Külliye Tli | Külliye Tli ne demek? | Külliye Tli anlamı nedir?

Külliye Tli | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: kulliye tli

Türkçe Sözlük

(i. A. b = harf-i cer, el = harf-i tarif, külliyet = umumiyet, bütünlük). Bütün bütüne, tamamen.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (z.), büyük, kocaman, iri, cüsseli, azametli; çok, sayıca çok, külliyetli; uzun, sürekli; fazla; önemli; yüksek, meşhur; asil; mahir, usta; fevkalade; (k.dili) mükemmel; (z.), (k.dili) çok iyi, yolunda. great with eski hamile. be great on (k.dil

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açık bir şeyi, bir deliği kapalı etmek: Kapıyı, pencereyi, deliği kapamak. 2. Bir şeyin kapısını veya kapağını örtüp kapalı hâline koymak: Evi, dükkânı, sandığı, kutuyu kapamak. 3. Örtmek, saklamak, üstüne perde veya örtü çekmek: Yüzünü kapamak. 4. Kesmek, tıkamak, geçilmez ve işlenmez hâle koymak: O yolu kapamışlar. Yıkılan bir kaya, caddeyi kapadı. 5. Bir yerin içinde kapalı tutmak, çıkarmamak; hapsetmek: Suçluyu hapishaneye kapamışlar. Şu tavukları kapamalısınız ki, bahçede zarar vermesinler. 6. İşletmemek, battal etmek: O fabrikayı kapadılar. Çarşıda bir lokanta açmıştı, lâkin bir ay geçmeden kapadı. 7. Sözünü etmemek, bahsinde geçmek: Orasını kapa. Güzel bir bahis açmışken hemen kapadı. 8. Doldurmak, Osm. imlâ etmek, kuyu ve hendek gibi çukur bir şeyi örtmek, körletmek: O kuyuyu, o hendeği, temel yerlerini kapadılar. 9. Açık bir hesabı doldurmak, mahsûb ederek tesviye etmek, ilişik bırakmamak: O hesabı kapadık. Alacağını vereceği ile kapadı. 10. ihtikâr maksadıyla biriktirmek: Buğday fiyatının çıkacağını anlayıp vaktiyle külliyetli miktar kapamış. Göz kapamak = 1. Uyumak: Bütün gece göz kapayamadım. 2. Görmezliğe gelmek, müsamaha etmek: Bazan ticarette göz kapamak zarurîdir.

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex of buildings adjacent to a mosque.

Türkçe Sözlük

(i.). Bütün, topluluk: Fatih Külliyesi, Süleymaniye Külliyeti. bk. Külliyyet.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Ar. tâbirlerde «külliyye» şeklinde de kullanılır). 1. Bir şeyin umûmî olması, bütünlük. Bu defa güneş külliyetle tutuldu. 2. Bol, çok, toptan olan şeyin hâli: Bu sene ekin külliyyet üzere oldu. Külliyyetle koyunlar geldi. 3. Eskiden medrese ve müştemilâtına külliye de denirdi. Bi’l-külliyye = Bütün bütüne.

Türkçe Sözlük

(i.). Çok, bol: Anadolu’dan külliyetli buğday elde edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) büyük, geniş, cesim, azim, iri, vasi; bol, çok, külliyetli, mebzul; (den.) pupadan gelen (rüzgar);serbest; (i.), (müz.) ortaçağda kullanılan pek uzun bir nota. at large serbest; umumiyetle; bütün ayrıntılarıyle, mufassalan. largehearted (s.)

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nicelik; miktar; bir hecenin uzunluğu; mat. nicelik; müz. notanın uzunluğu; herhangi bir adet ifade eden işaret; mantıki nicelik; çoğ. büyük miktar, bolluk, çokluk. a negllgible quantity ehemmiyetsiz miktar. He buys in large quantities. Külliyetli

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. geniş engin, vasi; çok büyük; çok, kulliyetli. vas'titude vast'ness i. genişlik; büyüklük; çokluk. vastly z. çok. vast'y s., (şiir) büyük, geniş, engin.

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eyyâm). 1. Gün, yirmi dört saatlik gece ve gündüz mücjfleti. 2. Gündüz, leyi mukabili. Yevmü’l-hisâb, yevmü’l-haşr, yevmü’l-kıyâm = Kıyamet günü. Elyevm = 1. Bugün, şimdi, hâlâ. 2. Olmakta bulunan. Fî yevmenâ hâzihi = Bugünkü günde, günümüzde. Yevmen-mine’l-eyyâm = Günden güne. Külliyevm = Hergün.