Kör Uçuş ne demek? | Kör Uçuş anlamı nedir? | Kör Uçuş

Kör Uçuş anlamı nedir?

Kör Uçuş ne demek?

Kör Uçuş anlamı nedir?

Kör Uçuş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kor ucus

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akkorluk halinde bulunan cisim, nâr-ı beyzâ. Ark lambasındaki kömürler işlerken akkor haline gelerek ışık verir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent. white heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescent. white heat. white hot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işık saçacak aklığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağı yukarı 1800 santigrat derecesinde ısıtıldığı halde erimeyen cismin bu sıcaklıktan beyaz renk almış hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incandescence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Armonide uygunluk. Alt alta sıralanıp, aynı zamanda işitilen seslerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. Accordo). Piyano vesair musiki Aletlerinin düzeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Piyano vesair musiki Aletlerine düzen veren usta, düzenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Körüklü bir musiki Aleti. Körüğün üflediği hava, Aletin içinde maden dilcikleri titreştirerek ses vermelerini sağlar. 2. Kumaşlara makine ile yapılan kırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion. pleats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accordion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr.). Musiki Aletlerinin seslerini belirli bir sese göre ayırlamak, düzenlemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) akord.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accord. tune. harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chord. tune. tuning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuner. piano tuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of tune. discordant. dissonant. off key. tuneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agoraphobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. biyoloji). Hastalık Amillerini zararsız kılmak için vücudun çıkardığı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antibody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antikörper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarları yan kesilmiş akik cinsi, ayn-ı bakar (öküz gözü).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri sağlam gibi göründüğü halde kör olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(f). (-ed, -ing, -sed, -sing) . ABD mahalli parti meclisi toplantısı; (ing). parti yönetim kurulu; parti disiplin kurulu; (f). parti kurulu toplantısı yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Demkoruğugillerden, bir bitki (sedum). Buna kayakoruğu da denir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugillerden ılık iklimlerde yetişen bir bitkidir. Çiçekleri kırmızıdır. Yaprakları etli ve çiçeklerin dibindedir. Haziran - Ağustos ayları içinde toplanır. Çoğu zaman taze halde kullanılır. Kullanıldığı yerler: Basur memelerini giderir. Nasırları söker.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkl;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) 1. Tiyatro, sinema ve televizyon sahnelerindeki eşyanın tamamı. 2. İnsanın yaşadığı muhit: Hayatını bu dekor içinde geçirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenery. setting. decor. scene. adornment. get-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decor. scene. decoration. set. setting. scenery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set. décor. artistic getup. decor. scenery. setting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

décor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dekor yama işi, dekor teşkil eden şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. scene-making.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decoration. interior decorating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekorasyonla alâkalı, dekorasyona mahsus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorative. ornamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dekor ve dekorasyon yapan sanatkâr.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décorateur

iç mimar

Bir yapıyı, kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorator. interior decorator. house painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri büğrü, çarpık çurpuk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kızıl buğday, (bot). Triticum monococcum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan ya da hayvan figürünü, kas yapısını göstermek amacıyla derisi yüzülmüş olarak betimleyen anatomik çizim. 15.yy.da Batılı sanatçıların anatomiye ilgilerinin artmasıyla atölyelerde bu türden yapma modeller kullanma geleneği yerleşmişti. Özellikle Leonardo Da Vinci gibi birçok sanatçı böyle modellerden çizim yapmıştır. Ekorşe figür çalışmalarının en önemli örneği, George Stubbs`ın (1724-1806) Anatomy of the Horse (1766; Atın Anatomisi) adlı aside yedirme baskı dizisidir. Stubbs, bu çalışması için yaklaşık 10 yıl boyunca hayvan kadavralarını incelemiş, 18 ay da çizim yapmıştır. Özgün çizimleri bugün Londra Kraliyet Akademisinde bulunan bu dizi, özellikle veterinerler ve hayvan ressamları arasında gerçeğe uygunluğuyla ün yapmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Screen Saver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. escorte

koruma aracı

Önemli kişileri yolculukları sırasında varacakları yere ulaştırmak ve korumakla görevli kişilerin bulunduğu araç.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. fuci) (i)., (bot) esmer deniz alglerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : Bir kilogram havuç önce soğuk su ile yıkanır. Sonra 3 eşit parçaya bölünür. Sabah, öğle, akşam birer parça yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

night flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. discourage. intimidate. menace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greco roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greco-roman wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Doğu Asya, Kore yarımadasının güney kısmında, Japon Denizi ve Sarı Deniz kıyısında yer alır.

Coğrafi konumu: 37 00 Kuzey enlemi, 127 30 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 98,480 km².

Sınırları: toplam: 238 km.

sınır komşuları: Kuzey Kore 238 km.

Sahil şeridi: 2,413 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Çoğunlukla tepelikler ve dağlar.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Japon Denizi 0 m; en yüksek noktası: Halla-san 1,950 m.

Doğal kaynakları: Kömür, tungsten, grafit, molibden, kurşun, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %16.58.

daimi ekinler: %2.01.

Diğer: %81.41 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 8,780 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Tufanlar, sismik aktivite.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 48,846,823 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.42 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.16 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.04 yıl.

Erkeklerde: 73.61 yıl.

Kadınlarda: 80.75 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.27 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 8,300 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 200 den az (2003 verileri).

Ulus: Koreli.

Nüfusun etnik dağılımı: Homojen (20,000 Çinli haricinde).

Din: Hıristiyan %49, Budist %47, Konfüçyanist %3, Şamanist, diğer %1.

Diller: Korece, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.9.

erkekler: %99.2.

kadınlar: %96.6 (2002 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kore Cumhuriyeti.

kısa şekli : Güney Kore.

Yerel tam adı: Taehan-min’guk.

kısaltma: ROK.

ingilizce: Korea, South.

Yönetim biçimi: Cumhuriyet.

Başkent: Seul.

İdari bölümler: 9 eyalet ve 7 metropoliten şehir; Cheju-do, Cholla-bukto, Cholla-namdo, Ch’ungch’ong-bukto, Ch’ungch’ong-namdo, Inch’on-gwangyoksi, Kangwon-do, Kwangju-gwangyoksi, Kyonggi-do, Kyongsang-bukto, Kyongsang-namdo, Pusan-gwangyoksi, Soul-t’ukpyolsi, Taegu-gwangyoksi, Taejon-gwangyoksi, Ulsan-gwangyoksi.

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1945 (Japonya’dan).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 15 Ağustos (1945).

Anayasa: 25 Şubat 1988.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), APEC (Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Forumu), ARF, AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeleri Örgütü), AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CP, EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası


Ülke by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da bulunan bir ceviz ağacı, (bot). Carya; bu ağacın tahtası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlarda kullanılan bir çok sürücüdekine benzer, yüksek erişim hızı ve yüksek düzeyde güvenilirlik sunan bir sürücü mekanizması.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Korktuğumuzda, ölüm tehlikesi veya bize çok rahatsızlık veren bir durumla karşılaştığımızda verdiğimiz tepki, ilk çağlarda yaşayan atalarımızın tepkileri ile hemen hemen aynıdır. Acıktığımızda karnımız guruldar, güzel bir yiyecek gördüğümüzde tükürük salgımız artar, yani ağzımız sulanır, korkunca çenemiz titrer, tüylerimiz diken diken olur.

Bedenimizin yüz binlerce yıl öncesine ait bu işleyiş düzeni bugün bile etkinliğini sürdürüyor. Fizyolojik olarak taş devri insanlarından farkımız yok, dış tehlikeler karşısında hala onlar gibi tepki veriyoruz. Ancak günümüzde strese yol açan modern etkenler karşısında bu tepkiler pek yararlı olamıyor.

Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman kendini savunmaya hazırlar. Bunu yaparken karşı tarafla savaş için bazı kasları hazır hale getirir, gerekirse kaçmada kullanacağı bazı kasları da seçer.

Diğer canlılarda olduğu gibi insanda da dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. Şüphesiz ilk insanlarda bugün yırtıcı hayvanlarda olduğu gibi saldırmanın da etkili bir unsuruydular ama evrim sonrası bu işlevlerini kaybettiler.

İşte bu nedenle bir saldırının korkusu hissedildiğinde kalıtımsal olarak önce çene ve dişler savunma pozisyonunu alır. Çenedeki kaslar titremeye başlar, bu da sanki dişler takır takır birbirlerine vuruyorlarmış gibi bir görüntü yaratır.

Bu arada aynı şekilde bacaklardaki kaslara da koşmaya hazırlanma uyarısı gider. Buradaki kaslar da hazırlık halinde titremeye başlarlar. Çok korkan bir insanın bacaklarının zangır zangır titremesi de bundandır.

Korkunca tüylerimizin diken diken olması da vaktiyle vücutları tamamen kıllarla kaplı atalarımızdan kalmadır. Cildimizdeki her kıl ve saç teli bir küme istemsiz kas hücresi ile donatılmıştır. Korkunca başta kedi olmak üzere hayvanların bir çoğunda görülen savunma refleksiyle bu minik kaslar kasılır ve tüylerimiz dikleşir.

Üşüyünce tüylerimizin dikleşmelerinin amacı ise ayrıdır. Atalarımız bizler gibi gerektiğinde kalın giysilerle dolaşamadıkları için vücutlarındaki kıllar onların derilerini soğuktan koruyan bir izolasyon tabakası görevini de görüyordu. Aşırı soğukta bu kıllar dikleşerek daha geniş bir yüzey oluşturuyor ve ısı alışverişini en aza indiriyorlardı. Atalarımızdan genetik olarak aldığımız bu reaksiyon şekli sayesinde sıcak bir havanın ardından serin bir meltem çıktığında ürpeririz ve tüylerimiz diken diken olur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Uzun deniz seferi yapanlarda tuzlu balık gibi kuru şeyler yemeden hâsıl olan hastalık ki, diş etlerinin dökülmesiyle ortaya çıkar. Iskorbütotu = Bir bitki çeşidi, Fr. scorbut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük bir balık ağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekesakallı da denilen bitki (scorzonera hispanica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R ). Dikenli olduğu için akrebe benzetilip bu isimle adlandırılmış lezzetli bir balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpionfish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claustrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ten üzerine giyilen hafif kadın fanilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman's cotton or flannel underwaist. camisole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(kulakotu): Damkoruğugiller familyasından; tam ve etli yapraklı odunsu veya otsu bir bitkidir. Çiçekleri salkım biçimindedir. Yeşil kısmı acıdır. Kullanıldığı yerler: Yeşil kısımları zeytinyağı ile karıştırılıp, merhem yapılır. Cilt iltihaplarında, egzamada, nasır tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.). Şişe sarılarak ateşte kızartılan koyun barsağı yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamb's/sheep's intestines grilled on a spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roasted sheep's intestines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). 1. Koçanıyla beraber mısır buğdayı. 2. Sivri ve çirkin kılıklı şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kokoroz gibi dikilmek, dik gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Borçlarının tamamını ödeme imkânı kalmayan bir tüccarın, bir kısım borcunu ödeyerek borçlarının hepsinden kurtulmak üzere alacaklılarıyla yaptığı anlaşma. 2. (tarih) Papalık makamıyla Katolik devletler arasında yapılan anlasm»

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. concordato

ekon. ve huk. anlaşmalı iflas

Batık durumunda alacaklıların, alacaklarını belli bir plana göre almaları için aralarında yaptıkları sözleşme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bankrupt's certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concordat. composition of debts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrangement of bankruptcy. composition with creditors. scheme of / compulsory composition. composition of debts. scheme of arrangement. composition agreement. deed of arrangement. bankrupt's certificate. certificate in bankruptcy. composition in bankruptc

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Concordat, Composition with Creditors)

Kendi kusuru olmaksızın mali durumu bozulmuş olan bir borçlunun alacaklıları ile yaptığı bir anlaşmadır. Bu anlaşma sonucunda alacaklıların en az üçte iki oranındaki çoğunluğu alacaklarının belirli bir bölümünden vazgeçer, borçlu ise geri kalan borçlarını bir plan dahilinde ödemeyi kabul eder. Konkordato, Ticaret Mahkemesi’nin onayı ile geçerlilik kazanır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lallophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. askerlik). Kolordu kelimesinin kısaltılmış şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Birçok çeşidi olan bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yanıp kızarmış kömür veya odun. Ar. cemre: Korun üzerinde pişirmek, bu cins odun çok kor döker, kor gibi altın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gözü görmez, Ar. Amâ, Fars. nâ-bînâ: Kör adam, bir kör dilenci; bir gözü iki gözü kör. Anadan doğma kör = Ar. darîr. 2. Görmez, sakat: Gözü kör; bir gözü kör oldu; kör gözlü. 3. Kesmez, keskin olmayan, künd: Kör çakı. 4. Işıksız, karanlık: Körkandil, koroda. 5. Çözülmez, karışık: Kördüğüm. 6. ihtiyatsız, gafil, habersiz. Körebe = Bir çeşit çocuk oyunu ki, birinin gözünü bağlayıp diğerleri çevresine dolaşmakla oynanılır. Köroğlu = Türk halk edebiyatının tanınmış bir kahramanı ve tahakkümünden kinâye olarak karı, zevce. Bir köroğlu bir ayvaz = Ben ve karım, kalabalığım yoktur. Ölünün körü = «Kör ölür bâdem gözlü olura meselinden alınarak birinin sözüne karşı alay ve küçümseme mânâsında kullanılır. Körboğaz = Oburluk. Kördöğüşü = Kimsenin kimseden haberi olmaksızın gafletle yapılan iş: Bir kördüğüşüdür gidiyor: Kimsenin kimseden haberi yoktur. Körsıçan = Köstebek. Körkandil = Pek sarhoş. Körkaya = Deniz içinde, görünmez taş. Körükörüne = Gafletle. Körgözlü = Nankör. Köryol = Demiryollarda ucu çıkmaz yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ember. cinder. coal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cinder. ember.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an ancient Hebrew unit of capacity equal to 10 baths or 10 ephahs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. sightless. unsighted. unseeing. mole-eyed. obtuse. blind as a bat. stone-blind. blunt. not sharp. dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. blunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. dull. not sharp. dim. dead-end. unaware of what's happening. blind man. blind person. a blind man. sightless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Orkestrada bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Özellikle sırt, ense veya yüzde meydana gelip, kıl diplerinin iltihaplanmasıyla beliren bir çeşit çıbandır. Küçük, kırmızı ve sert bir şişliktir. Büyüdükçe, ağrı artar, fakat çoğu zaman baş verme görülmez. Kör çıbanları kesinlikle sıkmamak ve kurcalamamak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçetelerden biri uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Keten tohumu, vazelin.

Hazırlanışı : 1 kahve fincanı vazeline, 3 çorba kaşığı dövülmüş keten tohumu konur. İyice karıştırıldıktan sonra çıbanın üzerine konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deuce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Daha çok çocuklarda görülen, baş, kol, bacak oynatma şeklinde beliren bir sinir hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chorea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.) (musiki). Koro için bestelenmiş eser.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Erkek İsmi) 1.Batı musikisinde dini şarkı. 2.Sınır muhafızı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Koral).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. askerlik). Deniz kuvvetlerinde tümemiralden sonra gelen rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice admiral. rear admiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vice-admiralty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kur'an.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyice kor rengine gelen ay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalın barsağın, ince barsakla birleştiği yerde bulunan çıkıntı, apandis.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateşli, canlı, hareketli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çağlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Bekçi. 2. Yeniçeri ocağında bir sınıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. kaytan demek olan cordelle’den galat). Bir, İki nihayet dört, beş parmak eninde ipek kumaş ki, başlıca kadın giyeceğinde fiyong vesair süse alt şeylere yarar. Bilhassa kız çocukların saçlarına takılır (nişan asmakta kullanılana şerit ve kordon denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir memleketteki diplomatların tamamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diplomatic corps. corps diplomatique. diplomatic body. consular corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. cordon). 1. İpekten, az çok kalın, kaytan ve İp: Kanepenin etrafına kordon geçirmek, çıngırak kordonu. 2. Saat asmaya mahsus altın vesaireden zincir: Kordonunu çalmışlar. 3. Nişan asmaya mahsus enli ve kalınca kordele: Birinci rütbeden nişanlar büyük kordon ucuna takılırdı. 4. Bir sıra teşkil eden tahta veya taş çıkıntısı, çıkıntılı oyma sırası. 5. Bir yerin karantinaca veya gümrük, vesairece muhafazası için tayin olunan ve kolcularla muhafaza olunan sınırı: Şehrin. etrafına kordon çekmişlerdi. 6. Bir sınırın muhafazası için konulan karakol silsilesi. 7. (denizcilik) Kullanılmış halattan ayrılan kolların her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. cordon. esplanade. flex. reglet. string. cord.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braid. cordon. cord. shoulder knot. rope. pull. cord of an appliance. string course. plaster molding. cordon. cord. tube. sentry line. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that can't be untied. gordian knot. deadlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knot that refuses to come undone. very complicated situation. gordian knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korean. korea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korea. korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Korea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daughter of Zeus and Demeter; made queen of the underworld by Pluto in ancient mythology; identified with Roman Proserpina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kore. Korean (s.) Koreli; Korece; Koreyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözleri bağlanan birinin arkadaşlarından birini el yordamıyla yakalamaya çalışması şeklinde olan bir çocuk oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind man's buff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Korean language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baleyi sahneye koyma san’at ve ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. corrélation

biy. ve jeol. bağıntı

1. biy. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi. 2. jeol. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

correlation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Korean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get dull. to atrophy. the waste away. to decline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuyu veya kaynak kurumaya; ateş, sönmeye yüz tutmak. 2. (biyoloji) Bir organ şu veya bu sebepten beslenmeyerek küçülmek, dumura uğramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dull. to become blunt. to die down. to dry up. to atrophy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrophy. dull. rust. blunt. damp. damp down. dampen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choreograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choreographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choreography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Choreography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y.’dan). Büyük koy, haliç: Selânik körfezi; Venedik körfezi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf. inlet. cove. arm. bay. bight. firth. indentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay. gulf. indentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gulf. bay. inlet. secluded. arm. indentation. sea inlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hisar kale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Tümgeneralle orgeneral arasındaki rütbede bulunan general.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps commander. lieutenant general.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateşli, canlı, güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İsp. corrida

boğa güreşi

Genellikle İspanya ve Meksika’da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılan gösteri.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Bir binanın ayrı kısımlarını birleştiren, umumiyetle dar geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corridor. aisle. hallway. hall. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aisle. corridor. hall. hallway. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corridor. gallery. gate. hall. lobby. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Hintçe’den). Sertlik bakımından elmastan sonra gelen, saydam ve türlü renklerde bir taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Koroda okuyan ses san’atkârı, solist zıddı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coward. cowardly. chicken. chicken hearted. fainthearted. scary. pusillanimous. timid. chicken-hearted. chicken-livered. craven. dastardly. faint. fearful. funky. gutless. hen-hearted. lily-livered. pigeonhearted. poor-spirited. recreant. skulking. s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chicken. chickenhearted. coward. craven. spineless. timid. timorous. worm. yellow. cowardly. yellow-bellied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. fearful. timid. fearful person. / adj. chicken hearted. coward. craven. currish. dastardly. faint. faint hearted. gutless. lily livered. nervous. pigeon livered. poor-spirited. recreant. scary. shy. sneaking. timorous. tremulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dastard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkan adamın hâli. Ar. havf. 2. Cesaretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. timidity. cowardliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardice. fearfulness. timidity. cold feet. pantophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act cowardly. cop out. to show the white feather. funk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afraid of. afraid. shy. atremble. phobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çok korkan. Ar. hâif. 2. Cesur olmayan, cesaretsiz, ödlek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkmak işi, Ar. havf, Fars. endîşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korkuya uğramak, Osm. havf etmek: Gece vakti yalnız dışarıya çıkmaya korkar, çok korkan adam muharebeye gitmemeli. 2. Çekinmek, sakınmak: Allah’tan korkmalı, ben yetimin malına el sürmekten korkarım, korktuğuma uğradım. 3. Ürkmek, dehşet duymak, Osm. tevahhuş etmek: Örümcekten korkan adamlar vardır. 4. Cesaret edememek, itaat etmek, tâbî olmak: Babasından çok korkuyor. 5. Vehim ve endişe etmek, hoşlanılmayacak bir zanda bulunmak: Korkarım siz giderseniz geri dönmeyeceksiniz, korkarım şu ayna yolda kırılacaktır, korkma, ben, seni bırakmam. Korktuğuna uğramak = Korktuğu tehlikeye düşmek. Başından korkmak = Mesuliyetten çekinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get cold feet. show the white feather. have cold feet. be afraid. be afraid of. be frightened. be appalled. dread. fear. flinch. get a fright. have a fright. take fright. funk. quail. scare. be scared of. shy. sweat blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. funk. scare. to be frightened. to be afraid. to fear. to scare. to be scared. to worry. to be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fear. to be afraid of. to be scared of. to dread. apprehend. boggle. to have fears. to get cold feet. to have cold feet. to get cold foot. to have cold foot. get get the wind up. stand in awe of. take alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Bir tehlike ihtimalinin yaklaşmasıyle ortaya çıkan heyecan, Ar. havf, Fars. bîm: Fırtına korkusundan vapura binmiyor, köpek salmasa bile insan korkusundan yanaşamaz. Can korkusu, baş korkusu = Ölüm korkusu. 2. Tehlike ve hoşa gitmez ihtimal: Fena rüyalar görmek korkusuyle uyumak istemem. 3. Korkaklık, Osm. cebânet: Sende bu korku varken askerlik edemezsin. 4. Ürkme, dehşet: Çocuğa korku vermişler, korku iliğine kadar işlemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gothic. horror. fear. fright. awe. scare. phobia. horror. affright. alarm. apprehension. dismay. dread. funk. misgiving. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. anxiety. apprehension. boggle. consternation. creeps. dismay. dread. fear. fright. horror. reassure. terror. thrill. care. danger. threat. menace. phobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear. horror. dread. fright. terror. alarm. apprehension. consternation. dismay. funk. misgiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku duyulmak: Bu havada bir fırtınadan korkulur, burada emniyet tam olduğundan hiç korkulmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korku veren, korkutucu, korkutan, Ar. mahûf: Korkulu rüya, korkulu hikâyeler. 2. Muhataralı, teh likeli: Korkulu yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. apprehensive. awestruck. fearful. grim. frightening. horrifying. dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scary. frightening. dangerous. perilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkutmaya mahsus şey. Bostan korkuluğu = Kuşları korkutup kaçırmak için bostanlarda odun ve bezlerden adam biçiminde yapılan şey. 2. Düşme tehlikesi olan yerlerde duvar, parmaklık vesaireden çekilen kenar: Köprü, minâre, merdiven korkuluğu, mec. Bostan korkuluğu = Yalnız gösterişi olup elinden bir şey gelmeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. guy. banister. parapet. barrier. balustrade. guardrail. railing. rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. barrier. parapet. scarecrow. banister. mere figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. banister. balustrade. railing. parapet. figurehead. paper tiger. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korku veren, korkutan, müthiş: Korkunç adam, korkunç bir böcek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scary. frightening. terrifying. dreadfull. fearful. awful. frightful. horrific. appalling. awesome. cruel. desperate. dire. direful. disastrous. disgusting. eldritch. fearsome. formidable. ghastly. ghoulish. gory. grim. grisly. gruesome. hair-raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appalling. awesome. awful. bloodcurdling. dire. dreadful. fearful. formidable. frightful. ghastly. grisly. gruesome. hideous. horrendous. horrible. horrid. horrific. lurid. macabre. scare. scary. spooky. terrible. terrific. tragic. unearthly. unspeakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awful. dreadful. terrible. terrifying. terrific. rightful. extreme. tremendous. very. terrifically. awfully. frightfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become terrible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearsomeness. dreadfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korkusu olmayan, korkmaz, pervasız: Korkusuz adam. Korkusuz yol, korkusuz ilâç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. dauntless. intrepid. unafraid. safe. courageous. stalwart. undaunted. unflinching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. dauntless. fearless. intrepid. reckless. stalwart. undaunted. unflinching. courageous. daring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearless. intrepid. safe. audacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Emniyet, selâmet, tehlikesizlik, sağlamlık. 2. Cesurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fearlessness. adventurousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Telve ve bulamaç gibi koyu şey, çöküntü. 2. Un ve yağla yapılan tatsız helva gibi bir yemek ki, başlıca dişsiz ihtiyarlara ve ufak çocuklara yedirilir. Korkuttan yanan yoğurdu üfler. 3. Korkuyu mucip, korkunç, yavuz (bu mânâ ile erkek adıdır).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük dolu tanesi. 2.Korkusuz, yavuz, heybetli. 3.Cin, şeytan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Korkut).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korkmasına sebep olmak, korku vermek. Çocuklar küçük yaşta korkutulurse büyüyünce çekingen, ürkek olurlar. 2. Önceden bir ceza göstererek korkuya düşürmek, tehdit etmek: Çocukların bağı çiğnememeleri için bahçıvan kendilerini korkutmalıdır. 3. Ürkütüp kaçırmak: Şu tavukları korkut da kaçsınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frighten. scare. daunt. intimidate. threaten. horrify. administer a shock. affright. alarm. appal. appall. awe. bulldoze. cow. dismay. fright. funk. overawe. startle. terrorize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm. boggle. chill. cow. daunt. dismay. frighten. horrify. overawe. scare. startle. terrorize. to frighten. to scare. to cow. to daunt. to startle. to horrify. to worry. to threaten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to frighten. to scare. to intimidate. to alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frightening. scary. startling. alarming. dark. forbidding. horror. lurid. minacious. minatory. spine-chilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreadful. fearsome. formidable. hairy. scare. scary. frightening. threatening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrifying. frightening. appalling. minatory. off- putting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindly. at random. at a venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Körletmek. Boğazı körlamek = Açlığını gidermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (ağaç) Kök tutmak, kök salmak, kökleşmek. 2. Yerleşmek, temelleşmek, Osm. pâydâr olmak: Kendisi orada köklendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kör olmak, görme duygusunun ortadan kalkması, gözünü sakatlamak. 2. Keskinliği gitmek, kesmez hâle gelmek. 3. Satışına engel olmak, sürümü bozulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Körleşmesine sebep olmak, körletmek: Bıçağı körleştirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. blunt. to blind. to blunt. to dull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Körlenmesine sebep olmak, körleştirmek, köriemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blunt. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyice tutuşup parlak kömür haline geçmiş parçalardan ibaret ateş, kordan ibaret parlak ateş. 2. Kor koymaya mahsus kap, mangal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gözü görmez adam veya hayvanın hâli, göz sakatlığı: Onun körlüğü sonradan oldu; körlüğünü gizlemek istiyor. 2. mec. Gafillik, gaflet, basiretsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindness. darkness. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blindness. bluntness. dullness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of foresight. blindness. bluntness. clumsiness. blundering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), (musiki). 1. Çeşitleri olan bir nefesli çalgı. 2. Klakson.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. automobile / air / bulb horn. flare. trumpet. horn push. klaxon. tooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. saydam tabaka

Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. corner

sp. köşe atışı

Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan verilen serbest vuruş hakkı.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayna. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. corniche). 1. Perdenin asılmasına mahsus, pencerenin üzerine takılan süslü tahta, maden avadanlık: Pencere kornişi, perde kornişi. 2. Asılacak bir levha, resim vesaire etrafına çevrilen oymalı ve süslü çerçeve: Şu resme güzel bir korniş geçirmeli. 3. Yapıların gerek taştan olan duvar, sütun vesair taraflarında ve gerek tahtadan olan tavan vesairesinde süs için boyuna uzanan oymalı çıkıntı: Saçağın altına, tavanın kenarına, sütunun başına genişçe bir korniş çekilse fena olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. curtain rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Korna çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Korniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. corno = boynuz). 1. Av tüfeğine barut koymaya mahsus ağzı zenberekli kapakla kapalı barutluk. 2. Kalafatçıların belde taşıdıkları boynuzdan yapılmış yağdanlık. 3. Boru, nefesli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. V.’dan) (musiki). Ses topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choral. choric. choir. chorus. choral society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choir. chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choir. chorus. ensemble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in chorus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Meşhur destan kahramanı. 2. Evde daha çok sözü geçtiğinden kinaye, kocanın, karısına verdiği ad (halk dilinde): Köroğlu bugün gezmeye gitti. bk. Kör.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. corona

gök b. Güneş tacı

Güneş atmosferinin yoğunluğu çok düşük ve çok sıcak en dış katmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Taze, kartlaşmamış, turfanda, çok taze: Körpe hıyar. 2. Pek genç, taze: Körpe kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fresh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crisp. crispy. fresh. tender. young.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

young and fresh. young and tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tazelik, turfandalık: Bu salatalığın körpeliği. 2. Gençlik, tazelik: O kızın körpeliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carcass , body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Korse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. corsare). 1. Deniz haydudu, denizlerde haydutluk edip bilhassa tüccar gemilerine musallat olan silâhlı gemici. 2. Deniz haydudu gemisi, deniz haydutlarının bindikleri gemi. 3. Savaş zamanında düşman gemilerini çapul etmeye devlet tarafından izinli olarak çıkarılan gemi ve bu geminin mensûbu olan denizci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pirate. pirate. corsair. privateer. buccaneer. filibuster. freebooter. picaroon. rover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hijacker. pirate. pirate. hijacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pirate. buccaneer. corsair. filibuster. freebooter. marooner. picaroon. rover. sea robber. sea rover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deniz haydutluğu: Korsanlık ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buccaneering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy. hijacking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. corset). Kadınların göğüslerini düzgün tutmak için elbisenin altına giydikleri balinalı sert ve dik yelek. Kalça ve karnı sıkarak muntazam tutmaya yarayan kadın iç giyeceği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corset. girdle. bodice. supporter. stays. foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

girdle. corset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corset. girdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Corsican.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corsetier. girdler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Tenis sahası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. tennis court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courting. flirting. tennis court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yanan, sıcak ten. 2.Yalçın ve kesik kaya. 3.Pelikan kuşu.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. cortège

alay

Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortege. procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cortisone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steroid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir çeşit büyük semer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakım gören küçük orman: Köyün korusu, korudan kereste kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood. grove. small forest. coppice. copse. holt. spinney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copse. grove. wood. coppice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. small wood. plantation. wood lot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind. blindfold. hit or miss. at a venture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçi, muhafız, gardiyan, orman vesaire bekçisi, köy korucuları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forester. forest watchman. ranger. woodman. woodsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forest warden. ranger. forester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village policeman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korucunun işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blockhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzümün hamı, yeşili, ekşisi: Koruk şerbeti, korukla terbiye olunmuş yemek. 2. Her meyvenin hamı: Hurma koruğu, zeytin koruğu. Kayakoruğu = Ekseriya duvarlarda ve damlarda biten bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «korumak» tan). Saklanmış, hıfzolunmuş, ayrılmış yer, mahfuz ve hususî yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşi havalandırmaya mahsus deri, meşin ve tahtadan Alet. Demirci körüğü = Demircilerin kullandıkları büyük çeşidi. 2. Hava ile çalınan bazı çalgılara hava vermeye mahsus Alet: Armonika körüğü. 3. Fayton’un körük biçiminde açılır kapanır örtüsü. Burun, göğüs körük gibi inip kalkmak = Yorgunluktan veya hiddetten çok solumak. Laf körüğü = Lafazan, geveze, çançan. Yangına körükle gitmek = Anlaşmazlığı şiddetlendirmeye çalışmak, fitnecilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe grape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unripe grape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellows. pair of bellows. blower. fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellows. folding hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellows. accordion bellows. folding tag. bellows top. ventilator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ekşi üzüm): Henüz olgunlaşmamış, ekşi, ham üzümdür. Şerbeti yapılır. Kullanıldığı yerler: İştah açar. Kurdeşende faydalıdır. Göz ağrılarını dindirir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verjuice. the juice of unripe grapes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellows maker. bellows operator. instigator agitator. flagwaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fan with bellows. to encourage. to incite. fomentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Körükle üflemek, tutuşturmak: Ateşi körüklemek. 2. Kızıştırmak, şiddetlendirmek: Asıl anlaşmazlığı körükleyen odur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blow with bellows. blow. fan. instigate. waken. work up. embitter. rush up. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incite. to fan the flames. to incite. to stir up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foment. fuel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instigative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Açılıp kapanarak hava veren Aleti olan: Körüklü çalgı. 2. Açılıp kapanır örtüsü olan: Körüklü fayton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a belows.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having bellows. having a folding top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulated bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koru gibi eğaçlı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. coppice forest. copse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grove. small wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korumak işi. Ar. himaye, vikaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal ve insanların oluşturduğu çevre kaynaklarının (madenIer, su, ormanlar, balık yatakları, vahşi yaşam vb.) tükenme ve israfa karşı ve aynı zamanda güzelliğinin bozulmaması amacıyla korunması, yönetimi ve akılcı kullanımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective. protection. defending. guarding. keeping. preservation. conservation. escort. guard. bodyguard. lifeguard. covering. aegis. asylum. conservancy. convoy. custody. defense. favor. favour. indemnity. maintenance. patronage. retention. safegu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. conservation. guard. keeping. patronage. preservation. protection. safeguard. safekeeping. saving. security. shadow. trust. ward. bodyguard. defence. prevention. prophylaxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preservation. protection. defense. asylum. auspices. conservancy. conservation. custodial care. guard. keeping. patronage. preserving. safeguard. safeguarding. safekeeping. shield. vindication. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beklemek, saklamak: Köyün otlağını ve ormanını korumak lâzımgelir. 2. Yeterlik, yetme, vefa etmek, idare, Osm. tekabbül eylemek: Bu iş masrafını korumaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. protect. preserve. guard. defend. spare. cover. keep. save. secure. buffer. cocoon. conserve. convoy. embosom. embower. escort. fence. keep guard. indemnify. maintain. patronize. safeguard. screen. shade. shelter. shield. sponsor. vindicat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. conserve. defend. deliver. guard. harbour. insulate. keep. maintain. perpetuate. preserve. protect. reserve. save. secure. shelter. shield. sponsor. to protect. to save. to defend. to guard. to watch over. to preserve. to conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protect. to protect. to guard. to preserve. to shield. to watch over. to defend. back. conserve. cover. maintain. maintain a patent. patronize. safeguard. save. screen. secure. shade. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Üstderi dış tabakasının adı: Korun tabakası deriyi korur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çogny) Çekoslovakya' da para birimi, koruna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Korunmak maksadıyla sığınılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trefoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tirfil çayırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defence. protection. preservation. prevention. prophylaxis. rampart. safekeeping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preservation. safeguard. safekeeping. shelter. protection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being protected. being safeguarded. protection. conservation. preservation. defence defense. shelter. safeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Korumak işine konu olmak. 2. Kendini korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

defend oneself. avoid. be protected. guard. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beware. guard. to be protected. to defend oneself. to protect oneself. to avoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to safeguard oneself. to protect oneself against. to avoid. to escape sth. to be protected. to be shielded. to be preserved. to be kept intact. to be covered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Açık san, açık kestane renkli. 2.Kimseyi beğenmeyen gururlu, kendini beğenmiş. 3.Süslü, çalımlı, şık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir bekçi ve korucuya bekletmek, gözettirmek: Otlağı, ormanı korutmak lâzımdır. 2. Çit veya hendekle çevirip ayırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective. protecting. safety. preventive. preservative. guarding. contraceptive. prophylactic. tutelar. tutelary. protector. preserver. guardian. safeguard. life-saver. conservator. keeper. patron. sentinel. umbrella. warden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bodyguard. cover. defensive. guard. guardian. preservative. preventive. prophylactic. protection. protective. protector. safeguard. shield. contraceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardian. protective. protecting. protector. defender. preservative. prophylactic. preveutive. preventative. body guard. bulwark. countenancer. patronizer. prohibitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preventive medicine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Koruyucu işini yapma, himaye ve muhafaza etme işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protection. support. conservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik) (Fr. corvette). XIX. asırda firkateynden küçük savaş gemisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corvette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corvette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Denizde birbirine takılmış iki zincirin dolaştığı (zincirler çok olurse ısparmaça denir).

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Doğu Asya, Kore yarımadasının kuzey yarısında, Kore Körfezi ve Japon Denizi kıyısında, Çin ve Güney Kore arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 40 00 Kuzey enlemi, 127 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Asya.

Yüzölçümü: 120,540 km².

Sınırları: toplam: 1,673 km.

sınır komşuları: Çin 1,416 km, Güney Kore 238 km, Rusya 19 km.

Sahil şeridi: 2,495 km.

İklimi: Yağmurlu yazları ile birlikte ılıman iklim görülür.

Arazi yapısı: Çoğunlukla tepelikler ve dağlarla çevrilidir, dar vadiler, batıda kıyı ovaları yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Japan Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Paektu-san 2,744 m.

Doğal kaynakları: Kömür, kurşun, tungsten, çinko, grafit, manganez, demir, bakır, altın, tuz, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %22.4.

daimi ekinler: %1.66.

Diğer: %75.94 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 14,600 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Kuraklıklar, su baskınları, tufanlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 23,113,019 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.84 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 23.29 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.65 yıl.

Erkeklerde: 68.92 yıl.

Kadınlarda: 74.51 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.1 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Koreli.

Din: Geleneksel Budizm ve Konfüçyüsizm, Hıristiyanlık, Chondogyo.

Dil: Korece.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Demokratik Kore Halk Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kuzey Kore.

Yerel tam adı: Choson-minjujuui-inmin-konghwaguk.

kısaltma: DPRK.

ingilizce: Korea, North.

Yönetim biçimi: Tek Partili Sosyalist Cumhuriyet.

Başkent: Pyongyang.

İdari bölümler: 9 eyalet ve 3 özel şehir; Chagang-do (Chagang Eyaleti), Hamgyong-bukto (Kuzey Hamgyong Eyaleti), Hamgyong-namdo (Güney Hamgyong Eyaleti), Hwanghae-bukto (Kuzey Hwanghae Eyaleti), Hwanghae-namdo (Güney Hwanghae Eyaleti), Kaesong-si (Kaesong Şehri), Kangwon-do (Kangwon Eyaleti), Namp’o-si (Namp’o Şehri), P’yongan-bukto (Kuzey P’yongan Eyaleti), P’yongan-namdo (Güney P’yongan Eyaleti), P’yongyang-si (P’yongyang Şehri), Yanggang-do (Yanggang Eyaleti).

Bağımsızlık günü: 15 Ağustos 1945 (Japonya’dan).

Milli bayram: Demokratik Kore Halk Cumhuriyetinin kuruluşu, 9 Eylül (1948).

Anayasa: 1948 yılında kabul edilmiştir, 1972, 1992 ve 1998 yıllarında yeniden düzenlenmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF, ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), IOC (Uluslararası Olimpiyat Ko


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Meyve lezzetinde veya başka lezzette alkollü içki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liqueur. cordial. creme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cordial. liqueur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liqueur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liqueur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Sivri burunlu ve bodur kefaldan yani balaterina ve manbot balıklarından iste kurutmakla yaptıkları balık pastırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoked fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smoked fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sümük; balgam; balgam gibi şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tuz ve ekmek hakkı bilmeyen, iyiliğe karşı duygusuzluk ve kötülük gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ungrateful. unthankful. ingrate. thankless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thankless. ungrateful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ungrateful. unthankful. thankless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingratitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingratitude. ungratefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act ungratefully. bite the hand that feeds one. lift up the hell against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yükseklik korkusu, genellikle düşmekten korkma ya da boşluktan tedirgin olma diye bilinir.

Ama tam da böyle değildir. Bu, esasında bir denge sorunudur.

İnsanın dengesi birkaç unsur tarafından belirlenir. Görme, dokunma ve duyma. Olağan hareketler sırasında, bütün bu unsurlar kesişir.

Ama olağan dışı bir harekette, değişik sinirler tarafından bu hareketle ilgili olarak beyne yollanan bilgiler çelişki yaratır. Beyin bunları yorumlamakta zorlanır. Deyim yerindeyse beynin “kafasi karışır”.

İşte insan çok yüksek bir yerde durduğu zaman, böyle bir karışıklık meydana gelir.

Aşağı bakan göz, yerin uzaklığını saptayamaz ve beyne kesin bilgi yollayamaz. Halbuki, ayaklar sert bir şeyin üstünde durdukları için “yere dokunuyorum” mesajını verir. Bu iki farklı bilgi beyinde çelişki yaratır ve beyin, vücudun pozisyonunu netleştiremez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral fear. fear of death. blue funk. mortal fear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İki boruyu birbirine tutturmaya yarayan halka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. union. bush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fitting used to connect two pieces of pipe. sleeve. sleeve coupling. short piece of connective piping. connecting clamp. bush. bushing. adapter. adapter fitting. adaptor. socket. fitment. ripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Bir spor kolunda erişilmiş derecelerin en yükseği. Rekor kırmak = Eski rekoru aşıp yeni bir rekor meydana getirmek. 2. Umumiyetle üstünlük: Bu yıl mahsul rekor derecede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record. record level.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Rekor kıran kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recort holder. record holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has broken a record. record holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colo r blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colo r blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bazı renkleri karıştırma şeklinde kendini gösteren bir göz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. remorqueur). (bk.) Römorkör.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Başka taşıtları çekme işinde kullanılan deniz taşıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tug. tugboat. hauler. pinnace. towboat. towing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the early hours of the morning. at an unearthly hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. score

sp. 1. sonuç, 2. sayı

1. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu. 2. Bir spor karşılaşmasında taraflardan her birinin başarı derecesini gösteren nicelik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

score.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

score. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

C Vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Daha ziyade 5-6 ay süreyle yeteri kadar C vitamini alamayan çocuklarda ortaya çıkar. Hastada dermansızlık, zayıflama, ve kanamalar görülür. Yaraların iyileşmesi gecikir, diş etleri şişer ve mikrobik hastalıklara yakalanma ihtimali artar. Küçük çocuklara her gün 4 çorba kaşığı taze sıkılmış portakal, limon veya greyfurt suyu verilirse, skorbüt olmaları önlenmiş olur. Büyüklerde görülen skorbüt tedavisi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çam yaprağı, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya, 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış çam yaprağı konur. Yarım saat bekletildikten sonra süzülür, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrophobia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Konutların, sanayinin ve tarımın tükettiği su miktarının azaltılmasına yönelik programlar ve yöntemler. Uygulama örnekleri genellikle yüzeysel akışın yeniden kullanılması, rezervuarlardaki buharlaşmanın azaltılması ve yeniden işlenmiş suyun endüstriyel amaçlarla kullanılması gibi alanlarda görülür. Çifte boru tesisatı sisteminin, gelecek yıllarda, suyun yeniden işlenme yüzdesinin artması sonucunu doğurması beklenmektedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in flagrante delicto. red-handed. in the very act. in the fact. flagrant offence. in delicto. in fault. red handed. with hands red.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magistrates. police court. flagrante delicto court. summary court of jurisdiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennis court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tennist court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flying. cruising. flight. flying. fly. homing. hop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. flying. trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flight. fly. flying. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Uçuş modunda, örneğin bir uçak ya da hastanede, hassas cihazların etkilenmemesi amacıyla radyo işlevi kapatılır. Gelen aramalar alınamaz ve görüşme yapılamaz,ancak yine de telefonun bazı işlevleri kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birlikte ve birbirlerine karışarak uçmak: Kuşlar uçuşuyorlardı. 2. Kanatları vurarak telâşla uçmak: Ördek uçuşuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flit. to fly in a swarm. to fly about. to flit about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cursory. sketchy. superficial. skin-deep. superficially.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equivocal. superficial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

space flight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by