Kös Kös ne demek? | Kös Kös anlamı nedir? | Kös Kös

Kös Kös anlamı nedir?

Kös Kös ne demek?

Kös Kös anlamı nedir?

Kös Kös | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kos kos

Türkçe Sözlük

(I.). Başı önde, sağa sola bakmadan: Kös kös dinledi, kös kös yürüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı köşesi olan, altı köşeli, altıgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Eriyik hâlde balmumu bağlayıcı ile pigmentlerin karışımından elde edilmiş boyalarla yapılan resim türü. Antik Çağdaki belli başlı resim tekniklerinden biri olan ankostik resim, MÖ IX yy.da Yunan sanatçı Pausias tarafından yetkinleştirilmiştir. Günümüze ulaşan en önemli örnekler, Mısır`daki el- Feyyum Vahası`nda Roma dönemine ait mezarlarda bulunan Feyyum Portreleri` dir (II. yy.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik) Asklı mantarların sporu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i). Zehirsiz ve ıslık çalar bir cins yılan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, ‘ring’ kelimesi, İngilizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle ‘ring’ denilir. Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önlenirdi. Ayrıca sahnedeki boksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek isteğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü uygulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bilindiği gibi, “ring” kelimesi, İnglizce’de daire, halka anlamındadır. Parmağa takılan yüzüğe bile bu nedenle “ring” denilir.

Aslında geçmişte profesyonel boksta, boksörler grup halinde, kasabadan, kasabaya dolaşır, oradaki yerli boksörlerle maç yaparlardı.

Boks yapılacak alana seyirciler daire şeklinde yerleştirilir, en önde oturanlara alanı çevreleyen ip tutturularak, başkalarının boks yapılacak yere girmeleri önerilirdi. Ayrıca sahnedekiboksöre meydan okuyan biri kafasını bu ipe çarparak dövüşmek istediğini belirtirdi.

Seyirci miktarı artınca bu usulü ugulamak zorlaştı. Yere dikilen kazıklara ip bağlanarak boks yeri belirlenmeye başlandı. Tabii ki bu iş için en uygun şekil kare idi.

Boks yapılan yerlerin dünyanın her yanında kare olmasına rağmen “ring” diye adlandırılmasının hikayesi işte bu!


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslavakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Czechoslovakia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foursquare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quadrangular. four-cornered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaid. tartan. chequered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeryüzünün canlıları içeren bölümü; biyosfer ve karşılıklı etkileşimin söz konusu olduğu atmosfer, hidrosfer ve litosfer kesiti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Birbirleri ile ve cansız ortamla ilişki içinde olan kendi içinde yeterli bitki ve hayvan topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeplerace. steeplechase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alçak sesle yapılan gizli konuşma: Yine ne fiskos ediyorsunuz orada?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whispering. gossip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furtive whispering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conning tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pilothouse. wheelhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (deve) Yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Ko ile başlayan bazı Türkçe sıfatların başına gelip mübalağa ve şiddet gösterir: Koskoca ev, koskoca adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜS) (i. F.). Pek büyük davul ki, Türk mehter musikisinde kullanılır, katır, at, hattâ deve ve fille nakledilirdi: Kös çalınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Başı önde, sağa sola bakmadan: Kös kös dinledi, kös kös yürüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı Farsça olup Arapça’ laşmışı: kûsec). 1. Sakal ve bıyığı olmayan veya seyrek olan: Köse adam. 2. Seyrek: Köse sakal; köse orman. Köse sakallı = Sakalı köse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Farsça’dan). 1. Yönleri çeşitli iki yüzey veya çizginin birleşiminden meydana gelen yer kl, açıklığı çeşitli derecelerde olur, bucak, Ar. zâviye, gönye. Doğru köşe = Genişlik derecesi 90 olan dik açı. Sivri köşe = Genişlik derecesi ondan az olan dar açı. Açık köşe = Genişlik derecesi 90 dereceden fazla olan geniş açı. Bir köşeye çekilmek = inzivâya çekilmek. Köşe köşe kaçmak, saklanmak = Sıkı sıkı kaçıp gizlenmek. 2. Odanın en yukarı yeri. Ar. sadr: Köşeye çıkmak; köşede kurulmak. 3. inzlvâ yeri, Ar. zâviyye, Fars. uzlet-gâh: Bir köşeye çekilmek. 4. Uç, kenar, ıssızlık, ücrâ yer: Dünyanın bir köşesinde; Türkiye’nin bazı köşelerinde. 5. Sivri yer, uc: Batacak köşeleri vardır; köşelerini yuvarlatmak. Altı köşe, altı köşeli = Altıgen, Ar. müseddes. Üç köşe, üç köşeli = Üçgen, Ar. müselles. Köşebaşı = Sokağın dönemeç yeri. Köşe bucak = Ücrâ yerler, her bir taraf. Köşe bucakta = Ötede beride. Ciğerköşesi = Pek sevgili şahıs, sevgili evlât. Dört köşe, dört köşeli = Dörtgen, kare, Ar. murabbâ. Sekiz köşe, sekiz köşeli = Sekizgen, müsemmen. Köşetaşı = Duvarın köşesine konmaya mahsus muntazam taş. Köşe sarrafı = Sokakta ve ekseriya sokak veya dükkân köşelerinde çekmecesi olup para bozan ve küçük muamemelerde bulunan küçük sarraf. Köşe müftüsü = Ötekinin berikinin dâvasına karışan avukatımsı adam, müzevvir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowl. with little/no beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naturally lacking a beard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner. corner. angle. turning. nook. quarter. gonio-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcove. corner. nook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sakalı bıyığı hiç çıkmayan veya seyrek olan. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nook and corner. nook and cranny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornerstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

columnist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syndicated columnist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köşe. bk. Köşe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Köşe tutturan; köşeyi tutturmaya yarayan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle iron. brace clamp. brace. gusset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gusset. angle iron. cornerpiece. bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜSEC) (i. A.) (köse. den Arapçalaşmış). Köse. bk. Köse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimoza çeşitlerinden bir ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir çokgende yon yana olmayan veya bir çokyüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ucu yanmış, yanıp sönmüş odun. bk. Küsgü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Deve yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (deve). Doğurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. dana demek olan «gâvsâle» den). Sığır ve beygir gibi büyük hayvan derisinden yapılmış kalın deri ki, ayakkabıların altını vesair şeyleri ondan yaparlar. Köseletaşı — Bileyitaşı gibi kullanılan ve mermeri silip parlatmaya yarayan bir cins kumlu taş. Kösele perdahtı (perdahı) == Mermere bu taşla verilen cllâ. Kösele gibi = Pek sert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Köşe şeklinde, köşemsi olan: Köşeleme bir taş; köşeleme bir kâğıt. 2. Köşeli olarak: Köşeleme kesmek, çizmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. in a diagonal position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köşeleri olan (cisim veya şekil). Üç köşeli = Üçgen, Ar. müselles. Dört köşeli = Dörtgen, kare. Ar. murabbâ. Altı köşeli = Ar. müseddes. Sekiz köşeli — Ar. müsemmen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular. cornered. angled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornered. angled. bent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angle bracket. square brackets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sakalı seyrek olan veya olmayan adamın hâli. 2. Seyreklik: Sakalın, ormanın köseliği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squinch. pendentive. piece of furniture designed for a corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kösemen.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Sürüler önünde rehber vaziyetinde giden. 2.Cildi temiz, pürüzsüz. 3.Kösem Sultan: IV. İbrahim’in annesi ve torunu zamanında Osmanlı iktidarında etkin olan Sultan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vuruşmaya alıştırılmış İri koç veya teke, gebeş. 2. Sürünün önüne düşUp onu sevkeden alışık koç. 3. mec. Cesur, serbest, atak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agonic. without a corner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (ibr.) Musevi şeriatına göre temiz sayılan (et), turfa olmayan (yemek), kaşer; (i.) şeriat hükümlerine göre kesilmiş hayvanın eti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik), bk. Sinüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yüksek çardak gibi bina, kule: Yangın köşkü. 2. Yüksek ve manzarası olan dinlenme odası, kule, Fars. cihân-nümâ. 3. Bağ ve bahçe içinde yazlık oturma yeri, Osm. kasr: Yazın köşkünde oturuyor; köşk yalıya tercih edilir. Köşk bekçisi = 1. Yazlık bir köşkte kışın oturup köşkü bekleyen adam. 2. Yangın köşkünde nöbet bekleyip yangını haber veren yangın memuru, bk. Köşklü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pavilion. villa. kiosk. kiosque. mansion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pavilion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large wooden house. richly decorated. hunting lodge. chalet. manor house. kiosk. villa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Eskiden İstanbul’da yangın kulesinde nöbet bekleyen ve yangın çıkınca koşup her yere haber verme işini yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok büyük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kocaman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

huge. enormous. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şişmek, kabarmak, övünmek (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde çok kullanılan bir şekil (form).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Koşmak işi. 2. (denizcilik) Bir halat veya ağacı desteklemek veya icabında değiştirmek için yedek bulundurulan halat veya ağaç. bk. Koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running. run. racing. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. running. to run. ballad. stiffener. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running. folk poem / song. run. rush. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşup kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok hızlı yürümek, ivmek, hızla gitmek: Koşarsanız yetişebilirsiniz, koşarak geldim, koşa koca nefesim kesildi. Ardından koşmak = Takip etmek, peşine düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eklemek, Osm. izâfe etmek, yakıştırmak, isnâd etmek: Tenrı’ya ortak koşmak, küfür ve cehâletin en büyüğüdür. 2. Beraber göndermek, yanına vermek: Postaya birkaç süvari koşmak. 3. Hayvanı araba, sapan vesaireye takmak, bağlamak: Arabaya dört at koşmalı; yağız atları kupaya koşacağız: Oralarda sapana iki öküz yerine tek beygir koşarlar. 4. Arabayı hazırlamak, düzenlemek: Acaba arabacı hangi arabayı koştu? 5. Düzenlemek: Düzüp koşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. leg. leg it. rush. harness. yoke. career. clip. course. scamper. scamper about. scour. scurry. shin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lope. put. run. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run. to pursue. to harness. to hitch up a horse to. to have sb escort another. to have sb to do a job. gallop. hurry. to go the paces. pelt. put. race. rush. scamper. scour. speed. trot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kâinat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Erkeğine istekli, kızmış (dişi), kızgın, azgın: Kösnük kısrak, koyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic. lustful. sensual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Orta Amerika, Karayip Denizi ve Kuzey Pasifik Okyanusu, Nikaragua ve Panama arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 10 00 Kuzey enlemi, 84 00 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 51,100 km².

Kara: 50,660 km².

Su: 440 km².

Sınırları: toplam: 639 km.

sınır komşuları: Nikaragua 309 km, Panama 330 km.

Sahil şeridi: 1,290 km.

İklimi: Tropikal iklimin etkisindedir; kuru sezon (Aralık-Nisan) ; yağışlı sezon (Mayıs-Kasım); dağlık bölgeler daha soğuktur.

Arazi yapısı: Dar kıyı şeridi doğuda yükselerek yerini ülkenin belkemiğini oluşturan iç yükseltilere bırakır. Yükseltiler daha geniş bir alan kaplayan Antil Düzlüğüne yumuşak bir biçimde alçalır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Cerro Chirripo 3,810 m.

Doğal kaynakları: Hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma elverişli: %4.4.

Sürekli ekinler: %5.87.

Diğer: %89.73 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,080 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Ara sıra depremler ortaya çıkmakta, Atlas Okyanusu kıyısı boyunca kasırgalar etkindir; yağış sezonu boyunca alçak kısımlarda su baskınları ve toprak kaymaları görülür; volkanik aktivite vardır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 4,075,261 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %28.3 (erkek 590,261; kadın 563,196).

15-64 yaş: %66 (erkek 1,359,750; kadın 1,329,346).

65 yaş ve üzeri: %5.7 (erkek 108,041; kadın 124,667) (2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.45 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0.49 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 9.7 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.02 yıl.

Erkek: 74.43 yıl.

Kadın: 79.74 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.24 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.6 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıkları taşıyan insan sayısı: 12,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - ölümleri: 900 (2003 verileri).

Ulus: Kosta Rikalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Beyaz ırk %94, siyah ırk %3, Amerika yerlileri %1, Çinliler %1, diğer %1.

Dinler: Roma Katolikleri %76.3, Evangestler %13.7, diğer Protestanlar %0.7, Yahova şahitleri %1.3, diğer %4.8, inançsız %3.2.

Diller: İspanyolca (resmi), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %96.

Erkek: %95.9.

Kadın: %96.1 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kosta Rika Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kosta Rika.

Yerel tam adı: Republica de Costa Rica.

yerel kısa şekli: Costa Rica.

ingilizce: Costa Rica.

Yönetim Biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: San Jöse.

İdari bölmeler: 7 bölüm; Alajuela, Cartago, Guanacaste, Heredia, Limon, Puntarenas, San Jose.

Bağımsızlık günü: 15 Eylül 1821 (İspanya’dan).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 15 Eylül (1821).

Anayasa: 7 Kasım 1949.

Hukuk sistemi: İspanyol hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BCIE, CACM (Orta Amerika Ortak Paza


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm dünyasında İstanbul için kullanılmış isimlerden biri. «Konstantin şehri» mânâsındadır ve IV. asır Roma imparatoru Büyük Konstantin’in adından gelmedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ver sıçanı, kör sıçan. Köstebek illeti = Sıracanın bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole. spy. infiltrator. taupe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. mole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaçmasını engellemek için hayvanın iki veye üç ayağına vurulan bağ: At kösteği; ata köstek vurmak. Süs için saate veye diğer süs eşyasına bağlanan ve üste takılan altın veya gümüşten yahut taklit madenden zincir, kordon: Saat kösteği; küpe kösteği. Boyun kösteği = Boyuna geçirilen uzun zincir. (denizcilik) Cıvadra bastonları altından bordalara alınan sabit halat. 4. Kösteği çözmek: Kaçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Estek kelimesinin tekrarı olarak kullanılır. Estek köstek = Mırın kırın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. tether. fetter. watch chain. albert chain. albert. fob chain. fob. clog. gyve. lanyard. shackle. sprag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shackle. watch chain. fetter. hobble. obstacle. tie. a drag on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble. watch charm. key chain. obstacle. impediment. clog. trig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impede. to hinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (hayvanı). Köstekle bağlamak, köstek vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hamper. to bring a job to a standstill. to hobble a house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Köstek vurulmak. 2. Ayağına bir engel takılmak: At birden kösteklendi. 3. mec. Bir iş, yürümez hâle sokulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobbled. having a chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caustic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. costume). 1. Giyecek, kıyafet, ziy. 2. Bir çeşit kumaştan giyecek takımı, bir örnek, ceket, pantolon, yelek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's two or three-piece suit. costume. dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female suit , ladies suit , ladys suit , costume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

costumier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün giyecek takımı, yani bir örnek ceket, pantolon, yelek yapmaya mahsus veya buna yakışır kumaş: Kostümlük kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

material fit for making a suit. suiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Acele İle yürütmek: Hayvanı koşturup ter içinde bırakmış. 3. Sür’atle göndermek, hızla yetiştirmek: Kendisine haber koşturdum. 3. mec. Boşuna yorulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakıştırmak, ekletmek, Osm. izâfe ettirmek, Isnât ettirmek: İslim dini Tanrı’ya asla ortak koşturmaz. 3. Birlikte göndertmek: Yollar emin ama yine de ona bir iki jandarma süvarisi koşturmalı. 3. Araba, sapan vesaireye hayvan bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. rush. to cause to run. to make run. to scurry. to buzz about. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hitched to. to send sb to an errand. rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hızla yürüyüş, koşuş: Bir koşu koparmak. 2. Yarış: Koşu atı = Yarış atı. Koşu ödülü = Yarış mükâfatı. Koşu yolu = Yarış yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. running. race.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

race track. racing track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Koşan, yarışan. 2. Çok İyi koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

runner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Koşma’ya Türkistan’da verilen ad. bk. Koşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. state. term. circumstance. requirement. string. provision. proviso. stipulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circumstance. condition. provision. reservation. string. stipulation. clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be conditioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conditional. conditioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acele ile yürünmek. O kadar koşulmaz; öyle koşulur mu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Eklenmek, izâfe olunmak, yakıştırılmak, Isnâd edilmek: Tanrı’ya ortak koşulmaz. 2. Birlikte gönderilmek, eşliğinde bulundurulmak: Kendisine birkaç süvari koşuldu. 3. Hayvan erabaya, sapana vesaireye takılmak, bağlanmak: Bu at tek koşulmaz, hem çift, hem tek koşulacak bir hayvan istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

categorical. unconditional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconditional. without reservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanın arabaya takılması, araba ve ona benzer tekerlekli şey çekmesi. Koşum atı = Araba atı. 2. Araba ve ona benzer şeylere takılan hayvanın takımı: Araba ile atı ucuz aldıysa da koşumu pahalı geldi. Güzel bir koşum almış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draft animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. harness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kösünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşulmuş, birlikte sevkedilmiş halk, asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (dişi hayvan). Erkeğine talip olup kızmak, azmak: Kısrak, koyun kösünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «koşulmak» tan). 1. Bir adamın arkası sıra gidenler, gayretkeşler. 2. Arkadaşlar, yardakçılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koşmak işi ve şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running hither and tither. agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hep birlikte ve birden koşmak, üşüşmek, üstüne düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run / to rush together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bustle. chase. to bustle about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to run hither and yon. to rush from one place to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. leucocyte

anat. akyuvar

Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leucocyte.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leucocyte akyuvar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ballıbabagillerden yaprakları küçük bir saksı bitkisi (Lat. origanum malorana). Yabanî mercanköşk = Mercanköşkün kokulu bir cinsi, farekulağı (Lat. origanum vulgare).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endurance run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). 1. Eskiden sahil muhafaza gemilerine verilen ad. 2. Gösterişli ve iriyarı erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yağmur yağarken koşanların daha çok ıslanacağını ileri süren, insanı yağmurda sallana sallana dolaşmaya iteleyen bir görüş ile hiçbir şey fark etmeyeceğini iddia eden bir başka görüş ortada dolanıp durmaktadır.

Hiçbir şey değişmeyeceğini söyleyenlerin görüşüne göre vücudunuzun bir dikdörtgen olduğunu ve yağmur damlalarının yere dik düştüğünü farz edelim. İster bir yüz metreci gibi hızlı koşun, ister sallanarak yürüyün bir şey fark etmez. Hızınıza bağlı olmadan vücudunuza düşen yağmur tanesi sayısı aynı kalır. Koştukça ön tarafınıza bir saniyede daha çok yağmur tanesi isabet edecektir ama süre kısaldığından toplam sayı ve sonuç değişmeyecektir.

‘Yağmurda yürüyünüz’ diyenler ise koşma durumunda yağmur damlalarının aynı sürede daha çok sayıda birikeceğini ve buharlaşmaları için daha az zaman olduğundan üzerimizin daha ıslak olacağını, aerodinamik tesirleri hesaba katarak, düz yürürken üzerimize düşmeyecek düşey damlaların, koşarsak karşıdan gelecekleri için temas edeceklerini, yürürken başımıza düşen damla sayısının koştuğumuz sırada düşenden fazla olamayacağını ileri sürerek ‘ahmak ıslatan’ diye de tabir edilen hafif yağışlarda yürümeyi öneriyorlar. Tabii burada unutulmaması gereken şey yavaş yürürken bacaklarımızın da çok yağış alacağı.

‘Koşunuz!’ görüşüne göre ise, yağmurda koşmakla yürümek arasında, vücudumuza düşen yağmur tanesi miktarı açısından bir fark olmayabilir ama önemli olan başımıza düşen miktardır. Bu nedenle koşarsak süre kısalır ve başımıza düşen yağmur miktarı azalır.

Yapılan bir deneyde, yağmur karşıdan 45 derece açı ile yağıyorken, bir defter kağıdına aynı mesafe 7 saniyede koşulduğunda 131 damla, 20 saniyede yürünüldüğünde ise 216 damla isabet ettiği saptanmıştır. Buna göre yağmurda yürüyerek gitmek, koşmaya göre neredeyse iki misli ıslanmak anlamına gelmektedir.

Şüphesiz bu Önermeler yapılırken, rüzgarın yönü, üzerimizdeki giysilerin şekli ve cinsi ve en önemlisi kapalı alana ulaşılacak mesafe göz önüne alınmamış ve değerlendirmeler kısa mesafelere göre yapılmıştır. Uzun mesafelerde hiç şansınız yok, koşabildiğiniz kadar koşun ama en doğrusu yağmur geçene kadar kapalı bir yerde oyalanın.


Genel Bilgi by