Lal ne demek? | Lal anlamı nedir? | Lal

Lal anlamı nedir?

Lal ne demek?

Lal anlamı nedir?

Lal | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilsiz, Ar. ebkem (insan dili hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. carbuncle. red ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. garnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لال] dilsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yakut gibi al renkli değerli bir taş.

2.Pek kırmızı ve has bir cins mürekkep.

3.(edebiyat) Sevgilinin dudağı ve şarap gibi kırmızı şeyler hakkında kullanılan mecaz.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ لعل] al. 2.lal taşı. 3.kırmızı dudak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’an-ı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (galel’in çokluğu). Ağaçlar arasından akan sular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gul). Boyun lâleleri, boyunduruk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلال] boyunduruklar. 2.zincirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek görünüşünü değiştirmek, kamufle etmek: Uçaklara karşı alalanmış bir fabrika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konuşma kabiliyetinin yok oluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاعلا] en iyisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zil). ZıMar (gölgeler ). (bk.) zil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعلال] hastalıklar. 2.sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balalayka, gövdesi üç köşe olan Rus mandolini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ukraynalılar ve Ruslar’ın millî çalgısı. Gitara benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Müşkülât, eziyet ve sıkıntıyı mucib, müşkül: Belâlı bir iştir.

2.Bir Aşüfteye cebren ve tehditle kendini dost tutturan haşarı adam: Bir belâlısı vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaguesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. toughy. bully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. quarrelsome. pimp who lives off a prostitute. thorny. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstiklâl üzere, başlıbaşına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık. Ar. hamâkat, belâhat: Onun budalalığı Aşikârdır. Bir budalalık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. stupidy. madness. idiocy. imbecility. jig. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, ululuk, azamet, şân. (Başlıca Tanrı’nın azameti hakkında kullanılır): Zül-celâl-ü-ve’l-ikrâm; Celle-celâlihu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلال] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyüklük, ululuk azamet. 2.Hiddet, öfke. 3.Allah’ın “Kahhar, cebbar, mütekebbir” gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur’an’da Rahman suresi 27, 78.ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, azamet, şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. celâliyye). Selçukoğlu Sultan Celâleddin Melikşâh’ın zamanında vezir Nizâm-ül-Mülk’ün. himmetiyle düzeltilen ve ıslâh olunan ve 471 Hicri yılında başlayan güneş takvimi. Târîh-i Celâli, Azer-i Celâli = Celâlî takvimi yılı. Şuhûr-ı Celâliye = Celâlî takvimine ait aylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Çabuk parlar, sert tabiatlı: Celâlî adam.

2.Asî, serkeş. Bilhassa XVII. asırda Anadolu’da ortaya çıkan bir zümre hakkında kullanılır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, hırslanmak, öfke ile parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Celâllenmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polishing. finishing process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cilâ vurmak, cilâ sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burnish. lacquer. polish. varnish. to polish. to shine. to finish. to burnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish. to varnish. to shine. burnish. polish. surface. veneer. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâsı olan, cilâ İle parlatılmış. Cilâlı taş devri = Tarih öncesinin demir, tunç ve bakır çağlarından daha önceki çağı, neolitik çağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. finished. glazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. glazed. varnished. shiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. shined. finished. coated finish. glazed. glossy. lustrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Dalâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğru yoldan sapma, yolu kaybetme, azma: Dalâlete düşmek, dalâlet yolunda pûyân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضلالت] sapkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden devlet adamlarına yazılan resmî fermanlarda adlara şeref pâyesi olarak eklenen tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Damın saçağı altına gelen aralık yer ki damın yağmuru oraya damlar.

2.Damla hesabiyle alınacak ilâcı damlatıp damlalarını saymaya mahsus lastik ve şişe borucuklardan mürekkep veya birer damladan fazla akıtmayan küçük bir şişeden ibaret Alet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper. medicine dropper. draining board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosimeter. medicine dropper. drip pin. drip tray. drip box. drip band. hoodmold. dripstone. coping. window silt. stactometer. weather moulding. nosing. pipette. lable. window sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Naz, işve.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işve. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. delâlet). Yol göstermeler, alâmet olmalar, kılavuzluklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yol gösterme, kılavuzluk, rehberlik: Bana filân zatın yanına kadar delâlet etmenizi rica ederim.

2.Delil ve alâmet olma, gösterme, İmâ: Bu sözü, şuurunun yerinde olmadığına delâlet ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلالت] delillik, yol gösterme. delâlet etmek 1.yol göstermek. 2.anlamına gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a guide (for. to be a sign of. to indicate. to act as an intermediary (for. bode. denote. guide. import. point. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten imüb.) (Türkçe’de tellâl).

1.Bir şeyin satılacağını veya bir ilân ve tenbihi çarşı ve pazar yerlerinde yüksek sesle herkese duyuran adam. Ar. münâdt: Dellâl çağırtmak, dellâl koymak.

2.Emlâk, akar ve hayvan vesaire satışında satıcı ile müşteri arasında vasıta olup pazarlığı kestiren adam, komisyoncu: Emlâk tellâlı. Tellâla müracaat etmek.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلال] komisyoncu, tellal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tellâl vasıtasıyla satılan bir şey için satıcı ve müşteri tarafından tellâla belli bir yüzde nisbetinde verilen ücret, tellâl hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuklarda görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik.) anlamsız sözlerin üst üste tekrarlanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süslü şey, süs. fallalery (i). süs eşyaları, gösterişli şeyler, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası kesilen, arada kesintisi olan: Fasılalı demiryolu ile seyahat pek zahmetlidir. Fasılalı dersten faydalanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. interrupted. discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz sesler veya sözler; bilinmeyen veya hayali bir dilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلال] mesafe, aralık, açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pamuk ve bürümcükten imal edilmiş buruşuk yerli bez: Halâli bez.

2.Yaldızlı bakırdan veya meşin kaplı tahtadan mahfazası olan büyük saat, eski zaman saati: Halâli saat.

3.Halâli bezden yapılmış: Halâli gömlek, (bk.) Hilâli.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hal’den imüb.). Pek fazla halleden, zorlukları çözmede pek mâhir: Hallâl-i müşkilât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلال] çözen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her derde deva .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hilâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Şer’an kullanılabilen ve yasak olmayan şey. Haram zıddı: Ticaretten olunan kâr helâldir.

2.Nikâhlı ve meşrû karı ve koca: İnsan helâlinden başkasına şehvet gözüyle bakmamalıdır. Helâl etmek = Helâl olsun diyerek bir şeyi terkedip hakkından vazgeçmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legitimate. permissible. lawful spouse. lawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonically lawful. permissible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حلال] helal. 2.eş, hanım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. helâl, Fars. zâden = doğmak). Helâl doğmuş, meşru ve nikâhlı ana, babadan dünyaya gelmiş, zinâ çocuğu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine hakkını helâl etmek. Ebediyyen ayrılmak üzere, birbirine geçmiş hakları varsa helâl eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlenmesi helâl olan, şer’an evlenilebilen. Helâlliğe almak = Evlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Hakkını helâl etmesini dilemek» mânâsındaki «helâllik dilemek» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حلال زاده] helal süt emmiş. 2.evli anne babanın çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Aralık, ara (zaman hakkında): O hilâlde = O aralıkta. Hilâl-i Ramazan’da — Ramazan içinde.

2.Diş ve kulak karıştıracak şey ki, kemik, boynuz, bağ? vesaireden olur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeni ay, iki günlük ay. Sevgilinin yeni ay resmindeki kaşı. Hilâl-ebrû = Kaşı yeni aya benzer. Hilâl-I Ahmer = Kızılay’ın ilk adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent. new moon ayça. yeniay. moonmonth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a hilum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

new moon. crescent. crescent moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خلال] aralık. 2.kürdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هلال] yeni ay, ilkay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hilal, yeni ay şeklinde olan ay, ayça, gençay. 2.Bir yazı sitili. 3.Hilaliyye: Kadiri tarikatı şubelerinden birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hilâliyye). Yeni ay şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Bir bitki: Kırlangıçotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâl» den masdar).

1.Büyütme, ağırlama, saygı gösterme, tâzim, ikram.

2.Büyüklük, yücelik, azamet (bu ikinci mânâ Arapça’da yoktur).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجلال] ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Büyültme, saygı gösterme, ikram. 2.Büyüklük, kudret ve kuvvet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dalâl» den). Saptırma, yanlış yola düşürme, doğru yoldan çıkarma; azdırma. Girîve-i ıdlâl = Sapıtkanlığın içinden çıkılmaz yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşırı derecede nazlanma, naz etme, nazlanış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Naz etme, nazlanma, aşın derecede nazlanma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haleliden masdar). Halel getirme, bozma, sakatlama, giderme, zedeleme: İhlâl-i Asâyiş = Asâyişin bozulması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. contravention. delict. infraction. infringement. intrusion. invasion. transgression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violation. disobeying. infraction. infringement. transgression. breach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violation. breach. infringement. contravention. deviation. infraction. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلال] bozma, lekeleme, halel getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozulmak, halel getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozmak, halel getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution. insurrection. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil insurrection. revolution. disorder. confusion. disturbance. war exclusion clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اختلال] bozukluk, arıza. 2.ihtilal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اختلالات] bozukluklar. 2.ihtilaller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionary. revolutionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kıllet» ten masdar).

1.Azaltma, miktarını indirme, (taklîl daha çok kullanılır).

2.Az bulma, az görme, azımsama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» ten masdar) (edebiyat). Arapça fiillerde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İlâliyye) (edebiyat). Arapça fiillerin İlâl şekline ait: Kaviid-i İlâliyye = İlâl kaideleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I'm fed up ! I'm sick and tired of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Delinme, delik açılma.

2.Keskinliği kaybolma, körleşme, körlenme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hail» den masdar).

1.Çözülüp açılma.

2.(tıp) Dağılma, bozulma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انحلال] çözülme, ayrışma. 2.dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İnhilâl kabûl eden, inhilâii mümkün olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Şelale oluşturma. 2.Şiddetle dökülme, atılarak akma.-Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten masdar) (c. istidlâlât). Bir delile dayanarak bir şeyden bir netice çıkarma, delil ile anlama: Kullandığı dilden bu işin üstesinden gelemiyeceğini istidlâl ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implication. inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استدلال] delil ile hüküm çıkarma, akıl yürütme, delillerin ışığında yargıda bulunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İstidlâl yoluyla, delil sayılan bir işaretten anlayarak: Tav rından istidlâlen cahilliğini anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kirası veya muhsulü borca karşı verilmek üzere bir mülkün rehine verilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâl» den masdar).

1.Helâl nazarıyla bakma, helâl sayma.

2.Helâl etmesini isteme, helâllaşma.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hilâl» den masdar). Yeni ayın görünmesi, hilâl seyretme. Berâat-i istihlâl = Bir kitap, nutuk veya makalenin ön sözü içinde, bahsolunacak maddeleri andırır fıkralar söyleyip yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «killet» ten masdar).

1.Kendi başına olma, kimseye bağlı olmama, kendi bağlı olma, bağımsızlık («istiklâliyet» demek yanlıştır).

2.Az görme, azımsama: Kendisine tâyin olunan maaşı istiklâl etti.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence bağımsızlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. liberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقلال] bağımsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). İstiklâl arayan, istiklâl peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. istiklâliyye). İstiklâle, bağımsızlığa, kendi başına olmaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müstakil olma, istiklâl halinde bulunma, başlı başına buyruk olma, bağımsızlık (Türklerin yanlış yaptıkları bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zülUden masdar). Alçaltına, tahkir, tezli!.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضلال] yoldan çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اظلال] gölgede bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذلال] alçaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Mahvolma, yok olma, tamamen alçalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضمحلال] yok olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık: Bu işten bana kelâl geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık ve yorgunluk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık. bk. Kelâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor.

2.Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Kola ile yapıştırılmak.

2.Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Gömlek vesaireye kola yaptırmak: Gömlekleri kime kolalatıyorsunuz?

2.Kola ile yapıştırtmak: Şu defteri kolalatmalı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kolaya batırılıp ütülenmiş: Kolalı gömlek.

2.Nişasta kolasıyle veya tutkal ile yapıştırılmış: Kolalı doğrama.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starchy. starched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Lâl renkli, kırmızı, al.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çocuğu gözetip eğitmek hizmetiyle görevli adam: Çocuk lalası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male servant in charge of a boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuğa bakmak hizmet ve vazifesi, lala sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavada yağ içinde pişmiş yumurtalı hamur yemeği ki, üzerine şerbet ve şeker dökülür, yassı lokma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zanbakgillerden soğandan yetişme çok tanınmış fcyr çiçek. Eşek lâlesi = Yabanîsi, sûsen. Eşek lâlesi gibi açılmak = Edepsizce yayılıp küstahlık etmek. Girit lâlesi = Şakayık cinsinden bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle suçluların boynuna vurulan halka, galatı: Ağlâl.

2.İncir koparmak için ucu dört çatal açılmış değnek. (denizcilik) LAle zinciri = Dümen yelpazesinin geri tarafına takılıp sancak ve iskele tarafına alınan zincir ki, icabında dümen bunlarla idare olunur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed. tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله] lale çiçeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Zambakgillerden, uzun yapraklı, güzel ve çeşitli renklerde çiçekli soğanlı bir bitki. 2.Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga. 3.Ağaçtan meyve koparmaya yarayan ucu çatallı sırık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Sığırcık kuşu.

2.Lâle bahçesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ağızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (lâle, gûn = renk). Lâle renginde, penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle yanaklı, yanakları lâle gibi penbe olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle gibi, lâleye benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ekilmiş yer, lâle bahçesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk musikisinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لالکا] pabuç. 2.taç, ibik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2.Türk müziğinde mürekkeb bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. whatsoever. at random. indiscriminately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا علی التعيين] gelişigüzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله زار] lale bahçesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lalelik, lale yetişen yer, lale bahçesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ,''r harfini l'' gibi telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mala sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de) Elem, keder, hüzün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملال] sıkıntı, usanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usanç, usanma, bıkma, bıkıntı, sıkılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sıkıntılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nuray).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassılamasına ve kılıçlama vaziyet: Kirişleri palalığına koymak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük çağlayan. Bir nehrin yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan: Niyagara şelâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. falls. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. chute. fall. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شلاله] çağlayan, şelale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İrl.) sopa, değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slalom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a downhill race over a winding course defined by upright poles race on skis around obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of whitewater race in which the paddlers have to pass through gates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A timed snowboard race in which competitors turn around gates set in a particular configuration Slalom competitions demand fast, accurate turning, speed and great balance. a downhill race over a winding course defined by upright poles. race on skis around

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük bayraklarla işaretlenmiş dönemeçli bir inişte yapılan kayak yarışı, slalom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soy, zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. lineage. stirps. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. line. lineage. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. line. ruling house. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاله] soy sop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıîdama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town crier. crier. bellman. broker. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. crier. towncrier. hawker. middleman. common crib. town crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dellâliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında: tellallık). Tellâl hâl, sıfat ve vazifesi: Tellâllık ediyor, (bk.) Tellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a town crier. hawker. brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teli), (bk.) Teli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tepel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kusursuz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıl satma, ukalâ olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. wisecrack. cockiness. bigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. UralAltay dağlanna ait; UralAltay dillerine ait; Turanlı; i. UralAltay dil ailesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil olanın sıfat ve hâli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar, yel, esinti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gölgesi olan, gölge eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلال] gölgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Saf ve hâlis su.

2.(kimya) Yumurta akı gibi madde, Fr. Sîbumine.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hafif, saf ve tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zülâliyye) (kimya). Yumurta akı kabilinden olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلال] berrak, saf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azamet, büyüklük, celâl sahibi olan Allah,

Türkçe Sözlük by