Küf Kokusu ne demek? | Küf Kokusu anlamı nedir? | Küf Kokusu

Küf Kokusu anlamı nedir?

Küf Kokusu ne demek?

Küf Kokusu anlamı nedir?

Küf Kokusu | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kuf kokusu

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halitosis. whim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Vukufsuz, malûmatsız, bihaber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Durmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Durmadan, beklemeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü açılmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül çiçeği.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Konuyu iyi bilen, bilirkişi (y. k.).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل وقوف] bilirkişi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. scuffa). Örme külâh veya takke ki, ekseriya tepesi devrik ve püsküllü olur, üsküf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kokusu olmayan, koku neşretmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odourless. scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scentless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. zooloji). Baykuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)Yaş yerde çok kalan, organik maddelerin üstlerinde hâsıl olan yeşilimsi ve atılmış pamuk gibi pek ince bir tüy şeklinde olan madde: Küf tutmak, bağlamak, küf kokmak. Limonküfü = Maviye çalar yeşil renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mold. mould. moldiness. mouldiness. mildew. blight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildew. mould. smut. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mold. mildew. blight. corruption. fungus. mould. rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frowziness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dicle’de kullanılan yuvarlak bir çeşit kayık kl, hurma dallarından örülüp üzeri ziftle sıvanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı: küfün). Taze dallardan veya kamıştan örülmüş derin ve çeşitli boyda kaba sepet: Ekmekçi, manav, rençber, süprüntü küfesi: Bir küfe üzüm, kum, saman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large wicker basket. buttocks. bottom. crate. pannier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوفه] küfe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sünger gibi şey, küfeki taşı: Bir cins kabaca taş ki Adî mezar taşı olur ve ocak vesairede kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkasında küfe bulunan, küfe ile eşya nakleden: Küfeli hamal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küfeye konmaya, küfe ile taşınmaya layık. 2. mec. Duramayacak ve yürüyemiyecek derecede sarhoş: İçip içip küfelik olmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basketful. too drunk to walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kâfir). Kâfirler. bk. Kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Irak’taki tarihî Küfe şehrine ait. Hatt-ı kûfî = Arap yazı stillerinin en eskisi ve aslı olan düz ve köşeli yazı. c. KOfiyyûn = Eski Arap gramerinin ayrıldığı iki büyük ekolden merkezi KÜfe’de bulunan ekole mensup olan edipler: KOfiyyûn ile Basriyyûn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Küfi (yazı), (bak.) Cufic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekfâl). Kilit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قفل] kilit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf bağlamasına yol açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mildew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küf tutmak, küf bağlamak, bozulmak: Bu yemişler, bu çizme küflenmiş. 2. mec. Terkedilip eskimek: Onda küflenmiş altınlar vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mildew. to get mouldy. to become fusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mildew. to mold. to get moldy. to become frosty. to rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Küf tutturmak, rutubetli bir yerde bırakıp küf tutmasına sebep olmak: Bu yemişleri, çizmeyi, peyniri küfletmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küf tutmuş, rutubette kalıp bozulmuş: Küflü yemiş, peynir, yemek. 2. mec. Terkedilip eskimiş, çoktan el dokunulmamış: Sende küflü altınlar vardır. 3. Modası geçmiş, köhne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moldy. mouldy. musty. mildewy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. musty. mouldy. moldy. mildewed. old-fashioned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fusty. moldy. mildewy. musty. fogyish. mouldy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Görülen iyiliği unutma, nankörlük. Küfrân-ı nimet = Velinimete karşı nankörlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swear. curse. vituperate. revile. blaspheme against. abuse. blackguard. blow. call names. rail. revile against smth. revile at smth. slang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaspheme. revile. swear. to swear. to curse. to blaspheme.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curse. to swear. to become abusive. blaspheme. cuss. rail. use bad language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vurma, dövme, darb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کوفته] ezik. 2.köfte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. keff). El ayaları, avuçlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Seferden dönme: Kufûl etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KÜFR) (i. A.). T. Allah’a inanmama ve ortak koşma yahut yakışmayacak sıfatlar yakıştırma: Küfretmek, o söz küfürdür. 2. Dinsizlik, imansızlık, Ar. ilhâd: Bir adamın küfrüne hükmetmek. 3. Müşriklik, putperestlik. Semâvî olmayan çok tanrılı dinler: ASya ile Afrika’nın birer büyük kısımları hâlâ küfr içinde bulunuyor. 4. Ekseriya küfür kelimeleri olan ağır, çirkin ve ayıp sözler, Ar. seb: Küfretmek, küfür atmak = Kızdığı vakit kantarla küfür atıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swearing. curse. oath. swearword. abuse. a bad word. cuss word. strong language. blasphemy. contumely. cuss. expletive. invective. profanity. revilement. scurrility. invectives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blasphemy. abuse. curse. oath. sacrilege. swearword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad language. blasphemy. curse. oath. swearword. swearing. using profanity. cursing. impiety. atheism. abuse. abusive language. contumely. cuss. damn. filth. infidelity. insulting language. invective. strong language. profane word. blasphemous word.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rüzgârın tatlı ve hafif hafif esişini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul-mouthed. foul-spoken. swearing. abusive. scurrilous. vituperative. swearer. blackguard. obscene talker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abusive. foul-mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foul mouthed. scurrilous. vituperative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scurrility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peer. like. equal. match. of equal birth. of equal standing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekfâ). Ortak, arkadaş, benzer, akran: Cenâb-ı Hakk’ ın küfvü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düşman askerini kıran.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dalkavukluk eskiden nizamnameleri, kahyaları, narhları olan bir esnaf kuruluşuydu. Dalkavuklar kendilerine yapılan her türlü hakarete tahammül eden bu işi meslek edinen insanlara verilen isimdi. Dalkavuklara yapılan her muzipliğin bir tarifesi vardı. Mesela dalkavuğa atılan her tokatın bedeli 30 para, merdivenden yuvarlamanın ücreti 180 paraydı. Bir fındık sıçanını kuyruğu dışarıda kalacak şekilde dalkavuğun ağzına sokma 400 para, ellerin ve ayakların domuz topu şeklinde bağlanması 40 paraydı. Bir sakatlık olursa hareketi yapan dalkavuğu tedavi ettirmeye mecburdu. Ölüm olursa masraflar işi yaptıranlar tarafından karşılanıyordu.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «vakf» dan imef.) (mü. mevkufe). 1. Durdurulmuş, alıkonmuş: Davanın sonuna kadar para mahkemede mevckuftur. 2. Tutulmuş, tevkif olunmuş, zan üzerine geçici şekilde habsolunmuş. 3. Vakfedilmiş, vakfolmak üzere terk ve teberrû olunmuş, evkafa ait. 4. Mütevakkıf, bağlı: İngilizce’nin doğru söylenmesi bir İngiliz’den öğrenmeye mevkuftur. (i. A. c.) Mevkuftn = Tevkif olunmuş adamlar, mahbuslar: Mevkufînin sorgusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موقوف] vakfedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. c.). 1. Tevkif olunmuş ve geçici olarak alıkonulmuş para ve mal. 2. Vakfedilmiş mal ve emlâk. 3. Gelirlerden artıp hazineye maledilen meblağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A.) (Türk(mü. mevsûle). Birleşmiş, kavuşmuş. Ism-i mevsûl = O şey ki veya o adam ki mânâsını ifade eden isim, Ar. «mâ, min, ellezî» gibi kinaye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موقوف له] vakfeden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açılmamış: Gonca-i nS-şüküfte (açılmamış gonca).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Halitosis denilen nefes kokusunun nedenleri çeşitlidir. Genellikle aşağıdaki nedenlerden kaynaklanır:

- Hazımsızlık, geğirme, kokulu yiyecekler, alkol ve bazı ilaçlar.

- Burun veya sinüz hastalıkarı.

- Çürük dişler, ağız yaraları veya bademcik iltihabı.

- Kusma veya uzun süreli perhizler.

Diğer taraftan şeker hastalığı, kansızlık ve ateşli hastalıklar sırasında da nefes kokusu hissedilir. Herşeyden önce, ağız temizliğine çok dikkat etmek gerekir. Çürük dişler tedavi ettirilmeli, yenilen ve içilen şeylerin kokusuz olmasına dikkat edilmelidir. Hergün temiz havada yürümek de faydalıdır. Kısa sürede geçmeyen nefes kokularında bir doktora başvurmak gerekir. Aşağıdaki reçeteler de tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Bal, su.

Hazırlanışı : Bir bardak ılık suya, 1 tatlı kaşığı süzme bal konur, karıştırılıp, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni açılmış (çiçek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ku uzun) (i. A. c.) (m. Sakf). Çatılar, (bk.) Sakf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çiçek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çiçek. Süslemede çiçek motiflerine dayanan bir tarz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Açılmış. Gül-i şüküfte = Açılmış gül. Nev-şüküfte = Yeni açılmış, nâ-şüküfte = Açılmamış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکوفه] çiçek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکوفه زار] çiçeği çok olan yer, çiçek bahçesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vukuf» tan). 1. Durma, bekleme, eğlenme: Orada birkaç gün tevakkuf etti. 2. Bağlı ve alâkalı olma, ilişiği bulunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توقف] durma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

durmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Tepesi devrik ve ucu püsküllü takke ki, ekseriya Akdeniz adalıları giyerler. Kırmızı yünden örme olup fesin ilk şeklidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şükûfe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسقف] papaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ku uzun) (i. A.). 1. Durma, duruş, hareketten kalma, Ar. tevakkuf. 2. Bir hâlde bulunma, ileri veya geri gitmeyip aynı hâlde kalma: Hastalığı vukuf hâlinde (bu iki mânâ ile tevakkuf daha çok kullanılmıştır). 3. Bilme, anlama, haberdar olma, Ar. ıttılâ: Bu işe vukufum yoktur. Ehl-i vukuf; erbâb-ı vukuf = Bir iş hakkında tam, yeter malûmatı olan (lar), bilirkişiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insight. knowledge. knowing. comprehending. competence. cognizance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bekanntschaft. einblick. erfahrung. kenntnis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقوف] bir konu hakkında geniş bilgi sahibi olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uninformed. ignorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) bilgisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of information. ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by