Lale-fam ne demek? | Lale-fam anlamı nedir? | Lale-fam

Lale-fam anlamı nedir?

Lale-fam ne demek?

Lale-fam anlamı nedir?

Lale-fam | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Botanik). Bir familyanın içinde bulunan ikinci derecedeki bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renkli, kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فام] ateş rengi. 2.kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, azamet, şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğru yoldan sapma, yolu kaybetme, azma: Dalâlete düşmek, dalâlet yolunda pûyân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضلالت] sapkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zem ve iftira ile bir kimsenin itibarını zedelemeye çalışmak; namusuna leke sürmek. defamation (i). iftira; lekeleme. defamatory ri)( s) iftira olan, lekeleme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yol gösterme, kılavuzluk, rehberlik: Bana filân zatın yanına kadar delâlet etmenizi rica ederim.

2.Delil ve alâmet olma, gösterme, İmâ: Bu sözü, şuurunun yerinde olmadığına delâlet ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلالت] delillik, yol gösterme. delâlet etmek 1.yol göstermek. 2.anlamına gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a guide (for. to be a sign of. to indicate. to act as an intermediary (for. bode. denote. guide. import. point. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. ailece, aile fertleri ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (renk, Ar. levn): Gülfâm = Gül renginde. Minâ-fâm = Şişe renginde. Kebûd-fâm = Gök renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فام] renk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) familiar ,family.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şöhret, nam, ün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aileye ait, aileden geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aşina, bilen, malûmatı olan, haberdar olan; tanınan, bilinen; teklifsiz,mahrem, samimi; Lâubalî, arsız; (i). teklifsiz dost, arkadaş; aile ferdi; hizmetçi; cin, ruh. familiar spirit bir insanın hizmetinde olduğu farz edilen cin veya ruh. get fa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iyice tanıma, bilme, aşinalık, teklifsizlik, hususiyet, alışkanlık,ünsiyet; (gen.) (çoğ.) davranışlarda serbestlik,arsızlık, Lâubalîlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). alıştırmak, tanıtmak; tanımak, ilişki kurmak. familiarize oneself with poetry şiirle aşinalık peyda etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aile; zürriyet, kabile,akraba; çoluk çocuk, ev bark; fasile, cins,tür. family Bible bir ailenin önemli günlerini kaydettiği içinde boş sayfaları bulunan büyük boy Kitabı Mukaddes. family circle aile çevresi, aile muhiti; tiyatroda üst balkon. family

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.).

1.Aile, hanedan: Büyük bir familyaya mensuptur, Hohenzolern familyası.

2.Zevce, karı: Bu kadın kimin familyasıdır? Familyası hasta imiş.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıtlık, açlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). aç kalmak, açlıktan ölmek; açlıktan öldürmek; aç bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ünlü, meşhur, tanınmış,maruf; belli: (eski), (h. dili) iyi. famously (z). meşhur olarak; (h. dili) mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ. li) (Lat.) bir âlimin veya sihirbazın uşağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok meşhur, şöhreti çok yaygın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Mâvi renkli, gök renkli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فيروزه فام] turkuaz, açık mavi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. gül, fâm = renk). Gül renginde olan. Penbe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gül renkli. 2.Gül gibi kızıl olan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گلفام] gül renkli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. adı kötüye çıkmış; rezil, kepaze; ayıp, çok çirkin. infamously z. rezaletle, rezilcesine. infamousness i. rezillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rezalet, alçaklık, şenaat, huk. ağır suç yüzünden kanuni haklardan mahrum olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İstidlâl yoluyla, delil sayılan bir işaretten anlayarak: Tav rından istidlâlen cahilliğini anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mâvi, gök renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık. bk. Kelâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavada yağ içinde pişmiş yumurtalı hamur yemeği ki, üzerine şerbet ve şeker dökülür, yassı lokma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zanbakgillerden soğandan yetişme çok tanınmış fcyr çiçek. Eşek lâlesi = Yabanîsi, sûsen. Eşek lâlesi gibi açılmak = Edepsizce yayılıp küstahlık etmek. Girit lâlesi = Şakayık cinsinden bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Vaktiyle suçluların boynuna vurulan halka, galatı: Ağlâl.

2.İncir koparmak için ucu dört çatal açılmış değnek. (denizcilik) LAle zinciri = Dümen yelpazesinin geri tarafına takılıp sancak ve iskele tarafına alınan zincir ki, icabında dümen bunlarla idare olunur.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed. tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله] lale çiçeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Zambakgillerden, uzun yapraklı, güzel ve çeşitli renklerde çiçekli soğanlı bir bitki. 2.Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga. 3.Ağaçtan meyve koparmaya yarayan ucu çatallı sırık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Sığırcık kuşu.

2.Lâle bahçesi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ağızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (lâle, gûn = renk). Lâle renginde, penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle yanaklı, yanakları lâle gibi penbe olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle gibi, lâleye benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ekilmiş yer, lâle bahçesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk musikisinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لالکا] pabuç. 2.taç, ibik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2.Türk müziğinde mürekkeb bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. whatsoever. at random. indiscriminately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا علی التعيين] gelişigüzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله زار] lale bahçesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lalelik, lale yetişen yer, lale bahçesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usanç, usanma, bıkma, bıkıntı, sıkılma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evin erkeği, aile reisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük çağlayan. Bir nehrin yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan: Niyagara şelâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. falls. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. chute. fall. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شلاله] çağlayan, şelale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|, F. siyeh = kara, fâm = boya). Kara boyalı, diyaha boyanmış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. altfamilya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soy, zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. lineage. stirps. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. line. lineage. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. line. ruling house. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Çeşitli mikroplara karşı kullanılan organik birleşimlerin ortak adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. üst familya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاله] soy sop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .alışılmamış, mutat olmayan; yabancı, iyi bilinmeyen, aşina olmayan. unfamiliarity i. alışkın olmayış; bilinenlerden olmayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by