Lale-veş ne demek? | Lale-veş anlamı nedir? | Lale-veş

Lale-veş anlamı nedir?

Lale-veş ne demek?

Lale-veş anlamı nedir?

Lale-veş | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lale ves

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle gibi, lâleye benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows yüklü cihazları outlook ile senkronize etmek için kullanılması gereken program.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Lâlenin ağaçta yetişen cinsi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cesur, kahraman, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ). arşiv, devletin evrak hazinesi. archival (s). arşive ait. ar'chivist (i). arşiv müdürü veya bu işlerle meşgul olan kimse, arşivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. sıdırlar, kocabaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بوالهوس] maymun iştahlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklına geleni yapmak isteyen, keyfine buyruk, maymun iştahlı, herşeye arzulu, arzusu çok olan. kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(F.). Maymun iştahİıcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sebatsızlık, maymun iştahlılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). calf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dini savunan. 2.Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyüklük, azamet, şân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frameless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلوه ساز] kırıtan, cilve yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Doğru yoldan sapma, yolu kaybetme, azma: Dalâlete düşmek, dalâlet yolunda pûyân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depravity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ضلالت] sapkınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yol gösterme, kılavuzluk, rehberlik: Bana filân zatın yanına kadar delâlet etmenizi rica ederim. 2. Delil ve alâmet olma, gösterme, İmâ: Bu sözü, şuurunun yerinde olmadığına delâlet ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. mediation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دلالت] delillik, yol gösterme. delâlet etmek 1.yol göstermek. 2.anlamına gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act as a guide (for. to be a sign of. to indicate. to act as an intermediary (for. bode. denote. guide. import. point. signify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Derisi dikenlilerden bazı türleri lâleye benzeyen bir sınıf (crinoides).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). mahrum etmek, elinden almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). soymak, tecrit etmek; yoksun bırakmak, mahrum etmek. di- vestiture, divestment (i). soyma, tecrit etme; soyulma, tecrit edilme; mahrum etme veya edilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnci gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişisini aramak (boğa için).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). saçak, çıkıntı .eaves trough yağmur suyunu akıtan oluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). kulak misafiri olmak, kendisini ilgilendirmeyen konuşmaları belli etmeden dinlemek; (i). saçaktan damlayan su. eavesdropper i kulak misafiri. eavesdropping (i). kulak misafiri olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gözü dumanlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). köpürmek, kabarmak; coşmak, galeyana gelmek, neşelenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabarma, köpürme; coşma, neşelenme. effervescent (s). köpüren; coşkun, neşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (el. T.; Alem, Ar.). Başkaları, el gün: Elâlem bu işe ne der?

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ., bak. elf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. investissement

ekon. yatırım

Millî ekonominin veya bir ticaret kuruluşunun üretim ve hizmet gücünü artırıcı nitelikte olan aktif değerlerine yapılan yeni eklemeler.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaçamaklı, baştan savma; kaçmaya yarar. evasively (z.) kaçamak olarak, baştan savma bir surette. evasiveness (i.) kaçamak, baştan savma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sararmış, sarımtırak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F.). Türk musikisinde bir perde adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bugün kullanılmayan eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mezar taşı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) donyağı tortusu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) half .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hasat; hasat mevsimi, ekinleri biçme zamanı; ürün, mahsul, rekolte; semere, sonuç, netice; (f.) biçmek, hasat etmek, mahsul devşirmek. harvest home harman sonu; harman sonunda verilen ziyafet. har vest moon sonbahar başındaki dolunay. har

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) orakçı, hasatçı; biçer döğer .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (çoğ.) malik olanlar, mal sahipleri. the haves and the have-nots zenginler ve fakirler, varlıklılar ve yoksullar .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bayt). atlarda soluğan hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arzu, istek, meyil: Derse hiç hevesi yoktur. Öyle şeylere heves etmemeli. El yazısı kitaplara çok hevesim vardır. 2. Gelip geçen arzu: Ansızın ortaya çıkan ve geçici istek: Onunki çocukça bir hevesten ibarettir. 3. Zevk, eğlence, hovardalık. Nev-heves = Yeni hevesli, maymun iştahlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. inclination. itch. ambition. fancy. keenness. ardor. ardour. eagerness. nine days' wonder. alacrity. anxiety. brio. cult. enthusiasm. fad. fit. freak. furor. furore. grace. maggot. notion. relish. stomach. studiousness. whim. whimsey. whimsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. calling. enthusiasm. fervour. gusto. mettle. spirit. stomach. zeal. strong desire. inclination. desire. fervor. fad. fancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. enthusiasm. great interest. passing desire. fancy. anxiety. appetite. ardour. eagerness. inclination. lust. lyrical. motivation. zeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هوس] istek, heves.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Meyil ve arzusu olan, heves eden, hevesli: Resme heveskârdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. c.) (m. heveskâr). Hevesliler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Meyil ve arzusu olan, hevesli, heveskâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. heves’in c.). Hevesler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هوسات] istekler, hevesler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هوسدار] hevesli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هوسکار] hevesli, istekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyil ve arzusu olanın, istekli olanın hâli: İlme heveskârlığı vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shot in the arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispose. jolly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Heves duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to long for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to be eager (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Meyil ve arzusu olan, hevesi olan: Tahsile çok hevesli bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desirous. eager. keen. ambitious. earnest. itching. itchy. anxious. enthusiastic. game. great. greedy. hellbent. intent. responsive. spirited. studious. full of zeal. zealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agog. ardent. avid. bouncy. disposed. eager. fervent. game. keen. spirited. desirous. enthusiastic. dilettante. amateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enthusiastic. very interested. desirous. amateur. dilettante. ardent. curious. disposed. eager. flushed. greedy. keen. responsive. zealous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hevesi olmayan, isteksiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambitionless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacking in enthusiasm. uninterested. lukeworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ürtiker, kurdeşen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. şiddeti yavaş yavaş artan, ağırlaşan (hastalık).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (para) yatırmak; (para, güç, zaman) sarfetmek; memuriyete koymak; (saIâhiyet) vermek; kuşatmak. invest in ileride gelir sağlamak için bir şeye para yatırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) incelemek, tetkik etmek, gözden geçirmek, teftiş etmek, tahkik etmek, araştırmak. investigable (s.) incelenebilir, teftişi mümkün. investigative (s.) teftiş ve incelemeye ait. investigation (i.) tahkik araştırma, tetkik, inceleme, teftiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) resmen memuriyet makamına koyma, tayin; resmi elbise, üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) para koyma, yatırım; yatırılan sermaye; gelir getirmesi için paranın yatırıldığı şey, para sarfedilen gelir kaynağı; memuriyete koyma; muhasara, kuşatma; (biyol.) dış deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İstidlâl yoluyla, delil sayılan bir işaretten anlayarak: Tav rından istidlâlen cahilliğini anladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yorgunluk, bıkkınlık. bk. Kelâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tavada yağ içinde pişmiş yumurtalı hamur yemeği ki, üzerine şerbet ve şeker dökülür, yassı lokma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zanbakgillerden soğandan yetişme çok tanınmış fcyr çiçek. Eşek lâlesi = Yabanîsi, sûsen. Eşek lâlesi gibi açılmak = Edepsizce yayılıp küstahlık etmek. Girit lâlesi = Şakayık cinsinden bir çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle suçluların boynuna vurulan halka, galatı: Ağlâl. 2. İncir koparmak için ucu dört çatal açılmış değnek. (denizcilik) LAle zinciri = Dümen yelpazesinin geri tarafına takılıp sancak ve iskele tarafına alınan zincir ki, icabında dümen bunlarla idare olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thimbleweed. tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله] lale çiçeği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Zambakgillerden, uzun yapraklı, güzel ve çeşitli renklerde çiçekli soğanlı bir bitki. 2.Eskiden sucuların boyunlarına asılan iki ucu lale gibi kıvrak demir halka, pranga. 3.Ağaçtan meyve koparmaya yarayan ucu çatallı sırık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sığırcık kuşu. 2. Lâle bahçesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ağızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (lâle, gûn = renk). Lâle renginde, penbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle yanaklı, yanakları lâle gibi penbe olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle gibi, lâleye benzeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle ekilmiş yer, lâle bahçesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk musikisinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale renginde.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ لالکا] pabuç. 2.taç, ibik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2.Türk müziğinde mürekkeb bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. whatsoever. at random. indiscriminately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لا علی التعيين] gelişigüzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lale gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulip garden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاله زار] lale bahçesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Lalelik, lale yetişen yer, lale bahçesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çiftlik hayvanları, mal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşk hastası, sevdalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (birisinin) aşkıyle vurulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEH-VEŞ) (i. F.) (c. mehveşân). Yüzü ay gibi olan, güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ مهوش] ay gibi, ay kadar güzel. 2.güzel yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ay gibi, ay yüzlü, güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Usanç, usanma, bıkma, bıkıntı, sıkılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kavs» den imef.) (mü. mukavvese). Yay gibi eğri, bükülmüş, kemerli. Hatt-ı mukavva» = Eğri çizgi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «levs» ten imef.) (mü. mülevvese). 1. Kirletilmiş ve pis, murdar, bulaşık: Orası mülevvestir; üstü başı mülevvestir. 2. Tertipsiz, düzensiz, karmakarış: Mülevves bir bakkal; mülevves bir İflâs işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şevâş» dan imef.) (mü. müşevveşe). Karışık, karma karışık, anlaşılmaz, şüpheli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.» «vesîle» den if.). Bir vesile ile yaklaşmaya çalışan, yaklaşma yolu arayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Vesileye dayanarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Vİşâh» dan imef.) (mü. müveşşaha). 1. Süslenmiş, süslü, giyinip kuşanmış. 2. (edebiyat) Mısrâlarının birinci harfleri bir kelime teşkil eden şiir (akrostiş), (bk.) Muvaşşah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «ves’, vüs’at» den if.) (mü. müvessia). Genişleten, Osm. tevsî eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vesvese» den if.) (mü. müvesvise). Vesveseci, şüpheci.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ملوث] kirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشوش] karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. nev-hevesân). 1. Bir işe yeni heves eden, ilk defa olarak bir işe teşebbüs ettiğinden büyük heves gösteren. 2. Hergün yeni bir şeye heveslenip bir işte sebat göstermeyen, maymun iştahlı: Yeni memur nevheves bir adamdır, kendisinden iş beklememeli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Türk müziğinde birleşik bir makam. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir işe yeni teşebbüs edip çok heves gösterme. 2. Hergün yeni bir hevese düşüp bir işte sebat etmeyiş, maymun iştahlılık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

zam., çoğ. kendimiz, bizler. We ourselves will help. Biz kendimiz yardım edeceğiz. We will help our selves. Biz kendimize yardım edeceğiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری وش] peri gibi güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri gibi, çok güzel.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پروانه وش] pervane gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (birleşik kelime teşkiline girer). Ulaşma Dest-i kerem peyveıt Kereme ulaşmış olan el.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ulaşmış, kavuşmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (parayı, geliri) yeniden yatırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Resim Çerçevesi Modu, BRAVIA TV’nizi bir tablo ya da geniş ekran fotoğraf çerçevesi gibi kullanabileceğiniz anlamına gelen, gelişmiş bir özelliktir. Televizyon izlemediğiniz zamanlarda, oturma odanıza çarpıcı bir başyapıt yaratmak için en sevdiğiniz resimleri görüntüleyin ya da önceden yüklenmiş fotoğraflar arasından seçim yapın.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eski mevkiini iade etmek; eski sahibine dönmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyük çağlayan. Bir nehrin yüksekten düşmesiyle meydana gelen çağlayan: Niyagara şelâlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. falls. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cascade. chute. fall. waterfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Büyük bir akarsuyun yüksekten düşmesiyle meydana gelen büyük çağlayan, çavlan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شلاله] çağlayan, şelale.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. self.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) sheaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., bak staff, stave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hekimlikte kullanılan zehirli bir çeşit hezaren, bot. Delphinium.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soy, zürriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. lineage. stirps. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family. line. lineage. descendants.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dynasty. family. line. ruling house. stirpes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sümbüle benzeyen, sümbül gibi güzel.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سلاله] soy sop.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Alm. Schwester

1. hemşire, 2. kız kardeş

1. Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık çalışanı. 2. Bir kimsenin bayan kardeşi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at» tan). Genişleme, geniş ve vâsi olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Genişleme suretiyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vesile» den). 1. Bir şeyi vesile kabûl etme, sarılma, itimat etme. 2. mec. Girişme, başlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having recourse to. undertaking. attempting. getting involved in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Vesile kabûl ederek, sarılarak, İtimat ederek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [توسع] genişleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

genişlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ توسل] el atma, girişme. 3.inanma. 3.sarılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.el atmak. 2.sarılmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(zam.) kendileri, kendilerini, kendilerine, kendilerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınımsı giyinmekten zevk alan erkek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transvestite. travesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in drag. drag party. drag queen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. gülünç etmek maksadı ile taklit etmek; hicvetmek; i. gülünç surette taklit veya tebdil, alay, hiciv, karikatür. travesty of justice adaleti küçültücü olay, adli haksızlık, adaletsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turkish coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. fanila.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Gibi, isimlere eklenerek «benzer» mânâsıyle sıfatlar yapar. Mâh-veş = Ay gibi. Perî-veş = Peri gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [وش] gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sanal Geliştirilmiş Surround (Virtual Enhanced Surround – VES), arka hoparlörler olmadan bile surround ses yaratır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsâh). Kir, pas, pislik, murdarlık, Fars. çirk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. vesika). Vesikalar, (bk.) Vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documents. papers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثائق] belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vesîle). Vesileler. (bk.) Vesile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسائل] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and so forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et cetera. etc. and so forth. and so on. and what not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..A. c.) (m. vâsıta). Vasıtalar. (bk.) Vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of transportation. vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسائط] araçlar. 2.aracılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وشق] vaşak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güzellik, güzel olma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araya girme, vasıta olma, aracılık, Osm. meyancılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وساطت] aracılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vasıyyet). Vasiyetler. (bk.) Vasiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصایا] vasiyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vasiyet. 2. Vasîlik. 3. Emir, tenbih, tavsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. executorship. trusteeship. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. curatorship. tutelage. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsân). Putperestlerin tapındığı put. Abede-i evsin = Putperestler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. veseniyye). Putlara tapan, putperest.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüs’at» tan smüş.) (mü. vesîa). Geniş, bol, vâsi, vüs’atli.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cae) anat. torba; sidik torbası, mesane. vesical s. mesaneye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., tıb. kabarcık meydana getirmek. vesicant, vesicatory s., tıb. deriyi kabartan, kabarcık yapan. vesica'tion i. kabarcık meydana getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabarcık, kese, kist; jeol. kaya veya taşta ufak yuvarlak boşluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabarcık şeklindeki; kese gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kabarcıklarla kaplamak veya dolmak; s. kabarcıklı; keseli. vesicula'tion i. kabarcıklarla kaplanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çok sağlam, güçlü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(vesîka) (i. A.) (c. vesâık). İnanılacak, itimat olunacak şey, sağlam delil, senet. Ar. hüccet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

document. certificate belge. title deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. ration card. paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثيقه] belge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İnanılacak sağlam delil. Belge.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documentary. licensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for a document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suitable for a document or certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport-size photograph. snapshot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(VESİLE) (i. A.) (c. vesâil). 1. Vasıta, yol. 2. Sebep, bahane: Alış veriş için bir vesile lâzım. 3. Fırsat: Bursa’ya bir işim düştü, bu vesile ile orasını da görmüş oldum. Bî-vesile, bilâ-vesîle = Ortada bir sebep ve bahane olmadığı halde. Ni’mel-vesile = Fırsattan istifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. means. peg. purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matter. occasion. pretext. means. cause. opportunity. bir vesile ile - by some means. under some pretext.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means. opportunity. cause. pretext. inducement. matter. occasion. peg. scope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسيله] sebep, bahane. 2.yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Neden, sebep. 2.Elverişli durum. 3.Kavuşma, yaklaşma. 4.Rasulullah’ın cennetteki makamı. Maide suresi 57.ayette geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vesm» den smüş.) (mü. vesîme). Güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Güzel yüzlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Vesim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. veşâm, vüşûm). iğne ile ve bir siyah tozla vücudun üzerine yapılan şekil, dövme, Fr. tatouage.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), t. işaret olmak üzere hayvana basılan damga. 2. Rastık, kaşa çekilen boya.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسمه] rastık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. akşam duası veya ilâhisi; akşam duası çanı; b.h. akşam yıldızı, Venüs, Çulpan; s. akşama veya akşam duasına ait. vespers i. akşam duaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akşama ait, akşamleyin yapılan; bot. akşamları açan; zool. gece uçan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaban arısı yuvası; yaban arısı kolonisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yaban arısına ait, eşek arısına özgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kap, tas, tekne: tekne, gemi; anat. damar, kanal; alet. blood vessel kan damarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). 1. Bâkî selâm mânâsıyle mektubun sonuna yazılır. 2. Artık bitti, işte bu kadar, sözü kısa kesmek tâbiri: Ben gelmeyeceğim vesseiâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and that's that.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yelek; f., gen. with veya in ile yetki vermek; hak vermek; (cuppe) giydirmek. vested interest kazanılmış hak; çıkar; alâkadar menfaat; coğ. çıkar çevreleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Rom. mit. ocak tanrıçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ocak tanrıçasına ait; bu tanrıçanın rahibelerine ait; iffetli; i. ocak tanrıçasının kâhinesi; erdemli kadın; rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. elbiseye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. giriş, antre; trende vagonlar arasındaki kapalı geçit; anat. kanal; dehliz; f. antre veya dehliz yapmak; vagonlan kapalı geçitlerle birleştirmek. vestibuled s. kapalı geçitleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eser, iz; biyol. zamanla küçülmüş ve görevini yitirmiş olan. vestigial s. iz bırakmış; artakalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). (şapka, perdesü, palto vesaireyi) Çıkarıp bırakma yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkroom. cloakroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkroom. cloakroom. coat rack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloakroom. checkroom. vestiary. check room. dressing room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giysi, resmi elbise; cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. giyinme odası; bazı kiliselerde yönetim kurulu. vestryman i. kilise yönetim kurulu üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., (eski) kıyafet, kılık, üst baş; elbise; örtü; f., eski giydirmek, örtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Vezuv.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şeytan, iblis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphe ve tereddüt, içi rahat etmeme, kuruntu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxiety. misgivings. apprehension. misgiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. misgiving. apprehensiveness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسوسه] kuruntu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anxious. preoccupied. apprehensive. scrupulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. restless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D. donanmasında kadın görevliler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wolf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin. 2.Şefkatli, sevecen.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zerdüştlerin kutsal kitabları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zerdüşt’ün kitabı. (bk.) Zend.

Türkçe Sözlük by