Lab ne demek? | Lab anlamı nedir? | Lab

Lab anlamı nedir?

Lab ne demek?

Lab anlamı nedir?

Lab | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), ABD, (k.dili) laboratuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Labrador.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) laboratory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaba, anlayışsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boorish. dunce. stupid. rude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verbosity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loud mouthed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağı sekili at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıntısı sert, soğuk, tatlı sularda bulunan bir cins leziz balık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout. salmon trout. grilse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. Ala banda) (Denizcilik). Geminin bir tarafında bulunan topların birden boşanması, yaylım ateşi: Alabanda etmek. Orsa alabanda : Gemiyi birden çevirme kumandası, mec. Şiddetle azarlama ve kınama: Bir alabanda yedi ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

side of a ship. bulwarks. hard over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalgama benzer bir bitki (Brassica oleracea).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). su mermeri, kaymak taşı. Oriental alabaster Bektaşi taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Son haddine kadar, olanca hızı ile, olabildiği kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to the brim. hammer and tongs. supremely. wildly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). (bk.) Albora.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing. overturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capsizing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overturn. to upset. to overset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Fırça ile dikine taranacak şekilde kısa kesilmiş erkek saçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensible. intelligible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensible. comprehensible. deductible. perceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eskiden gökcisimlerinin yüksekliğini tayin etmede kullamlan bir gözlem aracı, usturlap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kullanışlı, hazır, elde mevcut; piyasada bulunan. availabil'ity, avail'ableness (i). hazır bulunma; muteber olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV/Monitör ekranını izlerken kolay düzenleme için kontrol panelini çıkartabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcının, en iyi güvenlik için ön paneli çıkartmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). kefil olunabilir, teminat olarak verilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bir yaşını geçmiş çocuklara balın bir zararı olamaz ama 12 aylıktan daha küçük bebeklere tavsiye edilmez. Peki nasıl oluyor da, tabiatın arılar vasıtası ile bahşettiği bu muhteşem gıda bebekler için zehirleyici olabiliyor?

‘Botulizm’ kelimesi bir çeşit zehirlenmeyi tarif eder. Botulin ise bakterilerin ortaya çıkardığı bir protein olup kaslardaki fiber doku yoluyla sinir hücrelerini istila eder, sonucu ölüme yol açabilecek hasarlar verebilir.

Botulizm bakterisi tabiatta bol bulunur ama havadaki oksijen tarafından hemen öldürülür. Ancak aktif olmadıkları zamanlarda bile oksijensiz bir ortamda yine hayat bulurlar. Bu, en çok teneke konserve kutularda saklanan gıdalarda görülür. Ağzı sıkı kapalı kutuların oksijensiz ortamında canlanan bakteriler, eğer yiyecek iyi ısıtılmazsa zehirleyici toksinler üretirler.

Arılar bal yapmak için nektar toplarlarken botulizm sporlarını da beraber alıp farkında olmadan bal yapımında kullanabilirler. Yetişkinlerde bu balın yenmesi sorun yaratmaz. Gerek vücudun savunma sistemi gerekse midenin asitli ortamı, bu bakterinin zarar vermesine müsaade etmezler. Bebeklerde ise hem savunma sistemi yeterli gelismemiştir, hem de mide hala ancak anne sütünü hazmedebilecek durumdadır. Zehirlenen bebek nefes alma ve yutkunma zorluğu çekebilir, kol, bacaklar ve boyunda güçsüzlük ortaya çıkabilir, durum çok ciddi sonuçlara yol açabilir.

Aslında botulin proteini bebeklere 6 aya kadar zarar verebilir. 8 aydan sonra tehlike geçmiştir ama en iyisi, bebeğin sağlığını emniyete almak için bir yaşına kadar bal yedirmemektir.

Balın bir türü olan delibal zehirlenmesi ise bir başka olaydır, yaşa bağlı olmadan tüm insanları etkileyebilir. Daha çok Karadeniz bölgesinde görülen bu zehirlenmenin nedeni arıların balı yaparken kara ağrı ve sarı ağrı adı verilen bitkilerin çiçeklerinden aldıkları toksindir.

Zehirlenme, bir kişinin bu baldan 50-100 gram yemesinden sonra ortaya çıkar ve kendini karın ağrısı, ishal, kusma, baş dönmesi hatta kol ve bacaklarda ağrı, kramp ve felçler şeklinde belli eder. Genellikle ölümle sonuçlanmaz. Bu balın bekletilmesi veya kaynatılması da zehirlenmeye çare değildir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

yahut BELBAN (i. Bulgarca’da ayıya derler).

1.Gezdirilip oynatılan ayı: Ne toplandınız, balaban mı oynuyor?

2.İri cüsseli insan veya hayvan: Balaban adam, doğan.

3.Büyük davul tokmağı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sturdy. fat. huge. large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çocuk bekçisi. 2.Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan. Balaban: Gıyasu’d-Din Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından İltutmuş’dan sonraki en büyük hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bittern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.irileşmek, şişmek, İri ve şişman olmak.

2.Lakırdıyı ağızda çiğneyip sarhoş gibi söylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Balanbanlanmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بالابلند] uzun boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. siddetle dövmek; ağır darbelerle vurmak; dil uzatmak, alaya almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., dilb. dudaksıl; iki dudaklı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gevezelik etmek, boş sözler söylemek; ifşa etmek, boşboğazlık etmek; i. geveze kimse, boşboğaz kimse. blabber, blabbermouth i. boşboğaz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn the helm to the lee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., leh. ekşi yoğurt, kesilmiş süt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaraplı balık çorbası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refrigerator. fridge. frige. freezer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. icebox. refrigerator. ice-box. a cold fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fridge. ice safe. refrigerator. yellow goods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sukabağı; sukabağından oyulmuş su kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, (k).dili hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hesap edilebilir, sayılabilir; güvenilir, sağlam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kesilip koyulaşmış süt; (f). kesilip koyulaşmak (süt).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beraber çalışmak, işbirliği yapmak. eollabora'tion (i). beraber çalışma, işbirliği. eollaborator (i). beraber çalışan kimse, işbirliği yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askeri birlikler tarafından işgal edilmiş memleketin düşman ile işbirliği yapan vatandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tesellisi mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. gül = malûm çiçek, F. Ab = su) («gülâb» dan Arapça’laşmış).

1.Gül-suyu.

2.(tıp). Müshil gibi kullanılan bir şurup. (Fr. julep bundan gelir).


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). on heceli kelime veya satır. decasyllab'ic (s). on heceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki heceli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iki heceli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first-aid box / cabinet. medicine chest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkatle işlenmiş, özenilmiş, mükellef, tafsilâtlı, ayrıntılı, inceden inceye işli. elaborately z. üzerinde dikkatle durarak, inceden inceye işleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ince işle ve emekle meydana getirmek, incelikle işlemek, ihtimam etmek, ayrıntılı bir şekilde hazırlamak, genişletmek. elabora'tion i. ihtimam, inceden inceye işleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothespress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press. wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (k).dili şaşırtmak, hayrete düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sarkık, yumuşak, gevşek; zayıf, iradesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wardrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat., bot. düz, tüysüz, kılsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gülsuyu şişesi ki, ağzı dar olup sallamakla gülsuyu serpilir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars..) (Erkek İsmi) - Gülsuyu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küllâbî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلاب] gül suyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلابدان] gülüptan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «katlab» dan galat). Kocayemişi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürültü, velvele, yaygara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hesaba gelmez, hesap edilemez; sayısız. incalculably z. hesaba gelmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celb» den). Sürülüp götürülme veya çağırıldığı için götürülme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kalb» den) (c. inkılâbât).

1.Bir halden başka bir hale dönme.

2.(astronomi) Gündönümü.

3.Devrim, ihtilâl, devrimci.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انقلاب] devrim. 2.değişim, dönüşüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dönüşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den masdar). Giderilme, kaldırılma, yok edilme, Osm. selb olunma, münselib olma, mahv ve yok edilme. Asâyişin insilâbı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) şeref ve haysiyetine dokunulamaz; dokunulmaz; bozulamaz, nakzedilemez, taarruz edilemez. inviolabil'ity, invi'olableness (i.) taarruzdan masuniyet; kişisel dokunulmazlık. inviolably (z.) ihlal edilemeyecek bir surette, masun olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. teselli kabul etmez, avutulamaz. inconsolably z. teselli kabul etmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) uzlaştırılamaz, barıştırılamaz, telif edilemez (fikir, tutum); (i.) uyuşamaz kimse, barıştırılamaz kimse; (çoğ.) uyuşmayan fikirler. irreconcilabil'ity (i.) uzlaştırılamaz oluş. irreconcilably (z.) uzlaştırılamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celb» den masdar). Çekmeye, celb ve yöneltme, sebep olma: Şefkat ve merhametini isticlâb etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.İzdiham, çokluk, kesret, Osm. cemm-i gafîr: Çok kalabalık vardı: Bu kadar kalabalığı ne ile doyuracağız?

2.Gürültü, patırtı, şamata: Çocuklar kalabalık etmesinler.

3.Bağlı olanlar, maiyette bulunanlar: Yanında çok kalabalığı var mıdır?

4.Yük ve eşya, ağırlık veren şeyler: Kalabalığı hana gönderip bizfilâna misafir olduk.

5.Kesretll, izdihamlı, çokluk: Biz hayli kalabalık idik.

6.Ahalisi çok, nüfus kesafeti fazla: Orası kalabalıktır. Ağız kalabalığı = Çok söyleyip söze boğma: Ağzı kalabalık bir adam. Kalabalık etmek = Lüzumsuz ve fazla olmak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded. multitudinous. thronged. populous. congested. rush-hour. cohort. crowd. throng. multitude. army. assemblage. concourse. congestion. cram. crop. crush. drove. flock. gaggle. gathering. hive. horde. host. huddle. legion. mob. press. regiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowded. multitudinous. thronged. populous. congested. rush-hour. cohort. crowd. throng. multitude. army. assemblage. concourse. congestion. cram. crop. crush. drove. flock. gaggle. gathering. hive. horde. host. huddle. legion. mob. press. regiment. dense

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowdedness. assemblage. concourse. confluence. congested. congestion. cram. crammed with people. crew. crowd. crowded. crush. dense. flock. heap. horde. host. legion. mob. numerous. peopled. press. ruck. squash. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congest. overcrowd a room. throng.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get crowded. to get cluttered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «kalb» dan imüb.).

1.Çok değiştiren, kalıptan kalıba sokan.

2.Kalp para yapan, sahtekâr.


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur. Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olamayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni(U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k,’k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi gözlü olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olmalarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kuduz illeti, kudurma, Ar. dâ-ül-kelb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kelb). Kelbler, köpekler, bk. Kelb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کلاب] köpekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.«Kılab» denilen eğirme çarkıyla sarılan sırma veya tel ile karışık ipek veya pamuk iplik.

2.Bakırdan yaldızlı sırma taklidi: Kılabdan işleme; kılabdan nakşı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taklit ve sahte tellerle karışık: Şam’ın, Hind’in kılabdanlı kumaşları; kılabdanlı perdelik, döşemelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookcase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

library case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çengel, kanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cerrâhî). Kanca ve çengel gibi cerrah Aleti. Küllâb-ül-cenîn — Kolay doğmayan çocuğu tutup çekmeye mahsus demirden Alet, forseps lavta (küllâbe dahi denir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قلاب] kanca, çengel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (çengel demek olan «küllâb»dan imen.). Tımarhanede delileri zapt ve idare eden hademe. Halk dilinde: Deli güllâbicisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowd of idle onlookers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) Labrador.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) laboratory.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sebze gibi kullanılan mayhoşça bir yaprak ki, yabânîsi ve evcili olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patience dock efelek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(rumex patientia): Karabuğdaygiller familyasından; dere kenarlarında ve sulak çayırlarda kendiliğinden yetişen bir bitkidir. Haziran - Eylül ayları arasında yeşilimtırak renkte küçük çiçekler açar. Boyu 50 cm ile 2 m arasında değişir. Köklerinde nişasta, şekerler, reçine ve antrakinon türevleri vardır. Yaprakları sebze olarak yenir. Ev ilaçlarında kökü ve yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: Kökü kaynatılıp içilirse bütün kaşıntıları keser. Yeşil tohumları kaynatılıp içilecek olursa, anne sütünü artırır. Mesane tıkanmasını giderir. İştah açar. İshali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laden, (bot.) Cistus; laden zamkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لابه] yalvarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beis yok, zarar yok. bk. Lâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) (ed, ing veya led, ling) yafta, etiket; nitelendirici isim veya cümlecik; (f.) etiket yapıştırmak, etiketlemek; tasnif etmek, sınıflandırmak; (mim.) kapı veya pencereye saçak yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ.bella) (bot.) dudak şeklinde bir korol kısmı, dudakçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) labium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dudaklarla ilgili; (dilb.) dudaksıl; (müz.) dudak şeklinde kenarları olan (boru); (i.) dudak ünsüzü, dudaksıl ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) bir tarafı sarkık dudak şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaymaya meyilli, değişme için tahtaları cıva klorid ile doyurmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.).

1.Eski Yunanca’da bir defa içine sirilince çıkış yolu son derece güçlükle bulunabilen bina.

2.Buna benzetilerek, çok karışık ve birbirini kesen, yol.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. maze. meander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. maze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. maze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten if.). Giyen, giymiş: Resmî üniformasını lâbis olduğu halde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لابس] giyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

giymek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. bia) dudak; (anat.) kadının tenasül uzvunda dudak şeklinde kısım, dudak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) labour (f.) çalışmak, çabalamak; uğraşmak, emek vermek, sıkıntı çekmek, güçlükle ilerlemek; (den.) denizlerde çalkalanmak, çok hırpalanmak; doğurma halinde olmak; ağrı çekmek; emekle meydana getirmek. l will not labor the point. işin teferruatın

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) labour (i.) çalışma, iş, emek; işçi sınıfı; doğum ağrıları; zahmet, meşakkat, sıkıntı, zorluk; (den.) fırtınada geminin şiddetle çalkalanması. Labor Day ABD eylülün ilk pazartesi gününe tesadüf eden işçi bayramı. labor dispute iş ihtilafı, iş an

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Laboratuvar işlerinde çalışan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory assistant. laboratory worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab assistant , laboratory assistant , operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) laboratuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İlmî sınâİ çalışmalar, araştırmalar yapmaya yarayan çeşitli cihaz ve malzemenin bulunduğu yer: Kimya laboratuvarı, fen laboratuvarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lab. laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laboratory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) işçi, rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) zahmetli, emekli, yorucu; çalışkan, işgüzar. laboriously (z.) emek vererek; çalışarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) labourite (i.) işçi yandaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Kanada’da bir yarımadanın adından, jeoloji).

1.Plapiyoklaz serisinden olan alüminyum kalsiyum ve sodyum silikatı.

2.Atlas Okyanusu’nda bir su akıntısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A region of British America on the Atlantic coast, north of Newfoundland. the mainland part of the province of Newfoundland and Labrador in the eastern part of the large Labrador-Ungava Peninsula in northeastern Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the mainland part of the province of Newfoundland and Labrador in the eastern part of the large Labrador-Ungava Peninsula in northeastern Canada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Labrador.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Labrador yarımadası. Labrador current Labrador akıntısı. labradorite (i.), Labrador spar en iyisi Labrador'da bulunan rengarenk bir çeşit feldispat, labrador.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Lapina balığının büyük bir cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (lâ = menfilik edatı, büd = ayrılma).

1.Terki mümkün olmayan, lâzım, elzem, zarurî: Bugün gitmemiz lâbüddür; sizin hazır bulunmanız lâbüddür.

2.Ar. Elbette, çaresiz, mutlaka: Siz lâbüd gelmelisiniz; yemeğinde lâbüd meyve bulunacaktır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (belki yukarıdaki Arapça kelimeden). Saz anahtarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarısalkım, (bot.) Laburnum anagyroides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لابد] gerekli, lazım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) labirent; entrikalıl veya karışık iş; (anat.) labirent, iç kulaktaki girintili boşluk. labyrin'thic, labyrin'thine (s.) labirent gibi, çapraşık, çok dolaşık ve karışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A botanik). Fasîle-i leblâbiyye = Sarmaşık çeşidinden bitkiler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ninni; müz. ninniye benzer parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. posta ile gönderilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «taleb» den masdar) (c. metâlib).

1.İstek, istenilen şey, Ar. matlûb, maksad, müddea: Sizin matlabınız nedir? Bu adamın bitmez metâlibi vardır.

2.Ehemmiyetli kaide, mesele.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مطلب] konu. 2.istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملعبه] oyuncak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملابس] giysiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. mehâlib).

1.Yırtıcı kuşpençesl.

2.Otlara sarmaşan ince bir çeşit filiz.


Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek heceli kelime. monosyllabic s. tek heceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «lebs» ten masdar).

1.Benzeyen iki şeyin biribirinden farkolunamayıp karışması, Ar. iltibâs.

2.Münasebet: Bu mülâsebetle; akrabalık mülâbesesiyle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kitchen cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sekiz heceli mısra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. maybe. mayhap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. maybe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possible. doable. that may be. peradventure. possibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possibility. liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gür ve yanaklara doğru uzanan bıyık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok heceli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üçten fazla hecesi olan kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört heceli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) barıştırılmaları mümkün, telif edilir, uzlaştırılabilir. reconcilability, reconcilableness (i.) barışma imkanı. reconcilably (z.) uzlaştırıcı surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Soytarılık ve mukallitlik ederek her kalıba giren hafif mizaçlı hoppa insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Soytarılık, mukallitlik, tuhaflık, hafif mizaçlılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb»dan).

1.Katılık, peklik.

2.Metanet, kuvvet, dayanma, sebat: Salâbet-i dîniyye.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلابت] sağlamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Peklik, katılık, sağlamlık. 2.Manevi kuvvet, dayanma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, sağlam, dayanıklı, sebatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılabilir, satılma imkanı olan. salability, salableness i. satılabilme, satılma imkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Elde olmadan başı sallanan.

2.Yürürken başını sallayan (at).


Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yapılabilir ve teorik olarak mümkündür. Hatta ünlü tenor Cruso’nun bunu başardığı rivayet edilir. Rezonansını tutturabilirseniz sadece bardak değil başka birçok şeyi kırabilirsiniz. Peki öyleyse, nedir bu rezonans?

Salıncakta bir çocuğu salladığınızı düşünün. Salıncak size gelirken, tam en üst noktaya ulaşmadan salıncağı itmeye kalkışırsanız, onu yavaşlatırsınız. Ancak salıncak size doğru gelirken, itmeyi hep en üst noktada yaparsanız, her seferinde aynı kuvvetle itseniz bile, salıncak gittikçe hızlanacaktır.

Salıncak kendi tabii frekansı ile, diyelim ki, dakikada 30 salınım yaparak sallanıyordu. Siz de dışardan bir kuvvet, fakat aynı frekansta bir kuvvet uyguladınız. Bu iki frekans çakıştı ve salıncak da bu nedenle gittikçe hızlandı.

Salıncak örneğinde olduğu gibi, her cismin bir kendi tabii frekansı vardır. Cisimlere kendi tabii frekansları ile çakışan bir frekansta her hangi bir kuvvet uygularsanız rezonans denilen kontrolsüz bir ortam oluşabilir.

Eğer önünüzde duran bir bardağa, onun tabii frekansına uyan bir frekansta bağırabilirseniz, daha doğrusu bir ses dalgası gönderebilirseniz, bardağın tabii frekansı ile sesin frekansı çakışarak, bardaktaki titreşimi kontrolsüz bir şekilde artırır, bardak rezonansa girer ve sonuçta çatlayabilir veya kırılabilir.

İnsanlar günlük yaşamlarında pek fark etmemelerine rağmen rezonans olayı, otomobilden, köprü dizaynına kadar mühendislerin en çok zorlandıkları konulardan biridir. Hala bu nedenle, askerler bir köprüden geçerlerken, yürüyüş adımlarının frekansları köprünün tabii frekansı ile çakışıp, köprü yıkılmasın diye, köprülerden uygun adım yürüyüşle geçmezler.

Otomobilde direksiyon mekanizması ile amortisörlerdeki titreşim aynı frekansa gelince, rezonans sonucunda direksiyon şiddetli sarsılmaya başlar. Mühendisler araba dizaynında parçaların biçimlerini, yaylanmalarını ve ağırlıklarını, devir sayıları ve benzeri faktörleri göze alıp rezonansı en aza indirmeye çalışırlar.

Peki bu rezonansın hiç iyi bir yönü yok mu? Var elbette. Örneğin radyo istasyon dalgalarını ararken bu dalgaları yakalarsanız, kendi alıcınızın frekansı ile birbirini tuttuğu an rezonansa girer, genliği artar ve bu istasyonu işitmeye başlarsınız.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. benzer, müşabih; görünüşte olan; i. başkasına benzeyen şey, eş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seylâbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سيلاب] sel suyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sel, sel suyu. -Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sel suyu, sel hâlinde şiddetle akan su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سيلابه] sel suyu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şarap ve sütle karıştırılmış bir çeşit yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-bed, -bing) kalın dilim; kerestenin dış parçası; f. kütükten tahta biçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. slobber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ağzından salya akıtmak, üzerine salya akıtıp bulaştırmak; salya akmak, salya gibi akmak; abartmalı söz söylemek; i. salya; bir ağız dolusu. abartmalı hissi laf. slobbery s. Islak, nemli; ağzından salya akıtan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Su çekmeye yarar dolap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Japonca, Akadca gibi dillerde birer hece belirten işaretlerin listesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heceye veya hecelere ait; hecelerden ibaret; hece vezniyle yazılmış (şiir). syllabically z. hece hece; heceleri ayırarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hecelemek, hecelere ayırmak. syllabica'tion, syllabifica'tion i . hece meydana getirme; hecelere ayırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f .hece; en ufak ayrıntı; f. hecelere ayırmak, telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sillabub.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çog. -buses, -bi) bir kitap veya dersin özeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Talapımak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Termal aktarım baskısı, optik bir ortama bir görünüm kaydetmek için ısı kullanan etkisiz bir teknolojidir. Termal aktarım yazıcısının temas halindeki birçok dirençli küçük ısıtıcı pimler içeren baskı kafası vardır. Termal aktarım yazıcısı, tipine bağlı olarak balmumu tabanlı mürekkebi eritir ya da optik diske noktaları yazar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dört heceli kelime.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç heceli kelime. trisyllab'ic s. üç heceden ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c) (m. tâlib). TâlibIer. (bk.) TAlib («talebe» gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [طلاب] öğrenciler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müracaat edilemez; huk. temyiz edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğundan şüphe edilemez, çürütülemez, muhakkak; zaptedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mevcut olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat, kolay; tabii; işlenmemiş, çalışılmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılamaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan). Vaktiyle gök cisimlerinin yüksekliğini ölçen bir astronomi Aleti.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uzatılabilir snooze (kısa süre sonra alarm tekrarlama) işlevi, snooze düğmesine tekrar tekrar basarak tekrarlama süresini 8-60 dakika arasında ayarlamanıza olanak sağlar. Düğmeye her bastığınızda snooze süresi sekiz dakika uzatılır. Düğmeye basılı tutarak, erteleme süresini yeniden sekiz dakikaya getirebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bozulması mümkün; tecavüz edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Avustralya'ya özgü ufak kanguru, vallabiç

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parıl gibi parlamayı-ifade eder ve ekseriya art arda kullanılır: Sular yalab yalab akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Alevin oynayıp parlaması.

2.Parlama, parıltı.

3.Parlayan, parıldayan, Fars. drahşân: Yalabık renk.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Parlamak, parıldamak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Güzel, yakışıklı, sevimli. 2.Parlak, ışıltılı. Şimşek. 3.Çevik, atik, işgüzar. 4.Kavgada üstün gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feasible. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doable. achievable. feasible. possible of performance. practicable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tenya gibi vücutları yassı olan solucanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) İbadet edenlerin süsü.

İsimler ve Anlamları by