıp ortaya almak üzere atla ve kalabalıkla yapılan av.

Türkçe Sözlük

veya AV’AVE (i. A.). 1. Köpek havlaması. 2. mec. şamata, hezeyan, saçma sapan konuşma.

Türkçe Sözlük

(i.). Parmaklar dahil olmaksızın el ve ayağın içi, düz yeri. El ayası = Osm. kef. Ayak ayası = Taban. Kediayası, köpekayası — Bitki cinsleri.

Türkçe Sözlük

(i.). Parmaklar dahil olmaksızın el ve ayağın içi, düz yeri. El ayası = Osm. kef. Ayak ayası = Taban. Kediayası, köpekayası = Bitki cinsleri.

Şifalı Bitki

(GemeineQecke, Chiendent commun, Common Couch Grass, Scutch, Twitch): Temmuz-agustos ayları arasında yeşil veya morumsu-yeşil renkli başaklar veren, 30-100 cm boyunda, çok senelik otsu bir bitkidir. Toprak altında çok fazla yayılmış olan ana kökleri bulunur. Bilhassa kumlu toprakları sever. Gövdeleri dik, tüysüz ve içi boştur. Yaprakları dar, uzun, ince, paralel damarlı, sivri uçlu, koyu yeşil renklidir. Çiçekler gövdenin ucunda ve yassı bir başak durumunda toplanmışlardır. Meyve sarımsı renkli ve uzuncadır. Bitkinin etli kökleri çok eskiden beri üriner hastalıklarda kullanılan önemli bir halk ilacıdır. Kökler mesane ve böbrek iltihapları dahil, mesanedeki taş ve kumları düşürmek için kullanılan iyi bir idrar söktürücüdür. İdrar arttırıcı olarak mısır püskülü, arpa ile beraber kaynatılarak kullanılır. Hatta köpekler bile ağız ve barsaklarını temizlemek için bitkinin yapraklarını büyük bir zevkle yedikleri için bitki “köpekçimeni” olarak da bilinir. Tarlalarda belirtilen türden başka, buna çok benzeyen büyük ayrıkotu (cynadan dactylon) olarak bilinen çeşidinin daha kalın kökleri olup, nişasta da taşımasıyla ayrılır ve digeri gibi kullanılır. Türkiye’de; İstanbul, Trakya, Mugla, Anadolu’da yetişir. Kullanıldığı yerler: Kullanılan kısımları kökleridir. Köklerinde triticin, uçucu yağ, müsilaj ve potasyum bulunur.

Türkçe Sözlük

(i.). Azmak işi. iki ayrı cinse mensup iki hayvandan doğma: Azma kedi, Van azması, çakal azması bir köpek.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Coşmak, tehevvür ve heyecana gelmek, şımarmak: Bu adam azdı. 2. Taşmak, yatağından çıkmak: Dereler azmış. 3. Doğru yoldan çıkmak, taşkınlık etmek. 4. Şiddetlenmek: Rüzgâr azdı. 5. Şehveti fazlalaşmak: Bu adam azdı. 6. Fenalaşmak, iltihap peyda etmek: Yarası azdı. 7. Kudurmak: Köpek azdı. 8. Sararıp temizlenemiyecek hâle gelmek: 8u çamaşır azmış. 9. İki ayrı cinsten, iki ayrı haynandan doğmak: Bu koyun merinosla kıvırcıktan azmıştır. Bu köpek çakaldan azmıştır. Döş azmak = İhtllâm olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). olta veya kapan için yem; aldatma, cezbetme; mola, konak; (f). oltaya veya kapana yem koymak; olta veya tuzak yemi ile cezbetmek; üzerine köpek saldırtmak (hayvan) ; eziyet etmek, taciz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uzun ve kıvırcık tüylü köpek, kaniş; tropikal bölgelerde yaşayan kıllı ve kalın gagalı bir kuş, zool. Capito veya Bucco

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). havlama, köpek havlamasına benzer ses; (k.dili). öksürük; (f). havlamak; havlamaya benzer sesler çıkarmak; yüksek sesle konuşmak veya bağırmak; (argo) bir eğlence yerinin kapısında çığırtkanlık etmek; öksürmek. bark up the wrong tree yanlış kap

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havlayan, bağıran insan veya köpek; (k.dili). dükkân veya eğlence yeri önünde bağıran adam, çığırtkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

güneslenmek için su yüzüne çıkan çok iri cüsseli fakat zararsız bir cins köpek balığı.

Türkçe Sözlük

yahut BAVLU (i.). 1. Avcıların, köpeklerini alıştırmak için, kullandıkları tüyden sahte kuş. 2. Alışık doğan yavrusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). uzun havlama sesi, uluma; (f). havlamak, ulumak. at bay av köpekleri tarafından kıstırılmış; sıkışık durumda.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. öğütücü dişlerle köpek dişleri arasında her bir tarafta dörder tane olmak üzere bulunan kesici dişler. bicuspid valve ikili kapakçık, mitral kapak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. boru çiçegi, kahkaha çiçedi, gunduz sefası, cadır çiçegi, bot Convolvulus arvensis hooded bindweed kopek pençesi, bof Calystegia sepium

Genel Bilgi

Evlerinde köpek bulunduranlar, köpelkerinin yaşlarını insan yaşlarıyla karşılaştırabilmek için, her köpek yaşının yedi insan yaşına eşit olduğunu varsayarlar. Peki bu doğru mudur?

Tam olarak değil...

Bu konuda üretilen çeşitli formüller var ama en basit ve akla yatkın olanı şu:

Köpeğin birinci yaşı= 21 insan yaşı

Köpeğin sonraki her yaşı:4 insan yaşı

Buna göre 7 yaşında bir köpeğiniz varsa insan ömrüne göre;

21+(6*4)=45 yaşındadır.

Bu hesaba devam edersek 10 yaşındaki bir köpeğin yaşı, insanın 57 yaşına eştir. 15 yaşındaki bir köpek ise 77 yaşındaki bir insanla aynı yaştadır.

Bu hesap şekli akla uygundur. Bir köpek yaşı yedi insan yaşına eşittir düşüncesi seksüel olgunluğa erişmiş bir yaşındaki köpekle 7 yaşındaki bir çocuk arasında farkı düşününce anlamsız kalıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. dişi köpek veya kurt; kancık; (argo) Şirret kadın; kötü kadın; f., (argo) şikâyet etmek; acemice iş yapmak. bitchy s. orospu tabiatlı, şirret

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpek havlaması; havlama taklidi; ç.dili köpek, havhav.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir cins köpek, bokser.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğa; diğer bazı hayvanların erkeği; boğa gibi kimse; vurguncu kimse; gaf; A.B.D., (argo) polis; A.B.D., (argo) saçma, zırva. Bull astr. Boğa burcu; buldok cinsi köpek. bull calf erkek buzağı. bull market borsada fiyatların devamlı yükselişi. bull sess

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boğaların köpeklerle dövüştürülmesi.

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük

(i). 1. Isıran. 2. Azgın (köpek), çıyan. Çalagan otu = Isırgan otu. 3. Atmaca.

Türkçe Sözlük

(i.). Silisli kumun potas veya soda katılıp eritilmesiyle yapılan cisim, sırça. Zücâc, şişe. 2. Pencere çerçevelerine takılan sırça tabakası: Pencerenin camlarını takmak, pencerelerde cam kalmadı. Şişeden, sırçadan, camdan: Cam tabak, cam gözlük. Camgöbeği = Yeşile yakın mavi. Camgöz = 1. Tamahkâr, haris. 2. Köpekbalığının bir cinsi.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözü takma olan. 2. Bir buçuk metre kadar boyunda bir çeşit köpekbalığı (galeus canis).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (astr). Köpek Burcuna ait; Ağustosun en sıcak günlerine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). köpek ve kurt gibi, köpek cinsine ait; (anat). köpekdişine ait; (i)., (zool). köpekgillerden bir hayvan, köpek; köpekdişi. canine tooth köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

Büyük Köpek takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük açık araba; (Kan). köpek ile çekilen kızak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etoburlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıkırdaklı; kıkırdağa benzer; iskeleti daha ziyade kıkırdaktan meydana gelmiş olan (köpekbalığı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atma, fırlatma; atılan şey; (kırık kemiğe) alçı; zar atma; zarda gelen sayı; artık sey; mesafe; balık ağı atma; (bir tiyatro oyunu veya filimde) rol alan kimseler, oynayanlar, oyuncular, eşhas; avcılıkta köpeklerin koku peşinden etrafa dağılmaları;

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kavuşmak, ilişmek, uç uca bağlanmak, tutturulmak. 2. Tokuşmak, birbirine çatmak, çarpışmak, müsademe etmek. 3. (Köpek ve ona benzer hayvanlar, böcekler) Çiftleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). Köpekten sakının.

Türkçe Sözlük

(f.). Sinlemek, sinilemek, ağlar gibi ses çıkarmak (köpekler için kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). cehennemin kapısını bekleyen üç başlı köpek; uyanık ve sadık bir bekçi.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ecnâs). 1. Hayvanlar, bitkiler vesairenin bölündüğü kısımların beheri. Çok def’a cins nev’i ve nev’i cins yerine kullanılır: Arap cinsinden bir at. 2. Soy, nesil, ırk: Bu tay falan kısrağın cinsindendir. 3. Kavim, kabtle: Arnavut, Çerkeş cinsi. 4. Türlü, nev’i: Bu cinsten eşkıya kalmadı. 5. (gramerde) İsim ve fiilin müzekkerlik veya müennesliği. 6. İyi soydan: Cins at; cins köpek.

Türkçe Sözlük

(i.) (F. şûbân ve çûbân). Ehlî hayvanları gezdirip otlatan adam: Koyun, keçi, sığır çobanı. Çoban armağanı çam sakızı = Küçük hediye. Çoban aldatan = Kırlangıçtan büyücek bir kuş, alaca tavuk. Çoban iğnesi, püskülü, değneği, düdüğü, süzgeci, tarafı, dağarcığı tuzluğu, minaresi = şitli bitkiler. Çoban köpeği = Sürüyü beklemeye mahsus köpek. Çoban merhemi — Terementi ve mumyağı vesaire ile yapılan bir nevi merhem. Çoban yıldızı = Zühre.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tay, sıpa: toy kimse. colthood ; taylık devresi. colt's tooth şehvet; atlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). kahkahaçiçeği; sarmaşık gibi sarılan birkaç çeşit fidan. wild convolvulus köpek pençesi, (bot). Calystegia sepium.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). köpekdişi.

Türkçe Sözlük

(f.). Boğuşup ısırışmak, itişe boğuşa kavga etmek: Köpekler dalaşıyorlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Dalmaçya. Dalmatian (i). Dalmaçyalı; arabaya koşulan bir cins köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Danimarkalı. Great Dane Danua cinsi kopek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. insan ve hayvanların ağzındaki organ ki, besini yutmaya ve bilhassa insanda konuşmaya yarar. Ar. lisân, Fars. zebân: insan dili, koyun dili. 2. İnsanların konuştukları lehçelerin beheri. Lügat, lisan, zebân: Dünyada binlerce dil konuşulur. Türkçe eski ve geniş bir dildir. 3. Çeşitli Aletlerin uzunca, yassı ve çok defa oynak kısımları: Terazi, düdük, kilit dili. 4. Denizin içine uzanmış uzun, kumluk, üstü düz ve alçak kara parçası (dağlık ve taşlık olanına burun denir). 5. mec. Dedikodu, aleyhte söz söyleme: Allah, dilinden kurtarsın. Ağzı var dili yok, ağzında dili yok = Ses çıkarmaz, dayanıklı, tahammül eden, utangaç, masum, mahçup. Edirne dili = Başlıca bu şehirde yapılan sığır dili pastırması. Dilaltı = Tavuklarda görülen bir hastalık, kurbağacık. Dil ucunda olmak = Hemen söylenecek gibi hatıra gelip yine kaçmak: Onun adı dilimin ucundadır. Dil uzatmak = Haddini aşarak birinin aleyhinde söylemek. Dili uzun = Edepsiz Dil oğlanı = Vaktiyle Avrupa elçiliklerinde tercüman yamağı. Dil bağlamak = Susmaya mecbur etmek. Osm. iskât etmek. Dil balığı — Yassı bir cins balık. Dil burmak, dil çıkarmak = Eğlenmek, alay, istihzâ etmek. Dil peyniri = Uzun parçalı bir cins taze peynir. Dil tutmak = Düşmanın durumunu söyletecek esir tutmak. Dilini tutmak = Sözüne hâkim olmak, sır vermemek, her şeyi söylemekten sakınmak. Dillere düşmek = Kötü şöhret bulmak, kötülüğü yayılmak. Sığır dili = Uzun yapraklı bir bitki. Ar. lisân-üssevr. Kuş dili = 1. Kelimelerin her hecesi arasına diğer bir hece katarak ve tekrar ederek veya diğer bir suretle söylenmek ve bilmeyenler tarafından anlaşılmamak üzere birkaç kişi arasında uydurma dil. 2. Dişbudak tohumu. Dillerde gezmek = Fenalıkla şöhret bulmak. Dilini kesmek = Susmak, sükût etmek. Dile gelmek = 1. Kötü şöhret kazanmak. 2. Sevilmek. Köpek dili = Kızıllık otu. Küçük dil = Boğazda yukardan aşağıya sarkan küçük et parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avustralya'ya mahsus bir çeşit yabani köpek, (zool). Canis dingo.

Türkçe Sözlük

(i.). Ağzın içinde, alt ve üst çene kemikleri üzerine karşılıklı olarak sıralanmış beyazımsı organların her biri. Hayvanların çoğunda müdafaa ve taarruz silâhı yerini de tutar. Ar. sin, Fars. dendân: Diş çıkarmak, çekmek, diş düşmek, dökülmek, ön dişler, azı dişleri, köpek dişleri, dip dişi. Süt dişi = Çocukların sonradan değişen dişleri. Akıl dişleri = 18-20 yaşlarında çıkan azı dişleri. 2. Çark ve testere gibi çentikli şeylerin her çentiği. Fars. dendâne: Tarağın birkaç dişi kırık, çarkın dişleri eğrilmiş. 3. Bazı şeylerin ince ve uzun dilimleri, bu şekilde olan tane: Sarmısak dişi; diş diş kar. 4. Kap kenarında ve kesici Aletlerin ağzında meydana gelen çentik: Sahanın kenarı diş diş olmuş. Bu çakının bir dişi var. Diş otu = Ada çayı. Diş bademi = Dişle kırılır ince kabuklu sakız hademi. Dişbudak = Bir cins orman ağacı. Diş bilemek = Hırslanmak, yemeğe hazırlanmak. Diş buğdayı = 1. Çocuk diş çıkardığı zaman kaynatılıp dağıtılan buğday. 2. Aşure yapmakta kullanılan iri buğday. Diş tabibi, hekimi = Dişlere bakan tabip, dişçi. Diş göstermek = Mukavemete hazırlanıp tehdit etmek. Diş geçirmek = Taarruz etmek, bir şey yapmak: O, diş geçiremiyor. Takma, yapma diş = Sun’i olarak yapılan diş: Diş takmak. Peynir dişi = İhtiyarların seksen, doksan yaşında çıkardıkları diş.

Türkçe Sözlük

(f.). Diş geçirmek, ısırmak: Köpek baldırını dişledi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). huysuzluk, aksilik, terslik; rahatsızlık; karışıklık; bir çeşit köpek hastalığı; (f). rahatsız etmek, hasta etmek,keyfini kaçırmak,sirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek, it; kurt, tilki ve çakal gibi hayvan; bu hayvanların erkeği; k.dili herif, adam; (argo). değersiz ve kötü olan herhangi bir şey; kütükleri tutmak veya kaldırmak için kullanılan demir alet; (argo). çirkin ve sıkıcı kadın; mandal; den pala

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çift oturacak yeri olan tek atlı ufak araba; köpeklerin koşulduğu hafif araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D.). başıboş köpekleri toplayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek kavgası; savaş uçakları arasındaki çatışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birkaç çeşit köpekbalığı, (zool). Mustelus.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). köpek gibi; ters, aksi, huysuz; (A.B.D.)., k.dili gösterişli, fiyakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük köpek, süs köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek kulübesi. in the doghouse (A.B.D.)., k.dili gözden düşmüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpekdişi; (mim). yaprak şeklinde bir çeşit süs. dogtooth violet zambakgillerden Alp lalesi, (bot). Erythronium denscanis.

Türkçe Sözlük

(i.). Köpek, kedi gibi hayvanların yavrusu, enik.

Türkçe Sözlük

yahut İNİK (i.). Hayvan yavrusu: Arslan, ayı eniği, köpek eniği.

Genel Bilgi

1991’de Avusturya Alpleri’nde buzullar arasında donmuş bir erkek cesedi bulundu. Şaşırtıcı olan cesedin 5.200 yıl önce yaşamış birine ait olması ve bugüne kadar hemen hemen hiç bozulmadan kalabilmesiydi. ‘Alp Çobanı’ adı verilen bu cesette dikkat çeken bir başka husus da, yüzünde sakal ve bıyık olmamasıydı.

Arkeologlara göre erkekler tarih öncesi devirlerde de tıraş oluyorlardı. Mağara duvarlarındaki bu devirlerden kalma resimler sakal tıraşı için kabukların, köpekbalığı dişlerinin, en çok da keskinleştirilmiş çakmaktaşlarının kullanıldığını göstermektedir. Günümüzde keşfedilen bazı ilkel kabilelerde çakmaktaşının bu amaçla kullanıldığı gerçekten de görülmektedir. Mısır’da açılan mezarlarda eski Mısırlıların M.Ö. 4. yüzyılda sakal kesmek için kullandıkları altın ve bakır aletler bulunmuştur.

Tarih öncesi erkeğinin sakal tıraşı olma nedeni, kesilmezse 150 santimetreye kadar uzayabilecek olan sakalın hareket kabiliyetini hayli kısıtlamasıdır. Ancak sinek kaydı tıraş olma ihtiyacının nedeni bilinmemektedir. Her gün kesilmesi gerekiyorsa erkekler niçin sakallı yaratılmışlardır, o da ayrı bir konu. Erkekler günümüzde olduğu gibi geçmiş zamanlarda da din, toplumsal konum ve moda gibi nedenlerle tıraş oluyorlardı. Örneğin, Roma’da sadece özgür insanlar tıraş olabilirdi.

MS. 14. yüzyılda şimdiki usturanın ilkelleri ortaya çıkmaya başladı, ama erkeklerin acılı ve kanlı tıraş derdi 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti. King Camp Gillette (jilet) ABD’de 1901 yılında ilk iki taraflı jileti keşfetti. Ancak Birinci Dünya Savaşı yıllarına kadar 168 jilet ve 51 makine satabilmişti. Savaş başlarında ABD hükümeti ordunun ihtiyacını karşılamak için firmaya 3,5 milyon tıraş makinesi sipariş etti. Böylece tıraş bıçağı bir sektör haline geldi.

Kısa bir süre sonra eski bir kılıç üreticisi olan Wilkinson firması da tıraş bıçağı üretimine geçti ve bu ikili günümüze kadar piyasanın devleri olarak geldiler. Günümüzde Gillette dünya pazarının yüzde 66’sim elinde bulundururken, Wilkinson’un payı yüzde 20’dir. Daima sektörün motoru olan Gillette aslında kaşifinin ve firmanın ismi ve bir marka iken ürünün de ismi haline gelmiştir

1950’li yıllarda ilk elektrikli tıraş makineleri devreye girdi. Aynı yıllarda ise paslanmaz çelik tıraş bıçağı piyasaya çıktı. Günümüz erkeklerinin yaklaşık yüzde 80’i ıslak tıraşı yani tıraş bıçağı kullanmayı tercih ediyor. Dünyada tıraş olan 2 milyar erkek ve her birinin yüzünde ortalama 15 bin kıl varken ve hele hele bu kıllar günde yaklaşık 2 milimetre uzarken, yani bir erkeğin ömrünün ortalama 100 günü tıraş olmakla geçerken, kim bükebilir tıraş bıçağı sektörünün bileğini?

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (uyd. k.). Memelilerin arslan, kaplan, kedi, köpek gibi çeşitlerini içine alan takımı.

Genel Bilgi

Sineklerin her türü kışın ortadan kaybolur. Havaların ısınmasıyla birlikte de aniden ortaya çıkıverirler. Yazın karasinekler gece gündüz evlerimizin baş köşesinde dolanırlarken sivrisinekler gündüzleri ortada görünmezler. Acaba mesai saatlerinin dışında ne yaparlar? Sinekler, böcekler uyurlar mı?

Sinekler ısıya çok hassastırlar. Güneş bir bulutun arkasına girdiğinde oluşan sıcaklık değişikliğinden bile etkilenirler. Kış günlerinde bazı bölgelerde sıfırın bile çok altına inen sıcaklıklar onların, özellikle gelişmiş olanlarının yaşama şanslarını yok eder.

Lavra veya yumurta halindekiler ise yaşamaya devam ederler. Bahar aylarında gelişmiş birer karasinek olarak yaşantımıza katılırlar. Yani evinizde gördüğünüz sinekler geçen senekiler değillerdir, onların çocuklarıdırlar.

İnsanların olduğu yerlerde yaşayan sivrisinekler çoğunlukla gece faaliyet gösterirler. Çoğu alacakaranlık saatlerinde, sabaha karşı ve akşamüstü daha aktiftirler. Aktif oldukları bu süre bir veya en çok iki saati geçmez. Öyleyse sivrisinekler aktif olmadıkları, günün en azından 22 saatlik bölümünde ne yapıyorlar?

Kuvvetli ışık, havadaki nem oranının düşük olması ve rüzgar, sivrisineklerin işe çıkmalarına mani olan en önemli faktörlerdir. Boş vakitlerinde çoğunluğu, bitkiler, otlar, çimenler ve ağaçlar üzerinde dinlenirler. Renkleri ve boyutlarından dolayı onları oralarda fark etmek kolay değildir. Bazıları ise evlerin odalarında loş köşelerde kalırlar.

Sineklerin, böceklerin uyuyup uyumadıkları ise uyumak fiilinin tanımına bağlıdır. Zaten uykunun gizemi de tam çözülmüş değildir. Hareketsiz kalıp, dış ortamdan bağlantıyı koparmayı uyku olarak nitelendirirsek böcekler de uyur, balıklar da. Fakat bu arada beyinlerinde neler oluştuğunu kimse bilmiyor.

Memeli hayvanların, örneğin kedilerin, köpeklerin, ineklerin uykuları ve bu sırada beyinde oluşan elektriksel dalgalar konusunda ciddi araştırmalar yapılmıştır. Onların da bizim gibi uyudukları hatta rüya bile gördükleri kesin olarak biliniyor.

Ancak bir karasineğin veya örümceğin beynine elektrik kabloları bağlayıp bir molekül boyutundaki beyinlerinde neler olup bittiğini araştırmak hala pratikte pek mümkün değil.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). köpek dişi, göz dişi.

Türkçe Sözlük

(i. i.). Av köpeklerinin kıpırdamadan durarak avı gözetlemesi.

Türkçe Sözlük

(i.) (İtalyanca: fino). 1. ince, zarif, SU, seçilmiş, seçkin: Fino bir kumaş. 2. Pek, küçük: Fino köpek = Odalarda gezen ve kucakta taşınan küçük ve zarif köpek cinsi: Bir finosu var, fino köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). (ged, ging) bayrak, sancak, bandıra, flama; köpek veya geyik kuyruğu; (müz). çengel; (f). bayrak çekmek, bayraklarla donatmak; bayrakla işaret vermek; bir şey sallayarak avını tuzağa düşürmek. flag down a train durması için trene bayrakla

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). bazı köpeklerin aşağı sarkan üst dudağı.

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğraflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabaka da retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanız, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinenin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.

Genel Bilgi

Geceleri flaşla çekilen fotoğroflarda genellikle gözler kırmızı çıkar. Peki fotoğraftaki güzelliği bozan bu olay nasıl olur? Niçin her zaman olmaz? Niçin gündüzleri flaşla çekilen fotoğraflarda olmaz?

Gözümüz iç içe geçmiş üç tabakadan oluşur. En dışarıdaki gözümüzü koruyan ve göz akı da denilen sert tabakadır. İkincisi, kan damarlarından meydana gelmiş ve ortasında göz bebeğinin bulunduğu damar tabakadır. Bu damarlar sayesinde fazla ışıkta göz bebeğimiz küçülür, karanlıkta ise daha çok ışık alabilmek için büyür ama bu hareketi oldukça yavaş yapar. Üçüncü tabakada retina adı verilen, ışığa duyarlı kılcal damar ağlarından oluşan ağ tabakasıdır.

Köpek, kedi, geyik, karaca gibi hayvanların gözlerinin arkasında, yani retinalarında ayna gibi, yansıtıcı özel bir tabaka vardır. Eğer karanlıkta gözlerine el lambası veya araba farı gibi bir ışık tutarsanz, bu ışık gözlerinin içinden yansır ve gözleri karanlıkta pırıl pırıl parlar. İnsanların gözlerinin retinasında ise böyle bir yansıtıcı tabaka yoktur.

Fotoğraf makinesinin flaşı çok kısa bir zamanda çok kuvvetli bir ışık verir. Gözbebeğimiz ise bu kadar kısa zamanda küçülmeye fırsat bulamaz. Işık doğrudan retinaya ulaşır ve oradan da doğrudan kılcal damarların görüntüsü yansır. İşte flaşla çekilen fotoğraflarda görülen bu kırmızılık retina tabakasındaki kılcal damarların görüntüsüdür.

Günümüzde, birçok fotoğraf makinesinde, gözün bu kırmızı görüntüsünü azaltacak önlemler alınmıştır. Bu makinelerde flaş iki kere çakar. Birinci çakış resim çekilmeden az önce olur ve gözbebeğinin küçülerek gözdeki yansımayı azaltmasına zaman tanır. İkincisi de tam fotoğraf çekilirken olur ki, gözbebeği olması gereken durumu almıştır zaten. Başka bir önlem de odadaki bütün ışıkları açarak gözbebeğinin önceden küçülmesini sağlamaktır.

Geceleri flaşlı fotoğraflarda, gözlerin kırmızı çıkmasının önlenmesinin bir yolu da flaşı objektiften olabildiğince uzak tutmaktır. Günümüzde fotoğraf makineleri o kadar küçülmüştür ki, flaş makinesinin bünyesinde ve objektife birkaç santim mesafededir. Flaşın ışığı göze gelip yansıyarak geri döndüğünde doğrudan objektife gelir. Gündüzleri ise gözümüze dışarıdan, her yönden ışık geldiği için, flaşın ışığı bunların arasında daha az oranda gözümüze girer ve kırmızı göz olayı yaratmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tilki; tilki kürkü; kurnaz adam. fox chase tilki avı; bunu taklit eden oyun. fox glove (i). yüksükotu, (bot). Digitalis purpurea. foxhole (i). askerin sığınacağı çuku.r fox hound (i). tilki avında kullanılan köpek. fox hunting tilki avı. fox terr

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. burnundan ziyade gözü ile av kollayan köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kısa ve sert kıllı bir köpek; kızıl akbaba, (zool.) Gyps fulvus.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) silâh sesinden ürken (köpek, at).

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dayanmak, itimad etmek, birine veya bir şeye dayanıp rahatlamak, rahatlık duymak: Ben size güvendim, şemsiyeme güvenerek o yağmurda dışarı çıktım, elimdeki sopaya güvenerek köpekten kaçmadım. 2. Gözü kesmek, göze kestirmek, becereceğini kestirmek, mağrur olmak: Siz, ona o kadar güvenmeyiniz.

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (i.), (f.) dikkati çekme ünlemi; avda köpekleri saldırtma ünlemi; (i.) hayret ifade eden ses; (f.) bağırarak cesaret vermek veya canlandırmak.

Türkçe Sözlük

(i ). Köpeklere takılan boyun halkası, tasma.

Türkçe Sözlük

(i.). Köpeğin, kendisine yanaşan diğer bir köpeğe veya adama tehdit maksadıyle dişlerini göstererek ettiği hırıltıyı taklit ve tasvir eder. Hargür = Çekişme, mücadele, köpeklerin hırıltısı gibi kavga.

Türkçe Sözlük

(i.). Bol ve serbest akan bir şeyi tasvir ederek art arda kullanılır. Hargür = Köpeklerin harıltısı gibi devamlı kavga ve çekişme: O evde hargür eksik değildir, (bk.) Harıl.

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir köpek balığı çeşidi (lamna cornubica).

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpeğin uluması, Ar. av’ave. 2. Çocuk dilinde köpek, hoşhoş.

Türkçe Sözlük

(f.). Köpek bağırmak, hav hav etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ökçe takmak; peşine düşmek, takip etmek; dans ederken ökçeyi yere basmak; ökçelerine dayanarak dinlenmek; ayağının dibinden ayrılmamak (köpek). well heeled (k).dili sarfedecek parası bol, kesesi dolgun.

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine hır eden köpekler gibi kavga etmek, çekemezlikten dolayı birbiriyle uğraşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoarhound i. köpekayası, kavkas, bot. Marrubium vulgare; bu bitkiden çıkanlan öz veya bu öz ile yapılan şeker.

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Köpekleri kovmak için söylenir. Çok ağır hakaret maksadıyle insanlar için de kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpekdili, bot. Cynoglossum.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıda veya belirli bir yerde pislemeye alıştırılmış (köpek, kedi); halim selim, munis.

Türkçe Sözlük

(HÜCUM) (I. A.), t. Saldırma, üstüne yürüme, birden koşma. Üşüşme, Ar. savlet: Köpek üzerimize hücum etti; arılar bize hücum ettiler. 2. (askerlik). Savaşarak düşmanın üzerine saldırma, basma: Kaleden hücumla çıktılar: Süvarilerin piyade üzerine hücumu. 3. (tıp) Vücudun bir yerine kan vesaire birikmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avcı; av köpeklerine bakan uşak.

Genel Bilgi

Şekil ve yapısı ne olursa olsun hemen hemen bütün omurgalılarda kuyruk vardır ve hepsinde de kuyruk aynı biçimde oluşmuştur. Sayıları 3 ile 49 arasında değişen kuyruk omurlarının üstü yağla kaplanmış ve böylece kuyruk ortaya çıkmıştır. Kuyruk canlı türüne göre değişik fonksiyonlara sahiptir ve kesinlikle bir süs değildir.

Kuyruk omurganın devamıdır. Timsah, kertenkele gibi hayvanlarda gövdenin bir uzantısı gibi durur. Balıklarda kuyruğun son tarafı bir yüzgeçle son bulur. Kuşlarda ise güdük ve yaygın olan kuyruk kısmında dümen görevi yapan telekler vardır.

Kangurular iyice kalınlaşan ve kaslanan kuyruklarını dinlendikleri zaman bir koltuk değneği veya üçüncü bir ayak gibi kullanabilirler. Köpekte olduğu gibi bazı hayvanlar kuyruklarını bir iletişim aracı olarak kullanırlar. Kertenkelenin kuyruğu ise bir savaşma ve aldatma mekanizmasıdır. İsterse hasmına kuyruğunu bırakıp gider, yerine de yenisi çıkar.

Çıngıraklı yılan kuyruğunu ses çıkartan bir enstrüman gibi kullanırken, aslan sadece sinekleri kovalamada kullanır. Tilki uzun kıllara sahip kuyruğu sayesinde hızla avını kovalarken dengesini kaybetmeden manevra yapabilir. Bir tür sincap ise kuyruğunu başının üstüne götürüp onu şemsiye olarak kullanır.

Bazı canlılarda ise vücudun bir bölümü ile kuyruk birbirine karıştırılır. Balinanın suya dalarken gördüğünüz yaklaşık 3 metrelik yatay kısmı kuyruğu değil vücudunun bir parçasıdır. Tamamen kastan oluşan kuyruğu ise dışarıdan kolaylıkla görülemez. Akrebin de ucunda zehirli iğnesi olan kısmı kuyruğu değil aşırı uzamış olan karın kısmıdır.

Gelelim asıl soruya. İnsanın niçin kuyruğu yok? Maymun türleri birbirleri ile karşılaştırıldıklarında görülüyor ki tür ne kadar gelişmişse kuyruk da o kadar küçük kalmış. İnsanda ise kuyruk, derinin altına gizlenmiş olan, üç ya da dört omurun kaynaşmasıyla ortaya çıkmış, kuyruk sokumu kemiği adı verilen küçük bir kemikten oluşmuştur. Daha doğrusu insanın kuyruk kemikleri tek bir kemik oluşturacak şekilde birbirleriyle birleşmişlerdir.

Bu durumun sebebi insanın iki ayağı üzerinde durabilme ve yürüyebilme özelliğidir. Düşey konumdaki bu hareket biçimi bir takım mekanik zorlamalar ortaya çıkarır. İnsanın ayakta durabilmesi için vücudun üst kısmını taşıyabilmesi gerekir. Aslında kuyruğu meydana getirmesi gereken kemik ve kaslar birleşip, tek bir kemik şeklinde kaynayarak vücudun destek aldığı bu dayanak noktasını oluşturmuşlardır.

Çok ender de olsa bazı erişkin insanlarda kuyruk kemiğinin on santimetreye varan bir kuyruk oluşturabildiği, bu kuyrukta kas, sinir ve damarların bulunabildiği görülmüştür. Her hangi bir ırkta ortaya çıkabilen bu anormalliğin kalıtımla ilgisinin olup olmadığı araştırılmaktadır.

Türkçe Sözlük

(i.). Az veya oldukça büyük ve cüsseli: İrice bir köpek.

Türkçe Sözlük

(f.). Dişle koparmak, dişle tutup sıkmak, dişlemek: Elmayı ısırdım, köpek elimi ısırdı. Avuç ısırmak = Çok hiddetlenmek. Parmak ısırmak =,Çok şaşmak, hayrette kalmak. Göz ısırmak = Tanır gibi olmak. Yaka ısırmak = Yardım ve medet istemek.

Türkçe Sözlük

(f.). Isırmaya sevketmek, köpeklere ısırtmak, köpekleri saldırtmak. Parmak ısırtmak = Hayrette bırakmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Köpek, Ar. kelb, Fars. seg. mec. Değersiz ve ahlâksız adam: İtin biri. İt-eli = Atın içeri basan cinsi. İtüzümü = Patlıcangillerden bir bitki, Ar. unnebüz-zeeb. İtburnu = Nesrin tohumu, yabanî gül tohumu. İthıyarı = Ebûcehil karpuzu. İtderneği = Harıltısı gürültüsü çok olan haşarat yatağı. İtdirseği = Arpacık. İt sürüsü = mec. Ayaktakımı. İtboğan = Acı çiğdem. İt nişanı = Atın ayağında makbûl sayılmayan bir nişan. Ityatağı = Aşağılık takımının toplandığı yer. Ityılı = Eski on iki hayvanlı Türk takviminde bir daire teşkil eden senelerin on birincisi. Yabanın iti = mec. Edepsiz adam.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpeklik 2. mec. kötü ve aşağılık davranma, hareket.

Şifalı Bitki

(köpeküzümü): Patlıcangillerden; ormanlarda yetişen bir bitkidir. Çiçekleri beyaz, meyveleri parlak siyahtır. Meyvesi, yaprakları ve çiçekleri kullanılır. Ev ilaçlarında çok dikkatli kullanılması gerekir. Kullanıldığı yerler: Romatizma ve mafsal ağrılarını keser. Aybaşı düzensizliğini ve rahim hastalıklarını giderir.

Türkçe Sözlük

(f.). I. Firar etmek, gizlice gitmek: Hapishaneden kaçtı; askerden birkaç er kaçmış; çocuk okuldan kaçtı. 2. Habersiz Savuşup gitmek: Yanımda idi ne vakit kaçtı göremedim. 3. Koşup sür’ atle gitmek: Köpeklerin korkusundan bir kaçıyordu kil 4. Çekinmek, karışmak istememek, Osm. ictinâb etmek: Ben hizmetten kaçmam lâkin elimden gelmiyor; masraftar kaçıyor. 5. (kadınlar erkeğe) Görünmemek, örtünmek, tesettür etmek: Kızı bu sene kaçmaya başladı, benden kaçmıyor. 6. Zail olmak, ortadan kalkmak: Keyfim kaçtı. 7. Girmek, nüfuz etmek: Kulağıma su, pire kaçtı. 8. Biraz bir tarafa gelmek: Şuradaki ipi al sağa kaç. Ağızdan kaçmak = Dikkatsizlikle söylenmek: Ağızımdan bir söz kaçtı. Sancağa kaçmak — Gemi seyir yolundan sağ tarafa salmak. İskeleye kaçmak = Sol tarafa salmak.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yukarı çıkarmak, Osm. ref’ etmek: Elinizi kaldırın; başımı kaldırıp baktım. 2. Yükseltmek, Osm. terfî etmek: Bu duvarı bir metre daha kaldırmalı; bu binanın tavanlarını beş on santim daha kaldırmak iyidir. 3. Yükleyip nakletmek, taşımak, götürmek: Daha buğdayı harmandan kaldırmadık; eşyayı bugün kaldıracağız. 4. Ref’ ve lağvetmek, fesheylemek: Ben o Adeti kaldırdım; ablukayı kaldırdı. 5. Ayaklandırmak, heyecanlandırmak, kötü yola sevketmek: Birtakım gençleri kaldırmaya çabalıyordu. 6. (av köpeği) Avı uçurmak veya yuvasından çıkarmak: Bizim köpek bugün bir geyik, bir keklik kaldırdı. 7. Fazla satın almak: Komşular çarşıdan birçok kumaşlar kaldırdılar. 8. Yüklenmek, tahammül edebilmek: Bu gülleyi kaldırabilir misin? Deve kaç kilo kaldırabilir. 9. Yeterli ve tahammüllü olmak: Bizim hâlimiz o kadar pahalı giyeceği kaldıramaz; bizim işimiz öyle kumaşlar kaldırmaz; bu yemek çok tuz kaldırmaz. 10. İyi etmek, yataktan kurtarmak: Doktor hastayı beş günde yataktan kaldırdı. 11. Ümit kesmek, vazgeçmek: Sen bugün gitmeyi kaldır. Atı dörtnala kaldırmak = Doludizgin koşturmak. El kaldırmak = Vurmak, vurmaya hazırlanmak. Ellerini kaldırmak = Dua etmek. Omuz kaldırmak = Bilmezlikten gelmek. Başkaldırmak = İsyan etmek, serkeşlik. Posta kaldırmak = Posta hazırlayıp göndermek. Tabanı kaldırmak = Koşmak, Osm. şitâb etmek. Yelkenleri kaldır mak = Yelken açıp gitmek. Yürek kaldırmak = Mide bulandırmak.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dişi: Kancık eşek, katır, köpek. 2. mec. Hain, iki yüzlü, hilekâr, dönek tabiatlı adam veya fâhişe tabiatlı kadın. 3. Dişi merkep, eşek dişisi. 4. Dişi köpek, köpek dişisi.

Türkçe Sözlük

(f.). Zorla alınmasına mâni olamamak, müsaade etmek, ettirmek: Eti elinde götürürken köpeklere kapıştırdı.

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı Türkçe olup Farsça’ya dilimizden geçmiş olduğu sanılır). 1. Gürültü, patırdı, köpeklerin kavgası. 2. Savaş, harp muharebe, cenk, cidal: Kavgaya gitmek. 3. Tutuşma, vuruşma, Ar. münâzaa, mudârebe, müşecere: Konuşma derken kavgaya çevirdiler. Sert konuşmalarını işiten kavga ediyorlar zanneder. 4. Dargınlık, konuşmama, münasebet kesme.

Genel Bilgi

Suyu, suya girmeyi, yıkanmayı sevmeyen kedilerin balığı niçin sevdiklerine gelmeden önce kediler sudan gerçekten mi nefret eder ona bir bakalım. Kedilerin sudan nefret ettikleri inancı doğru değildir. Mısır’da evcilleştirilmelerinden önce yaşadıkları ortam su kenarları idi.

Su, kedinin tüylerini ıslatır ve bu da kedinin soğuğa karşı olan direncini azaltır. Eğer bulunduğu yerin hava şartlarına göre bu kedi için önemli ise ıslanmaktan kaçınır. Sıcak iklimlerde yaşayan aslan, kaplan, jaguar gibi akrabaları sudan kaçınmazlar. Kaplan ve jaguarlar sudaki bir avı veya düşmanı yakalamak için hiç düşünmeden suya atlayabilirler. Soğuk bölgelerde yaşayan kar leoparı gibi akrabaları da gerekirse suya girerler ama derin yerlere yaklaşmazlar.

Kedilerin sudan uzak durmalarının diğer nedenleri, zaten temiz bir hayvan olmaları, biraz kaprisli biraz da tembel olmaları ve suya girmenin menfaatleri açısından bir anlam ve amaç taşımamasıdır. Bir taraflarına su değdiğinde bütün vücutlarını yalayarak temizlemek zorunda kalmaları da cabası. Aslında kediler de diğer bir çok hayvan gibi suda gayet iyi yüzebilirler. Van ve Ankara kedileri diğer cinslere göre suyu daha çok severler.

Köpekler böyle değillerdir. Sahibi denize bir sopa veya küçük bir top attığında onu alıp geri getirmek için hiç düşünmeden, mutlu bir şekilde suya atlarlar. Karaya çıktıklarında silkelenerek etraftakilere de duş yaptırırlar. Ne var ki su, köpeklere kedilerden daha fazla zararlıdır. Köpek derisinde ter bezleri yoktur, sadece bol miktarda yağ bezi vardır.

Köpekler insanlarda olduğu gibi ısı düzenlemesi için terlemezler, ısı ayarını solunum sistemleri ile yaparlar. Çok yıkanırsalar deri kurur ve çatlar. Belki bu nedenle köpekler suya girdikten sonra tozlu topraklı yerlere gidip yatarlar.

Ev kedisinin balık sevmesinin yanında kuşlara ve farelere de olan düşkünlüğünün nedeni evcilleştirilmeden önce Nil vadisinde balık, kurbağa, küçük kuşlar ve fareleri avlayarak yaşamış olmasıdır. Zaten eski Mısırlılarda kedileri evcilleştirme düşüncesini yaratan da bu fare yakalamadaki ustalıkları olmuştur.

Günümüzde bile kedinin kuzey Hindistan ve güneydoğu Asya’da yaşayan türleri ırmakların kenarlarında dolaşarak balık avlarlar. Patileri ile balıkları sudan dışarı atar, bu arada gerekirse tamamen suya da girerler. Ev kedileri, özellikle yavru olanları havuz veya akvaryumlardaki balıklara karşı aynı eğilimi gösterirler, bu amaçla ıslanmaktan da pek kaçınmazlar.

Yunanlı tarihçi Siculus eski Mısır’ı anlatırken kedi bakıcılarının onları ekmek ve sütle beslediklerinden, Nil nehrinden getirdikleri balıkları çiğ olarak yedirdiklerinden bahseder. Günümüz kedilerinin balık merakının vahşi atalarından gelen genlerden, süt zevkinin ise Mısırlı bakıcıların yarattığı beslenme alışkanlığından kaynaklandığı anlaşılıyor.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kühûf). 1. in, mağara, Ar. gaar. 2. mec. Sığınacak yer, Ar. melce, melâz. 3. (tıp). Vücutta mağara gibi oyuk yer ki tabiî veya bir hastalıktan hâsıl olur: Kehf-i rie = Veremden akciğerde açılan oyuk. Eshâb-ı kehf = Uzun müddet bir mağarada uyumuş olan meşhur yedi kişi ile köpekleri.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kilâb). 1. Köpek, it, fars. seg, zağar. Kelb-i akur = Salar, kudurmuş köpek. 2. (astronomi) Kelb-i Ekber, Kelb-i Asgar — İki yıldız kümesi, Fr. birincisine Grand Chien ve ikincisine Petit Chien ve Canicule derler, (tıp) DAül-kelb = Kuduz illeti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلب] köpek.

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Gökyüzünün kuzey yarım küresinde bir yıldız kümesi (Canis Minoris) Küçük Köpek.

Türkçe Sözlük

(i. A. astronomi). Gökyüzünün güney yarım küresinde bulunan ve gözle görülenlerin en parlağı olan bir yıldız kümesi, Lat. Canis Majoris, Fr Le Grand Chien Büyük Köpek.

Türkçe Sözlük

(i. A. «su köpeği»). 1. Köpek balığı. 2. Kunduz.

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Tavşan, kobay, kirpi, sıçan ve kunduz gibi köpek dişleri olmayan ve kesici dişleri iyice gelişmiş bulunan, memeliler takımı.

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanların etine yapışıp kanlarını emen tahtakurusu gibi bir küçük böcek, sakırga: Köpek kenesi. Keneotu = Bir cins bitki. Buğday kenesi = Buğday biti. Kenegöz = Pek küçük gözlü adam.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köpek kulübesi; gen. çoğ. köpek yetiştirilen yer; köpek sürüsü; tilki ini; izbe, virane; f .köpek kulübesinde oturmak veya yatmak; köpek kulübesine kapamak .

Şifalı Bitki

(graine de lin): Keten denilen kireçli topraklarda yetişen otsu bir bitkinin tohumudur. İçeriğinde sabit yağ, müsilaj, protein, siyanogenetik bir glikozit olan linamarin vardır. Ketenyağında asitler vardır. Boya ve muşamba sanayiinde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Akciğer hastalıkkları bronşit ve soğuk algınlığında faydalıdır. Lavman olarak kullanılırsa kabızlığı giderir. Müzmin öksürüğü keser. Dolama, köpekmemeleri ve her türlü çıbanın tedavisinde faydalıdır.

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kelb). Kelbler, köpekler, bk. Kelb.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلاب] köpekler.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gizli gülmeyi tasvir ve taklid edip ekseriya art arda kullanılır: Kıs kıs gülmek. 2. Köpekleri birbiriyle boğuşmaya teşvik için söylenir.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eğrilip bükülmek, çekilip toplanmak: İplik, kıl, saç kıvrıldı. 2. Çöreklenmek, kangal olmak, tostoparlak devşirilmek: Yılan, köpek kıvrılıp yatmış. 3. Katlanmak, bükülmek, kırılmak: Bu kitabın yapraklarının köşeleri kıvrılmış; bir yaprağı kıvrılmıştı. Kıvrılakalmak = mec. Ölmek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kar ve buz üzerinde kaymak üzere yapılan tekerleksiz bir çeşit araba ki, kuzey ülkelerinde köpeklere ve başka hayvanlara çektirirler: Kızakla seyahat etmek; kızağa binmek. 2. Çocukların karlı ve buzlu İnişlerde kayıp eğlenmek İçin üzerine oturdukları tahta parçası: Kızak kaymak. 3. (denizcilik) Üzerinde gemi inşa edilen tezgâh. 4. Kayığın tezgâhtan veya kayıkhaneden denize indirilmesi için ağaç döşenmiş meyilli yol üzerinde kaydırılan bir çeşit beşik: Kayığı kızağa almak, kızakla indirmek (eski Türkçe’de «gırılgaç» denirdi).

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kesmek, yerinden ayırmak: Zinciri koparmak. 2. Çekip ayırmak, bağlantısını kesmek: Kuşun başını koperdı; köpek yakaladığı et parçasını kopardı. 3. Çekip çıkarmak, sökmek, Osm. kal’etmek: Fidanları kökleriyle koparmak, kapı kanadını yerinden koparmaya rrfuktedir. 4. mec. Zorla almak, bir şeyi sıkı tutan adamdan alabilmek: Ondan para koparmak ne kadar zor: Ben, kendisinden beş on lire koparacağımı umuyorum. 5. Gürültülü veya karışık bir hâli vücuda getirmek: Kıyamet koparmak, velvele koparmak, rüzgâr toz duman kopardı. mec. Zinciri koparmak = Çıldırmak KOPARTMAK

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpekgiilerden birçok cinsleri olan ehlt hayvan ki, çeşitli işlere yarar, Ar. kelb, Fars. seg. Av köpeği = Zağar. Bekçi köpeği = Evde bekçilik edeni. Çoban köpeği = Sürüyü muhafaza edeni. Sokak köpeği = Sahipsiz olarak sokaklarda türeyen ve cinsinin özelliğini kaybetmiş olan soysuz cinsi. Fino köpeği = Evin içinde bulundurulan küçük cinsleri. Dişi köpek = 1. Kancık köpek yavrusu, mec. 2. mec. Pis, alçak (hakaret tâbiri, sıfat gibi de kullanılır): Köpek beni aldattı; köpek herif, utanmadan yanıma geliyor. Köpekayası = Bir cins bitki. Ar. keffü’l-kelb. Köpekoğlu (halk dilinde: Köpoğlu) = 1. Hain, korkak, kahbe, alçakça hilekâr: Köpoğlu, etmediği alçaklığı bırakmadı. 2. Yaman, kurnaz, işgüzar: Çok köpoğlu. Köpoğluluk = Hainlik, ihânet, alçakça hile: Beni öyle bir köpoğlu ile aldattı ki, hiç hatırıma gelmezdi. Köpekbalığı = Vatoz balığının bir cinsi, Fr. requin denilen yırtıcı balık. Köpekdişi = Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vasir yırtıcı hayvanlarda fazla uzun olur. Köpek gibi, köpekler gibi = Alçakça: Köpek gibi pişman olmak; köpek gibi yalvarmak. Kedi ile köpek = Daima hırlaşıp kavga edenler hakkında söylenir. Köpekmemesi = Koltuk altında çıkan bir cins çıban.

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kopecks equal 1 ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kopecks equal 1 ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük

canine. doggy. dog. bow wow. bow-wow.

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden, çiçekleri kokulu bir bitki (marrubim vulgare). bk. Köpek.

Türkçe Sözlük

(i.). Azı dişleriyle ön dişler arasında bulunan sivri dört diş ki, köpekte vesair yırtıcı hayvanlarda çok uzun olur. bk. Köpek.

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Köpek, kurt gibi memelileri içine alan hayvan familyası.

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Yorgunluk veya korku ve pişmanlıktan köpek gibi solumak veya yaltaklanmak.

Genel Bilgi

Köpekler, çevrelerine yakın yerlere, ihtiyaçları olacak yiyecekleri gömerek, besinlerini depolarlar. Bu, insanlar tarafından istifçilik veya besin depolama olarak adlandırılır. Ev hayvanları arasında sadece köpekler, kemiklerini gömmeye eğilimi olan hayvanlardır. Vahşi hayatta yaşayan kurtlar, yakaladıkları küçük avları, daha sonra kullanmak üzere gömerler. Evcil köpekler ise kemiklerini gömdükten sonra onunla ilgilenmez, yani daha sonra çıkarıp, kullanmaz ve unuturlar. Evde yaşayan köpekler de gıdalarını koltuk araları, halı veya elbiselerin altına vs. saklar ve koku yardımıyla tesadüfen bulmazlarsa, unuturlar. Demek oluyor ki, evcil köpekler gömme işlemini besin ihtiyaçlarını garanti altına almak için yapmamaktadırlar. Bu, tamamen vahşi hayattan kalma bir içgüdüdür.

Türkçe Sözlük

(i.). Alçaklık, hâinlik: O köpekliği kim kabûl eder? Böyle köpeklik olur mu?

Türkçe Sözlük

(i). 1. Bir küfür tabiri, köpek oğlu, it oğlu. 2. Hain, sahtekâr, hilekâr, kurnaz: O, ne köpoğludur ben bilirim, bk. Köpek.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hainlik, alçaklık, hile. 2. Kurnazlık, düzencilik, bk. Köpek, köpoğlu.

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bir tehlike ihtimalinin yaklaşmasıyle ortaya çıkan heyecan, Ar. havf, Fars. bîm: Fırtına korkusundan vapura binmiyor, köpek salmasa bile insan korkusundan yanaşamaz. Can korkusu, baş korkusu = Ölüm korkusu. 2. Tehlike ve hoşa gitmez ihtimal: Fena rüyalar görmek korkusuyle uyumak istemem. 3. Korkaklık, Osm. cebânet: Sende bu korku varken askerlik edemezsin. 4. Ürkme, dehşet: Çocuğa korku vermişler, korku iliğine kadar işlemiş.

Türkçe Sözlük

(i.). Köpekleri çağırmak için kullanılır, bk. Kıçı.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuduz olmak, Kuduz hastalığına yakalanmak: Hayvanlardan en çok köpek kudurur. 2. mec. Azmak, heyecana gelmek, çok kızmak: Bunu. İşitince büsbütün kudurdu.

Türkçe Sözlük

(i.). Kudurmuş, Osm. dâ-ülkelbe uğramış: Kuduz köpek. Kudurma, = Osm. dâ-ül-kelb: Kuduz hastalığı. Kuduzotu = Ar. haşîşetüi-kelb, Fr. esctepiade. Kuduzböceği = Ezilmişi yakı yapmaya yarayan bir böcek, yanboliş kurdu, Fr. cantharia (galatı: kunduzböceği).

Genel Bilgi

Bütün memelilerin vücutlarının ısı derecesi 35-38 derece aralığındadır. Uçabilenlerde bu birkaç derece daha yüksektir. İnsan ısıya karşı çok hassastır. Hava sıcaklığı 30 derece olunca denize girer de, beş derece üzerine palto giyer. Oysa hayvanların giysileri yoktur. Köpekler eksi 40 derecede kutuplarda kızak çeker, buzlu sularda balıklar çırılçıplak yüzerler.

Aslında ısıdan etkilenmek sadece insana mahsus değildir. Güneşin bulut arkasına girmesi ile havadaki iki derecelik ısı düşüşü uçan sineği zor yürür hale getirebilir. Öğlen güneşinde zıp zıp zıplayan çekirge, sabah serinliğinde hareketleri ağırlaştığından çok rahat yakalanabilir.

Kendi vücut ısısından çok daha düşük ısı koşullarında yaşayabilmek için canlıların iki silahı vardır. Biri vücut ısılarını ayarlamaları, diğeri de kürk denilen vücut örtüleridir. Kutup bölgesinde yaşayan bir canlı, tropik bölge de yaşayana nazaran on kat daha fazla ısı meydana getirmek veya vücut örtüsü on kat daha fazla koruyucu olmak zorundadır.

Çok soğuk iklimlerde yaşayan hayvanların yaşam nedenleri araştırılırken hep kürkleri üzerinde durulmuştur. Halbuki burada yaşayan hayvanların kürkleri ile ılımann bölgelerde yaşayan hemcinslerinin kürkleri arasında çok ciddi bir fark yoktur. Üstelik domuzlar hiç kürkleri olmamasına rağmen deri altı yağ tabakaları sayesinde vücut ısılarından 20 derece daha düşük ısı ortamlarından hiç etkilenmezler.

Zaten dünyamızda üzeri tamamen kürkle kaplı hiçbir hayvan yoktur. Çoğunun ayak ve burun gibi kısımları görevlerini yapabilmek için açıkta bırakılmıştır. Ancak buralarda vücuda sıcak kan ileten atar damarlar kılcal damarlar vasıtası ile deriye daha yakın olan toplar damarları ısıtırlar. Bu sayede buzun üstünde yürüyen bu tür hayvanların ayakları üşümez. Ama bu da, hayvanın tüm vücudunun üşümeden bu soğuk ortamda nasıl yaşayabildiğini açıklayamaz.

Kutuplarda, buzlu sularda yaşayan balıkların, sıfır ve sıfır altı derecedeki ortamda donmamalarının sırrının, bu balıkların derilerindeki buz kristallerinin donma derecesini düşüren bir protein olduğu tespit edilmiş, hatta genetik mühendisleri laboratuar ortamında bu proteini üreten geni yaratmayı başarmışlardır.

Bilim insanları bu örnekten yararlanarak, meyve ağaçlarını dondan, uçak kanatlarını ve yolları buzdan kurtarabileceklerini düşündüler ama henüz geniş çaplı üretimi zor görülmektedir. Ne yazık ki, sıcak kanlı hayvanların kendilerini çok soğuk ortama nasıl adapte ettiklerinin sırrı hala tam çözülmüş değil.

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi kelime). Köpeğin dil ile bir şey yalarken çıkardığı ses ve ona benzer bir şeyin düşerken veya çıkarken verdiği sesi taklit ve bu hareketi tasvir eder: Köpek suyu lap lap içti; et çengelden lap diye düştü.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kucak; etek; oturan kimsenin dizlerini örten elbise kısmı. lap dog kucağa alınan ufak köpek, fino köpeği. lap of luxury servet ve rahatlık. lapful (i.) kucak dolusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ped, ping) (i.) dil ile yalayıp yutmak; hafif çarpmak (dalga); (i.) dil ile yalayıp ağzına çekme; köpeklere mahsus sulu yemek, yal; sahile yavaş çarpan dalganın sesi. lap up, lap down çabucak içip yutmak; beğenip kabul etmek, hakikat olarak kabul

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. döküntü, çerçöp yığıntısı; intizamsızlık, karışıklık; kedi veya köpek gibi hayvanın bir defada doğurduğu yavrular; tahtırevan; sedye; hayvanları yatırmak için serilen saman veya kuru ot; f. karmakarışık etmek; doğurmak, bilhassa birden çok yav

Türkçe Sözlük

(i.) (çocuk dilinde). 1. Ana, nine: Mama Hatun. 2. Yemek, yiyecek: Gel çocuğum sana mama vereyim.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yamyam; insan eti yiyen köpekbalığı veya başka hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maske; alçı veya balmumundan yapılmış yüz kalıbı; maskeli kimse; ask. bir bataryayı veya askeri harekâtı düşman gözünden saklamak için yapılan çeşitli tertipler, kamuflaj, alalama; köpek veya tilki başı. death mask ölünün alçıdan yapıl mış yüz kalı

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük köpek. Mastı bacak = Bacakları pek kısa boysuz ve biçimsiz adam. (bk.) Bastıbacak. Mastıçiçeği = Arapça’da rub’iyye denilen bir çeşit çiçek, öküzgözü.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. insanın ve memeli hayvanların, dişisinde, yavruyu emzirmeye mahsus organ. Ar. südâ, Fars. pistân. 2. Memeye veya tepesine benzer tümsek, başlı veya topça şey: Emzik memesi, tüfek memesi: Kapsül. Meme emmek = (çocuk veya yavru) Süt emmek, emzikte olmak. Memeden kesmek = Çocuğu süt emmemeye alıştırmak. Meme vermek = Emzirmek, memeden süt emdirmek. Memeüzümü = Parmak üzümünün bir çeşidi. Kulak memesi = Kulağın altındaki yumuşak uzantı. Kızmemesi = Ağaç kavununa benzer bir çeşit şeftali. Köpekmemesi = Koltuk altında çıkan bir cins çıban.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,s. melez köpek veya başka hayvan; s. melez, karışık soylu; katışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., (ünlem) özellikle köpeklerin çektiği kızaklarla kar üzerinde ayakta yolculuk yapmak; (ünlem) Haydi! (kızak çeken köpeklere).

Türkçe Sözlük

(i. A. «tabasbus» tan if.) (mü. mutabasbısa). Yaltaklanan, köpek gibi tabasbus eden: Mutabasbıs bir adamdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) it, köpek; mankafa kimse.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. enyâb). 1. Köpekdişi. gözdişi. 2. Yırtıcı hayvanların pek uzun ve sivri olan dört yan dişleri.

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık 6 litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvar üretilir. Ortalama bir yaşam süresi boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde ‘antigen’ denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen 300 kan grubu vardır ama AB 0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Kari Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0 (sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan gurubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbirleri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. Şimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Kan grubu => Kanın alınabileceği grup => Kanın verilebileceği grup

A => A, 0 => A, AB B => B, 0 => B, AB AB => A, B, AB, 0 => AB 0 => 0 => A, B, AB, 0

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.

Genel Bilgi

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık altı litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor?

İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvarlar üretilir. Ortalama bir yaşam süreci boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde “antigen” denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder.

Aslında bilinen üç yüz kan grubu vardır ama AB0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD’li bilimci Karl Landsteiner ortaya çıkarmıştır.

Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0(sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan grubu tespit edilmiştir.

Bu gruplamada bazıları birbileri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler. İimdi kim kimden kan alabilir, kim kime kan verebilir ona bakalım.

Görüldüğü gibi AB grubu herkesten kan alabilmekte, 0 grubu ise herkese kan verebilmektedir. Savaş gibi kan ihtiyacının yoğun, test zamanının az olduğu zamanlarda, kan bankasında mümkün olduğu kadar çok sıfır grubu kan depolanır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) itüzümü, köpeküzümü, (bot.) Solanum nigrum. woody nightshade yaban yasemini, (bot.) Solanum dulcamara.

Türkçe Sözlük

(i.). Erkek evlât: O, benim oğlumdur, ben, filânın oğluyum. Oğularısı = Yeni yetişen arı. Oğulotu = Badrenc denilen bitki. Oğuldan oğula = Babadan oğula. Oğul oğlu — Erkek torun. Oğul edinmek = Evlâtlığa kabûl etmek. Oğulbalı = Taze arının yaptığı beyaz bal. Ahret oğlu = Evlâtlığa kabûl edilmiş adam, oğulluk. Er oğlu er = Mert adam. Uvey oğul = Karı kocadan yalnız birinin diğer bir evlilikten doğan oğlu. Eloğlu = Halk, yabancı. Kahpe oğlu = Çok nankör, alçak. Kuloğlu = Asker evlâdı, ocak-zâde (Osmanlı devrinde Cezâyir, Tunus ve Libya’da Türk baba, Arap anadan doğmuş, Türkçe konuşan ikinci derecede bir askerî sınıftı). Köpekoğlu = Hilekâr adam (halk dilinde: köpoğlu). Hinoğlu = Pek kurnaz ve hilekâr adam.

Türkçe Sözlük

(e.). Köpeği kovmak için kullanılı. Of köpek dememek = mec. İltifat etmemek, yüze bakmamak, köpek yerine bile koymamak, (i.). Oş oş; oş oşlar = (çocuk dilinde) Köpek, köpekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bohça, çıkın; denk; paket (sigara); takım, sürü; köpek sürüsü; buz kütlesi; iskambil destesi; buz torbası; tampon; hastanın battaniyeye sarılması; hazır durumda paraşüt. pack animal yük hayvanı. pack ice bir araya toplanıp kitle haline gelmiş buz pa

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. tabak şeklindeki; köpekbalığı gibi tabak şeklinde pulları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köpekdişlerinin hemen yanındaki iki azıdişine ait; i. bu iki azıdişinden biri, küçük azıdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Prosyon, Küçük köpek takımyıldızında en büyük yıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buldoga benzeyen ufak bir cins köpek. pug nose ucu kalkık basık burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ped, -ping) köpek yavrusu; ayıbalığı yavrusu; köpekbalığı yavrusu; f . yavrulamak (köpek) pup tent iki kişilik ufak çadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köpek ve köpekbalığı yavrusu; hoppa delikanlı, züppe genç. puppy love hissi ve çocuksu aşk.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. macera; arama, araştırma; tahkik, soruşturma, tetkik; f. araştırmak; havlayarak av izini aramak (köpek).

Türkçe Sözlük

(i.). Koyun ve köpek gibi hayvanlara yapışıp kanlarını emen bir küçük böcek, kene.

Türkçe Sözlük

(i.), t. Salar, hücum eder: Salgın köpek. 2. Herkese kolaylıkla geçen, salgın hastalık.

Türkçe Sözlük

(i). 1. Yaymak, sermek, uzatmak. 2. Koymak, bırakmak, atmak. 3. ileriye sürmek, açmak, çıkarmak. 4. Sürmek: Dal, budak salmak. 5. Üstüne atmak, hücum ettirmek: Atmacayı kuşa, tazıyı tavşana saldı. 6. Tecavüz, taarruz, hücum etmek: Bu köpek salar mı? Ayı adama salar.

Türkçe Sözlük

(i. i. salto = sıçrama). Köpek ve kedi gibi hayvanların art ayakları üzerinde durmaları.

Türkçe Sözlük

(i.) (doğrusu sansun). Vaktiyle düşmana saldırılmak üzere savaşta kullanılan iri köpek. (bk.) Sansun.

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kavga köpeklerini İdare ve sevkeden erler.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taş atmaya mahsus ipli torba ki, vaktiyle silâhtan sayılırdı. 2. Ağır bir yükü tartmak veya çekmek üzere takılan kısa ve kalınca İp. 3. Ta; atmakta kullanılan, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına meşin bağlanmış çatal. Sapanballğı — Köpekbal iğinin testere “burunlu “büyük cinsi.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köpek, it.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سگ] köpek.

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Seymen, yeniçeri ocağına bağlı ask(Erkek İsmi) 2.Osmanlı saraylarında av köpeklerine bakan bakıcı.

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eskiden av köpeklerine bakan, bunları idare eden hizmetçi. Sekbanbaşı = Bu sınıfın reisi. 2. (halk ağzında: seğmen) Vaktiyle yeniçeri oceğına bağlı bir sınıf asker. Sekbanbaşı = Bu askerin başı (halk dilinde: seymen).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) köpekbalığı, (zool.) Mustelus vulgaris; camgöz, (zool.) Galeus canis; dolandırıcı; argo usta kimse; (f.) dolandırıcılıkla geçinmek. angel shark kelerbalığı, (zool.) Squatina squatina. blue shark pamukbalığı, (zool.), Carcharias glaucus. great

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) köpekbalığı derisi; düz ve parlak yüzlü bir cins rayon kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. saldırmak (köpek); gen. on ile saldırtmak, kışkırtmak (köpek). Sick'em ! Fırla, haydi !

Genel Bilgi

Kedi, köpek ve farelerde ter bezleri ayaklarının altında, yarasalarda başın yan tarafında, tavşanlarda ağızlarının etrafında, geyiklerin burunlarının dibindedir. İnsan derisinin ise her tarafında ter bezleri vardır. Avuçiçi ve tabanda bu bezlerin sayıları daha fazla, koltuk altlarında ise boyları daha büyüktür.

Normalde aşırı sıcaklarda suratımız ve koltuk altlarımız en çok terleyen yerlermiş gibi görünür ama aslında ellerimiz, daha doğrusu avuçiçlerimizdeki ter bezleri sayısı çok daha fazladır. Yani ellerimizin terlemesi doğaldır ama niçin sıkıldığımız veya sinirlendiğimiz zaman?

Tam olarak bilinmiyor ama tahminlere göre bu da bize atalarımızdan kalan bir vücut refleksi veya reaksiyonu. Ellerimizdeki ter aslında atalarımızın, bir tehlike anında kaçarak ağaçlara tırmanmalarını kolaylaştırıcı bir salgı. Ağaçlara tırmanırlarken ellerinin nemlenmeleri nedeniyle daha az çizik ve yara oluşuyor, daha rahat yüksek dallara tırmanabiliyorlarmış.

İnsanın milyonlarca yıl devam ettiği önesürülen evriminde, artık işe yaramayan kuyruğu kaybolmuş ama sıkılınca ellerinin terlemesi, korkunca tüylerinin diken diken olması, çene ve bacaklarının titremesi devam ediyor.

Sıcak havada terliyoruz, hadi sıkılınca terlemek de atalarımızdan miras, peki biber yiyince niçin terliyoruz?

Baharatlı yiyecekler ve biberler içlerindeki yakıcı kimyasallar nedeniyle, yenildiklerinde, ağız içindeki sinir uçlarını uyarırlar ve sanki hava sıcaklığı çok yükselmiş gibi algılamalarına sebep olurlar. Sinir uçları sıcak ve yakıcı uyarılarının aralarındaki farkı hissedemediklerinden beyne, yüz tarafındaki hava ısısının yükseldiği sinyalini gönderirler. Beyin derhal soğutma mekanizmasını devreye sokarak yüzün etrafındaki ısıyı düşürmek için ter bezlerini faaliyete geçirir.

Şifalı Bitki

(scrophuiaria): Sıracagiller familyasından; pis kokulu, çok yıllık otsu bir bitkidir. Boğumlu sıracaotu ve köpeksıracaotu en yaygın olan türlerdir. Kullanıldığı yerler: Lapası sıraca tedavisinde kullanılır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, astr. Siryüs, Suarayı Yemani yıldızı, Büyükköpek (Kelbülekber) takımyıdızında en parlak yıldız, Akyıldız.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pasaklı ve pis kadın; sürtük kadın; dişi köpek. sluttish s. pasaklı. sluttishly z. sürtük bir halde. sluttishness i. sürtüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. köpek gibi hırlamak; ters veya kaba konuşmak; i. hırlama, köpek hırlaması; ters laf. snarly s. hırlamaya hazır, huysuz, ters.

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., astr. Büyük köpek yıldızına aitç Sothic year eski Mısır hesabına göre 365 gün 6 saatlik güneş yılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzun tüylü ve uzun sarkık kulaklı köpek, spanyel; yaltaklanan kimse.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet yayı: Sustalı çakı = Sustasına basınca açılıp kapanan çakı. 2. (köpek)’ İki art ayağı üzerinde durma.

Genel Bilgi

Memeli hayvanlarda erkeklerin süt üretmeleri fizyolojik olarak mümkündür. Bu hususta erkekler gerekli anatomik donanıma, fizyolojik potansiyele ve hormonlara sahiptirler. Ancak tabiatın bazı keçi ve yarasa türleri gibi çok özel bir iki istisnası hariç süt verme olayı ne insan türünde ne de diğer memeli türlerinin erkeklerinde gerçekleşmektedir.

Aslında memelilerin tümünde, yani her iki cinste de süt bezleri vardır. Erkeklerde bu bezler gelişmemiş ve işlevsizdirler. Bu durum da türe göre değişiklikler gösterir. Örneğin fare ve sıçanların erkeklerinde meme dokusu hiç bir zaman süt kanalları ve meme uçları oluşturmaz, memeler dışarıdan görülmez. İnsanlar ve köpekler de dahil bir çok memelide ise oluşturur. Hatta dişi ve erkeğin göğüs yapılarında ergenlik çağına kadar bir fark görülmez.

Erkeklerin niçin süt vermedikleri sorusunu memeli hayvanların yüzde doksanı için sormaya zaten gerek yoktur. Çünkü bu büyük çoğunlukta yavruya yalnızca anne bakar. Erkeklerin çiftleşmeden sonra yavruya hiç bir katkıları yoktur, genellikle onları terk eder giderler.

Yüzde ona giren insan, aslan, kurt gibi memelilerde ise babanın esas sorumluluğu aileyi ve yavruları korumak, onlara yiyecek bulmaktır. Belki de başlangıçta bu türlerin erkekleri de yavrularına süt veriyorlardı ama asıl görevleri nedeni ile evrim sonucu süt verme donanımları yerlerinde kaldığı halde üretim kabiliyetleri köreldi.

İşlevleri kalmadığına göre erkeklerin niçin hala memeleri var sorusunun yanıtı ise insanda erkek ve dişi yapısının aslında aynı olmasında yatıyor. İnsanın anne karnında iken oluşmaya başladığı embriyo halinin en başında erkek ve dişi arasında bir fark yoktur.

Zaten insanın taşıdığı 23 çift kromozomdan 22 çifti ve bunların taşıdığı genler her iki cinste de aynıdır. Sadece cinsiyet kromozomu olan yirmi üçüncü çift farklıdır. Eğer embriyo anne ve babasından birer ‘X’ kromozomu alırsa kız, annesinden ‘X’, babasından ‘Y’ kromozomu alırsa erkek oluyor.

Embriyo ‘Y’ kromozomunu aldıktan sonra hormonal sinyaller gelmeye ve erkeğe ait organlar gelişmeye başlıyor. Erkeklerin memeleri ise bu safhadan daha önce oluşmuş bulunduğundan aynen kalıyorlar ama ondan sonra hormonal bir takviye olmadığından fonksiyonel hale gelemiyorlar.

Dişilerde ise büyüme çağı sırasında salgılanan hormonlar süt bezlerini ve göğüsleri büyütüyor. Gebe dişilerde bu büyüme biraz daha artıyor, süt üretimi başlıyor ve bu üretim daha sonradan emzirmeyle tetiklenerek devam ediyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), f. Haydi ! Yallah ! (köpekleri ileri sürmek için avcının seslenmesi); f. Yallah ! diyerek köpekleri koşturmak.

Türkçe Sözlük

(i.). Pek ince ve zayıf bir cins köpek ki, başlıca tavşan avına yarar (aslı Farsça olup «Arap zağarı» demektir).

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) at koşumunda dizginlerin geçirildiği halkaların biri; köpek tasmasındaki halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sakırga, kene. tick fever kenelerin naklettiği ateşli hastalık. camel tick deve kenesi, zool. Trichodectes cameli. dog tick köpek kenesi, zool. Haematopinus piliferus. sheep tick koyun kenesi, zool. Trichodoctes ovis.

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köpekgiller familyasından, postundan kürk yapılan köpekten küçük ve kideden büyük meşhur yırtıcı hayvan ki, hilekârlıkla şöhreti olup hakkında birçok masallar anlatılır. 2. mec. Hilekâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebapçı, döner çeviren kimse; eskiden ayak değirmenini çevirmekte kullanılan köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adi köpek, sokak köpeği; k.dili, (şaka) haylaz çocuk; kaba herif.

Türkçe Sözlük

(f.). (köpek) Uzun bir sesle ağlarcasına ürümek.

Türkçe Sözlük

(f.). (köpekler) Birlikte ulumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kulübesinden çıkarmak veya çıkmak (köpek); keşfetmek, meydana çıkarmak.

Türkçe Sözlük

(f.). (köpek) Durduğu yerde bağırmak, ulumak, havlamak: İt ürür, kervan göçer (yürür).

Genel Bilgi

Uyku insan hayatında sırrı tam olarak çözülememiş enteresan bir olaydır. Uykunun nasıl olduğunu bir bakıma hepimiz biliriz. Uyuyan bir insanda aşağıdaki durumlar gözlemlenir; o Yatarak uyur. o Gözleri kapalıdır. o Çok yüksek bir ses olmadıkça, hiçbir şeyi işitmez. o Daha yavaş ve ritmik olarak nefes alır. o Adaleler tamamen gevşemiştir. (Eğer bir koltukta otururken uyumuşsanız, derin uykuda koltuktan düşebilirsiniz.) o Bir veya iki saatte bir kendi vücudunu elleri ile kontrol eder.

Bunlara ilave olarak kalp atışı yavaşlar ve beyinde rüya denilen çok ilginç olaylar oluşur. Diğer bir deyişle uyuyan insan çevresinde oluşan şeylerin çoğuna ilgisizdir. Uyuyan bir insan ile komada olan bir hasta arasındaki en önemli fark, uykuda olanın yeterli bir dış müdahale ile uyandırılabilmesidir.

Vahşi doğada yaşayan hayvanlar için bu düzgün ve etrafa ilgisiz, yaklaşık sekiz saatlik uyuma periyodu pek mümkün görünmemekte, bu durumun insanın evrimi süresince oluştuğu sanılmaktadır.

Sürüngenler, kuşlar ve memeliler hepsi uyurlar. Onlar da uykularında kısa süreler için de olsa çevreleri ile ilişkilerini keserler. Bazı balıkların ve kurbağa gibi hem suda, hem de karada yaşayanların da belirli sürelerde aktivitelerini yavaşlattıkları, fakat hiçbir zaman çevre ile ilgilerini kesmedikleri biliniyor. Böceklerin ise uyuyup uyumadıkları bilinmiyor, ancak onların da bazıları gece, bazıları gündüz hareketsiz kalıyor.

Beyin dalgaları üzerine yapılan çalışmalar sonucu, sürüngenlerin rüya görmedikleri, kuşların çok az, memelilerin ise hepsinin uykularında rüya gördükleri saptanmıştır. İlginç olan noktalardan biri şu ki, inekler ayakta uyurken değil de, yatarken rüya görebilmektedirler.

Hayvanların uyku süreçleri de farklıdır. Örneğin insan bir kere ve uzun süre uyurken, köpekler kısa aralıklarla bütün gün uyurlar. Hayvanların bazıları uyku için geceyi tercih ederken, bazıları gündüzü tercih eder.

İnsanların uyku ihtiyacı yaşlandıkça azalır. Yeni doğmuş bir bebeğin uyku ihtiyacı günde 20 saat iken, dört yaşında 12 saate, on sekiz yaşında 10 saate düşer. Yetişkinler uyku için 7-9 saate ihtiyaç duyarlar ama, genelde 6 saat yeterlidir.

Genel Bilgi

Uyku insan hayatında sırrı tam olarak çözülememiş enteresan bir olaydır. Uykunun nasıl olduğunu bir bakıma hepimiz biliriz. Uyuyan bir insanda aşağıdaki durumlar gözlemlenir;

• Yatarak uyur.

• Gözleri kapalıdır.

• Çok yüksek bir ses olmadıkça, hiçbir şeyi işitmez.

• Daha yavaş ve ritmik olarak nefes alır.

• Adeleler tamamen gevşemiştir.(Eğer bir koltukta otururken uyumuşsanız, derin uykuda koltuktan düşebilirsiniz.)

• Bir veya iki saatte bir kendi vücudunu elleri ile kontrol eder.

Bunlara ilave olarak kalp atışı yavaşlar ve beyinde rüya denilen çok ilginç olaylar oluşur. Diğer bir deyişle uyuyan insan çevresinde oluşan şeylerin çoğuna ilgisizdir. Uyuyan bir insan ile komada olan bir hasta arasındaki en önemli fark, uykuda olanın yeterli bir dış müdahale ile uyandırılabilmesidir.

Vahşi doğada yaşayan hayvanlar için bu düzgün ve etrafa ilgisiz, yaklaşık sekiz saatlik uyuma periyodu pek mümkün görünmemekte, bu durumun insanın evrimi süresince oluştuğu sanılmaktadır.

Sürüngenler, kuşlar ve memeliler hepsi uyurlar. Onlar da uykularında kısa süreler için de olsa çevreleri ile ilişkilerini keserler. Bazı balıkların ve kurbağa gibi hem suda, hem de karada yaşayanların da belirli sürelerde aktivitelerini yavaşlattıkları, fakat hiçbir zaman çevre ile ilgilerini kesmedikleri biliniyor. Böceklerin ise uyuyup uyumadıkları bilinmiyor, ancak onların da bazıları gece, bazıları gündüz hareketsiz kalıyor.

Beyin dalgaları üzerinde yapılan çalışmalar sonucu, sürüngenlerin rüya görmedikleri, kuşların çok az, memelilerin ise hepsinin uykularında rüya gördükleri saptanmıştır. İlginç olan noktalardan biri şu ki, inekler ayakta uyurken değil de, yatarken rüya görebilmektedirler.

Hayvanların uyku süreçleri de farklıdır. Örneğin insan bir kere ve uzun süre uyurken, köpekler kısa aralıklarla bütün gün uyurlar. Hayvanların bazıları uyku için geceyi tercih ederken, bazıları gündüzü tercih eder.

İnsanların uyku ihtiyacı yaşlandıkça azalır. Yeni doğmuş bir bebeğin uyku ihtiyacı günde 20 saat iken, dört yaşında 12 saate, on sekiz yaşında 10 saate düşer. Yetişkinler uyku için yedi-dokuz saate ihtiyaç duyarlar ama, genelde 6 saat yeterlidir.

Genel Bilgi

Eğer bir insanın başına ‘elektroensephalograf (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede 10 kez salınım yapan ‘alfa’ dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan ‘beta’ dalgaları yayar.

Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki tür dalgayı, ‘teta’ ve ‘delta’ dalgalarını yayar. ‘Teta’ dalgalarının salınımı saniyede 3.5 ila 7 arasında olup, ‘delta’ dalgalarınınki saniyede 3.5’tan azdır.

İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasının en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık ‘delta’ dalgaları yaymaya başlamıştır.

Şimdi geldik işin en ilginç yönüne. İnsan gece uykudayken çeşitli zamanlarda beklenmeyen şeyler oluşur. İngilizce’deki ‘Hızlı Göz Hareketleri’ kelimelerinin baş harflerinden alınarak ‘REM’ uykusu da denilen ve insanların çoğunluğunda bir gecede 3-5 kez görülen bu safhada, beyin dalgaları uyanık bir insanınki kadar hızlanır.

Bir insanı veya bir köpeği REM uykuları sırasında seyrederseniz, gözlerinin öne ve arkaya hızla titrediğini görürsünüz. REM uykusu safhasında köpeklerin çoğunda, insanların ise bir kısmında, kollarda, bacaklarda ve yüz kaslarında seğirmeler de görülebilir.

Rüya REM uykusu safhasında olur. Bu safhadaki bir insanı uyandırırsanız, rüyasını çok canlı olarak hatırlar ve anlatabilir. REM safhası dışındaki uykularda insanlar genellikle rüya görmezler.

Geceleri iyi bir uyku çekebilmek için, hem REM, hem de bunun dışındaki safhaların birlikte yaşanması gereklidir. REM kısmı uyku süresinin yüzde 25 kadarını kapsamalıdır. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer.

Uyku ilaçları daha çabuk ve derin uyumanızı sağlayabilirler ama uykunuzun ve özellikle de REM kısmının kalitesini değiştirirler. Uykudan önce alınan alkol de beynin dalga yayma sistemini ve düzenini etkiler. Düzenli bir uyku için insan her zaman aynı saatte yatmalı, hafta sonları da dahil aynı saatte uyanmalıdır.

Genel Bilgi

Eğer bir insanın başına “elektroensephalograf” (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede on kez salınım yapan “alfa” dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan “beta” dalgaları yayar.

Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki yür dalgayı, “teta” ve “delta” dalgalarını yayar. “Teta” dalagalarını salınımı saniyede 3.5 ila 7 arasında olup, “delta” dalgalarınınki saniyede 3.5’tan azdır.

İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasının en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık “delta” dalgaları yaymaya başlamıştır.

İimdi geldik işin en ilginç yönüne. İnsan gece uykudayken çeşitli zamanlarda beklenmeyen şeyler oluşur. İngilizce’deki “Hızlı Göz Hareketleri” kelimelerinin baş harflerinden alınarak

“REM” uykusu da denilen ve insanların çoğunluğunda bir gecede 3-5 kez görülen bu safhada, beyin dalagaları uyanık bir insanınki kadar hızlanır.

Bir insanı veya bir köpeği REM uykuları sırasında seyrederseniz, gözlerinin öne ve arkaya hızla titrediğini görürsünüz. REM uykusu safhasında köpeklerin çoğunda, insanların ise bir kısmında, kollarda, bacaklarda ve yüz kaslarında seğirmeler de görülebilir.

Rüya REM uykusu safhasında olur. Bu safhadaki bir insanı uyandırırsanız, rüyasını çok canlı hatırlar ve anlatabilir. REM safhası dışındaki uykularda insanlar genellikle rüya görmezler.

Geceleri iyi bir uyku çekebilmek için, hem REM, hem de bunun dışındaki safhaların birlikte yaşanması gereklidir. REM kısmı uyku süresinin yüzde 25 kadarını kapsamalıdır. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer.

Uyku ilaçları daha çabuk ve derin uyumanızı sağlayabilirler ama uykunuzun ve özellikle de REM kısmının kalitesini değiştirirler. Uykudan önce alınan alkol de beyinin dalga yayma sistemini ve düzenini etkiler. Düzenli bir uyku için insan her zaman aynı saatte yatmalı, hafta sonları da dahil aynı saatte uyanmalıdır.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. delik; menfez, ağız, açma; nefeslik; zool. hayvan kıçı; ask. top falyası; mahreç, çıkak, çıkıt; yarık; f. dışarı salıvermek; ifade etmek, göstermek, belirtmek. give vent to açığa vurmak. He vented his fury on the dog öfkesini köpekten çıkardı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. istemek, arzu etmek; eksiği olmak; aramak; İng. muhtaç olmak, gerektirmek; yoksul olmak. want for muhtaç olmak, ihtiyacını hissetmek. want to k.dili. gerekmek. Call it what you want. Ne derseniz deyin. The dog wants out. Köpek dışan çıkmak istiyor

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köpek veya yırtcı hayvan yavrusu; enik, encik; it; it herif; f. eniklemek, enciklemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili. önemsiz kimse; ufak huysuz köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kamçı, klrbaç; arabacı; avda köpekleri idare eden kimse; parlamentoda parti denetçisi; çırpılmış yumurta ile yapılan yiyecek; değirmen kolu; yumurta teli. whip hand kamçı tutan el; üstünlük, üstünlük vasıtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. avda köpekleri idare eden kimse; parlamentoda parti denetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. üzülmek, sıkılmak, endişe etmek, merak etmek, zihninde kurmak, tasalanmak, kaygılanmak; eziyet etmek, rahatsız etmek, üzmek, canını sıkmak; ısırıp sarsmak(köpek); i. üzüntü, endişe, merak, tasa, kaygı; ıstırap, can sıkıntısı. worry along engellere

Şifalı Bitki

(köpekgülü): Gülgiller familyasından; 2-3 metre boyunda bir ağaçcıktır. Yaprakları 5-7 parçalıdır. Çiçekleri pembe veya beyazdır. Olgun meyvelerine kuşburnu denir. İçeriğinde şekerler, organik asitler ve C vitamini vardır. Kullanıldığı yerler: Kuşburnu denilen meyvesi idrar söktürür. İshali keser. Basur memelerine faydalıdır.

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmede kullandıkları, ama zamanla otlanmaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz gecikerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturamadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürüdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.

Genel Bilgi

İnsan vücudundaki bazı organların günümüzde pek işlevleri olmamasına rağmen insanlık tarihinin başlangıcında önemli roller oynadıkları sanılıyor. Vücudumuz sanki başka şeyler de yapabilmek için yaratılmış gibidir. Örneğin çok ilginç yerlerimizde kıllar vardır, dizlerimiz olması gerekenden çok büyüktür, ayaklarımızda bu kadar parmağa ihtiyaç var mıdır, apandisitimiz vücudumuzda ne arıyor?

Kılların nedeninin ilk insanların duygularını sadece sesle değil hareket ve koku ile de iletmeleri olduğu sanılıyor. Vücudumuzun bazı bölgelerinde bulunan tüy ve kılların ana görevleri koku üretip özellikle erkek ve dişi arasında iletişim kurmaktı. Aynı şekilde apandisitin de başlangıçta ot yiyen atalarımızın otlarını sindirmekte kullandıkları, ama zamanla otlamaktan vazgeçtikleri için körelen bir organ olduğu sanılıyor.

Yabancıların “akıl dişi” de dedikleri yirmi yaş dişleri geç çıktıkları gibi, çoğu kez problem de yaratırlar ve diş hekimlerince derhal çekilmeleri önerilir. Aslında çiğnemede pek fonksiyonu da olmayan bu dişler bize henüz yiyeceği pişirerek yemeyi keşfedemeyen atalarımızın mirasıdır. Onların çiğ yiyecekleri yemek için daha kuvvetli bir çeneye ve dişlere ihtiyaçları vardı.

Zaten diğer bütün dişlerimiz de aynı anda çıkmaz. Önce süt dişleri çıkar. Onlar döküldükten sonra ön dişler ve köpek dişleri çıkar sonra da azı dişleri. Yirmi yaş dişleri bu sırayı biraz geçirerek takip eder. Bütün bu olaylar olurken de çenemiz gelişmeye devam eder, ancak 20 yaşını geçtikten sonra yirmi yaş dişlerine çene kemiğimizde yer açılır.

İnsanlık geliştikçe yirmi yaş dişine de çenemizde o kadar az yer kalıyor, yani insanın evriminde çene gittikçe küçülüyor. Bu nedenle bazı insanlarda bu dişler hiç çıkmadan gömülü olarak kalabiliyor. Yerine tam oturmadığından çürüyebiliyor, iltihap yapabiliyor. Bir fonksiyonu olmadığından da diş hekimleri çekip almayı tercih ediyorlar.

Görevleri sadece çiğnemek olmasına rağmen dişlerimizin içinde sinirler de vardır. Bu sinirler dişlerimizle ilgili acı, ağrı ve ısıyı beynimize iletirler. Yani dişimiz çürürse sinir bir problem olduğu konusunda beynimizi ikaz eder ama nedense bu ikazı diş çürdükten, iş işten geçtikten sonra yapar, diş hekimleri de o dişi kurtarmak için önce sinirini alırlar.

Türkçe Sözlük

(i.). Av köpeği, avı bulup çıkarmaya mahsus köpek.

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Av köpeklerinin bakımına memur adam. 2. Yeniçeri ocağında bir sınıf. Zağarcıbaşı = Bunların subayı.