Lama ne demek? | Lama anlamı nedir? | Lama

Lama anlamı nedir?

Lama ne demek?

Lama anlamı nedir?

Lama | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: lama

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (Peru yerli dilinden). Gevişgetirenlerden, Güney Amerika’ nın dağlık bölgelerinde yaşayan, uzun tüylü bir hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Tibetçe’den). Tibet ve Moğolistan’da Buda rahibi. Lamaların en büyüğüne «dalay-lama» denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. lame). Uzun ve yassı maden levhası, dar maden tahtası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

llama. lama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lama. llama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Llama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Thibet, Mongolia, etc., a priest or monk of the belief called Lamaism. llamas a Tibetan or Mongolian priest of Lamaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade. cutting edge. metal sheet and plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Tibetan or Mongolian priest of Lamaism. llamas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tibetan Buddhist teachers. corresponds to Sanskrit guru but has a wider range of meanings in Tibetan Can mean personal religious teacher, especially of Vajrayana ; head or leading figure within a spiritual community ; a properly qualified performer of Tan

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In Tibetan Buddhism, considered a master of certain areas of Buddhism May be the head of one or more monasteries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Library Administration and Management Associationhttp://www ala org/lama/.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Teacher, especially of Tantra The word Lama pertains not only to the external teacher, but to the inner teacher or enlightened nature The Lama, therefore, is one who reflects the beginingless enlightened nature of their students.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Library Administration and Management Association, a division of the American Library Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Teacher, or one who is revered Lotus Sutra A scripture of major importance to various schools within the Mahayana tradition It describes the virtues of the Bodhisattva, and emphasises that all sentient beings posses Buddha-nature and can attain Enlightenm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Tibetan Buddhist teacher, often a monk A Tibetan Buddhist teacher, often a monk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lama , llama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Tibet'li Buda rahibi, Lama. Grand Lama Baş Lama, Dalay Lama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEKNOLOJİ TERİMİ) AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

AAC-LC, dört Gelişmiş Ses Kodlama profilinden biridir. Mp3’ten daha iyi bir ses kalitesi sağlar ve dört profil içinde en basit ve en yaygın olarak desteklenen formattır. AAC-LC, çok çeşitli cihazlarla uyumludur; bu nedenle Sony WALKMAN®, PSP® veya PlayStation® ürününüzde aynı mükemmel ses kalitesinin tadını çıkarabilirsiniz..

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük adım atmak. 2. Adımları fazla açarak ölçmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. statement. gloss. definition. indorsement. hearing. account. clarification. comment. commentary. declaration. direction. elucidation. endorsement. explication. exposition. illumination. illustration. instruction. paraphrase. profession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assertion. commentary. disclosure. explanation. exposition. gloss. interpretation. key. profession. rationale. report.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remark. comment. explanation. statement. revealing. explication. elucidation. interpretation. clarification. exposition. illustration. demonstration. exemplification. account. commentary. declaratory clause. denunciation. direction. exposé. gloss. legend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Meydana çıkarmak, izhar ve ilân etmek. 2. Açıktan ve Aşikâre söylemek veya yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. explain. state. clarify. clear up. make smth. clear. unveil. dot the i's. account for. account for smth. account. lay open. show forth. unclose. unfold. declare. give smth. publicity. express. declassify. deliver oneself. develop. dilate. elu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assert. attest. clarify. communicate. elucidate. enlighten. explain. expound. popularize. profess. put. return. state. unfold. verbalize. to explain. to expound. to clarify. to enlighten. to make public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to expand. to reveal. to divulge. to disclose. to announce. to elucidate. to interpret. to clarify. to demonstrate. to exemplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotated. annotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting from different angles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. vivisection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir meseleyi, bir metni en ince noktalarına kadar gözden geçirerek izah etmek, şerh etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to elucidate. to analyze. to explain fully. to annote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Açkı vasıtasıyle parlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to polish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adımla ölçmek, adım saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pace. to go apace. to measure by steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Ad koymak, tesmiye etmek. 2. Ad takmak, lakap vermek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered. to be stupefied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boggle. flabbergast. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

şaşkınlığa düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü, patırtı etmek, kıyameti koparmak. 2. Istemiyerek mühim bir sırrı ifşa etmek, ağızdan kaçırmak. 3. Ağzını bozmak, söğüp saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aforoz etmek, kiliseye kabul etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poisoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to poison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağırlamak işi. 2. (musiki). Gelin veya güveyinin karşılanması sırasında çalınan kıvrak hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entertainment of a guest. celebration treat. entertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İkram ve izâz etmek, hürmet etmek. 1. Yavaşlamak, bataet ve teenni peyda etmek. 2. Kokuşmak, ağır kokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. entertain. wine and dine smb. dine. show hospitality. feast. fete. receive. regale. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put sb up. to show hospitality to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to extend hospitality. fête.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overcome the difficult part of a job. to reach the entrance of a port.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. weep. weeping. lachrymation. lament. lamentation. wail. whimper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blubber. cry. lament. wail. weeping. crying. complaining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weeping. crying. whining. wailing. lamentation. cry. lament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gülmenin zıddı olan fiili icra etmek, göz yaşı dökerek sesli veya sessiz olabilir. 2. Yeis ve matem etmek, ölüye ağlamak. 3. Yakınmak, şikâyet etmek. 4. Yalvararak istemek ve niyaz etmek. Ana ağlamak = Çok zahmet ve eziyet çekmek, pek mustarip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn on the waterworks. pipe one's eye. cry. weep. give a cry. mourn. pule. shed tears. snivel. wail. whimper. yammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bewail. cry. wail. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weep / to whine. to cry. to sob. to wail. to mourn for. to lament. mourn. turn on the waterworks. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plaintive. tearful. ready to cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maudlin. plaintive. plangent. tearful. weepy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Ağlayacak hale gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her zaman ağlayıverecek bir görünüşü olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdaht kolası sürmek, cilâ etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sigh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ahırlamak. (Hayvan) ahırda çok yatıp hamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family planning. birth control. planned parenthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draining. drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drain. drain the water away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. acquittal ibra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittal. clearance. discharge. release. auditing and verifying of the accounts. clearing of a debt. discharging of a liability. granting sb full discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. receipt in full / in full discharge. final / full receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağartmak, beyazlatmak, temiz etmek. 2. Bir beyaz nişan koymak, beyazla nişanlamak. 3. Pâk etmek, temize çıkarmak, yüzünü ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ak olmak, temizlenmek. 2. Bir dâvâ veya hesap sonunda temize çıkmak, beraet etmek, kurtulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whiten. brighten. acquit. clear. absolve. exculpate. exonerate. justify. launder. purge. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolve. acquit. exonerate. to acquit. to absolve. to exonerate ibra etmek. to launder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquit. to clear. to discharge (of a liability. to release. to audit and verify accounts. to settle. to grant full discharge. to receipt. to acknowledge receipt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bütün günü bir işte veya bir yerde geçirip akşama ermek. 2. Akşam vakti bir yerde kalmak, akşamı orada geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay until evening. to spend the evening (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek görünüşünü değiştirmek, kamufle etmek: Uçaklara karşı alalanmış bir fabrika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük odun gemisi. 2. Büyük balıkçı kayığı. 3. Böyle kayıklara mahsus büyük ağ, ığrıp.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large fishing boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامات] işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılancık denilen şeyin bir nevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alevde kızartmak veya ütülemek. 2. Kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to singe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tahkir etmek, hor ve zelil nazariyle bakmak. Alçalmak ve yaltaklanmak, alçakça yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alçı ile yapıştırmak veya sıvamak, alçı sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of paris. to plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with plaster of Paris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical arrangement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceptional. perception. sensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. sense. comprehend. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perceive. to perceive. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sense. to perceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclamation. applauding. cheering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). El çırparak ve yüksek sesle yaşa diye bağırarak takdir ve tahsin etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El çırparak yüksek sesle takdir ve tahsin etmek: Halk, sanatkârı şiddetle alkışladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. cheer. clap one's hands. applaud. clap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acclaim. applaud. cheer. clap. to applaud. to clap. to acclaim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to applaud. to cheer. to clap for. acclaim. clap. to give a big hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Altı saz veya sesten müteşekkil topluluk için yazılan çoksesli musiki eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gold filled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Altmla kaplamak yahut yaldızlamak, tezhib etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. mantık). Umumî bir mefhumun altında hususî diye alınan bîr şeye, yer vermek, idraç etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Altmış yaşına varmak, altmışlık olmak, altmış rakamına vasıl olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intend. aim at. fasten on. purpose. will. work up. zero in on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aim. to aim. to intend. to purpose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to aim at. to purpose. to intend. aim. plan on. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packaging. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack. to wrap. bundle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). işlerde kocalayıp tecrübe hasıl etmek, kurnaz ve usta olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zahmetsiz ve usulsüz.olarak elde etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to obtain by cheating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding. knowledge. comprehension. apprehension. appreciation. drift. fathom. grasp. grip. insight. intelligence. prehension. realization. sense. uptake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehension. grasp. understanding. apprehension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understanding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Muzari: Anlar. f. «an» dan). 1. Akıl erdirmek, derk etmek, zihin almak: Bu sözün mânâsını anlayamadım. 2. Tahkik etmek, araştırmak, öğrenmek: Vapurun ne vakit geleceğini anla da gel. 3. Duymak, sezmek, hissetmek, farkına varmak: Hasmın sitemin anlamamak hasma sitemdir. 4. Bilmek, vâkıf ve Agâh olmak: İş anlar adam. Söz anlamak = Ferasetli ve insaflı olmak. Söz anlayan beri gelsin: Söz anlayan yok mu? Maksadımı anlatamıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

understand. comprehend. figure out. get a grip. get a grip on. be knowledgeable about. see. get. feel. absorb. accept. appreciate. apprehend. ascertain. catch. catch on. click. compass. conceive. cotton on to. dawn on. deduce. dig. discern. discover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate. apprehend. catch. comprehend. deduce. dig. discover. fathom. follow. gather. get. grasp. infer. penetrate. perceive. read. realize. see. understand. to understand. to catch. to catch on. to get. to cotton on. to latch on. to follow. to grasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehend. to understand. to comprehend. to get. to find out. to realize. to appreciate. to see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of understanding about a matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ve ansılamak) (f.) (muzari: Ansalar). Taklit etmek, birinin taklidini yaparak kendisiyle eğlenmek. Soytarılık ve maskaralık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geminin yelkeni ziyade şişirerek yavaş gitmesiyle hasıl olan hafif yalpa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yelkenin ziyade şişmesiyle rüzgârı avuçlamışçasına gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşırmak, çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collar. lift. nick. purloin. sneak. swipe. to pilfer. to pinch. to crib. to collar. to walk off with. to walk away with. to filch. to lift. to nick. to snitch. to swipe. to rip sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to steal. to pilfer. to walk off with. snoop. waltz off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki şey arasında biraz açıklık meydana getirmek. 2. Seyrekleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave ajar. to open out. to space. to separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to leave ajar. to separate. to space. to open out. jar open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Argaç atmak, atkılamak. 2. Sarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to weave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyde ayıp veya kusur olmadığını bildirmek, tenzih etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Sırtına almak. 2. Bir kimseye yardım etmek, müzaheret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), rülen bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arşınla ölçmek. 2. Mesâha etmek. 3. Açık adımlar atarak çabuk geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the yard. march up an down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can ve yürekten istemek, temenni etmek. 2. Göreceği gelmek, özlemek, müştakı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust after. long for. want. have a yen for. aspire. hanker. lust for. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desire. lust. to desire. to wish. to long. to hanker. to lust after/for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to desire. to wish for. to long for. long. will. yearn for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. humiliation. insult. abasement. contemptuousness. disparagement. insolence. mortification. opprobrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insult. political invective. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inmek, düşmek, tenezzül etmek. 2. Kıymet ve itibardan düşmek, bayağılaşmak: Bu gazete pek aşağıladı. Kadir ve itibardan düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the wall. insult. humiliate. talk down. abase. belittle. pooh-pooh. scorn. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. affront. despise. insult. slight. snub. to run down. to snub. to despise. to degrade. to abase. to look down. to lower. to insult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degrade. to treat as inferior. to lower. belittle. humiliate. make a mockery of. scorn. kick in the teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asfaltla kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asphalt. tar. to asphalt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to asphalt. to cover with asphalt. tarmacadam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|.). 1. Aşılamak fiili. 2. Yeni aşılanmış ağaç: Bağdaki aşılamaları sulamalı. 1. Aşılanmış (Ağaç): Bu kiraz ağacı aşılama mıdır? 2. Bir kap içinde kuyuya veya kara konup soğutulmuş: Aşılama su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccination. inoculation. grafting. suggestion. culture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşı» dan). 1. Çiçek hastalığına ve başka aşısı olan hastalıklara karşı aşı vurmak: Benim çocuklarımı falan doktor aşıladı. 2. Yabanî ağaca aşı vurmak: Armut kalemini ahlata aşılamalı. 3. (Su vesair içilecek şeyleri kuyu veya karda) soğutmak: Şerbeti aşıladınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaccinate. inoculate. graft. bud. transfuse. pass on an ilness. inspire. suggest. engraft. envenom. fertilize. imbue. impregnate. indoctrinate. infect. infuse into. ingraft. instil. instill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breathe. fertilize. graft. implant. inculcate. infuse. vaccinate. to vaccinate. to inoculate. to graft. to instil. to instill. to indoctrinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaccinate. to inoculate. to graft. breathe. implant. indoctrinate. infuse. inseminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call-up of recruits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşılama, (bk.) Aşılama. Aşlama kiraz. Aşlama su (içine buz konarak soğutulmuş su).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aş» dan). Yemek yedirmek, Osm. it’Am etmek. (bk.) Aşılatmak, aşılamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Astar geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. to line. to prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to line. to apply an undercoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mekikle atkıyı atarak dokumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlayış, (bk.) Atlamak. Atlamataşı = Çamurlu yolun bir tarafından diğer tarafına geçmek için konmuş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. vault. spring. skipping. omitting. omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a jump. skipping. by-pass. jumping off. jumping. leap. spring. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» dan). 1. At gibi kalkıp fırlamak, sıçramak. 2. Fışkırmak. 3. Geçmek, üstünden geçip bırakmak: Okurken iki satır atladı. 4. Aşmak, öteye geçmek: Şu dağı atlasak. Adım atlamak = Kuvvet yettiği kadar adım açarak sıçramak. 5. Bir engeli fırlayarak aşmak: Duvardan atlamak. Hendekten atlamak 6. Vakit kaybetmeden binivermek: Arabaya atlayıp geldim. 7. Yanılmak, aldanmak. Atladı gitti Genç Osman. Gazete falan haberi atlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. omit. dive. elide. grasp at. hop. hop on. leave out. miss out. snatch at. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. leap. omit. overlook. skip. to jump. to spring. to leap. to hop. to leave out. to omit. to skip. to fuck. to bang. to make. to lay. to score. to leap at. to jump at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. omit. skip. to jump. to miss. to catch. to omit. to slip. to leave out. to have intercourse with. gambol. get over. leap. surmount. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunting. dropping thereturn gently over the net to an unprotected spot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Av, sayd, şikâr etmek, Osm. istiyad etmek: Tavşan, keklik, balık avlamak, mec. Gözetmek, kovalamak, tasarruf etmek. Rüzgâr avlamak = Süratle hareket etmek, Osm. bâd-ı peymâ olmak. Sinek avlamak = Boş şeylerle uğraşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hunt. shoot. fish. account. bag. chevy. chivvy. chivy. gun. hawk. kill. prey on. prey upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. hunt. pot. to hunt. to bag. to trap. to snare. to deceive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hunt. to shoot. to deceive. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (Yayı) kurmak, çarpmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Avcun içine almak, avuçla kavramak. 2. Bol bol almak. 3. Kavramak, çevirmek, içine almak: Yelken rüzgârı avuçlamak = Rüzgârdan şişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grasp in the hand. take a handful of. fist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to grisp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grasp. to take by handfuls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Adım atmak, yürümek. Ayakla basmak, çiğnemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. calibration. tuning. tune-up. setting-up. fitting. standardization. arrangement. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulation. adjustment. gauging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjustment. regulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Ölçünün Aletlerini tam doğru ölçmelerini sağlayacak şekilde düzeltmek. 2. Makinelerin doğru çalışmasını sağlayacak şekilde yapılan düzeltme fiili: Rot ayarı, fren ayarı. 3. İşleri birbiriyle çatışmayacak şekilde düzenlemek. Fiyat ayarlamak = Eşyanın fiyatları arasında orantı sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collimate. assay. adjust. regulate. calibrate. tone. trim. standardize. arrange. budget. draw up. fix up. gear. justify. lay on. measure. proportion. reset. scale. set. square. syntonize. time. tune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. arrange. contrive. coordinate. key. modulate. regulate. wangle. to adjust. to tune. to regulate. to fix. to set. to fix sb up. to supply. to get. to lay sth on. to chat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjust. calibrate. to regulate. to fix. to set. to adjust. to assay. to test. to gauge. to arrange. to put in order. calculate. condition. correct. focus. key. scale. secure. shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gece ayazında üşümek, gevremek. 2. Ayazda beklemek. 3. Üşümek, soğuk almak. 4. Boş yere beklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aydınlık olmak, aydınlığa kavuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorting sth out. cleaning. picking. shelling. debugging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sorting. picking out shelling. comb out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayıklatmak, ayıklanmak, ayırtlamak, ayırtlatmak ve ayırtlanmak’tan galat. (bk.) Ayırtlamak vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. pick. comb out. weed out. clean out. grub up. pick over. sort. sort out. weed up. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. pick. shell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clean. to pick. to sort. to shell. comb out. expurgate. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproof. stricture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be equally to blame. condemnation. reflection. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir adamın hal ve hareketini ayıp saymak. Tâyib etmek: Vakarını muhafaza etmeyen adamı ayıplarlar. Sizin öyle Adi eğlence yerlerine gitmenizi çok ayıpladıdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast reflection on smb. reproach. reprove. blame. chide. condemn. dispraise. fault. reflect on. reflect upon. reprobate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condemn. reproach. to blame. to reproach. to criticize. to condemn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blame. to vilify. to criticize. condemn. hold sth against sb. lash. reproach. sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: Ayıklamak). 1. Tefrik ve temyiz etmek, ayırmak. 2. Bir şeyin iyi kısmını seçmek, intihap etmek, seçkinini ayırmak. Pirinci taşından ayırtlamak: Pek karışık ve müşkül bir işin içinden çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dolaşmak, devretmek. 2. Yukarıdan aşağıya kaymak, düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Esir veya köle ve cariyeyi Azâd, İtaak etmek. 2. Çocukları okuldan salıvermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bawling out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. obloquy. rebuke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. castigation. ear- bashing. ear- wigging. earful. going over. lecture. nagging. rating. rebuff. severe reprimand. talking to. telling off. unbraiding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkışmak, itap ve serzeniş etmek: Babam beni azarladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give the stick. give smb. hell. give smb. beans. rap smb. over the knuckles. tell smb. one's mind. call smb. over the coals. light into. give a piece of one's mind. peck at smb. reprimand. reproach. admonish. chide. scold. baste. bawl out. berate. b.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chide. lecture. rebuke. reprehend. reprove. scold. upbraid. to scold. to rebuke. to reproach. to lecture. to reprimand. to tell off. to blow sb up. to tear sb off a strip. to take sb to task. to haul sb over the coals. to bawl sb out. to give sb a rocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. slash. bawl out. berate. to give sb a bit of one's mind. blame. call down. carpet. castigate. chew up. chide. to take a person to cleaners. to haul sb over the coals. crab. dress sb down. flay. hold sth against sb. lambaste. lecture. let rip. li

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalamak, duvarlara kireç veya aşı boya şerbeti çekmek, badana vurmak: Badanacı evleri badanalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decorate. whitewash. to whitewash. to decorate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whitewash. to whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güreşte hasmın bacağını kendi bacağiyle sarıp yıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. pardon. remission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgiveness. donation. granting. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(M1Karşılıksız vermek, hediye ve ihsan eylemek, bahşetmek: Kendisine bir çiftlik bağışladı. 2. Alacağından vazgeçmek, sarf-ı nazar ve terk etmek: Birçok alacağım vardı lâkin bağışladım. 3. Ceza ve intikam istemekten geçip affetmek: Kabahatimi bağışladı. 4. (Cenâb-ı Hak) almamak, yaşatmak: Ne güzel çocuk Allah bağışlasın, anasına, babasına bağışlasın!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

donate. give away. give to charity. pardon. forgive. excuse. have mercy. save. absolve. bestow. dispense. endow. grant. hand out. hand over. instate. kick in. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bestow. condone. excuse. forgive. pardon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to forgive. to pardon. to donate. to make gift. to spare. absolve. contribute. dispense. excuse. give away. grant. remit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk musikisinde bir mızraplı saz. Kopuz’dan İnmedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağlamak işi (bk.) bağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. affiliation. attribution. coupling. fastening. fixture. immobilization. lacing. lashing. folk instrument with three double strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment. fastening. connecting. binding. tying. brace. crossbeam. an instrument with three double strings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coupling. fixture. linkage. mooring. switching. tying. binding. crossbeam. binding joist. accouplement. tieing up. tie. adhesion. conclusion. assembly. connection. connexion. linking. connecting. chord. joining. locking. fixing. splicing. engagi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. aslı: Bağmak). 1. ip ve ona benzer şeyleri dolaştırıp rabtetmek, düğüm yapmak: ipi bağlamak; İpi çiviye bağlamak. 2. İp ve ona benzer bir şeyle bir şeyi diğerine veya birkaç şeyi birlikte rabt ve bend etmek, bir araya getirmek: Demet bağlamak; ağacı hereğe bağlamak; hayvanı kazığa bağlamak; birinin ellerini, ayaklarını bağlamak. 3. Sarmak, sargı geçirmek: Başını, gözünü, yarayı bağlamak; başına mendil bağlamak. 4. Takmak, asmak, kuşanmak, kuşatmak: Bele kılıç bağlamak. 5. Kapamak, sed ve bend etmek: Kapıyı, suyun mecrasını bağlamak. 6. Hâsıl ve peyda etmek, edinmek: Ekin, tane, tohum bağladı; süt kaymak bağladı. Sular buz bağlamış; yara kabuk bağladı. 7. Kavuşturmak: Ellerini bağlayıp divan durmak. 8. Tahsis ve tayin etmek: Birine maaş, aylık tayinat bağlamak. 9. Yapmak, teşkil etmek: Saf bağlamak. 10. Toplayıp bohça ve denk etmek: Eşyayı bağlamış; yatakları bağlamışlardı. 11. Pranga ve zincire vurmak: Suçluları bağlamak usûlü kaldırıldı. Baş bağlamak = Bir yere mensup ve bağlı olmak, intisâb etmek. Başını banlamak = Bir işle uğraştırmak, işi vermek, Avârelikten kurtarmak. Evlendirmek. Bel bağlamak = Umld etmek, intisab etmek, hizmet arz etmek: Hizmetinize bel bağladım. Pamuk ipliğiyle bağlamak = Geçici bir tedbir ve çare bulmak. Sağlam kazığa bağlamak = Sağlamlaştırmak. Tatlı yerinde bağlamak = İyi netice vermek. Göz bağlamak = Sihir ve büyü etmek. Gönül bağlamak = Aşık olmak, sevmek, kendini bir şahsa, bir şeye, bir ümide vakfetmek. Yelken bağlamak = (Gemi) harekete hazırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixate. tie. bind. attach. fasten. connect. tie down. unite. conjoin. assign. affiliate. attribute. band. bandage. bond. brace. braid. clasp. colligate. concatenate. copulate. cord. couple. do up. engage. enthral. enthrall. fasten up. fix. grapple. g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix. attach. attribute. bandage. bind. bolt. connect. fasten. hitch. lace. loop. obligate. tie. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assess. attach. bind. link. connect. mount. to tie. to attach. to connect. to bond. to wrap. to fasten. to bind. to couple. to gear. to join. to unite. to assemble. to pack. to hoop. to conclude. to link. to engage. to brace. to lock. to fix. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper-plated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Gelişmiş Sony DVD oynatıcılar, elektriksel parazitlere karşı mükemmel bir dayanıklılık sağlayan bir bakır kaplı şasi ile donatılmışlardır.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balaban).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başaşağı olarak suya dalma tarzı. Bu atlayışta vücut dümdüz ve gergin olur, kollar baş hizasında birleşmiş durumdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Balık gibi gerinip sıçramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balta ile (orman vesaire) kesmek: Bu ormanı hiç baltalamamışlar, bu ağacı baltalamalı. 2. Yıkmak, devirmek, harap etmek: Eski evi baltaladılar. 3. Kırıp geçirmek, berbat etmek. 4. Hacamat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. sabotage. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sabotage. to frustrate. to block. to strike with an axe. to hew down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bailing. fagoting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bale. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick with sticky tape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Başlayış, bir işe girişme. m

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commencing. inceptive. starting. connecting. start. begin. starting. go-off. inception. initiation. kickoff. launching. onset. outbreak. throwoff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. commencement. start. beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting. beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «baş» tan). Başlamak. İşe, derse, yemeğe başladı. Daha başlamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begin. start. commence. get going. come on. cut along. enter into. enter on. enter upon. fall to. get. get to. go. go off. inaugurate. introduce. kick off. knuckle down to. launch. launch out. launch out into. lay down. get a move on. open. set about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begin. come. commence. initiate. originate. start. undertake. to begin. to start. to commence. to come on. to enter into. to fall to. to get cracking. to originate. to accede.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin. to start. to commence. come into being. come on. embark. fire away. get down to. go ahead. inaugurate. introduce. lead off. to get a move on. open. rise. set in. set out. set out on. start off / out. take up. to get under way. weigh in. wire awa

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bayat olmak, eskiyip tazeliği, taravet ve letâfeti geçmek, bayağılaşmak: Bu ekmek bayatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get stale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Saçta pişirilmiş pide. 2. Tatlısı bol, kalın gözleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Tatlısı bol, kalın sac gözlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıçakla yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knife. stab. to stab. to knife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. knife. pierce. pink. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامانعه] engelsiz

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامعذرت] mazeretsiz, özür bildirmeksizin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Aslı: buzağılamak) (İnek ve emsali). Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bocalamak, şaşırmak, kararsızlık göstermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falter. flounder. vacillate. waver. wobble. to falter. to flounder. to stumble. to waver. to vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to veer. to falter. to act in a confused manner. baffle. flounder. fluctuate. to get oneself tied up. vacillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin iki başındaki omuzluk direkleri ki omurga bunlara bağlanır: Baş bodoslaması, kıç bodoslaması. Bodoslama demiri — Kayığın altında baştan kıça kadar uzanan demir lama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stenpost. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from the front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvan kesmek, zebhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughter. strangle. throttle. to throttle. to strangle. to choke. to cut sb's throat. to slaughter. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slaughter. butcher. strangle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bohçaya sarmak, bohça içinde istif etmek, paket yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Berbat etmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bölge Paneli Hizalama özelliği renk yönetimindeki boşlukları telafi eder. Ev sinema projektörünüzdeki SXRD™ panellerini hareket ettirmek hizalamayı geliştirir ve Bölge özelliği de ekranın çevresindeki kırmızı ve mavi anormallikleri sadece 0.1 piksel adımlarda çekebilmenizi sağlar. Sonuç ise daha keskin ve daha net bir görüntüdür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir yere hava, deniz veya karadan bomba atmak, topa tutmak, bombardıman etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. bomb. bombard. to bomb. to bombard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Boş bölüm atlama işlevi kullanılırken, 12 saniyeden uzun bir boşluk varsa kaset otomatik olarak hızlı ileri alınarak bir sonraki parçaya geçilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Bırakmak, el çekmek, vazgeçmek, feragat etmek, terk ve ihmal eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let go. ignore. neglect. slacken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neglect. to neglect. to abandon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to neglect. to let alone. to let go. to let loose. leave in the cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boya ile örtmek, lekelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boy kazandırmak, uzatmak 2. Boyuna ölçmek, Osm. tûlen mesâha etmek. Boyuna gitmek, uzanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get to. to arrive at. to make for. to end up in (an undesirable place. land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boynuz ile yaralamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. horn. cuckold. butt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gore. to gore. to cuckold. to cheat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrangible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En güçlü sinyallere sahip kanalları seçer ve frekans sırasına göre hafıza düğmelerine atar. RDS’li setlerde AF devreye sokulduğunda bu işlev, en güçlü sinyalleri, Program Tanımlama kodlarına göre artan sırada düzenler.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steamed. poached.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steaming. stewing sth in a covered pot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Buğuya tutmak, buğudan geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stew sth in a covered pot. to steam. mist over. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tütsülemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulamak, bulaştırmak, kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to besmear. to bedaub. to smear. to cover with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll sth in. to besmear. to bedaub with. to smear. mix. malax. lime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Burgu ile delmek

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bore sth with a gimlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Halk ağzında Bızlamak. (İnek ve emsali hayvanlar) yavrulamak, doğurmak: İnek, manda buzağıladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çabalamak İşi. (bk.) çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effort. struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

struggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. El, ayak oynatıp direnmek: Çamurun içine düşmüş çabalayıp duruyordu. 2. Çok çalışmak, uğraşmak, cehd etmek: Derse çabalıyor. Boş yere çabalama, o işi nasıl olsa başaramazsın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavor. scramble. strive. endeavour. struggle. work. go for. exert oneself. go after. hump oneself. strain. strain at. study. tug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endeavour. labour. seek. strive. struggle. to endeavour. to strive. to struggle. to labour. to labor. to exert oneself. to make an effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make efforts. to strive. to struggle. endeavour. essay. labour. seek. shoot at. wrestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çağlamak işi. (bk.) Çağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇAĞILDAMAK (f.) (Su) kaynayarak ve köpürerek, taşlara ve kayalara çarparak düşmek veya köpürerek taşmak: Dağlarda sular çağlar; dere çağlayarak akıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gurgle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burble. cascade. to burble. to murmur. to babble. to cascade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daha çok 18. asırda kullanılan desenli ve parlak yünlü kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Seylan ve Hindistan'da bulunan ve kerestesi oymacılıkta kullanılan sert bir ağaç, (bot). Diospyros quaesita.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

churning. joggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çalkalamak, (bk.) Çalkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. whip up. shake. shake up. slosh. swash. rinse out. rinse. churn. rouse. swill. swill out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. beat. churn. jiggle. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to agitate. to shake. to rinse. to wash out. to beat. to vibrate. to float. churn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cam takmak, cam geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fit with glass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çamur sürmek, çamurla sıvamak. 2. (sular) Çamur getirip liman, menfez vesaireyi doldurmak. 3. mec. İtham etmek, lekelemek: İki el ile çamurladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapa ile kazmak: Bağı vaktinde çapalayamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akıncılık etmek, yağma niyetiyle her tarafta at oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Enini boyunu ölçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aykırı surette olan, çapraz şeklinde olan: Çaprazlama fişeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

across. transverse. crosswise. diagonally. transversely. crossbreeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crosswise. diagonally. across. athwart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cross obliquely. cross. interplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on the cross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ilgar ve akın etmek, düşman toprağında yağmacılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Carcar etmek, çok söylemek, gevezelik ve lafazanlık etmek. 2. Telâ111k etmek. 3. Tellâl vasıtasiyle ilân etmek, tellâl çağırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Casusluk etmek, tecessüs etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Çatlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fracture. cracking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cracking. splitting. cleavage. rupture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çat ederek büyük sesle yarılmak, ayrılmak: Cam çatladı. 2. Parçaları ayrılmayacak kadar kırılmak, yarılmak: Bu bardak çatlamış. 3. (dalga vs.) Kırılmak, paralanmak. 4. (hayvan) Çok yürümekten telef olmak: Yarı yolda atı çatladı. 5. mec. Hasetten, hiddetten, sıcaktan ve başka ıztıraptan telef olmak derecesine gelmek: Hasetciler çatlasın, sıcaktan çatlayacağız. 6. Çok ağlamaktan ölmek derecesine gelmek: Şu çocuk çatlayacak, meme verin. 7. Çok ağrımak, ıztırap içinde bulunmak: Başım çatlıyor, karnım çatlayacak. Alın damarı çatlamak = Haya ve hicap kalmamak, arsız, utanmaz olmak. Taş çatlamak = 1. Çok soğuk olmak. 2. Olmayacak şey olmak, imkânsız şey vuku bulmak: Taş çatlasa bu bahçe o kadar mahsul vermez. Çatlasa, patlasa = Her ne yapsa: Çatlasa da patlasa da bu işi yürüteceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. split. craze. dehisce. burst. die of exhaustion. cleave. fracture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. fracture. to crack. to split. to fracture. to chap. to break. to burst with impatience. to die. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crack. to split. to burst with impatience. burst. disrupt. fracture. rupture. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanı çayıra çıkarmak, çayır yedirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. reply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. halk ağzında: çehizlemek). 1. Geline cihaz vermek, gelinin cihazını tedarik etmek ve hazırlamak. 2. (bir fakire) Muhtaç olduğu şeyleri vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çıkın haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polishing. finishing process.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cilâ vurmak, cilâ sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burnish. lacquer. polish. varnish. to polish. to shine. to finish. to burnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish. to varnish. to shine. burnish. polish. surface. veneer. wax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clang. clink. peal. toll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ringing sound. clangor. ringing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çın çın ötmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tingle. tinkle. ting. jingle. din. ring out. buzz. clang. resonate. resound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clang. clink. peal. resound. ring. sing. tinkle. to tinkle. to clang. to clink. to chink. to ring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give out a ringing or tinkling sound. to echo. clang. resonate. resound. ring. ting. tinkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çıra koymak ve tutuşturmak, yakmak, alevlendirmek. 2. mec. Fesat karıştırmak, kötüleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Cırtlamak, cırlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Böcek gibi cır cır etmek, zırlamak, ötmek. 2. mec. Gevezelik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çekilen parmak yahut ateşe atılan tuz yahut sıçrayan kıvılcım gibi şey, patlayıp ses çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşıcı bir şeyi avuç içinde sıkarak karıştırmak: Fıçının içindeki yağı cıvıklayıp duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bulaşıcı şey) Avuçlanarak veya basılarak karışmak: Çamur basıla basıla cıvıklanmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cız ederek yanmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). gürültülü; Israrlı, yapışkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değnekle vurarak düzeltmek veya tozunu silkmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Üstü hamurla örtülerek pişen yemekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gayet büyük dalgalar geminin üzerinde çatlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başaramamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boob. to bag. to put in sacks. to fail. to flunk. to fluff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fail the class. to fail sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauterization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branding. etching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kızgın demirle damga vurmak, kızgın demirle yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. fire. sear. to brand. to cauterize. to sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brand. to cauterize. scorch. sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Tibet Budistlerinin baş rahibi ve başkanı Dalay Lama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yakmak, acıtmak, kavurmak: Isırgan daladı, ebegümeci daladı. 2. Isırmak, dişle koparmak: Ayı dalamış. 3. Vurup kapmak, yağma ve talan etmek, tutup esir etmek: Kız dalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stigmatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Damga vurmak, damga ile işaretlemek: Binek hayvanlarını aldıkları vakit damgalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamp. mark. stigmatize. print on. seal. print. brand. impress. incuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brand. imprint. print. seal. stamp. to stamp. to mark. to seal. to print. to brand. to stigmatize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affix the seal. to stamp with a stamper. to cancel. to stigmatize. brand. stamp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dripping. guttation. drip. trickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drip. dripping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dripping. drip. trickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Damla damla akmak. Osm. takattür etmek: Gözlerinden yaş damlıyordu, tavandan yağmur suyu damlıyor. 2. Ansızın, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkmak: Biz konuşurken o da damlayıverdi. 3. Az yağmak: Biraz yağmur damladı. Akmazsa da damlar = Çok gelmezse de bütün bütün de eksilmemiştir. Hiç yok değildir. Burnundan damlamak = Çok benzemek. Burnundan kan damlamak = Çok sıkıntı çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drip. drop. trickle. to drip. to drop. to dribble. to trickle. to turn up. to pop in. to blow in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drip. to turn up suddenly. distil. show one's face. trickle out. weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Destek koymak, destekle takviye etmek: Kapıyı arkadan dayaklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to support with props.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sööz söyleme, sanatı, hitabet, belâgat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( s). hitabete ait; tantanalı, heyecanlandırıcı (konuşma tarzı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storage. storing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehousing. storage. storing. cellerage. housage. modular. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store. to store. to lay sth up. to lay sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc için Dijital Seviye Ayarı, en iyi seviye kontrolü için hassas ayarlamalara olanak verir. Doğrusal, logaritmik ve sinüs çalıştırma yapılabilir. Ses seviyesi, MiniDisc’e dijital olarak kayıt yaparken kalite kaybı olmaksızın yükseltilebilir ya da alçaltılabilir. Ayrıca kısılma ya da kısıktan yükselme efektleri kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu akıllı kopyalama teknolojisi, Sabit Disk Sürücüsü’nden (HDD) bir DVD diskine kopyalama yaparken en iyi resim kalitesini korur. Veri bir HDD üzerine kaydedildiğinde, Sony HDD / DVD kaydediciler filmi analiz eder ve sonuçları veri olarak saklar. Ardından, kaydedici bu veriyi verimli bir biçimde bir DVD diskine kopyalar. En iyi sonuçları elde etmek için, HDD’nize kaydederken HQ+ veya HQ modlarını kullanın.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. felsefe). Dışta bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

externalize. deport. exclude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

externalize. deport. exclude. coventry. to exclude. to externalize. to ostracize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. ad-lib. jumped-up. improvisation. impromptu. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impromptu. improvisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvisation. off-hands. extempore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confirmation. corroboration. affirmation. verification. correction. avowal. defence. defense. recognition. support. testification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. verification. confirmation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

verification. confirmation. confession. corroboration. protestation. redress. vindication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Doğruyu söylemek, hakikati kabûl ve itiraf etmek: İşte şimdi doğruladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. confirm. corroborate. attest. certify. verify. affirm. avouch. bear out. correct. homologate. justify. predicate. substantiate. support. sustain. testify. vouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. certify. confirm. corroborate. substantiate. testify. to confirm. to verify. to affirm. to bear out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authenticate. confirm. to verify. to corroborate. to confirm. attest. certify. confess. correct. own. predicate. vouch for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çuhadan entari gibi önü açık olarak kavuşturulur ve üstüne kuşak bağlanır eski bir elbise: Tatar dolaması. 2. Parmakta olan, ağrı verici bir iltihab, kurlağan.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Şeytan tırnağı veya parmağa iğne ya da kıymık batması sonucu, tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmaya; halk arasında dolama, tıp dilinde paronychia denir. Başlangıçta kırmızı bir benek halindeyken daha sonra içi dolu sivilceye dönüşür. Dolama, kan zehirlenmesine neden olabilir. Bu nedenle ihmal edilmeden doktora başvurmak gerekir. Alkol pansumanı veya sıcak su kompresi çok faydalıdır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kına, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı suya 2 kahve kaşığı kına konur. Lapa haline gelinceye kadar ısıtılır. Sonra dolama olan yere sarılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. twist. whitlow. felon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winding. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(paronychia serpilifolia): Karanfilgiller familyasından yeşil ve beyaz renkte küçük çiçekleri bulunan bir çeşit bitkidir. Yaprakları beyazımtırak yeşildir. Kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Dolama ve çıbanların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Etrafına döndürüp çevirmek, sarmak: Başına bir şal, beline bir kuşak doladı. 2. Ağır ve zor bir işi birinin başına sarmak: Bu işi be nim başıma doladılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wind. twist. whirl. rotate. coil up. cincture. coil. enlace. enwrap. lap. reel. reel up. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil. weave. wind. wrap. to wind round. to encircle. to twist. to coil. to bandage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wind on to around. coil. curl. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Dolama otugillerin örnek bitkisi (paronychia serpilifolia).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

file. to file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to file. to put in a file. to classify. to throw into the discard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Dudaklar, güneş veya soğuk havanın tesiriyle çatlayabilir. Endişe edilecek bir durum yoktur. Aşağıdaki reçetelerden herhangi biri çatlakları gidermek amacıyla kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Cevizyağı, balmumu.

Hazırlanışı : 2 çay bardağı cevizyağına, 2 çorba kaşığı eritilmiş balmumu konur. Karıştırılarak soğutulur. Küçük bir şişeye doldurulur. Sabahları dudaklara sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Duman vermek, dumana tutmak veya asmak. 2. Bulandırmak, karartmak. Kafayı dumanlamak = Sarhoş olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill. pause. hesitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sagnation. pause. standstill. halt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lâkırdı söylerken tereddütle tutukluk göstermek, kesik kesik söylemek: Pek duraklayarak söylüyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to stop. to hesitate. to waver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pause. to pause. to come to a stop. to stop once in a while. to hesitate. fizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Duraklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pause. to come to a stop. to hesitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinsing. purifying. clearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse. rinse out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rinse. to rinse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rinse. to clarify. to percolate. to refine. to fine. to deposit. to clear. to clean. to settle. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Başına ve yüzüne duvak örtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. psikoloji). Duygusunu uyandırmak, duygulu hale getirmek, hislendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mermer gibi hâreli veya damarlı olarak boyamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir büyücüye kendini okutup büyülenmek, okunmak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Güçlü arka aydınlatma, düşük kontrast ve yetersiz ortam ışığının el ile telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Enough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [الامان] aman dileme, imdat, yardım

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. inflammation

tıp yangı

Vücudun mikroplara karşı koymak için herhangi bir yerine fazla kan hücumu ile orada şişkinlik, kırmızılık, ısı ve ağrı ile beliren irin toplaması.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ünlem, nida, ani olarak söylenen söz; bağırma, telâşla itiraz etme. exclamation mark, exclamationpoint ünlem işareti (!). exclam'ative (s.) ünlem ifade eden. exclam'atory (s.) sevinç, hayret veya keder belirten; gürültülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to write an invoice for. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refresh. freshen up. freshen. draw a breath. draw breath. cheer. relieve one's feelings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unburden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become spacious or airy. to feel relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barreling. casking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vık, vıkiamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Flama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Fırça ile temizlemek: Elbiseyi, dişleri fijrçalamak lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brush. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kiln drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırında kurutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bake. fire. to dry in an oven or kiln. to bake. to kiln-dry. to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in the oven to bake. to dry sth in an oven or kiln.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Fırlamak işi. 2. (argo) Piç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap. spring. a hurling. a throw. popping up. flying off. bastard. son of a gun. son of a bitch. brat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

popping up. protruding. bastard. brat. smart child. dash. jumping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birdenbire uçup kuş gibi «fır» diye ses çıkararak atılmak, sıçramak: Yerinden fırladı, fırlayıp kolundan tuttu. 2. Bir şeyin bir kenarı kırılıp sıçramak: Bu tabağın kenarı fırlamış. Mermerin fırlayan yerlerini düzeltmeli. 3. Fiyatı artmak, çıkmak, yükselmek: Bu hafta zahire birdenbire fırladı. Borsada tahviller fırlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. hare. hurtle. jump. nip. plunge. soar. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump up. to rush. to protrude. to stick out. to soar. bound. fling. leap. pop out. shoot. take by storm. whisk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi bir kimsenin kulağına fısıltı halinde söylemek. 2. Gizlice haber vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: flama). Mızrak ve süngü ucuna takılan, gemi direğine çekilen ince bayrak. Türkçe: alav.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pennant. streamer. signal flag. colours. pennon. alignment picket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semaphorist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Felemenkli. Holanda ve Belçika’da yaşayan, Flamanca konuşan millet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fleming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Flemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to format.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phosphatization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (argo). Fos çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (kuş). Gagasıyle vurmak, kakmak, mec. Horozlar gagalamak = Keyifsiz ve neşesiz olup sersem durmak: Seni horozlar mı gagaladı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to peck. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Söz ulaştırmak, münâfrklık eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform against. to tell on sb. to tell tales about. rat on. snitch. snook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hotfoot. travel. to smear with kerosene. to accelerate. to smear with paraffin. to step on the gas. to travel. to run away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear or sprinkle with kerosene. to accelerate an automobile. gas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to cough. tickle. titilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kaşınmakla beraber yanmak, Osm. taharrüş etmek: Boğazım gıcıklanıyor. 2. Gıdıklamak. 3. mec. Şüphe ve tereddüde düşürmek: Bu iş benim zihnimi gıcıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gıcıklamak, kaşınmakla beraber yanmak. 2. Dişlerini gıcırdatarak çıkışmak, tehevvür etmek, hiddetlenmek, öfkelenmek, kızmak, birinin üstüne yürümek istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ses taklidi). Git git gıdak sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluck. to cackle. to cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cackle. cluck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

titillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Birinin bazı yerlerine parmakla dokunup elinde olmadan gülmesini ve bir nevi sinir rahatsızlığını mucib olmak: Çocuğu çok gıdıklama bayılır (bunun doğrusu gıcıklamaktır). 2. mec. Teşvik etmek: Şeytan beni gıdıklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tickle. to tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gırıldamak, gırıltı. (bk.) Gurlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strangle sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır. Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır. Ayrıca aşağıdaki reçetelerden biri uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Kantoron, bal.

Hazırlanışı : 250 gram süzme bala 3 tatlı kaşığı dövülmüş kantaron kökü konup, iyice karıştırılır. Günde 3 kere aç karnına birer tatlı kaşığı yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver plated. silver plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (tavuk ve hindi). Kabarıp kızmak, kudurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (karın). Gur gur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çarmıha germek, haç şeklinde bir tahtaya mıhlayarak asmak: Hıristiyanlar, Yahudiler’in Hazret-i Isâ’yı haçiadıklarına inanırlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cram. to study hard. grind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hakkından gelmek, galebe çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to overcome. to crush. to suppress. to spoil. to eat up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plebiscite. referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka biçimine sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pamuğu atmak, ayırıp kabartmak: Hallaçlar pamuğu okka ile hallaçlarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uzun müddet rahata alışmaktan zahmete dayanamaz olmak: At ahırda durmakla hamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hamurla kaplamak, macunlamak: Tencerenin ağzını hamurlamak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu yeni parazit giderme teknolojisi, hareketli nesnelere herhangi bir etkide bulunmadan artalandaki parazitini azaltır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yorulup pek bitkin düşmek. 2. (at) Huysuzlanıp doğru gitmemek ve gemden anlamamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Harlaşmak, harıltı, (bk.) Hırlamak vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Her birinden birer tane alıp takım yapmak üzere bir şeyin parçalarını takım takım eylemek. Harman etmek = Kitabın formalarını, tütün yapraklarını harmanlamak. 2. (hayvan) Bir daire üzerinde dönüp durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blend. collate. to go in circles. to turn in a wide circle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collate. to blend. to collate. to gather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to size. to dress with size or starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hasır döşetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with matting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Haşlamak işi. 2. Sade suya haşlanmış et: Hastaya haşlamadan başka bir şey yedirmiyorlar. (bk.) Haşlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiled. meat. boiling. scalding. stewed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling. boiled. scolding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaynar suya daldırmak veya üstüne kaynar su dökmek: Çay, yumurta, makarna haşlamak. 2. istemeyerek kaynar su döküp yakmak: Kolumu fena halde haşladım. 3. Karınca ve böcek gibi haşarât ısırıp yakmak: Karıncalar ensemi haşladılar. 4. Fazla tekdir etmek, azarlamak, şiddetle paylamak: Kendisini fena halde haşladı. 5. Büyük zarar ve ziyana uğratmak; batırmak: Ortağım olacak adam beni haşladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call smb. over the coals. boil. scald. scold. give smb. a talking-to. baste. bawl out. berate. carpet. seethe. upbraid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boil. scald. scold. to boil. to scald. to scold. to tell sb off. to blow sb up. to give sb a rap on/over the knuckles. to tear sb off a strip. to haul sb over the coals. to tick sb off. to bawl sb out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to boil. to cook in boiling water. to scold. bawl out. berate. to give sb a bit of one's mind. let rip. rap. scald. seethe. to jump down one's throat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen a wall with horizontal timber-ties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anamnesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollection. remembrance. reminiscence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remembering. recollecting. recall. recollection. rememberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hatırda tutmak, unutmamak: O vak’ayı pek güzel hatırlıyorum. Öyle. bir şey söylediğinizi hiç hatırlamıyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remember. recall. recollect. call to mind. call up. recapture. recur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollect. remember. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remember. to recall. to recollect. bethink. call to mind / to memory. call up. look back. mind. reminisce. reproduce. think of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barking. bark. bay. yap. yelp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barking. bark. bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köpek bağırmak, hav hav etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bark. woof. yelp. yap. bay. howl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark at. to bark. to bay. to woof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bark. to bay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tamir maksadıyla gemiyi havuza almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hay huy ile hayvanları yürütmek, yürütmeye çabalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hay huy diyerek gürültü ile sürmek: . Hayvanları hayladılar. Haylamak = Ehemmiyet vermemek, mühimsememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concoction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation. confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hazır etmek, Osm. tehie etmek: Aşçıya söyleyin, yemeği hazırlasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equip. prepare. make ready. arrange. coach. concoct. engross. groom. knock up. lay. lay out. set. set by. stage. work up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity. dispose. do. fit. get. install. lay. make. prepare. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

setup. to prepare. to make ready. arrange. brew. to compile a catalog ue. coach sb for an examination. equip. fit. forearm. get. set. square away. tailor. tee up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckoning. calculation. computation. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation. reckoning. calculation. compution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation. calculating. casting. casting off. computation. computing. count. estimating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takdir ve tahmin etmek, düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckon. calculate. compute. figure out. check out. work out. cipher. count up. discount. foot. foot up. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. estimate. reckon. to calculate. to compute. to reckon. to figure out. to work sth out. to take into account. to take into consideration. to plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. to calculate. to weigh the advantages against the disadvantages of. to estimate. to project. to take sth into consideration. to make a calculation. to work out the figures. figure. figure out. rate. scale. take stock. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hım hım ederek söylemek, burundan söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hır etmek, göğüsten sesle nefes almak veya uykuda horuldamak. 2. Sebepsiz yere kavga etmek, rahat vermeyip kavga çıkarmak istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snarl. snarl at. growl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snarl at. to rail at. growl. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sözle veya bilek kuvvetiyle örselemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maul. punish. to ill-treat. to misuse. to treat roughly. to manhandle. to maul. to rough up. to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buffet. to treat roughly. to rough up. to manhandle. batter. harrow. knock about. maul. to take toll of sb. work over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hırsızcasına, gizlice, uğruyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Haşlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

align. to align.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Ağzını yaklaştırıp soluğunu bir şeyin üzerine bolca vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hafiflikle ve birdenbire sıçramak, atılmak: Çocuk gibi hopluyordu. 2. Birdenbire oynamak, helecana gelmek: Yüreğim hopladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. hop. caper. cavort. gambol. jig. leap. prance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bounce. bound. caper. gambol. hop. skip. to hop and jump about. to palpitate. to get excited. to jump up and down. to bounce. to bound. to skip. to hop. to gambol. to caper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to jump. to skip along. to start. to be started. leap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Horlamanın nedenleri çeşitlidir. Derin bir uyku, sırt üstü yatmak horlamaya neden olabileceği gibi; burun polipleri, burnun çarpık olması, burun iltihabı, burunda ahtapot ve ağzı kapayamamak da neden olabilir. Yan yatarak uyumak, belin tam ortasına küçük bir lastik top koyarak yatmak horlamayı önler. Bu tedbirlerle geçmeyen horlamalarda, gerçek neden bulunup ona göre bir tedavinin uygulanması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hor ve hakir tutmak veya kullanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Uyurken boğazdan kalın sesle horhor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snore. to despise. to look down upon. to hurt feelings. to snore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to snore. to treat sb contemptuously.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halk inanışına göre günahkâr adam mezarda canlanıp azap çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and haunt people. to arise again. to rise from the dead/grave. to rise again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rise from the grave and hunt people. to rise again. return from the dead. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fırlayıp atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ih diyerek deveyi çökertmek. 2. Ih diyerek yorgunluk ve heyecanla hızlı nefes vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kocamak, ihtiyar olmak: Görüşmeyeli çok ihtiyarlamışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkıntı altında zahmetle nefes almak. 2. Nefes bunalır gibi ağlamak. J. Çok zahmet ve meşakkat altında bulunmak, yük altında ezilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. T.), ilâç sürmek, püskürtmek, sıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disinfect. medicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine. to medicate. to disinfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply medicine to. to apply disinfectant to. to apply insecticide to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çapul için düşman toprağına akın etmek, akıncılık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (bir yazılı kâğıdın) Altına kendi ismini yazmak, ismini yazarak kabûl ve tasdik etmek: Yazdığın senedi imzaladım. Mazbatayı imzalamak istemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. put signature to. autograph. underwrite. sign one's name. subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratify. sign. to sign. to ratify. to autograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sign.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nağme ile okuma, Ar. tegannî (sanat musikimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yerinden oynatmak, kımıldatmak, sallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarkı ve türkü söylemek, tegannî etmek, nağme ile okumak (sanat musikimizde kullanılmaz).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karanlık içinden ışık ortaya çıkmak, aralık aralık parlamak, yalabımak: Şimşek ışılıyordu. Gözler ışılamak = Hiddet belirtisi göstermek (bugün eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Islatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birine ıslık çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whistle jeeringly at. to hiss sb. catcall. to hiss down. hiss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ismarlamak işi. 2. Ismarlanarak yaptırılan, hazır olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom-made. custom. ordered. made to order. tailormade. tailored. bespoke. made to measure. commission. placement. treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. ordering. ordered. made-to-measure. made-to-order. bespoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

made to order. ordering. custom made. custom design. indent. made to measure. made out to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin yapılması için o işlerle uğraşan birini vazifelendirmek: Masayı, marangoza ısmarladım. 2. Kendi hesabına başkalarına yedirip içirmek: Dün akşam arkadaşlara yemek ısmarladım. 3. Emanet etmek: Allahaısmarladık = Allah’a emmanet ettik. 4. Bir işin yapılmasını başkasına havale etmek: Acele etme, sana ısmarladığım şeyler var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. place an order. give an order. have it made. treat smb. to smth. stand treat. treat. bespeak. commission. place. send away for. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to order sth from. to have sb get sth. to have sb make sth. to treat sb to (food , drink. to entrust sth to sb. bespeak. to order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. demonstrate. evidence. make smth. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove kanıtlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. to demonstrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blab. to inform on. to tell on sb. to squeal. to snitch. to peach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inform on. to squeal on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağacı, yalnız gövdesi kalacak şekilde budamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Ar. «kabâle» den). Toptan satmak, bir şeyi teferruatıyla beraber götürü satmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sell in lump. to grab. to seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kakıp durmak, itelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to defecate. to go potty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi ve kayığı). 1. Kalafat etmek, tahtalarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürmek: Gemiyi iyi kalafatlamış. 2. mec. Sahtelendirmek, düzgün sürmek, boya vesaire ile kusurları örtmek: Yüzünü kalafatlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (gemi veya kayığı). Kalafat ettirmek, kaplama tahtlarının aralarını tıkayıp üstüne zift sürdürmek: Şu kayığı kalafatlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caulk. to repair. to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir çeşit mürekkep balığı (loligo vulgaris).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calamary. squid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. calamary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squid. calamary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kalaylamak işi. bk. Kalaylamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Bakır kapkacağa) Kalay sürmek, yüzlerini kalayla örtüp beyazlatmak: Kalaycı, bu bakırları iyi kalaylamadı. 2. mec. Sathî ve esassız surette süslemek. 3. mec. Paylamak, ağzına geleni söylemek, küfretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tin. to swear. to curse. to swear like a trooper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tin. to swear at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalburdan geçirip elemek, kalbur kullanmak: Şu buğdayı, şu kömürü kalburladınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sift. to screen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kalıba geçirmek, kalıba koyarak şeklini düzeltmek veya genişletmek: Şu şapkayı iyi kalıplamadı; çizmeyi kunduracıya götür de kalıplasın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to block. to mould.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stab. to split with a wedge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kamçı çalmak, kamçı ile vurmak: Hayvanlarını kamçılayıp duruyordu. 2. mec. Rüzgâr veya yağmur yüze çarpmak: Şiddetle yağan yağmurlar hepsinin yüzlerini kamçılıyordu. 3. mec. Bir işi yürütmek, kovalamak, takip etmek, sür’atlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hop up. whip. lash. flagellate. flog. horsewhip. leather. scourge. sjambok. slash. swinge. tan. whip up. welt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birch. scourge. stimulate. whip. to whip. to flog. to lash. to scourge. to stimulate. to lash sb. to whip up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to whip. to flog. to flagellate. to increase / to raise to a higher pitch. cut. flaggelate. horse. horsewhip. lash. stimulate. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kancayı atıp tutmak, takmak. 2. mec. Musallat olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to grapple. to pester. to pick on. hook up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Halka halka ve çörekleme toplamak: Halatı, teli, kurşun boruyu kangallamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coil sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. proving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proving. proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prove. verify. show. be contented with. substantiate. attest. attest to. aver. certify. demonstrate. document. establish. evidence. shore. stamp. stand. make smth. stick. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attest. establish. prove. substantiate. testify. witness. to prove. to demonstrate. to attest. to establish. to substantiate ispat etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove. argue. attest. bring home. show. substantiate. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kanlı etmek, kana boyamak: Ellerini, üstünü, yüzünü kanladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaplamak işi. 2. Bir şeyin dış yüzeyini teşkil eden madde, üstüne geçirilen tabaka: Bu evin, bu geminin kaplaması nedir? Kaplama tahtaları parkedendir. Madenî takımların on on beş senede kaplaması dökülüp içindeki maden meydana çıkar. 1. Örtülü: Çelikten kaplama gemi, altın kaplama saat. 2. Her tarafı çeviren, her tarafa yayılan, umumî: Kaplama sızı. bk. Kaplamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plated. lining. covering. plating. veneering. facing. skin. overlay. casing. cowl. encrustation. incrustation. overlap. revetment. sheath. sheathing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat. coating. plate. plating. covering. crowning. veneer. planking. planks. covered. coated. plated. crowned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

covering or coating. coat. plate. plating. crown. veneer. casing. covering. facing. overlay. overplay. pavement. paving. planking. plated. wainscoting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli maddeleri altın ve gümüşten bir tabaka ile örtmek san’atını bilen ve yapan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metal plater. veneerer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a metal plater. the work of veneerer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Her tarafını çevirmek, ortaya almak: Bir bulut ufku kapladı. 2. Örtmek, üstüne zar çekmek: Duvarları kâğıtla kapladı. 3. Kap geçirmek, sarmak: Cildi bozulmasın diye kitabı kâğıtla kaplıyor. 4. Bir şeyin dış yüzeyini koymak, dıştan örtmek: Ahşap evleri tahtayla kaplarlar. Gemileri saçla kaplarlar. Rutûbet geçmemesi için kârgir duvarlara tahta kaplamalıdır. 5. Yüze astar veya kürk yahut kürke yüz ve yorgana çarşaf geçirmek, bir şeyin üzerine diğer bir şey dikmek: Bu kürke ne renkte yüz kaplamalı? Bu cübbeye ince bir kürk kaplamalı. Yorgana çarşaf kapladım. 6. Madenî bir şeyin üzerine daha değerli bir madenden ince bir zar geçirmek ki, şimdi galvanizasyon yoluyla oluyor: Demir ve tunca altın ve gümüş kaplayarak hâlis altın ve gümüşten farksız şeyler yapıyorlar. 7. Her tarafa yayılıp umumîleşmek: Onun şöhreti Alemi kapladı. 8. içine almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cover. line. face. plate. veneer. bestrew. canopy. carpet. case. clothe. coat. encrust. envelop. fleece. incrust. infest. overgrow. overlap. overspread. overwhelm. revet. sheathe. sheet. shield. smother in. smother with. suffuse. take. thread. wreath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cake. cap. carpet. cover. drape. encase. envelop. face. fill. pack. pervade. smother. wreathe. to cover. to cake. to coat. to plate. to face. to surround. to include. to comprise. to veneer. to crown. to envelop. to fill. to pervade. to take up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover. to cover completely. to plate. to coat. to veneer. to spread over. to envelop. to encase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

veneered. plated. coated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Siyahlatma, siyaha boyama veya kirletme. 2. Yazı öğrenmek için tekrar tekrar yazılan satırlar, Ar. meşk: Karalama yazıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackening. rough copy. scribble. calumny. defamation. doodle. libel. scandal. scrawl. smirch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspersion. draft. scribble. slander. smear. writing exercise. scribble. doodle. crossing out. rough draft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slander. scribbling. doodling. crossing out. calligraphic exercise. rough draft. rough. scramble. scratch. scrawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notebook for rough drafts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Siyahlatmak, siyah etmek, Ar. tesvîd: Duvarları kömürle karalamışlar. 2. Yazı öğrenmek için çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. scribble. scratch. scribble down. scrabble. draw. bedaub. besmear. besmirch. blemish. blot out. breathe upon. calumniate. chalk out. dash. dash down. dash off. denigrate. doodle. line through. pollute. rule smth. out. scandalize. score out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blacken. libel. scrabble. scrawl. scribble. slander. smear. to scribble. to scrawl. to cross sth out. to cross sth off. to draft. to sketch out. to blacken. to slander. to slur. to smear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deface sth with drawings or scribblings. to cross out sth written. to slander. to draft. to sketch out. bedaub. cross out. scrabble. scratch. scratch out. scrawl. scribble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu özellik karaoke performansınız için 10 taneye kadar şarkıyı depolamanıza izin verir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahminî, kesin olmama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tahminî olarak, kararlama suretiyle

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karar vermek, düşünüp neticeye varmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to estimate roughly. to make a rough estimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

İçerideki magnezyum alaşımlı kasanın karbon fiber ile kaplanması, VAIO dizüstü bilgisayarlara daha fazla dayanıklılık katmış ve boyut ve ağırlığı önemli ölçüde azaltmıştır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. kimya). Karbonik asit alabilen maddelere bu gazı vererek onları karbonat haline sokma işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carbonation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carbonate. to impregnate with carbonic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carburize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kargamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemiler). Karın karına gelmek, yan yana gelip dokunmak: Vapur rıhtıma karınlamıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pull up alongside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karışla ölçmek. Alın karışlamak = 1. Beğenmek ve övmek, Aferin okumak. 2. Meydan okumak: Bunu yapabilecek adamın alnını karışlarım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure by the span of one's hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f,). Kar yağmak, hava kar yağışına dönmek: Hava karlayacağa benziyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Türk halk musikisinde saz veya söz eseri olabilen bir form (şekil) veya çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. greeting. reception. welcome. compensation. recompense. recuperation. supply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confrontation. reception. salute. welcome. greeting. accepting. receiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meeting. greeting. reception. welcome. compensation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welcoming ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Karşısına çıkmak, Osm. istikbâl etmek: Misafirleri karşılamaya gitti. Kendisini sokak kapısında karşıladı. 2. Karşı ve sert cevap vermek; karşı durmak, dik gelmek: İnsan, kendisinden büyüğünü, haksız bile olsa, öyle karşılamamalır. 3. Bir soruya bir cevap vermek: Bana o suali soracağını bildiğimden dolayı böyle karşıladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meet. greet. welcome. answer. provide. satisfy. supply. make amends. compensate. counterbalance. counterpoise. countervail. fulfil. fulfill. provision. recompense. recoup. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compensate. counter. cover. face. fill. greet. meet. receive. respond. salute. satisfy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go to meet. to welcome. to cover. to pay. to be enough for. to meet a need. to respond to. to react to. to remedy. to prevent. correspond. countervail. face. front. greet. offset. take. to be up against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yüzük taşını halkaya takmak, yüzüğe taş takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (pamuk ipliği vesaireyi) Ağartmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanları bir sırada dizip katar yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Katılaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bükme, kat kat etme, devşirme. Katlama yeri = Büküm yeri, kıvrım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. folding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. doubling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kumaş vesaireyi kat kat bükmek, bükerek sarmak, devşirmek: Kumaşı, elbiseyi, çamaşırı katlamak, kâğıdı ikiye katlamak. 2. İki kat etmek, tekrarlamak: Çifti İki, üç kere katlamak, tarlayı iki, üç kere sürmek. 3. Hamuru ince açmak, yufka yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fold. pleat. bend. crease. crimp. double. drape. enfold. fold down. infold. shut. tuck. tuck up. turn back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse. crinkle. double. fold. punish. slaughter. tuck. turn. wrap. to fold. to pleat. to walk over sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fold. to fold up. crumple. enfold. flap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katran sürmek: Yere çakılacak kazıkları çürümemesi için katranîamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tar. to cover with tar. to pitch. to caulk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kabarıp parça parça dökülmek, şişip etinden ayrılarak düşmek: Yüzü kavladı, yılanın derisi kavlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kazığa vurmak, kazık cesasıyle idam etmek. 2. mec. Alışverişte aldatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do smb. brown. take for a ride. cheat. overcharge. skin. bunco. chisel. clip. fleece. fob. fob smb. off. gouge. have smb. on. jew. nick. put it on. put it over on. rook. sell. soak. sting. stuff smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bamboozle. cheat. con. do. dupe. fleece. fob. foist. fox. overcharge. soak. to stake off. to stake out. to deceive. to cheat. to have on. to do. to con. to overcharge. to soak. to screw. to fleece. to rip sb off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to enclose with palings. to impale. to swindle. to cheat. mulct. rip off. rook. sell. sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gıdıklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (koyun) Terslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bileği taşına sürüp kılağısını alarak, keskinliği artırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin evlenmesine aracılık etmek, iki tarafı uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir şeyin keskin ve dar tarafı yukarı gelecek surette, dikine, kılıcına: Tahtayı kılıçlama koyun. Zıddı: palasına. 2. Kaytanla boyuna asılan kılıç gibi aykırı pozisyonda, bir yandan öbür yana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth in a case or cover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kılıca kın yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease. leasing. hiring. hire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. hire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiring. leasing. renting. chartering. conductio. farming out. hire. hiring out. lease. let. letting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kiraya vermek, Osm. İcâr etmek: Yaptırdığınız dükkânları kiraladınız mı? 2. Kira ile tutmak, Osm. İstîcâr etmek:,. Kış için bir ev kiralayacağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lease. rent. hire. buy. charter. hire on. job. tenant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. hire. let. rent. take. to let out. to let. to hire out. to rent out. to rent. to rent. to hire. to charter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rent. to hire. to let. to lease to. to rent from. to charter from. arrent. buy. charter. estate out. to let on hire. to take on hire. hire out. job. to grant a lease. let out on hire. let out on lease. to let for rent. to take a rent. take.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flogging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırbaçla vurmak, kırbaçla dövmek: Ceza vermek maksadıyla kendisini meydanda kırbaçladılar. 2. Kırbacı sallayarak ve şaklatarak hayvanları yürütmek: Bu hayvanlar, kırbalamadıkça yürümez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flog. lash. scourge. whip. to whip. to flog. to scourge. to lash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to slash. flaggelate. horsewhip. scourge. thrash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kırk günü doldurmak: Loğusa kırklamayınca dışarı çıkmaz; yeni doğan çocuk kırkladı mı? 2. Çok pis bir kabı tekrar tekrar yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ufaltmak, doğramak. 2. Elbise, kâğıt vesaireye kırmalar yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıtlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kıskaçlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. restriction. restraint. inhibition. constriction. qualification. straitjacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constraint. crackdown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restriction. the act of putting an incompetent person under the care of a guardian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip one's wings. limit. restrict. restrain. bound. circumscribe. constrict. cramp. hedge. hedge about. hedge around. hem in. inhibit. qualify. stint. tie down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. cramp. to restrict. to limit. to cramp. to put under restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constrain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Büyük demirci kerpeteniyle tutup sıkmak: Demirci kızgın demiri kıskaçladı. 2. Eski zamanlarda kıskaçlama şeklinde olan işkenceyi yapmak: Etlerini kıskaçladılar. 3. İstakoz ve benzeri hayvanın kıskasiyle tutup sıkması: İstakoz fena halde elimi kıskaçladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kış olmak, kış hükmünü yerine getirmek, soğuk olmak: Hava kışladı. 2. Kışı geçirmek: Bu sene galiba köşkte kışlayacağız; koyunlarınız nerede kışlıyor? Osmanlı devrinde şark ordusu ekseriya Erzurum’da, garp ordusu Belgrad’da kışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

winter. to spend the winter. to winter. to become winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set in. to winter (somewhere. winter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çayı, şekerini İçine atmayıp, ağıza alarak içmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. comparing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comparison. comparing. analogy. making an analogy. benchmarking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karşılaştırmak, mukayese etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compare. check against. class with. equate. parallel. set against.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balance. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to compare. to make an analogy. deem. parallel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sail along the coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiir ve musikisinde yiğitlik ve yiğitlik övgüsü terennüm eden bir form (şekil) ve çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

codification. coding. encoding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. codify. to code. encode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encode. to encode. to code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. smelling. sniffing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smelling. sniffing. smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (atlı: kokulamak). Burunla nefet çakarak bir şeyin kokusunu almak, kokuıunu duymaya çalışmak, buruna götürüp kokuıunu çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smell. sniff. nose. nose around. snuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nose. smell. sniff. to smell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smell. to sniff. nose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Züğürt olmak, parasız kalmak (argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor. 2. Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

VCR’ı kurmanın ve ayarlamanın inanılmaz kullanıcı dostu bir yöntemidir. Talimatlar ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Senkronizasyonun video kamera tarafından sağlandığı Kolay Kaset kopyalama işlevi. Başlık ekleme ve kaydedicinin kızılötesi sinyalle kumanda edilmesi de mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. teshil etmek. 2. Sonuna yaklaştırmak: Bu işi kolayladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish most of a job. to finish the hardest part of a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Araştırmak, yoklamak, sormak, hâtırını sormak. 2. Sahip çıkmak, korumak, himaye etmek, kayırmak: Onu falan zât kolluyor. 3. Beklemek, gözlemek: Fırsat, vakit gözetmek (en fazla bu üçüncü mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. to watch. to search. to protect. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to look out for. to be on alert for. to protect. to look after. to scan. to observe carefully. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Koltuklamak işi. 2. Yaranmak maksadıyla söylenen övücü söz, kompliman, pohpohlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koltuğuna girmek, kolundan tutmak. 2. Yüze karşı övmek, dalkavukluk yapmak, komplimanda bulunmak, Osm. müdâhene eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trick sth under one's arm. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Katı atık ve çamur gibi organik maddeleri, anaerobik çürütme yoluyla bir tür gübreye dönüştürmekten ibaret biyolojik bir süreç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopover. baiting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yolculuk sırasında bir yerde kalıp geceyi geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop over. camp. be billeted. put up. roost. stop off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitch. to stay for the night. to spend the night. to be billeted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spend the night to bivouac. to encamp. to billet. stop off. stopover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Misafirliğe kabûl etmek, mihmandarlık etmek, ziyafet çekmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to entertain. to put up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay overnight. to put up as guest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to position.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hook. to fasten (using a hook and eye. hook in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facsimile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy. to copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). Bir harita ve taslaktaki noktaların kotlarını koymak, râkımlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put down the elevations of places on a map. to show the dimensions of things on a plan. to spell out a word using the first letters in the name of cities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kovalamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arkasına düşmek, arkasından gidip tutmaya çabalamak, takip etmek: Haydutları hududa kadar kovaladılar; tazı, avı İnine kadar kovaladı. 2. Bir şeyin arkasına düşmek, elde etmeye çatışmak, aramak: Bir iş kovalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. run after. pursue. give chase. drive. follow up. hunt. run out. tag. tag after. tag along.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chase. pursue. to chase. to pursue. to run after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chase. to try to catch or get. to pursue. make after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. clasp. cuddle. embrace. hug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kollarla göğsün üzerine sarmak, Osm. derâgûş etmek: Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı. 2. mec. Çevirmek, içine almak: Bu isim, o familyaya ait bitkilerin hepsini kucaklıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embrace. hug. give a hug. clasp smb. in one's arms. clasp. embosom. strain smb. to one's breast. canoodle. caress. cuddle. encircle. enclasp. enfold. fold in one's arms. give smb. a hug. infold. snuggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuddle. embrace. to embrace. to cuddle. to hug. to clasp. to take in one's arms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to embrace. to take in one's arms. to hug. to surround. cuddle. grapple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kulaçla ölçmek (ekseriya derinlik için kullanılır): Bu kuyuyu kulaçladınız mı? Hızla yürümek (bu mânâ ile eskimiştir). 2. Denizde yüzmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke/crawl. to crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to measure in fathoms. to swim a stroke. to swim a crawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kulak çınlaması, kulak uğultusu veya kulak vızıltısına, tıp dilinde tinnitus denir. Çok çeşitli nedenleri vardır. Bunlar arasında, kulak kiri, içkulak iltihabı, ortakulak iltihabı, menier hastalığı, ateşli hastalıklar, yorgunluk, zafiyet, bazı ilaçlar, yüksek veya düşük tansiyon sayılabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir. Basit kulak çınlamalarında aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Sirke.

Hazırlanışı : 2 su bardağı sirke kaynatılır. Çıkan buhar kağıttan bir huni yardımıyla kulağa verilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). (dişi eşek) yavrulamak (bazen kısrak hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çocuğu kundağa sarmak, çocuğunu yıkayıp kundakladı. 2. (kadın başı) Sade yemanî ile ve saçlarını yemenînin içine toplayarak bağlamak. 3. Kasten yangın çıkarmak, sabotaj yapmak, sabote etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swathe. bundle. instigate. sabotage. set fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to. to wreck. to sabotage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swaddle. to set fire to a place using a bundle of oily rags. to sabotage. to wreck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaşımak, tahriş etmek. 2. Ellemek, karıştırma; ötesine berisine dokunmak: Onu çok kurcalamayın. 3. Azdırmak, tahrik etmek: Çıbanı kurcalamak, kurcalaştırmak iyi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritate. tamper with. tamper. drag up. go round. monkey. monkey with. poke. poke up. rake up. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. scratch. tamper. to tamper with. to monkey with. to meddle with. to toy with. to fiddle with. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to rake sth up. to talk about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to jimmy or pry open. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to dwell on (a matter. fiddle about with sth. monkey about with sth. tamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurşunla kaplamak, kurşunla örtmek. 2. Kurşunla damgalamak: Gümrükte bazı malları kurşunlarlar. 3. Kurşunla vurmak: Dün gece bir adamı kurşunlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with lead. to lead with a lead seal. to shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaş ve ıslak bir şeyi silip kuru etmek, silmek. Yıkandıktan sonra saçınızı iyice kurulanmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to wipe dry. mop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşak biçim ve durumunda olup bağlamak ve kuvvetlendirmek için çekilen şey: Duvarın içine kuşaklama demir lamalar koydurmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bracing. strengthening or banding. system of braces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşakla kuşanır gib bağlamak, sağlamlaştırmak: Binayı demir lamalarla kuşaklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brace. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to band. to tie up. to secure sth to brace. to strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congratulatory. celebration. greeting. congratulation. commemoration. felicitation. gala. jamboree. jubilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. congratulation. toast. maske mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. congratulation. celebratory ceremony. felicitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Mes’ut bir hâdise dolayısıyle duyulan sevinci söz, yazı veya hediye ile anlatmak. 2. Mes’ut bir hâdiseyi anma maksadıyla yapılan eğlence, toplantı: Kutlama töreni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate. greet. commemorate. emblazon. felicitate. keep. observe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebrate. congratulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to congratulate. to celebrate. felicitate. push the boat out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kutlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

packing in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

box. case. encase. tin. to case. to box.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pack in boxes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koyun yavrulamak. 2. Meyve yanında kendi cinsinden bir küçük tane çıkarmak. 3. Cetvel çiziğinin yanında bir ince çizik veya gölge olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lamb. to give birth to a lamb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat away. to shoot the breeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to chat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in Lamaism. an adherent of Lamaism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Lamark tarafından canlı türlerin değişimine ilişkin olarak ortaya atılan varsayım. Bu varsayıma göre, bir canlının yaşam faaliyetinin gereği çevre koşullarına uymak için kullanılan organlarda yeni gelişmeler meydana gelebilir veya kullanılmayan organlar ortadan kalkabilir ve bu değişimler, genetik sürekliliğe sahiptir. Ancak yapılan araştırmalarda, henüz bu varsayımı doğrulayan veriler bulunamamıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lama manastırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Limana girmek, limanda durmak: Gemi bir koyun içine limanladı; beş gün İzmir’de limanladık. 2. Sükûnet bulmak, yatışmak: Hava, deniz limanladı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Lodos yani güney rüzgârı esmek, lodosa dönmek: Hava lodosladı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üzerinde loğ gezdirip bastırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puttying. pasting. leak stopping. priming. cementing. glazing. smoothening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puttying. pasting. leak stopping. priming. cementing. glazing. smoothening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Macun sürmek, macunla tıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to putty. to paste. to cement. to glaze. to prime. to smoothen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to putty. to paste. to cement. to glaze. to prime. to smoothen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata mahmuzla vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spur. to set spurs to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çaprazlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cutting with scissors. shear. shearing. scissors kick. diagonally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagonally. scissors kick. blue pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Orta ve işaret parmakları arasına alıp sıkıştırmak. 2. Kesmek, makas vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mala sürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dolu, dopdolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [مالامال] dopdolu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mandalı çevirmek, mandalla kapamak.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatma koşullarında ya da görüntünün kontrastının düşük olduğu durumlarda odaklanmayı sağlayan yararlı bir işlevdir. Özel odaklama efektleri yaratmak için de kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Manuel zoom halkası, hızlı, hassas ve daha tepkisel zoom olanağı ile kullanıcılara daha fazla kontrol imkanı sunar. Zoom kolu, özellikle hareketli nesnelerin fotoğrafını çekerken çok kullanışlıdır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Deklanşör hızı, diyafram açıklığı, ISO ve diğer makine ayarlarının kullanıcı tarafından yapılmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Marka koymak, nişan koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kedi) Mav etmek, miyavlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Maya koymak, içine maya karıştırmak. Maya çalmak = Aynı mânâdadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. İng. T.). Bir yeri mayınlı hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Doğumdan sonra geçen günlerde, bazı kadınlarda memelerin uç kısımlarının çatladığı görülür. Anne yavrusunu emzirirken, memesinde sancı hisseder. Bebek de, emdiği sütle beraber ağzına gelen kanı kusarak çıkarır. Böyle durumlarda yapılacak ilk iş, ucunda çatlak olan memeyi en az 24 saat dinlendirmektir. Bebek bu memeden emzirilmez. Memede biriken sütü de almak gerekir. Ayrıca tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Havuç.

Hazırlanışı : 1 bardak havuç suyu hazırlanıp, meme uçları sık sık ıslatılır. Aynı işlem, her gün yeni sıkılmış havuç suyu ile tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çivi ve ekser kakmak, çivi veya ekserle yapıştırmak, çivilemek: Şu iki tahtayı mıhlamak 2. Kökleme dikişle dikmek, kökleme yapmak: Şu minderi mıhlamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. to nail. to nail sb down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nail. to set / to place in a setting. transfix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mıknatıslı hile getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnetize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paw. to squeeze and squash. to pinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to squash sth to a pulp. to pinch and squeeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). lüzûcetli bir şeyi karıştırıp yoğurmak, fazla elleyip ezmek: Şu yağı mıncıklamayın. Arabalar sokağın çamurlarını mıncıklamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kedi miyav sesi çıkarmak, (bk.) Mavlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mew. miaow. yowl. to meow. to miaow. to mew. to yowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Balmumu sürmek, balmumuna batırmak. 2. Bir parça balmumu yapıştırarak işaret etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wax. to seal. to tallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mummify. embalm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pisletmek. Münasebetsiz bir yere pislemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Muşta ile vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hit with one's fist or brass knuckles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Customer Name Based Custody System)

Takasbank sisteminde Müşteri kodlarıyla takip edilem alt hesapların Takasbank’ın yapacağı düzenleme ile isme çevrilmesini, her bir yatırımcı için verilecek sicil numarası ile takip edilerek yatırımcının kimlik bilgilerinin tespitinin mümkün hale getirilmesini ve müşterilerin menkul kıymetlerini bloke edebilmesini amaçlayan sistemdir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Sevinçli bir haberi bildirmek, müjdelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tell the good news.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Nal takmak, nal geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A.). Nikâhla almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betrothal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nişan koymak, işaret etmek. 2. Nişan atmak, hedefe vurmak: Güzel nişanlıyor. 3. Evlenmek üzebirbirine sözlü etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to engage. to betroth / to affiance sb to. to take aim at. to mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Nokta, virgül gibi işaretler koyma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation. pointing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

punctuation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Nokta koymak. 2. İşaret etmek: Orasını noktalamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

population explosion. population explosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbering. numeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. to number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to number. to assign a number to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukurlanmak, oyulmak, çukur çukur olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focusing. to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

focus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Usanma ve şikâyet ifadesi olarak of demek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to breathe a sigh. grunt with vexation. to grunt with vexation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ovalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ok atmak, ok yağdırmak. 2. Ok gibi fırlamak (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ir-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impossible. inconceivable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Omuza vurmak, kaldırıp omuzda taşımak. 2. Omuz verip dayanmak, yardım etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appro. confirmation. approval. ratification. certification. acceptance. attestation. corroboration. legitimation. recognition. subscription. validation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. approbation. approval. blessing. favour. sanction. ratification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ratification. affirmance. approval. certification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.) (f.). Yapılan bir işi beğenerek kabûl etmek, tasdik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hold with. give countenance to. lend countenance to. approve. confirm. ratify. affirm. authorise. authorize. acknowledge. endorse. indorse. verify. validate. accept. attest. bear out. certify. corroborate. countersign. grant. hear. homologate. legiti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accede. accept. applaud. approve. carry. certify. confirm. corroborate. countenance. endorse. favour. grant. okay. pass. ratify. recognize. sanction. subscribe. uphold. validate. to approve. to ratify. to applaud. to accept. to accede. to countenance. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. accept. approve. to approve. to ratify. to certify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). 10 saz veya ses için yazılmış çoksesli oda musikisi eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ölçmek. 2. Keşif ve tahmin etmek, paha biçmek, takdir etmek. 3. Tasavvur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. estimate. to estimate. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. to estimate. to compare one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. estimate. to estimate. to compare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to calculate. to estimate. to compare one thing with another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemi). Sol tarafa, iskeleye dönmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ortalamak işi, ortasını bulma, alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medium. average. mean. equated. fair average. medial. normal. par. average. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. normal. medium. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

center alignment. mean. average. mean average.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on an average. average propensity to consume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Average Collateral)

Üçer aylık hesaplama dönemlerinde tüm Borsa üyeleri için hesaplanan oransal teminat tutarlarının basit ortalamasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ortaya, meydana koymak. 2. Bir şeyin ortasına varmak, yarısını bulmak: Kışı ortaladık. 3. Yarı yarıya bölmek, ortasından ayırmak: Kârı iki ortak arasında ortalamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle. to center. to centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach the middle of. to reach the midpoint of. to divide sth in half. to kick the ball towards the goal. centre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (ateş demek olan «ot» tan). Ateş vurmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «ot» tan). 1. (hayvan) Gezerek yerden ot yemek. 2. Şunun bunun sırtından geçinmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to graze. to pasture. to sponge. to freeload. feed. grass. mooch. pick. scrounge. sponge on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ilk kez açıldığında, ekranda çıkan mesajlar, kullanıcıya TV’sinin tüm alınan kanallara göre ayarlanmasını isteyip istemediği sorulur. Evet yanıtı verilirse, tüm kanallar otomatik olarak ayarlanır. Hayır yanıtı verildiğinde, kullanıcı tek tuş ayarlama ya da el ile ayarlama işlevini kullanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Düşük aydınlatmalı ya da karanlık ortamlarda doğru odaklamanın ve çerçevenin ayarlanması çok zordur. Parlak gün ışığından, tamamen karanlık ortamlara kadar her türlü aydınlatma koşulunda çekim yaparken AF aydınlatıcı nesneyi otomatik olarak aydınlatarak fotoğraf makinesinin doğru biçimde odaklama yapmasını sağlar. Bu durum aydınlatma koşulları ne olursa olsun net biçimde odaklanılmış, güzel fotoğrafların çekilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Otuz yaşına erişmek: Orada erkekler otuzlamayınca evlenmezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). El ile ovup ufaltmak: Tarhanayı, nişastayı ovalamak. Bağı ovalamak = Kütükleri ovup kabuklarını düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rub. scrub. to break up small. crumble. to rub. to scrub. to break sth up. to crumble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to break up. to crumble sth with one's fingers. to message. to knead. rub. scrub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delayed. distraction. diversion. stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distraction. diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oya ve dantela ile süslemek, oya yapmak. 2. mec. Meşgul edip bir şeyi unutturmak: Şu çocuğu al da biraz oyala. 3. Atlatmak: İki aydır beni oyalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put off. divert. string along. waste smb.'s time. delay. temporize. entertain. amuse. stall. stall off. embroider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to detain sb. to put sb off with trumped-up excuses. to distract. to keep sb busy. to divert. to amuse. detain. tarry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voting. show of hands. vote. ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. polling. voting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting sth to a vote. voting. poll. polling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

voting. show of hands. vote. ballot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poll. polling. voting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting sth to a vote. voting. poll. polling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k ). 1. Oy vermek. 2. Oya sunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ballot for. to put to the vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ballot for. to put to the vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put sth to a vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Resmi çektikten sonra Oynatırken Zoom’lama işlevini kullanarak fotoğrafınızdaki nesnelere zoom yapabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu işlev büyük UXGA 1600 x 1200 piksel resminden 640 x 480 piksel görüntünün alınmasını sağlar. Yeni VGA dosyası Memory Stick™ üzerine kaydedilecektir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(PAKLAMAK) (f ). 1. Temizlemek. 2. Temize çıkarmak. 3. Boşaltmak, silip süpürmek, hepsini alıp götürmek veya yemek: Bizim bir haftalık yiyeceğimizi bir günde pakladılar. 4. mec. İşini bitirmek, becermek, idam etmek: O kanlı katili ele geçince paklamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemileri karaya bağlamakta kullanılan kalın halat. Palamar gözü = Geminin başında ve kıçında palamar geçmeye mahsus demir bilezikli delik (argo) Palamarı koparmak = Savuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dockage or buoyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dockage or buoyage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşların yavrusu semirmek, semen peyda etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laceration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parça parça etmek, yarmak: Arslan tavşanı derhal paraladı. 2. Yırtmak: Elbisesini bir ay içinde paraladı, mec. Lügat paralamak = MAnâlarını bilmediği kelimeleri yalan yanlış söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear sth to pieces. maul. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zerreissen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear sth to pieces. maul. shiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zerreissen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

parçalamak, parça parça etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking into pieces. dismantlement. dismemberment. fragmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tearing. splitting. hackling. smashing. shattering. fission. piercing. breaking. wreckage. wrecking. parting. demolishment. carving. dashing. disintegration. chopping. crashing. decomposition. fractioning. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking into pieces. dismantlement. dismemberment. fragmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tearing. splitting. hackling. smashing. shattering. fission. piercing. breaking. wreckage. wrecking. parting. demolishment. carving. dashing. disintegration. chopping. crashing. decomposition. fractioning. fractional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kırıp paralamak, doğramak, parça parça etmek, ufak ufak kesmek: Kurban etini parçalayıp dağıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pull to pieces. break into pieces. tear to pieces. take to pieces. split. break up. dismember. smash. cut smth. asunder. bash in. comminute. crumble. cut up. dash. disintegrate. disjoint. dismantle. disrupt. lacerate. rend. scrap. shatter. shiver. sh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

break. bust. disintegrate. dismember. lacerate. mangle. maul. rip. savage. sever. shred. smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tear / to break / to pull sth into pieces. to tear / to cut to pieces. to piece. split. to smash. to shatter. to wreck. to break. to pare. to part. to dash. to chop. to demolish. to chop off. to crash. to decompose. to carve. to stave. to disintegrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Parlamak İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blaze. flash. shining. flashing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shining. catching fire. radiance. radiancy. luster. inflammation. lustre. luminosity. irradiation. deflagration. gleaming. explosion. flare. flare up. paroxysm. sparkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

En düşük yansımayla net kontrast

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parlak bir hâl almak. 2. Birdenbire hiddet etmek. 3. (kuş) fırlayıp uçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beam. blaze. brighten. flame. flash. gleam. glint. glisten. glitter. shine. sparkle. to shine. to gleam. to glitter. to brighten. to blaze. to glint. to glisten. to sparkle. to flare up. to flame up. to acquire influence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shine. to gleam. to glisten. to flare. to flare up. to flare up in anger. to become eminent. to glitter. to beam. to glare. to light. to sparkle. to deflagrate. to glow glance. to ray. to kindle. to ignite. to inflame. gild. gloss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parmak dokundurmak, parmak sürmek. 2. Dürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stir up. to incite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mob. swab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mob. swab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pat küt diye dövmek. 2. Acele ile ve üstünden süpürmek: Şu odayı pataklayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastise. clobber. lick. to spank. to tan sb's hide. to give sb a beating/whacking. to beat sb up. to clobber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to beat. to thrash. to give sb a beating. to wash clothes by beating them in a hurried. haphazard way. belabour. whop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Patlamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. detonating. fulminating. explosion. detonation. burst. bang. blow-out. blowup. boom. burst-up. eruption. fireworks. fulmination. outburst. puncture. simmer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. blowout. burst. detonation. eruption. explosion. outburst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blast. detonation. eruption. explosion. sudden expansion. bursting. blow-up. blownout. break. outburst. puncture. fulmination. fulminate. bang. breakout. clap. outbreak. comprehensive / household policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sesle çatlamak, tazyikle yarılmak: Tulum, şişe, çıban patlamak. 2. Ateş alıp, şiddetli sesle tutuşmak, tazyikle havaya atılmak: Top tüfek patlamak. 3. Yarılmak, çatlamak. 4. Çıkmak, fırlamak, dışarı uğramak: Gözü patladı, şişenin tıpası patladı. 5. mec. Çok sıkılmak, çok hiddet etmek: Of patlayacağım! 6. Çok yiyip içmek. 7. Birdenbire ve ansızın zuhur etmek, kopmak: Bir bora patladı. Od Patlamak = Çok korkmak. Kabak başına patlamak = Haksız zarara uğramak, acısını çekmek. Patlamadın ya! = Sabret, bekle mânâsiyle azarlama tâbiridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. explode. go off. crack. erupt. blow. blow up. pop. break. detonate. fulminate. go up. knock back. let fly. plonk. plunk. go pop. puncture. set back. snap. spring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burst. detonate. explode. fume. pop. puncture. to burst. to occur. suddenly. to blurt out. to explode. to go off. to blow up. to pop. to detonate. to erupt. to puncture. to break out. to burst out. to be bored to death. to cost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to burst. to explode. to blow up. to burst open. to break out. to give vent to one's feelings. to cost sb so much. to blowout. to erupt. to fulminate. to pop. detonate. to blow one's mind. to go pop. puncture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolster. to stay. to prop. to support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. scolding. tirade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scolding. castigation. earful. lecture. lesson. rebuke. remonstrance. reprehension. reprimand. reproof. rocket. talking to. telling off. unbraiding. wigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Pay ve hisse vermek. 2. Payını ve müstahak olduğu cevabı vermek. 3. Tekdir etmek, azarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. reprehend. reprove. scold. upbraid. to scold. to flay. to lecture. to rebuke. to take sb to task. to tell sb off. to tear sb off a strip. to tick sb off. to reprehend. to reprove azarlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scold. berate. call down. castigate. to take a person to cleaners. flay. rebuke. remonstrate. to make representations. reprove. take to task. to take sb to task. upbraid sb. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing assocoate. commercial traveler. commercial traveller. drummer. saleslady. salesman. salesperson. saleswoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing expert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing expert. marketing man. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mal satacak yer temin etmek, sergilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

market. to market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Perdah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give sth a sheen. to polish. to burnish. to glaze. to buff. to grind. to smoothen. to lap. to hone. to broach. to stone. to calender. to satinize. to satin. to sleek. to pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. acquire. to have illegitimately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pick up. to give birth to (an illegitimate child. to produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Peydâ etmek (uygunsuz şeyler hakkında: edinmek).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (küçük kuş). Ürküp uçmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (meyve) Kabuğundan kayıp dışarı çıkmak; kayarak fırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protrude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Belirli BRAVIA TV’ler çarpıcı bir çok parlak siyah kaplama ile birlikte gelir. Tutkulu tasarım gelişmişliğinde ulaşılan zirve, herhangi bir oturma odasının tam kalbinde yer alır.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Marking to the Market)

Vadeli işlem sözleşmesinde pozisyon alındığı tarihten itibaren cari uzlaşma fiyatı ile bir önceki gün piyasada oluşan uzlaşma fiyatı arasındaki farkın, açık pozisyon sahiplerinin hesaplarına yansıtılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Eti ateşe koymadan önce soğan ve baharatla ovup kendi hâline bırakmak. 2. (argo) Pohpohlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. projection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. tactics. scheduling. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner. town planner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. design. program. programme. work up. architect. calculate. project. have in view. arrange. blue-print. chart. concert. contrive. devise. draft. map. mark out. premeditate. structure. think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrange. calculate. contrive. devise. intend. plan. programme. project. schedule. structure. to plan. to arrange. to map sth out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to devise. to propose. arrange. project. tee up. timetable. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (gemi) Rüzgârın önüne katılıp sürüklenmek. 2. (bk.) Bocalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini lüzumsuz yere yüzüne karşı fazlaca övmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adulate. sweeten. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to flatter. pamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pumping. pumping out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pump. to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pumice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mailing. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clap. mail. post. to post. to mail. to send away. to send off. to dismiss. to sack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mail. to mail. to post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Her zaman doğru pozlamayı yapmanızı sağlar. Fotoğraf makinesi, siz çekmeden önce pozlama seviyesini belirler ve yetersiz olduğunda bir uyarı işareti yanıp söner.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilân; beyanname, bildiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programming. program m ing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

programme. to programme. to program.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

program. to program (me. timetable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok ülkede kullanılan analog telefon sistemi.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to powder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kof veya yumuşak bir şeyin çıkardığı sesle düşmek veya patlamak. 2. Üzüntü veya hiddetlenmeyi ifade eden ve oflamakla beraber kullanılır: Ne diye oflayıp pufluyorsun?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pul yapıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (aslı: butlamak, zira eski Türkçe’de buta ve budağ yavru demektir). (dişi deve) Doğurmak, yavrulamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relaxation. relief. reprieve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let one's hair down. relax. let go. ease. feel relieved. let oneself go. open out. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. unwind. to become comfortable. feel relieved. calm down. to feel relieved. to relax. to rest. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel better / relieved. to feel at ease. to calm down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (ata) Raht ve takım takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape. rasp. to rasp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scrape the paint or rust off a surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run across. meet by chance. coincide. run against. run up against smb. fall in with. meet. fall on. fall with. find. happen. light. alight. alight on. blunder on. come on. come upon. concur. encounter. hap. light upon. stumble across. stumble on. st.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fall. meet. to meet. to come across sb/sth. to run across sb/sth. to run into sb. to encounter. to bump into sb. to rub up against sb. to come on/upon sb/sth. to stumble across/on sb/sth. to chance on sb/sth to coincide. to happen at the same time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to meet by chance. to chance upon. to come across. to meet with. to encounter. to find. to hit a target. to coincide with. to occur at the same time as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tesadüf etmek, rastgelmek: Bugün filâna rastladım.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm disk ya da özel olarak programlanan bir seçim tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm CD, RMS programı veya istenen bir başlangıç noktası (A) ile bitiş noktası (B) arası tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Kullanıcıların CD’deki parçaların çalınma sırasını özelleştirmelerini sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). (sahtiyanı) Parlatmak, cilâ verip parlak hâle sokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabaha, kadar uyuyamamak, bütün gece uykususz kalıp sabahı bulmak: Oyunda sabahlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit up all night. pass the whole night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay awake all night. to keep an all-night vigil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabunla yıkama, sabun sürme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soaping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabun sürmek, sabunla yıkamak: Bu mendili güzelce sabunlamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soap. soap down. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather. soap. to soap. wash with soap. to lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to soap. to lather (chin before shaving. lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kink. come off it!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drivel. glossolalia. knock it off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saçma sapan söylemek, boş söz etmek, münasebetsiz sözler söylemek, hezeyân etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

talk through one's hat. talk nonsense. twaddle. drivel. bullshit. blah-blah. talk wild. blather. blether. drool. flap. gab. gas. piffle. rave. rot. waffle. yap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk or act unreasonably. to talk nonsense. to piffle. to blather. to drivel. to babble. to prate. to twaddle. to talk tripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk nonsense. to talk rot. babble. to pluck a crow. gas. to talk through one's hat. to be right off it. piffle. twaddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sağlamak işi. 2. (matematik). Bir hesabın doğruluğunu kontrol için yapılan muamele, Ar. mîzân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

providing. provision. supply. accommodation. proof. enlistment. obtainment. procuration. procuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. providing. procuring. securing. gaining. achieving. bringing sth about. proof (used to check a computation. proof. provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuvvet vermek: İşinizi sağlamalısınız. 2. Temin etmek, ilerisi için korku ve tehlike bırakmamak: Çocuklarının geçimini kendisi ölmeden sağlamak istiyor. 3. Tahkim etmek: istihkâmları bir kat daha sağlamak icap ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w. adm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to procure. to secure to get. to find. to gain. to obtain. to achieve. to win. to bring sth about. to ensure. to guarantee. buy. elicit. furnish. to procure labour. make. make for. purvey. rustle up. satisfy. secure. send. supply. tell. warran

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mutilation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infringement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sakat hâle getirmek. 2. Bozmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cripple. disable. maim. mutilate. to injure. to disable. to cripple. to mutilate. to maim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disable sb physically. to cripple. to maim. to mutilate. to spoil the shape or appearance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saklayış, saklamak işi. (bk.) Saklamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hiding. concealment. safekeeping. preservation. storage. secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safekeeping. secretion. storage. preservation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

camouflage. concealing. concealment. preservation. safe custody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Depository Institution (Custodian))

Müşterisi adına menkul kıymetleri saklamaya yetkili kurum ve kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f. «sağ» dan). 1. Gizlemek: Hırsızları evinde saklamıştı. 2. Beklemek, gözetmek, korumak: Allah saklasınl 3. Bir tarafa kaldırmak, biri için yahut bir vakit için bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şak etmek, ses çıkarmak, şakırdamak: Arabacının kamçısı muttasıl şaklıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep smth. under wraps. hide. conceal. put out of sight. shelter. bury. keep smth. quiet. keep back. blind. cloak. disguise. enshrine. harvest. hold back. lay down. obscure. plant. put by. screen. secrete. keep snug. stash. stash away. stow away. suf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bury. cloak. conceal. disguise. hide. keep. mask. preserve. reserve. save. screen. secrete. store. veil. withhold. to hide. to conceal. to secret. to bury. to disguise. to keep. to keep sth back. to save. to preserve. to keep secret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save. to hide. to conceal. to keep sth secret from sb. to save sth for. to keep sth for. to set sth aside for. blot out. cover. defend. hold back. keep. lay up. lie low. pocket. preserve. protect. put by. screen. secrete. shade. stash. stash away. store.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Şâkul kullanmak, şâkul tutup doğruluğuna bakmak. 2. Tasarlamak, ölçmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semender, zool. Salamandra maculosa; ateşte yanmayan efsanevi bir hayvan; sıcağa karşı dayanıklı kimse. salamandrine s. sıcağa dayanıklı; semendere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit küçük kömür sobası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type genus of the Salamandridae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. salle à manger

yemek odası

Yemek yenilen oda.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrete. to secrete. to excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to secrete. excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J. Oynatma, kımıldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. sweep. toss. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wag. waggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Düzgün bir şekilde ve daima bir yönde oynatmak: Beşik sallamak. 2. mec. Bir işi geri bırakmak: Beni ne sallayıp duruyorsun? Baş sallamak = işitmekslzin dinlemek. Kavuk »allamak = Dalkavukluk etmek. Kuyruk sallamak = 1. Yaltaklanmak. 2. Teşvik edici harekette bulunmak. Sallamamak = (argo) Ehemmiyet vermemek, vazife edinmemek, saymamak. Kuyruksallayan — Uzunca kuyruğunu daima sallayan kü;ük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. swing. rock. wag. wave. waggle. agitate. brandish. flap. flirt. flourish. jog. joggle. jolt. roll. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. bob. dangle. jiggle. rock. roll. shake. sway. swing. toss. wag. waggle. wave. whisk. wobble. to swing. to sway. to dangle. to rock. to shake. to wave. to wag. to brandish. to waggle. to wobble. to leave in suspense. to make up. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave / to wag sth from side to side. to rock. to swing. to cause to sway / to shake. to nod to put off. to postpone. to brandish. agitate. flail. sway. wag. waggle. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encasement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to box. to crate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) sersem olmak, şaşkınlık gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hallucinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrust. stabbing. sticking into. stab. stud. jab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jab. stud bolt. balancing weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sticking into sth / sb. pin. drift / tap / drop bolt. grub screw. lock pin. drift pin. set pin. pin screw. pintle. stud bolt. stud. swivel. false key. anchor. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bir Aleti} Sapına kadar sokmak, batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şap etmek, öperken dudak veya sille vururken avuç sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jab. spear. spit. stick. thrust. to thrust into. pierce. to stick. to thrust. to plunge into. to dig sth into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick or thrust sth sharp into sth / sb. to thrust. to insert. to stab. to piece. to stick. to spike. to pin. plunge. run through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Şarıl şarıl akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarmak, zarf içine almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envelop. wrap. to wrap up. to envelop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wrap tightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Pis bir kabı İki üç kere yıkamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırmak, hayrette kalıp ne yapacağını kestirememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered or confused. boggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşı bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Savsalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put off doing sth continually. to put sb off with an excuse. to neglect sth / to do sth. neglect. to put on the shelf. temporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geciktirmek, bir işi hep geri bırakıp geçiştirip yapmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şakullemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayıklamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uykuda veya ateşli hastalık sırasında abuk sabuk söylenmek, hezeyan etmek. 2. Bir şeyi çok arzu edip daima onu düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk in one's sleep. to rave. to dream. to be delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in one's sleep or while delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting. salute. salutation. hail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Selâm vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greet. hail. salute. to salute. to greet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to greet. to salute. hail. salaam. welcome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Senkronize algılama, AM istasyonlarındaki kısılma ve parazitleri azaltmak için kullanılan bir demodülasyon yöntemidir. LW, MW ve SW bantlarını en iyi koşullara ayarlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sesli Açıklamalar kör ya da görme engelli kişilerin TV deneyimini geliştiren, filme dair açıklamaların yer aldığı bir ses kaydıdır. İzleyiciler için ekranda olup bitenleri açıklar ve sağır ya da işitme konusunda zorluklar yaşayan kişiler için altyazıların gördüğü işlevi görür. Şu ana kadar, AD özelliği sadece ayrı bir alıcı kutu ya da uydu alıcısı ile kullanılabiliyordu. TV’yi herkes için erişilebilir kılmak için, BRAVIA yelpazesi belirli TV kanalları tarafından yapılan açıklamalı ses kayıt yayınlarına kolayca erişim sağlayan tümleşik AD özelliğine sahip ilk üründür.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to zeroize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initialize. reset. to zero.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alışverişte veya bir işte başlangıç, siftah etmek, başlamak: Daha siftahlamadık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. cover. to insure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insure. to issue the safety of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıkılarak zorla ağlamak. 2. Islık çalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. classification tasnif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification. classifying. cross tabulation. rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınıflara, kısımlara ayırmak, tasnif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distribute. sort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classify. to classify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

localisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clampdown. confinement. limitation. qualification. restraint. restriction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limitation. restriction. circumscription. condition. curb. curbing. delimitation. determination. lid. localization. restraining. restraint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sınır koymak, sınırı belirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bound. restrict. to border. to limit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restrict. to limit. to restrict. to define. to restrain. bind down. bound. circumscribe. confine. contain. curb. delimit. determine. narrow. scant. terminate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putting in order. arrangement. processing. alignment. collocation. course. get-up. placement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordering. grading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ranking. arranging in a row or rows. listing things in order. ordering. classification. arrangement. lineage. ranging. coordination. linking. enumeration. grading. alignment. commutation. sorting. systemizing. serialization. dressing. marshalling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıraya koymak, dizmek: Saksıları yolun üzerinde sıralayacağım. 2. Birbiri ardısıra söylemek, arasını kesmeksizin söylemek: Birtakım küfürler sıralamaya başladı. 3. (çocuk) Kanape ve duvarlara tutunarak yürümeye başlamak: Daha yürümüyor ama sıralıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. arrange. put in order. aline. align. array. collocate. compile. concatenate. juxtapose. marshal. range. string.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enumerate. file. juxtapose. marshal. rank. to arrange in order. to align. to sequence. to enumerate. to begin to walk by holding on to one after another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sort. to arrange or array things in a row or rows. to line things up. to arrange or file things in a certain way. to list in order. to enumerate. to begin to walk. to order. to set in order. to range. to rank. to line. to classify. to coordinate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çift kaset deck’li bir sistemde A ve B sürücülerindeki kasetlerin her iki yüzünün de otomatik ve sıralı olarak çalınmasını sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şarıl şarıl akmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to glaze. silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arkasına almak, sırtına yüklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder. to take on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get fat. to grow fat. fatten. put on. round.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plaster. to coat sth with plaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hafifçe bastırarak el sürmek: Birinin sırtını, kolunu sıvazlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stroke. pat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. caress. pet. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stroke. to caress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piercing pain. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Acı acı ağrımak, derinden ağrı vermek, sancımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ache. smart. sting. bite. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smart. sting. to ache. to smart. to sting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to ache. to hurt. to complain. tingle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atın altında çıkıp aygırın aşamasına engel olan bir çeşit sivilce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Soğuk almak, soğuktan üşüyüp hastalanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to catch cold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Karayolunda öndeki vasıtayı sol tarafından geçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overtake. pass. to cross over to the left side of the road. to overtake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass a vehicle on its left side. to steer to the left. to overtake. overtake on the left.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Bir maden filizini, bir su veya petrol yatağını veya üzerinde yapı yapılacak bir yerin tabaka cinslerini meydana çıkarmak için toprağı bir Aletle deierek yapılan araştırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sondalama fiili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sound. to fathom. to drill a hole in (the ground. to probe. to catheterize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to club.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

questioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisition. interrogation. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogation. cross-examination. to grilling. inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross-question. question. interrogate. examine. query. give a grilling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interrogate. to interrogate. to question. to grill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interrogate. to grill. to cross-examine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstraction. abstracting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to abstract. to consider sth abstractly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Standart Tanımlamalı, ekranda 576 Yatay satırdan oluşmuş TV ve video için kullanılan geleneksel formattır

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stocking. inventory building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoard. to hoard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stockpile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. charge. accusing. blaming. blame. arraignment. censure. complaint. condemnation. crimination. denunciation. excoriation. impeachment. incrimination. inculpation. indictment. plaint. rap. reproach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. implication. indictment. reproach. charge. indictment itham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. accusing. censure. charge. denunciation. impeachment. imputation. incriminating. incrimination. indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suç yüklemek. Osm. ithâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

put in the dock. accuse. charge smb. with smth. charge. blame. put the blame on smb. bring an accusation against smb. arraign. censure. condemn. criminate. excoriate. impeach. impute. incriminate. inculpate. indict. reproach. task. tax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accuse. blame. charge. impeach. incriminate. indict. plead. reprehend. to accuse. to indict. to blame. to charge sb itham etmek. lay the blame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accuse sb. to accuse sb of an offence / crime. to charge sb. to indict sb for sth. accuse. allege. blame. bring about an accusation. bring a charge. complain. criminate. denounce. impeach. incriminate. inculpate. indict. reprehend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a fair cop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plot. spin plots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Toprağa su verme, Ar. iskaa, irvâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watering. irrigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irrigation. watering. quenching. quench. sprinkling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Su vermek, Osm. iskaa, irvâ etmek: Bu mevsimde ağaçları gün aşırı sulamak lâzımdır. 2. (mec. argo): Parayı peşin vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water. sprinkle. irrigate. hydrate. quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

douse. water. to water. to irrigate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to water. to irrigate. to quench. to temper. to harden. sprinkle. flood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning. tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tanning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derileri sepilemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taç giydirmek, Osm. tetvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover with sawdust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok noktalı otomatik odaklama, geniş açıdan makro çekimlere kadar tüm zoom aralığında müthiş net görüntüler elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. integration. finishing. finish. perfection. accomplishment. consummation. follow-through. fulfillment. fulfilment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consummation. perfection. completion. integration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tamam etmek, eksiğini doldurmak. 2. Bitirmek: Artık bugün şu kitabı tamamlayalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complete. serve out. finish. integrate. fulfill. button up. catch up on. clear up. complement. bring to completion. consummate. do. eke out. finalize. fulfil. go through with. implement. perfect. round off. round out. supplement. take up. work off. w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complement. complete. consummate. crown. finish. implement. to complete. to consummate. to complement. to finish. to perfect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to complete. to finish. to make sth complete or whole. accomplish. carry out. complement. consummate. dispose. fulfil. implement. integrate. make. to raise to full number. pack in. perfect. to bring to perfection. round off. satisfy. sew up. to make short

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. gramer) (y. k.). isim veya sıfat takımı terkibi. Belirtili tamlama = —in ekiyle yapılmış tamlama (duvarın sıvası gibi). Belirtisiz tamlama = Tamlayanı eksik olan tamlama (duvar sıvası ) gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun phrase. propositional phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noun phrase. prepositional phrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buffering. cushioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diagnose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition. description. portrayal. portraiture. characterization. specification. explanation. collation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

description. definition. description tarif.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Târif etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define. describe. portray. characterize. be descriptive of. designate. diagnose. illustrate. qualify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer. characterize. define. describe. label. to define. to describe tarif etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

define.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prove.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşakalmak, hayrete düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stopper. to put a stopper on. to fuze. to attach a fuze to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get title to a piece of land. to issue a title deed for a piece of land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tarakla düzeltme, temizleme. 2. Tarakla yapılmış, tarak işi. 3. Zemin boya üzerine tarak şeklinde gölge yaparak işlenen nakışla süslenmiş: Taraklama boyanmıştı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raking. harrowing. combing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bahçe topraklarını tarakla düzeltmek: Şu yolları güzelce taraklamalı. 2. Suyun altını tarakla temizlemek: Limanı birkaç yılda bir taraklamak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutup çekerek hırpalamak, didiklemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tease. to worry. to harass. to torment. to tease out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurma, tasavvur etme, zihinde hazırlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. designing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planning. cogitation. contemplation. laying out. premeditation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurmak, tasavvur etmek, zihinde hazırlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plan. project. design. contrive. propose. purpose. think up. think out. architect. blue-print. calculate. cast about. cast around. contemplate. devise. draft. draught. fix. forecast. incubate. mean. meditate. premeditate. ruminate. scheme. skeletoniz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. conceive. contemplate. design. hatch. intend. map. plan. project. schedule. scheme. to plan. to project. to design. to draft. to sketch out. to intend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

( f. «tasmîm» den ga■at). Niyetlenmek, ölçüp biçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plan. to estimate. to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taşlamak işi. 2. (edebiyat) Hicviye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoning. satire. lampoon. epigram. burlesque. squib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burlesque. lampoon. satire. stoning. grinding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lampoon. satire. stoning. satirizing. removing the stones from of stones. making a critical allusion. burlesque. satirical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendinde olmayan şeyi var gibi görünmek: Yiğitlik taslıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Taşa tutmak, taşla vurmak. 2. Taş atmak, söz atmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make others think one is (sth one is not. to act as if one were (sth one is not. affect. play act. pretend. profess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satirize. stone. to stone. stone to death. to malign. to grind. to satirize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stone. to throw stones at. to satirize. to lampoon. to have. to pave with stones. to get in a dig at. to make a critical allusion about sb. lapidate. pelt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tatlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealing. tempering. heat treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annealing. dampening. bomboozling. tempering. heat treatment. annealing process. cementation. roasting. lighting. humidification. conditioning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tav vermek, lüzumu derecede ısıtmak veya nemlendirmek: Demiri, kâğıdı, tütünü tavlama. 2. (argo) İyilikle aldatarak bir işe ikna etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attemper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temper. to bring to its best condition. to swindle. to anneal. to dampen. to chat up. to try and pick up. to try and get off with. to cajole sb. to coax sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dampen. to anneal. to fatten. to trick. to hoodwink. to bamboozle. to pull the wool over sb's eye. to now. to beguile. to charm. to heat-treat. to fry. to roast. to a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Zayıflayıp tavşan gibi kuru ve yağsız olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). mec. Tazı gibi kuru ve zayıf hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uygun düğmeye bastığınızda TV otomatik olarak kendini ayarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

iteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recursion. repetition. return. repeat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeat. repetition. reprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir başlangıç noktası (A) ile bir bitiş noktası (B) arasında işaretli bölüm tekrarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir daha yapmak, tekrâr etmek: Bu sözü tekrarlamayın; bu tâbiri çok tekrarlamışsınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repeat. reiterate. say over. duplicate. go over. ingeminate. iterate. play back. re-enact. rebroadcast. recap. recapitulate. recur. rehearse. relapse. renew. replicate. retell. return. say.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirm. echo. reiterate. renew. repeat. rerun. retrace. to repeat. to reiterate yinelemek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to repeat. to do sth again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Margin Call)

Vadeli işlemler piyasasında alınan pozisyonlar için yatırılmış bulunan teminatın sürdürme teminatı düzeyine gerilemesi vya daha altına düşmesi durumunda, yatırımcının teminatını başlangıç teminatı seviyesine çıkarması için borsa tarafından yapılan çağrıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to terrace (a slope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokunacak bez vesaireyi tezgâha koymak. 2. mec. Hazırlamak, hazırlığa girişmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (yara) Keskin bir ağrı ile ağrımak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plug. to stopple. to close sth up with a plug or stopper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by