Kulak Kiri ne demek? | Kulak Kiri anlamı nedir? | Kulak Kiri

Kulak Kiri anlamı nedir?

Kulak Kiri ne demek?

Kulak Kiri anlamı nedir?

Kulak Kiri | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kulak kiri

Sağlık Bilgisi

Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, havlu.

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı zeytinyağı ısıtılır. Ilıdıktan sonra kulak borusuna 3 damla konup ılık bir havluyla kapatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

1. Zıt, ters; alışılagelen ve doğru olarak bilinen şekle uygun olmayan: Aykırı bir fikir. 2. Uygun olmayan: Adetlere aykırı bir davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crosswise. transverse. anomalous. antithetic. antithetical. contradictious. contradictory. heterodox. impolitic. incongruous. inconsistent. repugnant. thwart. gainst. crosswise. crossways. athwart. counter. anti-. against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. against. contrary to. crosswise. transverse. across. incongruous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrary. contrary to / against. inviolation of. diverging. divergent. transverse. crosswise. sidelong. abnormal. thwart. adverse. eccentric. contradictory. derogative. derogatory. inconsistent. traverse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılıklı olarak aykırı hale gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become contrary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. disagreement. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disagreement. difference. incongruity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış, en eski batıl inançlardan biridir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar gider. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısır devirlerine rastlar. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdi ve de tabii ki kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu. Sonraları buna vampirlerin ruhları olmadığından bu parlak yüzeylerde görüntülerinin de yansımadığı inancı ilave edildi.

Cam kapların yapılmaya başlanılmasından sonra da, içindeki sudan yansıyan görüntünün ruhun bir yansıması olduğu inancı devam etti ama camlar kırılabiliyordu ve o zaman da içinde bulunan ruhun bir parçası vücudu terk ediyordu.

Birinci yüzyılda Romalılar bu uğursuzluğun süresini 7 yıla çıkardılar Romalılar hayatın her yedi senede bir kendini yenilediğine İnanıyorlardı. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekiyordu.

Bu batıl inanç, 15. yüzyılda İtalya’da, Venedik şehrinde, arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişti. İnanç biraz da ekonomik boyut kazanmıştı. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde, yedi yıl boyunca, ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılıyorlardı.

Bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de oldu tabii. Örneğin: aynanın kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olur. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki ruh içinde kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Fransa’da ucuz maliyetli aynalar üretilmeye başlanıldı ama batıl inanç o kadar yerleşmişti ki, günümüzün modern dünyasında bile hala devam ediyor.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rafter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş dışkısı, sank, sanki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok aşırı nezaket, lüzumsuz kibarlık ve dayanıksızlık gösteren: Böyle şey söylenmez. Çıtkırıldımın biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effeminate. high- hat. softy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Circuit Breakers)

Menkul kıymet borsalarında piyasanın belirlenen bir süre içerisinde, belirlenen bir seviyede düşüş göstermesi durumunda, hisse senedi ve vadeli endeks piyasalarında, alış ve satış emirlerindeki dengesizlik nedeniyle oluşabilecek aşırı düşüşlerin önlenebilmesi amacıyla, işlemlerin geçici olarak durdurulması uygulamasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

external ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment. frustration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blue ruin. chagrin. disillusion. disillusionment. fade. dead frost. frustration. lead baloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bread crumbs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

EX Kulaklıklar, derin bas sesler ve gerçek bir konfor sunmak üzere tasarlanan, kompakt ve hafif Sony kulak içi kulaklık serisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Hindistan’da, fakirlerin yaptığı, tabiat üstü kuvvetlere atfedilen fevkalade gösteri ve temrinlerin tamamı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Fillerin kulaklarının büyüklüğünün daha iyi işitmeleri ile bir ilgisi yoktur, kulaklar soğutucu görevi yaparlar.

Bilindiği gibi filler çok büyük hayvanlardır ve havanın çok sıcak olduğu bölgelerde yaşarlar. Filin kulaklarında bir çok kan taşıyıcı damar vardır. Bunlar sıcak kanı kulağın yüzeyine taşırlar ve sıcaklığın buradan havaya gitmesini sağlarlar. Böylece hayvancağız kulaklarını oynatarak kendini serinlemiş hisseder.

Afrika filleri çok az ağaç bulunan kurak yerlerde yaşadıklarından kulakları daha büyüktür. Asya’da özellikle Hindistan’da ise fillerin saklanabilecekleri ağaç gölgeleri çok olduğu için oralarda yaşayanların kulakları daha küçük ve üçgenimsidir.

Afrika filleri Asya fillerinden ortalama yüzde 5 daha büyüktürler.

Bugüne kadar yaşayan fillerin içinde büyüklük rekoru 4,10 metre yükseklik ve 10,7 ton ağırlık ile bir Afrika filine aittir. Fillerde dişler yeme değil de savunma amaçlı olup Asya fillerindekiler daha ince ve uzun ama daha hafiftirler.

Filin burnu değişikliğe uğrayarak uzamış, yakalayıcı bir hortuma dönüşmüştür. Bir insanın vücudundaki kasların sayısı 600 iken bir filin gövdesinde 50 bin kas vardır. İnsanda kalp tek bir kastan oluşmuşken gülmek için 17, surat asmak için ise 43 kasın çalışması gerekir. Yani gülmek daha az yorucudur. Fillerin kaslarının 40 bini hortumda bulunur. Bu hortumu ile fil bir ağacı devirebilir, yerdeki bir toplu iğneyi alabilir.

Filleri diğer hayvanlardan ayıran bazı ilginç özellikleri vardır. Örneğin fil zıplayamayan tek memeli hayvandır. Ayrıca fil insanın dışında başı üstünde amuda kalkabilen tek hayvandır.

Filler parmak uçlarına basarak yürürler, çünkü ayaklarının geri taraflarında kemik yoktur, bu bölge sadece yağdan oluşmuştur. Bir günde 30 kilometre yüzebilirler, bu arada hortumlarını şnorkel gibi kullanarak hava alabilirler. Suyun kokusunu 5 kilometre öleden alabilirler ve bir günde 250 litre su içebilirler. Filler, özellikle Asya filleri sakin ve uyumlu hayvanlardır. Ancak bugüne kadar sirklerde ölümcül kazalara aslan ve kaplanlardan çok filler yol açmışlardır.

Fillerin en önemli özelliklerinden birinin kendilerine yapılan bir hareketi unutmadıkları olduğu söylenir. Bu inanış tam doğru değildir. Yapılan deneylerde fillerin zor öğrenen ama bir kere öğrenince ömür boyu unutmayan hayvanlar oldukları saptanmıştır. Kendisine yapılan kötü bir hareketi hiçbir zaman unutmayan hayvan devedir. Kendisini döven kim olursa olsun fırsatını bulduğunda intikamını alır. Dayak yedikten yıllar sonra sahibini öldüren develer görülmüştür. ‘Deve kini’ tanımı işte bu nedenle kullanılır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Basınçla suyu atıp fırlatan Alet, fıskiye. Fars. fevvâre, şırınga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

false claim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strikebreaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strike breaker. blackleg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Japonca). Japonlar’da karnını bıçakla deşmek suretiyle intihar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hara-kiri.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Suicide, by slashing the abdomen, formerly practiced in Japan, and commanded by the government in the cases of disgraced officials; disembowelment; - - also written, but incorrectly, hari-kari. ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ritual suicide by self-disembowelment on a sword; practiced by warriors in the traditional Japanese society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harakiri .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disappointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scream. outcry. shout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Haykırmak eylemi veya tarzı. 2. Haykırma sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation. squeal. cry. shout. scream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. holler. shouting. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağlarken boğaz tıkanırmış gibi göğüsten gelip zor çıkan ıztıraplı ses: Hıçkırıkla ağlamak. 2. Acele yemek veya söylemek gibi bazı hallerde mideden gelen ve bazen hayli devam eden bir çeşit elde olmayan geğirme: Hıçkırık tuttu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Solunum kasları ve özellikle diyaframın uyarılması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde singultus denir. Nedenleri çeşitlidir. Basit hıçkırıklar; çoğunlukla mide gazı, sıcak ve baharatlı yemekler, sinir bozukluğundan kaynaklanır. Ayrıca; bazı kalp, karaciğer, bağırsak ve pankreas hastalıkları, zatülcenp veya zatürreede de görülebilir. Basit hıçkırıklarda aşağıdaki reçeteler uygulanır. 3 saatten fazla süren hıçkırıklarda, doktora başvurmak gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Karbonat, su.

Hazırlanışı : 1 su bardağı suya 1 kahve kaşığı karbonat konur. Eritilip bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiccup. sob. hiccough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiccup. sob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sadece Hindistan’a değil, kuzey Afrika ülkelerine, özellikle Fas’a gidenlerin en çok ilgisini çeken şeylerden biri de yılan oynatıcılarıdır. Yılan oynatıcısının yılanının sepetinden çıkartıp oynatmasının, onu bir tür hipnotize etmesinin, flütünden (aslında flüt benzeri bir çalgıdan) çıkardığı seslerle bir alakası yoktur.

Çünkü kobra yılanı bir taş gibi sağırdır. İşitme organı ve buna bağlı sinirleri yoktur. Sesleri duyması mümkün değildir. O sadece yerden, yani topraktan gelen titreşimleri hissedebilir. Yılanlar titreşimlere karşı çok hassastırlar.

Aslında yılanın sepetinden çıkıp, dikelip aldığı pozisyon saldırı pozisyonudur. Kobra gövdesinin ön bölümünü havaya diker ve boynunu yassıltarak genişletir. Bu hareketi boyun kaburgalarını birbirlerinden ayırarak sağlar.

Yılan oynatıcısı elindeki flütü sağa sola sallayarak yılanın baktığı hedefin yerini sürekli değiştirir. Yılan flüte doğru kafasını oynattıkça bu, seyircilere sanki yılan dans ediyormuş izlenimini verir. Aslında yılanın sallanması fiziksel bir olaydır. Onu vücudunun üst kısmını yerden yükseltebilmek için yapar. Sallanmayı kestiği an yere düşer.

Kobra yılanları türünün hepsi bir değildir. Yılan oynatıcıları genellikle gördükleri her şeye anında saldıran Kral Kobrası’nı tercih etmezler. Bunlar aynı zamanda dünyanın en büyük zehirli yılanlarıdırlar. Boyları 5 metreyi geçer zaten en kuytu yerlerde yaşarlar ve diğer kobraların aksine insandan kaçarlar.

Yılan oynatıcılarının tercihleri daha sakin olan ve yemeyi gözünün kesmediği büyüklükteki objelere saldırmayan Asya Kobrası’dır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenör Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Reonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanzı rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek farketmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hatta bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını araken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınız ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istayonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kızılötesi (IR) ve RF kulaklarda, kablosuz ağ menzili dışına çıkıldığında ya da verici ile kulaklıklar arasında bir engel meydana geldiğinde rahatsız edici bir cızırtı duyulabilir. Otomatik Susturma, alınan sinyal yeniden kabul edilebilir bir seviyeye gelinceye kadar bu gürültüyü susturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I.). Topraktan su düdüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Daha çok tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Daha çok çocuklarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Hastanın ağzından çıkan tükürük damlacıklarıyla bulaşır. Tıp dilinde parotitis epidemica denilen bu hastalık; genellikle kulak altında bulunan tükürük bezlerinin iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Kuluçka devresi, 18 gündür. Hastanın ateşi birdenbire yükselir, genel bir halsizlik görülür. Çok defa kulağın ön ve altında bulunan tükürük bezleri şişer ve acıma hissi duyulur. Yanak ve kulağın altı kabarır, kulak memesi de hafifçe yukarı doğru kalkar. Ağızda kuruluk, dilde pas vardır. İştah da azalmıştır. Bu durum birkaç gün devam ettikten sonra tükürük bezlerindeki şişlik yavaş yavaş kaybolmaya ve hasta iyileşmeye başlar. Hastalığın kendisi çok tehlikeli bir hastalık olmadığı halde; başka hastalıklara zemin hazırlar. Bu hastalıklar arasında; pankreas, gözyaşı keseleri, böbreküstü bezleri, erkeklerde husyeler, kadınlarda yumurtalıkların etkilenmesi önemli sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle en iyi şekilde tedavi edilmesi gerekir. Hastanın sağlıklı kimselerle konuşması, görüşmesi önlenir. Sulu yiyecekler verilir. Kabız olmaması sağlanır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Hindyağı.

Hazırlanışı : Her sabah aç karnına bir çorba kaşığı hindiyağı içilir. Bu hastanın kabız olmasını önler.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps. parotitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mumps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(venüsçiçeği): İkiçeneklilerden; 70-80 cm boyunda ince saplı tırmanıcı bir bitkidir. Çiçekleri koyu kahverengidir. Kokusu pistir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokenhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heartbroken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken-hearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulakları ince, düzgün ve dik at.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kapalı kulaklıklar, tüm kulağın kulaklıkla kapandığı, dolayısıyla kulaklığın akustik özelliklerinin çok yakından kontrol edilebildikleri kulaklıklardır. Sonuçta dış sesler neredeyse tamamen ortadan kaldırılırken, özellikle baslar olmak üzere çok yüksek bir ses kalitesine ulaşılır. Kapalı kulaklıklar özellikle HiFi kullanım için idealdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çakala benzer bir cins hayvan ki, arslanın yediğinin artığıyle beslenmek için bu hayvanın arkası sıra gezdiğine inanılır. Fars. siyâh-gûş. 2. Vaktiyle sadrâzamın hizmetinde bulunan memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyükçe ve öne çevrik kulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıran, sert ve kaba davranan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offending. harsh. unkind. stinging. cutting. disobliging. galling. injurious. invidious. scathing. scorching. shocking. breaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasive. acid. cutting. scathing. unkind. vitriolic. breaking. crushing. offensive. biting. hurtful. sharp. breaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offensive. hurtful. scathing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refractiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılmış, Ar. münkesir, Fars. şikeste: Kırık taş, deynek, testi; kilonun kırık yeri. 2. Soyu karışık, hâlis cins olmayan: Kırık. 3. Bir organın kırılmış yeri: Kolun kırığını bağlamak; tabağın kırığını yapıştırmak. 4. Kırılan şeyin parçaları: Cam kırığı. 5. Dövülüp ayrıca parçalar hâline konmuş şey: Arpa, buğday kırığı. Kırık dökük = 1. Bağlı olmayan ve perişan söz. 2. Kırılıp dökülenden ötede beride kalmış küçük şeyler: Kırık dökük topluyoruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken. fractured. cracked. split. break. fracture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. breakage. broken. disillusioned. fracture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. broken. fracture. hybrid. mongrel. a broken piece. failing grade. offended. hurt. breach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broken or worn out. broken. disjointed. candle end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırılan organları bağlayarak iyi eden amelî operatör, çıkıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonesetter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonesetter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılan organları bağlamakla iyi etmek ameliyyesi, çıkıkçılık. 2. Öteden beriden geçinme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonesetting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çarpma, vurma, düşme veya bunlara benzer bir kaza sonucu meydana gelen kırıklar, kapalı ve açık kırıklar olmak üzere ikiye ayrılır. Kemikler ya bir yerinden basit bir şekilde ya da birkaç yerinden kırılıp, parçalanırlar. Kemik kırılan yerde, şiddetli ve şişkinlik meydana gelir. Kırılan yer, elle yoklandığı zaman birtakım tıkırtılar duyulur. Bazen de, kırılan kemikler, kasları, etleri ve deriyi delerek dışarı fırlayabilir. Kemik kırıklarında yapılacak ilk iş, kemik uçlarını karşı karşıya getirerek, kıpırdamayacak şekilde sıkıca sarmaktır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak.

Hazırlanışı : 1 baş kuru sarımsak iyice dövüldükten sonra temiz bir tülbentin içine doldurulup, kırığın üzerine sarılır. Bu işlem hergün tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılan, kırık olan şeyin hâli (isim olarak «kırık» daha çok kullanılır). 2. Soğuk alma vesaire gibi sebeplerden olan neş’esizlik ve bütün bedende ve kemiklerde duyulan ağrı ve yorgunluk, Ar. inhirâf: Vücudumda bir kırıklık duyuyorum; bir kırıklığım var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brokenness. ache. soreness. fatigue. malaise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cyrillic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragile. brittle. eggshell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle. fragile. frail. touchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragile. breakable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragility. touchiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kırılmak işi. 2. Naz, nazlı yürüyüş, bk. Kırılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refracting. refractive. breaking. breakage. break. fracture. offence. offense. refraction. rupture. smash. split.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. breakage. clip. fracture. refraction. rupture. smash. breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking. break. refraction. hurt. offense. coquettish gestures. displeasure. pinch. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parçalanmak. Bir veya birçok parçaya ayrılmak: Cam, bardak düşüp kırıldı. 2. Ölmek, büyük ölçüde telef olmak, yok olmak, mahvolmak: İlk çıkan koleradan çok halk kırıldı. 3. Vücutta halsizlik duyma, kırıklık duymak. 4. Darılmak, gücenmek, Osm. münfail olmak: Bilmem ne sebepten bana kırıldı. S. Şiddeti geçmek, şiddeti kalmamak: Rüzgâr, fırtına, soğuk kırıldı. 6. Nâz ile sallanıp vücudun bazı yerlerini oynatmak: Kırılarak yürüyor; o kadar kırılmak da boştur. 7. Katlanmak, bükülmek: Bu gömleğin yakası kırılmaz. Ayak, el kırılmak = Bedduadır: Eli kırılsın; ayağı kırılsın. Bel kırılmak = Bel bükülmek, zaaf gelmek, çok yorulmak. Kol kanat kırılmak = Tamamen güçsüz kalmak, düşkün olmak. Gülmeden kırılmak = Katılmak. Çıtkırıldım = Pek nazlı ve şık kıyafetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be offended. be broken. break. fracture. go to pieces. offend. be hurt. break off. chip. crash. crush. explode. be piqued at. rive. shatter. sink. snap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. fracture. resent. shatter. smart. smash. snap. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be broken. to be hurt. to be offended by sb. to be refracted. to die. to perish. to take sth amiss. crack. to be discounted. fall to pieces. fracture. shatter. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fragment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Karadeniz’in kuzeyinde tarihî Türk ülkesi olan yarımada.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Büyük sayıda hayvan ölümü: Koyun, inek kırımı. 2. Hıristiyanlar’ın perhiz bozmaları: Et kırımı. 3. Giyecek kırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckle. carnage. massacre. the crimea. crimean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

massacre. slaughter. death of domestic animals because of disease or disaster. fold. pleat. discount. carnage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok çok kırma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kırımlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kırım ahalisinden. Kırımlı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Crimean. the Crimean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Şarap tortusundan çıkan bir kimyevî madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kızılcık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k.). Çok dar bir delikten geçen ışığın demet halinde yayılması olayı, Fr. diffraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diffraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nazlı nazlı, salınarak yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kırılan bir şeyin parçaları, kırılmaktan çıkan ufak parçalar, ufantı: Ekmek kırıntıları; cam kırıntıları. 2. Ufak tefek şey, kalıntı: Eski servetinin ancak kırıntıları kalmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bit. chip. crumb. fragment. rag. scrap. snatch. piece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crumb. fragment. piece. bit. scrap. shorts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keman gibi bazı sazlara tel olarak takılan, sinir veya barsak şey. Kemanın kirişlerini germek; kiriş koymak. 2. Yayı germeye yarayan lâstikli bağ; yayın kirişini çekmek. 3. Döşeme ve tavan tahtalarını mıhlamak üzere odanın enince kılıçlama konulan kereste: Bütün kalastan kirişler konmuş olduğundan döşeme hiç esnemiyor. Birine kiriş olmak = Takılmak, ilişmek. Kulak kirişte olmak = Söylenilen şeyi kaçırmayıp İşitmek ve lâzım geldiği şekilde yapmak üzere dikkatli ve uyanık olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tendinous. catgut. string. chord. tendon. tie beam. balk. baulk. beam. bowstring. girder. gut. joist. ligament. rafter. rib. sinew. span. stringcourse. tie. timber. traverse. wire. catgut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. chord. girder. joist. ligament. sinew. tendon. rafter. balk. violin string. catgut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. girder. joist. rafter. bowstring. tender. chord. cross beam. crossbeam. member. sinew. tendon. truss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde kiriş yapılan fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stringer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırışmış olan: Örtünün kırışıklarını düzelt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkled. wrinkly. crinkly. crisp. crispy. liny. wrinkle. corrugation. crease. crinkle. furrow. pucker. ruck. seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haggard. wrinkle. crease. pucker. wrinkled. creased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkle. wrinkled. crinkle. crinky. crisp. furrow. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kırışığı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. pucker. ruck. seam. wrinkle. furrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrinkledness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılıcına konulmuş kereste: Kiriş gibi kılıcına konulmuş, kılıçlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stringing. drawing the joisting. end on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yayın kirişini çekmek, germek: Yayını kirişledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to draw. to string. to joist. to furnish with joists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Küçük katlanışlar meydana gelerek bir şeyin düzgünlüğü bozulmak. Çarşaf kırıştı. 2. Karşılıklı kırmak: Çocuklar yumurta kırışıyorlar. 3. Yarı yarıya paylaşmak (argo): Gel şu parayı kırışalım. 4. Cilveleşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. crinkle. crumple. wrinkle. to wrinkle. to crinkle. to crease. to crush. to crumple. to ruck up. to kill one another. to bet with each other. to divide among/between themselves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get wrinkled. to kill each other. to divide sth among or between themselves. to bet with each other. crease. crinkle. pucker. wrinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Flört etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flirt with. cockle. wrinkle. wrinkle up. corrugate. crinkle. crumple up. frill. furrow. line. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruffle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. crinkle. crumple. furrow. ruffle. rumple. wrinkle. to wrinkle. to ruffle. to rumple. to crinkle. to crease. to crumple. to crush. to carry on. to have it off. to get off with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrinkle. to flirt with. corrugate. crease. crinkle. line. ruck. rumple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fazla kırıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nâz ile kırılarak yürümek. bk. Kırınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave coquettishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Toprağı derince kazarak belleme, altüst etme: Kirizme yapmak. iki bel, üç kol kirizme: İki, üç bel derinliğinde.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu kulaklıklar, sesi iletim istasyonundan kulaklıklara aktarmak için kablosuz kızılötesi sinyalini kullanırlar. Bir iletim istasyonu aynı sinyali birden fazla kullanıcıya aktarabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fragile. frail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanda işitmeye mahsus olan iki organ ki, başın iki tarafında bulunur. Ar. üzn, Fars. gûş: İnsan kulağı; at kulağı. 2. İşitme, Ar. sem’, sâmia: Kulağı ağır; kulak vermek. 3. Dinleme, dikkat. 4. Bir şeye bir ucundan bağlı parça, bir şeyin pahasını veya isim, ölçü vs. yi gösteren ilişikte bulunan kâğıt, bez, meşin parçası veya bir mektup ve telgraf vesaireye alıcı tarafından imza ve iade olunmak üzere bağlı ilmühaber kâğıdı: Bu vazoların kulağı düşmüş; kıymeti kulağında yazılıdır; götürdüğünüz tezkerenin kulağını imza ettirdiniz mi? 5. İçi kıyma vesaire ile dolmuş yassı hamur parçası: Kulak çorbası. 6. Kasatura ve bıçak gibi kesici Aletlerin kabzasının başındaki çatal çıkıntı: Sivri, yassı kulaklı bıçak. Kulak asmak = Dikkatle dinlemek, söylenilen sözü kabûl etmek: Kendisine söyledim, nasihat verdim kulak asmadı; benim sözüme kulak asmaz. Ağır kulak = Kolay işitmez, sağırca. Eşekkulağı = Bir cins bitki. Ayıkulağı = Yer şakayıkı. Eli kulağında = Hazır. Kulak uğultusu = Aslı olmaksızın kulakta hâsıl olan uğultu ve ses. Kulak, gözkulak olmak = Dikkatli davranmak. Balık kulağı = Balığın kulağa benzer organı ki, teneffüs için suyu oradan alır, tarak. Kulak bükmek = Tavsiye ve ihtar etmek, aklına getirmek. Kulaktozu (doğrusu kulakdozu) = İnsan kulağının aşağı sarkan yumuşak yeri ki, küpe buraya takılır. Can kulağı ile dinlemek = Gayet dikkatle dinlemek. Çıkrıkçı kulağı Bir çeşit demir kalem. Kulak çınlamak, kulağı çınlasın. = bk. Çınlamak. Denizkulağı = Bir cins bitki. Kulağıdelik = HAdiseleri kolayca duyabilen, uyanık insan. Devede kulak = Nisbeten büyük şey, büyük bir şey yanında pek küçüğü. Şeytanın kulağına kurşun = Şeytan işitmesin, nazar değmesin (gıpta edilecek bir hâl için söylenir). Tavşankulağı = Bir ot. Kulak tutmak := Dinlemek, dikkat etmek. Kulak doldurmak = Dinlemek, kandırmak, inandırmak. Kulak dolgunluğu — Çok işitmekle elde edilen bilgi. Kulağakaçan Çabuk yürüyen kulağı çatal bir küçük kara böcek. Kulak kabartmak = Renk vermeksizin dikkatle dinlemek, gizliden kulak vermek, kulak misafiri ölmek. Kabakulak = Bir çeşit hastalık. Karakulak = Postu kürk yapılan ve arslanın artığını yediği söylenen bir cins vaşak, Anadolu vaşağı. Kalemkulak = Bazı atların kesilmiş kalem biçiminde küçük ve güzel kulakları. Kuzukulağı = Sebzeden sayılan mayhoşça bir cins yaprak. Kulak kıkırdağı = Kulağın baştan dışarı olan çıkıntısı. Kulağa koymak = İhtar, tavsiye etmek: Bu işi kulağa koymuşlar. Keçikulağı = Kuzukulağıntn bir çeşidi, sebze gibi kullanılan mayhoşça yaprak. Kellekulak = Vücut, kılık, çalım. Kulağa küpe = Dikkatle işiterek ezberlenen söz: Bu söz kulağınızda küpe olsun. Kulağa girmek = Dikkatle dinlenmek: Onun kulağına söz girmez. Bir kulaktan girip bir kulaktan çıkmak = İşitip dinlememek. Kulak kirişte olmak = İşitmek üzere dikkatli olma, daima uyanık bulunmak. Kulak misafiri olmak = Renk vermeksizin söylenilen sözlere kulak verip işitmek: Bir şey konuşuyorlardı, ben de kulak misafiri oldum. Kulak vermek = Dinlemek. Yerin kulağı var = Bir şey ne kadar gizli

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aural. ear. lug. oto-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. flange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear. lug. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulak ağrısı başka bir hastalığın belirtisidir. Kulak borusu zarı iltihabı, kulak nezlesi, ortakulak iltihabı, kulak yolundaki çıban, boyun bezeleri, yüz nevraljisi, bademcik iltihabı veya çene mafsalındaki hastalık, kulak ağrısına neden olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sarımsak, zeytinyağı.

Hazırlanışı : 1 diş sarımsak külde pişirildikten sonra ufalanır. Üzerine 1 kahve kaşığı zeytinyağı ilave edilip, karıştırıldıktan sonra kulak deliğine sokulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Dış veya ortakulak iltihabından kaynaklanır. Akıntı azsa, dışkulak iltihabı, koyu sarıysa ortakulak iltihabı düşünülür. Mastoid iltihabının neden olduğu akıntı ise, krem kıvamında olup, çoktur. Kulaktan kanlı akıntı gelmesi, kulak zarının delinmiş olması veya kafatası kırığından kaynaklanabilir. Doktora başvurmak gerekir. İltihabın neden olduğu kulak akıntılarının tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : Kulağa günde 2 kere birer damla saf sirke damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Basit kulak çınlamalarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : 2 su bardağı sirke kaynatılır. Çıkan buhar kağıttan bir huni yardımıyla kulağa verilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Ortakulakta veya kulak arkası kemikte görülür. Vakit geçirilmeden doktora başvurmak gerekir.

- Ortakulak İltihabı : Bademcik veya gırtlakta meydana gelen iltihaplar grip, kızamık, kuşpalazı, kızıl gibi hastalıklar ortakulağın iltihaplanmasına neden olabilir. Hastada, yüksek ateş ve kulak ağrısı görülür. Kulağa sıcak pansumanlar yapmak, ağrıları dindirir.

- Kulak Arkasındaki Kemiğin İltihabı : Nedeni, genellikle ortakulaktaki iltihabın, kulak arkasındaki kemiğe doğru yayılmış olmasıdır. Hastada ateş, kulak ağrısı, koyu kulak akıntısı, halsizlik görülür. İşitme azalır. Çaresi ameliyattır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dışkulak borusundaki ufacık bezler; kulak kiri adı verilen hafif sarımtırak yağlı bir madde salgılarlar. Bu salgı fazla olduğu zaman, dışarıya atılamayıp kulak içinde kuruyacak olursa, bir tıkaç meydana getirir ve kulak zarını etkileyerek rahatsızlık verir. Dışkulak borusu, kulak kiri ile tamamen kapanacak olursa, uğultu, çınlama gibi arızalara neden olur. Tamamen tıkanmış boru, ancak doktor tarafından açılabilir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Zeytinyağı, havlu.

Hazırlanışı : 2 çorba kaşığı zeytinyağı ısıtılır. Ilıdıktan sonra kulak borusuna 3 damla konup ılık bir havluyla kapatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earlobe. lobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eavesdropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toprak sahıbı zengın çıftçı. rus çıftlık sahıbı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earplug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear splitting. harsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eardrum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulak, burun ve boğaz hekimi (halk tâbiri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ear specialist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kalpte kanı karıncıklara veren iki boşluğun adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atrium. auricle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Türkçe «kulak» ile Fars. «çîn» den mürekkep yanlış tâbir). Bazı takke ve külâhların kulakları örtmeye mahsus uzantısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kulakları veya uzun kulakları olan: Uzun kulaklı; kesik kulaklı. 2. Bir bıçak çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aureate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having ears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soğuktan korumak için kulağa geçirilen kumaştan kılıf. 2. Portatif radyoların, telefon veya telsiz cihazlarının kulağa tutulan kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. headset. earpiece. earphone. deaf-aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earphone. earflap. earlap. headphones. headset. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headphone. earphone. earflap. earlap. earpiece. hearing aid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağı kesik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

picked up here and there by listening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach / violation of the rules / regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birisi, bir teklifi kabûl etmemek için küçük bahaneler ileri sürmek, nazlanmak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Akciğerlerimiz kaburgalarımızın içinde birer torba gibi dururlar. Nefes aldığımızda bu torbalar içerlerine alabildikleri kadar hava alarak şişerler. Göğsümüzü karnımızdan ayıran ve akciğerlerimizin altına bitişik büyük bir kas olan diyafram, büzüşerek ciğerlerimizin genişlemesini sağlar, nefes almamıza yardımcı olur.

Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da ‘hıck’ şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur.

Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarındandır. Bu nedenle en çok yemekten sonra hıçkırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz. Hıçkırığı önlemek için çok çeşitli öneriler vardır.

Baş aşağı durmak, yavaş yavaş su içmek, kolları yukarıda tutmak, nefesi tutmak, ileride bir noktaya bakarak derin nefes almak, buzlu su içmek, nefesi tutarak üç kere yutkunmak, nane yutmak, parmağı kulağa bastırarak su içmek ve korkutmak gibi.

Bunlardan korkutarak insanı şok etmek, dolayısıyla sinir sistemini etkilemek, derin nefes alarak diyaframın mideyi itmesini sağlamak ve de kandaki düşük karbondioksit seviyesinin hıçkırığın oluşumunu hızlandırdığı bilindiğinden nefesi tutmak en mantıklı önlemlerdir.

Aslında ise bu önlemlerin hiçbirine gerek yoktur. Hıçkırıklar yaklaşık 5 saniyede bir olur ve genellikle bir dakikadan fazla sürmezler. Siz önlemlerle uğraşırken, o zaten kendi kendine kesilir. Hıçkırığı kesmek için kabul edilen genel görüş hiçbir önlemin hıçkırığı kesmediğidir. Ancak aylarca süren istisnai durumlarda, muhakkak tıbbi müdahale gerekir, hatta bu durumlarda sinirler üzerinde operasyon yapılması bile gündeme gelebilir.

Çok miktarda biber yemek gibi kimyasal yanmaların, enfeksiyonların ve ülser gibi hastalıkların da hıçkırığı meydana getirebilecekleri ileri sürülüyor. Hıçkırık süresince bir şey yememekte ve içmemekte fayda vardır, çünkü bu sırada tekrar fazla hava alınabilir.

Hıçkırığı önlemek için en iyisi yemeği yavaş yiyin, çok miktarda yemeyin, yemek yerken karbonatlı içki içmeyin, yemeğe konsantre olun, çok konuşmayın ve gülmeyin. Yemeğe saygınız ne kadar artarsa, hıçkırık o kadar azalır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Akciğerlerimiz kaburgalarımızın içinde birer torba gibi dururlar. Nefes aldığımızda bu torbalar içerlerine alabildikleri kadar hava alarak şişerler. Göğsümüzü karnımızdan ayıran ve akciğerlerimizin altına bitişik büyük bir kas olan diyafram, büzüşerek ciğerlerimizin genişlemesini sağlar, nefes almamıza yardımcı olur.

Süratli yemek yenildiğinde, yutkunma neticesinde yemek ile birlikte bir miktar da hava alınır. Hıçkırık, yiyeceğin yüzeyine yapışarak sindirim sistemine giren bu havayı atmak için sistemin gösterdiği bir tepkidir. Diyafram süratle büzüşerek, çok ani ve hızlı nefes almamızı sağlar. Bu arada boğazımızın üst tarafında, ses tellerimizin bulunduğu kısımda bir kapanma olur ve buradan geçen hava bir an bloke edilir. Bu da “hıck” şeklinde bir sesin çıkmasına neden olur.

Midedeki bir olayla diyaframın ilişkisi, bu iki organdaki sinirlerin birbirine çok yakın hatta iç içe geçmiş olmalarındandır. Bu nedenle en çok yemekten sonra hıçkırırız. Sindirim işlemi bittikten sonra hıçkırık olmaz. Hıçkırığı önlemek için çok çeşitli öneriler vardır. Baş aşağı durmak, yavaş yavaş su içmek, kolları yukarıda tutmak, nefesi tutmak, ileride bir noktaya bakarak derin nefes almak, buzlu su içmek, nefesi tutarak üç kere yutkunmak, nane yutmak, parmağı kulağa bastırarak su içmek ve korkutmak gibi.

Bunlardan korkutarak insanı şok etmek, dolayısıyla sinir sistemini etkilemek, derin nefes almak ve de kandaki düşük karbondioksit seviyesinin hıçkırığın oluşumunu hızlandırdığı bilindiğinden nefesi tutmak en mantıklı önlemlerdir.

Aslında ise bu önlemlerin hiçbirine gerek yoktur. Hıçkırıklar yaklaşık beş saniyede bir olur ve genellikle bir dakikadan fazla sürmezler. Siz önlemlerle uğraşırken, o zaten kendi kendine kesilir. Hıçkırığı kesmek için kabul edilen genel görüş hiçbir önlemin hıçkırığı kesmediğidir. Ancak aylarca süren istisnai durumlarda, muhakkak tıbbi müdahale gerekir, hatta bu durumlarda sinirler üzerinde operasyon yapılması bile gündeme gelebilir.

Çok miktarda biber yemek gibi kimyasal yanmaların, enfeksiyonların ve ülser gibi hastalıkların da hıçkırığı meydana getirebilecekeleri ileri sürülüyor. Hıçkırık süresince bir şey yememekte ve içmemekte fayda vardır, çünkü bu sırada tekrar fazla hava alınabilir.

Hıçkırığı önlemek için en iyisi yemeği yavaş yiyin, çok miktarda yemeyin, yemek yerken karbonatlı içki içmeyin, yemeğe konsantre olun, çok konuşmayın ve gülmeyin. Yemeğe saygınız ne kadar artarsa, hıçkırık o kadar azalır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

middle ear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kulak zarının arkasındaki boşluk.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır.

Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodorantlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve reklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. Şampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır.

Suyu ve yağı(ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda derimizin, üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir.

Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu’da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır.

Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kiraç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonrada karıştırmışlardır. Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olark kullanmışlardır.

İşte sabun budur. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda kullanılıyor. Keçi yağı yerine de sığır, ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor.

Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan yağı severken diğer taraftan suyu sever. Sabun moleküllerinin bir ucu yağı, diğer ucu da bir alkali olan suyu çeker. Ellerimizi ovuşturduğumuzda yağ ve kirler, dolayısıyla içindeki bakteriler parçalanır. Sabun molekülleri bu yağlı kirleri sararlar suyla birleştirirler ve artık çözünemez hale getirirler. Musluktan akan su ile de uzaklaşır giderler. Ellerin kurulanması ile de bakterilerin çok sevdiği nemli ortam ortadan kalkmış olur.

Günümüzün modern marketlerinde ise sabunun, bazı katkı maddeleri, boyalar, parfümler, deodoranlar, bakteri giderici maddeler, kremler, losyonlar ve raklamlarda söylenilen diğer maddeler eklenmiş hali ile karşılaşıyoruz. İampuan, diş macunu, tıraş kremi ve kozmetikler, sabunun sodyumun değişik bileşikleri ile yapılmış diğer adlarıdır. Eğer kostik soda yerine potasyum kullanılırsa, daha yumuşak olan sıvı sabun elde edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vocal cords.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide. battue. holocaust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genocide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kulak kepçelerini belirli frekanslarda havalandırarak İçindeki küçük kompakt hoparlörün etkisini artıran teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long eared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by