Lal-reng ne demek? | Lal-reng anlamı nedir? | Lal-reng

Lal-reng anlamı nedir?

Lal-reng ne demek?

Lal-reng anlamı nedir?

Lal-reng | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lal reng

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Lâl renkli, kırmızı, al.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب باده رنگ kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah’ın kulu. A’la kelimesi Kur’an-ı Kerim’in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah’ın kulu. Ali kelimesi Kur’an’da Allah’ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah’ın kulu. Alim kelimesi Allah’ın 99 isminden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (galel’in çokluğu). Ağaçlar arasından akan sular.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. gul). Boyun lâleleri, boyunduruk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلال] boyunduruklar. 2.zincirler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek görünüşünü değiştirmek, kamufle etmek: Uçaklara karşı alalanmış bir fabrika.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konuşma kabiliyetinin yok oluşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علی الاعلا] en iyisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renginde, kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zil). ZıMar (gölgeler ). (bk.) zil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعلال] hastalıklar. 2.sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). balalayka, gövdesi üç köşe olan Rus mandolini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ukraynalılar ve Ruslar’ın millî çalgısı. Gitara benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Müşkülât, eziyet ve sıkıntıyı mucib, müşkül: Belâlı bir iştir. 2. Bir Aşüfteye cebren ve tehditle kendini dost tutturan haşarı adam: Bir belâlısı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaguesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. toughy. bully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamitous. troublesome. quarrelsome. pimp who lives off a prostitute. thorny. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sür’atli, seri, hızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sür’atli, seri, hızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Renksiz. 2. Renksiz, taslak hâlinde bulunan resim. 3. Tasavvufta, ilâhî cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Renksizlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden birisidir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstiklâl üzere, başlıbaşına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahmaklık. Ar. hamâkat, belâhat: Onun budalalığı Aşikârdır. Bir budalalık etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foolishness. stupidy. madness. idiocy. imbecility. jig. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to behave foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, ululuk, azamet, şân. (Başlıca Tanrı’nın azameti hakkında kullanılır): Zül-celâl-ü-ve’l-ikrâm; Celle-celâlihu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جلال] ululuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Büyüklük, ululuk azamet. 2.Hiddet, öfke. 3.Allah’ın “Kahhar, cebbar, mütekebbir” gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur’an’da Rahman suresi 27, 78.ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, azamet, şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. celâliyye). Selçukoğlu Sultan Celâleddin Melikşâh’ın zamanında vezir Nizâm-ül-Mülk’ün. himmetiyle düzeltilen ve ıslâh olunan ve 471 Hicri yılında başlayan güneş takvimi. Târîh-i Celâli, Azer-i Celâli = Celâlî takvimi yılı. Şuhûr-ı Celâliye = Celâlî takvimine ait aylar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çabuk parlar, sert tabiatlı: Celâlî adam. 2. Asî, serkeş. Bilhassa XVII. asırda Anadolu’da ortaya çıkan bir zümre hakkında kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öfkelenmek, hırslanmak, öfke ile parlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Celâllenmiş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çan-ve zil sesi, kılıç ve topuzun çarpışmasından çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polishing. finishing process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cilâ vurmak, cilâ sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burnish. lacquer. polish. varnish. to polish. to shine. to finish. to burnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish. to varnish. to shine. burnish. polish. surface. veneer. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cilâsı olan, cilâ İle parlatılmış. Cilâlı taş devri = Tarih öncesinin demir, tunç ve bakır çağlarından daha önceki çağı, neolitik çağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. finished. glazed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. glazed. varnished. shiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polished. shined. finished. coated finish. glazed. glossy. lustrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (bk.) Dalâlet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğru yoldan sapma, yolu kaybetme, azma: Dalâlete düşmek, dalâlet yolunda pûyân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضلالت] sapkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eskiden devlet adamlarına yazılan resmî fermanlarda adlara şeref pâyesi olarak eklenen tâbir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Damın saçağı altına gelen aralık yer ki damın yağmuru oraya damlar. 2. Damla hesabiyle alınacak ilâcı damlatıp damlalarını saymaya mahsus lastik ve şişe borucuklardan mürekkep veya birer damladan fazla akıtmayan küçük bir şişeden ibaret Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropper. medicine dropper. draining board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dosimeter. medicine dropper. drip pin. drip tray. drip box. drip band. hoodmold. dripstone. coping. window silt. stactometer. weather moulding. nosing. pipette. lable. window sill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Naz, işve.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işve. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. delâlet). Yol göstermeler, alâmet olmalar, kılavuzluklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yol gösterme, kılavuzluk, rehberlik: Bana filân zatın yanına kadar delâlet etmenizi rica ederim. 2. Delil ve alâmet olma, gösterme, İmâ: Bu sözü, şuurunun yerinde olmadığına delâlet ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلالت] delillik, yol gösterme. delâlet etmek 1.yol göstermek. 2.anlamına gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a guide (for. to be a sign of. to indicate. to act as an intermediary (for. bode. denote. guide. import. point. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten imüb.) (Türkçe’de tellâl). 1. Bir şeyin satılacağını veya bir ilân ve tenbihi çarşı ve pazar yerlerinde yüksek sesle herkese duyuran adam. Ar. münâdt: Dellâl çağırtmak, dellâl koymak. 2. Emlâk, akar ve hayvan vesaire satışında satıcı ile müşteri arasında vasıta olup pazarlığı kestiren adam, komisyoncu: Emlâk tellâlı. Tellâla müracaat etmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلال] komisyoncu, tellal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tellâl vasıtasıyla satılan bir şey için satıcı ve müşteri tarafından tellâla belli bir yüzde nisbetinde verilen ücret, tellâl hakkı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tellâllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavuklarda görülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gecikme, yavaşlık. Ar. teenni, teahhur. 2. Dinlenme, karar, istirahat. Fars. Arâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (psik.) anlamsız sözlerin üst üste tekrarlanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eren). - Eren ve gül isimlerinden birleşik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. enigmatical. eery. veiled in secrecy. bottomless. eerie. uncanny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enigmatic. inscrutable. magical. mysterious. occult. uncanny. unearthly. inscrutable esrarlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. esoteric. occult. uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسرارانگيز] gizemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اورنگ] taht.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taht süsleyen, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süslü şey, süs. fallalery (i). süs eşyaları, gösterişli şeyler, biblo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arası kesilen, arada kesintisi olan: Fasılalı demiryolu ile seyahat pek zahmetlidir. Fasılalı dersten faydalanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intermittent. interrupted. discontinuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

de trop. residuary. supernumerary. excess. overplus. overage. excrescence. bulge. glut. margin. more. overbalance. oversupply. plus. super. superfluity. supernumerary. surplus. surplusage. superfluities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excess. interloper. surplus. superabundance. superfluity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overage. excess. superabundance. surplus. amount in excess. certificate of gains , losses and discrepancies. exorbitance. increment. outgrowth. overgrowth. overmeasure. overplus. oversupply. redundancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühre, çoban yıldızı, Venüs gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرنگ] Batı, Avrupa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suların dışarıya akması için gemilerin güvertesinde bordalara açılan delik. 2. Kilidin bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FİRENGİ) (i. F.). t. Avrupalılar’a ait veya mahsus: Raks-ı Frengi. 2. Bir tenasül uzvu hastalığı ki, vaktinde tedavi görmezse öldürücü olmaktan başka, nesilden nesle geçer; bize Avrupa’dan veya Avrupa’ya da Amerika’dan geçmiştir: Frengiye tutulmak, frengisi olmak. 3. Gayet kuvvetli ince ip. 4. Kilidin bir kısmı, (denizcilik) Frengi locası = Denizden fırtına ile içeriye giren veya gemi yıkanırken biriken suyun çıkması için bordaya açılan delikler. Frengi lombarı = Yine bu maksatla açılan ufak lombarlar, delikler. Frengi morulası = Frengi deliklerini tıkamaya yarayan tıpalar.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Zührevi bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp dilinde sifilis denir. Frengili kadının doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada Şankr adı verilen bir yara meydana gelir. Bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir. Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve sertleşir. Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri ve iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop vücudun belli başlı organlarına oturur. Tedaviye en kısa zamanda başlanması gerekir. Penisilin tedavisi ile iyi sonuç alınır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Saparna, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 50 gram saparna konur. 20 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syphilis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syphilis. the pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syphilis. pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firengî Fer’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frengi hastalığına tutulmuş, frengisi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Frenkler’in memleketi, Frenkler’le meskûn yer, Avrupa: Frengistan’a seyahat etti. Bu mânâda eskiden Fransa için kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çocuk annesine sormuş: ‘Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?’ Annesi cevaplamış: ‘Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.’ Çocuk tekrar sormuş: Teki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?’

Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.

Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor. İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır’da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldı.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmaz sesler veya sözler; bilinmeyen veya hayali bir dilde konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Guatemalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, güzel penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل رنگ] gül rengi, pembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خلال] mesafe, aralık, açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pamuk ve bürümcükten imal edilmiş buruşuk yerli bez: Halâli bez. 2. Yaldızlı bakırdan veya meşin kaplı tahtadan mahfazası olan büyük saat, eski zaman saati: Halâli saat. 3. Halâli bezden yapılmış: Halâli gömlek, (bk.) Hilâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hal’den imüb.). Pek fazla halleden, zorlukları çözmede pek mâhir: Hallâl-i müşkilât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حلال] çözen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ile, rasgele, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her derde deva .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. astronomi). Büyük ve Küçükayı’yı meydana getiren yedi yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yedi renk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هفت اورنگ] yedi yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hilâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Şer’an kullanılabilen ve yasak olmayan şey. Haram zıddı: Ticaretten olunan kâr helâldir. 2. Nikâhlı ve meşrû karı ve koca: İnsan helâlinden başkasına şehvet gözüyle bakmamalıdır. Helâl etmek = Helâl olsun diyerek bir şeyi terkedip hakkından vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawful. legitimate. permissible. lawful spouse. lawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canonically lawful. permissible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ حلال] helal. 2.eş, hanım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. helâl, Fars. zâden = doğmak). Helâl doğmuş, meşru ve nikâhlı ana, babadan dünyaya gelmiş, zinâ çocuğu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine hakkını helâl etmek. Ebediyyen ayrılmak üzere, birbirine geçmiş hakları varsa helâl eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Evlenmesi helâl olan, şer’an evlenilebilen. Helâlliğe almak = Evlenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Hakkını helâl etmesini dilemek» mânâsındaki «helâllik dilemek» deyiminde geçer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ حلال زاده] helal süt emmiş. 2.evli anne babanın çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte bulunan, renkleri bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Aralık, ara (zaman hakkında): O hilâlde = O aralıkta. Hilâl-i Ramazan’da — Ramazan içinde. 2. Diş ve kulak karıştıracak şey ki, kemik, boynuz, bağ? vesaireden olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeni ay, iki günlük ay. Sevgilinin yeni ay resmindeki kaşı. Hilâl-ebrû = Kaşı yeni aya benzer. Hilâl-I Ahmer = Kızılay’ın ilk adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescent. new moon ayça. yeniay. moonmonth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a hilum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

new moon. crescent. crescent moon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ خلال] aralık. 2.kürdan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هلال] yeni ay, ilkay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hilal, yeni ay şeklinde olan ay, ayça, gençay. 2.Bir yazı sitili. 3.Hilaliyye: Kadiri tarikatı şubelerinden birinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. hilâliyye). Yeni ay şeklinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Bir bitki: Kırlangıçotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «celâl» den masdar). 1. Büyütme, ağırlama, saygı gösterme, tâzim, ikram. 2. Büyüklük, yücelik, azamet (bu ikinci mânâ Arapça’da yoktur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اجلال] ululama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Büyültme, saygı gösterme, ikram. 2.Büyüklük, kudret ve kuvvet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «dalâl» den). Saptırma, yanlış yola düşürme, doğru yoldan çıkarma; azdırma. Girîve-i ıdlâl = Sapıtkanlığın içinden çıkılmaz yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aşırı derecede nazlanma, naz etme, nazlanış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Naz etme, nazlanma, aşın derecede nazlanma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haleliden masdar). Halel getirme, bozma, sakatlama, giderme, zedeleme: İhlâl-i Asâyiş = Asâyişin bozulması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach. contravention. delict. infraction. infringement. intrusion. invasion. transgression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violation. disobeying. infraction. infringement. transgression. breach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

violation. breach. infringement. contravention. deviation. infraction. transgression. trespass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلال] bozma, lekeleme, halel getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozulmak, halel getirilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozmak, halel getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution. insurrection. rising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civil insurrection. revolution. disorder. confusion. disturbance. war exclusion clause.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اختلال] bozukluk, arıza. 2.ihtilal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اختلالات] bozukluklar. 2.ihtilaller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revolutionary. revolutionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «kıllet» ten masdar). 1. Azaltma, miktarını indirme, (taklîl daha çok kullanılır). 2. Az bulma, az görme, azımsama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «illet» ten masdar) (edebiyat). Arapça fiillerde bir şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. İlâliyye) (edebiyat). Arapça fiillerin İlâl şekline ait: Kaviid-i İlâliyye = İlâl kaideleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I'm fed up ! I'm sick and tired of this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Delinme, delik açılma. 2. Keskinliği kaybolma, körleşme, körlenme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hail» den masdar). 1. Çözülüp açılma. 2. (tıp) Dağılma, bozulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissolution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انحلال] çözülme, ayrışma. 2.dağılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İnhilâl kabûl eden, inhilâii mümkün olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Şelale oluşturma. 2.Şiddetle dökülme, atılarak akma.-Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «delâlet» ten masdar) (c. istidlâlât). Bir delile dayanarak bir şeyden bir netice çıkarma, delil ile anlama: Kullandığı dilden bu işin üstesinden gelemiyeceğini istidlâl ettim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implication. inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استدلال] delil ile hüküm çıkarma, akıl yürütme, delillerin ışığında yargıda bulunma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İstidlâl yoluyla, delil sayılan bir işaretten anlayarak: Tav rından istidlâlen cahilliğini anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kirası veya muhsulü borca karşı verilmek üzere bir mülkün rehine verilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «helâl» den masdar). 1. Helâl nazarıyla bakma, helâl sayma. 2. Helâl etmesini isteme, helâllaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hilâl» den masdar). Yeni ayın görünmesi, hilâl seyretme. Berâat-i istihlâl = Bir kitap, nutuk veya makalenin ön sözü içinde, bahsolunacak maddeleri andırır fıkralar söyleyip yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın) (i. A. «killet» ten masdar). 1. Kendi başına olma, kimseye bağlı olmama, kendi bağlı olma, bağımsızlık («istiklâliyet» demek yanlıştır). 2. Az görme, azımsama: Kendisine tâyin olunan maaşı istiklâl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence bağımsızlık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

independence. liberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استقلال] bağımsızlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). İstiklâl arayan, istiklâl peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. istiklâliyye). İstiklâle, bağımsızlığa, kendi başına olmaya ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Müstakil olma, istiklâl halinde bulunma, başlı başına buyruk olma, bağımsızlık (Türklerin yanlış yaptıkları bir Arapça kelimedir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zülUden masdar). Alçaltına, tahkir, tezli!.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضلال] yoldan çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اظلال] gölgede bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اذلال] alçaltma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Mahvolma, yok olma, tamamen alçalma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اضمحلال] yok olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavrulmuş kahvenin renginde olan. bk. Kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. brown. coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brownish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık: Bu işten bana kelâl geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bıkkınlık ve yorgunluk veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık. bk. Kelâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. chestnut. maroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brick colour (ed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor. 2. Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kola ile yapıştırılmak. 2. Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireye kola yaptırmak: Gömlekleri kime kolalatıyorsunuz? 2. Kola ile yapıştırtmak: Şu defteri kolalatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kolaya batırılıp ütülenmiş: Kolalı gömlek. 2. Nişasta kolasıyle veya tutkal ile yapıştırılmış: Kolalı doğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starchy. starched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuala Lumpur, Malezya'nın başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray. ash gray. ashen. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lividity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilsiz, Ar. ebkem (insan dili hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. carbuncle. red ink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruby. garnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لال] dilsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Lâl renkli, kırmızı, al.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir çocuğu gözetip eğitmek hizmetiyle görevli adam: Çocuk lalası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

male servant in charge of a boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocuğa bakmak hizmet ve vazifesi, lala sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavada yağ içinde pişmiş yumurtalı hamur yemeği ki, üzerine şerbet ve şeker dökülür, yassı lokma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zanbakgillerden soğandan yetişme çok tanınmış fcyr çiçek. Eşek lâlesi = Yabanîsi, sûsen. Eşek lâlesi gibi açılmak = Edepsizce yayılıp küstahlık etmek. Girit lâlesi = Şakayık cinsinden bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle suçluların boynuna vurulan halka, galatı: Ağlâl. 2. İncir koparmak için ucu dört çatal açılmış değnek. (denizcilik) LAle zinciri = Dümen yelpazesinin geri tarafına takılıp sancak ve iskele tarafına alınan zincir ki, icabında dümen bunlarla idare olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed. tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله] lale çiçeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Zambakgillerden, uzun yapraklı, güzel ve çeşitli renklerde çiçekli soğanlı bir bitki. 2.Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga. 3.Ağaçtan meyve koparmaya yarayan ucu çatallı sırık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sığırcık kuşu. 2. Lâle bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ağızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (lâle, gûn = renk). Lâle renginde, penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle yanaklı, yanakları lâle gibi penbe olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle gibi, lâleye benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ekilmiş yer, lâle bahçesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk musikisinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لالکا] pabuç. 2.taç, ibik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2.Türk müziğinde mürekkeb bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. whatsoever. at random. indiscriminately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا علی التعيين] gelişigüzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله زار] lale bahçesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lalelik, lale yetişen yer, lale bahçesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ,''r harfini l'' gibi telaffuz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mala sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Türkçe’de) Elem, keder, hüzün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملال] sıkıntı, usanma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usanç, usanma, bıkma, bıkıntı, sıkılma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) sıkıntılı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hile. 2. Sihir, tılsım, büyü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نيرنگ] afsun. 2.hile, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Haritasını çıkarmak için bir alanı üçgenlere bölmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation. landing mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nuray).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban gülü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yassılamasına ve kılıçlama vaziyet: Kirişleri palalığına koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Dünyanın kendisi, çekirdeğindeki soğumamış kısımlarından dolayı dev bir mıknatıstır. Bu büyük mıknatısın artı ve eksi uçları kuzey ve güney kutuplarındadır. Ancak bildiğimiz coğrafi kutuplarda değil. Pusulanın minik ucu tam kuzeyi göstermez, gösterdiği noktaya magnetik kutup denir.

Pusulanın gösterdiği kuzey yönünü devamlı takip ederseniz kuzey kutbuna hiçbir zaman ulaşamazsınız. O noktadan 7 derece yani kilometrelerce uzaklıktaki magnetik kutba varırsınız. Olayın ilginçliği bu kadarla da bitmiyor. Bilimin kesin olarak saptadığı bir sürpriz daha var. Bu magnetik kutupların yerleri de sabit değil, zamanla değişiyor, kuzey güneye, güney kuzeye geliyor.

Eğer elinize bir pusula alıp zaman yolculuğu yapabilseydiniz, birkaç milyon yıl önce pusulanızın kuzey gösteren ucuna bakarak seyahat edince sizi penguenlerin büyük atalarının karşıladığım, yani güney kutbuna vardığınızı şaşırarak görürdünüz.

Magnetik kutupların niçin ve nasıl yer değiştirdikleri henüz tam bilinmiyor. Bu olayın dünyada kraterlerin oluşması, iklimlerin değişmesi, bazı canlı türlerinin yok olması gibi olaylarla yakın ilgisi olduğu sanılıyor. Bilim insanları magnetik kutupların yer değiştirmesinin 170 milyon yılda yaklaşık 300 defa tekrarlandığını, bugünkü konumuna en son 750 bin yıl önce geldiğini ileri sürmektedirler.

Sadece magnetik kutupların yer değiştirmelerinin değil dünyanın magnetik alanının bile başlangıçta nasıl oluştuğu tam açıklığa kavuşmuş değil. Teorilere göre dünyanın merkezindeki sıvı halindeki çekirdek bölümündeki ısı, dış demir katmanlara ulaşarak dünyanın dönüşü ile beraber bir dinamo etkisi yaparak magnetik alanı meydana getirmiştir.

Yerkürenin magnetik alanının şiddet ve doğrultusunu ölçmek için 1979 Ekim’inde uzaya gönderilen ‘Magsat’ uydusu 3 yıla yakın görev yapıp da yanmadan önce gönderebildiği en önemli bilgi, magnetik alanının şiddetinin gittikçe azaldığı, her on yılda şiddetinden yaklaşık yüzde birini yitirdiği, böyle giderse muhtemelen bin yıl sonra magnetik kutupların yerlerinin tekrar değişebileceği bigisiydi.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنگ] renk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «gönül rengi») (musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنگارنگ] renkli, renk renk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birkaç renkte olan, renk renk, alaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourful. variegated. multicolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. particoloured. pied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discolour. fade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk müziğinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F-). 1. Rengi olan, parlak renkli. 2. mec. Güzel, süslü. 3. Süslü (şiir, söz): Bir mısra-ı rengîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رنگين] renkli. 2.hoş, havalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Renkli, parlak renkli. 2.Güzel, hoş. Süslü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nar renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece renginde, siyah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شب رنگ] siyah. 2.gece rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük çağlayan. Bir nehrin yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan: Niyagara şelâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. falls. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. chute. fall. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شلاله] çağlayan, şelale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Serendil). - Baş gül. Güllerin birincisi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İrl.) sopa, değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Üç renk, üç renkli. 2. Eski bir çeşit kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siyah renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slalom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a downhill race over a winding course defined by upright poles race on skis around obstacles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type of whitewater race in which the paddlers have to pass through gates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A timed snowboard race in which competitors turn around gates set in a particular configuration Slalom competitions demand fast, accurate turning, speed and great balance. a downhill race over a winding course defined by upright poles. race on skis around

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük bayraklarla işaretlenmiş dönemeçli bir inişte yapılan kayak yarışı, slalom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, güç, takat; sertlik, keskinlik; mukavemet gücü, dayanıklılık; şiddet; tesir derecesi; askeri kuvvet; kuvvet kaynağı; metanet, manevi güç. on the strength of -e güvenerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takviye etmek, desteklemek; kuvvet vermek, kuvvetlendirmek; kuvvetini artırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soy, zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. lineage. stirps. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. line. lineage. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. line. ruling house. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاله] soy sop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سرور انگيز] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شعله رنگ] alev rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Parıîdama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town crier. crier. bellman. broker. trumpeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broker. crier. towncrier. hawker. middleman. common crib. town crier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dellâliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk ağzında: tellallık). Tellâl hâl, sıfat ve vazifesi: Tellâllık ediyor, (bk.) Tellâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a town crier. hawker. brokerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. on. onlu. onluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. colouring. complexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. teli), (bk.) Teli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tepel(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Kusursuz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Akıl satma, ukalâ olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. wisecrack. cockiness. bigheadedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

priggery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. UralAltay dağlanna ait; UralAltay dillerine ait; Turanlı; i. UralAltay dil ailesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vekil olanın sıfat ve hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte, rengi bir, alaca olmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bir renkte olan. 2.Sözünün eri olan. 3.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Rüzgar, yel, esinti.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gölgesi olan, gölge eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظلال] gölgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Saf ve hâlis su. 2. (kimya) Yumurta akı gibi madde, Fr. Sîbumine.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hafif, saf ve tatlı su.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. zülâliyye) (kimya). Yumurta akı kabilinden olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [زلال] berrak, saf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Azamet, büyüklük, celâl sahibi olan Allah,

Türkçe Sözlük by