Kul ne demek? | Kul anlamı nedir? | Kul

Kul anlamı nedir?

Kul ne demek?

Kul anlamı nedir?

Kul | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kul

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Esir, tutsak, eskiden savaşta esir edilip satılan adam. 2. Hizmet için satın alınmış, adam, köle, Ar. abd, Fars. bende, çâker: Kulları çok bir zengin. 3. Yaratık, Ar. mahlûk, Fars. Aferîde, Tanrı kulu: Allah, kullarına dünyada nice nimetler vermiştir. 4. Vaktiyle başlıca esir ve kölelerden teşkil olunan padişahın şahsına bağlı asker: Kapıkulu. Kuloğlu = Cezâyir, Tunus ve Trablusgarb’de Osmanlı idaresinde Türk baba ve yerli anadan doğmuş melez ki, Türkçe konuşur ve bir askerî sınıf teşkil ederlerdi. Kulunuz, kulları = Tevâzu maksadıyla konuşan şahsın kendisi hakkında kullandığı tâbir; bendeniz, bendeleri, abd-i memlûklerî ile aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yanan odun vesaireden kalan toz Ar. remâd, Fars. hâkister. 2. Kurşunî, sincabi: Benzi kül oldu. 3. Yanmış, Ar. mahruk: Koca bina iki saat içinde kül oldu. 4. Harap, çöküntüye uğramış: O aile kül oldu. Kumardan kül oldu.Külbastı = bk. Külbastı. Külrengi = Kurşunî ve sincabi renk: Külrenginde bir çuha. Kül suyu = Çamaşır yıkamak için kül ile kaynattıkları su. Külkedisi = Soğuktan çok korkan, ateş başından ayrılmayan adam, miskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creature. slave. servant. helot. vassal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. subject. slave. man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slave. mortal. human being. subject. vassal. villein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A). Şöyle böyle, olduğu kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A ). Gücü her şeye yeten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindergarten. playgroup. nursery school. playschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nursery school. kindergarten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. articulation

dil b. boğumlanma

Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Yürürken, koşarken veya atlarken ayak kaslarının beklenmedik bir durumla karşılaşması sonucu görülür. Burkulmadan hemen sonra ağrı, şişme ve morarma olabilir.

Diz kapağından, ayak parmaklarına doğru sargı bezi dolanır. Ancak bu işlemi ayak şişmeden önce uygulamak gerekir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chimney pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر قلزم] Kızıldeniz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük ağırlıkları, küçük bir ağırlık yardımıyle tartmayı sağlamak üzere birkaç kaldıracın uygun bir tarzda birleştirilmesi ile meydana getirilmiş ilet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighbridge. weighing machine. platform scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighbridge. platform balance. platform scales.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weighting machines. scales. bascule. platform. weighlock. track scale. weighing machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bazı sağlık nedenleri ile beyinlerinin bir kısmı fonksiyonlarını yerine getiremeyen insanlar vardır. Ancak normal sağlıklı insanlar beyinlerinin tüm bölümlerini kullanırlar ama hepsini aynı anda değil. Yani bir beyin hiçbir zaman yüzde yüz kapasite ile çalışmaz.

İnsanlar belirli zamanlarda belirli işler yaparlar. Beyin hücrelerinin kontrol ettiği bir çok şeyi aynı anda yapmazlar, yapamazlar. Satranç oynarken bakkaldan ne alacaklarını düşünmezler. Dolayısıyla yaşamın her anında beyin hücrelerinin yaklaşık yüzde 5’i faal durumdadır.

Bu açıdan bakınca belirli zamanlarda beynimizin az bir kısmını kullandığımız doğrudur ama bu, diğer kısımların görev kendilerine geldiğinde çalışmayacağı anlamına gelmez.

Kısacası sağlıklı bir beynin çalışmayan veya yedek olarak tutulan hiç bir bölümü yoktur. Görev kendisine geldiğinde her bölüm, her hücre çalışır ve görevini yapar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif, külliyet = umumiyet, bütünlük). Bütün bütüne, tamamen.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bluetooth® profili ya da “Ahizesiz Profil”, kablosuz cep telefonunun arabada ahizesiz kullanımına izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flexible. pliable. supple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torsion. twist. bend. curvature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contortion. convolution. distortion. flexion. inflection. torsion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprained. to be twisted. to be rolled up. to be coiled. to be contorted. to be buckled. to be plyed. to be winded. to be spined. to be curled. to be curved. to be distorted. to be kinked. to be wreathed. contort. crook. curl. curve. fold. sag. twirl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rigid. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convoluted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. buckling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprain. twist. wrench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut BURKULMAK (bk.) Burkmak, burulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rick. to be twisted. to be sprained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

El ve ayak bilekleri herhangi bir kaza sonucu burkulabilir. Bu gibi durumlarda, bilekte ağrı ve şişme görülür. Yapılacak ilk iş, burkulan yeri rahat bir duruma sokmaktır. Sonra aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana

Hazırlanışı : Burkulan yere çiğ lahana yaprağı sarılır. 15 dakikada bir değiştirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş, enenmiş, iğdiş olmuş at.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kışın çok kar yağışı alan bir bölgede yaşıyorsanız, karayolları görevlilerinin yollardaki buzlanmayı gidermek için tuzu kullandıklarını görmüşsünüzdür. Ancak tuz aynı zamanda dondurma yapımında da kullanılmaktadır. Peki ama tuz, bu iki ters gibi görülen işlevi nasıl becermektedir?

Herkesin sandığının aksine tuz suyun içinde şekerin eridiği gibi erimez. Tuz buzun içine girince onu çözer. Tuz yine kalır ama buz çözüldüğü için artık o su değil, tuzlu sudur ve erime noktası saf sudan daha düşüktür.

Buzlanmış yollara tuz döküldüğü zaman, tuz önce buz ile çözümlenerek bir buzlu su tabakası oluşturur ve bu çözeltinin donma noktası düşük olduğundan, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bile donmadan kalabilir. Günümüzde ABD’de üretilen tuzun yüzde 45’i yollardaki buzun eritilmesinde kullanılmaktadır.

Bilindiği gibi su, sıcaklığı sıfır dereceye varınca donar. Suya tuz ilavesi ile bu donma sıcaklığı da düşer. Suya yüzde 10 tuz ilavesi donma sıcaklığını -6 dereceye indirir. Yüzde 20 tuz karıştırılmış su ise -16 derecede donar. Ancak yolun veya buzun ısısı -16 dereceden de az ise artık tuzun erimede pek etkisi olmaz, sadece buzun üstünde kalarak tekerleklerin kaymasını azaltabilir.

Dondurma yaparken de karışımın çevresinde çok düşük ısıya ihtiyaç vardır. Dondurma karışımının etrafındaki ısının çok düşük olması, ancak bu düşük ısıda karışımın donmaması gerekir. Burada eklenen tuz karışımın sıfır derecenin altında bile donmadan dondurmanın oluşturulmasını sağlar.

Hatırlarsanız ‘Titanic’ filminde okyanus suyunun ısısı sıfırın birkaç derece altında olmasına rağmen, deniz suyunun yüzeyi, içindeki tuz nedeni ile hala donmamıştı.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tanrı kulu- Abdullah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belfry. campanile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik), (bk.) Şakul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumb. plumb line. bob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ilex auifolium): Çobanpüskülügillerden; hekimlikte yaprakları kullanılan bir bitkidir. 300 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Ateşi düşürür, terletir ve vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanın sanat ve vazifesi: Köyde çobanlık ediyor, koyun, sığır, hergele çobanlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çobanpüskülügillerden bir süs bitkisi (ilex aquifolium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ilex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nehirlerin taşıdığı ve ovalarda bıraktığı tortu, çöküntü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhilarated. rapturous. excited. cock-a-hoop. declamatory. dithyrambic. effusive. enthusiastic. glowing. gut. stirring. sweeping. vehement. in a glow. transported with joy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardent. bubbly. enthusiastic. vigorous. exuberant. ebullient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fervid. lyrical. rapturous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kakao tanelerinin tozundan yapılmış bir çeşit şekerleme, (bk.) Çikolata (çikolata sözü Meksika dilinden gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pour. outpour. outpouring. spilth. fall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. dropping. flow. pour. spillage. disintegration. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıvı veya tahıl çeşidinden bir şeyin, bulunduğu kap veya yerden dışarı çıkıp akması: Testiden su, fıçıdan yağ, çuvaldan buğday, saman döküldü; yere döküleni toplamak. 2. Düşmek, Osm. sukut etmek: Dişleri, saçı döküldü; kuraklıktan ağaçlardan bütün meyveler, yapraklar döküldü. 3. (akarsu) Son bulmak: Tuna Karadeniz’e dökülür. 4. Çıkarılmak, Osm. sevk ve tahşîd edilmek: Hududa, karaya birçok asker döküldü. 5. Hücum etmek, üstüne düşmek: Bütün halk sokağa dökülmüş; şimdi herkes sayfiyeye döküldü. 6. Dönmek, çevrilmek. Osm. münkalib olmak, müncer olmak: Moda mini eteğe döküldü. 7. Eritilmiş maden vesaire kalıba boşalmak: Kurşun ile antimuan halitasından harfler dökülür. 8. mec. Pek fazla eskimek. Osm. harap ve virân olmak: O yalı dökülüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be poured. fall into. fall out. fall off. pour forth. pour out. spill. fall into decay. go to pieces. feel cheap. come off. course. disembogue. disgorge. drape. empty. fall. flow. molder. moulder. rub off. run down. slop over. teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moulder. pour. slop. spill. to spill. to pour. to slop. to be shed. to be cast. to fall into ruin. to disintegrate. to flow into. to spill over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be poured out. to be spilled. to be thrown away. to be shed. to get old and shabby. to be tired. to be in a miserable state. to drop. to fall. to pour. to flow. to run. to spill. to crumble. to decompose. to disintegrate. empty. slop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

teachers college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ek!’den imüb.). Çok yiyen, obur, pisboğaz

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکول] pisboğaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Oburcasına.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Antik Çağ’da elmasın insanları görünmez yaptığına, kötü ruhları kovduğuna ve kadınları cinsel açıdan etkilediğine inanılıyordu. Günümüzde ise mücevherlerin bu kraliçesi, aşkın, çekiciliğin ve zenginliğin simgesidir.

Elmas aslında saf karbondan başka bir şey değildir. Elması yakabilecek yüksek ısıya çıkılabilse hiç kül bırakmadan yanar. Tamamen karbon olan yapısına rağmen mineraller içinde en sert olanıdır. Genelde renksizdir ama hafif sarımsı gri veya yeşilimsi de olabilir. Işığı kırma, yansıtma ve renk dağıtma özelliği kuvvetlidir. Bu özelliklerinden dolayı çok kıymetlidir. Elmasın değeri rengine, saflığına ve işleniş şekline de bağlıdır.

Peki elmas bu kadar değerli ve az bulunan bir mineral ise nasıl oluyor da canı kesmede, sert metalleri işleme ve delmede, torna ve matkap uçlarında bol miktarda kullanılabiliyor? Nasıl oluyor da en küçük bir parçası bile bir servet olan bu taş köşedeki camcının cam kesme bıçağının ucunda bulunabiliyor?

Aslında elması iki ayrı şekilde düşünmek gerekmektedir: Süs taşı olarak ve endüstride. Süs taşı olan elmasın değeri dört ‘C’ ile belirlenir. Bunlar; ‘Carat=ağırlık’, ‘Clarity=şeffaflık’, ‘Colour=renk’ ve ‘Cut=işleniş’dir. Doğada bulunan elmasın büyüklüğü çok seyrek olarak bir santimetrenin üstündedir. Bugüne kadar bulunan en büyük elmas 621 gram gelen Cullian’dır.

Süs taşı üretimlerinin yan ürünleri ile süs eşyasına uygun olmayan doğal elmaslar endüstride değerlendirilmektedir. Piyasadaki elmas uçlar aslında elmas kumu olarak adlandırılan bulanık elmaslardır. ‘Karbonado’ denilen bu ince taneli, kok görünümlü elmaslar sondaj makinelerinde en sert taşları bile delmede kullanılabilirler.

Endüstrinin bu tür elmas uçlara olan talebi devamlı artarken, üretimin artmaması yapay elmas üretimini gündeme getirmiştir. Yapay elmas üretme tekniğinde prensip, yüksek basınç ve sıcaklıkta grafiti elmasa dönüştürmektir.

Daha düşük basınçta da, gaz fazındaki karbondan yapay elmas elde edilebilmiş olup lens ve cam kaplamalarında, hoparlör diyafram kaplamalarında (paraziti azaltmada), optik aletler ve transistor telleri üretiminde ve diğer bir çok değişik alanlarda kullanılmaktadır.

Süs elması olarak da 0,2 gramın üstünde yapay elmaslar elde edilebilmiştir ama maliyeti doğal elmas fiyatından on kat daha pahalıya gelmektedir.

Peki, elmas ile pırlanta arasında ne fark var biliyor musunuz? İkisinin de aslı aynı, yani karbon kömüründen farksız taş parçaları. Çok yüksek basınç ve sıcaklıkta, yerin 150 - 200 kilometre derinliklerinde kristalleşmiş, daha sonra volkanik patlamalarla yeryüzüne itilmiş saf karbondan oluşmuşlardır.

İşte bu saf karbon, kesim veya şekline göre elmas ya da pırlantaya dönüşür. Pırlanta daha parlak, kesim oranı daha fazla ve alt kısmı kubbe gibidir. Elmasın alt kısmı düz ve yüzey sayısı 12 ile 37 arasında değişirken, pırlantanın kesimi daha zordur ve yüzey sayısı 57’dir. Yani pırlanta elmastan daha değerlidir, daha ince işçiliktir. Renkli olanlarına ‘fantezi’ denilir ki fiyatları astronomiktir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اموال غير منقوله] taşınmaz mallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.

İsimler ve Anlamları by

Şifalı Bitki

(mayasılotu): Sığırdiligillerden; çiçekleri beyaz ve menekşeye çalar renkte, yaprakları neşter şeklinde bir bitkidir. Mart-Temmuz ayları arasında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: Müzmin ishali keser. Nefes darlığını giderir. Göğsü yumuşatır. Bronşitte faydalıdır. Öksürüğü keser. Ağız, dil ve boğaz iltihaplarını giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(İ.J. Karakafes denilen bitkinin bir adı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. facule

gök b. benek

Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Üniversitelerin, ihtisas konusu bakımından ayrılmış kollarından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. faculty. school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faculty. school of a university. college of a university. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

university student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çuhaçiçeğigillerden bir bitki cinsi. 2. Yabanî mercanköşk.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(güveyotu): Çuhaçiçeğigillerden; tohumları kuşyemi olarak kullanılan bitkilerin cins ismidir. Kokusu güzeldir. Çiçekleri, beyazımtırak erguvan rengindedir. Dallarının ucunda, küçük demetler halinde bulunur. Yapraklarının altı tüylüdür. Yaz aylarında toplanıp, kurutulur. İçeriğinde; terpinol, terpinin vethymol gibi kokulu maddeler vardır. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, vücuda dinçlik verir. Nezleyi keser. Göğsü yumuşatır, öksürüğü giderir, balgam söktürür. Diş ağrılarını keser. Sinir bozukluklarını giderir. Görme zafiyetinde de faydalıdır. Midevi, yatıştırıcı ve spazm gidericidir. Yaralar için hazırlanan ilaçların bileşiminde vardır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Bir kitabın ayrı bir kapak içinde satılan kısımlarından her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fascicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Yerelması, patates gibi toprak altı mahsullerinin köklerindeki nişastaya verilen ad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lighthouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light tower. pharos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real estate property. realty. landed property. landed estate. real estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real property. estate. realty. immovable goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immovable. real asset. real property. real-estate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Real Estate Certificates)

İhraçcıların bedelleri inşa edilecek veya edilmekte olan gayrimenkul projelerinin finansmanında kullanılmak üzere ihraç ettikleri, değerleri birbirine eşit, hamiline yazılı menkul kıymettir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Real Estate Investment Trusts)

Gayrimenkuller ve gayrimenkule dayalı sermaye piyasası araçlarından oluşan portföyü işleten ve gayrimenkule dayalı projelere yatırım yapan sermaye piyasası kurumlarıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabaret. clip joint. nighterie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eşi görülmemiş, şaşılacak, (bk.) HArik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extraordinary. stupendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خارق العاده] olağanüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arp. harp. harp çalmak. israrla belırtmek. durmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military academy. war college. war academy. cadet school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband. nurse. spare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İlk öğretim veren okul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. grade school. grades. junior school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

primary school. elementary school. parish school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signature circular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Allah’ın yardımı, nafakası, infakı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Saç, Ar. zülf, yüzün iki yanına veya alna sarkan saç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hint’ten gelir baharattan bir cins tane: Küçük kakule, salkık kakule = çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardamom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cardamon): İkiçenekliler sınıfının, zencefilgiller familyasından bir bitkidir. Hindistan’da ve Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişir. Meyvesi 1-2 cm boyunda bir kapsüldür. İçinde birbiri üzerine oturan siyah, prizmatik tohumları vardır. Meyveler tamamen olgunlaşmadan toplanır. İçeriğinde sineol, terpineol ve asetat vardır. Kullanıldığı yerler: Ferahlık verir. İştah açar. Mide rahatsızlıklarını ve gazları giderir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Yüzün iki tarafına sarkar saçları olan, zülüflü, mec. Kâküllü belâ = İçinden çıkılması zor dertler ve engeller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagül koyununun asıl adı. bk. Karagül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Astrakhan, esp. in fine grades.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Caracul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardy coarse-haired sheep of central Asia; lambs are valued for their soft curly black fur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. karagül; karagül kuzusunun kıvırcık kürkü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş. 2. Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mixed school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hile ve gözbağcılıkla aşırma, gürültüye getirip usulle yok etme: Bizim kitabı katakulli ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trick. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Eğri külâhlı, çarpık başlık giymiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyükçe ve öne çevrik kulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden Hind dilencilerinin ve kalenderlerin kollarına asılı tuttukları ve herkesin önüne uzattıkları büyük hindistancevizi kabuğundan ibâret kap ki; aldıkları şeyleri içine koyarlardı. Keşkül-i fukara = Muhtelif şeylerden mürekkep bir çeşit sütlü tatlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کشکول] dilenci çanağı. 2.keşkül, bir tür tatlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Süt tatlılarından biri. bk. Keşkül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kız kulesine ilk deniz feneri üçüncü Ahmet devrinde Sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın emri ile konuldu. O zaman ahşap olan kulenin içindeki fener ağır yağlar ile yakılırdı. Bir gün fenerin yakıldığı büyük kandil tutuşarak ahşap kule bir meşale gibi yandı. Yangının ardından kule bu kez kagir olarak yapıldı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. İyi veya kötü bir kokusu olan, kokan, koku veren. 2. Güzel kokan. Ar. muattar, Fars. hoş-bO: Kokulu gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

odorous. odoriferous. scented. aromatic. fragrant. savory. savoury. perfumed. balsamic. nosey. nosy. redolent. spiced. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. fragrant. perfumed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a smell. sweet smelling. fragrant. perfumed. odorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(melilotus): Baklagiller familyasından, Avrupa’da ve yurdumuzda yetişen, 30 - 100 cm boyunda, iki yıllık otsu bir bitkidir. Gövdesi silindir biçimindedir. Tüysüzdür. Çok dallıdır. Yaprakları almaşık dizilişlidir. Sarı çiçekleri güzel kokuludur. Meyvesi 4 mm kadar boyunda 1-2 tohumludur. Çiçekli ve yapraklı dallarında kumarin, melilotik ve kumarik asitler ile uçucu bir yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Hafif kabız vericidir. Romatizma ağrılarını dindirir. Vücuda rahatlık verir.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

control tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Korku duyulmak: Bu havada bir fırtınadan korkulur, burada emniyet tam olduğundan hiç korkulmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korku veren, korkutucu, korkutan, Ar. mahûf: Korkulu rüya, korkulu hikâyeler. 2. Muhataralı, teh likeli: Korkulu yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. apprehensive. awestruck. fearful. grim. frightening. horrifying. dangerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scary. frightening. dangerous. perilous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Korkutmaya mahsus şey. Bostan korkuluğu = Kuşları korkutup kaçırmak için bostanlarda odun ve bezlerden adam biçiminde yapılan şey. 2. Düşme tehlikesi olan yerlerde duvar, parmaklık vesaireden çekilen kenar: Köprü, minâre, merdiven korkuluğu, mec. Bostan korkuluğu = Yalnız gösterişi olup elinden bir şey gelmeyen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. guy. banister. parapet. barrier. balustrade. guardrail. railing. rail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balustrade. barrier. parapet. scarecrow. banister. mere figurehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarecrow. banister. balustrade. railing. parapet. figurehead. paper tiger. guardrail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abuse. misusage. adverse use. improper exploitation. misapplication. misemployment. misuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Trading)

Bir aracı kuruluş nezdinde, müşteri adına kredi hesabı açılması koşulu ile müşteri ve aracı kuruluş arasında yapılacak sözleşme hükümleri çerçevesinde kredi kullanarak borçlanmak suretiyle menkul kıymet alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hood. cowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowl. hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Rumca). İğreti veya yağmurluk ve pelerine bitişik başlık kî, yağmur ve rüzgâr olduğu vakit başa geçirilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlığı olan (yağmurluk, pelerin vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray. ash gray. ashen. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash tray / pan. ash-tray. ash tray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızıl ile boz renkleri arasında bir çeşit renkte bulunan: Kula saçlı adam. Kula at = Kula donlu at, Farsö semend.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kumral. 2.Sarışın, mavi gözlü. 3.Vücudu koyu sarı, kuyruğu ve yelesi siyah olan at.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). İnsan iki kolunu açtığı vakit birinin ucundan diğerinin ucuna kadar olan mesafe ölçüsü ki, iki mimar arşını sayılır: Bu kuyunun sekiz kulaç derinliği vardır. Kulaç kulaç = Bol bol, ferah ferah, fersah fersah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fathom. stroke. crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir). 2. Denizde yüzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulağa kaçan suyu çıkarmak için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Tatlı bademyağı.

Hazırlanışı : Kulağa 3 damla tatlı bademyağı konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Düzkanatlılardan karnında çatal şeklinde iki uzantı bulunan bir böcek (forficula auricularia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cone. conical hat. cone-shaped container. cornet. trick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conical hat. paper cone (used as a bag. coif. cone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Hile ile, oyunla aldatmak. Deyim

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Eski tarzda başlık ki, üzerine sarık sarılırdı, Fars. serpûş, Ar. kalensüve. 2. Bilhassa dervişlerin başlığı ki, ekseriya ucu sivri olur: Mevlevî külahı, külâh giymek. Hırka külah = Derviş kıyafeti. 3. Keçeden başka konacak hafif şey: Arnavut külahı, gecelik külâh. 4. Bir şeyin üzerini örtmeye mahsus ve ucu sivri şey: Minare külâhı, nargile külâhı. 5. mec. Hile, dolandırma: Bana külâh etti. Külâh-tabya = Sivri bir çeşit tabya. Külâh kapmak = Bir karışıklıktan faydalanıp kendi menfaatine uydurmak. Keçe külâh = Rütbesi kaldırılmış (vaktiyle rütbe ile beraber, onun alâmeti olan kavuğu da alınıp en alttaki keçe külâhla bırakılırdı). Gec külâh = Başlığını eğri giyen. mec. Nazlı, cilveli, edâlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kula).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Külâh yapan ve satan adam. 2. mec. Hilekâr, dolandırıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külâh giyen, başında külâh bulunan: Külâhlı bir derviş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanda işitmeye mahsus olan iki organ ki, başın iki tarafında bulunur. Ar. üzn, Fars. gûş: İnsan kulağı; at kulağı. 2. İşitme, Ar. sem’, sâmia: Kulağı ağır; kulak vermek. 3. Dinleme, dikkat. 4. Bir şeye bir ucundan bağlı parça, bir şeyin pahasını veya isim, ölçü vs. yi gösteren ilişikte bulunan kâğıt, bez, meşin parçası veya bir mektup ve telgraf vesaireye alıcı tarafından imza ve iade olunmak üzere bağlı ilmühaber kâğıdı: Bu vazoların kulağı düşmüş; kıymeti kulağında yazılıdır; götürdüğünüz tezkerenin kulağını imza ettirdiniz mi? 5. İçi kıyma vesaire ile dolmuş yassı hamur parçası: Kulak çorbası. 6. Kasatura ve bıçak gibi kesici Aletlerin kabzasının başındaki çatal çıkıntı: Sivri, yassı kulaklı bıçak. Kulak asmak = Dikkatle dinlemek, söylenilen sözü kabûl etmek: Kendisine söyledim, nasihat verdim kulak asmadı; benim sözüme kulak asmaz. Ağır kulak = Kolay işitmez, sağırca. Eşekkulağı = Bir cins bitki. Ayıkulağı = Yer şakayıkı. Eli kulağında = Hazır. Kulak uğultusu = Aslı olmaksızın kulakta hâsıl olan uğultu ve ses. Kulak, gözkulak olmak = Dikkatli davranmak. Balık kulağı = Balığın kulağa benzer organı ki, teneffüs için suyu oradan alır, tarak. Kulak bükmek = Tavsiye ve ihtar etmek, aklına getirmek. Kulaktozu (doğrusu kulakdozu) = İnsan kulağının aşağı sarkan yumuşak yeri ki, küpe buraya takılır. Can kulağı ile dinlemek = Gayet dikkatle dinlemek. Çıkrıkçı kulağı Bir çeşit demir kalem. Kulak çınlamak, kulağı çınlasın. = bk. Çınlamak. Denizkulağı = Bir cins bitki. Kulağıdelik = HAdiseleri kolayca duyabilen, uyanık insan. Devede kulak = Nisbeten büyük şey, büyük bir şey yanında pek küçüğü. Şeytanın kulağına kurşun = Şeytan işitmesin, nazar değmesin (gıpta edilecek bir hâl için söylenir). Tavşankulağı = Bir ot. Kulak tutmak := Dinlemek, dikkat etmek. Kulak doldurmak = Dinlemek, kandırmak, inandırmak. Kulak dolgunluğu — Çok işitmekle elde edilen bilgi. Kulağakaçan Çabuk yürüyen kulağı çatal bir küçük kara böcek. Kulak kabartmak = Renk vermeksizin dikkatle dinlemek, gizliden kulak vermek, kulak misafiri ölmek. Kabakulak = Bir çeşit hastalık. Karakulak = Postu kürk yapılan ve arslanın artığını yediği söylenen bir cins vaşak, Anadolu vaşağı. Kalemkulak = Bazı atların kesilmiş kalem biçiminde küçük ve güzel kulakları. Kuzukulağı = Sebzeden sayılan mayhoşça bir cins yaprak. Kulak kıkırdağı = Kulağın baştan dışarı olan çıkıntısı. Kulağa koymak = İhtar, tavsiye etmek: Bu işi kulağa koymuşlar. Keçikulağı = Kuzukulağıntn bir çeşidi, sebze gibi kullanılan mayhoşça yaprak. Kellekulak = Vücut, kılık, çalım. Kulağa küpe = Dikkatle işiterek ezberlenen söz: Bu söz kulağınızda küpe olsun. Kulağa girmek = Dikkatle dinlenmek: Onun kulağına söz girmez. Bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmak = İşitip dinlememek. Kulak kirişte olmak = İşitmek üzere dikkatli olma, daima uyanık bulunmak. Kulak misafiri olmak = Renk vermeksizin söylenilen sözlere kulak verip işitmek: Bir şey konuşuyorlardı, ben de kulak misafiri oldum. Kulak vermek = Dinlemek. Yerin kulağı var = Bir şey ne kadar gizli

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural. ear. lug. oto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. lug. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulak ağrısı başka bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi, ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak külde pişirildikten sonra ufalanır. Üzerine 1 kahve kaşığı zeytinyağı ilave edilip, karıştırıldıktan sonra kulak deliğine sokulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Basit kulak çınlamalarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : 2 su bardağı sirke kaynatılır. Çıkan buhar kağıttan bir huni yardımıyla kulağa verilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.

- Ortakulak İltihabı : Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.

- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı : Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, havlu.

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı zeytinyağı ısıtılır. Ilıdıktan sonra kulak borusuna 3 damla konup ılık bir havluyla kapatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earlobe. lobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eavesdropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear splitting. harsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulak, burun ve boğaz hekimi (halk tâbiri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalpte kanı karıncıklara veren iki boşluğun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium. auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe «kulak» ile Fars. «çîn» den mürekkep yanlış tâbir). Bazı takke ve külâhların kulakları örtmeye mahsus uzantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulakları veya uzun kulakları olan: Uzun kulaklı; kesik kulaklı. 2. Bir bıçak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having ears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf. 2. Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağı kesik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast. paederast. bugger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pederast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. 2.İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. 3.Zafer kazanmış kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşin üzerinde ıskarada pişmiş et parçası. 2. Koyunun belkemiği ucundaki et: Külbastı pişirmek, koyun, sığır külbastısı. Sahan külbastısı = Sahanda kendi suyu ile pisio kızarmış et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chop. cutlet. grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grilled cutlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külbastıya yarar: Külbastılık et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Yunanca’dan). Çalı çırpıdan barınacak yer, kulübe, basit, uydurma oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eritilip tasfiye olunmamış veya topraktan çıktığı halde bulunan maden: Demir, altın külçesi. 2. Büyük parça suretinde dökülmüş maden: Beş kiloluk bir külçe altın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingot. nugget. pig. chunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ingot. bullion. nugget. pile. heap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullion. ingot. nugget. lump. chunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harden in a lamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Paldır küldür tabirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dağ tepesi, zirve: Kule-i cebel. 2. Yüksek ve ekseriya dâire şeklinde yapı: Yangın kulesi; saat kulesi; bekçi kulesi. 3. Bazı evlerin üstünde cihannümâ gibi yüksek, manzaralı çıkıntı: O köşkün üzerinde güzel bir kulesi var. 4. (denizcilik) Bazı zırhlı savaş gemilerinin güverteleri üzerinde makine ile dönen çelik kule ki, içinde ağır toplar bulunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. gun turret. dungeon. gazebo. steeple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tower. turret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Külâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derince, yoğurt, bal vesaire koymaya mahsus tahtadan kap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قلل] kuleler. 2.doruklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Zahmet, meşakkat, zahmetli iş, ağır görev: Faydalı bir iş, lâkin külfeti çok. O kadar külfete kim katlanır? 2. Lüzumsuz zahmet ve meşakkat, boş yorgunluk, kolay yapılması mümkün bir işin zahmetli olarak yapılması: Böyle şeylerle uğraşmak külfettir. Bu külfete ne lüzum var? 3. Kendini zorlayarak zahmetle iş görme, özenerek yapılan iş. Sâdelik zıddı: Onun şiirlerinde külfet vardır. Külfetle söylenilen şiir bellidir. 4. Resmî muamele, uzun protokol, teklifli muamele: Aramızda öyle külfete hiç lüzum yoktu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax. trouble. bother. fatigue. great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. inconvenience. bother. great expense. obediential obligation. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

troublesome. inconvenient. burdensome. cumbersome. cumbrous. onerous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burdensome. troublesome. involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Külfeti olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. untroublesome. not involving great expense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsizce, kolaycacık: Külfetsizce bir servete kondu. 2. Teklifsiz ve törensiz olarak: Sizden külfetsizce bir ziyafet isteriz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hamam ateşliği. Külhanbeyi = Geceyi hamam ateşliğinin sıcak olan dış kısmında geçiren serseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the boiler room under a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.)„ Kendilerine has giyiniş ve konuşma tarzı olan haylaz delikanlı, kabadayı, bk. Külhan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough. tough. toughie. hoodlum. hooligan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corner boy. rounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rowdiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geceyi hamam külhanlarında geçiren serseri, haylaz: Külhânîye bak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Tiyatroda sahnenin gerisinde ve yanlarında bulunan kısım. 2. Sahne san’atkârları Alemi. 3. Borsa dışında alışveriş yeri. Kulis faaliyeti = Toplantı yerlerinde oturum dışında çeşitli gurupların yaptığı gizli çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstage. wings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backstage. wings. lobbying. coulisse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underlings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activities behind the scenes. lobby. lobbying. lobbying activites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ful-i kıbtî denilen bir cins bitki ki, «kulkasiyye» familyasının örnek türüdür, Fr. colocasia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-idle. sltohful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rûhu hafif, çabuk hareketli. 2. Akıştan, bilhassa içkinin kadehe akışından çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Hep, bütün, cümle, cemî, her. Külli yevm = Hergün. Umum, umumiyet, bir şeyin bütün, umumu. Ustâd-ı küll = Birbirine yakın birkaç ilimde tam otoritesi olan bilgin. Akl-ı küll = Umûma şâmil olan akıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde bütün makamları dolaşmak iddiasında bulunan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çengel, kanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cerrâhî). Kanca ve çengel gibi cerrah Aleti. Küllâb-ül-cenîn — Kolay doğmayan çocuğu tutup çekmeye mahsus demirden Alet, forseps lavta (küllâbe dahi denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قلاب] kanca, çengel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (çengel demek olan «küllâb»dan imen.). Tımarhanede delileri zapt ve idare eden hademe. Halk dilinde: Deli güllâbicisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl ettirmek: Kalaysız bakırları aşçıya kullandırmamalı. 2. Bir iş veya görevde ve hizmette bulundurmak: Ticaret bilmeyen adamları mağaza ve dükkân hizmetlerinde kullandırmazlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make / to let sb use sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İstimâl olunmak, geçerli olmak: O kumaşlar şimdi kullanılmıyor. 2. Bir hizmet veya memuriyete tâyin olunmak, işte bulundurulmak, kayırılmak, hizmete alınmak: Devlet memuriyetlerinde böyle değerli adamlar kullanılır. 3. idare olunmak, zapt altında bulundurulmak: Kullanılamayacak derecede serttir; azgın atın kullanılması ne kadar müşkül. 4. Eskitilmek, giyilmek veya döşenmek: Bu potin kullanılmıştır: O kitap hiç kullanılmamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evvelce kullanılan, kullanılmış olan, yeni olmayan. Kullanılmış, bir otomobil aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used. secondhand. hand-me-down. waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spent. used.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondhand. used. hand- me-down. thrift shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. use. utilization. access. application. disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposal. usage. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. use. using. tenancy. utilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Strike Price, Exercise Price)

Opsiyon sözleşmelerinde, opsiyona konu olan kıymetin, opsiyonun kullanılacağı anda alınacağı veya satılacağıu fiyattır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kullanma, istimâl. 2. Kolaylık, suhûlet, uygunluk, rahatlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. way of using. use.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanması kolay ve rahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. convenient. practical. functional. useful. serviceable. purposive. all-purpose. available. general-purpose. manageable. operable. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handy. manageable. practical. serviceable. useful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

user friendly/user-friendly. handy. useful. seviceable. available. commodious. convenient. down to earth. practical. purposive. serviceable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

practicability. serviceableness. usability. usefulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanılması güç: Kullanışsız mobilya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

awkward. cumbersome. clumsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unhandy. useless. unserviceable. cumbersome. impracticable. incommodious. unworkable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incommodiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kullanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating. using. use. usage. handling. driving. exercise. exploitation. imposition. operation. tenure. utilization. wear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

application. manipulation. use. wear. handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usage. use. using. putting in use. carnet. disposal. exercise. taxiing. utilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşte bulundurmak, işletmek, Osm. istimâl etmek: Bu Aleti hangi işte kullanıyorsunuz? Yazı yazmak için kurşun kalem kullanıyor. 2. Hizmet ve bir göreve tâyin etmek, hizmette bulundurmak, kayırmak, Osm. istihdâm etmek. 3. Giymek, döşetmek, eskitmek: Bu çizmeyi hiç kullanmadım; bu keçeyi pek az kullandı. 4. Bir şey yiyip içmeyi veya almayı Adet edinmek. 5. İdareli sarfetmek yoluyla harcamak: Parasını İyi kullanmadı; kullanmasını bilse geliri iyidir. 6. işletmek, çevirmek: Araba kullanabiliyor musunuz? O, pek güzel yelken kullanır; alışmayan adam kılıç kullanamaz. 7. İdare etmek, tutmak. Ağız kullanmak = Konuşmasını idare etmek. 8. İcabına göre muamele etmek: Ne çare kendisini kullanmalı. 9. Metres ve dost edinmek. Bol kullanmak = Esirgememek, israf etmek. Hor kullanmak = Kötü kullanmak, gözetmemek. Tepetepe kullanmak = Kahır ve zorla veya rahatlıkla kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

use. make use of. employ. handle. run. apply. drive. put account. turn to account. take advantage of. call forth. dispose. dispose of. draw on. engage. exert. exploit. harness. head. operate. pilot. ply. ride. roll. utilize. wield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. economize. employ. enjoy. exercise. exert. tap. touch. use. utilize. to use. to drow on/upon sth. to employ. to utilize. to drive. to wear. to take. to smoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to use. to drive. to make use of sth. to take or consume regularly. draw on. draw upon. employ. exert. exploit. govern. handle. make use. make with. manage. ply. run. utilize. wear. wield. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قله] kule. 2.doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üzüme dadanan bir hastalık ki, tanelerin kararıp mantar peyda etmesinden ibarettir: Külleme olmamak için bağa kükürt serpmek lâzımdır. Ak külleme = Ağaçlara dadanan hastalık çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üstünü külle örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Üstü kül bağlamak. 2. mec. Bir acının zamanla unutulması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küll» den imen.) (mü. külliyye). 1. Bütüne ve umûma ait, umumî, cüz’İ mukabili. Husûf-ı külli, küsûf-ı külli = Ay veya güneşin tam tutulması (zıddı: Husûf-ı cüz’İ, küsûf-ı cüzî). Kaide-i külliyye = İstisnası olmayıp herkese ait olan kaide (umûmî’den farkı şudur ki: Umûmî, husûsî’ye ve külli ise cüz’İye karşı kullanılır). 2. Çok: Bunların arasında küllî fark vardır. Külli kitap almış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corpus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete works. collected works. corpus. corpus juris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex of buildings adjacent to a mosque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totally. entirely. completely. up to the -.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a lot of. a great deal of. great. vast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde pek çok makamı içine alan peşrev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. külliyye bu mânâda kullanılmaz). 1. Bir işin teferruatı olmaksızın toptan olan kısım ve ciheti: O, işin külliyâtı ile meşguldur, teferruata girişemez. 2. Bir yazarın ve şairin bütün eserlerini veya bütünüyle bir mevzuu içine alan seri, Lat. corpus: Külliyyât-ı SAdî, külliyyât-ı Zİyâ Paşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün, topluluk: Fatih Külliyesi, Süleymaniye Külliyeti. bk. Külliyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Bütün bütüne, büsbütün, tamamen, tamamiyle: Külliyyen inkâr ediyor. 2. (menfî cümlede): Hiç, asla: Külliyyen görmedim. Külliyyen haberim yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar. tâbirlerde «külliyye» şeklinde de kullanılır). 1. Bir şeyin umûmî olması, bütünlük. Bu defa güneş külliyetle tutuldu. 2. Bol, çok, toptan olan şeyin hâli: Bu sene ekin külliyyet üzere oldu. Külliyyetle koyunlar geldi. 3. Eskiden medrese ve müştemilâtına külliye de denirdi. Bi’l-külliyye = Bütün bütüne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok, bol: Anadolu’dan külliyetli buğday elde edilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kül bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulun hâl ve sıfatı. 2. Tanrı’ya karşı kulluk görevi, ibâdet, tâat: İnsan Allah’a karşı kulluğunu bilmelil

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kül ve süprüntü atılan yer. 2. Kül, sigara tablası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vassalage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servitude. yoke. slavery. police station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slavery. servitude. worship. adoration. villeinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray. ash heap. ash pile. ash can. ashpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ashtray. ashpan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle karakol zabiti. 2. Yeniçeri ocağında bir küçük zabit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. XIX. asırdan önce erkek pantolonu. 2. Kadın iç çamaşırı (dilimizde yanlış olarak erkek iç çamaşırı için de kullanılmaktadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slip. underpants. panties. briefs. drawers. a pair of drawers. scanties. shorts. step-ins. undershorts. panty-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underpants. panties. underpants. pants. briefs. knickers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefs. underpants. panties. undershorts. drawer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

panty hose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pantihose. tights.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kapların tutulacak, yeri, halkası: Bardak, kazan, testi, güğüm kulpu. 2. mec. Vesile, bahane, sebep. Kulp takmak = Bahane söylemek, vesile aramak. Yumurtaya kulp takmak = Her şeye bir bahane aramak. Ucunu, kulpunu kaybetmek = Nereden tutacağını bilememek, hesabı şaşırmak. Kulpu kulağı yok = mec. Tutacak yeri yok, işe yaramaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handhold. handle. holder. grip. handgrip. pretext. bail. lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grip. handle. pretext.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug handle. loophole. a way out. holder. lug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tutacak yeri, halkası olan: Kulplu bardak, kulplu şamdan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kısa, bodur, boysuz (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji) (y. k.). Aynı yapı ve terkipte olan büyük taş parçası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk prensi ve komutanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir milletin manevî varlığını ve düşünce birliğini meydana getiren fikir ve sanat mahsullerinin, an’anelerin bütünü. 2. Fikrî çalışmalarla çeşitli zihnî melekelerin gelişmesi, zenginleşmesi. 3. Bu zenginleşmeye temel teşkil eden bilgilerin bütünü. Kültür-fizik = Beden eğitimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture. ethos.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Al.) kültür, hars, ekin, ekinç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural capital / centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kültüre ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultural anthropology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physical-fitness exercises.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültür sahibi insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured. intelligent. sophisticated. enlightened. well-educated. cultivated. thoroughbred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultivated. cultured. sophisticated. literate. well-read.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.). Kültürü olmayan, cahil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiberal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lowbrow. uncultured. uneducated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uncultured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kalb). Kalbler. bk. Kalb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قلوب] kalpler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fars. «külbe» den, o da Y.’da «örtme» mânâsında bir kelimeden gelir). Bekçi, bahçıvan ve çoban gibi adamların barınmasına mahsus çalı-çırpıdan muhafazalı küçük yer, ufak ve fakir köylü evi: Bekçi kulübesi; balıkçıların kulübeleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hut. hovel. box. booth. cabin. cote. cottage. crib. hutch. kiosk. kiosque. lodge. shack. shanty. shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. cot. cottage. hut. lodge. shack. shanty. shed. cabin. sentry box. telephone booth. telephone box. tollbooth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin. hut. shanty. shack. sentry box. telephone booth. talkbooth. barrack flat. chalet. cot. cote. cottage. crib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yumurtaya yatmış, piliç çıkarmış yahut yumurtaya yatmak üzere kızmış tavuk ki «gurk gurk» edip tüylerini kabartarak gezer: Bu tavuk kuluçka olmuş; üç kuluçkamız vardır. 2. mec. Yerinden oynamaz, tenbel adam. Kuluçkalık, tavuğun kuluçka olması, kuluçkalık hâli: Tavuklarımızın üçü kuluçkaya yattı; kuluçka oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broody hen. incubation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubation period.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incubator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Meşhur ünlü. 2.Taşçı, çekici, balyoz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek küçük eşek yavrusu (daha büyüğüne sıpa denir. Aslı Türkçe’de yabanî eşek demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the capital and largest city of Mongolia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Y.’dan) (tıp). 1. Şiddetli barsak ağrısı. 2. Vaktiyle romatizmaya da bu ad verilirdi. Kulunçotu = Bir cins tıbbî bitki. Kulunç kırmak = İyice ovmak, masaj yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder pain. acute abdominal pain. severe pain. cramp. gripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şiddetli ağrılara ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir. Bu çeşit ağrıların bazıları sabit, bazıları da gezici ağrı şeklindedir. Kalınbağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir. Kulunç ağrılarını dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gelincik yaprağı, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı kaynak suya 4 tane gelincik yaprağı konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülüp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Sivri ve uzun demirli taşçı kazması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (dişi eşek) yavrulamak (bazen kısrak hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda dölyatağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club. clubhouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski, işe yafamaz, kullanıla kullanıla bozulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dilapidated. junky looking. ramshackle. conk out. decrepit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane. track. course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. müz. A. coğrafya). (Y.’ da: kapalı, mahsur). Kızıldeniz sahilinde ve Süveyş yakınında eski bir şehir. Bahr-IKulzüm = Kızıldeniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşkuya düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's suspicions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şüphelenmek, tasalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get suspicious. doubt. to smell a rat. suspect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşkusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputable. doubtful. dubious. equivocal. incredulous. questionable. questioning. sceptical. suspicious. uncertain. debatable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distrustful. doubtful. suspicious. arousing suspicion. unlikely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. botanik). Yaprakların iki yüzünde de bulunan ince zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden bir bitki; yaprakları salata olarak kullanılır (rumex acetosa).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rumex): Karabuğdaygiller familyasından; nemli kırlarda yetişen, genellikle bir kaç yıl yaşayan, yeşil veya firfiri renkte orsu bir bitki cinsidir. Yaprakları hafifçe kabarık ve geniştir. Meyveleri üç köşeli veya yassıdır. Yurdumuzda yetişen türleri; Labada, büyük kuzukulağı, küçük kuzukulağı gibi çeşitleridir. Ev ilaçlarında büyük ve küçük kuzukulağının yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yaprakları ile salata yapılıp, yenir. İdrar söktürür. Mide şişkinliğini giderir. Egzamalar üzerine kompress yapılır. Romatizmalılar, böbreklerinden hasta olanlar, yememelidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Büyük harf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. majuscule

db. büyük harf

Özel adlarla cümle başları gibi yerlerde kullanılan ve büyük yazılan harf.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «kavi» den imef.) (mü. mâkule). Söylenmiş, denilmiş, Fars. güfte. (i. A.) Söylenilen şey, söz, kavi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «akl» dan imef.) (mü. mâkule). 1. Akla uygun, akla yakın, aklın kabûl ettiği: Dediğiniz şey mâkul değildir. 2. Akıl ile bilinir, akılla isbat olunur, aklî, menkul zıddı: Ulûm-i mâkule ve menkule (aslî-naklî ilimler). 3. Oldukça akıllı, sözü akla yatkın: Mâkul bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. fair. acceptable. just. moderate. level. logical. comprehensible. conceivable. judicious. plausible. possible. probable. sane. sensible. sober. sober-minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

admissible. advisable. decent. feasible. modest. palatable. plausible. possible. rational. reasonable. sane. sensible. valid. amenable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reasonable. sensible. amenable to reason. comprehensible. conceivable. down to earth. judicious. moderate. rational. sane. sober. tenable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معقول] akla uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akla uygun bulunan. Akıl ile bilinir, akılla kanıtlanan. Oldukça akıllı, sözü akla yakın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (I. A. c.). Akıl ile bilinir ve nakle dayanmıyan meseleler, ilimler ve bahisler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [معقولات] aklî bilgiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A.). Cins, türlü, çeşit, kabîl: Bu makule şeyler hoş değil, o makule adamlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقوله] kategori.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Makul).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Akla yakın ve akıl ile anlaşılan şeyin hâli: Bu maddenin mâkuliyyeti açıktır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. masculin

erkeksi

Erkeği andıran, erkeğe benzeyen, erkek gibi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «nakliden İmef.) (mü. menkule). 1. Bir yerden bir yere taşınmış, naklolunmuş: Dikilitaş, Mısır’dan menkuldur. 2. Ağızdan ağıza anlatılarak bize gelmiş olan, nakil ve rivayetle bilinen: Hadîs, menkul bir İlimdir. 3. Bir mânâdan diğerine nakledilmiş: Menkul-i şer’İ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منقول] nakledilen. 2.anlatılan, rivayet edilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Security)

Ortaklık veya alacaklılık sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte, seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve şartları SPK’ca belirlenen kıymetli evraktır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Lending)

Aracı kuruluş ile müşteri arasında düzenlenen sözleşmede belirlenen esaslar dahilinde, ödünç veren taraftan açığa satış amacıyla ödünç alan tarafa, belirli bir dönem için menkul kıymetlerin verilmesi ve aynı cins menkul kıymetlerin mislen geri alınmasını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. c.) Nakl İle bilinen, nakle ve rivayete dayanan bilgi, naklî ilimler, zıddı: mâkulât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «eki» den imef.) (c. me’kûlât). Yenecek şey, yiyinti, yiyecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. me’kûl). Me’kûller, yiyecekler, (bk.) Me’kûl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Küçük harf.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. miniscule

db. küçük harf

Büyük harfin küçük yazılan türü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corn tassel. corn silk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. kimya). Maddenin bütün hususiyetini taşıyan en küçük kısmı. Moleküller atomların birleşmesinden meydana gelir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molecular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محيرالعقول] akıllara durgunluk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜŞKİL) (i. A. «şekl» den if.) (mü. müşkile). Zor, güç, çetin: Müşkül iş, müşkül hâl. (i. A. c. müşkilât). Halli zor iş, engel, mânia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞKİL)-PESEND (i. F., Ar. müşkil = güç, Fars. pesendîden = beğenmek). Zor beğenir, bir şey beğenmez, her şeye bir bahane bulan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜŞKİL)-PESENDANE (I.F.). Bir şey beğenmeyen adama mahsus ve lâyık surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trouble. difficult. hard arduous güç. zor. çetin. difficulty engel. güçlük. zorluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. difficult. inconvenient. intricate. knot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜŞKİLAT) (i. A. c.). Güçlükler, zorluklar, müşküller, (bk.) Müşkül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

difficulties. problems. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalınca kabuklu, iri ve uzunca taneli bir üzüm çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güç ve müşkül olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitchy. captious. choosy. difficult. fastidious. finicky. fussy. particular. pernickety. exacting. choosey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastidious. hard to please. slow coach. exacting. exigent. old maid. pernickety. picky. pricky. queasy. querulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun, I ince) (i. F.). Akla uygun olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.)) [نامعقول] makul olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar “Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir” diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Avrupa’da Rönesans başlangıcına, diğer bir deyişle insanların titizliğin ve temizliğin farkına varmalarına kadar, bütün bir tarih boyunca yemek yerken eller kullanıldı. Tabii bunun da bir adabı vardı. Yemek yerken kullanılan parmak sayısı o kişinin statüsünü gösteriyordu. Normal insanlar beş parmaklarını kullanırlarken asiller üç parmaklarını -yüzük parmağı kesinlikle kullanılmadan- kullanıyorlardı.

Aslında Latince çatal anlamına gelen kelime, çiftçilerin hasadı havaya atıp savurmada kullandıkları dev çatalların isminden türemiştir. Bunların çok küçükleri Türkiye’de Çatal Höyük’de yapılan kazılarda bulunmuş ama ne işe yaradıkları, milattan 400 yıl öncesinde sofralarda yemek yemede kullanılıp kullanılmadıkları tam anlaşılamamıştır.

Çatal konusunda kesin bilinen bir şey, ilk defa 11. yüzyılda Toskana’da (İtalya) ortaya çıktığıdır. İki uçlu olan bu çatallara insanlar ‘Tanrının bahşettiği yiyecek yine Tanrının verdiği parmaklarla yenilebilir’ diye şiddetle karşı çıktılar.

İnsanların yüzyıllar boyu süren, yemek yerken çatal kullanmaya karşı direnme gibi tavırların tarihte örneği azdır. 17. Yüzyıla kadar süren bu direnmenin bir başka cephesi daha vardı. Yiyeceği bıçakla tutup, ısırarak yemeye alışmış erkekler çatal kullanmayı kadınsı bir davranış olarak görüyorlardı.

Bu arada Fransız ihtilalinin biraz öncesinde Fransa’da yavaş yavaş dört uçlu çatallar kullanılmaya başlandı. Zamanla çatal kullanmak lüks, asalet ve statü göstergesi oldu. Çatalla birlikte sofralarda her insan için ayrı tabak ve bardak kullanmak adeti de gelişti, toplumun tüm sınıflarına ve giderek dünyanın diğer yerlerine de yayıldı.

Kaşığın kullanılmaya başlanması ise tarih kadar eskidir. İnsanlar, çatala karşı gösterdikleri direnci kaşığa göstermemişlerdir. Bu, şüphesiz sıvı bir şey içmek için eli kullanmanın iyi bir alternatif olmamasından kaynaklanmıştır.

En eski zamanlara ait kazılarda bile, taş, kemik, ağaç veya madenden yapılmış kaşık veya benzeri şeylere rastlanmaktadır. Kaşıktaki en önemli gelişmeler sapının şeklinde olmuştur.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İüphesiz tarih boyunca tüm insanlarda görme kusuru olmuştur. 13. yüzyılda gözlük ortaya çıkıncaya kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıkamamaya mahkumdular.

Aslında gözlüğün ana malzemesi olan camın tarihi dört bin 500 yıl evveline kadar gidiyor. Antik dünya insanlarının optik hakkında bilgileri olduğu, camın belirli bir formunun cisimleri büyüttüğünü fark ettikleri biliniyor. Hatta milattan önce bin yıllarına ait, büyüteç olarak kullanılmış cam örneklerine Girit’teki kazılarda rastlanılmıştır. Ne var ki büyütecin cam haline gelmesi çok zaman aldı.

Gözlüğü ilk bulan kişinin kim olduğu bilinmiyor. İnsanlık tarihinin büyük teşekkür borçlu olduğu, bu parlak buluşu gerçekleştiren kişinin kim olduğu bütün araştırmalara rağmen hala sırrını koruyor. Bu kişinin 1250 veya 1280 yıllarında Venedik’te yaşamış olması büyük bir olasılık, çünkü 13. yüzyılda, Ortaçağda Venedik, İtalya’da cam üretimiyle ünlü olan bir yerdi.

İlk gözlüklerin mercekleri konveks, yani dışbükeydi ve sadece yakını görme problemi olanların işlerine yarıyordu. Uzağı görme sorunu olanların derdine çare olacak konkav (içbükey) merceklerin üretilmesi için yüzyıl geçmesi gerekecekti. Görüldüğü gibi gözlüğün tarih içindeki gelişmesi oldukça yavaştır.

Uzağı görme sorununu yani miyopluğu düzeltecek merceklerin ancak 15. yüzyılda yapılabilmesinin sebebi o tarihlerde, gözlüğün daha çok yakını okuma amaçlı kullanılması, uzağı görememenin o kadar önemsenmemesi ve içbükey merceklerin imalinin daha zor ve pahalı olmalarıydı.

Gözlük icat edildikten ancak 350 yıl sonra düşmeden yüzün ortasına tutturulabildi. Aslında bu gözlük tarihindeki en son ve önemli buluştu. Edward Scarlett 1730’da Londra’da sabit gözlük sapım icat etti. Saplar kafaya göre ayarlanabildiği için gözlük burun üzerine daha az ağırlık yapıyor, düşme tehlikesi de önlenmiş oluyordu.

Ancak tüm bu yavaş gelişmeye karşın gözlüğün insanlığa hizmeti büyük oldu, en azından onların yaşama bağlılıklarını arttırdı. Matbaanın icadından, basılan kitap ve gazete sayısının artmasından sonra gözlük lüks olmaktan çıkıp tam bir ihtiyaç oldu.

14. yüzyıl ortalarında İtalyanlar gözlük camlarına belki şekillerindeki benzerlikten dolayı ‘mercimek’ anlamında ‘lenticchie’ adını verdiler. İngilizcesi de ‘lentis’ olan mercimek, yaklaşık iki yüzyıl gözlük camı anlamında da kullanıldı. Günümüzde kullanılan ‘lens’ adının kökeni de bu sebeple mercimeğe dayanıyor.

İlk gözlükçü dükkanı 1783’de Philadelphia’da açıldı. Francis Mc Allister dükkanında gözlükleri bir sepetin içine yığıyor, müşteriler de bunları tek tek deneyerek gözlerine uygun geleni alıyorlardı.

İlk güneş gözlüklerinin 1430’lu yıllarda Çinliler tarafından kullanıldığını biliyor muydunuz? Ateşte dumanın isi ile kararttıkları gözlükler görme kusurlarını düzeltmek için değildi. Sanılacağı gibi Güneş’ten korunmak için de değildi. Çinliler başta mahkemeler olmak üzere bir çok yerde gözleri görünmesin, düşünceleri göz ifadelerinden belli olmasın diye bu koyu renkli gözlükleri takıyorlardı. Daha sonraları İtalya’dan Çin’e numaralı gözlükler de getirildi ama Çinliler onların da çoğunu iste kararttılar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Nöbetçi kulübeleri çevreyi iyi gözetleyebilmek için zeminden yüksekte inşa edilirler dolayısıyla iyi bir hedeftirler. Buradaki nöbetçileri olabilecek ani bir silahlı saldırıdan koruyabilmek için etrafına belirli yükseklikte kum torbaları dizilir. Bu kum torbaları bir çok kişiye biraz ilkelmiş gibi görünebilir ama bir çok malzemeden daha iyi ve daha pratik kurşun geçirmez siperlerdir.

Kumun kurşun geçirmemesinin sırrı kum taneciklerindedir. Boyları 0,05 milimetreden 2 milimetreye kadar değişen kum tanelerinin şekilleri köşeli, yuvarlak veya karışıktır. Bu şekilleri nedeni ile bir torbaya doldurulan kum taneleri arasında boşluklar kalır ve bu boşluklar birbirleri ile bağlantılıdırlar.

Kum torbasına büyük bir kinetik enerji ile giren merminin enerjisi, aradaki bu boşluklar nedeni ile anında binlerce kum tanesine aktarılır. Her aktarışta diğer tanelere daha azalarak geçen enerji kısa sürede sönümlenir. Kinetik enerjisini aniden bu şekilde kaybeden mermi de daha kum torbasını delip çıkamadan durup kalır.

Aslında kurşun geçirmez camlarda da prensip aynıdır. Bu tip camlar, cam ve plastik, bir çok tabaka halinde, sandviç şeklinde sıkıştırılarak imal edilirler. Bir bakıma arabaların ön camlarına benzerler ama burada tabaka sayısı çok fazladır.

Kurşun bu tip bir cama çarptığında tabakaları tek tek delmeye başlar. Son tabakaya gelene kadar mermi bütün momentini ve enerjisini kaybeder. Enerji kimseye zarar vermeden cam ve plastik tabakalara geçer.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Vazgeçme, dönme, cayma: Sözünden nükûl etti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) numbskull.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) (Fr. l’école). 1. Okuma yeri, öğretim yeri, mektep: İlkokul, ortaokul, sanat okulu. 2. Bir ilim veya san’at kolunda belirli bir tarz, çığır, doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school. college. academy. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school. chapel. chaplain. institute. thinking shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow student. school fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolchild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school child.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooky player.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

truant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headmaster. principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school director.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preschool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post-school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolmate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Optik cihazlarda objektiften gelen ışınları göze veren mercek serisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extramural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. occultisme

gizlicilik

Özellikle ruhlar dünyasıyla ve evrenin bilinmeyen güçleriyle ilgili bilgi dünyasına dayalı çeşitli kuramlar, uygulamalar ve ayinler için kullanılan genel ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kulak zarının arkasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. middle school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

junior high school. middle school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secondary school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private school. independent / nonprovided / private school. independent school. special school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçek kul. Hakkıyla ibadet eden kul.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba gürültüyü ifade eder: Paldır küldür içeri girdi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. particule

fiz. parçacık

Elektron, proton, nötron gibi atomu oluşturan parçaların her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İplik, İpek yahut sırma ve telden yukarısı top ve aşağısı dağınık askı. Püsküllü belâ = Büyük çapraşık dert.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tassel. tuft. fringe. coma. beard. thrum. tag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tassel. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tassel. beard. bobble. feather. tag. tuft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasseled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tasselled. tufted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a peck of trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın verdiği nimet. Nimetler veren Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clock tower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ploughshare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

Sağlık Bilgisi

Günde, normal olarak 80 saç kılı dökülür. Bundan fazla dökülme yaşın ilerlemiş olması, bazı ateşli hastalıklar, tiroid hastalıkları, kansızlık, verem, şeker hastalığı gibi bütün vücudu etkileyen hastalıklardan sonra görülür. Tıp dilinde alopesi adı verilen saç dökülmesi; basit saç dökülmesi ve pelad olmak üzere iki çeşittir. Saç dökülmesini önlemek ve saçları uzatmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Yulaf sapı, su.

Hazırlanışı : Altı bardak suya 1 avuç yulaf sapı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyu ile saçlar yıkanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Duvarcıların duvarın doğruluğunu sağlamak için kullandıkları Alet ki ucuna kurşun veya tunçtan ağırca bir parça bağlı bulunan bir ipten ibaret olup bir çivi ile duvarın yukarısına veya konulacak taşa iliştirilip aşağıya sarkıtılır, (uyd. k.) Çekül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plummet. plumb line. plumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاکول] çekül.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Şâkul gibi yukarıdan aşağıya inen, asılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şâkul kullanmak, şâkul tutup doğruluğuna bakmak. 2. Tasarlamak, ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski bir şarapnel çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. secularist

fel. dünyacı

Dünyacılık yanlısı kimse.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. secularism

fel. dünyacılık

Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Strateji, (bk.) Sevk.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. circulation

1. ekon. dolanım, 2. anat. ve ekon. dolaşım

1. ekon. Alışveriş ve hizmet karşılığının ödenmesini sağlamak üzere paranın el değiştirmesi. 2. anat. Kan dolaşımı. 3. ekon. Para ve para yerine geçen bono, senet vb.nin geçerli olması, sürümde bulunması. 4. ekon. Mal veya paranın elden ele dolaşması, dolanım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Dağıtılmak üzere çoğaltılan mektup. Ar. tamim.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. circulaire

1. genelge, 2. duyurum

1. Yasa ve yönetmeliklerin uygulanmasında yol göstermek, herhangi bir konuda aydınlatmak, dikkat çekmek üzere ilgililere gönderilen yazı. 2. Duyurma işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. circular letter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular genlge. tamim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circular. printed notice. circular letter. circular order. form letter. circular nfr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. dalavere, hilekârlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sıvışıp gizlenmek; kaytarmak, atlatmak; i. gizlenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kafatası; kafa, beyin. skull and crossbones ölüm sembolü olarak kafa kemiği altına çaprazlama konulmuş kol veya bacak kemikleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. takke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her yere sokulan, her yere giren, herkesle çabuk bildik ve ahbap olan, mûnis: Sokulgan adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociable. friendly. folksy. ingratiating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sociability. friendliness. ingratiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Araya girmek, zorla girercesine oraya sokulmak: O her yere sokulur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneak. snuggle. to push oneself into. to cultivate friendly relations with. to be inserted. to be put in. to be let into. to snuggle. to creep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be inserted in. to be thrust in. to be put in. to be let into to be smuggled into a place. to draw near to. creep. cuddle up. obtrude. sidle. worm in / into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismantlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sökmek işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come unstitched. ravel. ravel out. come away. cough up. rip. slit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip. split. unravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be pulled up / uprooted / pulled out / ripped out / dismantled / unstitc. come off. cough up. unravel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socio-cultural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Daha sonra pahalı satmak İçin bir malı geni; ölçüde alıp saklama: Demir spekülasyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculation

1. tic. vurgunculuk, 2. saptırma, 3. fel. kurgu

1. İleride meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak haksız kazanç sağlama. 2. Saptırmak işi. 3. Uygulamaya geçmeyen yalnız bilmek ve açıklamak amacını güden düşünce, kuramsal araştırma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation. spec. adventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculatif

1. fel. kurgusal, 2. tic. saptırıcı

1. Kurgu ile ilgili. 2. İleride doğabilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak gelir sağlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Spekülesyon yapan.’

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. spéculateur

tic. vurguncu

Para dalgalanmalarından yararlanarak kolay yoldan kazanç elde eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculator. undertaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تعقل] akıl erdirme. 2.akıl etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.akıl erdirmek. 2.akıl etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çuhaçiçeğlgillerden bir süs bitkisi: Siklamen (cyclamen).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(siklamen): Çuhaçiçeğigiller familyasından; toprak altında yassı ve toparlak yumruları olan çok yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları uzun saplı, kalp şeklinde ve açık renkli lekelidir. Çiçekleri uzun saplıdır. Rengi pembe, veya morumsu pembedir. Hafif kokuludur. Meyvesi kapsül şeklindedir. Toprak altında bulunan kısmında; zamk, pektin, şeker ve saponin karakteri bir glikozit taşır. Köküne, topalak kökü denir. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanı söktürür.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

engineering college. polytechnic. technical school. technological school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone booth / box / kiosk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl» den). Şekilce bir olup benzeşme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şekl»den) (c. teşekkülât). 1. Belirli bir şekil alma, bir şekle girme, belirli bir şekilde canlanma. 2. Terkip, teşkil olma, meydana gelme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formation. organization. institution. association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agency. formation. organization. forming. being formed. taking shape. being made up of. consisting of. group. body. unit. making. texture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ), işlerin gidişini Allah’a terk ve havale edip kadere razı olma: Allah’a tevekkül ettim, erbab-ı tevekkül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting oneself in God's hands. resigning oneself in God's hands. faith. fatalism. reliance. resignation. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Her şeyi Allah’a bırakarak, yargıya boyun eğme.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Verem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tuberculose

tıp verem

Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koh basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious. hellbent. sultry. warm-blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitious. desirous. fervent. passionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passionate. ambitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. akıl). Akıllar, (bk.) Akıl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقول] akıllar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.)(Erkek İsmi) - Akıl, us.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hawaii adalarına ait telli kitara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idealize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sleepy. dozy. drowsy. blear-eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dopey. dozy. drowsy. sleepy. dopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uyku sersemliği üzerinde iken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kundaktaki yavrunun avucunda biriken pürüz. 2. Kuzunun gırtlağında bulunan irice bezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sweetbread. pancreas. scurf on baby's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Asset – Backed Securities)

İhraçcıların kendi ticari işlemlerinden doğmuş alacakları veya temellük edecekleri alacaklar karşılığında, ihraç edebilecekleri kıymetli evraktır.


Finansal Terim by