Küçültme İşlevi (yeniden Boy ne demek? | Küçültme İşlevi (yeniden Boy anlamı nedir? | Küçültme İşlevi (yeniden Boy

Küçültme İşlevi (yeniden Boy anlamı nedir?

Küçültme İşlevi (yeniden Boy ne demek?

Küçültme İşlevi (yeniden Boy anlamı nedir?

Küçültme İşlevi (yeniden Boy | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kucultme islevi yeniden boy

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aniline dyes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Fotoğraf Sistemi tip-C (APS-C), DSLR olarak da adlandırılan dijital Tek Objektifli Reflex fotoğraf makinelerinde kullanılan bir sensör tipidir. Bu sensör, geleneksel sensör SLR’lerinden daha küçük sensör boyutlarına sahiptir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir CD’lerde bulunan hızlı ileri ve geri ses aramasına izin veren bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Duvar boyamakta kullanılan kırmızı veya sarı toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undercoat. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out size. unusual size. outsize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital radyolarda, radyoyu, kullanıcı tarafından belirlenen bir saatte açan bir özellik.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. otellerde oda hizmetçisi çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of the same height.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® teknolojisiyle heyecan verici bir kablosuz işlevler dünyasının kapısını açar. Bluetooth® Temel Görüntüleme Profilini destekleyen herhangi bir aygıttan görüntülerin doğrudan indirmenizi sağlayan Bluetooth®, sizi ‘kablo stresinden’ kurtarmanın yanı sıra, uzaktan video kamera işlevselliğini de sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uzunluk, Ar. tûl: Boyunu, enini ölçmek, bu arsa ensiz ise de boyu çoktur. 2. Yükseklik, Ar. irtifa: Ağacın boyu. 3. Bedenin uzunluğu ve yüksekliği, Osm. kad, kamet: Boyu uzun, boyu kısa adam, adam boyu. 4. Tam ve münasip kamet, kadd-i mevzûn: Bir kadında boy olmazsa güzelliği de görünmez. 5. Hacim, büyüklük derecesi: Sattığı sandıklar birkaç boydur. 6. Bir aşiretin bölündüğü oymakların beheri: Boy beyi. Boy atmak = (Çocuk) uzamak, boy hasıl etmek. Boy almak = Tam boyunu bulmak, lüzumu derecede uzamak. 2. Boyun ölçüsünü almak, bode uzamak. Boyu uzun = 1. Uzun, Ar. tavil, medîd: Boyu uzun günler. 2. Uzak, bait: Boyu uzun yer. Boyunun ölçüsünü almak = Had ve değerini anlamak. Boyla beraber = Adam boyu uzunluğunda. Boy bos = Kad ve kamet, Fars. mevzûn endâm, Fars. yâl ü bâl: Boyu bosu yerinde. Boy boy = Çeşitli uzunlukta: Boy boy ağaçlar. Bir karış boy = Pek kısa boy. Boyca = 1. Uzunluk cihetinden, tûlen: Tarlayı boyunca ölçmek. 2. Boyla beraber, endam uzunluğunda: Boyunca bir kürk giymiş. Boyca evlâdı yetişmiş, boyunu almış. Boyunca kalıbını basmak = Kuvvetle taahhüt etmek, kabullenmek. Boy çekmek = (çocuk) Uzamak, boylanmak, boy peyda etmek. Boy sürmek = Uzamak, boylanmak. Boy göstermek = Değerini ortaya koymak. Boyuna = Boyunca, Ar. tûlen: Arsayı boyuna ölçmek, yolun boyuna ağaç dikmek. Boy vermek = (nehir) Adam boyu derinliğinde olmak. Adam boyu = Orta boyda bir insanın boy ölçüsü: Bir iki adam boyunda bir ağaç, bir buçuk adam boyunda su vardır. Aşağı, alçak boy = Ar. kasîr-ül-kame. Orta boy = Ar. mutavassıtül-kame. Uzun boy = Ar. tavîl-ül-kame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Uzun ayaklı bir cins zehirli örümcek, retila (buna böğelen denmesi yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clan. extent. figure. length. size. stature. tribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A male child, from birth to the age of puberty; a lad; hence, a son.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To act as a boy; in allusion to the former practice of boys acting women's parts on the stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In various countries, a male servant, laborer, or slave of a native or inferior race; also, any man of such a race. offensive term for Black man; 'get out of my way, boy' a friendly informal reference to a grown man; 'he likes to play golf with the boys'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

length. height. stature. size. edge. bank. extent. magnitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek çocuk, oğlan; delikanlı; aşağ. genç uşak. boy friend k.dili erkek arkadaş. boy scout erkek izci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheval glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arapça’da halbe denilen bir bitki ki tohumuna da «boy tohumu» derler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Aslı boyağı) 1. Renk vermek üzere cisimlere ve eşyaya sürülen veya eşya onun içine batırılan nebatî veya madenî sır veya karışım. Ar. levn, Fars. fâm: Yağlı, tutkallı, sulu boya, has boya. 2. Cisimlerin, güneş ışınlarının bir takımını aksettirmekten görünüşte aldıkları çeşitli suretlerin beheri, renk, Ar. levn, Fars. güne. Boya atmak = Solmak. Aşıboyası = Boyamada kullanılan bir cins sarı ve kırmızı toprak. Boya ağacı = Kabuğu dericilerce kullanılan bir çeşit kayın ağacı. Boya almak = Boyanmak, boyanmaya elverişli olmak. Boya vurmak = Boyamak, boya sürmek. Sarı boya = Ar. cehrî. Kara boya = Yalnız siyahla boyanmış, karakalem. Gökboya = Çivit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring. colouring. paint. color. colour. dye. coloring. colouring. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. colouring. paint. stain. dye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. stain. dye. pigment. dyestuff. ink. tinct. tint. tincture. tinge. wash. stainer. blot. artists'medium. colour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paintbrush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint brush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya çeşitlerini yapan veya tutan, eşya ve çeşitli maddeleri boyamak sanatiyle ve nakkaşlıkla uğraşıp geçinen adam: Boyacıdan boya aldım, evi boyatmak için bir boyacı arıyorum. Boyacı küpü = Boyacının boyayı koyduğu küp. mec. Pek çabuk ve kolay yapılan basma kalıp ve baştan savma işi anlatır: Boyacı küpü mü bu?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painter. dyer. dipper. shoe black.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painter. dyer. shoeblack. bootblack. shoeshine boy ayakkabı boyacısı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyer. housepainter. dealer in paints. shoeshine boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya satan veya boyayan ve nakkaşlık eden adamın sanatı: Boyacılık ediyor, boyacılık pek lüzumlu bir sanattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyeing. house painting. shoeshining. manufacturing or selling of paint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyacı dükkânı veya fabrikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyehouse. dye-works. paint-works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye works. dyeing plant. dyehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye-house. dyer's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya ile örtmek, lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boyaya bulaşmak, boya sürülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmüş, renklendirilmiş. Ar. mülevven: Sarı, yeşil boyalı bir ev, boyalı elbise, boyalı saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyamak fiili. Ar. telvîn. 1. Boyanmış, fırça ile kalem işi boyanma. 2. Tabiî olmayan, sahte, hileli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring. colouring. painting. dyeing. dye. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring. painting. dyeing. painted. dyed. coloured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting. painted. dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boya sürerek veya boyaya batırarak bir renk vermek, Osm. telvîn etmek: Evi, esvabı, saçı boyamak: Göz boyamak = Aldatmak, iğfal etmek, sihir gibi bir hileyle kötü şeyi iyi gösterip iğfal etmek, kandırmak. 2. Şiddetle azarlamak, küfretmek: Adamı öyle bir boyadı ki, şaşa kaldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. dye. color. colour. decorate. engrain. imbrue. stain. wash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint. to paint. to dye. to apply / to spread paint. to spray paint on. to daub paint on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıçtan tek kürekle sandalı yürütme: Boyana küreği, boyana etmek. Boyna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya vurulmak, Osm. telvîn edilmek: Araba boyandı, ahşap binalar dıştan yağlı boya ile boyanır. Boya sürülmek, lekelenmek, kirletilmek. Kana boyanmak = Yaralanmak, ölmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dye. paint. to be painted. to dye. to put on make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be painted. to be dyed. to put on make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İslavca’dan) Balkan ülkelerinde asilzade sınıfı: Eflâk (Romanya) boyarları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A member of a Russian aristocratic order abolished by Peter the Great.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, one of a privileged class in Roumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ussuran noble. member of the upper stratum of medieval Russian society and state administration Boyars were generally drawn from about 200 families, descended from former princes, old Moscow boyar families and foreign aristocrats; and they participated in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Minor human noble; equivalent of a baron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dyestuffs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boya sürülmemiş, boya vurulmamış, Osm. gayri mülevven: Boyasız kumaş, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpainted. undyed. unpolished. without make-up makyajsız.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpainted. undyed. uncoloured. unpolished. without make-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya yaptırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya sürdürmek, bir vasıtayla boya yaptırmak: Evi kime boyattınız? Çarşafı kırmızıya boyattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth painted / dyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. boykot yapmak; i. boykot.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyca eş, bir boyda olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çocukluk devresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. erkek çocuk tavırlı, oğlanlara yakışır, oğlanvari; çocukça. boyishly z. oğlanlara yakışır şekilde. boyishness i. oğlanvari oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Fr.). 1. Bir ülkeyi, bir topluluğu veya bir şahsı zarara sokmak maksadıyle onunla her türlü ilgiyi kesme. 2. Bir işten geçici olarak çekilme; işe, çalışmaya hep birlikte katılmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. boycotting. debarment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk’a verilen unvan olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata’nın ünvanı olarak geç(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Yeryüzündeki bir noktanın meridyen dairesiyle, başlangıç kabul edilen Greenwich rasathanesinin meridyen dairesi arasındaki açı, tul. Bu açı Greenvvich’ten başlayarak doğuya ve batıya doğru yüz seksener dereceye varır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

longitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boy kazandırmak, uzatmak 2. Boyuna ölçmek, Osm. tûlen mesâha etmek. Boyuna gitmek, uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get to. to arrive at. to make for. to end up in (an undesirable place. land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kibirli, mağrur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy almak, uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boy peyda etmek, boylanmak, uzamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzatmak, boylandırmak. 2. Boy boy ayırarak düzenlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzatmak, boy kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Bu isim işaretinden yakın için olup, uzağa öyle ve orta uzaklığa şöyle denir). Bu türlü, bunun gibi, bu tarz ve üslûpta. Ar. hlkezâ, Fars. çünîn: Böyle yap, böyle söyle. Bu hal ve sıfatta olan, bunun gibi: Böyle adam, böyle hava. Bundan böyle = Bundan sonra. Ar. fîmâbâd. Şöyle böyle = 1. ikisi ortası, oldukça 2. Her ne surette olursa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such. this kind of. like this. so. thus. of a sort. of sorts. that. this. sic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so. such. thus. in this way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayniyle bu tarzda, tıpkı bu suretle: Böylece söyliyeceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus. thence. in this way. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thus. so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. consequently. shareholder split. thereby. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bu tarz, bu üslûp, bu gidiş: Böylelikle iş görülmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereby. herewith. in this manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. thus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in this way. laundering. no brainer. francise policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Böylesine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suchlike. such a. this kind of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

such a one. this in kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f.). Bu şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so excessively. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

this. such a. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as. as this. such a. such.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Boyu olan, boy ve bos sahibi: Uzun boylu, orta boylu, kısa boylu. 2. Uzun boylu olan: Boylu adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall. high. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at full length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

humble. poor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bazı hayvanların başında tırnak gibi bir maddeden az çok uzun ve kıvrık çift uzuv ki müdafaa ve hücum silâhlarıdır. Ar. karn, Fars. şâh: Öküz, koç, geyik boynuzu. Böceklerde dahi olup hareket edicidir. 2. Boynuzdan yapılmış boru ki ekseriya celp ve davet alâmeti olmak üzere çalınır. Ar. nefîr, sûr. 3. Hacamat edenlerin kanı çekmek için kullandıkları boynuz hokka. Boynuzdan yapılmış Boynuz kâse, kaşık. Boynuz ağacı = Erguvan. Boynuzotu = Çöpleme. Boynuz çekmek = Hacamat etmek. Koçboynuzu = Yonca çeşitlerinden biri. Kuru boynuz = Hacamatsız yapıştırılan boynuz veya şişeden hokka: Sızıya kuru boynuz çekmek. Keçiboynuzu = Bir meyve. Geyikboynuzu = Bir tıbbî bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. kerato-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. antler. antenna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. antler. made of horn. trumpet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boynuz ile yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. horn. cuckold. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. to gore. to cuckold. to cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olan: Uzun boynuzlu, kıvrık boynuzlu, mec. Zevcesi tarafından aldatılan koca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antlered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horned. cuckolded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kınkanatlılardan bir böcek cinsi (cerrambyx).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boynuzu olmayan: Boynuzsuz keçi, inek. mec. Boynuzsuz koyun = Yumaşak huylu ve miskin adam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kuzey rüzgarı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun boylu, yakışıklı delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Uzun boylu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. böğürtlen ve ahududunun birleşmesinden doğan melez bir meyva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa boylu. Ar. kasîrül-kame.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boy eksikliği, kısalık: Boysuzluk ne fena şey!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). T. Vücutte olan uzuv ki başı bedene bağlar, önüne boğaz ve arka tarafına ense derler. Ar. unk, rakabe, Fars. gerdân: insan, deve, kaz boynu, boyun kemikleri. 2. Bazı kapların dar ve uzun olan yukarı kısmı: Şişe, sürahi, testi boynu. Boyna almak = Bir işi üzerine almak, kabullenmek. Osm. deruhte etmek, kefil olmak. Boyun eğmek, bükmek = HAlinden şikâyet etmek. Boynu eğri = Muhtaç. Boyun vurmak = İdam, Osm. siyaset etmek, darb-ı unk etmek. Boyun uzatmak = Teslim olmak. Boynu ince, boynu kıldan ince = Mutî, itaat eden, her emre uyan. Boyunbağı = 1. Tasma, Fars. gerdân-bend. 2. Boyuna veya gömleğin yakasına bağlanan kumaştan giyim eşyası, kravat. Boyun buran = Sarıasmaya benzer benekli bir kuş, şakrak, göçgen. Boyun borcu = Vazife, Ar. vecîbe, farîza. Boyna binmek = Dala binmek, zavallı bulup musallat olmak Boyun çenberi = Köprücük kemiklerinin üstündeki çukur. Boyun kaşımak = Utanmak. Boyun kesmek = Baş eğmek, itaat etmek, tabî olmak, Osm. ser-fürû etmek. Boyun vermek = İtaat etmek, râm olmak. Boyun atkısı = Sargı, şal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cervical. jugular. neck. cervix. scrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. saddle. cervix. pass. col.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neck. throat. shoulder. gorge. ruff. nape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a binding duty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim. indomitable. unbending. uncrushable. unruly and dangerous. unyielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Soğuk almaktan, boynun çarpık durumda bir süre kalmasından veya nezleden kaynaklanır. Aşağıdaki reçetelerden birini uygulayın. 2 gün içinde geçmezse doktora başvurun.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yarım kilogram çilek, iyice ezildikten sonra, temiz bir tülbente konup, boyuna sarılır. 6 saat sonra sargı açılıp, ılık suyla yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(I.). Kayıklarda dümen yerine kullanılan yarım kürek, boyuna palası. Boyuna vurmak = Kayığı boyuna ile çevirmek, (bk.) Boyana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on and on. always. contunually. lengthwise. longitudinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. steadily. lengthwise. continually. ceaselessly. on and on. all the time. without cease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lengthwise. longitudinally. incessantly. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cravat. necktie. tie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necktie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süs olarak gömlek yakasına bağlanan, renkli kumaş parçası, kravat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the course of. along. all along. round. throughout. along. during. throughout. down. livelong. over. pending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by. during. down. along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

along. lengthwise. throughout. during.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çift süren ve araba çeken öküzlerin boynuna geçirilen ağaç çerçeve ki, boylu boyuna üstüne konan ağacına sapanın ve arabanın oku bağlıdır, mec. Tahakküm, kahır, tasallut: Boyunduruk altında olmak = Tahakküm çekmek, kahır görmek. Zapt ve işgal altında kalmak, esaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. headlock. oppression. lintel. garrot. pass. span. crowfoot. bridle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyuna sarılan şey, sargı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (uyd. k.). 1. Hacim, yüzey ve doğruların ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan (yani uzunluk, genişlik ve derinlik) her biri, buut. 2. Bir niceliği meydana getiren çarpanların üsleri toplamına o niceliğin boyutu denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size. format. extent. dimensions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size. extent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimension. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Bir nesnenin uzunluk ölçüsüyle ifade edilebilen büyüklüğü. 2. Sanat yapıtında boyut kavramı, onun algılayıcıyla olan ilişkisini anlatmaktadır. Örneğin, resim sanatı iki boyutludur. Resmin betimlediği obje yüzeysel olmasa bile, sanat ürünü onu iki boyutlu bir yüzey üzerinde sunmakta ve izleyici de onu iki boyutlu algılamaktadır. Buna karşılık, heykel üç boyutlu bir sanat yapıtıdır. Mimari ürün ise dört boyutlu sayılmaktadır, çünkü; mimari ürünü kullanan kişi, onu yalnızca eni, boyu ve derinliği bulunan bir obje olarak değil, içinde eylemde bulunulan bir yapıt olarak algılamaktadır. Kişinin yapıt içindeki ya da dışındaki sürekli devingenliği onu tek bir noktadan algılanan diğer sanat ürünlerinden ayırmaktadır. Mimari mekân, zaman içinde değişen konuma göre, farklı sanatsal yaşantılar edinilmesini sağlar. O hâlde en, boy ve derinlik boyutlarına ek olarak, mimari yapıtta bir de zaman boyutu söz konusudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

henceforth. as from now. as of now. from now on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large-sized. large size. ;. jumbo size. king size. large- sized. wide size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otel uşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). damacana etrafında sepet örgü veya tahta muhafazası olan büyük şişe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kovboy, sığırtmaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Cue/review işlevi, kasette hızlı ileri ya da geri çalma olanağı sunar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wavelength. wave length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

CD’nin durdurulduğu noktadan otomatik olarak çalmaya devam etmesidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deve.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses dengelerinin yaratılmasını sağlayan bir ses işlevi. Denge, daha sonra standart ses efekti olarak kaydedilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee deep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 en-boy oranı ve mükemmel görüntü kalitesi sunan bir TV projeksiyon sistemi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalı çörek; (A.B.D)., (k.dili). 1. Dünya Savaşında piyade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lipstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kayıtların düzenlenmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Yazılım içeriğine bağlı olarak çocukların izlemesini önlemek için ebeveynler tarafından yazılımın “kilitlenmesini” sağlar. Ebeveyn kilitli diskin normal izlenmesi için, kayıtlı tanımlama kodu gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bir görüntü veya ekranın en ve boy oranı. DVD ve HDTV yayınları gibi geniş ekran yapımları daha iyi görüntüleyebilmek için, her geçen gün daha fazla sayıda dijital TV kanalı 16:9 oranını (1.78:1) kullanmaya başlıyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in depth. inside out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). parlak, aşırı derecede süslü, şaşaalı, göz alıcı, rengârenk; (mim). alev gibi dalgalı kıvrıntılarla süslü. flamboyancy (i). aşırı derecede parlaklık, süs, saşaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). üniformalı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, MiniDisc kaydediciden çıkartılmadığı ve kayıt düğmesine basılmadığı sürece son düzenleme adımlarının geri alınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Türe göre (örn. pop, rock) ayrı bölümler seçmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.), oboe .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konsol, şifoniyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Histogram işlevi açık olduğunda, ekranda bir histogram grafiği görüntülenir. Bu grafik, siyah ve beyaz geçişlerini kontrol etmenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

İstenmeden işlem yapılması önlemek için kontrol unsurlarını kilitler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uşak, erkek hizmetçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, basit metin girişi ve düzenlemesi için 600 karaktere kadar sık kullanılan sözcüklerin kaydedilmesine izin verir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

CD Text bilgileri bir CD WALKMAN®’den, CD Text kaydedebilen MD WALKMAN®’e kopyalanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınızı orijinaliyle karşılaştırır ve puanınızı hesaplar. Şarkı söyleme sonucunuz bağlanmış TV’nizde gösterilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, kerestesi marangozlukta kullanılan bir ağaç ve bunun baklamsı meyvesi, harnup (ceratonia siliqua). Keçiboynuzu gibi = İşi çok, verimi az olan şeyler için söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust-tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(harnup): Baklagiller familyasından; Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz havzasında yetişen 6-10 metre boyunda, kışın yaprak dökmeyen bir ağaç ve onun meyvesidir. Çiçekleri yeşilimtıraktır. Meyvesi 10-20 cm boyunda, yassı, etli, açılmayan ve koyu renklidir. İçeriğinde yağ, sakkaroz, glikoz, selüloz ve azotlu bileşikler vardır. Çiğ yendiği gibi reçel ve likör de yapılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak hastalıklarına faydalıdır. Göğsü yumuşatır, balgam söker ve bronşları boşaltır. İshali keser. Sigara tiryakileri için faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Üzerine ip tutturmaya yarayan iki kulaklı çengel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). 1. Kökboyasıgillerden, çalı görünüşünde bir bitki, (rubia tinctorum). 2. (kimya) Bu bitkinin köklerinden elde edilen ve alizarin adıyla anılan kırmızımsı sarı bir boya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madder. madder root. alizarin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitişik taçyapraklı ikiçeneklilerden bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. ing.). Birleşik Amerika’ da sığır çobanlarına verilen ad kl, XIX. asırda «Batı» nın iskânında mühim rol oynamışlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowboy. cow hand. cowherd. cowpuncher. puncher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowboy. wrangler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowboy. rancher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük hâle getirme. 2. Değer ve itibarını azaltacak davranışta bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

making smaller. diminution. reduction. reducing. depreciation. dispraise. lessening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. diminishing. humiliation. deprecation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resimlerin daha küçük bir boyuta küçültülmesini sağlar. Resimlerin e-posta ile gönderilmesi ya da daha verimli biçimde saklanması için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). J. Bir şeyi olduğundan daha küçük yapmak, hacim veya genişliğini azaltmak, Osm. tasgıyr etmek: Bu taşı, bu tahtayı, odayı biraz küçültmek. 2. Ehemmiyet vermemek, ehemmiyetini azaltmak: O, daima işi küçültmeyi sever, büyütmek istemez. 3. Yaşını saklayıp küçük göstermak: Kızını pek küçültmek istiyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miniaturize. make smaller. diminish. reduce. minimize. belittle. lower. decrease. lessen. abase. derogate. dispraise. minify. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. lower. shrink. to make small. to shrink. to contract. to diminish. to humiliate. to disgrace. to degrade. to lower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reduce. shrink. zoom out. to make sth smaller. to shrink. to diminish. to humiliate. to deprecate. to underrate. abase. demean. disparage. lessen. minify. minimize. overshadow. scale down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçak konsol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gül kokulu bir çeşit enfiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcının düşük ses seviyelerinde bas sesleri güçlendirmesini sağlayarak, kulaklık çıkışının ses kalitesini en üst seviyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

9 farklı kamera açısından çekilen video görüntüleri (örneğin canlı konserler ve spor etkinliklerinde) DVD’de saklanabilmekte ve oynatım sırasında kullanıcı tarafından anında seçilebilmektedir. Bu DVD oynatıcı işlevi, yalnızca oynatılan DVD’de çok açılı çekimler bulunduğu zaman kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DVD Video biçimi, diske, bir dizi farklı film öyküsünün kaydedilmesine izin vermektedir. İzleyiciler, oynatma sırasında hikayenin nasıl gelişeceğini seçebilirler.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci, gazete satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for life. lifelong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

during his natural life. man and boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle-sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, parçalar arasında otomatik olarak 3’er saniyelik boşluklar yerleştirilmesini sağlar. Bu özellik sayesinde AMS özellikli bir kaset deck’i, kayıtlı parçanın başlangıcını çok daha kolay biçimde bulacaktır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev, çalma hızının hassas biçimde değiştirilmesine olanak tanır ve örneğin, enstrümanların akordunun yapılmasında kullanılır. Çalma süresi, kalite kaybı olmaksızın azaltılabilir ya da uzatılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek; mirasyedi erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftçi yamağı; köylü çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. lokantada bulaşıkçı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek oğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEBBÜY) (i. F. şeb = gece, bûy = koku). Güzel kokulu bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleeding heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wallflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(matthiola): Turpgiller familyasından; güzel kokulu, kırmızı, açık sarı veya mor çiçekleri olan çok yıllık bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Şekerciboyasıgillerden, üzüme benzer meyvesinden kırmızı bir boya çıkarılan bitki (phytolacca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İklçeneklllerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) gemici çocuk, miço.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Duraklama boşluğunu otomatik olarak 3 saniyeye getirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Saatli radyonun alarmının, belirlenmiş bir süre sonra tekrar etkinleşmesini sağlayan bir işlevdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

after a fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bumpy. fair. indifferent. mediocre. patchy. tolerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

so-so. fair to middling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyis yamağı, ahırda hizmet eden uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

3B ses oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paint designed to be used in a spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (İng.) şifoniyer, konsol; baca külâhı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En sevdiğiniz istasyonların hafıza alınması ve ayarlanmasını sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlevle, her parçanın başlangıcı kısaca çalınarak dinleyicilere kısa bir önizleme sağlanır. Oynatma zamanı, 10, 20 ve 30 saniye arasından seçilebilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. oğlan gibi kız, erkek tavırlı kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Renkli taş ya da toprağın öğütülmesiyle elde edilen doğal boya. Maden oksitlerini içerir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solid. stereoscopic. d- dimensional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

three-dimensional film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. all over. anew. re-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afresh. again. anew. afresh tekrar. over again from the beginingi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

re-. again. anew. once again. once more. de novo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to recommence. to renew. to restart. to resume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reunification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Yeniden boyutlandırma işlevi, yüksek çözünürlüklü görüntülerin daha düşük çözünürlüğe indirilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regeneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Revaluation)

Ortaklıkların aktiflerinde kayıtlı bulunan ve amortismana tabi maddi duran varlıklarının enflasyon sebebiyle elde etme maliyeti ile piyasa değeri arasında oluşan farkın bilançoların sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi amacıyla Maliye Bakanlığı tarafından her yıl açıklanan oranlar dahilinde değerinin yükseltilmesidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassessment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revaluation. reappraisal. reassessment. upvaluation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, kullanıcıların müzik dinlerken en sevdiklerin CD ya da MiniDisc parçalarını işaretlemelerini sağlar. Daha sonra bu işaretlenen parçalar otomatik olarak çalınabilir.

Teknolojik Terim by